Askerin Çürük Raporu Alması İçin Yüzde Kaç Çürük Olması Gerekir? |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Askerin Çürük Raporu Alması İçin Yüzde Kaç Çürük Olması Gerekir?Askerin Çürük Raporu Alması İçin Yüzde Kaç Çürük Olması Gerekir? Askerin Çürük Raporu Alması İçin Yüzde Kaç Çürük Olması Gerekir? Çürük Raporu ve Askerlik "Çürük Raporu" almak isterseniz: Bunun zorluk derecesi gidilen hastaneye, getirdiğiniz kanıtlara ve sizin feminen olma durumunuza göre değişebilir Bu yüzden;1- Mutlaka "askere sevk kağıdınızı (sülüs)" almadan önce askerlik şubesine, psikiyatrik rapor almak istediğinizi açıklayın ve askeri bir hastaneye sevk isteyin ![]() 2- Hastanede ilk konuştuğunuz kişiye eşcinsel olduğunuzu söylemek zorunda değilsiniz, bir psikiyatrist ile görüşmek istediğinizi söyleyebilirsiniz ![]() 3- Sizden, sizi pasif ilişki sırasında gösteren bir fotoğraf ve/veya anal muayene isteyebilirler Aslında bu yolla kişinin eşcinsel olup olmadığını anlamaya çalışmak gülünç ama bir o kadar da rahatsız edici bir durum![]() Eşcinsel bir erkek, anal ilişkiye girmek, ya da bundan hoşlanmak zorunda değildir Anal uyarım, bu bölgedeki sinirler nedeniyle herkesin anatomisinde olan bir şeydir Bu şekilde seks yapıp yapmamak, kişinin kendi tercihidir ve cinsel yönelimden bağımsızdır Ayrıca anal muayeneyle, zaten kişinin anal ilişkiye girip girmediği de anlaşılamaz![]() Bundan sonraki prosedür iki farklı şekilde devam edebilir; a) Bir ihtimal psikiyatri servisinde birkaç gün yatmanız istenebilir Bunun sonucunda kurula çıkarsınız ve duruma göre rapor alırsınız Bu kurul bir takım rütbeli askerlerden, psikiyatristlerden vs oluşabilir ve size eşcinselliğiniz ile ilgili bazı sorular da sorulabilir Bu kurullarda bazen tacizler olabiliyor Bu durumda ölçülü bir biçimde tepkinizi gösterin ve izin vermeyin![]() b) Durumunuza göre: ya doğrudan rapor alırsınız ya da askerliğiniz tecil edilir, tecil edildiğinde ise üst üste iki yıl birer kez (durumunuzda bir değişiklik olup olmadığını görmek amacı ile) kontrole gelmeniz istenebilir Son kontrolde daha önce yatmamışsanız bir askeri psikiyatri kliniğinde (muhtemelen Ankara GATA'da) en az birkaç gün yatma ihtimaliniz yüksek Kurula çıkar ve durumunuza raporunuzu alırsınız ya da alamazsınız![]() 1 Raporunuzda "Psikoseksüel Bozukluk (Homoseksüalite), Askerliğe elverişli değildir" ibaresi bulunacak Bu raporu askerlik şubesine veriyorsunuz ve karşılığında sadece askerliğe elverişli değildir yazan ikinci bir rapor alıyorsunuz, bu raporda eşcinselliğinizden bahsedilmiyor![]() 2 Eşcinsel olarak "askerliğe elverişsiz" raporu aldıktan sonra bir kamu kurumunda iş müracaatında bulunursanız, bu kurum sizden askerlik durumunuzu gösteren bir rapor isteyebilir Rapor üzerinde eşcinsellik ile ilgili bir ibare olmamasına rağmen hangi maddeye istinaden rapor almış olduğunuz belirtilmektedir, sizi işe alacak olan yetkili kişinin bu maddenin içeriğini öğrenme ihtimali olmamaktadır Ancak, savunma bakanlığında çalışacaksa çürük raporu alan kişi, o zaman öğrenilebilir; savunma bakanlığı tarafından![]() Askerliğe Başladıktan Sonra Rapor Almak İsterseniz: Yine durumunuzu kanıtlamadığınız sürece hastaneye sevk alma şansınız düşük Hastaneye sevk alsanız dahi, eğer fiili livata muayenesi sonucunda pasif ilişki kurmamış olduğunuzu görürlerse çürük almak isteseniz bile çok zor, sadece hava değişimi alabilirsiniz Bunun yanı sıra kanıt olarak, sizi pasif ilişki sırasında gösteren bir fotoğraf istenebilir Ya da pasif ilişki sırasında yakalanmanız gerekir ki bunu tavsiye etmeyiz, dayak yeme ihtimaliniz var Böyle bir pozisyonda yakalanma durumunda aktif olan taraf mahkemeye çıkıp ceza alıyor ve askere geri dönüyor![]() Pasif olan tarafın ise en yakin askeri hastaneye sevk edilerek en az bir kaç gün psikiyatri kliniğinde yatması gerekebilir Bu aşamada bazı psikiyatrik testlerden geçmeniz gerekecek ve büyük bir ihtimalle raporunuzu alacaksınız![]() Eğer askere giderken oradan rapor alma ihtimalini düşünerek yanınıza kanıt bir fotoğraf getirmek istiyorsanız, ilk girişte ve sonralarında üzerinizin, çantalarınızın ve dolaplarınızın aranacağını da hesaba katmanızı tavsiye ediyoruz ![]() Askerlik görevi sırasında, askeri ortamda cinsel ilişkide bulunursanız, "emre itaatsizlikte ısrar" suçunu, eğer kendinizden alt rütbede biri ile ilişki kurmuşsanız (örneğin çavuşun astı olan erle, yedek subayın astsubayla veya erlerle ilişkisi) "memuriyet nüfuzunu kötüye kullanma" suçunu işlemiş sayılıyorsunuz ![]() Eşcinselseniz Ve Askerlik Yapmak İstiyorsanız: Askere alınma sürecinde eşcinsel olduğunuzu söyleseniz veya ima etseniz dahi genellikle problem yaşamıyorsunuz Çünkü eşcinsel olduğunuzu kanıtlamadığınız veya kanıtlayamadığınız sürece eşcinsel olarak kabul edilmiyorsunuz![]() Askerlik süresince eşcinsel olduğunuz öğrenilse dahi pasif ilişki sırasında yakalanmadığınız sürece askerlikten men cezası almazsınız Fakat aşağılanma, taciz, dayak ve dışlanma ile yüz yüze gelme ihtimaliniz yüksek olduğundan çok zor anlar yaşama ihtimaliniz de var Tüm bunları değerlendirip, eşcinsel olduğunuzu gizleme ya da gizlememe kararını verecek olan kişi yine sizsiniz![]() Askerlikten "elverişsiz" raporu alınma işlemleri sırasında "anal muayene, fotoğraf, videokaset" istenmesi gibi kişiliği rencide edici süreçlere maruz kalırsanız: Uygulamadaki kişiler ve anlayışlar, toplumdaki önyargılardan muaf olmadığı için, genelde eşcinsel erkek tanımı, pasif olarak anal ilişkiye girmiş, toplumda kadına atfedilen özellikleri taşıyan kişiyle sınırlı Dolayısıyla, askere gitmemek için, eşcinsel olmadığınız halde eşcinsel olduğunuzu iddia ettiğiniz düşünülebiliyor Bu durumda, sizi caydırmak için, yapmayacağınızı düşündükleri, birey onuruna aykırı anal muayene, anal ilişki fotoğrafı, filmi istenmesi gibi uygulamalarda bulunabiliyorlar![]() Bilindiği gibi, askeriyenin kendi içinde uyguladığı bir sistematiği ve tüzüğü vardır Bu tüzükte, çürük raporu almak isteyen bir kimseden; fotoğraf, anal muayene gibi durumların istenmesi yer almamaktadır Fakat kimi doktorlar, kendi değer sistemlerine göre, kişiden bu tarz taleplerde bulunabilmektedirler Raporu alma sırasında kişi, alaycı, ezici bir ifade, anal muayene talebi, kişinin pasif olarak görüntülendiği anal ya da oral ilişki sırasında çekilmiş pornografik görüntü talebiyle karşılaşırsa eğer, raporu alma teşebbüsünde bulunduğu hastanenin başhekimliğine, bu yasa dışı uygulamalarla ilgili olarak şikayette bulunmalıdır Eğer, burada da kötü muamele görürse, aynı hastanenin bünyesinde bulunan sağlık üst kuruluna şikayet etmelidir Çünkü bu uygulamalar, tamamen yasalara aykırıdır![]() Belirtilen nedenle bu tür bir davranışa maruz kalan kişi, ilgili mercilerden bir yanıt alamazsa eğer, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde dava açarak, yargılama sürecinde Anayasa'ya aykırılık iddiasında bulunabilir ![]() Bu oldukça meşakkatli bir yoldur ve sonucunda kendi rızanız dışında çevrenize açılmak zorunda kalabileceğiniz göz ardı edilmemelidir Yine de bu mücadeleye girişmeye karar verirseniz, Lambdaistanbul olarak elimizden gelen hukuki ve manevi desteği vereceğiz |
|
Askerin Çürük Raporu Alması İçin Yüzde Kaç Çürük Olması Gerekir? |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Askerin Çürük Raporu Alması İçin Yüzde Kaç Çürük Olması Gerekir?Bir Milyon Kişi Askere Gitmekten Kaçıyor İstanbul’dan bir Marksist Tutum okuru 13 Temmuz 2008 2002 yılında vicdani ret iradesini açıklayıp asker gitmeyi reddeden Mehmet Bal, geçtiğimiz günlerde “emre itaatsizlikte ısrar” gerekçesiyle gözaltına alınmış ve ardından da tutuklamıştı Mehmet Bal’ın gözaltında şiddet ve baskıya maruz kaldığını açıklaması üzerine bir grup insan ellerinde “Mehmet Bal Mehmetçik olmayacak”, “Askeri Cezaevlerinde İşkence Var” yazılı döviz ve pankartlarla Taksim’de Galatasaray Lisesi önünde bir basın açıklaması yapmıştı Türkiye’de ilk vicdani ret 1990 yılında Vedat Zencir ve Tayfur Gönül isimli kişilerin vicdani retçi olduklarını açıklamalarıyla başlamıştı Bu kişiler hakkında TCK’nın 155 maddesinden davalar açılmış ve yargılanmışlardı 1990 yılından bu yana TCK’nın eski haline göre 155 yeni haline göre ise 318 maddesine muhalefetten yüze yakın kişi askeri mahkemelerde yargılandı Yargılanan kişiler sivil olmalarına rağmen askeri cezaevlerine atıldı Yıllarca askeri cezaevinde tutulan insanlara cezaevinden çıktıktan sonra da zorla askerlik yaptırıldı![]() Yine ilk vicdani retçilerden biri olan Osman Murat Ülke, hakkında açılan davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşımıştı AHİM Osman Murat Ülke’yi haklı bularak Türk devletine tazminat cezası vermişti Türk devleti Osman Murat Ülke’ye ödemesi gereken para cezasını ödedi Ama ne Ülke hakkında açılan dava bitti ne de vicdani retçi olduğunu açıklayan insanlar için Ülke’nin kazandığı dava emsal kabul edildi Bugüne kadar vicdani retçi olduğunu açıklayıp askere gitmeyeceğini söyleyen kişilerin başlarına gelmeyen kalmadı Son örnek olarak Mehmet Bal’a uygulanan baskılar ve yapılan işkenceler bu durumu açıkça gösteriyor Türkiye’de askerlik çağı geldiği halde askere gitmeyenlerin sayısı her geçen gün daha da artıyor Bu artıştan korkan egemenler bu kişilere gözdağı verebilmek için vicdani retçileri askeri mahkemelerde yargılıyor ve askeri cezaevlerine atıyor Nitekim vicdani retçi olduğunu açıklayan insanlar hakkında tekrar tekrar açılan davaların ve yapılan işkencelerin asıl nedeni son yıllarda askere gitmek istemeyen kişilerin sayısının giderek artmış olmasıdır Geçtiğimiz aylarda DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal meclise asker kaçaklarıyla ilgili bir gensoru önergesi verip Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’den konuyla ilgili bir açıklama yapmasını istemişti Nihayet bir açıklama yapan Vecdi Gönül, şu anda Türkiye’de askerlik çağında bulunanların sayısının 14 milyon 306 bin 525 olduğunu belirterek, “çeşitli nedenlerle, erteli olanlar ile yoklama kaçağı ve bakaya olarak arananların çağ içerisinde yükümlü sayısına oranı yüzde 7’dir” dedi Bu oran 1 milyonu aşkın insanın şu ya da bu nedenle askere gitmediğini gösteriyor Gönül’ün tecilli, yoklama kaçağı ve bakaya sayılarını ayrıntılı olarak vermekten kaçınarak hepsini bir çuvala doldurup toptan bir oran vermesinin sebebi ise belli: askere gitmekten kaçanların sayısının ne kadar yüksek olduğunun açık edilmek istenmemesi!Bir milyondan fazla insanın neden askere gitmediği konusunda burjuvazinin ne bakanı ne başbakanı ne muhalefet partileri ne de ordusu tarafından bugüne kadar hiçbir açıklama yapılmadı Ama genelkurmay başkanı liseli öğrencilerin kanlarıyla boyayarak imal ettikleri bir Türk bayrağını eline alarak burjuva medyanın önüne çıkıp şovenist açıklamalar yapmaktan çekinmiyor Büyükanıt “onlara gözümüz gibi bakmamız lazım” diyor Asker-sivil bürokratıyla politikacısıyla burjuvazinin temsilcilerinin her gün timsah gözyaşlarıyla açıklamalar yapıp milliyetçilik gazı vermeleri boşuna değil Onlar ölüm makinesini besleyecek yemliklerin sayısını arttırmaya çalışmaktan başka bir şey yapmıyorlar Ne ölen askerler ne de gözyaşlı asker anaları egemenlerin zerre kadar bile umurunda değil Onların umurunda olan, işçi ve emekçi insanların ve onların çocuklarının milliyetçilik zokasını yutup, gönüllüce savaş makinesinin haznesine atlamalarıdır![]() Ancak burjuvazinin her türlü propaganda kampanyasına rağmen bugün Türkiye de askerlik çağı gelmiş her 20 gençten biri askere gitmek istemiyor Bu sayı her geçen gün daha da artıyor Bülent Ersoy savaşa karşı olduğunu söyledi diye hemen hakkında “halkı askerlikten soğutma” iddiasıyla dava açıldı Benzer açıklamalar yaptıkları için yüzlerce insan aynı kaderi paylaşmaya devam ediyor Asker cenazelerinde timsah gözyaşları döküp, ölen askerlerin ana-babalarının koluna giren subaylar, onlardan farklı sesler çıkınca hemen muameleyi değiştiriyorlar Askerde ölen oğlunun cenazesinde “devlete hakkımı helal etmiyorum” diyen ana-babalar, ağızları kapatılıp derhal derdest ediliyorlar ve gözlerden uzaklaştırılıyorlar Milliyetçiliği körüklemek için magazin haberlerini bile değerlendirmekten çekinmeyen medyada bu tür görüntülerle karşılaşmak neredeyse olanaksız elbette Çünkü egemenler, ölen askerlerin ailelerinin bastırılmış öfkelerini dışa vurmalarından ve “halkın askerlikten soğumasından” korkuyorlar Ezilip sömürülen emekçileri “Her Türk Asker Doğar” safsatasıyla uyutmaya çalışanlar, insanların bu derin uykudan uyanmaya başlamasından tedirgin oluyorlar
|
|
Askerin Çürük Raporu Alması İçin Yüzde Kaç Çürük Olması Gerekir? |
|
|
#3 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Askerin Çürük Raporu Alması İçin Yüzde Kaç Çürük Olması Gerekir?Askeri Psikiyatri: Normallik Üzerine Ali Cengiz Oyunları Mehmet Bal, 14 Kasım 2002 tarihinde İskenderun Askeri Hastanesi Psikiyatri Kliniği'ne götürüldü ve orada "gözlem" altına alındı Birden Einstein'ın "izafiyet teorisi" canlandı gözümde… Orduya göre Mehmet'in psikiyatrik bozukluğu olmalı ki onu psikiyatri servisine kaldırdılar Bana göre de tam tersi bir durum mevcut Ayrı "koordinat sistemleri"ndeyiz elbette, ondan olsa gerek İlginçtir ki örgütlü şiddeti, tahakkümü, emir alıp verme ilişkilerini reddettiğini söyleyen bir adamı tekmeleyen, hazırola geçmediği için ayaklarını prangalayıp, pranga zincirlerine bir de asma kilit taktırarak zorla esas duruşa geçirten albay değil psikiyatri kliniğine götürülen![]() ![]() Yine ilginçtir ki Mehmet'i yere yatırarak zorla da olsa traş etmesi söylendiğinde bu emirleri uygulamakta tereddüt etmeyen askerlerin, ilerde ne yaptıklarının farkına vardığı zaman bir psişik sorun yaşayabileceği ihtimali de gelmiyor kimsenin aklına… Bu yüzden askeri psikiyatri üzerine yazmaya karar verdim Ama iyi bir tahlil yapmak için sanırım orduların gelişimi üzerine gitmekte yarar var Savaş terminolojisini müsaade ederseniz pek bilmiyorum ama yine de hatırladığım kadarıyla önemli ayrıntıları hani şu ünlü deyişi -"Tüfek icad oldu, mertlik bozuldu"- milat kabul edip, 1 Dünya Savaşı'na hazırlanan Alman ordusunu model alarak anlatmaya çalışayım: Düzenli bir orduda tüfekleri etkili bir şekilde kullanabilmek için 15-16 kadar sıralı hareketi kusursuz bilmek ve uygulayabilmek gerekiyordu Sıkıcı bir işlemdi ama etkili olabilmesi için bu şarttı Tüfeğin savaşlarda kullanılmaya başlamasından sonra da savaş stratejileri değişti ve düzenli ordular geniş "hat"larda açarak birbirlerine çok yakın mesafede savaştı Alman, Fransız ve İngiliz orduları bu stratejileri hem teoride hem de bizzat savaşlarda uygulayarak geliştirdi ve özellikle Alman ordusunun yapılanması Osmanlı ordusu tarafından "ithal" edildi Aslına bakarsak çok sıkı bir disiplin gerektiren bu yapılanma, itaatkarliğe alışmış Osmanlı'ya son derece uygundu Ama hem ordu içindeki yeniliklere ayak uyduramayacağını zanneden bazı askerler, hem de kendi maaşlarının çok çok fazlasını alan Alman subayları kıskanan Osmanlı subayları, sessiz bir direniş başlattılar Böylece "ithal militarizm" sadece eğitilen bir birliğin, bir törende kaz adımlarıyla gösteriş içinde yürüyen askerleri ile sınırlı kaldı Osmanlı'yı savaşın içine çekmeye çalışan Almanlar, savaşın ancak kendi orduları gibi yetiştirilmiş disiplinli bir ordu ile kazanılabilineceğine inandıkları için Osmanlı'ya neredeyse herşeyi vaat ederek Osmanlı ordusu içinde kendi modellerini kısmen de olsa kurmayı başardılar Sonuçta Osmanlı militarizmi, dolayısıyla ardından da Türk militarizmi bu mirastan etkilendi Alman militarizminin gelişimini biraz daha inceleyelim Yaşadığımız topraklardaki yansımalarını hemen görebileceğinize inanıyorum çünkü: Alman ordusunda etkili olan silah tüfeğin kendisi değil, tüfekle beraber, tüfeği kullanmak için gerekli olan sıralı hareketleri kusursuz yapabilen asker ve tüfeğiydi Ordunun insan kaynağı da genelde zorunlu olarak askere alınan, hiç bir bedel ödemeye de gücü olmayan köylü ve kasabalı, eğitimsiz genç erkeklerdi Kibirli Alman subayları da, beceriksiz olarak gördüğü bu genç erkekleri, aşırı bir disiplin ile savaşabilir bir "düzey"e getiriyordu Elbette bu disiplin sadece tüfeğin nasıl kullanılacağını öğretmek ile sınırlı değildi Askerlerin birlik içinde yapacağı her hareket, nasıl yemek yiyeceği, nasıl selam vereceği v b aklınıza gelebilecek herşey talimatlar ile belirleniyor ve askerlere bir edimleri hakkında düşünme fırsatı dahi verilmiyordu Böylece söyleneni, söylendiği şekilde yapan ve kusursuz işleyen bir makina yaratıldı Yapılan tüm vatanseverlik propagandalarına rağmen askerlik sevilerek yapılan bir meslek değildi ve zorunluluk olmasa neredeyse hiç bir Alman'ın asker olmak gibi bir niyeti yoktu ve asker kaçaklarının sayısından da bu gerçek anlaşılabiliyordu Alman ordusu firariler ve itaat etmeyi reddeden askerler ile başedebilmek için çeşitli yöntemler geliştirmeye başladı Bu yöntemlerden bir tanesi de "gelişen" askeri psikiyatrinin yöntemleri idi Firar eden, emirleri algılamakta ve uygulamakta zorluk çeken askerler önce cezalandırılarak "eğitilmeye" çalışılıyordu Bütün ısrarlara ve "özen"e rağmen uyum sağlayamayan askerler ise askeri psikiyatri hastanelerine gönderiliyor ve orada "tedavi" edilmeye çalışılıyordu Örgütlü bir savaş karşıtı hareket olmadığından, politik sebeplerle askerliğe direnen insanlar neredeyse yoktu Bu yüzden herkesin uyabildiği bir düzene uymamak ancak bir hastalık olabilirdi ve tedavi edilmesi, tedavi edilemiyorsa ayıklanması, kusursuz makinanın işlemesi için önemli bir gerekti Askerlik yapmak istemeyen askerler, psikiyatri hastanelerinde hastalıklarını ispat ederek askerlikten kurtulabileceklerini keşfettiklerinde, ordu bu hastanelerin "tedavi" yöntemlerini de ağırlaştırdı ve psikiyatri hastaneleri bir kaçış yolu olmaktan çok, cezai bir yaptırım haline dönüştü II Dünya savaşı öncesi, basit söylemleri ama şaaşalı üniformaları ve gücü temsil eden geçit törenleri ile Nazi partisi Almanya'yı tekrar "toparlamaya" başladı Gerçi kurum sivildi ama tüm hareketleri, giysileri ve sembolleri ile asker çağrışımları vardı Zamanla insanlar birbirlerine yollarda o meşhur selamı vermeye başladı ve sivil-asker ayrımı ortadan kalktı Nazilerin iktidara yürümesinden sonra militarizm, Almanya'da tek seçenek haline dönüştü En basit günlük işler bile Alman disiplinine "yaraşacak" şekilde yapılmaya başlandı Alman toplumu gelişen iletişim araçlarının da etkisiyle sürekli tektipleştirildi, sistemli bir şekilde militarizasyon sürecinden geçirildi Daha önce işe yaramayan propanda yöntemleri bu sefer işe yaradı ve kitleler hiç bir fikri değeri olmayan bir kaç basit cümle ile ne istenirse yapabilir bir hale geldi Hiç kimse yaptıklarının sonucu ile ilgilenmedi ve sadece yaptı Böyle bir militarist süreçten geçen sıradan Alman halkı, muazzam bir gücün parçası olmayı kabul etti Savaşta mühendisler gaz odalarını tasarladı, teknikerler ve işçiler kağıt üzerindeki çizimleri gerçeğe dönüştürdü, kimyagerler ölüm gazlarını yarattı, kamplardaki askerlerin bir kısmı esirleri soydu, saçlarını kazıdı, bir kısmı esirleri odalara götürdü, bir tanesi gaz musluğunu açtı, başka biri fırınları yaktı ve başkaları da külleri attı Bu süreç bir ekmek fırını işletir gibi kesintisiz devam etti Bütün bu koşullara rağmen askerliğe yüksek perdeden seslerle olmasa da direnen insanlar çıktı Askerden kaçtılar, firar ettiler, saklandılar Binlercesi yargılanmadan kurşuna dizildi Toplum tarafından vatan haini ilan edilip dışlandı Birliklerinden firar etmeyi başaran askerler, sivil giysileri olmadığından hemen tanındı ve ihbar edildi Böylece çoğu yakalandı Yakalananlardan ya da itaatsizlerden "işe yarayabileceği" düşünülenler tedavi edilmeye çalışıldı Nazi Almanya'sında askeri psikiyatrinin "tedavi" yöntemleri de faşizmin getirdiği "rahat davranma kabiliyeti" ile daha da "gelişti" Alman idealine uymayan askerler, topluma "geri kazandırılmaya" çalışıldı Askerler üzerinde uygulanan çeşitli yeni deneyler ile, kobay olmaya itiraz etme hakkı olmayan, aksi halde öleceğini bildiği için itiraz edemeyen askerler sayesinde "bilim" ilerledi Ortaçağda da uygulanan yöntemlere ek olarak elektrik şokları gibi işkenceler sıradanlaştı "Tedavi" olmaya ısrarla direnen askerler ise bir daha haber alınmamak üzere ağır koşulları olan çalışma kamplarına, yani ölüme gönderildi İşte militarizm tarihte insanlığa bunları layık gördü Yenilgiden sonra düş kırıklığı yaşayan Alman halkında büyük bir çoğunluk, zamanla Almanya'da yaşananların, savaşların ve militarizmin ne demek olduğunu anladı İnsanlar militarizme karşı örgütlenmeye, askerliği reddetmeye ve sonucunda tutuklanmaya, çeşitli işkenceler görmeye başladılar Bu harekete katılanlar toplumdan da geniş bir destek aldılar Gelişen teknoloji ile silahlar da gelişti ve ordu daha öncekinden farklı bir insan kaynağına ihtiyaç duymaya başladı Yani Alman militarizmi, büyüyen anti-militarist hareketten de fayda sağladı ve "vicdani ret" hareketini yasallaştırarak orduda "pürüz" olabilecek "unsur"ları baştan ayıklamayı başardı Orduya hizmet etmeyecek birsürü insandan da alternatif sivil hizmet ile faydalanmayı da elbette unutmadı Artık modern ordular için personelinin kadın ya da erkek olması, eşcinsel olup olmaması hatta politik fikirleri bile pek önemli değil Tek önemli olan şey, "işini" iyi yapması Çok uluslu şirketler gibi çalışıyorlar ve her çalışanın bir uzmanlık alanı var Çok iyi bir maaş, hiç biryerde bulamayacağınız, duysanız imreneceğiniz kadar sosyal imkan, sohbet ettiğinizde hayran kalabileceğiniz özelliklerde çalışanları var Bireyselliğe de çok önem veriyorlar ve herbirinin bir sürü ilgi alanı, yetenekleri gelişmiş ve neredeyse çok "özgür" bir hayat yaşıyorlar Yani şu anda bir çok Alman için orduda çalışmak bulunmaz bir nimet Ama savaşlara karar verenlerin ağızları açıldığında, o"uzman"lardan birisi kıtalararası bir füzeyi hedefine göndermek için düğmeye basacak, 10 dakika sonra saatlerce uğraşsa da sayamacağı kadar insan ölecek ama o bunu görmeyecek ve akşam evine gidip sıcak yuvasında kahvesini içerken çocukları ile şakalaşacak, arkadaşları ile ertesi günler için eğlenceli planlar yapacak Türk ordusu da hızla profesyonelleşme yolunda ilerliyor Neydi o reklam? "Zetina dikiş makinası, her genç kızın rüyası"… Evet, İktidarın bekası için her devletin rüyası, modern ve etkin bir ordu Yani bu topraklarda da bir gün hiçbirimiz zorla askere çağırılmadığımız bir an yaşayacaksak, Almanya tarihine benzer şeyler yaşayacağız sanırım Evet, sonuçta Mehmet Bal bunların hiçbirini engelleyemedi Hatta belki de hiç birimiz durduramayacağız bile Böyle korkunç bir makine karşısında ne yapabiliriz ki, değil mi? Ama Mehmet; bütün bunlara rağmen askerliği, "normalleşmeyi" ve "tedavi" olmayı reddetti Böyle bir sevinç olabilir mi bilmiyorum ama 1 ay yaşadığı işkence ile de kurtuldu Darısı hiç birimizin başına… Uğur Yorulmaz Kaynak: Lilith Kolektifi: Askeri Psikiyatri ve Normallik |
|
|
|