09-06-2012
|
#1
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Ayrışma Ve Bireyleşme Süreci İle İlgili Kuramlar-İi
Bağlanma Kuramları
Psikanalitik ve bazı gelişim kuramcılarının bireyleşme-ayrışmanın önemini vurgulamasına rağmen, bağlanma kuramcıları, yetişkinlikte ihtiyaç duyulan sosyal yeterliliklerin gelişmesi için yakın aile-ergen bağlılığının devamının gerekli olduğunun altını çizerler Bağlanma figürleri, çocukların bireysel ve keşfetme gelişimlerinin ilerlemesi için gerekli desteği sağlamaktadır (Hazan & Shaver, 1994) Cable, Gantt ve Mallinckrodt (1996) özet olarak, yapılan araştırmalardan elde edilen bulgular, bakıcılara olan güçlü bağlanmanın erken akran (arkadaşlık) ilişkilerinin gelişiminde ve gençlik döneminde daha yüksek düzeylerdeki sosyal yeterliklerin gelişiminde desteklekleyici bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur Bu araştırma bulguları görünürde ebeveynlerine güçlü ve yakın bağlı olan bir ergenin, özellikle ebeveyni duygusal geri bildirim sağlayarak ergenin otonom bir birey olarak yetişmesini desteklerse, psikolojik olarak daha yeterli donanıma sahip olduğu yönündedir (Kenny&Donaldson, 1991; Mallinckrodt, 1992) Bağlanma kuramları aşırıya kaçmayan dengeli bir ayrışma ve bağlanmanın en sağlıklı uyumu sağladığını öngörür
Bağlanma modelleri çocukluk ve ergenlik dönemlerinde kutuplaşırken, Bartholomew ve Horowitz (1991), içsel çalışan benlik modeli ve başkaları modeli çeşitlemelerine dayanan dört farklı bağlanma modeli tanımlamışlardır Güvenli bağlanma, ebeveynlerin sıcak ve duygusal geribildirimleri sonucu oluşabilen, olumlu ben ve başkaları modelleri ile karakterize edilir Saplantılı bağlanma stili, tutarsız ebeveynler sonucu oluşabilen, kendilerini negatif gören ve başkalarını olumlu, değerli gören bir çalışma modeli olarak karakterize olur Kayıtsız bağlanma modeli, kendilerini olumlu-değerli, başkalarını değersiz-negatif görerek çalışan bir modeldir Korkulu bağlanma stiline sahip bireyler ise, başkalarına karşı negatif beklentiler içinde olan, fakat kayıtsız bağlanmadan da hoşlanmayan, olumsuz ben ve başkaları modeli olarak nitelendirilir Böylece, yetişkin bağlanma stili, bir yetişkinin arkadaş ilişkilerindeki temel yaklaşımını saptar Yetişkin bağlanma stili süregelen ilişki stratejileri ile de ilişkilidir
Aile Sistemleri Teorisi
Anderson & Fleming (1986) bireyleşmeyi, ergenlerin kendilerini ailelerinden psikolojik olarak kopardıkları ve bireysel farklılıklarını oturttukları, içsel ve öznel bir süreç olarak tanımlarlar Bu süreç sayesinde ergen ailesel kimliklere daha az bağımlı hale gelirken, karşılıklı olarak kabul edilen ilişkilerin yardımıyla bağımsızlığını yerleştirir Aile sistemleri teorisi aşırıya kaçmayan dengeli bir ayrışma ve bağlanmanın en sağlıklı uyumu sağladığını öngörür
Aile sistemleri teorisine göre, ailede bireyselleşme, farklılaşmanın en iyi görünümüdür; aile sistemi, üyeleri arasındaki mesafeyi, bireyleşme ve yakınlıktaki toleransına göre düzenler Yüksek düzeyde farklılaşan ailelerde; üyeler bir diğerinin sevgi, şefkat, onay vermesine daha az ihtiyaç duyar ve diğer üyeleri bu ihtiyaçların karşılanmasından sorumlu tutmaktan daha az hoşlanır Üyelerin iyi farklılaşmış olduğu ailelerde, üyeler birbirleriyle samimi bir şekilde ilişkilerini sürdürürken kişiliklerini gösterebilirler
Aile içinde, kişinin özerklik ve ayrışma bakımından diğer bireylerden belirgin sınırlarla ayrılmış olması sağlıklı aile etkileşimi için gerekli görülmektdir Aile sistemi, üyeleri arasındaki mesafeyi, bireyleşme ve yakınlıktaki toleransa göre düzenlemektedir Bireyleri arasındaki sınırların belirsiz ve çakışık olduğu iç içe “ağ gibi” (enmeshed) aileler ise patolojik sayılmaktadır (Kağıtçıbaşı, 2000)
|
|
|