Akdenizin İsparta İli Tanıtımı |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Akdenizin İsparta İli TanıtımıAkdenizin Isparta İli Tanıtımı Coğrafi Konum Isparta ili, Akdeniz Bölgesi’nin kuzeyinde yer alan Göller bölgesinde yer almaktadır İl, 300 20’ ve 310 33’ doğu boylamları ile 370 18’ ve 380 30’ kuzey enlemleri arasında bulunmaktadır 8 933 km2’lik yüzölçümüne sahip olan Isparta ili, kuzey ve kuzeybatıdan Afyon ilinin Sultandağı, Çay, Şuhut, Dinar ve Dazkırı, batıdan ve güneybatıdan Burdur ilinin Merkez, Ağlasun ve Bucak, güneyden Antalya ilinin Serik ve Manavgat, doğu ve güneydoğudan ise Konya ilinin Akşehir, Doğanhisar ve Beyşehir ilçeleri ile çevrilmiştir (Şekil 1) Rakımı ortalama 1050 metredir![]() Jeolojik Yapı Isparta ilinin kuzeydoğu ve güneydoğusundaki dar alanlarda I zaman, çok geniş bir alanda yayılım gösteren II zaman ve alanın doğu sınırı dışında il sınırlarına yakın kesimlerde yoğunlaşan III zamana ait kayaçlara rastlanmaktadır Jeolojik konumu bakımından, Isparta Büklümü’nün ortasında yer alan Isparta ili - Merkez ilçesi, bölgesel tektonikten önemli ölçüde etkilenmiş olan II zaman ve III zamana ait yapı üzerinde bulunmaktadır (Şekil 2) İlçenin tamamına yakın kesimlerinde, ofiyolitik bir temel yer almaktadır Bu temel ile birlikte, yer yer ofiyolit kütleleri arasında ve üzerinde bulunan Triyas-Jura yaşlı derin denizel kayaç istifleri ile II zamanın büyük bir bölümünü kapsayan sıkıştırılmış bir karbonat kayaç (kireçtaşı ve dolomit) istifi bulunmaktadır İlçenin batı bölümünde denizel kırıntılı ve karbonat kayaç istifleri görülmektedir İlçenin güneydoğu kesimlerinde, miyosen yaşlı sığ denizel kırıntılı kayaçlar, altta bulunan daha yaşlı kayaç istifleri üzerinde gelişen engebeli bir erozyonal yüzeyi örtmektedir III zaman sonunda bölgede faaliyet gösteren karasal volkanizmanın ürünleri olan volkanit ve piroklastik kayaç serileri ise ilçenin batı-güneybatı bölümünde bulunmaktadır Merkez ilçe sınırları içerisindeki en genç oluşum ise günümüzde de halen çökelimi süren ve Isparta-Atabey Ovası’nda yayılım gösteren IV zaman alüvyonlardır Gönen ve Atabey ilçeleri, jeolojik bakımdan diğer ilçelere göre daha genç bir zemin üzerinde yer almaktadır İlçelerin kuzeyinde III zamana ait denizel kırıntılı ve karbonat kayaçlarla, karasal kökenli kayaç istifleri bulunmaktadır Güney kesimlerinde ise, kuaterner yaşlı alüvyonlar Isparta ve Eğirdir Gölü’ne kadar uzanan geniş bir alüvyon ovasının bir bölümünü kaplamaktadır (Şekil 2) Isparta’nın Keçiborlu ilçesi, ofiyolitik kayaçlar ve II zamana ait derin denizel karbonat kayaç yüzeyleri içermesine karşın çoğunlukla alt tersiyer yaşlı denizel ve karasal kayaç istifleri ile kuaterner çökellerinden oluşan bir jeolojik zemin üzerinde bulunmaktadır Eosen-Oligosen göl çökelleri ile ilçenin Burdur ve Isparta’ya doğru uzanan geniş bir kuşak içerisinde yer alan IV zaman alüvyon çökelleri gözlenmektedirIsparta ilinin kuzeybatısında yer alan Uluborlu, temelde II zamana ait denizel karbonat kayaç istiflerinin yaygın olarak gözlenmektedir İlçenin en genç kayaçları ise ilçe merkezinin de üzerinde bulunduğu D-B doğrultulu Hoyran Gölü ve Senirkent’e uzanan IV zaman alüvyon çökellerinden oluşmaktadırUluborlu’nun doğusunda bulunan Senirkent, Mesozoyik yaşlı denizel karbonat kayaç istiflerinin yaygın olarak gözlendiği temel üzerinde, ilçe merkezinin de üzerinde bulunduğu D-B doğrultulu Hoyran Gölü’ne kadar uzanan IV zaman alüvyon çökelleri yörenin en genç kayaç istifidir (Şekil 2) Senirkent’in kuzeydoğu komşusu olan Yalvaç’ın doğusunda, Sultandağları’nın bir bölümüne karşılık gelen ve kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu olarak yayılım gösteren I zaman yaşlı şistler, yörenin en yaşlı jeolojik kayaçlarını oluşturmaktadır Eğirdir Gölü’ne açılan IV zaman akarsu alüvyon çökelleri tarafından kesilen III zaman sonu kömürlü karasal çökelleri engebeli bir topografya üzerinde uyumsuz olarak yer almaktadırEğirdir ilçesi, güneyinde yer alan II zamana ait derin denizel çökel istifleri ile ofiyolik kayaçların çoğunlukta olduğu karbonat kayaç serilerinden oluşan engebeli topografya oluşturan kısmen yaşlı bir temel üzerinde kuzey-güney doğrultulu bir ova içerisinde çökelen IV zaman alüvyon çökellerini taşıyan bir jeolojik dağılıma sahiptirEğirdir Gölü’nün doğusunda yer alan Gelendost ilçesi, güneyden kuzeye doğru gençleşen bir stratigrafik istife sahiptir İlçenin güneyinde, III zaman karbonat kayaçlar, kuzeyinde ise engebeli alanlar halinde ortaya çıkan ofiyolitler ve karasal çökeller bulunmaktadır Yörenin batısından kuzeydoğu yönüne doğru uzanan IV zaman akarsu alüvyon çökelleri ilçenin en genç birimleridirBeyşehir Gölü’nün kuzeyinde bulunan Ş Karaağaç ilçesi, I zamandan III zamana kadar değişen çeşitli kayaç topluluklarını kapsayan bir alanda yer almaktadır İlçenin kuzeydoğu kesiminde, kuzeybatı-güneydoğu yayılımlı I zamana ait şistler bulunmaktadır Metamorfitler, yörenin Beyşehir Gölü’ne doğru olan orta kesimlerde aynı doğrultuda uzanan ofiyolitik kayaçlarla birlikte temelde bulunmaktadır III zaman karbonat kayaçları, yöredeki topografik yükselimleri oluşturmaktadır İlçenin kuzey kesiminde bulunan ovalarda oluşan IV zaman alüvyonları, yörenin genç kayaç örtüleridirŞ Karaağaç güneyinde yer alan Aksu ve Y Bademli ilçelerinin büyük bölümünü II zamana ait karbonat kayaçlar kaplamaktadır Sadece Y Bademli’nin Beyşehir Gölü’ne kıyısı olan doğu bölümünde yer alan III zaman çökellerine ait kalıntılar ve göle açılan IV zaman akarsu alüvyonları gözlenmektedirIsparta ilinin güneyinde yer alan Sütçüler ilçesinde, içerisinde I zaman yaşlı bloklarının da yer aldığı II zaman ait ofiyolitik kayaç kütleleri ile Kretase yaşlı kalın karbonat istifleri geniş alanlarda yayılım gösterirler Toprakların Dağılımı İklim, topoğrafya, bitki örtüsü ve zamanın etkisi ile Isparta ilinde çeşitli büyük toprak grupları oluşmuştur Büyük toprak gruplarının yanı sıra toprak örtüsünden ve profil gelişmesinden yoksun, bazı arazi tipleri de görülmektedir Toprak alanları dışında, Isparta ili toplam alanının yaklaşık %24 2 ‘si de çıplak kaya ve molozluklar ve su yüzeyleri ile kaplıdırYeraltı Kaynakları Isparta ili, belirli yörelerde halen işletilen veya işletilebilir potansiyele sahip ekonomik değerde ve günümüz teknolojileriyle üretim imkanı bulunmayan (ekonomik olmayan) değerde metalik maden, endüstriyel hammadde ve enerji hammadde kaynakları bakımından çeşitli kaynaklara sahiptirBu kaynaklar, günümüz bilim ve teknolojilerine dayalı olarak yapılacak araştırmalar doğrultusunda artırılabilecektir Kükürt: Türkiye’nin ilk ve en zengin kükürt yatakları Keçiborlu ilçesinde yer almaktadır Volkanik kökenli olan kükürt yatakları ofiyolitik karışık, Akdağ kireçtaşları, altere andezitler ile andezitik tüfler içerisinde düzensiz kütleler ve ağsal damarlar biçiminde yerleşmiştir 1900’lü yıllardan beri bu zamana kadar 3 461 894 ton tuvenan kükürt üretimi yapılmıştır Günümüzde 2 231 190 ton rezervi bulunan ve Etibank tarafından işletilen Keçiborlu kükürt yatakları düşük tenörlü rezervleri ve ekonomik nedenlerden dolayı 1994 yılında zarar ettiği için kapatılmıştırKömür: Isparta ilinde Eğirdir ve Yalvaç ilçelerinde özel şirketler tarafından işetilen kömür yatakları bulunmaktadır Eğirdir ilçesinde, linyit yatakları Kovada Gölü’nün 1 km güneyinde Akbelenli köyü civarındadır Yalvaç ilçesinde ise Yukarıkaşıkara kasabası ve Yarıkkaya köyleri dolaylarında linyit yatakları bulunmakta ve zaman zaman işletilmektedirler Pomza: Gölcük kraterinin volkan bacasından çıkan küllerin sulu bir yüzeye düşerek ani soğumaya uğramasıyla içinde gaz boşlukları olan taşlar oluşmuştur Bu taşlara pomza taşı adı verilmektedir Pliyosen yaşlı, piroklastik düzeyler içerisinde yer alan Gölcük pomza yatakları, kilometrelerce karelik geniş bir yayılım göstermişlerdir Pomza yataklarının kalınlığı 2-16 m arasında değişirken, rezervi 157 milyon ton olarak hesaplanmıştır Gölcük krater gölü çevresine yayılan pomza yatakları, Binbirevler Mahallesi civarında kurulan Isparta Belediyesine ait ISBAŞ adlı fabrikada, briket olarak mamul hale getirilmektedir![]() Tras: İşletilmekte olan tras yatakları Isparta-Antalya karayolunun 11 km ’sinde Sav kasabası yakınlarında, halk arasında köfke denilen materyal temelde tüflerden meydana gelmiştir 30 milyon ton rezervi tahmin edilen tras yatakları, GÖLTAŞ Çimento tarafından çimento hammaddesi olarak kullanılmaktadırBarit: Ş Karaağaç ilçesinde bulunan barit yatakları, Türkiye’nin en önemli barit yataklarındandır Hidrotermal kökenli olduğu savunulan bu yataklar 1973 yılından bu yana Etibank ve özel sektör tarafından işletilmektedir Toplam 170 milyon ton rezerve sahip olan barit yatakları tenörü % 30’lardan % 90’lara ulaşmaktadır Çıkarılan baritler, Etibank başta olmak üzere Başer Madencilik, Yılmaz Kalkır gibi işletmeler tarafından mamul hale getirilmektedir Kum ve Çakıl Yatakları: Isparta’da Atabey, Senir, Yakaören, Sav, Kılıç, Yassıören gibi birçok yerde kum ve çakıl ocakları yer almaktadır Özellikle Atabey (Akçadere), Kılıç kasabası yatakları en kaliteli yataklardır Belediyeler ve bazı özel teşebbüsler tarafından işletilen yataklardan yöre ihtiyaçları karşılanabilmektedirKireçtaşı ve Kil Yatakları: Isparta-Keçiborlu karayolunun 13 km sinde Yassıdağ, Isparta-Sav yoluna yakın Minasın, Yalvaç (Kaşıkara) kil ve kireçtaşı yatakları, gerek Göltaş çimento fabrikasının, gerekse Isparta’da yer alan tuğla fabrikalarının ihtiyaçlarını karşılamaktadırYapıtaşları: Isparta Merkez Direkli Andezitleri, temel taşı, bahçe duvarı ve inşaatlarda yaygın olarak kullanılmaktadır Rezerv çalışması yapılmamasına rağmen milyarlarca m3 yapı taşı bulunduğu tahmin edilmektedir Ş Karaağaç Göksöğüt, Yalvaç Koruyaka köylerinde bahçe duvarı ve bina yapımında kullanılan taşlar çıkarılmaktadır Gölcük krater gölü çevresinde de zengin taş ocakları vardırMermer: Isparta ilinde Gökçebağ çevresinde bej renkli, Belence yakınlarında siyah renkli mermer yatakları bulunmaktadır Bu mermerler Isparta Merkez ilçede yer alan Modülmer, Gölmer gibi bazı işletmelerce kullanılmaktadır Ayrıca il sınırları içinde Bayat, Büyükgökçeli, Bademli, Balkırı ve Keçiborlu dolaylarında da bej renkli bazı mermer sahaları bulunmaktadır Krom: Eğirdir ilçesi Bağıllı-Ayvalıpınar dolayında 49 km2 alan kaplayan harzburijt, dunit, piroksenit ve diyobaz dayklarından oluşmuş krom cevherleşmesi, % 35-47 arasında Cr2O3 tenörüne sahiptir Yörede 30 ayrı noktada 100 bin ton muhtemel rezerv tahmin edilmiştir Ayrıca Aşağıkaşıkara’nın kuzeybatısında eosen yaşlı kromit cevherleşmesi de bulunmaktadır; ayrıca Isparta ilinde, Gölbaşı (Gönen) Göktaş (Eğirdir) köylerinde arsenik, Eğirdir’in Havutlu ve Bağıllı köyleri dolaylarında manganez, Ş Karaağaç ilçesinde Yassıbel-Muratbağı ve Yalvaç (Sücüllü)’de demir-alüminyum yatakları bulunmaktadır |
|
Akdenizin İsparta İli Tanıtımı |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Akdenizin İsparta İli TanıtımıDoğal Afetler Türkiye’nin deprem riski dağılım haritasında genel olarak birinci derecedeki deprem kuşağı üzerinde yer almaktadır Isparta, Isparta-Dinar-Çivril-Uşak deprem hattı üzerindedir (Şekil 5) Sadece Sütçüler ve Y Bademli ilçelerinde ikinci derece ve Sütçüler’in doğu sınırındaki dar bir alanda üçüncü derece deprem riski taşıyan bir dağılım bulunmaktadır Ancak bölgesel kırık sistemleri içerisinde aktif oldukları belirlenen faylar yanında, deprem kayıt istasyonlarının yetersizliği nedeniyle yeterli kayıt alınamadığından özellikle Isparta güneyi ve doğusuna ait verilerde eksikler vardır Deprem kayıtlarına ilişkin veri artışı ile bölgesel yer hareketlerinin ve depremlerin daha sağlıklı izlenmesi mümkün olacaktır Isparta ili ve civarında tarih içinde bir çok deprem meydana gelmiştir 03-05 Mayıs 1875 tarihlerinde 6 9, 02-14 Mayıs 1890 tarihlerinde 5 2, 1901 yılında 6 4 büyüklüğünde çeşitli depremler olmuştur Bu tarihsel depremler içinde en fazla can kaybı ve hasara neden olanı ise 03 Ekim 1914 tarihinde 7 1 büyüklüğünde meydana gelen depremdir Bu deprem başta Isparta olmak üzere Burdur, Dinar, Gönen ve Atabey ilçelerinde ve deprem merkezine yakın diğer bir çok yerleşim merkezinde oldukça etkili olmuştur 1914 depreminde 2000’den fazla kişi ölmüş ve 10 000 civarında aile evsiz kalmıştır![]() 1914 yılından sonra meydana gelen onlarca depremden bazıları ise; 1925’te 5 9, 1933’te 6 0, 1971’de 5 5, 1995’te 6 0 büyüklüğündeki depremlerdir İl sınırları içerisinde çoğunlukla alt tersiyer, neojen ve kuaterner yaşlı denizel veya karasal ince kırıntılı kayaçlardan oluşan killi jeolojik zeminlerinin yaygın olduğu alanlar yanında; sistematik faylar arasında gelişen dik yamaçlı çökelim alanlarında, alanı sınırlayan faylanma yüzeylerinde gelişen birikinti konisi ve alüvyon yelpazeleri üzerinde veya önlerinde kurulmuş bulunan yerleşim alanlarını bekleyen en büyük doğal afet tehlikelerinden biri heyelandır Senirkent ilçesinde 1995 yılında yaşanan heyelan felaketi ile bir kez daha bu konuda tehlike uyarısı veren yörelerin ve heyelana elverişli zeminlerin belirlenmesi ve önlem alınmasının önemi anlaşılmıştır Senirkent ilçesinde 1995 yılında meydana gelen çamur akması (feyezan) sonucunda 74 kişi hayatını kaybetmiştir Aynı yerde 1996 yılında ikinci kez çamur akması (feyezan) afeti meydana gelmiştir Bu afetler sonucunda Senirkent ilçe merkezinde toplam 188 afet konutu yapılarak, hak sahiplerine teslim edilmiştir Sütçüler ilçesinde 1995 yılında meydana gelen dolu yağması sonucunda 11’i ilçe merkezi, 1’i Yeniköy’de olmak üzere toplam 12 afetzedenin evleri hasar görmüştür Bayındırlık ve İmar Bakanlığınca 12 afet konutu yatırım programı çerçevesine alınarak, ihale aşamasına gelmiştir Boğazköy’deki derenin taşması sonucu yolcu taşımacılığı yapan bir otobüsün sele kapılması sonucunda 6 vatandaş hayatını kaybetmiştir Ovalar Isparta Ovası: Isparta Ovası, esas olarak asıl Isparta Ovası ile daha kuzeyde yer alan Atabey (Kuleönü-Bozanönü) Ovası’nın birleşiminden meydana gelir Asıl Isparta Ovası, ortalama 1000 m yüksekliğe sahip, kuzeybatı-güneydoğu yönlü elips biçimli bir ovadır Savköy ile Çünür mahallesinin kuzeyindeki ovacık arasında 13 km, kuzeydoğu güneybatı yönünde Deregümü ile Aliköy arasında 10 km kadar bir uzunluğa ve yaklaşık 100 km2 alana sahiptir Ova, Akdağ, Davras Dağı ile Hisartepe ile Karatepe ile çevrili, Darıdere, Isparta Çayı gibi akarsuların getirdiği alüvyonlarla oluşmuş verimli bir tarım alanıdır Ovadaki tarım arazilerinin bir kısmı DSİ tarafından Eğirdir Gölü’nden yapılan pompajla, bir kısmı yeraltı su kaynakları ile bir kısmı da çevredeki dağlardan kaynağını alan küçük derelerden sağlanan sularla sulanmaktadır Bu su kaynaklarıyla Isparta il merkezinin güney ve güneybatısında yer alan başta gül bahçeleri olmak üzere çok çeşitli ürünlerin üretildiği (elma, kiraz, vişne![]() ![]() ) bahçeler sulanmaktadır Asıl Isparta Ovası’ndan Aliköy’ün batısında Çaltepe, Toptaş Tepe, İncirli Tepe gibi alçak tepelerle ayrılan Atabey (Kuleönü-Bozanönü) Ovası, batı, kuzeybatı-doğu, güneydoğu doğrultuda, Gönen ile B Gökçeli arasında 27 km, Gerges Çiftliği ile Bozanönü arasında 12 km uzunluğunda, 210 km2 alana sahip elips biçimli bir ovadır Ortalama yüksekliği 950 m olan bu ova, kendi içerisinde halk tarafından çeşitli isimlerle adlandırılır (Gönen Ovası, Kızılova, Göndürle Ovası, İslamköy Ovası![]() ![]() vs ) Atabey Ovası’nda, önceleri kuru tarım alanları yaygın olarak bulunmakta iken, özelikle 1974 yılında DSİ tarafından gerçekleştirilen Atabey Ovası sulama projesinin tamamlanmasından sonra sulu tarım alanlarının oldukça fazla yer tuttuğunu görmekteyiz Sulu tarım alanlarının içinde sebze alanları ve meyve bahçeleri oldukça fazladır Gül, elma, vişne, kiraz yetiştiriciliği yanında buğday ve arpa üretimi de gerçekleştirilmektedir Ovada sebze ve kavak üretimi oldukça yaygındır Keçiborlu Ovası: Doğudan Söğüt Dağları, batıdan Kayı Dağı, kuzeyden Barla Dağı’nın güneybatı uzantıları ve güneyden de Burdur Gölü ile çevrili olan ova, Senir ve Keçiborlu ilçe merkezi arasında yer yer tepelik sahalarla yarılmıştır Ova tabanı, Kılıç, Gölbaşı, Gümüşgün ve Keçiborlu yerleşmelerinin arasında kalmış, batı, doğu ve kuzeye dağ yamaçlarına doğru taraçalarla kademelenmiştir Tahıl ürünlerinin geniş yer tuttuğu ovada, diğer önemli bir faaliyet de gül yetiştiriciliğidir Isparta ili gül bahçelerinin 1/4’ünden daha fazlası burada dikilmiş durumdadır Senirkent Ovası: Barla ve Kapı Dağları’nın kuzeyi ile Karakuş Dağları’nın güneyinde, Uluborlu ve Senirkent ilçeleri arazilerini içine alan bir graben durumunda olan Senirkent Ovası, batıdan doğuya doğru yaklaşık 30 km uzunluğunda, doğusundaki Eğirdir Gölü’ne doğru genişleyen bir görünüm arz eden tektonik kökenli bir ovadır ![]() Ortalama 950 m yüksekliğe sahip olan Senirkent Ovası’nda yer alan tek akarsu Pupa Çayı’dır Senirkent Ovası’nda 1976 ve 1979 yılında DSİ tarafından hizmete açılan Senirkent I ve II sulama projelerinin tamamlanmasından sonra ovanın çok büyük bir kısmı sulamaya açılmış ve önemli derecede ürün üretimi elde edilmeye başlanmıştır Bu yıllardan önceki dönemde ise kuru tarım alanlarının ovada geniş yer tuttuğu görülmüştür Tahıl ürünlerinin yerini başta meyve bahçeleri (elma, kiraz, vişne![]() ![]() vs ) olmak üzere şeker pancarı gibi sulu tarıma ihtiyaç duyan endüstri bitkileri çok daha geniş alanlarda üretilmeye başlanmıştır Kumdanlı Ovası: Eğirdir Gölü’nün kuzeyinde ortalama 930 m yüksekliğindeki ve yaklaşık 50 km2 lik alana sahip olan Kumdanlı Ovası, NE-SW yönünde üçgen şeklinde, 12-13 km uzunluğundadır Ova tamamen alüvyonlardan meydana gelmiş ve alüvyon ortalama 100 m kalınlığındadır Ova, Temmuz ve Ağustos aylarında tamamen kuruyan Hoyran Deresi ve kolları tarafından drene edilir Kumdanlı Ovası, 1989 yılında sulamaya açılmış ve kuru arazilerinin önemli bir kısmı suya kavuşmuştur Gelendost Ovası: Eğirdir Gölü’nün doğusunda, iki tarafı faylar ve fay diklikleri ile sınırlı bir grabene tekabül eden Gelendost Ovası, kuzeybatıda Kirişli dağı, güneyde ise Anamas Dağları ile sınırlıdır Ortalama 45 km2lik bir alana sahip olan ova, 930 m yüksekliğe sahiptir Gelendost Ovası, merkezi kısmı hariç 150-200 m kalınlığında alüvyonlardan oluşmuştur Merkezi kısmı ise kuzey-güney yönlü bir antiklinal olan Aktepe yer alır Ovayı Eğirdir Gölü’ne dökülen Özdere drene eder Gelendost Ovası, 1983 yılında DSİ tarafından hizmete açılmış olan Gelendost sulama projesi ile sulu tarıma büyük ölçüde açılmıştır Ş Karaağaç Ovası: Beyşehir Gölünün kuzeyinde yer alan ovanın, kuzey ve kuzeybatısında Sultan Dağları, batısında Anamas Dağları, güneyinde ise Kızıldağ ve Karadağ bulunur Ovanın drenajı, Deliçay ve kolları ile sağlanır Ş Karaağaç ovasının, Beyşehir Gölü’ne doğru bir uzantısı da Armutlu Ovası olarak adlandırılır Ovanın bir kısmı, 1995 yılında hizmete açılmış olan Ş Karaağaç sulama projesi ile sulanmaya başlamıştır Boğazova: Eğirdir Gölü’nün güneyinde, kuzey-güney yönünde, aşağı yukarı 20 km uzunluğunda ve 1 5-2 km genişlikte Kovada depresyonu yer alır Antalya ekseni üzerine yerleşmiş olan bu depresyon, tektonik kökenli bir polye veya bir koridor özelliği gösterir Buraya yöresel ismiyle Boğazova denir Bugün Boğazova’nın çok büyük bir bölümünde elma yetiştiriciliği yapılmakta olup, kiraz gibi bazı meyvelerin de üretimi gerçekleştirilmektedir Dağlar Isparta ili oldukça engebelidir İl sınırları içerisinde yaklaşık 3000 m yi bulan oldukça yüksek dağlar bulunmaktadır Bunlar genel olarak ifade edilecek olursa Batı Toroslar’ın Isparta uzantılarıdır Antalya Körfezi’nin batısından ve doğusundan kuzeye doğru sokulan bu sıradağlar Isparta ilinin kuzeyinde daralarak, araştırma alanının kuzeybatısında Karakuş Dağları ve kuzeydoğusunda ise Sultan Dağları ismini almaktadır![]() |
|
Akdenizin İsparta İli Tanıtımı |
|
|
#3 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Akdenizin İsparta İli Tanıtımıİl alanını, Afyon ilinden ayıran Karakuş Dağları’nın güneye bakan yamaçları, Senirkent Ovası’nı kuzeyden kuşatmış, dalgalı düzlük ve tepelerden oluşmuştur davra Isparta ilinin kuzeydoğusunda, Isparta ili ile Konya ilinin doğal sınırlarını oluşturan Sultan Dağları mermer, kuvarsit gibi başkalaşmış taşlardan meydana gelen paleozoik bir kütle olup, kuzeybatı güneydoğu doğrultuda, yaklaşık 100 m uzunluğunda, Karakuş Dağları’na göre biraz daha yüksek bir dağ kütlesidir Isparta ilinin önemli yüksekliklerinden biri de Barla Dağı’dır Senirkent Ovası ile Atabey Ovası arasında kalan Barla Dağı kütlesi, Uluborlu’nun batısından başlamak üzere doğuya doğru yükseltisi fazlalaşmakta, Gelincik Tepe’den sonra ise Eğirdir Gölü’ne doğru yükseklikler düşüş göstermektedir Barla Dağında glasyal oluşumlar (Sirkler; Ayıyalağı ve Gelincikana sikleri, morenler) ve karstik oluşumlar (dolin, uvala, obruk, düden ve mağaralar) oldukça fazladır Karstik oluşumlar (özellikle dolin ve obruk), çevredeki köylüler tarafından yayla olarak kullanılır ve buralarda hayvan yetiştirilir (Ortayazı Yaylası, Yassıören Yaylası, Kabaca Yaylası, Gönen Yaylası![]() ![]() ) Barla Dağının batısında Uluborlu Obruğu, Peynir Obruğu, Senirkent Obruğu diye adlandırılan bazı çukurluklar yer alır Isparta ilindeki diğer önemli bir yükseklik Davras dağıdır Isparta Ovası’nın doğusunda yer alan Davras Dağı, mesozoik’e ait kalkerlerden oluşmuş ve faylarla parçalanmıştır Batıda Isparta Ovası’na, doğuda Kovada depresyonuna doğru kademeli bir şekilde inmektedir Kuzeybatıda Eğirdir Gölü’ne doğru Yürlük Dağı, batıda Küçük Davras, güneydoğuda Asacak Dağı gibi isimlerle adlandırılan Davras dağının en yüksek noktası, 2635 m ile Ulparçukuru Tepedir Davras dağı üzerinde buzullar, sirkler ve morenler gibi glasyal ve tektono-karstik çukurluklar, dolinler, az da olsa lapyalar gibi karstik şekiller bulunmaktadır Ağaçtan yoksun, boz renkli, heybetli görünüşü ile Davras dağındaki sirklerin üzerinde bulunan kalıcı karlar yöre halkı tarafından oldukça ilginç bir şekilde kullanılır Davras dağının zirve kısımlarında yaylacılık yapılmaktadır Davras dağının batısında, Davras dağından Dereboğazı Deresi ile ayrılan başka bir dağ kütlesi de Isparta Ovası’nın batı ve güneybatısında yer alan Akdağ’dır Doğu-batı uzanışlı Akdağ’ın en yüksek zirve yüksekliği 2271 m ’dir Yine Akdağ üzerinde Isparta şehrinin 5 km güneybatısında Pliosen yaşlı volkanik bir kütle ve içindeki yer alan Gölcük isimli küçük bir krater gölü yer alır Bu göl nedeniyle de buraya Gölcük volkanizması denilmektedir Isparta ilindeki en geniş dağ kütlesi de Eğirdir Gölü-Kovada depresyonu ile Beyşehir Gölü arasında yer alan Anamas (Dedegöl) Dağları’dır Arazi, Paleozoik’de teşekkül ettikten sonra Mesozoik boyunca Tetis jeosenklinalinde kalmış ve Mesozoik sonunda ilk alpin tektonik hareketlere uğramıştır Miyosen’de subsidansa uğrayarak tekrar deniz tarafından işgal edilmiş, Pliosen ve Kuaterner’de topyekün olarak önemli ölçüde yükselmiştir Bu yükselme devam etmektedir Anamas Dağları, kuzey-kuzeybatı, güney-güneydoğu doğrultuda uzanmaktadır Dağlar, kuzeyde 300-400 m lik düzlükten sonra yükselir ve 2000 m den sonra dalgalı bir düzlük görünümünü alır Dağın en yüksek yeri 2992 m yükseklikteki Dedegöl Dağı’dır Dedegöl zirvesi hem Anamas Dağları’nın hem de Batı Toroslar’ın en yüksek noktasıdır Anamas Dağları’nda en geniş alan kaplayan formasyon Jura-Kretase devrine ait kireç taşlarıdır Yine Dedegöl Dağı’nda genelde triyas dolomitik kireç taşlarından oluşmuştur Anamas Dağları da diğer dağlarda olduğu gibi çeşitli mağaralar (Pınargözü, Zindan), lapya, dolin, uvala ve polyeler gibi irili ufaklı karstik şekiller ve glasyal şekillerden de sirkler (Poyraz, Çobankaya) yer almaktadır Sütçüler ilçe merkezinin doğusunda Kuyucak Dağları, Gelendost Ovası’nın kuzeyinde, Eğirdir Gölü’nün doğusunda Kirişli Dağı, Eğirdir Gölü’nün güneydoğusunda Dulup Dağı, Beyşehir Gölü’nün kuzeyinde Sürütme ve Kızıldağ'lar bulunmaktadır Platolar Isparta ilinde, alüvyal ovalar ile yüksek dağlar arasında akarsular tarafından yarılmış az eğimli, dalgalı düzlüklerin bulunduğu platolar yer almaktadır İldeki en geniş plato alanı, Kumdanlı Ovası ile Gelendost Ovası’nın kuzey ve kuzeydoğusu ile Sultan Dağları arasında kalan kesimdir Bu ovalar ile dağlar arasında az eğimli ve dalgalı yüzeylerden oluşan bir etek düzlüğü yer alır Bu düzlük, Sultan Dağları’ndan gelen Köydere, Oku Çayı, Sücüllü Deresi, Karayer Dere, Harmanaltı Dere, Gökçek Dere, Buzacı Dere, Büğdüz Dere, Özdere ve bu derelerin kolları tarafından parçalanmışlardır Isparta’da yetiştirilen buğday, arpa gibi tahıl ürünlerinin ve baklagillerden nohut üretiminin en fazla yapıldığı sahalar olarak karşımıza çıkmaktadır Bir diğer plato da, Eğirdir-Kovada depresyonunun doğusunda, kuzeyde Yılanlı Dere vadisinin güneyinden başlamak üzere Sütçülerin güney ve doğusuna, Kuyucak Dağlarının batı yamaçlarına kadar uzanan sahadır Bu saha, Kemer Dere, Gökpınar Dere gibi bazı vadiler tarafından parçalanmıştır Bu plato sahasının kuzeyinde, Eğirdir Gölü’nün güneydoğusu ile Anamas Dağları arasında Sarıidris Dere tarafından parçalanmış bir plato daha vardır Her iki sahada da büyük bir alan orman ve fundalıklarla kaplı olmasına rağmen yer yer kuru tarım alanları ile bulunmaktadır İlin batısında Keçiborlu Ovası ile Söğüt Dağları arasında kalan saha da yine plato özelliği göstermektedir Saha bazı kuru dereler tarafından parçalanmıştır Mağralar Kalyonlar ve Yaylalar Orta Toroslar’ın batısında yer alan Göller Yöresi içinde bulunan Isparta ilinde, geniş bir alanda yüzeylenen Mesozoik yaşlı kireç taşları, mağara gelişimine en uygun birimleri oluşturmaktadır Isparta il sınırları içinde MTA tarafından 28 mağaranın etüdü yapılmıştır Pınargözü, Zindan ve Sorgun mağaraları, bu mağaraların en önemlilerindendir Pınargözü Mağarası : Y Bademli ilçe merkezi yakınında olup, Jura-Kretase yaşlı kireçtaşlarında oluşan bir fay üzerinde gelişmiştir 1995 yılında yapılan uzun süreli araştırmalar sonucu ancak 16 km ’lik bölümü ölçülmüş olup, sonuna kadar henüz ulaşılamamıştır İçerisinde büyük bir kaynak çıkmaktadır Zindan Mağarası : Aksu ilçe merkezinin 2 km kuzeydoğusunda Aksu vadisi kenarında olup, toplam uzunluğu 760 m dir İçerisinde yaz-kış devamlı akan küçük bir dere vardır Sorgun Mağarası : Aksu ilçesinin 10 km kuzeydoğusunda Sorgun yaylasında yer alır Uzunluğu 302 m olan mağaranın içinde devamlı akan bir su ve değişik büyüklükte göller yer alır Isparta ilinde bu mağaralardan başka; Aksu ilçesinde, Gümüşini, Erenler ve Cıv, Sütçüler ilçesinde, Kuz, Taşkapı ve Kadıdeliği, Ş Karaağaç ilçesinde, Şahne, Salur, Öşekçi ve Güllü mağaralarının yanı sıra diğer ilçelerde de oldukça çok mağara bulunmaktadır Köprüçay Kanyonu : Türkiye’nin en uzun kanyonu olup, Sütçüler ilçesinin doğusunda K-G yönlü uzanmaktadır Aksu ilçesinde başlayıp, Antalya’nın Serik ilçesi üzerinden Akdeniz'e kadar uzanan Köprüçay yaklaşık 50 km uzunluğundadır Kanyon, Kesme (Sütçüler)-Yeşilbağ (Serik) arasında yaklaşık 20 km lik kesimi oldukça dar ve derin (800 m) olması nedeniyle oldukça ilginçtir Yazılı Kanyon : Sütçüler ilçesinin güneybatısında 10 km uzunluğundadır Değirmendere çayı vadisi içinden geçerek Karacaören baraj gölüne ulaşır Kanyonun yan duvarlarında Bizans dönemine ait ibadet yapılan bölümler ve yazılar bulunmaktadır Bu yazıtlar dolayısıyla kanyona Yazılı Kanyon denilmiştir Eğirdir’in güneyinde Camili Yayla, Aksu’nun kuzeyi ve kuzeydoğusunda Erigöz ve Sorgun yaylaları, Sütçülerin güneydoğusunda Sanlı Yayla, Kasımlar kasabası yakınındaki Tota Yaylası önemli yayla alanlarıdır Bu yaylalar gerek bitki örtüsü ve doğal güzellikleri gerekse su kaynakları ve çeşitli ekonomik etkinliklerle oldukça ilgi çeken yörelerdir Isparta İlinin İklimi Isparta yöresi, kış aylarında İzlanda alçak basıncının Balkanlar üzerinden ve Orta Akdeniz'e inerek, ılımanlaşmış şeklinden etkilenir Kış aylarında kuru soğukların sebebi olan Sibirya yüksek basıncı zaman zaman bölgeye kadar sokulmaktadır Ayrıca kış aylarına geçiş dönemlerinde Kuzey Afrika üzerinden gelen tropikal hava kütlelerinin etkisi gözlenir Yaz aylarında ise Basra alçak basınç sistemi ve Azor yüksek basınç sisteminin etkili olduğu görülür Isparta ili uzun süreli gözlemlerin klimatolojik olarak incelenmesi sonucunda, Akdeniz iklimi ile Orta Anadolu’da yaşanan karasal iklim arasında geçiş bölgesinde yer almaktadır Bu nedenle il sınırları içinde her iki iklimin özellikleri gözlenir Akdeniz kıyılarında görülen sıcaklık ve yağış özellikleri ile karasal iklimin düşük sıcaklık ve düşük yağış özellikleri tam olarak gözlenmez İlin güneyinde (Sütçüler) Akdeniz, kuzeyinde (Ş Karaağaç, Yalvaç) ise karasal iklimin özellikleri gözlenirİl merkezinin uzun yıllar sıcaklık ortalaması 12 0 0C’dir Yılın en soğuk ayları Ocak-Şubat ayları olup, günlük ortalama sıcaklıkları 1 7-2 7 0C arasındadır En sıcak aylar olan Temmuz-Ağustos aylarında günlük ortalama sıcaklıkları ise 22 9- 23 2 0C arasındadır İlde yaşanan en yüksek sıcaklık 28 07 2000 gününde 38 0 0C, en düşük sıcaklık ise 03 02 1974 gününde ölçülen -21 0 0C’dir Gün içindeki sıcaklık farkları, yaz aylarında kış aylarına göre daha yüksektir![]() |
|
Akdenizin İsparta İli Tanıtımı |
|
|
#4 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Akdenizin İsparta İli Tanıtımıİlin ortalama yıllık yağış toplamı 551 8 kg/m2’dir Yağışların büyük kısmı kış ve bahar aylarında (%72 69) olmaktadır Yaz ve sonbahar ayları ise oldukça kurak (toplam yağışın %29 31) geçmektedir Yağışlar genellikle yağmur, kış aylarında ise zaman zaman kar, bahar ve yaz aylarında ise sağanak yağışlar şeklinde gözlenir İl içindeki yağış dağılımında ise güneyden, kuzeye çıkıldıkça, yıllık yağış toplamları azalmaktadır İl coğrafik yapısı nedeniyle dağ-vadi meltemlerinin etkisinde kalmaktadır Orta Akdeniz üzerinden gelen alçak basınç sistemlerinin önünde güneyli yönlerden kuvvetli rüzgarlar, zaman zaman fırtınalar görülür Bahar aylarında görülen orajlı kararsızlık yağışlarıyla birlikte kuvvetli rüzgarlar gözlemlenir, uzun yıllar ortalama hızı 2 1 m/sn’dir Rüzgar hakim yönü ise güneybatıdır Ortalama fırtınalı günlerin sayısı 4 9, kuvvetli günlerin sayıs Bitki Örtüsü ve Yaban Hayatı Isparta ili arazisinin yarısına yakın bir kısmı ormanlardan oluşmaktadır Bu alanlar içinde verimli orman ağaçlarının yanı sıra fundalık ve çalılık alanlara da karşılaşılmaktadır Bu araziler dışındaki alanlarda ise bitki örtüsü otlardır Aksu Vadisi boyunca Davras dağı eteklerine kadar, Akdeniz sahillerinin tipik bitkilerinden olan zeytin, mersin gibi ağaçlara rastlanır Davras dağının güney eteklerinde sedir ağaçları da bu bitki topluluklarına katılır Isparta’da 1500 m yükselti kuşağına kadar, Akdeniz’e özgü maki türü ağaççıklarla birlikte, meşenin egemen olduğu yapraklı ormanlar bulunur Eğirdir Gölü’nün kuzeyinde, Gelendost-Yalvaç arasında, Afşar yöresinde, Isparta-Ağlasun arasında ve Sütçüler bölgesinde yer yer iyi koru niteliği gösteren yapraklı ormanlar geniş alanlar kaplar Yapraklı ormanlar üzerinde 1700-1800 m lere kadar kızılçam, karaçam, sedir ve ardıç gibi ibreli ağaçlardan oluşan ve özellikle ilin güneyinde çok iyi koru özelliği gösteren, iğne yapraklı ormanlar yayılmıştır Bu ağaçlardan başka buralarda yer yer köknar ağaçlarına da rastlanmaktadır Kızılçam ve karaçamdan sonra ilde en çok alan kaplayan ağaç Torosların temel ağacı olan sedir, olumsuz insan etkileri nedeniyle daralmıştır Sedir ormanları, ancak Davras dağı eteklerinde, Barla-Senirkent arasında ve yüksek dağların doğu ve kuzey yamaçlarında yayılım göstermiştir Asli Orman Ağaçları: Isparta Orman Bölge Müdürlüğü ormanlarında kızılçam, karaçam, sedir, göknar, ardıç, sarıçam (Gölcük Tabiat Parkında) gibi ibreliler ile meşe, çınar, kızılağaç, akasya, dişbudak, kestane ve sığla gibi yapraklı türler bulunmaktadır Diğer Orman Ağaç ve Ağaççıkları: Pırnal Meşesi, kermes meşesi, akçaağaç, akçakesme, kocayemiş, zeytin, keçiboynuzu, defne ve mersin ağaç türleri yörede bulunmaktadır Otsu Bitkiler: Kekik, adaçayı, sistuslar, ladenler, katırtırnağı, çayır ve mera bitkileri en çok görülen bitki türleridir Isparta ili, yabani hayvan türleri bakımından zengin bir yörede yer almaktadır İldeki yaban hayvanları arasında yaban domuzu, sansar, porsuk, tilki, tavşan, sincap, kurt, karaca, alageyik, dağ keçisi, ayı ile kuş türlerinden yaban ördeği, keklik, çulluk, saksağan, sülün ve kaz sayılabilir Isparta’daki tatlı sularda ise levrek, sazan, çiçek ve ıstakoz bulunmaktadır Isparta Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Başmühendisliği sınırları içerisinde 2 adet Milli Park, 2 adet Tabiat Parkı, 2 adet Tabiatı Koruma Alanı, 2 adet Orman İçi Dinlenme Yeri, 3 adet Yaban Hayatı Koruma ve Üretme Sahası ve 4 adet Tabiat Anıtı bulunmaktadır Nüfüs ve Yerleşme Isparta İli, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Konya vilayetine bağlı bir sancak merkezi idi Cumhuriyet öncesi, Hamit Sancağı adıyla bilinen Isparta İli hakkındaki ilk nüfus bilgileri o dönemde zaman zaman tutulan tahrir defterlerinden elde edilmektedir Ancak, tahrir defterleri düzenli olarak tutulmadığı ve sadece erkek nüfusun kaydı bulunduğu için elde edilen veriler gerçek nüfus hakkında doğruyu tam olarak yansıtmamaktadır Bu dönemde, Hamit Sancağı’nın nüfusu hakkında en geniş bilgileri, 1882 Konya Vilayet Salnamesinden edinmek mümkündür Bu kayıtlarda, hem dini hem de kadın-erkek nüfusla ilgili veriler bulunmaktadır Vital Cuinet ise, ‘‘Turquie D’Asie Geographie Administrative’’ adlı eserinde Hamidabat Sancağı’nın nüfusunu 192 000 olduğunu ve bu nüfusun 17 000’inin Rum-Ortodoks, 600’ünün Ermeni-Grogeryan, 20’sinin Ermeni-Protestan ve 3’ünün de Ermeni-Yahudi olduğunu belirtmektedir Rum nüfus, Kurtuluş Savaşından sonra yapılan nüfus mübadelesi antlaşması ile Isparta’dan ayrılmıştır Salnameye göre, Hamit Sancağının toplam nüfusu 120 661’dir Bu nüfusun 113 659 kişisi Müslüman, 6 450 kişisi Rum-Ortodoks ve 552 kişisi ise Ermeni-Grogeryan’dır Rum nüfus, Isparta Merkez, Uluborlu, Eğirdir ve Barla’da, Ermeni nüfus ise sadece Isparta merkezde yaşamaktadır En çok nüfusa sahip kazalar, Isparta Merkez, Karaağaç ve Yalvaç’tır 1927-2000 arası nüfus sayım dönemleri esas alındığında Isparta ilinin nüfusu devamlı artış göstermiştir 1927 yılında 144 804 olan Isparta ilinin nüfusu, 2000 yılında yapılan son sayımda 513 681 olarak tespit edilmiştir İlde en düşük yıllık nüfus artış hızı %0 0 9 ile 1940-1945 II Dünya Savaşı döneminde ve %0 6 2 ile 1935-1940 döneminde, en yüksek yıllık nüfus artış hızı ise %0 26 6 ile 1955-1960 dönemi ve %0 25 9 ile 1950-1955 dönemlerinde gerçekleşmiştir 1990-2000 nüfus sayım dönemlerinde ise nüfus artış hızı %0 16 6’dır Isparta’da km2’ye düşen kişi sayısı 1927 yılında 17 kişi iken, 2000 yılında 62’ye yükselmiştir Son 73 yılda Türkiye nüfusu yaklaşık 5 kat artış gösterirken aynı dönemde Isparta ilinin nüfusu 3 5 kat artış göstermiştir Isparta ilinde 1927 yılında nüfusun % 25 3’ü şehirde, %74 7’si de köylerde yaşamıştır 2000 nüfus sayımına göre ise, nüfusun %58 7’si şehirde, %41 3’ünün de köylerde yaşadığı tespit edilmiştir Bu değerler özellikle 1945 yılından sonra Isparta ili nüfusunun devamlı bir şekilde şehirler lehine geliştiğini ve köylerden şehirlere göçün olduğunu göstermektedir Isparta ilinin 2000 yılındaki nüfusu 513 681’dir Bu nüfusun ilçelere göre dağılışı incelendiğinde, en fazla nüfusa Merkez ve Yalvaç ilçelerinin, en az nüfusa ise Y Bademli ve Aksu ilçelerinin sahip olduğu görülmektedir 1990 nüfus sayımına oranla, 2000 yılında Aksu, Eğirdir, Gelendost, Sütçüler ve Y Bademli ilçelerinin nüfuslarında azalma kaydedilmiştir 1992 yılında kurulan ve bugün 35 000’ne ulaşan öğrencisi ve öğretim elemanı ile Süleyman Demirel Üniversitesi’nin açılması, Isparta Organize Sanayi Bölgesinin faaliyete geçmesi, Dinar depremi ile bir kısım Dinarlıların Isparta’ya yerleşmesi, Isparta-Antalya karayolunun açılması gibi bir çok gelişmeler Isparta ilinde 1990 yılından sonra nüfusun artmasını sağlamıştır Sayım dönemleri itibariyle en önemli yerleşim birimi, Isparta şehridir Kent merkezinin nüfus yoğunluğu, 1980’de 130, 1985’de 151, 1990’da 238 iken son sayımda ise km2 ye 250 kişi olarak tespit edilmiştir 2000 nüfus sayımı rakamlarına göre, Isparta ili toplam nüfusunun, 270 782’sini erkek nüfus, 242 899’unu da kadın nüfus oluşturmaktadır Yani Isparta ili nüfusunun % 52 7’si erkekler, % 47 3’ünü kadınlar meydana getirmektedir Isparta ilinde ekonomik faaliyetlere göre istihdam edilen nüfus incelendiğinde; verilen tüm dönemlerde, tarım sektörünün nüfusun yarıdan fazlasını istihdam ettiği görülmektedir İstihdamda, ikinci olarak hizmet sektörü, üçüncü sektör olarak da sanayi sektörü sıralanmaktadır 2000 yılında Isparta ilinde toplam 222 337 kişi istihdam edilmiştir İstihdam edilen nüfusun 126 518’i tarım, 67 466’sı hizmet, 18 532’si sanayi ve 9 752’si de inşaat sektöründe çalışmaktadır Isparta ili, 13 ilçe merkezi, 38 belde ve 173 köy yerleşmesi ile toplam 224 yerleşim yerine sahiptir Ayrıca bu yerleşim yerleri haricinde, 110’dan fazla köy altı yerleşmesi ilin güneyinde eğimin kısa mesafeler dahilinde değiştiği, topoğrafyanın derin vadilerle yarıldığı kesimlerde dikkati çekmektedirlerIsparta ilinde, yerleşmelerin %70’i 900-1200 m ler arasında yer seçmiş iken geriye kalan yerleşmelerin hemen hepsi 1200-1500 m ler arasında bulunmaktadır |
|
Akdenizin İsparta İli Tanıtımı |
|
|
#5 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Akdenizin İsparta İli TanıtımıAkdenizin Isparta İl Resimleri ![]() ![]() |
|
|
|