Suyun Yolculuğu |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Suyun YolculuğuIstranca Dağları'ndan İstanbul'a uzanan suyolu, sadece suyun kente ulaşırken yaşadığı maceralı yolculuğu değil, Roma, Bizans ve Osmanlı'nın iç içe geçmiş kültürel mirasını da yansıtıyor ![]() Suyun Yolculuğu Bu bir efsane! ![]() Dile kolay, günümüzden yüzlerce yıl öncesine, Roma İmparatorluk Çağı'na kadar giden bir suyolu![]() ![]() Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarına hayat verdikten sonra Cumhuriyet Türkiyesi'ne de hizmet sunuyor Dahası, onun asırlara meydan okuyan mimarisinden yararlanmaya devam ediliyor Roma su kanallarının yapımı İS 1-3 yüzyıllara rastlayan Roma İmparatorluk Çağı'na dayanıyor Bazı kaynaklar, İmparator Hadrianus'un, İS 2 yüzyılda İstanbul'a su getirmek için su dağıtım sistemi yaptırdığını yazıyor Roma İmparatoru I Constantinus ise İS 325'te, kentteki su sıkıntısını gidermek için çözümü dışarıdan su getirmekte buluyor ve Vize'den İstanbul'a su taşınması için pek çok tesis yaptırıyor Bu tarihi su kanalları 2008'de de Istranca Dağları'ndaki köylerde sulama amaçlı olarak kullanılıyor Günümüzde "İstanbul İsale Hatları" başlığıyla anılan İstanbul'un suyolları arasında en ünlüsü, -"İstanbul'a gelen en uzun suyolu" olarak tarihe geçen- Vize'den başlayan ana kanalın uzunluğu, farklı kayıtlara göre 242 km ya da 250 km'den fazla Bu görkemli suyolu, 6-7 adet iki veya üç katlı kemer, 30'dan fazla (bazı araştırmacılara göre 33) tek gözlü küçük kemer ile birlikte yol alıyor ve Edirnekapı'da kent surlarına dayanıyor Vize bugünkü adına kavuşana kadar Byzia, Bizye, Bida, Biza, Vyza, Vizii gibi birbirine çok yakın duraklardan geçiyor Adı sürekli değişse de, eski çağlardan bu yana değişmeyen özelliği hâlâ kaynağında içilebilen temizlikteki suyu![]() ![]() Bu tarihi suyolunun çıkışının yer aldığı Vize'nin Pazarlı köyü yakınındaki Değirmendere'de su alma yerine ulaşmak kolay değil Mihmandarımız Mehmet Gökalp, 26 yılını Orman Müdürlüğü'nde geçirmiş doğaya aşina bir Vizeli Şimdiye kadar Vize'de birçok araştırma yapan Roma ve Newcastle üniversitelerinden Prof Dr Paolo Bono, Prof Dr James Crow, Prof Dr Alessandra Ricci, Prof Dr Richard Bayliss gibi akademisyenlere, Gökalp rehberlik yapmış Mehmet Gökalp ile suyun başına gitmek için Pazarlı köyüne geliyoruz Aracımızı yolun kenarına bırakıp yürümeye başlıyoruz Küçük bir dere yatağının yanından ilerliyoruz ve yaklaşık 1 km sonra bir kaynağa geliyoruz "İşte burası" diyor Gösterdiği yerde 1 metre kalınlığında üstü açık, büyük bölümü yıkılmış bir sarnıç duvarı var Ünlü suyolu bu depo ile başlıyor Büyük kare kesimli taşlar horasan sıva ile pekiştirilmiş Mehmet Gökalp burada kullanılan "horasan sıva"yı anlatıyor: "Toprak pişirilip tuğla haline getiriliyor Tekrar kırılıp küçük parçacıklara ayrılıyor, kireç ve kumla karıştırıldığında giderek sertliği artan bir harç meydana geliyor" Sonra da üzerinde bu özellikleri görülebilen bir duvar parçasının parçalanmış küçük kısmını gösteriyor: "Bak şu küçük kırmızı lekeler tuğla parçacıkları, beyaz yerler ise kireç ve kumlu karışım"![]() ![]() Suyolunun kaynağında yükseklik kotu 240 metre Su, Vize'ye kadar 225 metre kotuna inerek ilerliyor Romalıların tespit ettiği kaynak bugün de kullanılıyor 1950'lerin ikinci yarısına kadar buradan Vize'nin Pazarlı, Çavuşköy, Develi, Hasboğa ve Müsellim köylerine içme suyu veriliyormuş Bugün ise (Kasım 2007'de) Kaptaş Suyu İsale hattı buradan başlıyor Elektrik motorlu tulumba, suyu aaaal borulara pompalıyor Artan su ise yine Eski Roma kanalına yönlendiriliyor Köylüler bu yolla tarım alanlarını suluyorlar Suyun başını bulduk ya, şimdi buradan İstanbul'a doğru gidebiliriz![]() ![]() Biraz ileride 60 cm genişliğindeki Roma kanalı görülebiliyor Kanalların açık olarak görülmediği yerleşimlerde hemen herkes bu eski tarihi tesis konusunda bilgi sahibi Ancak bunu bir masal gibi anlatıyorlar "İçinden develer geçebiliyormuş!" Biraz önce içinden güçlükle geçebilmiş bir gazeteciyi "deve masalına" inandırmak kolay değil tabii Bir de "![]() ![]() dağları birleştiren büyük köprüler varmış" diyorlar Ama nerede olduğunu tam olarak bilmiyorlar Sorun değil! Mehmet Bey yanımızda nasıl olsa, köylülerin çocuk masalları gibi anlattığı köprüleri arkeolojik sözlüğe yerleştiriyor: "Ballıgerme ve Kurşunlugerme sukemerlerini söylüyorlar " |
|
|
|