ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Psikoloji / Sosyoloji / Felsefe (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=595)
-   -   Yetiskin Psikolojisinin Temel Sorunlari (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=726801)

Prof. Dr. Sinsi 09-06-2012 05:11 PM

Yetiskin Psikolojisinin Temel Sorunlari
 

Yetiskin Psikolojisinin Temel Sorunlari

Ilerde ayrintili olarak açiklanacagi gibi, yetiskin psikolojisinin
ele aldigi iki temel sorun vardir. Bunlardan biri kisiligin zaman içinde
degisip degismedigi sorunu, digeri de zekanin yasla birlikte azalip
azalmadigi sorunudur.
a. Kisilik sorunu. Insanlar ergenlikten yetiskinlige geçerken ergen
ve yetiskin benlikleri arasinda kesin bir süreksizlik yasamazlar
genellikle. Bununla birlikte benlik-kavrami (self-concept) bazi degisimler
gösterebilir (benlik-kavrami, benlige iliskin algilarin örgütlenmis,
bütünlesmis, tutarli örüntüsü olarak tanimlanir). Çünkü benlik
kavrami içinde benlige iliskin simdiki görüsler bulundugu gibi, gelecege
iliskin olasi degerlendirmeler de vardir. Bu olasi benlikler
önemlidir, çünkü bunlar bir kisinin yapacagi ve yapmayacagi eylemleri
etkileyerek simdiki davranisa yol gösterirler. Öte yandan, kisinin fiziksel
görünümü, yetenekleri, rolleri benlik-kavramiyla yakindan iliskilidir
ve bunlar da genç yetiskinlik sirasinda kisilikte hem süreklilik
hem de degisim oldugunu göstermektedir. Baska bir deyisle, kisiligin
zaman içinde hem degisen hem de sabit kalan yönleri vardir.
Kisiligin sürekliligi sorunu asil orta yetiskinlik dönemi açisindan
tartisilmaktadir. Orta yetiskinlik dönemine ulasan bir birey kisiliginin
ergenlikten beri önemli ölçüde degistigini düsünür; buna karsilik kisilik
orta yillar boyunca oldukça sabit kaliyor görünmektedir. Arastirmalar
deneklerin ayni kisilik testine 20 yasinda ve 45 yasinda aslinda
ayni yanitlari verdigini, görünürdeki farkliligin bireyin gençlikteki

benligine orta yaslardaki bakisinda ortaya çiktigini göstermektedir.
Kisilikleri yillar boyunca görece ayni kaldigi halde insanlar kendilerini
degismis olarak algilamaktadirlar. Buradaki temel sorun degisimin
olasi olup olmadigi degil, ne kadar oldugu ve önceden kestirilip
kestirilemeyecegi sorunudur. Arastirmalar kisiligin bellibasli yönlerinin
yetiskinlik dönemi boyunca genellikle sabit kaldigini ortaya koymaktadir.
Örnegin, içtepisel ergenler içtepisel yetiskinler olmakta, utangaç
ergenler yine utangaç yetiskinler olarak kalmaktadir. Bu konuda boylamsal
arastirmalarin kesitsel arastirmalardan daha güvenilir sonuçlar
verdigi de bilinmektedir. Kisiligin en az sabit göründügü dönem, bireylerin
meslek rollerine ve evlilige girdigi genç yetiskinlige geçis
dönemidir; bu geçis tamamlandiktan sonra kisilik yine kararlilik
kazanmaktadir. Bazi kisiler kisilik degisimleri gösterseler bile bunlarin
genellikle beklenmedik (esin erken ölümü gibi) yasantilarla baglantili
oldugu anlasilmaktadir. Su halde, kisinin yasami köklü bir biçimde
degismedikçe kisiligi de görece sabit kalmaktadir.
Bu durumda orta yas bunalimi yasantisi nasil açiklanacaktir? Bilindigi
gibi, orta yas bunalimi kavrami, orta yasin gelisim görevleri
bir kisinin içsel kaynaklarini ve toplumsal desteklerini asma tehdidini
yarattiginda ortaya çikan fiziksel ve psikolojik rahatsizlik durumunu
dile getirir. Levinson'un ve Gould'un yetiskinlik kuramlarinda bu durumun
orta yas geçisine eslik ettigi kabul edilmektedir. Ayrica popüler
yayinlar da böyle bir bunalimi yasamin kaçinilmaz bir yönü olarak
sunmaktadirlar. Oysa boylamsal arastirmalarin çogu genel bir orta yas

bunaliminin varligini saptayabilmis degildir. Ne orta yillarda ne de
baska bir dönemde böyle bir duygusal karisiklik zorunlu olarak yasanmaktadir.
Bazi kisilerin kirkli yaslarinda yasadigi bunalimlar insanlarin
otuzlarinda ya da altmislarinda yasadigi çalkantilardan daha fazla
olasi degildir. Üstelik orta yaslarin yasamin en doyumlu dönemi oldugunu
kabul eden arastirmacilar da vardir. Ilerde görecegimiz gibi, birtakim
gelisimsel olaylar (evlenme, menopoza girme, emekli olma,
vb.) benlik-kavraminda ve kimlikte degisimler yaratabilir, ama bunlar
beklenen zamanlarda geldiginde bunalima yol açmazlar; ayrica beklenmeyen
degisimler bile her zaman kötü degildir.
Bilindigi gibi, yasamdaki degisimlerle basetme yollarimiz benligimizi
nasil algiladigimizi da etkilemektedir. Yetiskinlerin çogu benlikleri
hakkinda orta yaslarin sonlarinda yetiskinligin baslarinda oldugundan
daha iyi duygulara sahiptir. Arastirmalara göre yasamdan en
az doyum alan kisiler genç yetiskinler, en doyumlu kisiler de elli yasini
geçmis yetiskinlerdir. Doyumdaki bu artisin kismen benlik denetimindeki
artisin sonucu oldugu düsünülmektedir. Insanlar orta yaslarda
ilerledikçe sorularla basetmede ergenliktekinden ve genç yetiskinliktekinden
daha olgun yollar kullanmakta, daha gerçekçi olmaktadirlar.
Ileri yaslardaki duruma gelince, yetiskinlik kuramlari yaslanmanin
kisilik üzerindeki etkisinin cinsler açisindan farklilik gösterdigini
öne sürmektedirler. Benlik-kavramindaki cinsiyet farkliliklari yetiskinligin
ileri yillarina dogru ilerledikçe azalmaktadir. Buna göre, erkekler
ve kadinlar ergenligin sonlarinda ve yetiskinligin baslarinda tamamen

farklidirlar, buna karsilik ileri yillarda birbirlerine benzer olurlar.
Yasli erkekler kendilerini eskisinden daha az egemen ve daha
fazla isbirligine yatkin görürler; yasli kadinlar ise kendilerini
gençliklerindekinden daha az boyun egici ve daha fazla atilgan, otoriter ve
yetenekli bulurlar. Bu degisimin olasi nedenleri ilgili bölümlerde
tartisilmaktadir. Öte yandan, benlik-kavraminda ve benlik saygisinda
sorunlar yasandiginda yasli erkeklerin ve kadinlarin tepkisi farkli
olmaktadir. Örnegin, yasli erkekler kadinlardan daha fazla alkole yönelmekte,
yasli kadinlar da erkeklerden daha fazla depresyona girmektedir.
Stres, özellikle denetim duygusu asindigi ya da toplumsal destek
yitirildigi zaman yikici olmaktadir.
b. Zeka sorunu. Kisilikte oldugu gibi zeka alaninda da degisim
sorununu bakis açisina göre yorumlamak olanaklidir. Zekaya testlerdeki
basari açisindan bakildiginda yasla birlikte düzenli bir düsüs
görülür, buna karsilik deneyim bu tabloyu tersine çevirmektedir. Ileri
yaslardaki birçok yetiskinin üretici etkinligi nicelik açisindan azalmakta,
ama nitelik açisindan sabit kalmaktadir.
Bilindigi gibi, psikometrik ölçümlerdeki puanlar yasla birlikte
azalma egilimi göstermekte, buna karsilik yetiskinlerin edimi (performans)
yüksek düzeyde kalabilmektedir. Su halde, yalnizca ZB puaninin
ölçülmesi yetiskin zekasinin belirlenmesinde yeterli bir yol degildir.
Zekanin çesitli görünümleri farkli yönlerde degistigine göre,
ayni bir ZB puaninin farkli yaslarda farkli anlamlara gelecegi söylenebilir.

Kesitsel arastirmalar, birçok yetenegin orta yaslarin baslarinda
en üst noktaya çiktigini, sonra ellilerin sonlarina ya da altmislarin
baslarina kadar süren bir platonun geldigini, bunu yetmislerden sonra
hizlanan asamali bir düsüsün izledigini göstermektedir. Ancak zekanin
bütün yönlerinin ayni biçimde yaslanmadigi puanlarin incelenmesinden
ortaya çikmaktadir. Örnegin, birikimli zeka'yi ölçen sözel
ölçeklerin puanlari altmisli yaslarin ortalarina kadar artmayi sürdürmektedir.
Buna karsilik akici zeka puanlari orta yetiskinlikte sabit kalmakta,
ama yasamin geri kalan yillarinda düsüs göstermektedir. Klasik
yaslanma örüntüsü adi verilen bu örüntünün evrensel oldugu kabul
edilmektedir; yani bu örüntü cinsiyet, sosyoekonomik düzey, toplumsal
sinif, etnik köken farki tanimaksizin geçerli görünmektedir. Öte
yandan, boylamsal arastirmalar zeka bölümü puanlarindaki bölük
farkliklarini ve bireysel farkliliklari göstermektedir. Hem zekanin
farkli yönlerindeki degisimler, hem de farkli arastirma türlerinin ortaya
koydugu farkli bulgular ilgili bölümlerde ele alinmaktadir. Burada
ele alacagimiz son bir olgu sonul düsüs kavramiyla ilgilidir. Bu
kavram saglik ile zeka bölümü arasindaki baglantiya dayanmakta ve
ZB puanlarinda ölümden hemen önce ortaya çikan önemli düsüsü dile
getirmektedir. Buradaki düsüs yasa degil, ölümlülüge baglidir ve açik
bir biçimde bedensel bozulmanin ya da hasarin sonucudur. Bazi boylamsal
arastirmalara göre bu keskin düsüs ölümden önceki bes yil süresince
ortaya çikmaktadir, bazilarina göre de yasamin son on ayi ile
sinirlidir (Hoffman ve ark., 1994).


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.