Yetiskin Psikolojisinin Temel Sorunlari |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Yetiskin Psikolojisinin Temel SorunlariYetiskin Psikolojisinin Temel Sorunlari Ilerde ayrintili olarak açiklanacagi gibi, yetiskin psikolojisinin ele aldigi iki temel sorun vardir Bunlardan biri kisiligin zaman içinde degisip degismedigi sorunu, digeri de zekanin yasla birlikte azalip azalmadigi sorunudur a Kisilik sorunu Insanlar ergenlikten yetiskinlige geçerken ergen ve yetiskin benlikleri arasinda kesin bir süreksizlik yasamazlar genellikle Bununla birlikte benlik-kavrami (self-concept) bazi degisimler gösterebilir (benlik-kavrami, benlige iliskin algilarin örgütlenmis, bütünlesmis, tutarli örüntüsü olarak tanimlanir) Çünkü benlik kavrami içinde benlige iliskin simdiki görüsler bulundugu gibi, gelecege iliskin olasi degerlendirmeler de vardir Bu olasi benlikler önemlidir, çünkü bunlar bir kisinin yapacagi ve yapmayacagi eylemleri etkileyerek simdiki davranisa yol gösterirler Öte yandan, kisinin fiziksel görünümü, yetenekleri, rolleri benlik-kavramiyla yakindan iliskilidir ve bunlar da genç yetiskinlik sirasinda kisilikte hem süreklilik hem de degisim oldugunu göstermektedir Baska bir deyisle, kisiligin zaman içinde hem degisen hem de sabit kalan yönleri vardir Kisiligin sürekliligi sorunu asil orta yetiskinlik dönemi açisindan tartisilmaktadir Orta yetiskinlik dönemine ulasan bir birey kisiliginin ergenlikten beri önemli ölçüde degistigini düsünür; buna karsilik kisilik orta yillar boyunca oldukça sabit kaliyor görünmektedir Arastirmalar deneklerin ayni kisilik testine 20 yasinda ve 45 yasinda aslinda ayni yanitlari verdigini, görünürdeki farkliligin bireyin gençlikteki benligine orta yaslardaki bakisinda ortaya çiktigini göstermektedir Kisilikleri yillar boyunca görece ayni kaldigi halde insanlar kendilerini degismis olarak algilamaktadirlar Buradaki temel sorun degisimin olasi olup olmadigi degil, ne kadar oldugu ve önceden kestirilip kestirilemeyecegi sorunudur Arastirmalar kisiligin bellibasli yönlerinin yetiskinlik dönemi boyunca genellikle sabit kaldigini ortaya koymaktadir Örnegin, içtepisel ergenler içtepisel yetiskinler olmakta, utangaç ergenler yine utangaç yetiskinler olarak kalmaktadir Bu konuda boylamsal arastirmalarin kesitsel arastirmalardan daha güvenilir sonuçlar verdigi de bilinmektedir Kisiligin en az sabit göründügü dönem, bireylerin meslek rollerine ve evlilige girdigi genç yetiskinlige geçis dönemidir; bu geçis tamamlandiktan sonra kisilik yine kararlilik kazanmaktadir Bazi kisiler kisilik degisimleri gösterseler bile bunlarin genellikle beklenmedik (esin erken ölümü gibi) yasantilarla baglantili oldugu anlasilmaktadir Su halde, kisinin yasami köklü bir biçimde degismedikçe kisiligi de görece sabit kalmaktadir Bu durumda orta yas bunalimi yasantisi nasil açiklanacaktir? Bilindigi gibi, orta yas bunalimi kavrami, orta yasin gelisim görevleri bir kisinin içsel kaynaklarini ve toplumsal desteklerini asma tehdidini yarattiginda ortaya çikan fiziksel ve psikolojik rahatsizlik durumunu dile getirir Levinson'un ve Gould'un yetiskinlik kuramlarinda bu durumun orta yas geçisine eslik ettigi kabul edilmektedir Ayrica popüler yayinlar da böyle bir bunalimi yasamin kaçinilmaz bir yönü olarak sunmaktadirlar Oysa boylamsal arastirmalarin çogu genel bir orta yas bunaliminin varligini saptayabilmis degildir Ne orta yillarda ne de baska bir dönemde böyle bir duygusal karisiklik zorunlu olarak yasanmaktadir Bazi kisilerin kirkli yaslarinda yasadigi bunalimlar insanlarin otuzlarinda ya da altmislarinda yasadigi çalkantilardan daha fazla olasi degildir Üstelik orta yaslarin yasamin en doyumlu dönemi oldugunu kabul eden arastirmacilar da vardir Ilerde görecegimiz gibi, birtakim gelisimsel olaylar (evlenme, menopoza girme, emekli olma, vb ) benlik-kavraminda ve kimlikte degisimler yaratabilir, ama bunlar beklenen zamanlarda geldiginde bunalima yol açmazlar; ayrica beklenmeyen degisimler bile her zaman kötü degildir Bilindigi gibi, yasamdaki degisimlerle basetme yollarimiz benligimizi nasil algiladigimizi da etkilemektedir Yetiskinlerin çogu benlikleri hakkinda orta yaslarin sonlarinda yetiskinligin baslarinda oldugundan daha iyi duygulara sahiptir Arastirmalara göre yasamdan en az doyum alan kisiler genç yetiskinler, en doyumlu kisiler de elli yasini geçmis yetiskinlerdir Doyumdaki bu artisin kismen benlik denetimindeki artisin sonucu oldugu düsünülmektedir Insanlar orta yaslarda ilerledikçe sorularla basetmede ergenliktekinden ve genç yetiskinliktekinden daha olgun yollar kullanmakta, daha gerçekçi olmaktadirlar Ileri yaslardaki duruma gelince, yetiskinlik kuramlari yaslanmanin kisilik üzerindeki etkisinin cinsler açisindan farklilik gösterdigini öne sürmektedirler Benlik-kavramindaki cinsiyet farkliliklari yetiskinligin ileri yillarina dogru ilerledikçe azalmaktadir Buna göre, erkekler ve kadinlar ergenligin sonlarinda ve yetiskinligin baslarinda tamamen farklidirlar, buna karsilik ileri yillarda birbirlerine benzer olurlar Yasli erkekler kendilerini eskisinden daha az egemen ve daha fazla isbirligine yatkin görürler; yasli kadinlar ise kendilerini gençliklerindekinden daha az boyun egici ve daha fazla atilgan, otoriter ve yetenekli bulurlar Bu degisimin olasi nedenleri ilgili bölümlerde tartisilmaktadir Öte yandan, benlik-kavraminda ve benlik saygisinda sorunlar yasandiginda yasli erkeklerin ve kadinlarin tepkisi farkli olmaktadir Örnegin, yasli erkekler kadinlardan daha fazla alkole yönelmekte, yasli kadinlar da erkeklerden daha fazla depresyona girmektedir Stres, özellikle denetim duygusu asindigi ya da toplumsal destek yitirildigi zaman yikici olmaktadir b Zeka sorunu Kisilikte oldugu gibi zeka alaninda da degisim sorununu bakis açisina göre yorumlamak olanaklidir Zekaya testlerdeki basari açisindan bakildiginda yasla birlikte düzenli bir düsüs görülür, buna karsilik deneyim bu tabloyu tersine çevirmektedir Ileri yaslardaki birçok yetiskinin üretici etkinligi nicelik açisindan azalmakta, ama nitelik açisindan sabit kalmaktadir Bilindigi gibi, psikometrik ölçümlerdeki puanlar yasla birlikte azalma egilimi göstermekte, buna karsilik yetiskinlerin edimi (performans) yüksek düzeyde kalabilmektedir Su halde, yalnizca ZB puaninin ölçülmesi yetiskin zekasinin belirlenmesinde yeterli bir yol degildir Zekanin çesitli görünümleri farkli yönlerde degistigine göre, ayni bir ZB puaninin farkli yaslarda farkli anlamlara gelecegi söylenebilir Kesitsel arastirmalar, birçok yetenegin orta yaslarin baslarinda en üst noktaya çiktigini, sonra ellilerin sonlarina ya da altmislarin baslarina kadar süren bir platonun geldigini, bunu yetmislerden sonra hizlanan asamali bir düsüsün izledigini göstermektedir Ancak zekanin bütün yönlerinin ayni biçimde yaslanmadigi puanlarin incelenmesinden ortaya çikmaktadir Örnegin, birikimli zeka'yi ölçen sözel ölçeklerin puanlari altmisli yaslarin ortalarina kadar artmayi sürdürmektedir Buna karsilik akici zeka puanlari orta yetiskinlikte sabit kalmakta, ama yasamin geri kalan yillarinda düsüs göstermektedir Klasik yaslanma örüntüsü adi verilen bu örüntünün evrensel oldugu kabul edilmektedir; yani bu örüntü cinsiyet, sosyoekonomik düzey, toplumsal sinif, etnik köken farki tanimaksizin geçerli görünmektedir Öte yandan, boylamsal arastirmalar zeka bölümü puanlarindaki bölük farkliklarini ve bireysel farkliliklari göstermektedir Hem zekanin farkli yönlerindeki degisimler, hem de farkli arastirma türlerinin ortaya koydugu farkli bulgular ilgili bölümlerde ele alinmaktadir Burada ele alacagimiz son bir olgu sonul düsüs kavramiyla ilgilidir Bu kavram saglik ile zeka bölümü arasindaki baglantiya dayanmakta ve ZB puanlarinda ölümden hemen önce ortaya çikan önemli düsüsü dile getirmektedir Buradaki düsüs yasa degil, ölümlülüge baglidir ve açik bir biçimde bedensel bozulmanin ya da hasarin sonucudur Bazi boylamsal arastirmalara göre bu keskin düsüs ölümden önceki bes yil süresince ortaya çikmaktadir, bazilarina göre de yasamin son on ayi ile sinirlidir (Hoffman ve ark , 1994)![]() |
|
|
|