Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Biyografiler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
muslihuddîn, nûreddînzâde

Nûreddînzâde Muslihuddîn

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Nûreddînzâde Muslihuddîn




NÛREDDÎNZÂDE MUSLİHUDDÎN

Osmanlı âlimlerinden ve büyük velîlerden İsmi; Muslihuddîn bin Nûreddîn'dir Nûreddînzâde diye bilinir 1502 (H908) senesinde Filibe'ye bağlı Anbarlı köyünde doğdu 1573 (H981) senesinde İstanbul'da vefât etti Kabri, İstanbul'da Edirnekapı dışında,Sırt Tekkesi bahçesindedir

Küçük yaşından îtibâren, zamânının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsîl ettikten sonra, Kânûnî Sultan Süleymân Hânın kadıaskerlerindenMîrim Kösesi diye meşhûr olan Muhammed Efendinin hizmet ve sohbetlerinde bulunup, ilmî yüksek derecelere kavuştu Bu sırada dünyâdan ve dünyâ makamlarından yüz çevirip, tasavvuf ehlindenSofyalı Bâlî Efendinin dergâhına gidip, ona talebe oldu Hizmetinde ve sohbetinde uzun müddet kalıp, feyz aldı Tasavvufta yükselip, insanları Allahü teâlânın yüce dînine dâvet etmek ve Resûlullah efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem güzel ahlâkını öğretmekle meşgûl oldu Allahü teâlâya muhabbetinden dolayı, dünyâya hiç önem vermez oldu Onun bu durumunu anlayamayan bâzıları pâdişâha şikâyet ettiler Pâdişâh meselenin tahkîk edilmesini emretti Tahkîkat için İstanbul'a geldi Tahkîkat sonunda berâat etti ve hakkındaki ithamlardan kurtuldu

Nakledilir ki: Tahkîkatla ilgili haberin Filibe'ye ulaşmasından sonra gösterişi olmayan elbiseler giyerek İstanbul'a geldi Zeyrek Câmii civârında bulunan hücrelerden birinde kalmak istediği zaman, câminin imâmı onu misâfirliğe kabûl etti Onun gelişinin bir nîmet olduğunu, hayır ve berekete vesîle olacağını düşünerek ikrâmlarda bulundu Nûreddînzâde Muslihuddîn Efendi oradan ayrılmak isteyince, imâm onun ayrılmasına müsâade etmediNihâyetCumâ günü namaz kılındıktan sonra, alışıldığı üzere Şeyhülislâm Ebüssü'ûd Efendi câminin önünde bulunanlarla müsâfeha ettiği esnâda, Nûreddînzâde de yolun kenarında ve müslümanların arasındaydı Ebüssü'ûd Efendi onunla da müsâfeha edince, yakınlık duyup tanışmak üzere fetvâ odasına dâvet etti Fetvâ odasında başkaları da vardı İlmî konuşmalar yapılıyordu O sırada Ebüssü'ûd Efendinin tefsîrinden bir yer okunup müzâkere edildi Müzâkere ve sohbet esnâsında Nûreddînzâde'ye konuşma sırası gelince, âyet-i kerîmedeki hakîkatleri ve incelikleri anlattı Bunun üzerineEbüssü'ûd Efendi kalkıp hürmet gösterdi Kim olduğunu ve memleketini sordu O da; "Nûreddînzâde dedikleri âsî ve günahkâr kimse bu fakîrdir" dediEbüssü'ûd Efendi, sadrâzama haber gönderip; "Nûreddînzâde dedikleri muhterem kimse gelmiş, fetvâ makâmımızı teşrîf etti Yüksek şânını ve irfânını gördüm Bu kıymetli zât hakkında söylenilenler iftirâdır Böyle bir kimsenin devlet merkezine gelmesi büyük şereftir" dedi Bunun üzerine sadrâzam, Şeyhülislâm Ebüssü'ûd Efendinin söylediklerine uyup, Nûreddînzâde Muslihuddîn Efendi'ye ihtimâm ve iltifât gösterdi Âilesini ve çocuklarını getirmek üzere memleketine gönderildi Döndükten sonra Küçük Ayasofya Dergâhına yerleştirildi Orada Allahü teâlânın dînini ve Peygamber efendimizin güzel ahlâkını insanlara anlatmakla vazifelendirildi Vâz ve sohbetlerinin yanında, hadîs-i şerîf ve tefsîr okutmakla da meşgûl oldu Onun sohbet ve ilim meclislerinde âlimler hazır bulunuyor ve istifâde ediyorlardı Bir kısım âlimler ona talebe olup feyz aldılar Vezîr-i âzam Sokullu Mehmed Paşa onun talebeleri arasındaydı Osmanlı pâdişâhı Kânûnî SultanSüleymân da ona muhabbet edip, sohbet meclislerinde bulundu Bâzan da saraya dâvet edip, sohbetleriyle şereflenirdi

Nûreddînzâde Muslihuddîn Efendi, zamanında yetişen âlimlerin en yükseklerinden, aşk ve muhabbet ateşi ziyâdesiyle fazla, Allahü teâlânın dînini insanlara anlatmakta son derece gayretli bir zât idi Sahâbe-i kirâm, Tâbiîn, Tebe-i tâbiîn ve daha sonra gelen müfessirlerinKur'ân-ı kerîmden anladıklarını bilen, bâtını (kalbi) ve zâhiri (dış görünüşü) temiz, âlim, fazîletli, kâmil bir yol göstericiydi Vâz ve sohbetlerinde her ilimden nice konuları açıklar ve insanlara faydalı olurdu Dergâhında ilmî müzâkereler yapılır, insanların ihtiyaçları giderilir, dînî ilimler öğretilirdi Yiyip içmede ve giyinmede, gösterişten ve başkalarını külfete sokmakdan uzaktı Fakirlere ve ihtiyaç sâhiplerine yardım etmeyi severdi Birçok kıymetli eserleri vardır Bunlardan bâzıları şunlardır: 1) Kur'ân-ı kerîmde, En'âm sûresi sonuna kadar olan kısmın tefsîri, 2) Şerh-un-Nüsûs li Sadreddîn Konevî, 3) Menâzil-üs-Sâirîn Tercümesi: Tasavvuf ve ahlâkî hikmetlerden bahseden bir eserdir Evliyânın büyüklerinden Abdullah-i Ensârî Hîrevî'nin eseridir Birçok kimseler şerh yazmıştır 4) Risâle-i Mi'râc, 5) Risâle-i Vahdet-i Vücûd

ÜMİD BEKLER

Bir gece Nûreddînzâde Muslihuddîn Efendi, fener hazırlatıp saraya gitti Saraya varınca, kapıda bulunan görevliler içeri aldılar Pâdişâha durumu arzedilince, kendisini kabûl etti Pâdişâhla uzun müddet sohbet ettikten sonra şu rüyâsını anlattı: "Bu gece Resûlullah efendimizi rüyâmda gördüm Emir buyurdu ki: "Süleymân'a bizden selâm söyle; İslâmın düşmanlarıyla farz olan cihâdı niçin terk etti? Benim şefâatimden ümit bekler ve rızâmı almak isterse, İslâm askerini hazır bulundurup, İslâm düşmanlarını ihtar etmekten uzak durmasın!" Bunun üzerine Pâdişâh yerinden saygı ile kalkıp, şevkle ve gözleri yaşararak nîmete şükür ettikten sonra; "Efendim, şimdiPeygamberlerin Sultânı bu tâkatsız ve güçsüz kölesine ismiyle zikr edip emir buyuruyorlar Bu emre boyun eğmemiz gerekmez mi? Buna binlerce hamd olsun" deyip, gazâya gitmek üzere niyet etti Ertesi günZigetvar seferine gitmek üzere hazırlıklar yapıldı Ordu, İslâmın düşmanlarıyla cihâd etmek üzere yola çıktıKânûnî Sultan Süleymân bu sefere katılıp, orada vefât etti Şehîd olmak sûretiyleResûlullah efendimizin muhabbetine lâyık oldu Kânûnî'nin Zigetvar seferine, Nûreddînzâde Muslihuddîn Efendi de katılmıştı Sultan Selîm'in İstanbul'da tahta çıkıp Belgrat'ta orduyu ve babası Kânûnî'nin cenâzesini karşılamasından sonra, cenâze, Muslihuddîn Efendi ve yanındaki dört yüz kişiye teslim edilip İstanbul'a gönderildi

1) Şakâyik-ı Nu'mâniyye Zeyli (Atâî); s212
2) Osmanlı Müellifleri; c1, s171
3) Tezkire-i Halvetiyye, Süleymâniye Kütüphânesi, Es'ad Efendi Kısmı, No: 1372, vr 17a
4) İslâm ÂlimleriAnsiklopedisi; c14, s294

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.