İstersen Yağa Ban , İstersen Bala Ban |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İstersen Yağa Ban , İstersen Bala BanYahya Efendi Dergahını yaptırdığı zaman o civarda Ortaköy Rumlarından başka kimseler yoktu Bir gün bir Rum Çoban, davar güderken koyunlarından iki tanesi dergâhın bahçesine girmiş Koyunlarını çıkarmak maksadıyla dergahın bahçesine giren çoban, bir dervişin:- Ne arıyordun? sorusuyla irkilerek: -Koyunlarımı arıyordum, demiş ![]() Çobanı gören Yahya Efendi, Rum Çobanı dergaha içeri aldırmış, o na: -Gel bakalım gel… Koyunlarını mı istersin, kendini mi? Yoksa ikisini birden mi, ne dersin? diyerek, çobanı rahat bir yere oturtarak: -Yağ, bal ve ekmek getirin demesiyle, hemen anında sofra kuyrulmuş, isteneler gelmiş, sofra kurulunca Yahya Efendi, Rum Çobana: -Hayde bakalım, bismillâh buyur, işte sana tereyağı, mumlu bal ve taze nan, ister ise yağa ban, ister isen bala ban, demiş ![]() Bu tatlı ortamdan sonra, çoban koyunlarına değil de kendine talib olmuş, o gün, orada, o vesileyle Müslüman olduğu için adı Balaban kalmış ![]() |
|
|
|