10-24-2012
|
#1
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Antakya’Yı Anlatıyorum
Antakya’yı Anlatıyorum
Antakya’yı Anlatıyorum
Antakya’yı Anlatıyorum
Bak şehir nasıl uzanıyor aşağıda Şurada Senpiyer Şurada Habibinneccar Kıvrıla kıvrıla akan Asi Çam ormanlarının kokusu ve hiç dinmeyen çılgın rüzgar Dağlara doğru uzanan üstü üstüne evler, üstü üstüne evler Merdiven gibi Basamak basamak Her millletin kaynaştığı şehir Her dinin yaşadığı şehir Dikkatle bak Tarih yatan topraklarda geziniyorsun Burası peygamberler şehri Dar sokakların içine dalıp çıkmazlarında kaybolabilir, çıkışa hiç varamayabilirsin Döngüsünde hayatın, döngüsünde zamanın  bir döngü olduğunun farkına varıp kayalarına yamacın işleyeceksin tahtına kurularak kalenin Aşağıda süzülecek şehir Sen süzüleceksin bulut olup
Derler ki  Antakya, zamanında halkının ettiği zulümlerden dolayı kıyametten kırk yıl önce batacak Sordum ‘doğru mu’  ‘Yok ya safsata bunlar’ dediler Habibinneccar –onun öyküsünü anlatacağım elbet birgün- öldürüldükten sonra ters-yüz olmuş şehir Yeniden kurmuşlar antakya’yı Yani ne şehirler var şehir içinde Dağa atılan her kazmada bir mezar çıkarmış ortaya Çıkarmış ortaya, çıkarmış ortaya
Ne kadar farklı gelir bana bu şehir Sanki ayrı bir ülke Ne bileyim eski zamanlardan kalma evlerin duruşu Avlulara açılan odalar Odalara açılan başka başka dünyalar Mor salkımlar, sardunyalar, fesleğenler, hambalisler, küstümçiçekleri  taş döşeli ara yollar Ara yolların orta yerinden akan sular  gözü sürmeli yetmişlik kadınlar, saç örgüleri örtülerinin altından sarkan genç kızlar  Ben bu şehirde bir hoş olur, hoş bakışlar altında gözlerim yazgıları Dar alanda kopan fırtınaların, deli rüzgarına şehrin, karışıp yittiğine inanırım
Bak alem gezmede Bir kalabalık, bir kalabalık Mahşerî günlerden, öyle sıradan günlerden bir gün işte Hep böyle dolar dolar taşar sokaklar, evler, parklar, caddeler Her evden bir degil çok çocuk feryadı yükselir Biri seslenir: Yee Atra! Bir diğeri: Yee Fadile! Dinlerken hoşlaşır içiniz Kaldırımda uyuyakalan çıplak çocuk kaçıncı rüyasında gezinmededir bilemezsiniz Öyle iç içe hayatlardan işte öyle uzaksınızdır Bakmak şansını elde etmiş olmanız bile bir lütuftur aslında
Sen uzun uzun seyret Sen uzun uzun seyret Dünya seyirlik Şûh edasında gizlenen bin garip öykü açılıp saçılsın Ölüm tadında korku, bir de koku yayılsın cümle memlekete
Emeği geçenlere teşekkürler Güzel Bir makale Paylaşmak istedim
|
|
|