Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Kültür - San'at & Eğitim > Kültür-Sanat > Makaleler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
cumhuriyetçilik

Cumhuriyetçilik

Eski 10-10-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Cumhuriyetçilik



Birçok yazarlar, cumhuriyeti hem bir devlet şekli, hem bir hükümet şekli olarak kabul etmektedirler Devlet şekli olarak cumhuriyet, egemenliğin bir kişi veya zümreye değil, toplumun tümüne ait olduğu bir devleti ifade eder Devlet şekillerinin tasnifindekullanılan başlıca kriterlerden biri egemenliğin kaynağı olduğuna göre, cumhuriyetin bu anlamda bir devlet şekli olduğuna şüphe yoktur Ancak cumhuriyet, aynı zamanda bir hükümet (devlet yönetimi) şekli olarak da kabul edilebilir Bu anlamda cumhuriyet, başta devlet başkanı olmak üzere, devletin başlıca temel organlarının seçim ilkesine göre kurulmuş olduğu, özellikle bunların oluşumunda veraset ilkesinin rol oynamadığı bir hükümet sistemini anlatır Böylece cumhuriyet, seçim ilkesine dayanan bir hükümet sistemi anlamını taşımaktadır Aslında, devlet ve hükümet şekli olarak cumhuriyet kavramlarının birbirleriyle çok yakından ilgili olduğu açıktır Egemenliğin siyasî toplumun tümünde (millî bir devlette bu siyasî toplum elbette bir millettir) olduğu bir sistemde, devletin temel organlarının millet iradesinin ifadesi olan seçimlerle oluşması tabiîdir Aynı şeklide, devletin temel organlarının seçimden çıktığı bir sistem, millî egemenlikten veya halk egemenliğinden başka bir ilkeye dayanamaz

Türkiye'de Cumhuriyeti ilân eden 29 Ekim 1923 tarihli "Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Mevaddının Tavzihen Tadiline dair Kanun," "Türkiye Devletinin şekl-i Hükümeti, Cumhuriyettir" demek suretiyle, cumhuriyeti bir hükümet şekli olarak vasıflandırmıştı 1924 tarihli Anayasa ise, "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir" diyerek, cumhuriyete bizce daha doğru olarak bir devlet şekli niteliğini vermiştir Cumhuriyet, daha sonraki Anayasalarımızda da bir devlet şekli olarak ifade edilmiş ve Cumhuriyet ilkesinin modern Türkiye bakımından taşıdığı büyük ve tarihî önem dolayısıyle, bu ilkenin bir Anayasa değişikliği ile bile değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği hükme bağlan-mıştır (1924 Anayasası, m102; 1961 Anayasası, m9; 1982 Anayasası, m4)

Görülüyor ki, Cumhuriyetçilik ilkesi Atatürk'ün devlet anlayışının temellerinden birini oluşturduğunu gördüğümüz millî egemenlik ilkesiyle çok sıkı ilişki içindedir ye onun tabiî bir sonucudur Gerçi günümüzün Batı anayasal monarşilerinde, hükümdarın devletin ve milletin birliğini temsil eden bir sembolden ibaret hale geldiği, bu ülkelerde etkin siyasî iktidarın tümüyle halk tarafından seçilen devlet organları tarafından kullanıldığı bir gerçektir Bu sebeple, egemenliğin kaynağı hakkındaki teorik düşünceler ve biçimsel kurallar ne olursa olsun, bu tür rejimlerde de millî egemenlik ilkesinin gerçekleşmiş sayılacağı ileri sürülebilir Türkiye Büyük Millet Meclisinin 8 Kasım 1924 tarihli birleşimindeki gensoru görüşmelerinde Mahmut Esat (Bozkurt) Bey tarafından ileri sürülen ve Atatürk'ün Nutuk'ta tasviple değindiği şu görüşler de benzer niteliktedir: "Hâkimiyeti milliye başka bir meseledir Cumhuriyet, meşrutiyet, mutlakıyet-i idare, istibdat, yine başka birer meseledir Bir kısmı eşkâl-i hükümettir Diğeri milletin iradesinin infaz ve tatbikidir Bu dört şekil içinde, muhtelif şekilde, hâkimiyeti milliyenin tatbik edildiğini görmekteyiz Hattâ istibdatta bile bir parça vardır Meşrutiyette biraz daha fazla, cumhuriyette daha fazla, binaenaleyh bu noktada bu iki şeyi karıştırmamak lâzımdır Hâkimiyeti milliye cumhuriyetin tekâmülü demek değildir çünkü hâkimi-yeti milliye şekil değildir Ruh ve esas meselesidir" Bununla birlikte, millî egemenliğin en mükemmel şekilde gerçekleşebileceği devlet şeklinin, devlet başkanı da dahil olmak üzere, devletin bütün temel organlarının halk tarafından seçildiği bir cumhuriyet olması gerektiği açıktır

Millî egemenlikle cumhuriyet ilkesi arasındaki bu yakın ilişki gözönüne alındığında, Anadolu'da millî egemenliğe dayanan ve millet iradesinden kaynakla-nan bir rejimin kurulduğu anda, onun aslında bir cumhuriyet niteliği taşıdığını kabul etmek gerekir TBMM Hükümeti, adı henüz konmamış bir Cumhuriyetten başka birşey değildi Cumhuriyetin ilânına ilişkin TBMM görüşmelerinde milletvekili Abdurrahman Şeref Bey, bunu çok güzel ifade etmiştir: "Eşkâli hükümetin tadadına lüzum yok Hâkimiyet bilâkaydüşart milletindir dedikten sonra kime sorarsanız sorunuz, bu, cumhuriyettir Doğan çocuğun adıdır Ama, bu ad, bazılarına hoş gelmezmiş, varsın gelmesin"

Şüphesiz, bir devletin adının cumhuriyet olması ve başında da veraset yoluyla iktidara gelmiş olmayan bir devlet başkanının bulunması, mutlaka o devletin millî egemenlik ilkesine dayanan "demokratik" bir rejime sahip olduğunu göstermez Kendisini cumhuriyet olarak vasıflandırdığı halde, gerçekte ne millet egemenliği ile ne demokrasi ile hiç ilgisi olmayan devletlerin, tarihte de bugün de pek çok Örnekleri vardır Oysa, Atatürk'ün Cumhuriyetçilik anlayışı, sadece hükümdarlığın reddi anlamına gelen cumhuriyetçilik değil, fakat demokratik cumhuriyetçiliktir Atatürk'e göre "demokrasi prensibinin en asrı ve mantıkî tatbikini temin eden hükümet şekli, cumhuriyettir Cumhuriyette son söz, millet tarafından müntehap (seçilmiş) meclistedir Millet namına her türlü kanunları o yapar Hükümete itimat eder ve onu ıskat eder Cumhuriyette, Meclis, Reisicumhur ve hükümet, halkın hürriyetini, emniyetini ve rahatını düşünmek ve temine çalışmaktan başka bir şey yapamazlar çünkü bunlar bilirler ki, kendilerini iktidar ve salâhiyet mevkiine, muayyen bir zaman için, getiren irade ve hâkimiyetin sahibi olan millettir; ve yine bunlar bilirler ki, iktidar mevkiine, saltanat sürmek için değil, millete hizmet İçin getirilmişlerdir Millete karşı vaziyet ve vazifelerini suiistimal eyledikleri takdirde, şu veya bu tarzda, millî iradenin, kendi haklarında dahi tecellisine maruz kalabilirler"

Klâsik devlet nazariyecileri, her devlet şeklinin, kendisine uygun bir davranış ilkesine, bir prensibe dayandığını, bu ilkeye uyulmadığı takdirde devletin bozulaca-ğını ve çöküntüye gideceğini ileri sürmüşlerdir Bu prensiplere, çağdaş siyasal bilim terminolojisine uygun olarak, bir siyasî rejimin dayandığı temel siyasî değerler sistemi adı da verilebilir Bu konuda derin gözlemlerde bulunmuş olan ünlü Fransız düşünürü Montesquieu'ye göre, despotizmin (istibdat) prensibi korku, monarşinin prensibi şeref, demokrasinin (cumhuriyet) prensibi ise, fazilettir' Atatürk, üstün sezgisiyle, Cumhuriyetin dayandığı ahlâkî prensibin "fazilet" olduğunu şu sözleriyle ifade etmiştir: "Cumhuriyet nedir ve sultanlıktan farkı nedir ? Cumhuriyet, fazileti ahlâkiyeye müstenit bir idaredir Cumhuriyet fazilettir Sultanlık korku ve tehdide müstenit bir idaredir Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuskâr insanlar yetiştirir Sultanlık korkuya, tehdide müstenit olduğu için korkak, zelil, sefil, rezil insanlar yetiştirir Aradaki fark bunlardan ibarettir"

Cumhuriyet ile monarşi arasındaki temel değer ve zihniyet farklarından biri de, cumhuriyetin "vatandaşlık," monarşinin ise "uyrukluk" (tâbiiyet) kavramlarına dayanmasıdır Ne kadar sınırlandırılmış ve anayasallaşmış olursa olsun, her monarşide geçmişten kalan ve çağdaş eşitlik anlayışıyla bağdaşmayan birtakım ayrıcalık kalıntıları vardır Meselâ monarşilerde hükümdarın şahsı, kutsal ve sorumsuz sayılır Hükümdarın suç işleyemeyeceği ve hata yapmayacağı varsayılır Demokratik rejimin beşiği İngiltere'de bile bu ilke, "Kral hata yapamaz" (the King can do no wrong) vecizesiyle ifade edilir Cumhuriyet ise, bütün vatandaşların eşitliği ve devlet yönetimine eşit olarak katılmaları temeline dayanır Cumhuriyette devlet, vatandaşların ortak iradelerinin ürünüdür

Prof Dr Ergun ÖZBUDUN

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Alıntı Yaparak Cevapla

Cumhuriyetçilik

Eski 10-10-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Cumhuriyetçilik



Bu yazının büyük bir bölümüne katılmakla beraber şu görüşümüde dile getirme ihtiyacı hissettimCumhuriyet yönetim biçimi olarak en ideal rejimdirAncak içini demokrasi ile doldurmak şartı ileiçi demokrasi ile doldurulmamış her rejim sonunda despotizme doğru yol alırBu cumhuriyette olsaKaldı ki avrupa devletlerinin büyük çoğunluğunun yönetim şekli sembolikte olsa krallıktırCumhuriyet değildir buna rağmen demokrasi , insan hakları ve hukukun üsütünlüğü konularında yönetim şekli cumhuriyet olan bizden çok daha ileri düzeydedirBuradan şunu anlıyoruz ki yönetim şekliniz ne olursa olsun içini demokrasiyel şekillendirmedikten sonra tam anlamıyla eşitlikten , özgürlükten ve hukukun üstünlüğünden söz edemeyiz
Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.