Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim > Tarih / Coğrafya

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
kürt, mezopotamya, tanımı, uygarlığı

Kürt Ve Mezopotamya Kürt Ve Mezopotamya Uygarlığı Kürt Ve Mezopotamya Tanımı

Eski 09-09-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kürt Ve Mezopotamya Kürt Ve Mezopotamya Uygarlığı Kürt Ve Mezopotamya Tanımı



Kürt Ve Mezopotamya Kürt Ve Mezopotamya Uygarlığı Kürt Ve Mezopotamya Tanımı
Kürt Ve Mezopotamya Kürt Ve Mezopotamya Uygarlığı Kürt Ve Mezopotamya Tanımı Doğu uygarlığının temel alanlarından birisi olan
Mezopotamya, uygun yaşam koşulları nedeniyle tarihin
şafak vaktinden başlayacak ilk yerleşimin, ilk kültürün ve ilk uygarlaşmanın yeşerdiği topraklar olmuş ve Mısır, Anadolu ve Hindistan gibi diğer uygarlık merkezlerinin oluşumuna öncülük etmiştir Onlarca küçüklü-büyüklü kavmin vatan bellediği, üzerinde sayısız savaşlarca giriştiği ve yaşayışlarıyla bir kültür hazinesine çevirdiği bu topraklar, insanoğlunun onbinlerce yıllık serüveninin canlı-canlı hissedildiği bir zaman tüneli gibidir bu tünelde geçmiş ve gelecek içiçedir Burada insan binlerce yıl öncesinin havasını soluyabildiği gibi günümüzü ve geleceği daha iyi anlayabilir

Bu uygarlık merkezinin bağrında bir çok halkın renkleri olsa da, bunlardan en belirgin ve canlı olanı hiç kuşku yok ki, Kürt halk ve kültürünün halen parlayan renkleridir Aynı zamanda bugünkü Kürt kültür ve sanatının temelleri de bu uygarlık olmaktadır Bu günkü Kürt sanatı, Mezopotamya'nın bu zengin uygarlığından beslenmektedir dolayısıyla da Kürt kültürünün temellerine inilmesi isteniyorsa, ilk önce bu topraklarda binlerce yıldan beri yaşanagelen yerleşimlerin, savaşların, doğan dinlerin beraberinde getirdikleri zengin kültürel mirasa eğilmek gerekiyor Çürkü kültürümüzün temel kaynağı bu coğrafyadaki uygarlaşma serüveninin tam da kendisidir bu yönlü ile de günümüzde köksüzleşmenin en lanetlisini yaşayan Kürt ve Mezopotamya halklarının kökenine inmek ve bundan hareketle bugünkü Kürt sanatının gelişim seyrini öğrenmek önümüzde acil bir görev olarak durmaktadır böylece hem bugünkü kültür-sanatımızın bileşkelerini daha iyi çözümleyebilir, hem de bunlardan beslenerek yeni sanat eserleri yaratılabilinir

Ağırlıklı olarak bağrında ilkleri taşıyan Mezopotamya sanat tarihi, yaradılış efsanelerinden, dinlerin kökenine, ilk buluşlardan uygarlaşmanın esaslarına kadar bir çok zengin ve görkemli veriyi sunmaktadır Hüzün ve sevincin dizelerle ifadesini bulduğu bir destan, tanrıya yakarışın derinliğini ve ihtişamını hissettiren bir tapınak ya da özlem ve ütopyaların ebedileştirildiği bir kabartmayla bunları görebilir ve hissedebiliriz

Kürtlerin ataları olan kavimlerin hüküm sürdüğü alanlar aynı zamanda ilk yerleşik düzene geçildiği alanlardır Yukarı Mezopatamya'da ve özellikle Zağros eteklerinde bulunan kimi köy kalıntıları bunun ıspatıdır Çayönü Höyüğü en eski örneklerden birisidir İlk yerleşim yeri olacak kabul edilen Çayönü Höyüğü ilk yapı mimarisi hakkında da somut veriler sunmaktadır Ergani'ye yakın bir tepede bulunan Çaönü Höyüğü'ndeki kalıntılar, detaylar ve kimi bulgular tarihsel bir aşamaya da ışık tutuyor Bu kalıntılar, detaylar ve kimi bulgular tarihsel bir aşamaya da ışık tutuyor Bu kalıntılar Neolitik döneme ait olup MÖ 7250-6750 yıllarından kalmıştır bu yerleşim alanıyla ilgili kimi bilgileri kaynaktan özetleyerek veriyoruz " Çayönü günümüzde 9000 yıl öncesine gidiyor insanların ilk besin aşamasını gerçekleştirdikleri döneme ilişkin çok gelişkin bir toplumsal yapıyla karşılışıyoruz

"Kazı raporlarına göre yapı kalıntıları bu dönem için doğal görünen basit barınıklardan ibaret değildir Aksine her ünite iyi tasarlanmış, kullanım ve yaşam alanları iyiden iyiye belirlenmiş ve kalıplaşmıştır () Çayönü uygarlığında en gelişmiş ve ilgi çeken nokta, ızgara planlı ve hücre planlı evlerin yapılmış olmasıdır Boyutları ise 11x65 metredir () Hücre planlı yapılar da ayrı ayrı bağımsız birimler halinde inşaa edilmiştir Burada yerleşmenin tam orta yerinde ilk kent meydanı diyebileceğimiz 45x35 metre genişliğinde bir alan yer almaktadır" (Prof Hauptmann'ın kazı raporları ve Veli Sevin'in Anadolu Arkeolojisinin ABC'si)

Tarihi tüm canlılığıyla günümüze taşıyan sanat eserlerinden en bilirgin olanları ise sözlü ve yazılı destanlırdır Binlerce yıl önce yaşanmış olayları anlatan, ayrıntılarıyla işleyen ve kişilikleri tanıtan bu destanlar bir yandan o dönemin toplumunu ve ortak istemlerini işlerken, diğer yandan da heyecanı, sevgiyi ve nefreti en çarpıcı biçimde işlemişlerdir Mezopotamya halkları bu yönlü bir çok mitolojik destana sahiptir bu destanlar 4000 yıl önceki olayların sıcak taşıyıcılarıdır Ve Günümüz insanının yüreğine kadar inerler

Gılgameş Destanı bunlardan en çok öne çıkanıdır Gılgameş'ın MÖ 3000 yıllarına kadar uzanan bir tarihsel serüveni var aslında Mezopotamya sanatının her alandaki soyutlama ve yaratıcılıktaki yönünü bu destanda görmek mümkündur Sümerler'in yanısıra Kassit ve Gutiler'in yerleşik düzenini, giderek uygarlaşma gelişimlerini anlatır Yine ölümlünün ülümsüzlük arayışı ile toplum düzeni hakkında tarihi bilgi ve karakter motifleriyle yüklü olan Gılgameş Destanı ilkkez Kassit Kürtleri'nden olan, Sin-Lekke-unnini tarafından MÖ 1250 yıllarında şiir diliyle tabletlere geçilmiştir

Varlığını halen günümüzde de sürdüren Dengbêjlik geleneği, köken itibariyle Sümerlere'e, Gutiler'e, Kassit ile Mittaniler'e, ardından Medler'e kadar uzanır Dengbêjliğe konu olan olaylar, çıktıkları dönemin acılarını, trajedilerini, sevinç ve hüzünlerini müzikle iç içe verirler Toplumun arzu-istem ve ortak ruhunu bağrında taşıyan bu eserler estetiksel bir anlatım gücüne, edebi betimleme ve yine melodilerle ruhlara işlenen zenginliğe sahiptirler

Mezopotamya sanatının en önemli motif ve temalarından birisi de Newroz ve Demirci Kawa Destanı'dır Özünde özgürlük ve birliği taşıyan Newroz mitolojisi, özgürlük ve kurtuluşa olan özlemi binyıllardır işleyip süregelmektedir Destanda rol alan kahramanlarla birlikte, zalimlerin toplumun karşısındaki haksızlıkları da sıkça işlenmiştir Ayrıca ateşin kutsallığı güçlü simgelerle günümüze kadar taşırılmıştır Bir bütün olarak birliğin gücünü açığa çıkaran bu efsanenin kökeni; Demirci Kawa'nın Asur kralını alt etmesiyle, halkların özgürleştiği efsanesine dayanır Yine efsane, her ne kadar MÖ 612, yani Med devletinin kuruluşuna dayanırsa da, kimi kaynaklar Newroz'u çok daha eskilere dayandırmaktadır Newroz'un kökeni ne olursa olsun, sonuçta tarihten getirdiği mesajları ve bugün de halkları heyecanlandıran bir içeriği vardır ortak ruhu bir değer olarak günümüze kadar taşıyan ve bir çok sanat dalında işlenen bir destan özçelliğine sahiptir

Yine tarihi kökeni MÖ 3000 yılına kadar dayanan Memê Alan Destanı vardır Mezopotamya insanının sosyal yaşamını, aşkı ve nefreti, yine doğa ile olan ilişkilerini dillendiren bir destandır mitolojik kahraman ve olaylarla yüklü olan bu eser, aynı zamanda kimi dinlerde de işlenen olay ve olguları da içermektedir kimi tarihçiler, bu destanı çok sonraları Ehmedê Xanê tarafından tekrar kaleme alınarak Mem � Zîn ismiyle yeniden yaratıldığını söylemektedir Fakat kesin olan bir şey varsa, o da bu destanın gerçek bir toplum çözümlemesi olduğu ve çok eskilere dayandığıdır

Mezopotamya sanatının temel özelliklerinden birisi de, sentez yönü ağır basan bir nitelikte olmasıdır Farklı dinlerin ortak yanlarını, etkileşim boyutlarını içermesinin yanısıra, diğer komşu halklar ve bölgelerden de etkilenmesi nedeniyle güçlü bir üretkenliğe sahiptir Yaratıcılık, hayal gücü kadar gerçek yaşamla olan bağlantıları, tarihsel süreçleri sanatsal bir ahenkle ifade eder mitolojik bir söylence; destanları, destanlar; müziği ve edebiyatı, edebiyat da mimari ve diğer plastik sanatları beslemiştir Bu da hem anlatım gücünü, hem duygulara hitap etme derinliğini ve kabul edilebilirliğini koruyan eserlerin yaratımını getirmiştir Ve burda, sanat anlayışı oldukça derin ve evrenseldir

Zerdüştlük dini, anılan zenginliğe önemli bir örnektir Bu dine dayalı olarak yaratılan eserler ve işlenen temalar hemen hemen bütün sanat dallarında yansımasını bulmuştur Din olarak çıkışı MÖ 500 yıllarına dayanıyorsa da, bu tarihe kadar süregelen Zerdüştlük mitolojisi vardır Bu mitoloji, beraberinde güçlü ve geçerli bir kültür ve sanat aksiyonu yaratmıştır Yine Kürtler'deki sanatın inançla birlikte daha da pekiştiği görülüyor Zerdüştlük dininin kitabı olan Avesta, edebi bir eser olarak günümüze kadar varlığını korumuştur MÖ 3000 yılında doğan birinci, MÖ 2040 ve ardından MÖ 630 yıllarında da ikinci ve üçüncü Zerdüşt'ün doğduğu söyleniyor Bu tarihler arasında henüz din olarak ortaya çıkamayan Zerdüştlük, 130 yıl sonra Mezopotamya'nın tektanrılı dinlere zemin teşkil eden ve temel kaynağı olan dinidir Felsefesinin temelinde, ateş ve aydınlığın karanlığa karşı mücadelesi vardır Yine toplumda ahlaki ve felsefik değerler yaratarak sosyal dinamikleri halklara kazandırmıştır Zerdüştlüğün üç temel ilkesi şunlardır: Doğru düşün, güzel söyle, sağlam yap! Bu dinin kitabı olan Avesta dini eser olmasının ötesinde önemli bir edebi eserdir de MS kaleme alınmasına rağmen, daha önceleri güçlü bir sözlü anlatıma sahiptir Dili şiirsel ve didaktirtir İran'da Sasaniler döneminde belgeler biçiminde düzenlenmiştir

Mezopotamya sanatının sahip olduğu önemli eserleri mimaride de görmek mümkündür Her ne kadar yapı mimarisinde ve heykeltıraşlıkta Mısır sanatından daha fazla söz ediliyorsa da, Mısır sanatı dine ve tanrı krala dayalı olarak var olmuş ve kendisini aşamamıştır Doğrudur, taş işlemeciliğinde Mısır sanatı, sürekli kendisinden söz ettirebilecek düzeydedir ancak Mezopotamya sanatı inanca bağlı olarak gelişmekle birlikte giderek günlük yaşamı, savaşları ve yönetim biçimlerini işleyecek zengin içerik kazanmıştır Özellikle bölgede taşın azlığı yapı mimarisinde daha farklı malzeme arayışı ve işlemeciliğini öne çıkırmıştır Tüğla, kerpiç vb malzemelerle örülen yapılar her alanda görülmektedir Kullanılan malzemelerin rahat işlenebilmesi yapı tarzına da yansımıştır Süsleme, motiflerdeki zenginlikle birlikte ilk kez kemer tarzı da bu bölgede kullanılmıştır Ancak günümüze kadar ayakta kalabilen eserlerin çoğu taşla insaa edilen eserlerdir MÖ 4000-3000 yıllarında yapılan ve ilk üniversite olan Harran Ünivarsitesi'nden kalan kalıntıların çoğu kemer biçimindedir Bu, yüzlerce örnek içinde en göze çarpandır

İlk kez MÖ 3000 yılında Kürtlerin atası olan Hurriler tarafından inşaa edilen ve daha sonra 349'da Roma İmparatoru Constanius tarafından onarılarık tamamlanan Amed surları halen tüm heybetiyle varlığını sürdürüyor "Muhtelif zamanlarda onarılmış ve iyi yapılmış 32 burçlu surların uzunluğu 5000 metre, yüksekliği 8-12 ve genişliği 3-5 metredir" Hurriler döneminde inşaa edilen ve surların en eski bölümü olan içkala Dağkapı'dan oldukça net görülmektedir Bu bölüm daha çok sert kayalıklar üzerine inşaa edilmiştir Giriş kapısının ismi ise, Saraykapı'dır

Yine surların duvarlarında bir çok kitabeler ve kabartma şekiller vardır Bu ince işlemecilik, kentte hüküm sürmüş kavim ve halkların izlerini taşırlar Albert Gabriel, "Diyarbakır surları tek başlarına bir kitabeler belgesi sayılabilir" diyor Şimdiye kadar yapılan araştırma ve bulgulara göre Roma döneminden (MS 367-375), Osmanlı dönemine kadar, yani 1500'lü yıllara kadar çeşitli dillerde surlara yızılmış onüç-ondört kitabe vardır Ayrıca bu dönemlere ait yontma desen ve simgelere de rastlamaktayırz Gerek tarihi geçmişi, gerek sahne olduğu savaşlardan taşıdığı izler ve gerekse de üzerindeki figür ve kabartmalarla Amed surları, Mezopotamya uygarlığının soyağacıdır

MÖ'si dönemde, Kürdistan sanatının en belirgin yanlarından birisi de eserlerin hem mitolojik, hem günlük yaşam ve hem de klasik tarih öğretisini iç içe işlemesidir Herhangi bir sanat eserinde sosyal yaşamın ayrıntısından, katkı sunacak reel bilgilere kadar bir çok motifi taşıyan sanat eserleri, bu özelliğinden güç alarak günümüze kadar öneminden bir şey kaybetmemişlerdir

İbrahim peygamber hakkındaki rivayet ve dini motifler belirttiğimiz iç içeliğe önemli bir örnektir Acımasız Nemrud'un zulmü ve buna karşı İbrahim peygamberin mücadelesi ve direnişi, halk arasında destanlaşmıştır Urfa'da doğan İbrahim peygamberin Nemrud tarafından ateşe atılması ve bu ateşten kurtuluş yalnızca destansı bir eser olarak kalmamış, bu kimi yapısal eserlerde de ifade edilmiştir Balıklı göl ve civarındaki duvarlara işlenen kitabeler yanında, var olan şekiller yaradılış efsanesinden hemen sonrasında meydana gelen olay ve olguları günümüze kadar taşımaktadır Harran'da bulunan İbrahim peygamber kuyusu halen bölge insanları tarafından kutsal sayılmakta ve gizemini sürdürmektedir Ayrıca Balıklı Göl'ün yanında bulunan mağarada -ki burası İbrahim peygamberin doğduğu yer olarak kabul edilir kayaya oyulmuş bir şekilde İbrahim peygamberin beşiği vardır Bu yapılar kasvetli ve mistik özellikleriyle o dönemde yaşanan zulüm ve çekilen acıları halen hissettirmektedir

Sonuç olarak; Guti, Hurri, Kassit ve Medler'in yanında diğer uygarlıkların da yarattığı eserler bir bütün olarak ilk uygarlaşmanın tarihini ifade eder Tanrı Kaldi'nin Rewanduz yakınlarında bulunan en eski ve ulu tapınağından, Berlin Müzesi'neki Kassit-Kürt devletinin kurucularından olan Karaindashe'nin yaptırdığı iştar tapınağına ait kabartma figür ve heykellerine, Zaxo yakınlarındaki Gelîyê Spî'de bulunan Quumme şehrine ait kalıntılara kadar yüzlerce eser, Mezopotamya'ya açık hava müzesi görünümünü vermekdedir Süleymeniye ve Hakkari arasında bulunan Laleş Tapınağı ise, bu coğrafyayı kutsayan ve merkezinde bulunan bir canlı tarih olarak durmaktadır Ve bütün bu zenginlikler, içerdikleri mesajları ile birlikte gerçek özünde işlenmeyi bekliyor Neredeyse her karışında bulunan ve tarihin özünü günümüze taşıyan bu sanat eserleri, başta Medya çocukları olmak üzere, tüm insanlığa önemli mesajlar vermeye devam ediyor

Başkan APO'nun da belirttiği gibi, "Bir ulusun geçmişine ışık tutan veriler, o ulusun yarattığı destanların, söylencelerin, türkülerin, oyunların içinde yaşar"Mezopotamya ve Kürdistan bir kültür ve uygarlık merkezidir Tarihte hak ettiği yere otortulmalıdır Bu hem bölge halklarına ve hemde dünya insahlığına sunulacak geç kalmış bir katkı olacaktır

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.