Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Forum İslam > İslami Yazılar & Hikayeler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
inat, münakaşa

İnat ve Münakaşa

Eski 10-22-2009   #1
b@ron
Varsayılan

İnat ve Münakaşa



Sual: Tartışmanın zararları nelerdir?
CEVAP
Hakkı açıklamak niyetiyle de olsa, başkalarını mağlup etmek için yapılan tartışmalar zararlıdır Bir kimsede tartışmada galip gelme sevgisi, hakkı karşısındakinin ağzından duymaktan daha sevimli gelirse, her kötülüğün içine girmiş demektir Tartışmayı kazanma arzusu, diğer kötülüklere sebebiyet verir

Tartışmanın on zararı vardır:
1- Hasede yol açar:
Haset ise, ateşin odunu yediği gibi, iyilikleri yer Tartışmada galip gelen de, mağlup olan da zararlıdır Mağlup olana, (Falanca senden daha ileri görüşlüdür) denince, galip gelene haset etmeye başlar Tartışmada galip gelen kimse, kendini üstün görmeye başlar Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, kibredeni alçaltır, tevazu edeni yükseltir) buyuruldu (Taberani)

2- Hakkı küçük gösterir:

Tartışmacı, kendini üstün görme hastalığından kurtulamaz Her zaman kendisinin hakim olmasını ister (Niye hep kendin konuşuyorsun) diyenlere, (Biz böyle davranmakla ilmin izzetini koruyoruz) der Hasmının bildirdiklerine önem vermez, onun delillerini küçük görür Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hakkı küçük görmek kibirdendir)Gazali]

3- Kin tutmaya yol açar:
Fikrinin kabul edilmediğini gören tartışmacı, hasmına kin besler, bazen ömür boyu onu affetmez Kin felakettir Hadis-i şerifte, (Mümin kinci olmaz) buyurulduGazali)

4- Gıybete sebep olur:
Tartışmacı, hasmının sözlerini naklederek, (O şöyle dedi, ben şöyle cevap verdim) diyerek kendini gıybetten kurtaramaz Halbuki gıybet etmek, ölü eti yemek gibidir

5- Övünmeye sebep olur:
Tartışmacı, galip gelirse, kendini övmekten kurtaramaz (Şu delilleri getirerek susturdum) diye kendini över Halbuki, (Çirkin olan doğru, kişinin kendini övmesidir) Bir âyet meali:
(Allahü teâlâ, kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez) [Lokman18]
Arkadaşını mağlup etmekle övünen bir cemiyette, kardeşliğin tesisi mümkün olur mu? Övünmek, başkasını hakir, aşağı görmekten ileri gelir Halbuki hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Din kardeşini hakir görmek, kötülük olarak yeter) [Müslim]

6- Kusur araştırıcı olur:

Tartışmacı, hasmını yenmek için onun gizli kusurlarını araştırmaktan kendini alamaz Halbuki başkalarının kusurlarını araştırmak günahtır Tartışmacı, hasmının bedeni kusurlarını ima ile de olsa söyler Mesela; hasmı gözlüklü ise, (Bu gerçekler gözlükle görülmez) diyerek hasmının, gözündeki, bedeni kusurunu ilmi noksanlığı için bir özür sayar

7- Zarara sevindirir:

Tartışmacı, hasmının kötü duruma düşmesine sevinir Halbuki hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kendisi için sevdiğini, din kardeşi için sevmeyen kâmil mümin olamaz) [Buhari]

8- Riyaya yol açar:
Tartışmacı, zahiren hasmına sevgi gösterir ise de, bunun yalan olduğunu bilir Bu ise münafıklık alametidir Tartışmacı halkın gözüne girmeye çalışır Bu ise riyadır Hadis-i şerifte, (Riya küçük şirktir) buyuruldu (Taberani)

9- Hakkı inkâra yol açar:
Hakkın hasmının ağzından çıkmasına nefret eder Bu ise felakettir Hadis-i şerifte, (Allahü teâlânın en sevmediği kimse, hakkı kabul etmekte inat edendir) buyuruldu (Buhari)

10- İnada sebep olur:
İnat da, nefrete, düşmanlığa yol açar
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Din kardeşine itiraz etme, boş konuşma, [üzücü] şaka yapma ve verdiğin sözden cayma!) [Tirmizi]

Münakaşanın zararları
İtiraz etmeyi âdet haline getirmek, “Hayır öyle değildir” demek, çok çirkindir Mesela, biri, (Havanın sıcaklığı 25 derece) dese, buna, (Hayır 30 dan aşağı değil) demek, onun sözüne itirazdır Çünkü böyle söylemek, (Sen bilmiyorsun, bu işten sen anlamazsın, sen ahmaksın, ben akıllı ve bilgiliyim) demektir Bu ise, kendini büyük görüp, başkalarına hücum etmektir Lüzum yokken, karşımızdaki şahsın kusurlarını bulup kendisine göstermek günahtır Çünkü onun hatasını söylemekle üzmüş ve kalbini kırmış oluruz Zaruretsiz incitmek haramdır Böyle hususlarda başkasının hatasını söylemek gerekmez Susmak ise imanın kemalini gösterir Malik bin Enes hazretleri, (Tartışmanın dinde yeri yoktur Tartışma kalbleri katılaştırır, kin ve nefret doğurur) buyurdu (Çok sevdiğin sadık bir dostunu, tartışarak bir defacık kızdır, ondan sonra başına gelecek felaketi gör) demişlerdir

Bir insanın hiç günahı olmasa, insanları doğru yola davet ediyorum diye tartışmaya girse, bu hareketi günah olarak ona yeter İtirazı, tartışmayı huy edinen kimse mürüvvetsiz olur

İmam-ı Gazali hazretleri, (Ancak şöhret için uğraşan, tartışmayı sever Şöhret ise afettir) buyurdu
Münakaşa, dostun dostluğunu azaltır, düşmanın düşmanlığını artırır Salih mümin kibirli olmaz, vakar sahibidir, dünya işlerinde kolaylık gösterir Din işlerinde sağlam olur Hiç münakaşa etmez!
Kötü ile münakaşa etme, seni üzer
Halim ile münakaşa etme, sana küser

Enes bin Malik hazretleri bildiriyor: Biz bir gün dini bir konuda tartışırken, Resulullah efendimiz yanımıza geldi Bize öyle öfkelenmişti ki, hiç böylesini görmemiştik Buyurdu ki:
(Bırakın tartışmayı! Sizden öncekiler sırf bunun yüzünden helak oldu Tartışmanın faydası yoktur, tartışma zararlıdır Mümin münakaşa etmez Münakaşa edene şefaat etmem) [Taberani]

Haklı olduğu halde tartışmayı terk etmek, haksız olduğu halde, tartışmayı terk etmekten daha zordur Bu bakımdan haklı olduğu halde münakaşayı terk etmek daha çok sevaptır

Dostlar arasındaki kin ateşini körükleyen münakaşadır Münakaşa, karşıdaki insanı cahil yerine koymak, sen bilmezsin, ben bilirim demektir Cahillikle suçlanan herkes az veya çok kızar Hadis-i şerifte, (Allahü teâlânın en çok buğzettiği kul, tartışmada ileri gidendir) buyurulmaktadır Münakaşa, dostların azalmasına, hasımların çoğalmasına sebep olur Hasan-ı Basri hazretleri buyurdu ki:
(Bin kişinin dostluğuna, bir kişinin düşmanlığını satın alma!)

Münakaşa, kendisinin akıl, fazilet ve ilimde üstünlüğünü ispata çalışmaktır Bu ise karşıdakini cehalet ve ahmaklıkla itham etmektir Bu da düpedüz düşmanlıktır Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Münakaşa etmeyen, kimseyi incitmeyen kimse Cennete girer) [Tirmizi]


(Konuşurken itiraz etmeyene veya haklı olduğu halde, münakaşayı terk edene, Cennette bir köşk verilir)
[Taberani]


(Haklı da olsa, münakaşayı terk etmeyen, hakiki imana kavuşamaz)
[İbni Ebiddünya]
(Mücadelede ısrar edeni Allahü teâlâ sevmez) [Buhari]

(Fitnesinden emin olunmayan mücadeleyi terk ediniz)
[Taberani]


Dört grup insan vardır
Bilgi yönünden insanlar dört gruba ayrılır:
1- Bildiğini bilen,
2- Bildiğini bilmeyen,
3- Bilmediğini bilen,
4- Bilmediğini bilmeyen
Bildiğini bilen: Böyle kimseler makbuldür Kendinden emindir Cesurdur, bir çok işi başarır Bir arkadaş var Bilgisayar dahil, “Her aleti çalıştırabilirim, çünkü bunu da benim gibi bir insan yapmıştır” diyor ve kendinden emin olduğu için de başarabiliyor

Bildiğini bilmeyen:
Böyle kimseler ikaza muhtaçtır Çekingendir Ben bu işi başaramam diye korkar Gerekli ikaz yapıldığında o işi rahat başarır Mesela yine bir arkadaşım var Bilgisayardan anlamam, o bana konuşmaz dedi Yanına bir otur dedim, patlar, çatlar diye cesaret edemedi Israr ettim, “Bunun bilgi ile, kültür ile ilgisi yok Azıcık cesaret yeter” dedim Şimdi bilgisayarı rahat kullanıyor

Bilmediğini bilen:
Böyle kimseler haddini bilir Her şeye burnunu sokmaz Kendi işi ile meşgul olur Böyle kimseler her zaman takdir görür

Bilmediğini bilmeyen:
Böyle kimseler hem kendine, hem topluma zarar verir Hem bilmez, hem de bilmediğini bilmez Yani hem kel, hem foduldur Her şeye burnunu sokar Burnu da pislikten kurtulmaz

Kendileri ile ilişki kurmak yönünden insanlar dörde ayrılır:
1- Tavşan pisliği gibi olanlar
2- Gıda [besin] gibi olanlar
3- İlaç gibi olanlar
4- Hastalık gibi olanlar

Tavşan pisliği gibi olanlar:
Ne kokar, ne bulaşır Hiç kimseye yararı ve zararı dokunmaz Varlıkları ile yoklukları arasında fark olmayan kimselerdir

Gıda gibi olanlar:
Herkesin her zaman ihtiyaç duyduğu kimselerdir Böyle kimseleri arayıp bulmalı, bulunca da, kaybetmemek için gerekli tedbirleri almalıdır

İlaç gibi olanlar:
Ancak ihtiyaç zamanında işe yararlar Böyle kimseleri de ihmal etmemelidir

Hastalık gibi olanlar:
Bu tip insanlara hiç ihtiyaç olmaz Fakat, kendileri insanlara musallat olurlar, bulaşırlar Bunlardan kurtulmak için, müdara etmek gerekir


Münakaşa etmek dostluğu giderir
Sual:
Bazı kimseleri dini konuda ikna edemiyorum Ne yapayım?
CEVAP
Ehil olmayan kimselerle, dini sohbet yapmamalı, uygun olanlara kitaptan okumalı, hiç kimseye din üzerinde, kendi görüşünü söylememeli, münakaşadan da uzak durmalıdır! Uygun insanlara, ehl-i sünnet âlimlerinin kıymetli kitaplarından vermeli, kendini aradan çekmelidir Hakikat Kitabevi’nin yayınları bu kıymetli eserlerden derlenerek hazırlanmıştır Hakikat Kitabevi adresinden okunabilir, temin edilebilir

Hatasını kabul etmek fazilettir
Sual:
İnsan hatalı da olsa hatasını kabul etmiyor Hatamı kabul edebilmem için ne yapmam gerekir?
CEVAP
İnsanın nefsi, daima kendini haklı çıkarmaya çalışır Bir işte, hatalı olup olmadığımızı anlamamız belki biraz zordur Hadis-i şerifte, kendimize yapılmasını uygun bulmadığımız bir şeyi, başkasına da yapmamamız, kendimize uygun gördüğümüz şeyi, mümin kardeşimize de uygun görmemiz emredilmektedir Bir hadisede hemen kendimizi, karşımızdaki şahsın yerine koymalıyız (Onun yerine ben olsaydım, ne yapardım?) diye düşünmeliyiz Böyle düşünmek, hadisenin üzücü neticelenmesine mani olur

Bir genç anlattı:
"Benden yaşlı biri, bir hadiseden dolayı, beni nerede yakalasa dövecekti Öyle bir köşeye sıkışmıştım ki, nereye kaçsam yakalayabilirdi Doğru yanına gittim, özür dileyecektim Daha yanına varır varmaz (Kollarımı kırdın Aman diyene kılıç çekilmez) dedi Hatamı kabul ederek yanına gittiğim için onun hatamı affederek büyüklük göstermekten başka çaresi kalmadı Ben de dayaktan kurtulmuş oldum"

Özür dileten söz
Bir tanıdık da şunu anlattı:
"Çocuklarım çok yaramaz oldukları için komşuları çok rahatsız ediyorlardı Bir gün çocukların gürültüsü komşumun artık boğazına kadar gelmiş, mahkemeye verip bizi evden çıkarmaya karar vermiş İşten dönünce hadiseyi öğrenip evine gittim Komşu, hâlâ teskin olmamış yüzü asık duruyordu (Kırdığınız yumurta kırkı geçti) diyerek bağırmaya çalıştı Yavaş sesle (Bir dakika komşu) diyerek teskine çalıştım Dedim ki:
- Kiralık bir ev buldum Hemen çıkıyoruz O kadar suçluyuz ki, özür dilemeye bile utanıyoruz Çocuklara bağırmışsınız Sizin yerinizde ben olsaydım, daha kötüsünü yapardım Dillerini koparır, gırtlaklarını sıkardım, durmadan tepiniyorlar Sizin yerinizde ben olsaydım bugüne kadar asla sabredemezdim Evdeki eşyaları sokağa atardım Siz yine çok iyi bir kimseymişsiniz ki efendiliğinizi bozmadınız

Komşunun sakin sakin dinlediğini görünce devam ettim:
- Sizdeki komşuluk anlayışı, tam İslam ahlakına uygundur
Malik bin Dinar hazretlerinin Yahudi komşusunun evine sızan lağım kokusuna nasıl sabrettiğini anlattıktan sonra dedim ki:
- Gerçekten siz evliya gibi adamsınız Bugüne kadar sabretmeniz, sizin büyüklüğünüzden, iyiliğinizden, Müslümanlığınızdan geliyor

Bunları anlattıktan sonra komşu, adeta kendini suçlu hissetmeye başladı (Sinirliydim Çocuklara bağırdım Özür dilerim) dedi Çocukların daha küçük olduğunu, bu kadar gürültülerine katlanmak gerektiğini bildirdikten sonra (Beterin beteri vardır Siz gidince iyisi mi gelecek? Sizin gitmenize razı değiliz Buradan taşınmayın!) dedi"

Arkadaşın hatasını kabul etmesi ve bunu güzellikle anlatması kötülükle neticelenecek bir hadiseyi önlemiş oldu Eğer arkadaş, çocukların kusurunu söylemeseydi Komşusu söyleyecekti Komşusu
söylemeden arkadaşın söylemesi vaziyeti değiştirmiştir

O halde başkasının bizim için yapacağı suçlamaları, ona fırsat vermeden kendimiz söylemeliyiz Hatamızı kabul etmek, karşımızdakine saygı duymak bir şey kaybettirmez Aksine çok şey kazandırır Atalarımız (El öpmekle dudak aşınmaz) buyurmuşlardır Hatada ısrar etmemek büyük fazilettir Peygamber efendimiz haklı olduğu halde, ev içindeki ve ev dışındaki eziyetlere katlanmıştır Hanımlarına (Siz haklısınız) diyerek onları üzmemiştir İslam ahlakını örnek alarak hatamızı kabul etmek faziletini göstermeliyiz!

Hakkı kabul etmekte inat etmemeli
Sual:
Münakaşa ettiğim arkadaşın haklı olduğunu anlıyorum Fakat yenilgiyi kabul etmemek için, hayır öyle değildir diyorum Bunun mahzuru nedir?
CEVAP
Doğru olan bir şeyi kabul etmemeye inat denir İnat, karşımızdakini aşağı görmek, ondan nefret etmek, ona düşmanlık beslemek, haset etmek gibi sebeplerden meydana gelir Hakkı, düşmanımız da söylese kabul etmeliyiz Hakkı kabul edememek kibirdendir Kibir ise büyük günahtır Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlânın en sevmediği kimse, hakkı kabul etmekte inat edendir) [Buhari]
(Hakkı küçük görmek kibirdendir)Gazali]

Mümin kibirli olmaz; fakat vakar sahibi olur Vakarlı kimse, dünya işlerinde kolaylık gösterir Din işlerinde sağlam olur Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mümin vakarlı ve yumuşak olur) [Beyheki]

Hiç kimse ile münakaşa etmemeliyiz!
(Allahü teâlâ, mücadelede ısrar edeni sevmez) [Buhari]
(Haklı iken, münakaşayı terk edene, Cennetin ortasında bir köşk verilir) [Taberani]

(Mücadelede ısrar edenler hariç, hiç kimse, hidayete kavuştuktan sonra sapıtmaz)
[Beyheki]
(Haklı da olsa, münakaşayı terk etmeyen, hakiki imana kavuşamaz) [İbni Ebiddünya]

Münakaşa, dostların azalmasına, hasımların çoğalmasına sebep olur Hasan-ı Basri hazretleri buyurdu ki:
(Bin kişinin dostluğuna, bir kişinin düşmanlığını satın alma!)

Münakaşa, kendisinin akıl, fazilet ve ilimde üstünlüğünü ispata çalışmaktır Bu ise karşıdakini cehalet ve ahmaklıkla itham etmek demektir Bu düpedüz düşmanlıktır Kendini karşısındakinden üstün görmek ise kibirdir Mahzurludur Münakaşa her yönden mahzurludur Münakaşa güzel ahlakın zıddıdır Halbuki müslüman güzel ahlaklı olmalıdır Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlakla memnun etmeye çalışınız!) [Hakim]

İyi insanın vasıfları
İyi insan, kimseyle münakaşaya girmeyen, herkesle iyi geçinen kimsedir İyi insan, yani müslüman, her işinde Allah’tan korkar, titrer Allahü teâlânın sevgisine kavuşturacak işleri yapmak için çırpınır
Sabreder, affeder Her geçimsizlikte, her sıkıntıda, kusuru kendisinde görür Her nefeste Rabbini düşünür Gaflet ile yaşamaz Bir kalbi incitmekten korkar Kalbleri Allahü teâlânın evi bilir Hafız-ı Şirazinin, (Dostlara doğru söylemeli, düşmanları güler yüzle ve tatlı dil ile idare etmelidir) sözüne uyar Dinlerine ve dünyalarına zarar gelecek şeylerden sakınır Herkese karşı, güler yüzlü, tatlı dilli olur Af dileyeni affeder Hiç kimse ile münakaşa etmez Bilir ki, münakaşa etmek, dostluğu giderir, düşmanların çoğalmasına sebep olur Fitne çıkarmaz, dost ile de, düşman ile de tatlı konuşur, herkesle iyi geçinir Kimsenin sözüne karşı gelmez Herkese yumuşak söyler, sert konuşmaz Hadis-i şerifte, (Mümin vakarlı ve yumuşak olur) buyuruldu Münakaşa edenlerin yanında oturmaz!
İyi huylu olmak için ve iyi ahlakını muhafaza edebilmek için, salih kimselerle, iyi huylularla arkadaşlık etmelidir Hadis-i şerifte, (Kişinin dini, arkadaşının dini gibi olur) buyuruldu Ahlakı bozan kitap, gazete, radyo ve TV’den sakınmalıdır

Malı, mevkii hayır için arayan ve hayır işlerde kullanan, rahata, huzura kavuşmuştur Hadis-i şerifte, (Dünyada, yolcu gibi yaşa, öleceğini unutma) buyuruldu Vaktin kıymetini bilip gece-gündüz ilim öğrenmelidir! İlim, ibadet içindir Kıyamette işten, ibadetten sorulur, çok ilim öğrendin mi diye sorulmaz İş ve ibadet de ihlas elde etmek içindir Evliyadan bir zat, (Bir kimsenin veli olduğu; tatlı dili, güzel ahlakı, güler yüzü, cömertliği, münakaşa etmemesi, özürleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi ile anlaşılır) buyurmuştur

İbni Abbas hazretleri buyurdu ki:
(Aklın başı, kendisine zulmedeni affetmek, kendinden aşağıda görünene tevazu göstermek, düşündükten sonra konuşmaktır Akılsızlığın başı ise, kendini beğenmek, lüzumsuz yere konuşmak ve kendisinin yaptığı şeylerde insanları ayıplamaktır Hadis-i şerifte, (Akıllı şu kimsedir ki, açıkta yapınca utanacağı işi gizli yerde de yapmaz) buyuruldu Hikmet ehli, ibadetlerini ihlasla yapan, insanlarla iyi geçinen, onlara iyilik eden ve belalara sabredenin akıllı olduğunu bildirmiştir

Hakkı kabul etmek
Sual:
Bazen bir hususta çocuğumla konuşurken, yanıldığımı anladığımda hatamı kabul edemiyorum Uygun mu?
CEVAP
Hakkı söyleyen kim olursa olsun kabul etmelidir! Çocuğumuz da söylese, cahil biri de söylese, itiraz etmeden kabul etmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hakkı söyleyen kimse, küçük-büyük ve hoşlanılmayan bir kimse de olsa kabul et, bâtılı da reddet!) [Deylemi]

Bir hususta körü körüne inat etmek çok kötüdür Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bilmediği bir hususta inat edene, inadından vazgeçene kadar Allahü teâlâ gadap eder)Ebiddünya]

__________________
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : İnat ve Münakaşa

Eski 10-22-2009   #2
peri
Varsayılan

Cevap : İnat ve Münakaşa



Rabım razı olsun kardeşım
__________________
Yüreğin varsa karşılıksız da seversinBeklentisiz
Korkun ne olabilir ki? Kaybetmek mi?
Hep yalnız değilmiydik zaten

Seviyorum demek önce onsuz olmayı kabullenmektir
Varlığı armağansa yokluğu ceza deği
Varlığının değerini bilmektir
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : İnat ve Münakaşa

Eski 10-22-2009   #3
b@ron
Varsayılan

Cevap : İnat ve Münakaşa



Cümlemizdenn !
Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.