Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Genel Bilgiler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
bilgiler, çelebi, evliya, hakkında, kimdir, nelerdir

Evliya Çelebi (Evliya Çelebi Kimdir? - Evliya Çelebi Hakkında) Bilgiler Nelerdir?

Eski 09-11-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Evliya Çelebi (Evliya Çelebi Kimdir? - Evliya Çelebi Hakkında) Bilgiler Nelerdir?



Evliya Çelebi (Evliya Çelebi Kimdir? - Evliya Çelebi Hakkında) Bilgiler Nelerdir?
Evliya Çelebi (Evliya Çelebi Kimdir? - Evliya Çelebi Hakkında) Bilgiler Nelerdir?

Çoğu kendi ağzından derlenen bilgilere göre, Evliya Çelebi, 25 Mart 1611 tarihinde, İstanbul, Unkapanı’nda doğdu Babası, Kütahya asıllı saray kuyumcu başısı Derviş Mehmed Zıllî Efendidir Medrese öğrenimini istanbul´da tamamlayan Evliya Çelebi, müzik ve yazı dersleri almış, hafız olmuş, şairliğe özenmiş ve birçok el sanatlarında hüner kazanmıştı Arapça, Farsça ve Rumca bilirdi

Sesi de güzel olan Evliya Çelebi, 1630´da, bir Kadir Gecesi, Ayasofya Camii´nde mukabele okurken, Sultan IV Murat´ın, dikkatini çekmişti Maiyetiyle camiye gelen Sultan, sesine hayran kaldığı bu genci sormuş, hakkında bilgi almıştı Silâhtar Melek Ahmet Paşa´nın da aracılığıyla musahip olarak sarayda hizmete alınmasına irade buyrulmuştur Evliya Çelebi´ye devlet kapısında memuriyet verilmesine aracılık eden Silâhtar Melek Ahmet Paşa, Evliya’nın teyzesinin kocasıydı

O günden sonra dört yıl süreyle sarayda padişah musahibi olarak kalmış, sonunda sipahiler zümresine katılarak, 1640 yılında meşhur seyahatlerine başlamıştı

Kendi ifadesine göre, bir gece düşünde, Ahî Çelebi Camiine gitmiştir Burada Hazret-i Peygamberi sahabesiyle birlikte görmüş, Peygambere hayran kalarak mübarek ellerini öpmüş: (Şefaat Ya Resulûllah!) diyeceği yerde, heyecandan dili dolaşmış: Seyahat Ya Resulûllah! diyerek ondan seyahat dilemiştir

Şefkatli ulu Peygamber, onun her iki dileğini de yerine getirmiştir Bu mutlu rüyadan sonra, gezilerine başlayan Evliya Çelebi, önce istanbul´un bütün cami ve türbelerini, kahvehane ve divanlarını dolaşmış, gördüklerini, öğrendiklerini bir bir defterine geçirmiştir Daha sonra Bursa ve İzmir´e gitmii, ardından Trabzon´a yolcu olmuştur

Evliya Çelebi, kendi anlattığına göre, daha 19 yaşındayken, istanbul civarında, yürüyerek dolaşmadık yer bırakmamıştır Gezip gördüklerini, o tatlı sohbetinde anlatırken, oturup bunları yazmak aklına gelmiş ve o günden sonra bütün hâtıralarını kaleme almaya başlamıştır İşte, ünlü Seyahatname’si böylece doğmuştur

Artık, Evliya Çelebi için bütün kapılar açılmıştır Askerî seferler, resmî görevler, elçilikler onun için tam bir fırsattır

1650 yılında, büyük saygı beslediği, aynı zamanda akrabası olan Melek Ahmed Paşa´nın sadrazam oluşu, daha sonra onun azledilerek Rumeli Beylerbeyliğine tayin edilişi ile birlikte gezmek, görmek imkânını bulmuş, gezileri Osmanlı Devleti sınırlarını da aşmıştır

Kendisini (Seyyah-y âlem ve nedim-i beni âdem Evliya-yı bî-riyâ) yani (Dünya gezgini, insanoğlunun dostu, riyâsız Evliya) diye takdim eden Evliya, gördüklerini tatlı üslûbu içinde, biraz da abartarak yazmış, seyahat edebiyatımıza ölümsüz bir eser kazandırmıştır

Ziyaret ettiği yerlerin tarihçesi, eski eserleri, halkının yaşayış tarzı, folkloru, gelenekleri, giyimleri, sanatları, inançları, ne varsa seyahatnâmesinde dile getirilmekte, bu arada günlük, olaylar, bu olayların yorumu da yer almaktadır On büyük ciltte toplanan Evliya Çelebi Seyahatnâmesi bir kültür, sanat ve inceleme hazinesi olarak büyük önem taşır

Evliya Çelebi´nin soyu, Kütahya´ya uzanır Seyahatnâme´sinin altıncı cildinde, aile kökünün Germiyanoğulları´ndan Yakup Bey´e, onun sülâlesinin de Ahmet Yesevî´ye ulaştığını yazar

Evliya Çelebi 70 yılı aşkın bir hayat yaşamış ve bu ömrünün 50 yılını seyahatlerde geçirmiştir Üç yüz yıl önceki Osmanlı İmparatorluğunun hemen bütün şehirlerini ve kasabalarını gezen Çelebi´nin, yabancı ülkelere de bol bol seyahat ettiği, ünlü Seyahatname’sinden öğrenilmektedir

Gittiği başlıca yerler şunlardır: Anadolu, Rumeli, Suriye, Irak, Mısır, Girit, Hicaz, Macaristan, Transilvanya, Moldavya Potonya, Avusturya-Almanya, Hollanda, Bosna-Hersek, Dalmaçya, Güney Rusya, Kırım, Kafkasya ve İran

Dolaştığı yerlerin âdetlerini, yaşayışlarını, çarışı pazar bütün binalarını, ünlü kişilerini, tarihçelerini ve lisanlaryny kendine has, samimî üslubuyla ve pek merakly bir biçimde incelemi? olan Evliya Çelebi´nin zaman zaman hurafe, efsane ve mübalâ?alara da geni? bir ?ekilde yer verdi?i görülür Zaten bunlar, onun e?siz eserine bamba?ka bir renk katmy?tyr

Evliya Çelebi Seyahatnâmesi, bu üslûp üzerine köy, kasaba, şehir devam eder, bazen at üstünde, bazen gemiyle, ülkeler aşılır Bir macera romanı gibi, okuyucuyu sürükler XVII yüzyıl tüm yaşantısıyla Evliya Çelebi´nin ekranında görünür

Bu büyük eser, başka milletlerin de dikkatini çekmiş, üzerinde birçok incelemeler yapılmış, 10 dan fazla yabancı dile çevrilmiştir

Evliya Çelebi´nin ne zaman öldüğü, nerede gömülü olduğu belli değildir Araştırıcılar onun 71 yaşlarında, 1682 yıllarına doğru istanbul´da öldüğünü kaydederler


Alıntı Yaparak Cevapla

Evliya Çelebi (Evliya Çelebi Kimdir? - Evliya Çelebi Hakkında) Bilgiler Nelerdir?

Eski 09-11-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Evliya Çelebi (Evliya Çelebi Kimdir? - Evliya Çelebi Hakkında) Bilgiler Nelerdir?



Evliya Çelebi Seyahatnamesi

Evliya Çelebi Seyahatnamesi, bir on yedinci yüzyıl klasiği olarak hem zevkle okunabilecek bir edebiyat eseri hem de tarih, dil, halkbilimi, sanat tarihi, topografya, dinler tarihi, tasavvuf tarihi ve yerel tarih araştırmacıları için kaynak niteliği taşır

Asya, Avrupa ve Afrika'da gezip gördüğü yerler için yalnızca onun kullandığı bir dil ve bakış açısı ile tanıklık eden Evliya Çelebi, on ciltlik dev eserinin birinci cildiyle aynı zamanda ilk Türkçe 'İstanbul Monografisi'ni de yazmıştır Adlarını vermiş olsa bile birçoğunu bugün bilemediğimiz pek çok kaynaktan derlediği mitoloji ve tarih karışımı bilgilerden saray hayatına; pek çok ünlünün kişisel tarihinde şehrin gündelik hayatına; şehrin etrafını çevreleyen surlardan her türlü mimari esere; kapılardan tepelere ve iskelelere; savaş ve barışta şehrin ve ordunun ihtiyaçlarını karşılayan yüzlerce esnaftan bahçe ve mesirelere; padişahlardan her sınıftan yönetici, bilim adamı ve ilginç tiplere; devletçe düzenlenen şenliklerden çok özel meclislerde yaşanan eğlencelere varıncaya kadar akla gelebilecek her şey bu ciltte anlatılmıştır

Günümüz Türkçesiyle ve iki kitap halinde sunulan Birinci Cilt ile okur, Evliya Çelebi'nin açtığı kapıdan uzun bir İstanbul gezisine buyur ediliyor ve şehrin olanca gizemi ile ayrıntılı bir haritası çiziliyor

Evliya Çelebi'nin Kültür Tarihindeki Yeri

Filolojik bir inceleme olmayan bu yazıda Evliya Çelebi'nin kendi anlatımından ancak yansıyabilen bazı kişilik özellikleri ve Seyahatnamesi'nin kültür tarihi bakımından kaynak değeri gibi bir iki soruna sınırlanıldığından, eserinin içeriğine yönelmekle yetinilmiştir Ayrıca Evliya Çelebi araştırmalarının herhalde temel sorunu olan hayal ve gerçeklik ayrımı da burada asıl konu olarak incelenmeyecektir; alanın uzmanları bu meseleyle etraflıca uğraşmaktadırlar

Bu benzersiz Osmanlı gezmen ve anlatı ustasının yaşadığı yıllar (1611-1683/84) IV Murad'ın ve Köprülü sadrazamları Mehmed ile Fazıl Ahmed'in yönetimleri altında iç politikada iki defa toparlanabilmiş olan Osmanlı İmparatorluğu'nun duraksama döneminin sonlarına rastlar Murad'ın saltanatındaki toparlanmada Otuzyıl savaşının da bir etkisi olmuştur; bu kargaşa yıllarında Osmanlı Devleti - geçici de olsa - Avrupa cephesinde rahatlayabilmiştir Ancak, bunun dışında 17 yüzyıl İmparatorluk için yönetim uygulamalarının yozlaşmasıyle el ele giden, ekonomik ve toplumsal sıkıntıların yaygın olduğu bir çağdır Anadolu Celâli ayaklanmalarıyle sarsılırken, İstanbul zaman zaman Yeniçerilerin ve değişik saray hiziplerinin çatışma alanına dönüşüyordu İran ile açık çatışmanın Kasr-ı fiirin antlaşmasıyle (1639) geçici olarak son bulmasından rahatlayan Osmanlı İmparatorluğu Venedig'e, Lehistan'a ve Alman İmparatoru'na karşı daha geniş çapta savaş girişimlerine yönelmiştir ki bu siyaset İkinci Viyana kuşatmasıyle doruğuna ulaşmıştır

Bu tarih çerçevesi içinde Evliya Çelebi'nin hayatına dair bugünkü bilgi, sadece kendisinin gezi anılarının arasına serpiştirdiği açıklamalarından ibarettir Bu açıklamalara göre kendisi 1648 yılında yüz on yedi yaşında ölmüş olduğunu söylediği Saray Kuyumcubaşısı olan Derviş Mehmed Zıllî'nin oğlu olarak 25 Mart 1611'de İstanbul'da doğmuş Fatih Sultan Mehmed zamanında Sancakbeyi olan buyükbabası, Germiyanoğlu Yakub Bey'in veya Hoca Ahmed Yesevî'nin ardıllarından olarak Konstantinopolis'in fethi esnasında 1453'te Kütahya'dan İstanbul'a taşınmış Soykütüğünü böylesine saygın atalara dayandırdığı gibi, I Ahmed'in sarayına bir Kafkaslı cariye olarak girmiş olan annesinin de atalarını ve akrabalarını onurlandırmayı ihmal etmeyen ve birkaç yıllık Medrese öğrenimi esnasında usta bir hafıza dönüşen Evliya Çelebi, sonraki sadrazam Melek Ahmed Paşa olan dayısının yardımıyle 1635 yılında Enderun'a girebilmiş ve buranın eğitiminden geçmiş Doğduğu şehiri on yıl boyunca araştırdıktan sonra 1640 yılında saraydan ayrılıp Bursa, İzmit, Trabzon ve Kırım'a yaptığı gezilerle uzun gezgincilik yıllarını başlatmış Bundan böyle zaman zaman İstanbul'da verdiği aralarla Doğu Anadolu ve İran'a, Ortadoğu ve Balkan eyaletlerine, hatta İsveç ve Hollanda'ya da kâh yüksek makam sahiplerinin, saray görevlilerinin veya yabancı diplomatların maiyyetinde, kâh ulak, sınır gazisi veya özel kişi olarak gezilere çıkmış Ayrıca peşpeşe değişik eyatletlerde görevlendirilen dayısı Melek Ahmed Paşa'nın sürekli refakatçısıymış Gezilerini taçlandırmak için nihayet 1671 yılından itibaren Rodos üzerinden Mısır, Sudan ve Habeşistan'a kadar genişlettiği bir hac yolculuğuna çıkmış Mısır'da yaklaşık on yıl kalmış

Evliya Çelebi'nin ölüm tarihi araştırmacılar tarafından Seyahatname'de 1682 yılı için zikredilen Hicaz'daki sel felâketi ile değinilmeyen İkinci Viyana kuşatması arasına yerleştirilmiş ve Seyahatname'de en geç yıl kaydı olarak yer alan 1094 (1683) tarihi - sözcüklerle yazılmış olmasına rağmen - bir kopya hatası olarak kabul edilmişti[8], ta ki Kreutel incelemelerinde Seyahatname'nin birçok yerlerinin olaydan çıkarsamalar (vaticinationes ex eventu) içerdiklerini ve bundan dolayı Evliya Çelebi'nin l683'te hayatta olmuş olması gerektiğini ortaya koyana kadar Seyahatname'nin son cildinin, daha önceki bölümlerde kehanet biçiminde değinilen, gerçekte ise yaşanmış olan olayların artık etraflıca anlatılmadan birdenbire son bulmasıyle de desteklenen Kreutel'in bu görüşü[9], Evliya Çelebi uzmanı Baysun tarafından da paylaşılmıştır Evliya Çelebi'nin ardılları hakkında bugüne kadar herhangi bir ipucu bulunmamaktadır

Evliya Çelebi'nin eserinden kişisel niteliklerine dair bir tablo oluşturulabilmektedir Herşeyden önce sınırsız bir bilgilenmek isteği dikkati çekiyor Geleneklerine bağlı ve, diğer Osmanlı çağdaşları gibi, kendi kültürünün üstünlüğünden emin olan bir inançlı Müslüman olması[12], onu yabancı dünyaları ve becerileri tanımaktan alıkoymamıştır Saf bir dindarlığın yanı sıra bir 17 yüzyıl Osmanlısı olarak hatırı sayılır bir hoşgörü sergiliyor Kiliseleri ziyaret ettiğini bildirmekte ve Hıristiyan dua metinlerini aktarmakta, ayrıca konukları için evinde yasaklanmış içki ve uyarıcı hazır bulundurmakta, bu gibi maddeleri kullanmadığı anlaşılan bir kişi olarak sakınca görmeyen Evliya'nın dar görüşlü olamayacağı ortadadır Hıristiyanları gâvur olarak adlandırması - Hıristiyanlarla Müslümanların birbirlerini Ortaçağ'dan beri böyle nitelemeleri göz önünde tutulduğunda - ufkunun ölçeği sayılamaz Her şeyi öğrenme isteği, gördüklerini, duyduklarını veya okuduklarını olabildiğince etkileyici bir biçimde kâğıda dökme - ve kuşkusuz dostlarına sözlü olarak anlatma - çabasıyle sıkı sıkıya bağlıdır Cömertçe aktardığı bilgilerini kıt veya kuru bulduğunda, kendi hayal gücüyle zenginleştiriyor Başkalarının merakını herhalde kendininkinin olağanüstü boyutlarıyle ölçmüş olmalı ki, belâgatına ve görgüsüne çevresini anlaşılan hayran bırakmayı ve anlattıklarıyle dostlarının heyecanını diri tutmayı hedefliyordu Gezmek ve görmek tutkusu uğruna refakatlerinde bulunduğu kişilerle de iyi geçinmeye önem verdiğini, kendi sözlerinden anlıyoruz[18] Ancak arı ve açık anlatım biçiminden, bu çabasının bir yaltaklıktan değil, kendisinden ve bundan dolayı okurlarından her türlü yararlı bilginin yanı sıra yaşanması sadece az sayıda seçkine nasip olan keyiflendirici serüvenleri de esirgememek gibi nerdeyse çocuksu yansıyan samimî bir istekten kaynaklandığı izlenimi uyanıyor Ölçüsüz abartmaları ve olasılık dışı hikâyelerinin temelinde böyle bir duygu hali yatsa gerek

Alıntı Yaparak Cevapla

Evliya Çelebi (Evliya Çelebi Kimdir? - Evliya Çelebi Hakkında) Bilgiler Nelerdir?

Eski 09-11-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Evliya Çelebi (Evliya Çelebi Kimdir? - Evliya Çelebi Hakkında) Bilgiler Nelerdir?



Evliya Çelebi'nin Kültür Tarihindeki Yeri

Gümeç Karamuk

Filolojik bir inceleme olmayan bu yazıda Evliya Çelebi'nin kendi anlatımından ancak yansıyabilen bazı kişilik özellikleri ve Seyahatnamesi'nin kültür tarihi bakımından kaynak değeri gibi bir iki soruna sınırlanıldığından, eserinin içeriğine yönelmekle yetinilmiştir Ayrıca Evliya Çelebi araştırmalarının herhalde temel sorunu olan hayal ve gerçeklik ayrımı da burada asıl konu olarak incelenmeyecektir; alanın uzmanları bu meseleyle etraflıca uğraşmaktadırlar

Bu benzersiz Osmanlı gezmen ve anlatı ustasının yaşadığı yıllar (1611-1683/84) IV Murad'ın ve Köprülü sadrazamları Mehmed ile Fazıl Ahmed'in yönetimleri altında iç politikada iki defa toparlanabilmiş olan Osmanlı İmparatorluğu'nun duraksama döneminin sonlarına rastlar Murad'ın saltanatındaki toparlanmada Otuzyıl savaşının da bir etkisi olmuştur; bu kargaşa yıllarında Osmanlı Devleti - geçici de olsa - Avrupa cephesinde rahatlayabilmiştir Ancak, bunun dışında 17 yüzyıl İmparatorluk için yönetim uygulamalarının yozlaşmasıyle el ele giden, ekonomik ve toplumsal sıkıntıların yaygın olduğu bir çağdır Anadolu Celâli ayaklanmalarıyle sarsılırken, İstanbul zaman zaman Yeniçerilerin ve değişik saray hiziplerinin çatışma alanına dönüşüyordu İran ile açık çatışmanın Kasr-ı fiirin antlaşmasıyle (1639) geçici olarak son bulmasından rahatlayan Osmanlı İmparatorluğu Venedig'e, Lehistan'a ve Alman İmparatoru'na karşı daha geniş çapta savaş girişimlerine yönelmiştir ki bu siyaset İkinci Viyana kuşatmasıyle doruğuna ulaşmıştır

Bu tarih çerçevesi içinde Evliya Çelebi'nin hayatına dair bugünkü bilgi, sadece kendisinin gezi anılarının arasına serpiştirdiği açıklamalarından ibarettir Bu açıklamalara göre kendisi 1648 yılında yüz on yedi yaşında ölmüş olduğunu söylediği Saray Kuyumcubaşısı olan Derviş Mehmed Zıllî'nin oğlu olarak 25 Mart 1611'de İstanbul'da doğmuş Fatih Sultan Mehmed zamanında Sancakbeyi olan buyükbabası, Germiyanoğlu Yakub Bey'in veya Hoca Ahmed Yesevî'nin ardıllarından olarak Konstantinopolis'in fethi esnasında 1453'te Kütahya'dan İstanbul'a taşınmış Soykütüğünü böylesine saygın atalara dayandırdığı gibi, I Ahmed'in sarayına bir Kafkaslı cariye olarak girmiş olan annesinin de atalarını ve akrabalarını onurlandırmayı ihmal etmeyen ve birkaç yıllık Medrese öğrenimi esnasında usta bir hafıza dönüşen Evliya Çelebi, sonraki sadrazam Melek Ahmed Paşa olan dayısının yardımıyle 1635 yılında Enderun'a girebilmiş ve buranın eğitiminden geçmiş Doğduğu şehiri on yıl boyunca araştırdıktan sonra 1640 yılında saraydan ayrılıp Bursa, İzmit, Trabzon ve Kırım'a yaptığı gezilerle uzun gezgincilik yıllarını başlatmış Bundan böyle zaman zaman İstanbul'da verdiği aralarla Doğu Anadolu ve İran'a, Ortadoğu ve Balkan eyaletlerine, hatta İsveç ve Hollanda'ya da kâh yüksek makam sahiplerinin, saray görevlilerinin veya yabancı diplomatların maiyyetinde, kâh ulak, sınır gazisi veya özel kişi olarak gezilere çıkmış Ayrıca peşpeşe değişik eyatletlerde görevlendirilen dayısı Melek Ahmed Paşa'nın sürekli refakatçısıymış Gezilerini taçlandırmak için nihayet 1671 yılından itibaren Rodos üzerinden Mısır, Sudan ve Habeşistan'a kadar genişlettiği bir hac yolculuğuna çıkmış Mısır'da yaklaşık on yıl kalmış

Evliya Çelebi'nin ölüm tarihi araştırmacılar tarafından Seyahatname'de 1682 yılı için zikredilen Hicaz'daki sel felâketi ile değinilmeyen İkinci Viyana kuşatması arasına yerleştirilmiş ve Seyahatname'de en geç yıl kaydı olarak yer alan 1094 (1683) tarihi - sözcüklerle yazılmış olmasına rağmen - bir kopya hatası olarak kabul edilmişti , ta ki Kreutel incelemelerinde Seyahatname'nin birçok yerlerinin “olaydan çıkarsamalar” (vaticinationes ex eventu) içerdiklerini ve bundan dolayı Evliya Çelebi'nin l683'te hayatta olmuş olması gerektiğini ortaya koyana kadar Seyahatname'nin son cildinin, daha önceki bölümlerde kehanet biçiminde değinilen, gerçekte ise yaşanmış olan olayların artık etraflıca anlatılmadan birdenbire son bulmasıyle de desteklenen Kreutel'in bu görüşü, Evliya Çelebi uzmanı Baysun tarafından da paylaşılmıştır Evliya Çelebi'nin ardılları hakkında bugüne kadar herhangi bir ipucu bulunmamaktadır

Evliya Çelebi'nin eserinden kişisel niteliklerine dair bir tablo oluşturulabilmektedir Herşeyden önce sınırsız bir bilgilenmek isteği dikkati çekiyor Geleneklerine bağlı ve, diğer Osmanlı çağdaşları gibi, kendi kültürünün üstünlüğünden emin olan bir inançlı Müslüman olması , onu yabancı dünyaları ve becerileri tanımaktan alıkoymamıştır Saf bir dindarlığın yanı sıra bir 17 yüzyıl Osmanlısı olarak hatırı sayılır bir hoşgörü sergiliyor Kiliseleri ziyaret ettiğini bildirmekte ve Hıristiyan dua metinlerini aktarmakta, ayrıca konukları için evinde yasaklanmış içki ve uyarıcı hazır bulundurmakta, bu gibi maddeleri kullanmadığı anlaşılan bir kişi olarak sakınca görmeyen Evliya'nın dar görüşlü olamayacağı ortadadır Hıristiyanları “gâvur” olarak adlandırması - Hıristiyanlarla Müslümanların birbirlerini Ortaçağ'dan beri böyle nitelemeleri göz önünde tutulduğunda - ufkunun ölçeği sayılamaz Her şeyi öğrenme isteği, gördüklerini, duyduklarını veya okuduklarını olabildiğince etkileyici bir biçimde kâğıda dökme - ve kuşkusuz dostlarına sözlü olarak anlatma - çabasıyle sıkı sıkıya bağlıdır Cömertçe aktardığı bilgilerini kıt veya kuru bulduğunda, kendi hayal gücüyle zenginleştiriyor Başkalarının merakını herhalde kendininkinin olağanüstü boyutlarıyle ölçmüş olmalı ki, belâgatına ve görgüsüne çevresini anlaşılan hayran bırakmayı ve anlattıklarıyle dostlarının heyecanını diri tutmayı hedefliyordu Gezmek ve görmek tutkusu uğruna refakatlerinde bulunduğu kişilerle de iyi geçinmeye önem verdiğini, kendi sözlerinden anlıyoruz Ancak arı ve açık anlatım biçiminden, bu çabasının bir yaltaklıktan değil, kendisinden ve bundan dolayı okurlarından her türlü yararlı bilginin yanı sıra yaşanması sadece az sayıda seçkine nasip olan keyiflendirici serüvenleri de esirgememek gibi nerdeyse çocuksu yansıyan samimî bir istekten kaynaklandığı izlenimi uyanıyor Ölçüsüz abartmaları ve olasılık dışı hikâyelerinin temelinde böyle bir duygu hali yatsa gerek

19 Ağustos 1630 gecesi, rüyasında gördüğü Hz Peygamber'in elini öperken heyecanlanıp 'Şefaat ya Resulallah' diyecek yerde 'Seyahat ya Resulallah' diyerek kendi geleceğine farklı bir kapı aralayan garip bir gezgin, tam kırk yıl boyunca bütün Osmanlı coğrafyasını adım adım dolaştı Kimi zaman han odalarında menakıb dinledi, kimi zaman da çarşıların kalabalığına karışıp değişik kültürlerin insanlarıyla tanıştı Zengin konaklarına misafir oldu; dağ başlarında, terkedilmiş kalelerde bir ateşin etrafına toplanmış bozkırlarla dertleşti Liman kentlerine uğradı; yıkık surları adımlarıyla ölçtü, binbir çeşit nesneyi elleriyle tarttı

Kervanlara katılıp hayallerin ötesine yürüdü Çağlar öncesinin kralları, sultanları sanki onun arkadaşıydılar; öykülerini anlattılar, kıssadan hisse verdiler O, bütün bir Osmanlı geleneğinin zamanı ve mekanı aşan hafızası idi Asıl adı bilinmiyor; ama dünya onu Evliya Çelebi olarak tanıdı

Evliya Çelebi üzerine çok şey yazıldı ve söylendi; fakat onun bir insan ömrü adadığı Seyahatname'si, bu güne kadar tam olarak yayımlanmadı Çünkü o, eleştirel bilinci klasik medhiyeciliğin üstünde tuttuğu için sansüre uğradı Sonuçta bu göz kamaştırıcı kültür hazinesi, az sayıda uzmanın yararlanabildiği 10 ciltlik bir yazma külliyatı olarak kaldı

Seyahatnamesi'nin giriş bölümünde gezmeye duyduğu ilginin başlangıcını anlatırken, bir gece düşünde peygamberi gördüğünü ve ona "şefaat ya Resulullah" diyecek yerde şaşırarak "seyahat ya Resulullah" dediğini, peygamberin de ona gönlünce gezip görme izni verdiğini yazan ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi'nin, 17 yüzyılda izlediği rota Ruslara esin kaynağı oldu

Rusya Turizm Akademisi, Çelebi'nin takip ettiği rotayı canlandırmak için bir çalışma başlattı

Rus Seyahat Acenteleri Birliği 2 Başkanı Oleg Tumanov, Çelebi'nin 17 yüzyılda dünyayı tek başına dolaştığını hatırlatarak, bunun Karadeniz ülkelerinin turizm ilişkilerinin geliştirilmesi için de iyi bir fikir oluşturabileceğini söyledi

Evliya Çelebi'nin, dünyanın bir çok ülkesini dolaştığı gibi, İstanbul'dan yola çıkarak Ukrayna, Rusya, Gürcistan ve Kafkasya'ya kadar gittiğini, daha sonra tersine bir rota izleyerek tekrar İstanbul'a döndüğünü ifade eden Tumanov, "En ilginç tarafı ise bu seyahatleri tek başına yapmış Evliya Çelebi'nin 17 yüzyılda tek başına gerçekleştirdiği turu tren, otobüs veya uçakla yapmak çok mümkün" dedi

Tumanov, Çelebi'nin gezi rotasının tekrar canlandırılabileceğini dile getirerek, turizmde işbirliği artırılabilirse bundan Karadeniz'e kıyısı bulunan ülkelerin büyük yarar sağlayacaklarını bildirdi

"Rusya Turizm Akademisi'nin bununla ilgili bir çalışması var Tur şimdilik sadece Ruslara yönelik düşünülüyor" diyen Tumanov, "Evliya Çelebi Turu" fikrinin diğer ülke acenteleri tarafından da değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi

DÜNYAYI DOLAŞAN TÜRK GEZGİN

İstanbul'da 1611 yılında doğan ve tam adı Evliya Çelebi Bin Derviş Mehmed Zilli olan ünlü Türk gezgin Evliya Çelebi, elli yıla yakın bir süre Orta Avrupa, Balkanlar, Anadolu, Kafkasya, Kırım, Arabistan ve Mısır'ı dolaşmış

Kaleme aldığı Seyahatname'si, Türk gezi edebiyatının başyapıtı sayılan Evliya Çelebi'nin ailesi Kütahya'dan gelerek İstanbul'a yerleşmiş Babası sarayda kuyumcubaşı olan Çelebi, özel öğrenim gördükten sonra bir süre medresede okumuş Babasından tezhip, hat, nakış sanatlarını öğrenen, müzikle ilgilenen, Kuran'ı öğrenerek hafız olan Çelebi, Enderun'a alınarak, dayısı Melek Ahmed Paşa aracılığıyla IV Murat'ın hizmetine girmiş

Gezmeye duyduğu ilgi, çocukluğunda babasından ve yakınlarından dinlediği öyküler, söylenceler ve masallardan kaynaklanan Evliya Çelebi, 10 ciltlik Seyahatname'sinin giriş bölümünde gezmeye duyduğu ilginin başlangıcını anlatırken, bir gece düşünde peygamberi gördüğünü ve ona "şefaat ya Resulullah" diyecek yerde şaşırarak "seyahat ya Resulullah" dediğini, peygamberin de ona gönlüne göre gezip görme izni verdiğini yazmış

Alıntı Yaparak Cevapla

Evliya Çelebi (Evliya Çelebi Kimdir? - Evliya Çelebi Hakkında) Bilgiler Nelerdir?

Eski 09-11-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Evliya Çelebi (Evliya Çelebi Kimdir? - Evliya Çelebi Hakkında) Bilgiler Nelerdir?



Prof Dankoff'un Seyahatname ile Yolculukları
Dimitris Loupis

Chicago Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof Robert Dankoff, Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü ile Türk Edebiyatı Bölümü’nün katkılarıyla 25 Kasım 2001 tarihinde düzenlenenprogramda Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si üzerine bir konuşma yaptı Dünyadaki enönemli Türk ve Osmanlı kültürü araştırmacıları arasında gösterilen Prof Dankoff, Türkedebiyatının kaynaklarından sayılan ve 11 yüzyılda yazılmış olan iki temel eseri, Divanü Lügat-it-Türk ile Kutadgu Bilig’i İngilizceye çevirerek yayımlamıştır Yaklaşık onbeş yıldır çalışmalarını Evliya Çelebi ve Seyahatname üzerine yoğunlaştırmış olan Prof Dankoff, bu konu hakkında çeşitli monograflar ve makaleler yayımladı Bunlaryaşamış ünlü devlet adamı Melek Ahmet Paşa arasında 17 yüzyılda üzerine,Seyahatname’deki bilgilere dayanan bir monografi ile bir Evliya Çelebi sözlüğü çalışması da yer alıyor Dankoff, son olarak, Seyahatname’nin yeniden yayımlanmasını amaçlayan ve Yapı Kredi Yayınları’nca yürütülen projede görev alıyor
Prof Dankoff, Bilkent’teki konuşmasında, dinleyicilere editörlüğün inceliklerinden örnekler sunarak bir filoloğun merceğinden, büyük ihtimalle Evliya Çelebi’nin kendi eliyle yazdığı metnin zenginliklerini gösterdi Dinleyiciler olarak Dankoff’la çıktığımız bu filolojik yolculuk boyunca epeyce zorlandık Çünkü Evliya Çelebi’nin bütünüyle kendine özgü, epeyce zengin bir üslûbu olduğunu bir kez daha gözlemledik Çelebi, değişik dilleri ve yerel lehçeleri bir dil bilgini özeniyle metnine taşıyor ve tanıttığı yörelerin görülmeye ve gösterilmeye değer bütün kültürel birikimini yansıtmaya gayret ediyordu Ancak her ne kadar rahat anlaşılmayı amaç edinmişse de, bazen küçük oyunlar oynamayı da ihmal etmeyerek araçtırmacıyı güç durumlarda bırakabiliyordu Bu yüzden, şimdiye kadar yapılan Seyahatname çevriyazılarında birçok sözcük hatalı ya da yanlış okunmuş ve bazı tarihî olaylar doğru anlaşılmamıştı
Prof Dankoff, konuşmasında bu duruma örnek olarak 16 yüzyılın ünlü gök bilgini Takiyüddin'in inşa ettirdiği gözlem kuyusu etrafında gelişen olayları anlattı Buna göre Takiyüddin'i çekemeyen bazı kimseler ondan şikayetçi olmuş ve kuyunun sihir amacıyla yaptırıldığı iftirasını yaymışlardı Bu durumun önünü almak için çıkarılan fetva ise harekesiz olarak, yani seslilerin nasıl okunacağı belirtilmeden yazılmıştı Evliya Çelebi de birçok farklı şekilde okunabilecek bu fetvayı olduğu gibi Seyahatname'sine aktarıyor ve bir dizi ilginç olayı anlatıyordu
Osmanlı geçmişinin en tanıdık simalarından olan Evliya Çelebi ve Seyahatname’si üzerine bugüne kadar birçok çalışma yapıldı Bu çalışmaların büyük çoğunluğu ise Çelebi’nin ziyaret ettiği yerlerin o dönemdeki özelliklerini aydınlatmaya yöneliktir Ancak, Evliya Çelebi’nin kişiliği, Osmanlı edebiyatı ve kültüründeki yeri üzerine pek az nitelikli eser verildi Halbuki, Seyahatname bir gezi anlatısı olarak okunabileceği kadar bir almanak, bir günlük, bir otobiyografi ya da ideal okuru eğlendirmek ve hayatın gizlerini paylaşmak üzere kaleme alınan bir hasbıhal olarak da okunup yorumlanabilir Nitekim, konuşmanın sonunda, çalışmalarını hâlen Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü'nde sürdüren ünlü Osmanlı tarihçisi Prof Dr Halil İnalcık, Evliya'nın aslen bir "nedim" ya da "musahip" olduğunu ve Seyahatname'ye ilişkin değerlendirmelerin bu durumu göz ardı etmemesi gerektiğini dile getirdi Prof Dankoff'un değerli çalışmalarının bu eşsiz eserin daha çok dikkat çekmesini sağlayacaktır

Alıntı Yaparak Cevapla

Evliya Çelebi (Evliya Çelebi Kimdir? - Evliya Çelebi Hakkında) Bilgiler Nelerdir?

Eski 09-11-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Evliya Çelebi (Evliya Çelebi Kimdir? - Evliya Çelebi Hakkında) Bilgiler Nelerdir?



Evliya Çelebi ( 27111610)



Seyyah-yazar

Asıl adı Derviş Mehmed Zillî olan Evliya Çelebi 1611 yılında İstanbul Unkapanı'nda doğdu Babası Derviş Mehmed Zillî, sarayda kuyumcubaşıydıEvliya Çelebi'nin ailesi Kütahya'dan gelip İstanbul'un Unkapanı yöresine yerleşmişti İlköğrenimini özel olarak gördükten sonra bir süre medresede okudu, babasından tezhip, hat ve nakış öğrendi Musiki ile ilgilendi Kuran'ı ezberleyerek "hafız" oldu Enderuna alındı, dayısı Melek Ahmed Paşa'nın aracılığıyla Sultan IV Murad'ın hizmetine girdi

SEYAHAT YA RESULALLAH

Evliya Çelebi Seyahatnamenin girişinde seyahate duyduğu ilgiyi anlatırken bir gece rüyasında Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed'i gördüğünü, ondan "şefaat ya Resulallah" diyerek şefaat isteyecek yerde, şaşırıp "seyahat ya Resulallah" dediğini, bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz'in ona gönlünün uyarınca gezme, uzak ülkeleri görme imkanı verdiğini yazar

NERELERİ GEZDİ

Evliya Çelebi bu rüya üzerine 1635'te, önce İstanbul'u dolaşmaya, gördüklerini, duyduklarını yazmaya başladı 1640 larda Bursa, İzmit ve Trabzonu gezdi, 1645'te Kırım'a Bahadır Giray'ın yanına gitti Yakınlık kurduğu kimi devlet büyükleriyle uzak yolculuklara çıktı, savaşlara, mektup götürüp getirme göreviyle, ulak olarak katıldı 1645'te Yanya'nın alınmasıyla sonuçlanan savaşta, Yusuf Paşa'nın yanında görevli bulundu1646'da Erzurum Beylerbeyi Defterdarzade Mehmed Paşa'nın muhasibi oldu Doğu illerini, Azerbaycan'ın, Gürcistan'ın kimi bölgelerini gezdi Bir ara Revan Hanı'na mektup götürüp getirmekle görevlendirildi, bu sebeple Gümüşhane, Tortum yörelerini dolaştı 1648'te İstanbul'a dönerek Mustafa Paşa ile Şam'a gitti, üç yıl bölgeyi gezdi 1651'den sonra Rumeli'yi dolaşmaya başladı, bir süre Sofya'da bulundu 1667-1670 arasında Avusturya, Arnavutluk, Teselya, Kandiye, Gümülcine, Selanik yörelerini gezdi

SEYAHATNAMENİN ÖZELLİKLERİ

Evliya Çelebi 50 yılı kapsayan bir zaman dilimi içinde gezdiği yerlerde toplumların yaşama düzenini ve özelliklerini yansıtan gözlemler yapmıştır Bu geziler yalnız gözlemlere dayalı aktarmaları, anlatıları içermez,araştırıcılar için önemli inceleme ve yorumlara da olanak sağlar Seyahatname'nin içerdiği konular, belli bir çalışma alanını değil, insanla ilgili olan her şeyi kapsar Üslup bakımından ele alındığında, Evliya Çelebi'nin, o dönemdeki Osmanlı toplumunda, özellikle Divan edebiyatında yaygın olan düzyazıya bağlı kalmadığı görülür Divan edebiyatında düzyazı ayrı bir marifet ürünü sayılır, ağdalı bir biçimle ortaya konurdu Evliya Çelebi, bir yazar olarak, bu geleneğe uymadı, daha çok günlük konuşma diline yakın, kolay söylenip yazılan bir dil benimsedi Bu dil akıcıdır, sürükleyicidir, yer yer eğlenceli ve alaycıdırEvliya Çelebi gezdiği yerlerde gördüklerini, duyduklarını yalnız aktarmakla kalmamış, onlara kendi yorumlarını, düşüncelerini de katarak gezi yazısına yeni bir içerik kazandırmıştır Burada yazarın anlatım bakımından gösterdiği başarı uyguladığı yazma yönteminden kaynaklanır Anlatım belli bir zaman süresiyle sınırlanmaz, geçmişle gelecek, şimdiki zamanla geçmiş iç içedir Bu özellik anlatılan hikayelerden, söylencelerden dolayı yazarın zamanla istediği gibi oynaması sonucudur Evliya Çelebi belli bir süre içinde, özdeş zamanda geçen iki olayı, yerinde görmüş gibi anlatır, böylece zaman kavramını ortadan kaldırır Seyahatname'de, yazarın gezdiği, gördüğü yerlerle ilgili izlenimler sergilenirken, başlı başına birer araştırma konusu olabilecek bilgiler, belgeler ortaya konur Bunlar arasında öyküler, türküler, halk şiirleri, söylenceler, masal, mani, ağız ayrılıkları, halk oyunları, giyim-kuşam, düğün, eğlence, inançlar, komşuluk bağlantıları, toplumsal davranışlar, sanat ve zanaat varlıkları önemli bir yer tutar Evliya Çelebi insanlara ilgili bilgiler yanında, yörenin evlerinden, cami, mescid, çeşme, han, saray, konak, hamam, kilise, manastır, kule, kale, sur, yol, havra gibi değişik yapılarından da söz eder Bunların yapılış yıllarını, onarımlarını, yapanı, yaptıranı, onaranı anlatır Yapının çevresinden, çevrenin havasından, suyundan söz eder Böylece konuya bir canlılık getirerek çevreyle bütünlük kazandırırSeyahatname'nin bir özelliği de değişik yöre insanlarının yaşama biçimlerine, davranışlarına, tarımla ilgili çalışmalarından, süs takılarına,çalgılarına dek ayrıntılarıyla geniş yer vermesidir Eserin bazı bölümlerinde, gezilen bölgenin yönetiminden, eski ailelerinden, ileri gelen kişilerinden, şairlerinden, oyuncularından, çeşitli kademelerdeki görevlilerinden ayrıntılı biçimde söz edilirEvliya Çelebi'nin eseri dil bakımından da önemlidir Yazar, gezdiği yerlerde geçen olayları, onlarla ilgili gözlemlerini aktarırken orada kullanılan kelimelerden de örnekler verir Bu örnekler, dil araştırmalarında, kelimelerin kullanım ve yayılma alanını belirleme bakımından yararlı olmuştur Evliya Çelebi'nin Seyahatname'si çok ün kazanmasına rağmen, ilmi bakımdan, geniş bir inceleme ve çalışma konusu yapılmamıştır1682'de Mısır'dan dönerken yolda ya da İstanbul'da öldüğü sanılmaktadır

ESERİ: Seyahatname, ilk sekiz cilt: 1898-1928, son iki cilt: 1935-1938

Evliya Çelebi Seyahatnamesi
Topkapı Sarayı Bağdat 304 Yazmasının Transkripsiyonu - Dizini
1 Kitap
Evliya Çelebi
Yapı Kredi Yayınları / Özel Dizi

"Evliya Çelebi Seyahatnamesi", 1994'te yitirdiğimiz, yeri doldurulamaz değerli Türkolog Orhan Şaik Gökyay'ın her zaman ve en çok ilgisini çeken eserlerden biri olmuştu

Gökyay, bu dil anıtı üzerine yoğunlaşma imkanını ancak ömrünün son yıllarında bulabildi 1988 yılında, seyahatnamenin birinci cildinin, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Bağdat 304'te kayıtlı bulunan ve birçok araştırmacının müellif nüshası kabul ettiği yazması üzerinde çalışmaya başladı Transkripsiyonlu Metin, Sözlük ve Dizin olarak üç cilt halinde düşündüğü eserin yazık ki sadece transkripsiyonlu metin kısmını hazırlayabildi Sonradan, metin üzerindeki çalışmalar, onun çizdiği çerçeve içinde sürdürülüp tamamlandı

Ayrıca, Yücel Dağlı'nın, Orhan Şaik Gökyay'ın izniyle İstanbul Üniversitesi'nde yüksek lisans tezi olarak hazırladığı "Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nin 1 Cildindeki Yer ve Şahıs İsimleri İndeksi (1994)", bu yayın dolayısıyla yeniden gözden geçirildi Bu çalışmaya rütbeler, kurumlar, terimler, bitkiler, meydanlar, camiler vb önemli-önemsiz hemen her şeyin eklenmesiyle geniş bir "Dizin" oluşturuldu Böylece, ortaya hem Evliya Çelebi'nin hem de Orhan Şaik Gökyay'ın önemlerine yaraşır bu kitap çıktı; kıvançla sunuyoruz

Evliya Çelebi Seyahatnamesi
Topkapı Sarayı Bağdat 304 Yazmasının Transkripsiyonu - Dizini
2 Kitap
Evliya Çelebi
Yapı Kredi Yayınları / Özel Dizi

19 Ağustos 1630 gecesi, rüyasında gördüğü Hz Peygamber'in elini öperken heyecanlanıp "Şefaat ya Resulallah" diyecek yerde "Seyahat ya Resulallah" diyerek kendi geleceğine farklı bir kapı aralayan garip bir gezgin, tam kırk yıl boyunca bütün Osmanlı coğrafyasını adım adım dolaştı Kimi zaman han odalarında menakıb dinledi, kimi zaman da çarşıların kalabalığına karışıp değişik kültürlerin insanlarıyla tanıştı Zengin konaklarına misafir oldu; dağ başlarında, terkedilmiş kalelerde bir ateşin etrafına toplanmış bozkırlarla dertleşti Liman kentlerine uğradı; yıkık surları adımlarıyla ölçtü, binbir çeşit nesneyi elleriyle tarttı

Kervanlara katılıp hayallerin ötesine yürüdü Çağlar öncesinin kralları, sultanları sanki onun arkadaşıydılar; öykülerini anlattılar, kıssadan hisse verdiler O, bütün bir Osmanlı geleneğinin zamanı ve mekanı aşan hafızası idi Asıl adı bilinmiyor; ama dünya onu Evliya Çelebi olarak tanıdı

Evliya Çelebi üzerine çok şey yazıldı ve söylendi; fakat onun bir insan ömrü adadığı Seyahatname'si, bu güne kadar tam olarak yayımlanmadı Çünkü o, eleştirel bilinci klasik medhiyeciliğin üstünde tuttuğu için sansüre uğradı Sonuçta bu göz kamaştırıcı kültür hazinesi, az sayıda uzmanın yararlanabildiği 10 ciltlik bir yazma külliyatı olarak kaldı

Yapı Kredi Yayınları, Evliya Çelebi Seyehatnamesi'nin Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndeki asıl yazma nüshasını yayımlamakla, geçmişimizi geleceğimizle buluşturduğuna inanıyor Bu inancı paylaşan herkes için, artık yolculuk zamanıdır

Seyahatname
(Gördüklerim)
Evliya Çelebi
İnkilap Kitabevi / Tarih-İnceleme-Biyografi Dizisi

Bu kitap : "Seyahatname"sinin içinden kendisinin gördüğü ya da dinlediği olayların seçilmesi ile ortaya çıktı Seyahatname, çok yönlü bir yapıttır Birkaç yerde kendisi de asıl maksadın dışına çıktığını, bu işte olan bitenleri ayrıntılarla yazsa başkaca bir cilt olacağını işaret eder Bunların arasından kendisinin de arasıra "sergüzeşt-i hakiranemiz, serencam-ı fakiranemiz" yollu sözlerle, dile getirdiği olayların fazla olduğunu söyler Evliya, tarih kitaplarında sonuçları anlatılmış kimi savaşları, ayaklanmaları içinde imiş gibi yakından izlemek ve gözlemek durumunda bulunmuştur Çağı, on yedinci yüzyılın karmakarışık bir zamanıdır Güvenilir, iş başarabilir kişi olarak Defterzade Mehmet Paşanın, Melek Ahmet Paşanın dairelerinde bulunmuş olayı bir insan görüş alanından çıkarıp da genel tasvirler, basmakalıp sözlerle anlatmıyor, karda, tipide, vuruşma ve çatışmalardaki bir insan kalabalığının sıkıntısını, bunalımını bir tablo halinde değil çektiklerini, gözüyle gördüklerini anlatarak okuyanı etkiliyor

Manis İli Genel Kitaplığındaki yazma nüshadan olduğu gibi aktarılmıştır Metinde bir değiştirme yapılmamıştır Zamanımıza göre bilinmeyen kimi sözcükler okuyucunun dikkatini kesmemek için [] işareti arasında kara harflerle açıklanmıştır Olayların genel bir görüş ile anlaşılabilmesi için de her bölüm başında bazı bilgiler verilmiştir
X

HAKKINDA YAZILANLAR

‘Evliya Çelebi Seyahatnamesi Okuma Sözlüğü’ (1)
HİLMİ YAVUZ Zaman 22092004

Prof Dr Doğan Kuban, 1984 yılında (Mart 1984, 3/21) Ankarada yayımlanan Boyut Dergisinde (ayraç içinde belirteyim: Boyut, plastik sanatlar alanında bugüne değin ülkemizde basılmış, az sayıda nitelikli dergilerden biridir) yayımlanan Geleneksel Türk Kültüründe Nesneler Dünyasına Bakış başlıklı yazısında, Evliya Çelebi Seyahatnamesinin, mimarlık tarihine ilişkin bir kaynak olarak kullanılmasının mümkün olmadığını söyler, mesela, Süleymaniye [Camii] nin tanımını yapan bölüm iyice incelendiği zaman, bu bilgilerle Süleymaniyenin rökonstrüksiyonunun yapılamayacağını kabul etmek zorunda kalırsınız der

Kuban, Evliyanın, ‘heyecan dolu dil[ine] karşın, ne caminin şeması, ne büyüklüğü [] bakımından yeterli bilgi edinip bundan Süleymaniyenin nasıl bir yapı olduğunıu çıkarmak olanağı[nın] bulunmadığını; [ç]ünkü Osmanlı kültüründe, nesneler[in] değil, ilişkiler[in] önem taşı[dığını] belirtir ve şöyle der: Bu nedenle de sosyal yaşama ilişkin gözlemleri o kadar ilginç olan Evliyayı, güvenilir bir mimari tarihi kaynağı olarak kullanmak olanaksızdır Kuşkusuz bu yargı, Evliyanın yine de önemli bir tarihi kaynak olma niteliğini değiştirmez

Evliya Çelebinin Seyahatnamesi, Osmanlı sosyal tarihi araştırmaları bağlamında, gerçekten son derece ayrıntılı bir envanter sunar Bu sosyal tarih envanterinin bir bölümü (hatta önemli bir bölümü!) Evliyanın 17 yüzyıl Osmanlı coğrafyasının içinde ve dışında konuşulan dillere ve dialektlere ilişkindir Dolayısıyla Seyahatname, Kubann belirttiği gibi mimarlık tarihi açısından yararlanılabilir olmasa da, özellikle Türk Dili tarihi araştırmaları bakımından, bulunmaz bir kaynaktır

Özellikle Türk Dili tarihi, demem boşuna değil Neredeyse 20 yıldan beri Evliya Çelebi Seyahatnamesi üzerinde çalışan ABDli değerli bilim adamı Prof Dr Robert Dankoff’un, 1989 yılında toplanan ‘Uluslararası Altaistik Konferansı’na sunduğu, Turkic Languages and Turkish Dialects according to Evliya Çelebi başlıklı bildiride de belirttiği gibi (bu bildiri Bernt Brendemoenin editörlüğünde, Altaica Osloensiada, Osloda yayımlanmıştır), Seyahatnamede, Evliya Çelebinin gezileri sırasında saptadığı, Türkçe dışındaki non Turkic) otuz dilden başka, Türkçe konusunda da çok zengin malzeme bulunmak- tadır Dr Dankoff, Evliyanın genelde Türkologların Arapça metinlerde saptamakta güçlük çektikleri fonetik nüansları da gösterdiğini bildiriyor i k i/

Görülüyor: Seyahatname, Türkçe dışında otuz (evet, otuz!) dile ilişkin bilgileri içerdiği gibi, Türkçenin Anadolunun farklı yörelerinde ve Orta Asya coğrafyasında konuşulduğu biçimiyle de ilgilenmiştir (Ayraç içinde belirteyim: Bu diller arasında Kıbti dili, Arapça, Macarca, Tatarca, Nogayca, Arnavutça, Yunanca, Slav dilleri, Ukraynaca, Kafkasya dilleri, Gürcüce, Kalmıkça, İtalyanca da bulunuyor) Evliya Çelebi Seyahatnamesinin ihtiva ettiği bu göz kamaştırıcı dil malzemesi (hazinesi demek belki daha doğru!) üzerinde yıllar süren ve gerçekten büyük emek ve entelektüel donanım isteyen çalışmasını, Dr Dankoff, An Evliya Çelebi Glossary başlığı ile, 1991 yılında yayımlamıştı (Glossary, Harward Üniversitesi Yakın Doğu Dilleri ve Medeniyetleri Bölümünün yayını olarak basılmıştır) Kitabın alt başlığı ise, Unusual, Dialectical and Foreign Words in the Seyahatnamedir (Dankoffun deyişiyle: Seyahatnamedeki Yabancı Kelimeler, Mahalli İfadeler)

Prof Dr Robert Dankoffun Glossarysinden, bugüne kadar ancak İngilizce bilenler yararlanmaktaydı Şimdiyse bu eser, Prof Dr Semih Tezcan gibi çok değerli bir dilbilimci tarafından katkılarla İngilizceden çev[rilmiş] bulunuyor Dr Tezcan, Dr Dankoffun An Evliya Çelebi Glossary için Türkçe karşılık olarak uygun gördüğü Evliya Çelebi Lügatı yerine, Evliya Çelebi Seyahatnamesi Okuma Sözlüğü" demeyi tercih etmiş

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.