Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Biyografiler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
bilgi, hakkında, hatun, teodora

Teodora Hatun Hakkında Bilgi

Eski 10-21-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Teodora Hatun Hakkında Bilgi




Teodora Hatun hakkında bilgi

Tarihçi Necdet Sakaoğlu’na, “Ecdadımız kadın düşkünü müydü?” diye soruyorum Önce, “Adamlar cihanı yöneten padişahlar, niye olmasınlar?” diyor Ardından da tarihsel gerçekleri sıralıyor bir bir: “Öncelikle soylarının yürümesi gerek II Mahmut tahta geçmiş, pek çok kadından tam 35 çocuğu olmuş Ama sadece üçü hayatta kalmış, diğerleri hastalıktan ölmüş Düşünün onun üzerindeki tarihi sorumluluğu!” Anlayacağınız bugünden bakıp kadın düşkünlüğü diye yaftalanan, aslında soyun devamı için bir mecburiyet!

İnanılır gibi değil, ama senarist Meral Okay dizinin derinliğini savunabiliyor hâlâ “Çok araştırma yaptık, 3 bin sayfalık belge taradık” diyor İki bölümünü izledik dizinin, henüz tarihsel sığlık alabildiğine, yanlışları boşverdik zaten Sonuçta Osmanlı’nın en haşmetli padişahına ve en görkemli dönemine, kostümlerden biraz daha fazla özen gösterilebilirdi, değil mi?

Meral Okay çok şanslı! Çünkü kimse diziyi tartışmıyor aslında Tartışılan padişahlarımızın kadın ve içki müptelalası olup olmadığı? Aslına bakarsanız, dizide öyle bir müptelalık yok, tarihsel yetersizlik tipik aşk hikayesiyle yamanmış, mesele bundan ibaret Yine de iyi, en azından böylece Osmanlı’yı tartışıp, bilmediğimiz bir şeyleri öğreniriyoruz Ama sadece bu diziden Osmanlı’yı öğrenmek durumunda kalanların vay haline!



İşte bu tartışmaların göbeğinde gerçekten belge okumuş, dirsek çürütüp tam da Osmanlı sultanları ve saray hayatı üzerine pek çok araştırmaya imza atmış tarihçi Necdet Sakaoğlu’nu aradım utana sıkıla Zira “Muhteşem Süleyman dizisi üzerine konuşabilir miyiz?” diye sormaktan hicap duyacaktım, bu onun emeğine ayıp olurdu Elbette arayan tek gazeteci ben olmadığımdan, daha telefonu açar açmaz, “Dizi üzerine konuşacaksak, hiç konuşmayalım” dedi “Hocam, diziden değil ecdadımızın gerçek tarihinden konuşmak için arıyorum” dedim Bu şartla söyleşiyi kabul etti Dolayısıyla “Muhteşem Yüzyıl” dizisi sebebiyle Necdet Saraçoğlu ile bu söyleşiyi yaptık, ama diziden tek bir kelime bile etmeden

Bu kitaplara dikkat!

Konu 600 yıllık koskoca bir imparatorluk tarihi olunca, söyleşi de uzadı gitti Akademisyen değil Sakaoğlu, ama objektifliği tescillenmiş, yabancı araştırmalarda hep onun eserlerine referanslar var Hatta üniversitelerde, onun kitapları diğer akademik unvanlı hocaların kitaplarına tercih ediliyor ve ders olarak okutuluyor NTV’nin tarih danışmanlığını yapan ve aslında tarih öğretmeni olan Sakaoğlu’nun 30’dan fazla kitabı var ve herkes hemfikir ki, tek bir kitabıyla bile 40 kere profesör olurdu! Ama o, farklı bir ekolün temsilcisi; “Benim çalışmalarımın daha mükkemmelini yapmıştır” dediği Çağatay Uluçay’ın, Orhan Şaik Gökyay, Hikmet Duran ve Reşat Ekrem Koçu’ların ekolünden

O kariyer yapmak yerine, araştırmayı, yazmayı tercih etmiş “Divriği’de Ev Mimarisi” ve “Türk Anadolu’da Mengücekoğulları” gibi iki araştırması var ki, tarihçiler “Ondan başkası bu çalışmaları yapamazdı” diyor Necdet Sakaoğlu kendinden bahsedilmesinden pek hoşlanmıyor Bu yüzden devamını getirmiyorum Sadece önereceğim üç kitabı var, en azından bu diziyi izleyenlere; “Bu Mülkün Sultanları: 36 Osmanlı Padişahı” ile “Bu Mülkün Kadın Sultanları: Valide Sultanlar, Hatunlar, Hasekiler, Kadınefendiler, Sultanefendiler” ve “Tarihi Mekanları, Kitabeleri, Anıları ile Saray-ı Hümayun Topkapı Sarayı” Diziyi izleyenler bir yana, senaristler de okursa hiç fena olmaz! Zira toplasanız 3 bin sayfa bile etmiyor!

* Osmanlı’da harem geleneği nasıl başlamış hocam?

Bir kere şunu bilelim; Osmanlı Devleti’nin kurucusu ve Osmanoğulları’nın atası Osman Bey’in haremi ile Tanzimat-ı Hayriye dönemini başlatan Abdülmecit’in haremi arasında hiçbir ilgi yok Benzerlik de yok Dolayısıyla en doğrusu Osmanlı haremini padişahlara göre anlatmak ve değerlendirmek Çünkü harem mütemadiyen her padişahta değişiyor

* Nasıl?

Bursa Sarayı’nda ömür geçiren padişahların daha mütevazı, daha yalın bir hayatları olduğu muhakkak Ama o sarayın yapısı, biçimi hakkında bize ulaşan pek bir bilgi yok Kaç odalıydı, nasıldı, padişahlar orada nasıl yatar kalkardı bilmiyoruz Yalnız oradaki adetlerin tamamen eski Türkmen adetlerinden, yani çadır yaşantısından yerleşik yaşantıya geçişin birtakım izlerini taşıdığı açık

* O dönem ne kadar sürüyor?

1370’lere kadar Yani İznik’i, Bilecik’i, Yenişehir’i de katarsak, 1280’lerden 1370’lere kadar 100 yıla yakın olan bu süreçte Ertuğrul Bey, Osman Bey, Orhan Bey, Murat Hüdavendigâr, Yıldırım Bayezit hepsi Bursa ve çevresindeki kasabalarda yerleşmiş ve yalın yaşamışlar Onların hemen hepsinin eşleri de ya soylu kadınlar ya da şeyh kızları Mesela Osman Gazi’nin karısı Şeyh Edebali’nin kızıymış Osman Gazi’nin oğlu Orhan Gazi evvela bir tekfurun, yani Bizans soylusunun kızını almış Kütahya yolu üzerindeki Yarhisar tekfurunun esir edilen kızını Sonra onunla da yetinmemiş Bizans İmparatoru Kantakuzen’in kızı Theodara’yı almış

* Orhan Gazi’nin soylu Rum kızlarıyla evlenişinin sebebi ne peki?

Gerçi Türk asıllı bir hatundan da söz ediliyor Ama Orhan Gazi’nin soyu, oğlu Murat Hüdavendigâr’dan sürmüştür ki, onun annesi de Rum hatunlarının ilki olan Nilüfer, yani Holophira’dır Nilüfer Hatun, cariye konumunda padişah eşlerinin de ilkidir Oğuz soylu Ertuğrul oğlu Osman’ın kucağına, ana tarafından Rum kanı taşıyan ilk torunları da Nilüfer Hatun koymuştur Torunların büyüğü Rumeli Fatihi Gazi Süleyman Paşa’dır, küçüğü ise Murad Hüdavendigâr’dır Nilüfer, Orhan Bey’in başhatunudur Faslı gezgin İbn Battuta’nın, İznik’te katına çıkıp görüştüğü ve başhatun olarak tanıttığı Beylun da olasılıkla Nilüfer Hatun’dur Çünkü dediğim gibi Rum soylusu Nilüfer’in asıl adı, Holophira (Holifera) idi Nilüfer bu adın Türkçeleştirilmişidir Orhan Gazi’nin, Nilüfer, Asporça ve Theodora; kimlikleri bilinmeyen Beylun Hatun, Maria, ikinci bir Theodora, Efdandise adlı eşlerinden söz ediliyor Uzun yaşamında, en az dört Rum hatun aldığı, büyük oğlu Gazi Süleyman’ı ve küçük oğlu Halil’i de soylu Rum kızlarla evlendirdiği; kendisinin ve oğullarının evliliklerindeki siyasal gerekçeler nedeniyle bu eşlerin Müslüman olmaya zorlanmadığı; Bizans topraklarının işgalinde bu evliliklerden yararlanıldığı; Osmanlı hareminin ilk yapılanışında da Bizans geleneklerinin etkili olduğu yadsınamaz

Osmanlı sultanları eşlerinin dinine asla karışmıyor

* Gerçekten de Orhan Bey dinlerini değiştirmemiş mi evlendiği kadınların?

İki imparator kızı, bir tekfur kızıyla evlilik yapmış Üçü de soylu Ama bu 3’ünün de dinlerini değiştirdiğini zannetmiyorum Zaten Müslüman adları da yok Bir tek Holophira’ya Nilüfer denilmiş Theodora ve Asporça aynı kalmış Bunlardan çocukları da var Fakat onların din değiştirdiğine dair bir bilgimiz yok

* Peki Osman Gazi tek eşli mi?

Osman Bey’in kaç eşi vardı, bir mi, iki mi bilmiyoruz Annesi Hayma Hatun hakkında bilgi vermeyen kaynaklarda Osman Bey’in eşlerine ilişkin bilgiler de net değil Tarihçilerimizin Osman Bey için yazdıkları yaşam öykülerinin ortak kurgusu şudur; Oğuz soylu Osmancık’a, Hacı Bektaş Veli, külah, tac ve hırka giydirir; Selçuklu Sultanı bayrak ve tabıl gönderir; Ahî şeyhi Edebali kızının verir! Uzağı gören bilge tarihçilerimiz, büyük bir hanedanın doğuşunu ve ona ata olacak uğurlu gaziyi, dört dörtlük bir meşruiyete ve saygınlığa oturtmuşlardır

* Yani bir tek Edebali’nin kızı Mal Hatun’u biliyoruz?

Evet Ama onun dışında Ömer Bey’in kızını almış gibi bir durum var Tam belli değil Orhan Bey’in ise zaten 3 hanımı var



Alıntı Yaparak Cevapla

Teodora Hatun Hakkında Bilgi

Eski 10-21-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Teodora Hatun Hakkında Bilgi




* Ama onun dışında bir haremi, cariyeleri yok?
Hayır Öyle bir bilgimiz yok

* Peki hocam bu üç eşlilik Müslümanlığa bağlanabilir mi?
Hayır Tamamen siyasi ilişkiler gerektirdiği için bu evlilikler yapılmış Kantakuzen Bizans tahtını elde etmek için Orhan Gazi’den destek almaya çalışmış, buna karşılık da kızını ona vermiş Böyle bir siyasi ilişki söz konusu Murat Hüdavendigâr’ın da, Yıldırım Bayezit’in de hem Anadolu Türkmen beylerinden aldıkları soylu kızlar var hanımları arasında, hem Sırp prenslerinden, Bulgar krallarından aldıkları var Bu da onlara miras yoluyla birtakım toprakları daha sınırlarına katma imkanı sağlıyor Örneğin Yıldırım Bayezit, Germiyan Beyi Yakup Bey’in kızını alıyor Bunun karşılığında ise ona kızın çeyizi olarak Simav, Tavşanlı ve Kütahya veriliyor Yani bu bir nevi savaş yapmadan akrabalık ilişkileri kurarak toprakları, sınırları genişletme politikası

* Osmanlı İmparatorluğu öncesinde, Selçuklu hükümdarları zamanında da bu var değil mi?
Tabii Selçuklu hükümdarı Alaaddin Keykubat, Trabzon İmparatoru’nun kızını alıyor oğluna Yani bu gelenek öteden beri gelen bir gelenek

* Peki cariye geleneği hangi padişahla başlıyor?
Yıldırım Bayezit’in cariyeleri olduğunu biliyoruz Demek ki en geç Yıldırım döneminde başlamış bu gelenek Çünkü Timur’la savaşırken esir düşünce sarayı da zaptediliyor, orada ne kadar hatun, cariye varsa esir ediliyor Oradan öğreniyoruz ki Yıldırım’ın cariyeleri varmış Yıldırım’dan sonra, oğlu Çelebi Mehmet’in, sonra II Murad’ın ve ondan da sonra Fatih Sultan Mehmet’in, hepsinin hem soylu kadınlardan eşleri var, hem de cariyelerden Mesela II Murad’ın eşlerinden birisi Mara Hatun, Sırp Kralı Brankoviç’in kızı Ama o da onun dinine ilişmemiş Mara Hatun ölünceye kadar Sultan Murat’tan sonra çok yaşamış, hatta üvey oğlu Fatih’ten de sonra ölmüş Ve biliniyor ki bir Sırp milliyetçisi ve aynı zamanda tutucu bir Hristiyan Kocası II Murad’ın yanında da, üvey oğlu Fatih’in yanında kaldığı zamanlarda da kendi dininin icaplarını yerine getirmiş

* Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz hocam?
Çünkü Osmanlı’da dini zorlama diye bir şey yok

* Halka var mı?
Kimseye yok Bir Müslüman bir Hristiyan’ı eş olarak alır, koşul şudur; karısı Müslüman olmayabilir ama ondan doğan çocuğunu Müslüman adetleri ve İslam dini ile yetiştirmek zorundadır Anne Hristiyan, Yahudi, Ermeni olabilir, fark etmez

* Ama bir papaz kızı olan Hürrem Sultan Müslüman oluyor
Tabii

* Peki hocam, Osmanlı padişahlarının Yıldırım Bayezit’ten sonra evliliğe sıcak bakmadıkları, çünkü Yıldırım Bayezit esir edilince karısına gözleri önünde tecavüz edildiği söyleniyor Bu ne derece doğru?
Timur, Yıldırım’ı esir edince onun Bulgar kökenli nikahlı karısını içkili bir çadır eğlencesinde oynatmışlar Timur da Yıldırım da seyretmişler Bu da bir yakıştırma ve anlamlandırma Yoksa bizim tarihimizde böyle bir kayıt yok

* Bu yüzden Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’ı nikahına almasına kadar padişahların kadınlarına nikah kıymadıkları söyleniyor Bu doğru değil mi?
Dediğim gibi bu bir yakıştırma Kanuni’nin nikah kıydırması da Hürrem’in 4 çocuğunu doğurmasından sonra O başka bir şey “Beni azat et, nikahımı kıy” demiş Hürrem, Kanuni de bunu kabul etmiş Evlilikleri 1520’den önce, nikah 1530’da Yani 10 sene sonra

* Yani, bu geleneği ilk Kanuni bozdu, Hürrem’e nikah kıyarak denemez?
Hayır Birkaçı hariç, padişahlar harem kurma konusunda son derece ketum davranmışlar, dış dünyaya haremleri ile ilgili dedikodular yayılsın istememişler O yüzden de haremle ilgili fazla bir bilgimiz yok

* O ketum davranmayan birkaç padişah kim?
Sultan İbrahim’in var birtakım taşkınlıkları

Sultan Abdülmecit’in 26 karısı var ama çoğu 23-24 yaşında ölüyor

* Gönül ilişkilerine en düşkün padişah hangisi?
Bu sorulara cevap vermek çok zor Çünkü o dönemi ben yaşamadım Bir belge de yok

* Bildiğiniz kadarıyla Örneğin, Sultan İbrahim’in taşkınları olmuş diyorsunuz Başka bir örnek vereyim size, Sultan Abdülmecit Tirimüjgan adlı hanımını, ki o Abdülhamid’in de annesi oluyor, çok severdi Ve “Hayatımda beni en çok mutlu eden şey Tirimüjgan’la gece oturup saatlerce sohbet etmek Onun sesine, anlatımına bayılıyorum O beni çok mesut ediyor” dermiş Bu bizim tarihimizin kaydına geçmiş Bu bir incelik, sevdiği kadınla gece sakin bir odada oturup muhabbet etmek güzel bir şey değil mi? Sonra o Tirimüjgan gencecik yaşında, 23-24 yaşında ölmüş Ama bakarsanız Abdülmecit’in 26-27 kadını vardır ve dersiniz ki ne kadar çok evlenmiş! Fakat onların ölüm tarihlerini dikkate alırsanız 7’den fazlası bir arada bulunmamış
Neden peki?
Saray hayatı kadınlar için, hem Topkapı’da hem Dolmabahçe’de son derece sağlıksız Topkapı Sarayı’nın harem dairesi hiç güneş almaz Gündüz vakti gidin, gece gibi karanlıktır Hiç güneş görmüyor cariyeler Yüksek harem duvarları var Zaten pencereler de hep kapalı
* Bütün bunlar güvenlik adına mı?
Gayet tabii Harem dışarıya herhangi bir görüntü vermesin endişesiyle İçerisi rutubet, karanlık, loş Harem hayatı sağlıklı bir hayat değil Sonra cariyelerin birisi Kafkasya’dan gelmiş, diğeri Almanya’dan Bunların geldikleri iklim ve yaşama koşulları çok farklı Bunu, bir de saraydaki yeme içme düzeni ve ağır disiplinle bir araya getirdiğiniz zaman kadın fiziğinin buna ne kadar dayanabileceği ortada Ama o zamanlar bu sadece bizde değil Batı saraylarında da böyle Uzun yaşamak diye bir şey yok Padişahların da ömrü çok kısa Osmanlı’da bir Kanuni 72 sene yaşamış, bir de Abdülhamid’i görüyoruz 75 yaşında İkisi dışında 70 yaşını bulan padişah yok

* Eceli ile ölmeyen de boğdurulmuş zaten
O kadar boğulan yok Mesela Kanuni’nin sekiz şehzadesi var Bunlardan beşi Kanuni’nin sağlığında ecelleriyle ölüyor
Tıpkı Wikileaks belgeleri gibi

* Ama ilk oğlu Mustafa ile Bayezit boğduruluyor Bir diğer oğlu Cihangir’in ise kederinden öldüğü söyleniyor
Evet, kederinden ölüyor Çok sevdiği ağabeyi Mustafa’yı babası idam ettirince, zaten çok marazlı bir şehzade, üzüntüden hastalanıp ölüyor

* Ama onun da ortadan da kaldırılmış olabileceği ihtimalinden söz ediliyor Nitekim siz de kitabınızda buna yer veriyorsunuz
Bakın, aynen bugünkü Wikileaks belgeleri gibi uydurup uydurup yazmışlar O zamanki elçiler, gelen gezginler anlatmış durmuşlar Neticesi bu! Belge yok

* Peki hocam ecdadımız kadınlara çok mu düşkün?
Niye olmasınlar, olmuşlardır Adamlar padişah! Kaldı ki mutlaka padişahların soylarının yürümesi isteniyor Onun için de ne kadar çok çocukları olursa, o kadar uzun süre hanedanın yaşayacağı kabul ediliyor II Mahmut’dan önceki iki padişahın, III Selim ve IV Mustafa’nın hanedana varis bırakmadan ölmeleri, II Mahmut’u, şehzadelerinin de küçük yaşlarda ölmeleri nedeniyle, Abdülmecit’in doğumuna kadar Osmanlı hanedanının tek erkek bireyi olmak gibi tehlikeli bir konumda bırakmış Bu yüzden de annesi ve saray mensupları ona bir sürü hanımlar bulmuş, onlardan da bir sürü çocuğu olmuş II Mahmut’un Tam 17 kızı ve 18 oğlu Ama 16 oğlu kendi sağlığında, çoğu da çocukluk evresinde hastalıktan ölmüş Geriye bir tek Abdülmecid ile Abdülaziz kalmış 35 çocuktan, babalarının ölümünden sonra da hayatta kalabilen 3 çocuk var Bir tek kızı Adile Sultan 72 yaşına kadar yaşamıştır

Kanuni ihtiyar bir dul olarak yaşıyor

* Üstelik II Mahmut da çok yaşamıyor değil mi? 54 yaşında ölüyor
Evet Yani çocuğun çok olması da bir şey ifade etmiyor Onların hayatta kalma imkanları da önemli Çünkü o zamanlar çocuk hastalıkları çok yaygın Özellikle de çiçek Dışarıdan süt anneler getiriyorlar, onlar hastalık taşıyor aynı zamanda O zamanki hijyenik koşullar, anlayışlar da çok farklı Bu kitapta (Bu Mülkün Kadın Sultanları) anlatılan 150-160 padişah kızı var Bunların içinde 30’unu, 40’ını geçen 50 padişah kızı bulamazsınız

* O zaman çok kadınla birlikte olmak aslında bir zorunluluk?
Evet Padişah eşleri de aynı şekilde, hep gencecik ölmüş Hürrem 54 yaşında ölmüş En uzun yaşayan Kösem Sultan O da 60’ında ölmüş Yani öyle bir uzun hayat yok Veya Abdülmecit’in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan Bir sürü hayırları var, hastanesi yapılmış, camisi var, çeşmeleri var, her şeyi var ama 46 yaşında ölmüş
* Padişahlar arasında en az eşlilerden biri Kanuni değil mi?
Tabii Kanuni’nin bilinen hasekileri Mahidevran/Gülbahar, Hürrem Sultan ve Gülfem Hatun’dur Dahası 1558’de Hürrem öldükten sonra Kanuni’nin hareminde herhangi bir kadın adı geçmiyor Ve galiba son 8 yılını Kanuni ihtiyar bir dul olarak yaşıyor Zamanını daha çok dindarlıkla ve şiirle geçiriyor


Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.