Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Biyografiler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
şabî

Şa'bî

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Şa'bî




ŞA'BÎ

Tâbiînin büyüklerinden, meşhûr bir âlim, velî İsmi, Âmir bin Şerâhîl, künyesi Ebû Amr, nisbeti Şa'bî'dir Hemdân kabîlesinin bir kolu olan Şa'b kabîlesine mensup olduğu için, Şa'bî denmiştir 641 (H20) senesinde Basra'da doğup, 723 (H104) yılında Kûfe'de ansızın vefât etmiştir Aslen Yemenlidir Babasının isminin Abdullah olduğunu söyliyenler de vardır

Şa'bî hazretleri, büyük bir fakih (fıkıh âlimi, İslâm Hukuku âlimi) ve muhaddis (hadîs âlimi)dir Hattâ İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe gibi, Ehl-i sünnet vel-cemâatın reîsi olan büyük bir müctehidin en büyük hocalarındandı Saîd bin Müseyyib Medîne'de, Mekhûl Şam'da, Hasan-ı Basrî Basra'da, Şa'bî Kûfe'de o asırda dînin dört direği gibi idiler

Şa'bî hazretleri tefsîr hususunda, çok ihtiyatlı ve tedbirli davranırdı Tefsîr ile ilgili açıklamaları, Resûlullah'tan ve Eshâb-ı kirâmdan gelen rivâyetlere dayanırdı

O kırâat ilmini Abdurrahmân es-Selemî ve Alkame'den, Muhammed bin Ebî Leylâ da ondan rivâyet etmiştir Şa'bî hazretleri, Hâris el-A'ver'den de hesap öğrenmiştir Hârikulâde (çok üstün) bir zekâsı vardı Onun kuvvetli ezber kâbiliyeti, darb-ı mesel hâline gelmiştir Eline kalem alıp, hiçbir şey yazmamıştı Bununla berâber, kendisine rivâyet edilen hadîs-i şerîfi hemen ezberler, hiçbirinin tekrâr edilmesine lüzum hissetmezdi Derdi ki: "En az rivâyet ettiğim şey şiirdir Bununla birlikte, istersem size tekrâr etmeksizin, bir ay devamlı şiir söyliyebilirim"

Şa'bî'nin halîfe Abdülmelik bin Mervân ile arası çok iyiydi Onun yakın dostu ve sohbet arkadaşıydıAnlatılır ki: Şa'bî, Abdülmelik tarafından sefîr (elçi) olarak Rum Kayserine (Bizans İmparatoruna) gönderilmiştiVazîfesini yerine getirdikten sonra, Kayserden bir mektub ile geri dönmüştüAbdülmelik mektubu okuyunca, Şa'bî'ye; "Biliyor musun, Kayser mektubunda ne yazmış?" dedi Şa'bî; "Hayır bilmiyorum" dedi Abdülmelik; "Senin dindaşlarının hâline şaşılır, nasıl olmuş da seni halîfe yapmışlar" dedi Bunun üzerine Şa'bî; "Ey müminlerin emîri! O yalnız beni gördü Seni görmüş olsaydı böyle yazmazdı" dedi O zaman Abdülmelik, Şa'bî'ye; "Hayır, o bu yazısı ile seni öldürmek için, beni tahrik etmek istemiş" dedi Gerçekten Kayserin o sözleri, bu maksadla yazılmış olduğu, daha sonra Kayserin kendi ifâdesinden anlaşılmıştır

Şa'bî hazretleri Eshâb-ı kirâmdan beş yüz mübârek zâta yetişmiştir Ali bin Ebî Tâlib, Sa'd bin Ebî Vakkâs, Saîd bin Zeyd, Zeyd bin Sâbit, Kays bin Saîd bin Ubâde, Ubâde bin Sâmit, Ebî Mûsâ el-Eş'arî, Ebû Mes'ûd el-Ensârî ve daha birçok Sahâbeden (ranhüm), Hâris bin el-A'ver, Hârice bin Salt, Rebî' bin Haysem, Süfyân-ı Sevrî, İbn-i Ebî Leylâ, Süveyd bin Gafele ve başka Tâbiîn-i kirâmdan hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir Ebû İshâk Sebîî, Saîd bin Amr bin Eşve', İsmâil binEbî Hâlid, Beyân bin Bişr, Husayn bin Abdurrahmân, Süleymân bin Mihrân A'meş, Ebû İshâk Şeybânî gibi âlimler de ondan hadîs-i şerîf bildirmişlerdir

Şa'bî hazretleri buyurdular ki: "Fitne çıkaran âlimden ve câhil âbidden (çok ibâdet edenden) sakının Bunların hâline meftûn olan (gönlünü kaptıran, aldanan) için ikisi de fitnedir Hem de çok tehlikelidir"

"İnsanlar uzun zaman dinle yaşayacak, sonunda din gidecek Sonra uzun zaman hayâya sarılacaklar, bir nevi utanma duygusu ile yaşıyacaklar, o da yok olacak, sonra onları bir rağbet ve istek yaşatacak, bir müddet de bu devam edecek Sonra bu da, öbürleri gibi gidecek Zannederim, bundan sonra gelecek zamanlar, birbirinden daha zor olacak"

"Keşke ilmim olmasaydı Dünyâdan tertemiz çıksaydım Âhirete vardığımda, hiç olmazsa bu hususta hesâba çekilmezdim"

"Bizim kendilerine yetiştiğimiz insanlar ilmi, aklı olan ve onunla amel edecek kimselere öğretmek için öğrenirlerdi Ama şimdi ilim tahsili yapanlar, akılsızlar, iyi ameli olmıyanlar için ilim öğreniyorlar"

Şa'bî'ye birisi kötü sözler söyledi Bunun üzerine; "Hakkımdaki bu sözlerin doğru ise, Allahü teâlâ beni affetsin Doğru değil de, yalan söylüyorsan, Allahü teâlâ seni affetsin" dedi

"Cimri ile yalancıdan hangisinin Cehennem'in daha derinine atılacağını bilmiyorum"

Şa'bî hazretleri anlatıyor: Bir cenâze namazı kılındıktan sonra, binmesi içinZeyd bin Sâbit'e katırını yaklaştırdım Bu sırada, Abdullah bin Abbâs gelerek, üzengiyi tutmak istedi Zeyd bunu görünce; "Ey Resûlullah'ın amcazâdesi, üzengiyi bırak" deyince, İbn-i Abbâs; "Biz âlimlere bu şekilde muâmele ile emrolunduk" cevâbını verdi Bunun üzerine Zeyd, İbn-i Abbâs'ın elini öpüp; "Biz de Resûlullah'ın Ehl-i beytine böyle yapmakla emrolunduk" dedi

"Cennet'e giren bir cemâat, Cehennem'e giren diğer bir topluluğa: Sizin Cehennem'de ne işiniz var? Halbuki dünyâda siz bize öğretmiştiniz, biz de sizin dedikleriniz gibi yapmıştık Sizin de Cennet'te olmanız lâzım değil mi? diye sorduklarında, Cehennem'dekiler; "Evet dünyâda size öğretmiş ve anlatmıştık Fakat, biz, söylediklerimizle amel etmezdik Onun için Cehennem'e düştük" derler

"Bilmediği sorulunca, bilmiyorum demek, ilmin yarısıdır Bilmediği bir şeyde Allah için sükût edenin alacağı sevâb, konuşandan az değildir Çünkü, nefse en ağır gelen şey, bilmediğini kabûl etmektir"

"Din kardeşlerinin ayıplarını araştırıp bulan kimse, arkadaş edinemez"

"Dünyâda iyi bir şey bırakana, Allahü teâlâ ona âhirette daha hayırlısını verir"

"Kâdı Şüreyh ile berâberdim Ona, birisi ile dâvâsı olan bir kadın geldi Ağlamaya başladı Bunun üzerine ben Kâdı Şüreyh'e; "Yâ Ebâ Ümeyye! Herhalde bu kadın mazlumdur" deyince, Kâdı Şüreyh; "Yâ Şa'bî, hazret-i Yûsuf'un kardeşleri de babalarına ağlayarak gelmişlerdi Bu kadının ağlaması, suçsuz olduğunu göstermez" dedi

"İnsanın sâlih olan çoluk çocuğuna, dünyâ sıkıntılarından korunacak kadar mal bırakması, diğer şeylerden daha fazîletlidir"

"Peygamberlerden sonra ihtilâfa, anlaşmazlığa düşen her ümmette, mutlaka haksızlar, haklılara gâlip ve üstün gelmiştir"

"İlmin süsü, ilim sâhibinin hilmidir (yumuşaklığıdır)"

Ebû Zeyd anlatır: Şa'bî'ye bir şey sordum Bunun üzerine bana kızdı ve onu söylemiyeceğine yemin etti O zaman gidip, kapısının önüne oturdum Bana; "Ey Ebû Zeyd! Ben, sorunun cevâbını söylemiyeceğime, yemin ettim Fakat sana üç şey söyliyeceğim, iyi dinle Bunları da aklından çıkarma Birincisi,Allahü teâlânın yarattığı bir şey hakkında, bunu niçin yarattı, bundaki murâd ve hikmet nedir, deme! İkincisi, bilmediğin bir şeyi, ben onu biliyorum deme! Üçüncüsü, dînî meselelerde kendi aklına göre, mukâyese yapma!Bakarsın, bir helâli harâm, harâmı da helâl yapabilirsin Neticede, ayağın sürçüp, tökezler, mahvolup gidersin" dedi

"Nefsin arzu ve isteklerine "hevâ" denmesi, kimde bulunursa onları Cehennem'e düşürdüğü içindir Hevâ sâhiplerine de, "Ehl-i hevâ" denmesi, bunlar Cehennem'e düşecekleri içindir"

Birinin câriyesi, onun vasıtasiyle müslüman olmuştu Şa'bî hazretleri ona; "Hayatında en hayırlı gün, bugünündür" buyurdu

Şa'bî hazretlerine; "Falanca şahıs âlimdir" dediler Şa'bî bunu söyleyene, "Onda ilmin güzelliğini göremedim" dedi "İlmin süsü ve kıymeti nedir?" diye sorulunca, "Vekardır, âlim olan kişi, kibirli, sert ve kaba olmaz" buyurdular

"İlmi ehline veriniz, ehli olmayana vermeyiniz Yoksa günaha girersiniz"

Şa'bî'nin şu beyti, insanlar arasında çok söylenilegelmiştir: "Gerçek hilm (yumuşaklık ve kemal) hoşnutluk zamanında değil, gazap ve kızgınlık zamanında belli olur"

"Terbiyeli, edepli, sâliha kızını, fâsık erkekle evlendiren, onun felâketine sebep olur"

"Bir kimse Şam'ın en uzak bir yerinden, Yemen'in en uzak köşesine yolculuk yapsa, yolculuğu sırasında, hayâtında faydalı olacak bir kelime öğrense, bu yolculuğu boşuna yapmış sayılmaz"

İbn-i Sîrîn dedi ki: "Kûfe'ye gelmiştim Şa'bî'nin büyük bir ilim halkasının bulunduğunu gördüm Bu sıralarda Resûlullah'ın Eshâbından da (ranhüm) bir hayli hayatta olanlar vardı"

Eş'as bin Siyâr, babasından rivâyet etti: Şa'bî vefât edince, Basra'ya geldim Hasan-ı Basrî'nin huzûruna girdim "Yâ Ebâ Saîd! Şa'bî, vefât etti" dedim Bunun üzerine; "İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn O ömrü uzun, ilmi çok ve müslümanlar arasında seçkin yeri olan bir zât idi" dedi Sonra, oradan ayrılıp, İbn-i Sîrîn'in yanına geldim Ona da Şa'bî'nin vefâtını bildirince, o da Hasan-ı Basrî gibi söyledi"

Âsım bin Süleymân dedi ki: "O zaman, Kûfelilerden, Basralılardan, Hicâz ve çevrelerinde hadîs ilmini en iyi bilen Şa'bî idi"

Ebû Husayn; "Şa'bî, fıkıh ilminde çok yüksek derecelerde idi" dedi

İbn-i Uyeyne; "Şa'bî, zamanının İbn-i Abbâs'ıdır" dedi

1) El-A'lâm; c3, s251
2) Tehzîb-üt-Tehzîb; c5, s65
3) Vefeyât-ül-A'yân; c3, s12
4) Hilyet-ül-Evliyâ; c4, s310
5) Târih-i Bağdâd; c12, s227
6) Tabakât-ı İbn-i Sa'd; c6, s246
7) Tezkiret-ül-Huffâz; c1, s79
8) Tam İlmihal Seâdet-i Ebediyye; (49 Baskı) s1147
9) Eshâb-ı Kirâm; (6 Baskı) s393
10) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c3, s4

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.