Rabbim, Bana İstememeyi Nasip Et.. |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Rabbim, Bana İstememeyi Nasip Et..Rabbim, Bana İstememeyi Nasip Et ![]() ![]() Kim düştü kuyuya, Yusûf mu, Yâkûb mu, Züleyhâ mı? Zindan kimin kaderi, Yusûf'un mu, Yâkûb'un mu yoksa Züleyhâ'nın mı? Yusûf, Yâkûb ve Züleyhâ yok aslında Hepsi bir, hepsi O bir, hepsi tek bir![]() Siz, yazgınızda iffetli, çaba harcamayacaksınız eteğinizdeki çamuru akıtmaya Ben yazgımı yükleneceğim önce sonra yargımdan iffet çıkaracağım Bu yüzden Yusûf'un arka taraftan yırtılan gömleğinden Züleyhâ'nın önden yırtık eteğine kadar uzanacak yolum, adım adım, AŞK BENiM HAKKIM [1]Züleyhâ, gecesinin güzelliğini sererken Yusûf'un gözlerinin önüne, Yusûf da insandı İstek, insanın zaafıydı Ama:«Rabbim, bana istememeyi isteyebilmeyi nasip et ![]() ![]() »Her şeyin kalpte başlayıp kalpte bittiği mevsimde, her şeyin kalpteki rengine göre isim aldığı yerde Yusûf bu duâsındaydı Ve Yusûf, biraz da bu duâ ile, bu duâyı edebilmiş olma yürekliliğiyle peygamberdi:«Rabbim, bana istememeyi isteyebilmeyi nasip et ![]() ![]() »Değil mi ki ilk bakışta Züleyhâ, Yusûf'a ötelerden gelen bir ses, bir cennet çiçeği gibi, susuzluğunun farkında bile olmayan çöl toprağına inen bir yağmur defteri Züleyhâ, sılaya davet, ilk bakışta Çünkü nefis, sonsuzluğu vaad ederek yanıltıyor,Şeytan; hayrı hayr, şerri şer göremeyeni, eşyanın hakikâtine inemeyeni, ilk bakışta mâverâ ile kandırıyor Vaad: Ezel sevinci, ebed muştusu, vera, ilk bakışta Züleyhâ: Ezel, ebed, mavera, ilk bakışta Yasak bahçe, memnu meyve, zehirli sarmaşık aşıka: Züleyhâ son bakışta Üstelik Züleyhâ, isteyici Üstelik “Rabbinden bir işaret görmeseydi Yusûf da onu isteyecekti”![]() Yusûf'un içinde işâretin gerçekleştirici gücü, Yusûf, içinde istememeyi isteyebileceği işareti gördü Yüzünü gök katlarına çevirdi de, "Rabbim", dedi, "Kuyunun karanlığında beni yalnız bırakmayan, karanlığın ve derinliğin korkusunu bir anda aydınlığa, ümitsizliğimi bir anda muştuya çeviren o zaman, hâlâ koruman altında değil miyim, suç mu yazdın yoksa alnımdaki yazıya? Bütün insanlarla birlikte benim de içimde taşıdığım, gizli ya da aşikar olan o meyil, şimdi daha derin bir kuyuda değil miyim, ki insan değil miyim? Sen tutmazsan elimden şüphesiz meyledenlerden olurum Düştüğüm kuyudan daha derin ve karanlık bir kuyu değil mi güzeller güzeli Züleyhâ? Tut elimden yoksa boş yere mi göründü o rüya bana?""Rabbim", dedi Yusûf, "Sen, bana, kendi isteğimin dışında şu iklimde ve şu odada bulunduğum şu anda, Züleyhâ'yı istememeyi isteyebilmeyi nasip et Katından bir esirgeme ver Değil mi ki isteğe yaklaşınca, istememeyi istemek artık imkansızlaşır Bu yüzden değil mi Rabbim, senden gelen yasaklar “yapma” ile değil “yaklaşma” emri ile başlar Yaklaşırsam eğer şu içimdeki doğal olan akışla Züleyhâ'nın ırmağına, yaklaştıktan sonra “yapmam” diyemem Üstelik yaklaşırsam eğer yapmamayı da artık dua edemem Daha kolay olan “yapma” değil “yaklaşma” Öyleyse aslolan: “Yaklaşma” Öyleyse Rabbim, insan yaratılmışlığımın sorumluluğuyla en fazla baş başa kaldığım şu anda, şu odada, sen bana istememeyi isteyebilmeyi nasip et Beni, insan yaratılmışlığımın en doğal akışını kendine ait olmayandan sakındıracak güçle insan et ""Rabbim", diye, devam etti Yusûf duasına "İstemeyi istemek kadar, istememeyi istemek de zor Biliyorum ki katından bir koruma dökülmezse varlığıma, nefsimin altından kalkamam Son hızla aşağı doğru ilerleyen bir teknenin içinde yukarı doğru koşarak Bahr-i Umman'ı aşamam Benim tedbirim senin takdirinden küçüktür "Böyle dua edince Yusûf, ona Rabbinden bir işaret geldi Her şeyin kalpte başlayıp kalpte bittiği mevsimde, her şeyin kalpteki rengine göre isim aldığı yerde![]() Masun ve masum olan Yusûf bu duayı etmiş olabilme yürekliliğiyle peygamberdi Ve o iffet demekti [2]Züleyhâ'nın gözlerinde Yusûf'un sûreti var Her şafak ağaran saçlarında Tel tel Yusûf'un aydınlığı Endâmıyla çıkınca avlulara Sarayda bir güzellik dolaşır Yusûf ise Züleyhâ'nın damarlarında Ay doğmaya utanır, bir bahar akşamında Ve çöllerin şaşkınlığı sorunca nedenini Der ki: Yusûf, bu gece Mısır sokaklarında Züleyhâ'nın elleri, Mısır'ın ihtişâmı İpekten urganlarla bağlanmış bilekleri Züleyhâ'nın ipleri Yusûf'un ellerinde Züleyhâ'nın kalbine siyah bir nokta düşer Ateşle sınanır Yusûf, denizler ortasında Suçlayan nedamette; masum, zindanda pişer Züleyhâ, merhametin limanına sığınır Kölesi, cezasını çeker masumiyetin Yusûf suçların en güzelidir, Züleyhâ tövbelerin Ey Züleyhâ kalbine Yusûf'u nakşeyleyen Bize “istememeyi isteyebilmeyi” öğret Ve bize de nasip et Yusûf'a verdiğinden ![]() ![]() |
|
|
|