Hikaye Örneği Verebilir Misiniz? Hikaye Örnekleri Nelerdir? Hikaye Örneği Yazısı |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Hikaye Örneği Verebilir Misiniz? Hikaye Örnekleri Nelerdir? Hikaye Örneği YazısıHikaye Örneği Verebilir Misiniz? Hikaye Örnekleri Nelerdir? Hikaye Örneği Yazısı Hikaye Örneği Verebilir Misiniz? Hikaye Örnekleri Nelerdir? Hikaye Örneği Yazısı Gitmiştim ![]() Saçımdan tırnaklarıma kadar boylu boyunca bir gidiştim![]() ![]() ![]() Durakta beklemekle otobüse binmek arasındaki çırpınışları kaplıyordu aklım ![]() Aklım öyle sevimsizdir ki böyle zamanlarda, bulutlarla yerkabuğu arasında sıkışır kalırım![]() Doyumsuz bir yolculuk şoku ardı ardına gözlerime saplanır![]() İki adımda bir kavşak serilir önüme Karasızlık buhranı sonra![]() ![]() Her acının yürüdüğü söylence bir yol vardır İşte kavşakları hep acıya ayarlanan gidişlerim bu söylenceye aldanır![]() ![]() Kandili kısık bir aydınlıkta zamanın geç kalmışlığında yolları birbirine düğümlerim![]() ![]() Günü ikiye böler acının kılıcı yüzüne yakışan rengi seçer, geceyi giyinir acının kanayan yarıklarından küçük adımlar geçer![]() ![]() Resmi sevinç, içi ezinç başlangıçla gözüm görmeye başlar Dilim tatlanır, ceplerimde kıvranır ellerim![]() Oysa yürek yeniktir hala Bunu artık kim değiştirebilir İnsan görebilirse erdiğini soğuk sokaklara sokulma vakti gelmiştir Alnımdan su eksildiğinde, acıların kayaları küflendiğinde aynalara suretimin sığmadığı zamanlarda gözüme dokunacak bir göz olmadığında sırası gelmiştir çantayı sırtlamanın o günden sonra bütün kent sokaklarında asit yağmurlarında tek başıma yürürüm Yüzüm keskin bir mehtapta küskün bir kedi kadar kimsesiz, yüzüm kapalı tüller kadar sessiz![]() ![]() ![]() Az evvel bütün ıışıkların ardına baktım yoktun!! Bu kentte senin lisanını konuşuyorum aşk boyu ![]() Lisanım var inanıyorum öyleyse bu gözümü alan sessizlik neden? Bu sağır özlemin failini göster bana![]() Her gün yüreğimi ipe götüren bir cellatı arıyorum![]() ![]() Gözlerimi gösteriyorum kalabalığa gören yok mu? Peki tanıyan celladı mı? Bir yol daha uzadı önüme, kıyısında sıra sıra meşe kolyesi ![]() Her meşenin gövdesine bir kelime yazıp geçmşim o yoldan![]() S enden başka kim başarabilirdi ağaçlardan cümle kurmayı![]() ![]() Ve beklediğim oldu ağaçların yolun sonu denize çıktığı![]() Ben seni denizsizken bilirim![]() ![]() Gözlerindeki son damla maviyi ellerinle saklardın her seferinde![]() Daha engelleri aramızdan söküp karşımıza almadan gittin![]() ![]() Deniz sıçradı üzerine, tuza, yakamoza aldanıp gittin!!!Ne zaman rüzgar saçılsa bir kadıın saçlarına, benim bungun ellerim ağlıyor şimdi ![]() Gel ben ölmekteyim![]() ![]() Caddelerde adımlarım boğuluyor, gözlerindeki surları katlime örüp durma!! Rengi kokuşmuş yazlara mezarımı kazma!! Naçar oturup ağladığım, güldüğüm çay bahçelerinde denizden donuk gözlü balıklar bakıyor bana![]() Vapurların bir bir sana seferi yok![]() Gözlerimdeki kayıp ilanlarına aldıran da![]() İç bükey bir acıyla geldiğim kentte enkaz oldum![]() Bana ayrılan kül bulutlarını soğuruyorum şimdi![]() Kanat ve el gibi tutabilir mi bir başka eli ey deniz?Bugün varlığımın infazına hükmettim ![]() Durgun bir denizle yanan bir kentin arasında kaldım![]() Yamacıma yanaşan şu gemi son kavşağım olsun İsimsiz olsun![]() Eylüle açılıyor dalgalar![]() Ah kalbim üzerine çullanacak yine sonbahar![]() Sulara sok kanlı saçlarını![]() El salla tren istasyonuna, kıyıdaki cam kırıklarını damıt![]() Olsa olsa bir sevgiden düşmüştür bu acı![]() Peki neden ben oldum bu acının sarnıcı? |
|
Hikaye Örneği Verebilir Misiniz? Hikaye Örnekleri Nelerdir? Hikaye Örneği Yazısı |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Hikaye Örneği Verebilir Misiniz? Hikaye Örnekleri Nelerdir? Hikaye Örneği YazısıKırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş Pencerenin önünekonmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş Tık![]() ![]() ![]() ![]() Tık![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Tık![]() ![]() ![]() ![]() Adam cama bakmış Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş![]() Meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç! Heyacanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış ![]() Hey adam!Ben seni seviyorum Nedenini niçinini sorma Uzunzamandır seni izliyorum Bugün cesaret buldum konuşmaya Lütfenpencereyi aç ve beni içeri al Birlikte yaşayalım![]() Adam birden parlamış: Yok daha neler? Durduk yerde sen de nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam,demiş Gerekçeside pek sersemceymiş:Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu? Kırlangıç mahçup olmuş Başını önüne eğmiş Ama pes etmemiş,bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş,gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: Adam, adam!Hadi aç artık şu pencereni Al beniiçeri! Ben sana dost olurum Hiç canını sıkmam!Adam kararlı, adam ısrarlı: Yok ,yok ben seni içeri alamam demiş Biraz da kaba mıymış, neymiş lafı kısa kesmiş İşim gücüm var, git başımdan Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresinegelmiş: Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda Aç şu pencereyial beni içeri Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım Çünküben ancak sıcakta yaşarım Pişman olmazsın, seni eğlendirirm![]() Birlikte yemek yeriz, bak hem de sen de yalnızsın' yanlızlığını paylaşırım, demiş ![]() BAZILARI GERÇEKLERİ DUYMAYI SEVMEZMİŞ! Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş Pek bir sinirlenmiş: Ben yalnızlığımdanmemnunum,demiş Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş Düpedüz kovmuş![]() Kırlangıç , son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca,başını önüne eğmiş, çekip gitmiş Yine aradan zaman geçmiş Adam, önce düşünmüş, sonra kendikendine itiraf etmiş:Hay benim akılsız başım; demiş Ne kadaraptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böylekös kös oturacağıma , keyifli vakit geçirirdik birlikte ![]() Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş Yine de kendikendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim![]() Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş Gözü yollardaymış![]() Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş ![]() Ama ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Onunki hiç görünmemiş ![]() Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna ![]() Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş Olanları anlatmış![]() Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki: "KIRLANGIÇLARIN ÖMRÜ 6 AYDIR ![]() ![]() ![]() "HAYATTA BAZI FIRSATLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ ELİNİZE GEÇER VE DEĞERLENDİRMEZSENİZ UÇUP GİDER! HAYATTA BAZI İNSANLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ KARŞINIZA ÇIKAR;DEĞERİNİ BİLMEZSENİZ KAÇIP GİDERLER! VE ASLA GERİ DÖNMEZLER! Dikkatli olun ![]() ![]() ![]() ![]() Farkında olun ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Ve bir düşünün bakalım; Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız? |
|
Hikaye Örneği Verebilir Misiniz? Hikaye Örnekleri Nelerdir? Hikaye Örneği Yazısı |
|
|
#3 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Hikaye Örneği Verebilir Misiniz? Hikaye Örnekleri Nelerdir? Hikaye Örneği YazısıÖrslerde Döverdik Sevdayı Esrik bulutlar kutsamış yılların bükemediği yüreğimizi Biz içimizdeki kapıları, hoyrat ve asi vedalara kapattık Geceleri yeniden türeterek hızla akan zamana direndik Sabrımızla okyanuslar geçtik, sonsuzluk gölüne geldik Soluk benizli yorgun gemiler getiriyor rüzgârın Mavi kirpiklerine unutulmaz sevinçler yüklemiştim yanımdayken Savrulan saçlarında hüznümü sorgular, kaçamak bakışlarında yüreğine gıpta ederdim Toprak önümüzde tavlanır, derinliğini hesaplayamadığımız iklimlerde yaşanmamışlıklarımızı sorgulardık Vakitsiz buluşmaların sararmış yüzlerini birlikte okşar, bizi aldatmayan bütün sözcükleri gecelerimize sererdik Her yanlış anlatıdan sonunda yine kendimize dönerdik, yaşamı yeniden kucaklamak için Öfkemiz köpürdükçe yüreğimizi dinler, dökülen çiçeklerimizin yapraklarından yeni sevinçler yaratırdık Yüreğimizdeki imbiklere sevgisizliği yükleyerek parmaklarımızdaki çizgilere dalardık Utangaçtı bakışlarımız, aldatıcı düşlere aldırmaz, kendimizden başka hiçbir yurtta barınmazdık Göçebe bir zemheriydi tutkunluğumuz, duyarsız yakıştırmalardan sıkılırdık Yüreğimizdeki ekşimiş mayalarla ilmek ilmek sevda dokur, ruhumuzdaki alevlere her gece döşek sererdik, biz yalnızlığın atar damarlarına dolandıkça Kısık alevlerde dilimizin duldasına kemirgen öpüşler yükler, ucuz yalanların söylendiği gecelerin ardına gizlenmezdik Şafak habersiz doğardı üzerimize, akrep ve yelkovana hiç aldırmaz, kötürüm ayrılıkların şehirlerini hiç konuşmazdık Hoyrat vedaların saatleri çalardı yine de, yüreğimizi sonuçsuzluk incittikçe Örslerde dövdüğümüz demirler soğur, gerçeğin katranıyla yüzümüzü boyardık Gönül yapılarımızın harcını bahçemizde kurumaya terk eder, defalarca gelip geçtiğimiz aşkın saraylarında kendimizi kaybederdik Hüzün dolardı odamızdan içeri, sırlarımız sağanaklara tutulur, moraran gözlerimizle hasret şiirleri yazardık Kırık bahçe duvarları gibiydik birbirimize bir zaman Geceleri tütünler ufalardık sararmış avuçlarımızda Durgun akardı sular, gitmek istediğimiz ülkelere ulaşamayacağını bilirdik Vız gelirdi yine de, en sevdiğimiz kuş bülbüldü, güle vefasız tünese de Hasıraltı ettiğimiz tutkularımızın yarına odaklandığı gel/git/lerde ezgiler diktirirdik terzilere Uzaktan baktığımız, açılmaktan korktuğumuz deniz hırçın dalgalar taşırdı içimizin menzillerine Boş tencerelerde umut karıştırmaktan arta kalan zamanda, hanlara, hamamlara yolculuktu yaptığımız kutsal şey Kara dağların sığıntılarında izlerdik avuç içi kadar dünyayı En çok ağlayışlarımızda tanırdık birbirimizi ve en çok hayata yazdıklarımızda yüreğimizi okurduk Saçlarına çiçekler takardım o an, saçında durmazdı gözlerimiz gözlerimize kapılınca Yan yana yürürdük, acımasız dönerken dünya Sevdanın cevizden yapılmış beşiklerinde sallanıp günlerce, kinsiz, öfkesiz sağrılarımızda mektuplar yazdık aşka yıllarca Hasret en çok geceleri vurdu can evimizden, dizildik hatıraların safına, sessiz çığlıklarla Elimizdeki son yaz gülleriyle gökkuşakları indirdik zamansız göklerden Kimi ölmeye yattık uyanamadık, kimi de masum bir bıçaktan damlayan kan ile bedelle sorgulandık Merhaba dedik, her doğan günün ışıltısında dünyaya Yanan bir türküde düş olduk, içimizin kurak kalmış sancılarıyla bozguna dolduk Önce gözlerimiz sürgünlere fişlendi, sözlerimizi gizledik, gömütlüklerde kırgınlıklarımızı biledik ve sevdalı kaldıkça bu çelişkiler yumağını içimizin cennetinde dişledik Firariydi düş vurgunluğumuz, sırtını sıvazlayıp ayrılıkların çoğu kez, tükenişin yolunu adımladık Ayrı kentlerde çoğalarak korkularımıza yeni adresler arıyoruz hala Dipten tırnağa duyumsanan bir sevdanın alaca karanlık kuşaklarını yeni açtık daha Ruhumuzda korlansa da yalnızlığın ateşi, yangınlarımızdır en ulaşılmazlara gömdüğümüz Yüzümüz toprak kokarken seçilmiş sözlerden kuleler kurarak büyümeyi seçtik biz Umarsızlığımızın umulmadık sınırlarında sevdayla kuruyoruz şimdi imgelerin en güçlü imparatorluğunu
|
|
|
|