Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Forum İslam > İslami Yazılar & Hikayeler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
ihlas, mizan

İhlas Ve Mizan

Eski 08-01-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İhlas Ve Mizan




Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Gerçek tartı o gündedir Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir" (A'raf; 8)

Allah-u Zülcelal kullarını yarattıktan sonra, onlara bir zaman tanımıştır Nasıl ki bir iş veren işçilerine belirli bir zaman tanır, yaptıkları işi beğendiği zaman işlerine devam ettirip memnun kalmadığı zaman da işine son verirse; Allah-u Zülcelal de kendisine karşı ibadetini, zikrini yapma gayretinde olan kullarından, razı olur Bunlardan gafil olan kullarından ise merhametini affını ve ihsanını esirger İşte bu kimseler büyük bir fakirlik içindedirler
Bunun için bizlere sermaye olarak verilen ömrümüzü, ahiretimizi aydınlığa kavuşturmak için çok hesaplı kullanmalıyız Bu sermaye tükendikten sonra, ne yaparsak yapalım, faydası yoktur Allah-u Zülcelal, ömrümüz içerisinde de aynen bir iş verenin işçilerine ikramiye vermesi gibi bize ikramiyeler vermiştir İşte bu çok özel günler ve gecelerde, çok kısa bir zaman olmasına rağmen, çok büyük mükafatlar vardır
İnsanın günahları ve sevapları zerre kadar kaybolmamak suretiyle tartılacaktır Onun için insan kendi terazisini, iki kaşının arasında bulundurmazsa, o çok büyük bir yanılgı içindedir Bir sevap işlediği zaman, terazisinin sevap tarafının daha da ağırlaştığını ve Rabb'inin kendisinden razı olduğunu düşünerek şükretmelidir Bir günah işlediği zaman da terazisinin günah tarafının ağırlaştığını ve bu günahların kendisini helak edeceğini düşünerek, pişman olup tevbe etmelidir İşte bu şekilde insan terazisini göz önünde bulundurduğu zaman, bir çok sevaplar işleyeceği gibi günahlardan da kendisini muhafaza eder Çünkü bu şekilde davranan kimse, kıyamet gününü, daima göz önünde tutar

Allah-u Zülcelal başka bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Kimin iyi amelleri ağır gelirse, o kimse mutluluk verici bir hayat kazanır Kimin iyi amelleri hafif gelirse o kimsenin de yeri Haviye'dir Sen Haviye'nin ne olduğunu bilir misin? O kızgın bir ateştir" (Karia; 6-11)

Haviye, yetmiş bin sene mesafede, içerisi ateşle dolu, derin bir çukurdur Allah muhafaza, günahları sevaplarından fazla olanlar, işte böyle bir azapla karşı karşıyadır

Allah-u Zülcelal, daima kullarını gözetmektedir Çünkü kişinin niyeti Allah-u Zülcelalin yanında çok makbuldür
Abdullah bin Amr İbnü'l-As (RA)'ın rivayet ettiğine göre Hz Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştur:
"Allah-u Teala kıyamet gününde ümmetimden bir kimseyi nida ederek halkın arasından hesap başına çıkarırda önünde doksandokuz defter yani kitap açar ki, her kitabın büyüklüğü gözün görebildiği yerin en uzak mesafesine kadardır Sonra Allah-u Teala: "(Ey Kulum!) bunlardan hiçbir şeyi inkar ediyor musun? Yazıcı ve koruyucu meleklerim sana haksızlık mı etmişler?" diye sorar O kul: "Hayır ya Rabb! Onlar bana haksızlık etmediler" diyerek günahlarını ikrar eder Allah-u Teala: "Senin için herhangi bir mazeret var mı?" buyurur O kul da: "Hayır ya Rabb!" der Bu ikrar üzerine Allah-u Teala: "Evet nezdimde senin (için saklamakta olduğumuz) bir hasenen var ve bugün sana asla zulmedilmeyecektir" buyurur Ve o kula, içinde "Eşhedü enlâ ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhü ve resulühü", kelime-i şahadeti yazılı bulunan bir pusula çıkarılarak: "Tartına hazır ol" buyurur O kul da: "Ey Rabbim! Şu defterlerle birlikte bu pusula nedir ki?" der Bunun üzerine o kula: "Sana asla haksızlık edilmeyecektir" denilir ve kocaman defterler bir kefeye o pusula da diğer kefeye konularak, o muazzam defter hafif, o pusula daha ağır gelir Binaenaleyh Aziz ve Celil olan Allah'ın ismi ile beraber (tartılan) hiçbir şey ağır gelmez" (Tirmizi, İbn Mace)

Allah-u Zülcelal yalnızca samimiyete bakıyor Bizimle kendisi arasında bulunan gizli hali muhafaza etmemizi istiyor Bu gizli hal de ihlastır Dikkat edersek, bu hadis-i şerifte bizim için çok büyük işaretler vardır Ne yaparsak yapalım, yalnız Allah-u Zülcelalin rızasını talep ederek yapmalıyız Ve daima Allah-u Zülcelal benim kalbime muttalidir Bu yaptığım amel, Allah rızası için mi, değil mi? diye, kendimizi kontrol etmeliyiz
Kuşeyri Risalesi'nde geçtiği üzere, Hz Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Zülcelal buyurdu ki: İhlas, benim sırlarımdan bir sırdır Onu ancak kullarımdan sevdiğim kimsenin kalbine koyarım" (Kuşeyri Risalesi)
Onun için insan az amel dahi yapsa, ihlaslı olarak yaptığı zaman, Allah-u Zülcelal'in yanında, çok büyük mükafatlar elde eder Tecrübe edersek, bunu kendimiz de hissederiz Hz Peygamber (SAV)'in hadis-i şerifi bizim için çok büyük bir müjdedir Bundan dolayı kendimize çok dikkat etmemiz lazımdır

İbrahim (AS) zamanında bir kaç sene devam eden bir kıtlık oldu Bu arada kâfirler, İbrahim (AS)'a hiç rahat vermiyorlardı Onunla birlikte olan mü'minler de perişan oldular, İbrahim (AS) dedi ki: "Bu kâfirler, bana tahıl ve yiyecek aldırmıyorlar Onun için başka bir yerden gizli olarak gidip bir şeyler alayım" Ve develerine boş çuvallar yükleyip tahıl bulmak için yola çıktı Kâfirler bunu duyar duymaz, her tarafa haber salarak, İbrahim (AS)'e tahıl verilmesini engellediler Bunun üzerine, İbrahim (AS) kâfirlerin onun boş döndüğünü görüp sevinmemeleri için çuvalları kumla doldurup geri döndü İbrahim (AS)'ın hanımı Sâra: "Bunlar nedir?" diye sordu İbrahim (AS) dedi ki: "Ya Sâra! Kâfirlere mahçup olmamak için hepsini kumla doldurdum" Hanımı baktı ki çuvalların hepsi un ile dolu! İbrahim (AS) de Allah-u Zülcelal'in ikram ve kereminden dolayı çuvalların hepsinin un ile dolu olduğunu gördü Unları mü'minlere dağıtarak, daha fazla muzdarip olmamalarını sağladı
İşte görüldüğü gibi Allah-u Zülcelal onun halis niyetinden ötürü kumu una çevirmiştir

Nitekim ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Rabb'in şüphesiz her istediğini yapar" (Hud; 107) "Şüphesiz ki Allah, dilediği hükmü verir" (Maide; 1)

Bütün bunlardan sonra: "Nasıl bir salih amel yapalım?" derseniz, cevabımız çok açıktır Kendimizi manevi hastalıklardan temizlememiz şarttır Bu manevi hastalıklar, ihlasın karşısındaki en büyük engellerdir Bunların en başta geleni de riyadır ki ihlasın insanın kalbine girmesini engeller Onun için elimizden geldiği kadarıyla, Allah-u Zülcelal'i razı etmeye gayret göstermeliyiz

İnsan daha dünyada iken, ahiretteki durumunun ne olacağını bilir Sevaplarla meşgul olursa cennete girer; günahlarla meşgul olursa cehenneme gider

Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Öyle bir günden (kıyametten) sakının ki, o gün hepiniz Allah'a döndürüleceksiniz Sonra herkese kazandığının karşılığı, tamamen verilecek ve onlara asla haksızlık edilmeyecektir" (Bakara; 281)

Bu ayet-i kerime nazil olduğu zaman Hz Peygamber (SAV) çok ağlamıştır Çünkü bu ayet-i kerimede insan için bir nasihat vardır İnsan, ya hayır ameline karşılık olarak mükafatlandırılacak, ya da şer ameline karşılık ceza görecektir
İbn-i Abbas (RA) şöyle demiştir: "Bu inen son ayettir Hz Peygamber (SAV), bu ayet-i kerimenin inmesinden 81 gün sonra vefat etmiştir"

Allah-u Zülcelal başka bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "De ki: "Size tek bir öğüdüm vardır Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkmanız, ardından düşünmenizdir…" (Sebe; 46)

Allah-u Zülcelal bu ayet-i kerimede bize, daima birbirimize nasihat etmemiz gerektiğini bildirmiştir Mü'minler olarak, nasihat yapmak suretiyle, Allah-u Zülcelal'e ulaşmak için birbirimize yardımcı olmamız şarttır Bu görevi çok iyi idrak etmemiz ve gereklerini yerine getirmemiz bizim için büyük bir kârdır Bu emanetten gafil kalmak, gevşek davranmak çok büyük bir hatadır Allah-u Zülcelal'e karşı görevlerimizi yerine getirebilmek için daima Allah-u Zülcelal'den kuvvet beklemeliyiz Allah'ın kudreti, her şeye kadirdir

Fakat maalesef, biz bundan gafiliz
"Ben şöyle yapacağım, böyle yapmayacağım!" diyerek, kendi üzerimize yüklendiğimiz zaman, Allah-u Zülcelal de bizi nefsimizle başbaşa bırakmaktadır Tabi, nefis bizim düşmanımız olduğu için şeytanla birlik olup bizi cehenneme müstahak etmek için var gücüyle uğraşmaktadır
Allah-u Zülcelal, her insanı farklı farklı yaratmıştır Bunun için insanlar, Allah-u Zülcelal'in emir ve nehiylerine uymakta, güç olarak birbirlerinden farklıdır Bir insan, az bir güce sahip iken, bir diğeri ondan daha güçlüdür Onun için iki kişi bir araya geldiği zaman birisi gaflete düşüp günah işlerse ve ibadet üzerine yönelmekte zayıf kalırsa; diğeri hemen onu ikaz etmek suretiyle, yardımcı olmalıdır
Anlatıldığına göre, evliyalardan bir zat, bir cemaate nasihatta bulunduktan sonra, şöyle dua etti: "Ya Rabbi! İçimizdeki en günahkarı ve kalbi katı olanı af ve mağfiret et!" Cemaatin içinden bir kişi ayağa kalkarak şöyle dedi: "Allah senden razı olsun bu duayı bir daha tekrarla! Çünkü, bu cemaatteki en günahkar ve en katı kalpli kişi benim Senin duan hürmetine, belki Allah-u Zülcelal beni affeder" O evliya zat tekrar dua etti ve cemaat dağıldı O gece, o evliya şöyle bir rüya gördü: "Sanki kıyamet kopmuştu ve haşir meydanında idi Allah-u Zülcelal onu huzuruma çağırarak şöyle hitap etti: "Ben senden çok memnun oldum" Evliya: "Niçin ya Rabbi?" diye sorduğu zaman, Allah-u Zülcelal buyurdu ki: "Sen, benimle kulumun arasını buldun Bana karşı günah işleyip isyankar davranıyordu Birbirimize düşman olmuştuk, sen onu benim yanıma getirdin, tevbe etti Bundan sonra, devamlı benim ibadetimle meşgul olacak, bunun için senden çok memnun oldum Seni de onu da ve o içinde bulunduğunuz cemaati de affettim"
Görüldüğü gibi burada bizim için çok büyük bir işaret vardır Allah-u Zülcelal kullarını kendisinin apaçık düşmanı olan şeytanın yanında gördüğü zaman gazaplanmaktadır Ancak, bizler birbirimize yardımcı olmak suretiyle insanları şeytanın saflarından, Allah-u Zülcelal'e yönelttiğimiz zaman, bu Allah-u Zülcelal'in çok hoşuna gitmektedir
Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilmek, birbirinden ayırt etmek için bizden önceki Selef'lerin, Ashab-ı Kiram'ın hal ve hareketlerini öğrenmemiz lazımdır Bunları öğrendiğimiz zaman, hem kendi noksanlığımız, hem de diğer mü'min kardeşlerimizin noksanları meydana çıkar

Bakınız, Hz Peygamber (SAV) bize yol göstermiştir: "Benim Ashab'ım gökteki yıldızlar gibidir Hangisine uyarsanız hidayete erersiniz" (Rezin) Öyleyse, Ashab-ı Kiram, dünyadan ayrıldığına göre; günümüzdeki insanlar içerisinde, kim Ashab'ın yolundan gidiyor, onlara mutabaat ediyorsa, biz de onları kendimize örnek alalım Kim ibadet yapıyor, Allah'ı zikrediyor, O'nun yolunda hizmet ediyorsa, biz de onlara uyalım

Yine bu konuda Hz Peygamber (SAV) hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Muhakkak alimler peygamberlerin varisleridir Onlar dinar ve dirhemlere varis olmamışlardır Ancak ilme varis olmuşlardır" (Ebu Davud, Tirmizi, Beyhaki)
Hz Peygamber (SAV) miras olarak, mal-mülk bırakmadı, ilmi ve nasihati miras bıraktı Kim bu ilme, nasihatlere, emr-i bil'maruf ve nehy-i an'il-münkere sahip çıkarsa işte gerçek varis odur O kimse kim olursa olsun, fark etmez İçimizden birisi, bir kaç kitap okuyup kendisini yetiştirir ve öğrendikleri ile amel ederse, manevi olarak Hz Peygamber (SAV)'in ahlakıyla ahlaklanırsa, o da Hz Peygamber (SAV)'in ve Ashab-ı Kiram'ın varisi olur Kısacası onlara uyan, hidayete erenlerden olur
Yok eğer, kendimizi onların gitmiş olduğu yoldan ayırırsak, dalâlete sapanlardan oluruz Çünkü, bu doğru yolun dışındaki bütün yollar şeytanın yollarıdır İşte bu yolun dışında kendimize başka bir yol aramak, dalâletten başka bir şey değildir Bizden önceki Selef'lerin ve Ashab-ı Kiram'ın hal ve hareketlerini çok iyi öğrenmeliyiz ki, birisi: "Ben Hz Peygamber (SAV) ve Ashab-ı Kiram'ın ahlakıyla ahlaklandım, onların yolundan gidiyorum" dediği zaman, doğru mu değil mi ayırt edebilelim

Ebu Osman isminde bir zat, bir gün yoldan geçerken yukarıdan üzerlerine sıcak kül döktüler Bu hali gören arkadaşları bu duruma çok öfkelendiler Ancak Ebu Osman, halim bir şekilde, arkadaşlarına dedi ki: "Bu sıcak kül cehennemin sıcağından daha mı şiddetlidir? Ben Allah-u Zülcelal'e karşı mahkumum, cehennem'e layıkım Bu kül belki de benim günahlarıma keffaret olacaktır Niçin kızıyorsunuz?"
İşte görüldüğü gibi Selef'lerin ahlakı aynen Hz Peygamber (SAV)'in ahlakı gibiydi İnsanlar için güzel ahlak hususunda en büyük rehber Hz Peygamber (SAV)'dir İnsanlara mertebeler kazandıran da güzel ahlaktır Hz Peygamber (SAV) de güzel ahlak sayesinde mertebelerinin zirvesine ulaşmıştır Bu sebeple Allah-u Zülcelal yanında mertebesi en yüksek olanlar, O'nun Resulü'nün ahlakını yaşayanlardır

Rivayete göre, Musa (AS) bir yerden geçerken kamburu çıkmış bir ihtiyarı ateşe ibadet ederken gördü: "Ne yapıyorsun?" diye sorduğunda, ihtiyar dedi ki: "İbadet ediyorum" Musa (AS) ihtiyara şöyle hitap etti: "Senin Allah'a dönme zamanın gelmedi mi? Ateşe ibadet ediyorsun ama sana bir kar sağlamayacağı gibi bir zarar da vermez" İhtiyar adam dedi ki: "Ey Musa! Ben tevbe edip Allah'a dönersem bu yaşımda beni af eder mi?" Musa (AS): "Kaç yaşındasın?" diye sordu İhtiyar cevaben: "Doksan dört yaşındayım""Allah affedici ve merhamet sahibidir Tevbe et, gerisine sen karışma" İhtiyar adam dedi ki: "Ey Musa! Bana kelime-i tevhidi öğret" Musa (AS): "Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Musa Resulullah!" demesini söyledi Bunu söyleyince öyle bir cezbe hali geldi ki, yuvarlanmaya başladı Musa (AS) yanına gittiğinde, vefat etmiş olduğunu gördü dedi Musa (AS) dedi ki:
Öyle şaşırdı ki bu kadar sene ateşe ibadet etti, bir kelime-i tevhid ile aşka geldi ve öyle bir ferahlandı ki, Allah'ın aşkından yandı Acaba, Allah-u Zülcelal ona nasıl muamele etti ki bir kelime-i tevhid ile bu hale geldi diye merak etti Allah-u Zülcelal'e münacaatta bulunup: "Ya Rabbi! Bu kulunun hali ne oldu?" diye sordu Allah-u Zülcelal şöyle hitap etti: "Ya Musa! Bana kelime-i tevhid ile gelenden razı olup cennetimi vereceğimi bilmiyor musun?" İşte Allah-u Zülcelal'e inandığımız zaman, imanımızda biraz samimi olursak bize karşı merhameti böyle olmaktadır
Allah-u Zülcelal kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.