|
|||||||
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| bilgi, geleneklerde, hakkında, ile, inanislari, milli, renkler, türk |
Türk İnanislari İle Milli Geleneklerde Renkler Hakkında Bilgi |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk İnanislari İle Milli Geleneklerde Renkler Hakkında BilgiTürk inanislari ile milli geleneklerde renkler Hakkında Bilgi T C BAŞBAKANLIK ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ BAŞKANLIĞI YAYINLARI SUNUŞ Türk soylu topluluklar Türk köküne bağlı halklar iki ana kolda gelişip yayıldılar: Oğuz ve Kıpçak ![]() Oğuz grubu yirmi dört boy olup Kaşgarlı Mahmud'dan başlayarak bu konuda haklarında epeyce milli kaynak bulunan bir dünyadır Diğer taraftan Asya'nın kuzey doğusundan kuzey batısına Doğu Avrupa'ya- hatta Batı Avrupa'ya - Kafkaslara yerleşmiş olan Kıpçak kökenli halklar da yirmidört boydur Oğuzlarda olduğu gibi Kıpçak kökenli toplulukların da yirmi dört ayrı damga/tamga/tamka sahibi olduklarını biliyoruz; ancak Türkiye'de bu konularla ilgili bilimlik kamuoyu sayılacak birikime sahip değiliz ne yazık ki![]() ![]() ![]() Anadolu'da yaşayan Türk topluluklarının Türk dünyasındaki soydaşlarıyla ilgili bağlar açısından tarihisosyolojik ve etnografik verilerinin yeniden araştırılıp değerlendirilmesi gerekmektedir ![]() Biz merasimlerde ayinlere yatkın olmayan sadece ve samimi Müslüman Anadolu Türkleriyiz Anadolu'da bin yılık bir geçmişimiz var; bu geçmişin oluşturduğu zengin tarih ve zengin sosyokültürel hayat dostlarımızın hayranlık duyup övüneceği düşmanlarımızın haset edip dövüneceği kadar "özel" bir dünyadır![]() Sosyo kültürel hayat alanındaki inanmalara bağlı merasimlerin büyük bir kısmı Atayurt'tan " Eski yurt'tan taşıyıp getirdiklerimizdir Anadolu Türklüğü bin yıldan fazla bir zamandır buraya göçen soydaşlarımızdan oluşuyor Pek az kısmı 1070 öncesinde yüzde yetmişlik bölümü 1070'ten sonraki 225 yıl içinde geri kalan kısmı ise 1300'den sonra Anadolu'ya gelen Türk soylu halklar hemen geldikleri Atayurt bakımından hem izledikleri göç yolu açısından farklılıklar taşıyorlar Bu farklılıklara yollarda karşılaştıkları etkileyip etkilendikleri kültürler ile burada vatandıştırdıkları yerlerin bölgesi yüzünden oluşan farklılaşmaları da ilave etmek gerekir Bu farklılıkların benzeşmezlik ölçüsünde olmadığını özelikle vurgulamalıyız Bu yüzden yaşayan kültürümüz içindeki inanmalara bağlı merasimlerin ve bu merasimlere ait " gerekçe" lerin Türk duyuş düşünüş ve kabulleniş ortak paydasına bağlı olması tabidir![]() Türk duyuş düşünüş kabulleniş ve davranış dünyasının ortak paydasında yer alan merasimler konusunda " Türk Adet ve İnanmalarına Bağlı Törenleri esas alan derli toplu bir araştırma veya ansiklopedik sözlüğümüz de ne yazıyor ki yoktur Anadolu ölçeğine böyle bir kaynak esere ihtiyaç olduğu gibi Türk soylu halklar arasındaki ortaklıklar göstermek açısından da aynı konuyu ihtiva eden kitaplar yazılması gerektiğini kimse reddedemez![]() Bu ortaklıklardan biri Nevruz'dur Nevruz Gök Tanrı (Şamanlık Kamlık) dini çevresinde tabiat Tanrı insan münasebetlerinin işaretlerini toplayan en eski törenimizdir![]() Tabiat zaman unsuruna göre insana yiyecek giyecek hayat sunan bir ortamdır Zaman önce mevsimlere bağlı olarak canlıları ve cansızları da farklılaştıran bir oluşumdur![]() İnsan tabiattan ve zamandan çalıştığı ölçüde hakkını ve hissesini alan Tanrısına teşekkür eden başka insanlarla bir düzen kuran düşünen ve inanan bir canlı ![]() Tanrı ise yaratan yaratığını yargılayan esirgeyen bağışlayan koruyan varlıklar üstü bir özel varlık ![]() ![]() ![]() Yeni Kün/ Yeni Gün Bayramı işte bu çerçevede Türklerin tabiatın dirilişini alkışladığı yıl esaslı zaman değişiminin başlangıcı saydığı; değişmeler için Tanrı'ya şükrünü ifade ettiği özel bir törendir ![]() Bir taraftan destan ve efsanelere dayanarak yaşayan diğer taraftan her yılın İlkbaharı'nda tabiat hadiseleriyle birlikte Türk Dünyası'nda yeniden diriliş canlanış şenliği olarak yaşatılan Sultan Nevruz ![]() Zamanın Sultanı![]() ![]() ![]() Nevruz'un; Navroz Novruz Sultan-ı Navrız Sultan Nevruz Navrez Nevris Naurus Noruz Norus Ulustın Ulu Küni Ulusun Ulu Günü Ulı Kün Ergenekon Egen (Erkin) kün Bozkurt Yeni Gün Mart Dokuzu Mereke Mevris ve Meyram olmak üzere Türk Dünyası'nda yirmibeşi aşkın ismi vardır ![]() Bu kutlama sarı kırmızı yeşil yan yana gelmesiyle oluşan sembolleşmeyle tamamlanır gibidir Kırgızlar'ın Manas kutlamalarında Türkmenler'in " Su Bayramı'nda sarı kırmızı yeşil bayraklarla geçişini o ülkelerde görünce rahatlamıştım: Türkiye'deki bir takım insanlar da bir gün bunları görür öğrenir diye sevinmiştim![]() Bu kavramı ideolojinin ideolojik-politik militanlığının elinde oradan oraya savrulan bir fitne malzemesi bir slogan olmaktan kurtarıp bilimin ölçüleriyle aydınlatmak gerekir Atatürk Kültür Merkezi olarak biz 1995 yılın bu konuda gösterilmekte biraz da geç kalınan idrakin ve hassasiyetin bir örneğini sergilemiş Nevruz Bilgi Şöleni'nin bildirilerini kitaplaştırmıştık 1996 yılın da renkler konusun da meselemizin içine alarak ilkine oranla bir hayli genişletilmiş " Türk Dünyasın da Nevruz ve Renkler İkinci Bilgi Şöleni'mizi gerçekleştirdik Bu bilgi şöleninin birbirinden değerli bildirilerini de bir cilt halinde yayınladık![]() Türk Dünyasının gün ışığıyla yıkanmayı bekleyen nice ortak değerlerinden biri olan Nevruz'u Türk dünyası olarak değerlerinden biri olan Nevruz'u Türk dünyası olarak hepimizin atalarımızdan miras aldığımız hoşgörüyü temizliği saflığı sevgiyi birleşmeyi bütünleşmeyi yeniden tesis edip aleme duyurduğumuz bu güzel bayramı Özbek Kırgız Tatar Türkmen Kumuk Azeri soydaşlarımızla bir araya gelip aydınlığa çıkarmaya katkıda bulunmakla atalarımızı gülümsettiğimize inanıyoruz ![]() Renk veya don/ton yahut boyag/boyah kelimeleri güneş ışığının varlıklardaki emilmesiyle ilgili bir durum Tabiattaki bu ana renkler ki yedi tane olduğu kabul edilir- yanındaki bugün bilgisayar aracılığıyla üç bini aşkın renk elde edilebilmektedir![]() Halkaların ve kültürlerin renklere yaklaşımı birbirinden farklıdır; ancak asıl farklılık renkleri bir araya getirişleri sırasındadır Sarı kırmızı ve yeşil bir inanış ve varlık dünyasını yorumlayış sonucunda yeşili dirilik tazelik gençlik; sarıyı merkeze hükümranlık; kırmızıyı Tanrı koruyucu ruh ocak (ev) dirlik bağımsızlık hürriyet anlamlarının sembolü halinde yorumlayan sadece Türk kökenli halklardır![]() Bu konularda ilgili bir tebliğini geliştirmesini istirham ettiğim Atatürk Yüksek Kurumu'nun değerli başkanı kültür tarihimizin seçkin araştırıcılarından aziz Prof Dr Reşat Genç beni kırmadı Genişletilmiş tebliğlerini kitap düzeninde bastırırken ilgili resimleri de ilave ettik![]() Bayramlarımız bütünlüğümüz renklerimiz konusundaki fitnenin bitmesine vesile olmak arzu ve dileğiyle bu kitapçığı basarken dostluk ve destekleri için Sayın Reşat Genç'e Sayın Selahattin Yücel'e ve Tanıtma Fonu üyeleri ile Mehmet Biler'e alenen teşekkürler ediyorum ![]() Prof Dr Sadık TuralAtatürk Kültür Merkezi Başkanı BAŞLARKEN ![]() ![]() Yeryüzünde insanoğlunun yaşamaya başladığı günden beri birtakım tabiat olayları nasıl insanların dikkatini çekmiş ise tıpkı onun gibi tabiattaki çeşitli renkler çiçekler ve başka renkli şeyler de dikkat çekmiştir Giderek insanlardaki zevk unsuru renklere olan ilgiyi çoğaltırken bir taraftan da bazı inanmalara bağlı olarak renkler bazı anlamlar kazanmış ve birtakım renkler bir taraftan sembol değerler kazanırken diğer taraftan da manevî ve millî değerler kazanmıştır Dolayısıyla bütün diğer milletlerde olduğu gibi Türk milletinin de en eski zamanlardan başlayarak tarihî seyir içinde renklere çeşitli sembol anlamlar ile millî ve manevî değerler kazandırdığı görülmektedir Biz de bu incelememizde muhtelif renklerin tarihimizde ve kültürümüzde kazandığı sembol değerler ile millî ve manevî değerler hakkında gerek tarihî kaynaklardan gerekse inceleme eserlerinden yararlanarak bilgi sunmaya çalışacağız Bu münasebetle Atatürk Yüksek Kurumu’nun bağlı kuruluşu olan Atatürk Kültür Merkezi’mizin bu konularla ilgili yayınlarını ve bilimlik toplantılarını gerçekleştiren değerli mesai arkadaşım Prof Dr Sadık Tural hem Nevruz hem de renkler konusunda ilim âlemine ışık tutan Türk ve dünya kamuoylarını bu konuda bilgilendirip aydınlatan çok değerli çalışmalar meydana getirdi bitirilmesine de katkı sağladı vesile oldu Bu mütevazı çalışmanın yayınlanması da Sayın Tural’ın ciddi ve samimi gayretleri ve teşvikleri ile mümkün olabildi Bu konuda gösterdiği ciddi ve samimi gayret için anılan Merkez Başkanı Sayın Prof Dr Sadık Tural’a içten teşekkürler ediyorum![]() Prof Dr Reşat GENÇ |
|
Türk İnanislari İle Milli Geleneklerde Renkler Hakkında Bilgi |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türk İnanislari İle Milli Geleneklerde Renkler Hakkında BilgiNEVRUZ Avrasya'nın Ortak Bayramı Tabiat ile iç içe kucak kucağa yaşayan toprağı "ana" olarak vasıflandıran Türk'ün düşünce sisteminde "baharın gelişi" elbette önemli bir yere sahip olacaktı Nevruz Türk dünyasının kuzeyinden güneyine batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanan bahar bayramıdır Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan geleneklerden duygulardan ve tabiatın insanlara tesir eden bir olayından doğduğuna inanılır Tabiat ile iç içe kucak kucağa yaşayan toprağı "ana" olarak vasıflandıran Türk'ün düşünce sisteminde "baharın gelişi" elbette önemli bir yere sahip olacaktı Çünkü insan vücudu baharda uyarıldığı kadar kışta uyarılmaz İç karartıcı yeknesak günlerin ardından doğan hareketli pırıl pırıl güneşli kuş ve hayvan sesleriyle kurulmuş îlahî orkestranın musikisi insan hayatını canlandırır Ayrıca ortaya çıkan rengârenk tablo kıştan bahara geçişi ne de güzel tasvir eder: "Bir yanda her tarafı kaplayan soluk mat ve daha çok beyazın hakim olduğu renkler diğer yanda yeşilin değişik tonları arasında baş veren binbir renk cümbüşü![]() ![]() Birisi hareketsiz şekilsiz; diğeri kıpır kıpır şekil şekil çiçek çiçek![]() ![]() Kış sağır ve dilsiz; ilkyaz duygulu coşkulu kulaklara fısıldadığı nağmelerle cazibeli![]() ![]() Birinde tabiat hayat dolu diğerinde donmuş yeniden doğmak üzere uyuşmuş kalmış![]() ![]() ![]() Genellikle Nevruz yani Farsça "Yeni Gün" adını taşıyan bahar bayramı insan ruhunun tabiattaki uyanışıyla birlikte kutladığı bir bayramdır Böyle bir bayramın yani mevsimlerin değişikliğinden doğan özel günlerin başka başka adlar altında birçok milletin sosyal hayatında yer aldığı da bilinmektedir Mesela Hıristiyan âleminin dinî muhteva ile şekillendirerek ve Noel Baba sembolü ile karlar ülkesinden geyiklerin çektiği kızaklarla neşe ve ümitleri taşıdığı "Noel Bayramı" bunun farklı bir örneğini teşkil eder Bu kutlamalarda yine bahara duyulan özlem "çam ağacı" motifi etrafında şekillendiriliyor Aynı zamanda bir takvim değişikliğini de ifade eden bu kutlamalara baktığımızda Türk' ün kutladığı "bahar bayramı"nın da bir takvim değişikliğini yansıttığı görülüyor Burada dikkati çeken husus "baharın başladığı zaman"dır Türk bu takvim değişikliğini "toprağın uyandığı gün" ile özdeşleştirmiştir Kışın ortasında baharı kutlamaz Türklerde bir tabiat varoluş diriliş bayramı niteliğinde olan Nevruz'un ruhî atmosferini ve eskiliğini anlayabilmek için kültürümüzün yıpranmış tozlu ve pek okunmayan eski sayfalarına bir göz atmamız gerekiyor Bu coşkuyu Türk kamları dualarında niyazlarında şöyle ifade ediyorlar: " ![]() ![]() Yüce Göktanrı'nın ilk defa gürlediği yağız yer altmış türlü çiçeklerle ilk defa bezendiği altmış türlü hayvan sürülerinin ilk defa kişnediği ve melediği zaman sen (Türk'ün Atası) yaradıldın!" Bu sözler Türk'ün yaratılış felsefesinin inancının hayat tarzının ifadesidir Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan geleneklerden duygulardan ve tabiattan doğduğundan bahsetmiştik İşte millî bir bayram olan Nevruz da Müslüman olan ya da olmayan çeşitli Türk toplulukları arasında kamların dua ettikleri asırlar öncesinden günümüze kadar farklı farklı şekillerde ama aynı ruhla hâlâ kutlanmakta Bu bayram İslâmiyet'i kabul etmiş olan ilk Müslüman konar göçer Türk topluluklarında; sürgün avı toy şölen yuğ vb gibi İslâmiyet'le çatışmayan âdetlerden biri olarak devam edegelmiştir Böylece bu ananeler günümüz Türk dünyasına ortak kültür mirası olarak intikâl etmişlerdir Gelenekler tarihini kesinlikle tespit edemediğimiz dönemlerden kalmadır Neden niçin nasıl gibi sorular sorulmadan atadan oğula kalmıştır Gelenekler bu özelliğiyle millet bağını güçlendiren en önemli unsurlardan biridir Baharın gelişinin kutlandığı bugün de böyle bir gelenektir Nevruz çeşitli kültür çevrelerinde farklı etnik gruplarda farklı bir muhtevaya ve anlama sahip olmuştur Kültürler arasındaki iletişim sonucunda çeşitli kültürlere girmiş ve benimsenmiştir Eldeki tarihi kaynaklardan hareketle en eski Türk adetlerinden bayramlarından biri olduğu kesinleşmiştir Yeni yılın başlangıcı yenilik coşku canlanma gibi nitelikler hiç değişmeden günümüze kadar yaşadığı uçsuz bucaksız coğrafyalarda görülmektedir Çin kaynaklarından Kutadgu Bilig'e Kaşgarlı Mahmud'dan Bîrûnî'ye Nizâmü'ı Mülk'ün Siyasetnâme'sinden Melikşah'ın takvimine kadar Akkoyunlu Uzun Hasan Bey'in kanunlarına kadar gelen bir çizgide Nevruz ile ilgili kayıtlar eldedir Diğer taraftan Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmed Safevi Türkmen Devletinin kurucusu Şah İsmail (Hataî) Osmanlılarda Sultan I Ahmed ve Sultan Dördüncü Murad gibi hükümdarların Mustafa Kemal Atatürk'ün; din adamlarımızdan Kazasker Bâki Efendi ve Şeyhülislam Yahya Efendilerin şairlerimizden Kuloğlu Pir Sultan Abdal Kaygusuz Abdal Şükrü Baba Hüsnü Baba Fuzulî Nev'î Efendi Nef'î Nedim Hüseyin Suad ve Namık Kemal gibi şairlerimizin Fatih devri vezirlerinden Ahmed Paşa'nın; büyük Azeri şairi Şehriyar'ın ve büyük Türkmen şairi Mahdumkulu'nun uzun bir tarih boyunca Nevruz bayramının gelişini "Nevruziye" veya "Bahariye" denilen şiirlerle kutladıklarını da biliyoruz Ayrıca Nevruz'un Türk musikisinin en eski mürekkep makamlarından biri olarak da kültürümüzde yedi yüzyıldan fazla bir maziye sahip olduğunu da biliyoruz Bu makam ilk defa Urmiyeli Safıyûddîn Abdulmü'mîn Urmevî (1224-1294) tarafından kullanılmıştır Bu şekilde elimizde yirminin üzerinde makam bulunmaktadır Nevruz geleneği ne Sünnilikle ne Alevilikle ne Bektaşilikle doğrudan doğuş bağlantısı olmayan İslâmiyetten çok öncelere giden bir gelenektir Yani bir dinin veya mezhebin bayramı değildir Bu yüzden de herhangi bir şekilde bir mezhep adına bir din adına bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi istismar edilmesi bir ayrılık unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması yanlıştır Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır 1990 yılında bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri'nde Kırgızistan Kazakistan Özbekistan Türkmenistan ve Azerbaycan ile Rusya Federasyonu bünyesindeki Tataristan 21 Mart Ergenekon/Nevruz Bayramı'nı "Milli Bayram" olarak ilan etmişlerdir Bu günün coşkuyla kutlanmasına büyük önem vermektedirler Türk kültüründen kaynaklanan Ergenekon/Nevruz bayramı her yönüyle Türk gelenek ve görenekleriyle zenginleşmiş ananevi ve temeli beş bin yıllık Türk tarihine dayalı milli bir bayramdır Türkiye'de de 1991 yılında Türk Dünyası ile birlikte ortak bir gün olarak resmi tatil olmaksızın bayram ilan edilmiştir Nevruz; Türk insanını birbirine kenetleyen bağlayan Ergenekon'dan demir dağları eriterek dirilen atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir Bu ateş hiç sönmeden binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak "ortak kültür ocağı"nda binlerce ruhu ısıtacaktır Avrasya'nın Türk âleminin Nevruz toyu kutlu olsun Nevruz gülleri geleceğe umutlar taşısın![]() |
|
|
|