Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Forum İslam > İslami Yazılar & Hikayeler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
edilenler, esrarı, istekleri, istemenin, kabul

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




Giriş


Ret sebeplerine saplanmamamız şartıyla bütün isteklerimiz, kabul edilebilir ve gerçekleşebilir durumdadır Ancak başvurabileceğimiz bazı özel tutumlar ve destekler vardır ki, onlar dualarımızı ufku kuşatan enerjilere dönüştürecektir

Tarihteki öncü insanlar, çok güçlü dua üslûpları geliştirmişlerdir Sözlerine ya Evrenin Sahibinin merhametini anarak başlamışlar ya büyük velilerin veya peygamberlerin isimlerini şefaatçi olarak zikretmişlerdir Bazen de kendilerini duygusal olarak uyaracak benzetmeler ve canlandırmalar yapmışlardır

Bu bölümde, dualarınıza müthiş içtenlikler katabilecek boyutları öğreneceksiniz Dilinizi, kalbinizi ve zihninizi etkileyen yaklaşımların neler olduklarını göreceksiniz Bu bölüm size, ruhunuzu yeni duygularla tanıştıracak özel bir yaşama biçimini uygulamanızı öneriyor

Yetenek ve ihtiyaç diliyle nasıl isteriz? İsteklerin anlamını bilmek, çılgınca ve etkili dualarla, özel zamanlarda istemek ne demektir? Meleklerle, ruhsal önderlerle ve insanlarla ruhsal olarak nasıl yardımlaşabiliriz? Ruhsal ortaklıkları nasıl kurabiliriz? Yaratıcının isimlerine nasıl dayanabiliriz? Duygusal derinliğimizi nasıl geliştirebiliriz?

Önerilen yöntemleri uygulama çabası gösterdiğimizde, birer birer geliştiklerini göreceğiz Duaların kabul sebepleri, aynı zamanda evrenselleşmemizin, ruhsal coşkuları canlı yaşayabilmemizin yollarıdır

Kabul sebeplerine yeterince başvurmuyor olmamız, isteklerimizin reddedileceği anlamına gelmez Diğer deyişle, kabul sebeplerine uygun yaşayamayanlar mutlaka reddedilmezler Ancak isteklere sunulan parlak kabuller, kabul sebeplerinin desteğine dayanır İnsanlığın kaderinde dilekleri kabul edilen ruhsal önderlerin duaları, bu bölümde anlatılan özel şartlan her zaman taşımıştır

Evren için değeri ve anlamı olumlu olan her istek, aynı zamanda Yaratıcının da isteğidir İçinizdeki tüm iyilik dileyişlerini birer ilahi mesaj olarak değerlendirebilirsiniz Olumsuz ve kötü istekler ise hayvansal karakterler taşıyan insan nefsinden ve ruha yönelen şeytani fısıltılardan doğarlar

Yaratıcıyla ve pozitif değerlerle hiçbir yakınlığı olmayan bir insan da çılgınca, yetenek ve ihtiyaç diliyle isteyebilir Üstelik zulüm içinde ve adaletsizlikle istediği halde istekleri kabul ediliyor görünebilir Düşünün ki Musa (as) peygamberi Firavun'u uyarmaya gönderen Yaratıcı, aslında bir yandan zalim Fira-vun'un isteklerini de yaratıyordu Firavun da aslında gücünü Allah'tan alıyordu

Yaratıcı mutlak adildir; Firavun'a bile olsa, hiçbir çabayı karşılıksız bırakmasını bekleyemeyiz Dünyayı isteyene dünya, sonsuz hayatla birlikte dünyayı isteyene de her ikisi birden verilir

Ancak zalimlerin isteklerinin gerçekleşiyor olduğunu görmek kimseyi yanıltmasın Saddam saltanat istemiş ve elde etmişti Benzerini Hitler veya Lenin gibi canavarlar da yapmıştı Onlar hakimken başarılı gibi görünürler; oysa hayatlarının geleceğinden geçmişlerine baktığınızda, onları dehşetli kayıplar, utançlar ve çaresizlikler içerisinde göreceksiniz Tarihe yıkılış ve yok oluş halinde yazılan bir saltanat, gerçekten de saltanat mıdır?

Biz bu bölümde, gerçek dualardan, gerçek kabullerden; asırlar sonrasında ve hatta Sırat Köprüsünde bile aziz birer anlamı ve değeri olan duaların kabul şartlarından söz ediyoruz Yakında çökecek sarayında zenginliğin sefasını süren adamın hali kimseyi yamltmamalıdır



DrMuhammed Bozdağ

Alıntı Yaparak Cevapla

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




1- Çılgınca isteyenler

İsteklerinize ulaşmak istiyorsanız, yarım kalple, tereddüt içerisinde "Acaba istesem mi?" anlayışı içerisinde olmayacaksınız Güvenle ve çılgınca isteyeceksiniz

Değerli bir okuyucumuz, isterken aç gözlü ve hırslı olmaktan korktuğunu dile getirmiş ve öğrendiği bir hikâyenin zihnini karıştırdığını yazmıştı:
Hikâyeye göre, büyük bir sultanın huzuruna iki adam çıkıyor Bunlardan biri çok şey istediği için, en yüksek koltuğa oturmak istiyor Diğer mütevazı adam, kenarda bir köşe bulup oturuyor Sultanın huzuruna kabul edilmeyi bile, en büyük lütuf olarak değerlendiriyor
Büyük sultan, çok şey isteyen adamın aç gözlülüğünden hoşlanmadığı için, onu kovuyor; diğerini ise en güzel yere oturtuyor
Şöyle soruyor okuyucumuz: Acaba biz Yaratıcıdan çok isterken, hikâyedeki yüksek koltuğa oturmak isteyen hırslı adamın ! konumuna düşmeyecek miyiz?
Gerçekte, yüksek koltuğa göz diken adamın tutumunun, kastettiğimiz istemekle hiç ilgisi yok Aksine, kıskançlıkla, bencillikle, tembellikle, gururla ve hırsla ilgisi var İki türlü istemek vardır: Birisinde yalnızca kendiniz için istersiniz; başkasına verilmeşini kıskanırsınız Aldığınızda dağıtmayacaksınız ve kendi nefsinize mal edeceksiniz Böylesi istekler, ancak ihtiraslı kalplerin eseri olabilir
Diğer istemekse, şükürle, memnuniyetle yoğrulmuştur Verenin kim olduğunu bilir, herkesin de elde etmesini ister İstemesi, sadece kendi nefsi için değildir Bilgiyi, öğrenmek kadar, öğretmek için ister Zenginliği, yaşamak kadar, dağıtmak için diler Mutluluğu, mutlu olmak kadar, mutlu etmek için arzular Büyük istek evrensel istektir Evrensel isteğin çılgınca ve sınırsızca yapılması, insanın şanına çok lâyıktır
Bedeni bir mikroba yenilecek kadar güçsüz insan Kalbi, ruhu, küçücük bir saygısızlıkla ezilecek zayıflıkta yaratılan insan, Evrenin Sahibine dayanmaktan başka hangi yolla teselli bulabilir? Sözünü ettiğimiz çılgınca dua, hikâyedeki öyle bir evlâdın haline benzer ki, o evlât şöyle düşünür:
"Sevgili annemiz ve babamız, bizim için inanılmaz fedakârlıklara katlanıyorlar Bizim eğitimimiz için her türlü fedakârlığı göğüslüyorlar İçlerinden ve kalplerinden bizim iyiliğimiz için cömertçe dua ediyorlar ve başarımızla onur duyuyorlar
Biz neden annemize ve babamıza daha lâyık birer evlât olmaya çalışmayalım? Neden zekâmızı ve yeteneklerimizi geliştirmeye adanmayalım? Neden zenginleşip annemiz ve babamız adına muhtaç insanların yardımına koşmayalım? Neden onurumuzu yükseltmek suretiyle, anne ve babamızın öldükten sonra da ! onurlarını ve namlarını yükseltmeye çırpınmayalım?"
Bu örnekteki benzetmelerin penceresinden bakalım:
Evrenin Hâkiminin, en güzel ve en hassas yarattığı insan için dünyaya serptiği ikramlar az mıdır? Yaratıcımız, kendi sanat eseri olan insanın iyiliğini, anne babanın evlâdı için istemesinden az mı istiyor? İnsan daha bilgili ve ahlâklı olsa, İlâhî sanatın parlaklığını ilan etmeyecek midir? İnsan meşru kazançlar elde edip fakirlerin yardımına koşsa, bu Evrenin Sahibinin sevgisinin yayılmasına katkı sağlamayacak mıdır?
Eğer Evrenin Sahibi çok ve çeşitli vermek istemese, neden bu denli çok ve çeşitli yaratır? Neden yiyeceklerin bin bir çeşidine insanı bıktırmayacak ayrı renk, ayrı koku ve ayrı tat katar? Neden her birini mevsimlere bölüştürür?
Neden baharı da güzel, yazı da zevkli, kışı da, sonbaharı da heyecan verici güzelliklerle donatır? Neden Onun yarattığı yağmur da güzeldir; kar da heyecan vericidir, rüzgâr da coşturucudur? Neden Onun bulutlarına bakmaktan, semasını seyretmekten, denizine dokunmaktan, yıldızlarına yönelmekten mutluluk duyarsınız? Neden uyumak da güzeldir, uyanmak da? Yorulmak da zevk verir, dinlenmek de; açlık da keyiflidir, tokluk da? Neden gören kalpler için, her detay ayrı bir güzellikle donatılmıştır?
Çünkü O, vermek istiyor Çünkü O, yeryüzüne cömertliğinin sınırsızlığını anlayabilecek insanlar göndermiştir Çünkü O evreni, vermek için ve ne kadar bağışlayıcı olduğunu göstermek için yaratmıştır
O zaman, çılgınlar gibi iste Bunaldığında önce Ondan istemek aklına gelsin Sevincini paylaşman gerektiğinde önce Ona koş Sana çamurdan çıkarıp kabuğuyla paketleyerek sunduğu bir elmayı ısırırken, elindekinin Onun hediyesi olduğunu fark et Bir damla balı sana sunabilmek uğrunda, binlerce çiçeğin peşinde ölümü göze alan kahraman arıları da hatırla O zaman neden çok istemen gerektiğini hissedeceksin
DrMuhammed Bozdağ

Alıntı Yaparak Cevapla

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




2- Yetenek Diliyle isteyenler

İsteklerinizle ilişkili yeteneklerinizi geliştirerek, kendinizi başarıya hazırlamalısınız Yeteneklerimiz, kendileriyle ilişkili başarıları fethetmemizi sağlar

Evrendeki hemen her başarı bir yetenekle ilişkilendirilmiştir Bir başarıya hazırlanan insanlar, önce onunla ilişkili yeteneklerle donatılırlar İsteklerimizin kabul edildiğinin ön habercileri, isteklerimizle ilişkili yeteneklerimizin gelişmeye başlamasıdır
Doğamıza yürüme potansiyeli konuldu; yürümek istedik ve yürümeyi öğrendik Bu tür doğal yetenekler hemen her canlıya farklı biçimlerde sunulmuştur Bir çiçek, tohumlarını uzaklara ulaştırabilmek için uçlarına rüzgârda taşınabilir püsküller takmak ister Çatlayan toprak, yağmur ister Rengârenk çiçekli ovalar, kendilerini şenlendirecek arıların ve kelebeklerin varlığını davet eder
Her canlının doğasında, Yaratıcının yerleştirdiği temel yeteneklerden doğan arzular vardır İnsana bu tür arzuların en yoğunları ve en karmaşıkları verilmiştir İnsanın midesi yemek, gözü görmek, burnu koklamak ve kulağı dinlemek ister Kalbi evlenmek, aklı ve hafızası öğrenmek, dili söylemek ister
Bizi en çok etkileyecek isteklerimiz, üzerinde yetenek geliştirdiğimiz isteklerimizdir Eğer isteklerimizle ilişkili yeteneklerimiz yeterince gelişmişse, isteklerimizin gerçekleşmesine çok yakın duruyoruzdur
Bir gencin kalbi evlenmek istiyor; bu yolda belki de girişimlerde bulunuyor ve dostlarından yardım alıyor Peki bu istediğini yetenek diline de döküyor mu? Evliliği yetenek diliyle isteyen genç bayan, anne olmaya hazır mıdır? Çocuk yetiştirmenin sorumluluğunu almaya cesareti var mıdır? Bir eve hâkim olmanın, bir bebeğin ihtiyaçlarını algılamanın, bir hayatı paylaşmanın, insanlarla iyi ilişkiler kurmanın yetenek temelini geliştirmiş midir?
Bir siyasetçi, toplumu yüksek ufuklara taşıyacak bir lider olmak istiyor Bunu sağlayacak yetenek temeline yatırım yapmış mıdır? Zamanını plânlayarak yaşama, kişisel yönlendirmelerden ve özel çıkar ilişkilerinden kendini kurtarma, yüksek hedeflere, ideallere sahip olma gibi bir kısım önemli yetenek alanlarında kendini geliştirmiş midir?
Bir öğrenci akademisyen olmak istiyor Bu yolda eğitim alırken, araştırmacılık, yazarlık, tebliğ sunma, ders anlatabilme, analiz yapabilme ve fikir üretebilme becerilerini geliştirmiş midir?
Hayatta ne olmak ve ne yapmak istiyoruz? Hangi makamı, hangi kazanımları elde etmek ve hangi ilişkileri yaşamak istiyoruz? Tüm isteklerimiz, onlara hazır olmamızı sağlayacak yetenekler gerektirir Biz ancak almaya hazır olduklarımızı almaya lâyık olabiliriz
Kimileri hedeflerini belirliyor; sonra da ne yapacaklarım bilemeden öylece bekleşiyor Hedeflediklerine ulaşmaları için hangi yeteneklere sahip olmaları gerektiğini sorgulamıyor Bir hedefe ulaşmayı kolaylaştıran yol, önce onunla ilişkili yetenekleri geliştirmekten geçer
Bir hedef için yetenek geliştirmek, düşmanı yenecek ordular hazırlamaya benzer Düşmanın on tankı varsa, siz bin tankla çevresini kuşatıyorsunuz Düşmanın tüm yardım kanallarını kapatıyorsunuz ve tüm dostlarım kendi tarafınıza çekiyorsunuz Düşmanı yeterince kuşattığınızda çoğu zaman savaşmayacaksınız; kesin yenilgiyi gören düşman direnmeden teslim olacaktır
Belki Türk bürokrasisinde olduğu gibi, çevrenizde siyasî bağlantılar ve taraftarlıklar itibar görüyordur Taraftarı olduğunuz parti iktidara gelince yükseliyorsunuz, gidince de görevden alınıyorsunuzdur Oysa, kader bir hayatın bütünüdür ve he- pimiz haksız kazanımlarımızı geri öderiz Yüzeyde olup bitenlere bakarak insanların derin hayatlarında ödedikleri I bedelleri görmezlikten geliyoruz
Yeteneklerinizle nelere lâyık olmuşsanız, eninde sonunda size yeteneklerinizin karşılığı cömertçe sunulacaktır
Herkesin her şeyi isteyebildiği bir dünyada, herkese lâyık
olduğunu vermek isterdiniz İsterseniz, insanlara adil bir bilinçle görevlerini dağıtın: Kimi doktor yapardınız? Hangi kadının hangi erkekle, hangi mutlu ailede buluşmasını adil bulurdunuz? Kimi hâkim, kimi polis şefi tayin ederdiniz? Kimi öğretmenliğe, kimi imamlığa, kimi bakkallığa lâyık görürdünüz? Peki kendinizi bu görevlerden hangisine lâyık görüyorsunuz? Hangisini en iyi şekilde yapabileceğinizi düşünüyorsunuz?
İnsanlar yetenekleri sayesinde kendilerini ele verirler Onlarla iletişim kurduğunuzda "Bu çok iyi tüccar olur, bu tam bir şair, bu etkileyici bir lider, bu sorumluluk sahibi bir baba olmaya hazırlanıyor" diyebilirsiniz
Arzularımıza ulaştığımızı hayal etmekten zevk alırız Yeteneklerimizi dikkate almayız ve en iyilerini kendimize lâyık görürüz Bu şekilde, bencil düşündüğümüzde, adil davranamayız Oysa yetenek dili, adalet dilidir Yetenek diliyle istemek, almaya lâyık olmaya çabalamaktır
Şu anda üzerimizden bomba savuran uçakların geçtiği ve tank mermileriyle kuşatıldığımız bir vadide bulunduğumuzu varsayalım 20'si şehit olmuş, 50'si ağır yaralı 100 askerin komutanlığına tayin edilseydik, ne yapabileceğimizi bilebilir miydik? Şimdi ameliyat masasında kalbi çıkarılmış bir hastaya tam da yeni bir kalp takılacakken, bizi anîden o masanın cerrahı tayin etselerdi, o ameliyatı tamamlayabilecek miydik? Yeteneklerimiz bize yeterince hazır olduğumuzu söylüyor mu?
En güçlü istekler, yetenek desteğine dayandırılan isteklerdir Hedeflerinizi fethetmek istiyorsanız, yeteneklerinizle onları kuşatmalısınız Gelecekte sizin için plânlanmış bir köşe ve sizin yürüyeceğiniz yollar çizilmiştir Size sadece sabretmek ve ısrar etmek düşecek; zamanı geldiğinde kendinizi hedefinizin başında bulacaksınız
Bizi insan olarak farklılaştıracak, ruhumuzun gelişip yükselmesini sağlayacak yetenekleri kendimiz keşfederek isteyeceğiz Liderliği ve zamanımızı plânlamayı biz geliştireceğiz Öğrenme ve öğretme becerimize biz odaklanacağız Büyük hedeflerimizin gerektirdiği tüm alt yetenekleri birer dua diline dönüştürmek, sadece bizim çabalarımıza bağlı olacak
Bir hedefimiz varsa, o hedef içerisine kendimizi hapsedip yerimizde kıvranıp durmamalıyız Böyle yaparsak "İstiyorum; fakat, yapamıyorum, uğraşıyorum; fakat, olamıyorum!" demek zorunda kalırız Elbette istediğimizi alacağız O zaman şimdiden şu soruları cevaplayalım: "Almak için nasıl olmalıyız; aldığımızda neler yapmalıyız?" İktidara gelmek için bin bir dil döküp de, muktedir olunca ne yapacağını bilmeyerek milleti batıranlar gibi olmamalıyız

DrMuhammed Bozdağ

Alıntı Yaparak Cevapla

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




3- isteklerini Evrenselleştirenler

Evrenselleşerı istekler, her şeyi kuşatan, her şey adına dile getirilen isteklerdir Tüm canlıların iyiliğini onlar adına isteyen, tüm canlıların temsilcisi olarak dinlenecektir

İnsan tüm evreni kucaklayabilecek potansiyelde yaratılmış bir ruhtur Bir tek dilinizden milyarlarca dili temsil eden istekler çıksın ister misiniz? Bir tek kalbinizden milyarlarca kalbin duygusu aksın arzular mısınız?
Milyarlarca askerin sorumluluğunu taşıyan bir general gibi evrenin önemli temsilcilerinden olmayı diler misiniz? Bunun yolu, isteklerinizi evrenselleştirmenizden geçiyor
Gecenin ürkütücü sessizliğinde şehirlerin semalarında gezinen meleklere katılsanız, apartmanların çatılarından semaya yükselen hüzünlü yakarışlar duyacaksınız Bir anne, çocuğunun hastalığını mırıldanıyordun Bir çocuk penceresinden Ay'ı izlerken, geçen yıl kaybettiği babasını hayal ediyordur
Şehrin ötesindeki vadilere dalsanız, toprağın küçük mağaralarına sığınmaya çabalayan dar bilinçli canlıların fısıltılarını duyacaksınız Bir çekirge, gecenin soğuğunda üşüyordur Bir serçe, sessizce süzülen yılanlardan birine yem olmaktan çekiniyordur Bir gelincik, bir avuç darlığındaki yuvasında yavrularını ısıtmaya çalışıyordun
Çoğumuz bireysel yakarışlarda bulunuruz İstek ya şahsımızla ilgilidir ya da kurtulmak istediğimiz acı, sadece bizim başımız-dakidir
Bir kalp o gecenin sessizliğinde, açlıktan korunmak ister
Apartmanların çatılarında aç bekleyen güvercinler aklınmez Bir diğeri, "Beni sevdiğime kavuştur" der Fakat, avcıya hedef olan annelerinin yiyecek getirmesini bekleyen yavru tavşanlar aklından geçmez
Evren, sayısız varlığın sayısız istekleriyle kuşatılmıştır
Kulaklarımız göklere yükselen yakarışları duyabilseydi, ihtiyaçların büyüklüğünden dehşete kapılırdık
Kurak toprak dilim dilim doğranır Toprağa sarılan temsil edi kökler de her çatlamada ayrı bir kopuş yaşar Toprağa can yortar katmaya çırpınan solucanların hayatları söner Böcekler bu nalır, karıncalar yorulur, bitkiler sararır Âdeta, susuz toprak, bedenine sarılan çocuklarıyla birlikte Evrenin Sahibine yalvarmakta; ruhlarını serinletecek birkaç yudum suyu beklemektedir
Bazı varlıkların dili yoktur; ama, hepsinin kalbi vardır İsteklerini biz duyamayız belki; ama, kalplerinden Yaratıcıları haberdardır Evren milyarlarca istekle, duayla ve arzuyla kuşatılmıştır Evrenin Sahibi tüm bu arzuları dikkate alır; hayatı ve her şeyi plânlar ve yaratır
Kim bu vadilere yayılan dilsiz kalplerin temsilcisi olmak istiyor? Kim bu çaresiz çocukların lideri olacak? Kim bu ovaları kuşatmış, ne yapacaklarını bilmeden bekleyen askerlerin ihtiyaçlarını dile getirerek onları hedeflerine yönlendirecek?
Kim isteklerini evrenselleştiriyorsa! Kim kendisi için istediklerini başkaları için de istiyorsa! Kim yaratılanların ihtiyaçlarını onların adına duaya dönüştürebiliyorsa! Kim kendini evrenin dualarını desteklemekle sorumlu tutuyorsa! İşte o
İstekleri evrenselleşen insan, göçmen kuşların yorgunluklarını fark edebilir Evrenin Şefkatli Sahibine yönelir; "Şu ufukta günlerce kanat çırpan sevimli canlılara dayanma gücü ver" diyebilir
Ruhu evrenselleşen insan, kopan bir buzdağının binlerce penguenin beslenme yollarını tıkadığını öğrendiğinde, penguenler için dua eder 0 bir iyilik dilediğinde, bütün insanları hatırlar: Bütün insanlara doğruları öğret, bütün insanların ruhlarının gerçeklerle aydınlanmasını sağla, hepimizin acılarını dindir" der
Evrenselleşen insan için, Rus, İngiliz, Arap, Çeçen, Türk gibi ayırımlar yoktur Hatta onlar, insan, hayvan, bitki gibi ayırımları da gereksiz bulurlar Evrensel isteklerle Evrenin Sahibinin huzuruna çıkanlar, orada evrenin temsilcisi gibi kabul edilirler
Eğer isteklerimiz evrenselleşebilseydi, birkaç açıdan önem kazanırdık: Ruhsal evrende, sorunlarını temsil ettiğimiz ve dile getirdiğimiz canlıların temsilcisi kabul edilirdik O canlıların ruhsal boyutlarını temsil eden melekler, duamızı duyup destekleyeceklerinden, ardımıza milyarlarca "Evet Yaratıcımız, biz de aynısını istiyoruz, lütfen kabul et!" sözlerini katmış olurduk
Küçük bir parıltı hâlinde çıktığımız sonsuzluk yolculuğunda, dev bir yıldıza dönüşürdük Dilimizden, en azından sonsuz hayatta karşılığını fazlasıyla alacağımız reddedilemeyecek dilekler dökülürdü, her şey için de isteriz: "Senin sanatkârlığının en güzel şekilde yansımalarını temsil etmemize izin ver Bize güzelliklerinin en tatlı biçimlerini yaşat" deriz
Sonra da şu sözler dillerimizden dökülmeye başlar: "Sınırsız Yaratıcımız! Aramızda barışı ve huzuru yaygınlaştır Bize doğruları öğret Bizleri fakirlikten, bencillikten kurtar, ilmimizi arttır, ahlâkımızı, kişiliğimizi güzelleştir"
Zihnimiz basit ve sıradan kaldığında, bencilce, basit ve dünyaya ait şeyleri istemeye odaklanıyoruz Oysa büyük insanlar evrenin çarklarıyla ilgili gelişmeler için dua ediyorlar Ruhu yükselen insan, evren ölçeğindeki isteklere o kadar kapılır ki, kişisel sorunlarını unutuverir

DrMuhammed Bozdağ

Alıntı Yaparak Cevapla

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




4 -ihtiyaç Diliyle isteyenler

İstediğiniz, muhtaç olduğunuzsa, ruhunuza akan enerji şiddetlenecek, hayatınız hedeflerinize hızla sürüklenecektir İsteklerinizi şiddetli ihtiyaçlarınıza dönüştürmelisiniz

Evrenin hareketinin anlamı, bilinçli ya da bilinçsiz ihtiyaçların karşılanmasıdır Bir ihtiyacın karşılanması olmayan tek bir hareket gösterilemez
Varlıklar muhtaçtırlar; ama, çoğu, ihtiyaçlarının bilincinde değildir Bebek beslenmeye muhtaçtır; açlığını ağlayarak ilân eder Fakat, bilinci, ihtiyacının adının açlık olduğunu bilecek ölçüde gelişmemiştir Anne, bebeğin ihtiyacını anlar ve karşılamaya koşar
Evrenin pek çok kesitindeki yalvarış ve ağlayışlar bu türden ihtiyaçların ifadesidir Evrenin Sahibi de yarattıklarının hâllerini bilir ve ihtiyaçlarına karşılık verir
İhtiyaç diline dökülen istekler ufukta şimşekler gibi taşınır
Çatlamış toprak su dileyince, bulut vagonlarına yüklenen su, ötelerin semalarından taşınır Gökyüzü emre itaatin gürültüle-riyle zemini titretir
İhtiyaç dili reddedilemez bir dildir Yeryüzünün susuzluğu gökyüzünü titretebiliyorsa, insanın uykusuzluğu evreni sarsacaktır Zira insan ihtiyaç dilini en hazin bir içtenlikle, en tatlı bir belagatla kullanabilir Diz çöküp veya boynunu bükerek ağlayabilir: "Yardımına muhtacım, rahmetine muhtacım, bağışlamana muhtacım, sevgine ve korumana muhtacım, dostluğuna muhtacım" diyebilen, insandır
Hayvanların ihtiyaçlarını karşılama yolunda duydukları heyecan, tutumlarına yansıyor Zamanlarını verimli kullanıyorlar Sürekli bir şeylerle meşgul oluyorlar Sarı çiçeklere dadanan bir yaban arısı topluluğunu izledim Fabrika işçileri, onlar kadar hızlı ve uyumlu çalışamazlardı
Gürleyen semadan boşalan yağmur ya da coşkulu okyanusun ufkundan doğan Güneş, ayrı bir ihtiyacın ardından koşturuluyor Kimilerinin ihtiyacı aç midelerini doyurmaya çırpınmaktır Kimileri en güzel kokmak, kimileri en güzel görünmek için çırpınır Görüntülerinden ürktüğümüz küçük kurbağalar bile, serin yaz akşamlarının en sevindirici senfonisini seslendirebiliyorlar
Bir an, özgür insanların dünyasına dönüyorum İnsansız doğada ruhumu kuşatan sevinç, beton binaların arasında birden kayboluyor Çoğu zaman kendimi iliklere kadar üşütücü bir mağarada buluyorum Oralarda birbirinin kuyusunu kazmak, gıybetini yapmak, rencide etmek, küçük düşürmek, alay etmek, kıskanmak, dışlamak, gasp etmek, saldırmak gibi bir dizi bozuk kişilikle karşılaşıyorum Bir kısım insanlar birbirleriyle çarpışa çarpışa akşama yorgun ulaşıyorlar Sonra da bitkin kalplerini televizyon annenin cinayetlerle ve entrikalarla süslediği masallarına teslim ediyorlar
Bir yüksek binadan, caddede karıncalar gibi yürüyen yüzlerce insanı izledim Ruhlarını hissetmeye çalıştım Sanki sürükleniyorlardı ve ihtiyaçlarını hissetmiyorlardı Sanki kimilerinin yaptıkları, öylesine dolaşıp zaman doldurmaktı
İnsan ihtiyaç dilini terk ederse, şükrünü yitirir; o zaman Evrenin Sahibi de insanı muhtaç hale getirir Sağlığı ihtiyaç diliyle istemeyen uyuşmuş kalpler hastalık eğitiminden geçiriliyorlar Unuttuklarımızın değerini bize hatırlatan acıtıcı uyarılar yaşayacağız Musa (as) şöyle dua etmişti: "Rabbim! Doğrusu bana indirdiğin her iyiliğe muhtacım" 9
Çevrenizde sevgiye muhtaç kalpler göreceksiniz Kimileri her şeyin içerisinde, çok şeyden mahrum yaşatılıyor Belki onlara şimdi haksızlık yapılıyordun Oysa, onlar da geçmişte kendilerine sunulan ikramlara haksızlık yapmışlardı Onlara sevgiler sunulmuştu ve onlar bu sevgileri çalar gibi harcamışlardı
İnsanın isteklerini ihtiyaç diline dönüştürmesi, insana karşı konulamaz bir duygu derinliği kazandırır Duygu ruhsal enerjinin insan hayatına yansıyan biçimidir
"Yapamıyorum" diyenler, genellikle harekete geçirici enerjiye sahip olamayanlardır Çünkü onlar isteklerini ihtiyaçlarına dönüştüremiyorlar
Bizi ortalamanın yukarısına taşıyacak ihtiyaçları biz üreteceğiz Bir insanın ihtiyacını fark etmesi, Edison'un ampulü keşfetmesi gibi bir buluştur Zira bizim için mimarî plânları çıkarılacak gelecek, keşfettiğimiz ihtiyaçlarımıza dayandırılacaktır
İhtiyacımızın bizi alıp götürmesi için, onun zorunluluk derecesinde bir şiddete kavuşturulması gerekir Âdeta onsuz kalbimiz kırıktır; onsuz içimiz susuzluktan kavruluyordur İhtiyaç zorunluluk derecesine çıkınca, etkisi sarsıcı olacaktır
Kur'an; 28: 24Evren muhtaçlara yardım etmek üzere programlanmıştır Kimse kimseye niçin yardım ettiğini bilmiyordur belki Şiddetli ihtiyaçlarımız, meleklerin, insanların ve hayvanların yardımlarını üzerimize yönlendirecektir
Elazığ'ın sevgisini kazanan Mamuret'ül-Aziz Vakfının kurucularından dinlediğim ilginç hikâyelerden birini aktarayım: Kimsesizler için kurdukları aşevinin aşçısı, bir gün, vakıf yöneticilerine, "Etimiz tükendi, bugün yemeklerimizi etsiz pişireceğiz" dedi O gün fakirler adına gönülleri üzüntülüydü; fakat, birazdan aşevinin dış kapısını açtıklarında, dışarıda telâşlı bir adamla karşılaştılar Adam kurbanını kesip arabasına yüklemiş; yarım saattir aşevinin kapısında eti teslim edeceği bir yetkili arıyormuş
Bazen zor durumda olan kimi insanlara yardım etmeye girişirsiniz Küçük bir harekette bulunursunuz ve ummadığınız şekilde yardımlar dökülüverir; şaşırırsınız Böyledir; çünkü şiddetli ihtiyacını hisseden ve ihtiyaç diliyle dua eden birine yardım ediyorsunuz
Bazen yardıma yırtınırsınız da elleriniz boş kalır Zira belki de yardıma çabaladığınız insan, ihtiyaç diliyle yete rince istememiş; ruhsal evrende ardına yeterli ruhsal destek alamamıştır Çok zor işlerin inanılmaz kolaylaşabildiğini; çok kolay işlerin de şiddetle zorlaşabildiğini göreceksiniz
Nelere muhtacız? Bize verilenlerin ihtiyaçlarımız arasında olduğunu bilseydik; şükretmesini öğrenirdik Kim görme ve işitme yeteneğini her fark ettiğinde şükreden insan kadar mutlu olabilir? Hz Ali (kv) der ki, "İnsandan şükür kesilmedikçe, Allah'tan nimetin artışı eksilmez" Kimilerinin kazanımları ve yükselişleri durur; çünkü, şükrü unuturlar Kimileri de tepetak-lak devrilir; çünkü, nankörlük tuzağına düşüyorlar; "Kendi ilmimle ve kudretimle ben başardım" diyorlar
"Olmasa da olur" dediğimiz; gönlümüzün eğlenmesine yararlı olacaklarını sandığımız şeyleri mi istiyoruz? İstediklerimizden hangilerine muhtaç olduğumuz önemlidir Muhtaç olduğumuz istekler bizi heyecanlandırır; çalışmaya sürükler
"Peki, o zaman, isteklerimi nasıl ihtiyaçlarıma dönüştürebilirim?" der misiniz? Çok basit: Televizyonu nasıl ihtiyaca dönüş-türmüşseniz Arabayı, saati, cep telefonunu nasıl ihtiyaca dönüştürmüşteniz, diğerlerini de öyle dönüştüreceksiniz
O, bizim yaşayabilmemizin şartlarından biri olmalıdır O, bizim en büyük zevk ve şükür kaynağımız, hayatımızın amaçlarından biri olmalıdır O, her sabah ve her akşam aklımıza gelmelidir Şeref, onur, değer ve başarı onda hissedilmelidir
İsteklerimizi hatırladığımızda kalbimiz titremeli ve gözleri-~~" miz yaşarmalıdır O zaman, isteklerimiz içimizde parlayan güneşe dönüşecektir

Kur'an; 28: 24

DrMuhammed Bozdağ


Alıntı Yaparak Cevapla

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




5- Bilinçli isteyenler

İstediklerimizin anlamı ve kalbimizden bilinçli çıkmaları çok önemlidir Bilinç ve anlam isteklerimizin etkinliğini sağlayan iki vazgeçilmez unsurdur

Ne istediğimizi bilmiyorsak; dilimiz isterken, zihnimiz başka konularla meşgulse; ya da kalbimiz aklımızın istediğiyle ilgilenmiyorsa, bilinçsiz istiyoruzdur Bazen de anlamlarını öğrenmediğimiz isteyişleri ezberden okurken, zihinlerimizi ilgisiz konularla meşgul ediyoruz Dilimizden çıkan başka, zihnimizden geçen başka oluyor
Bir tezgâhtar sağlık isteğinde bulunduğu anda, zihni ve kalbi az önce işyerine giren müşterisiyle meşguldür Ya da bir öğrencinin dili güzel konuşma becerisi isterken, kalbi yarın gireceği sınavla ilgilenmektedir Bilinçsiz istekler yeterince etkili değildir ve çelişkilere yol açarak, zarar verebilir
İstediklerimiz başka, yaşadıklarımız başka ise, sebebi çoğu zaman biziz: Muhtemelen, dilimizin ve bedenimizin bir robot gibi istedikleri başka, kalbimizden ve gönlümüzden geçirdiklerimiz başkadır
Ellerini açmış "gönül huzuru dileyen" bayan, kalbinden akşam izleyeceği pembe diziyi hayal ediyor Ailesini refaha kavuşturmayı dileyen adam, zenginleşirse ilk fırsatta yaşayacağı zevk ve sefayı zihninden geçiriyor Böyle yaşayanlar, eğer dileklerini elde ederlerse, onlarla ne yapacaklarını düşünüyorlar? Biz ikiyüzlü isteyebiliriz; ama, hayatımızı yaratan Kudret, tüm açık ve gizli niyetlerimizi iyi biliyor
İnsan isteğine odaklanmazsa, isteğini önemsemediğini gösterecektir Önemsediğimiz olgu, dilimiz konuşurken kalbimizin hissettiğidir Kalbimizde nefreti yaşarken dilimizden övgüler yağdırmak, bizi takdirci yapmaz Bizler eylemlerimizin ardına gizlediğimiz niyetlerimizin karşılıklarını göreceğiz Asıl yaptıklarımız, kast ettiklerimizdir Kast ettiklerimiz, dilimizden söylediklerimize kalbimizden eşlik ederler
ı Yaratıcıdan istiyoruz; fakat onun verdiği cevabı his-/ setmeye çalışmıyoruz Dilimiz Ona soruyor; ama, kalbimiz başka şeylerle oynaşıyor Bu tutum, İlâhî izzeti rencide eder ve bu yüzden, hiç istememek gibi, üzücüdür
Anlam, ruhun temelini oluşturur Her çiçeğin bir anlamı, yani bir ruhsal değeri vardır Tüm ruhlar, birer anlamdan yaratılmıştır Yaratıcı, kalbinizden çıkan her içten anlamı, yeni bir ruh olarak sonsuzlaştırır
İsteklerinizin anlamını içten hissettiğiniz sürece, ruhunuzdan ışıklar akıtılacak ve ruhanîler yaratılacaktır Anlamını bilmeyip hissetmediğinizde, dilinizden çıkacak olan ya Çince gibi, anlamsız maddî sesler ya da cisimsel titreşimler olacaktır İnsan, duasının anlamını öğrenip düşünmeyecekse, yaptığının cansız toprağın duasından ne üstün yanı kalır?
İnsan ihtiyacını bilemeden, sadece hâl diliyle ve bilinçsizce isteyecek kadar dar bir bilinçle yaratılmamıştır İnsanlara bilinç verilmiştir Tâ ki insanlar üstünlüklerini göstersinler Tâ ki kavrayışları heyecanlı tefekkürlerine dayansın Tâ ki, ne denli harika bir evrende, ne denli sınırsız bir Sanatkârın eseri olduklarını idrak etsinler
Evrendeki bir grup madde parçacıkları yerlerinde titreşirler Bıraksanız boşlukta yok olup gideceklerdir Diğer grup parçacıklara ise modern bilim "haberci" adını takıyor Haberci zerreler, evrenin köşelerine birbirini çekmeyi, itmeyi, ısıtmayı, soğutmayı, titreşmeyi ve benzeri pek çok mesajı iletmektedir Benzeri bir haberleşme de ruhanî evrende yaşanıyor İnsanın duyguları, düşünceleri ve istekleri de anlam formunda ruhsal evrende akıp gidiyor
Güneş ışığının iki türlü aktığını biliyorsunuz: Birisi bir heykeltıraşın elinden geçmemiş, doğrudan gelen veya aynalardan yansıyan tek anlamlı Güneş ışığıdır Diğer ışık ise çiçeklerde, dağlarda ve vadilerde yansıyarak, milyonlarca farklı anlama dönüşür; farklı mesajları taşır
Bizim ruhumuzdan yansıyan ışıkta da aynı iki özelliği okuyabiliriz Anlamını düşünmediğimiz isteklerimize ruhumuzun katkısı tek boyutludur Ama insan, aklını ve kalbini kullanarak, isteklerini dokuyabilir Kalbinden en güzel çiçeklerin, en sevimli vadilerin anlamlarını ruhanî kimlikler hâlinde çıkaracak bilince ve içtenliğe sahip olabilir
Dahası, isteklerimizin anlamını bilmemiz, o isteklerin kabul | yollarından bazılarını da açan en önemli anahtardır İsteklerimiz ; beynimize nakşediliyor Ne istediğimizi bilmiyorsak beynimize neyin nakşedilmesini bekliyoruz? İsteklerimiz kalbimize sevdiriliyor Ne istediğimizi hissetmiyorsak, bize neyin sevdirilmesini umuyoruz?
Anlam, en önemli tefekkür malzemesidir Dualarımızdan doğan anlamlar, zekâmızı geliştiriyor Anlamlan bilmiyorsak ya | da düşünmüyorsak, zekâmızın nasıl gelişmesini umuyoruz?
İnsan bir isteğini gerçekten önemsiyorsa, onu dile getirirken başka konulara kayarak zihnini dağıtmaz İlim isterken, seyredeceği filmleri hayal etmez Tanıştığımız birisine adını sorarız; ama, adını söylerken başka konuyla ilgilenir miyiz? Sorularını önemseyenler, verildiği anda sadece cevabı dinleyebilirler

DrMuhammed Bozdağ

Alıntı Yaparak Cevapla

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #7
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




6- Sürekli isteyenler

Duanın tekrarlanması, Yaratıcıyla bağın süreklileştirilmesidir Gerçekleşen dua, şükre dönüştürülerek sürdürülmelidir

İnsanın aklı ve kalbi geliştikçe, hayatındaki değersiz meşguliyetleri daha iyi algılar Sinemalarda seyredilen uydurma maceraların hayatın gerçeklerini yansıtmadığını bilir Spor müsabakaları, müzik yarışmaları, törenler, savaşlar, istihbarat örgütleri, devletler ve her günün manşet haberleri, hayatın anlamım ve boyutlarını açıklamaya yetmemektedir
İnsanın hayatta kalması ile hayattan gitmesi arasında tülden ince bir perde vardır Dünya, insan kalbinin ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır İnsanın dünyadaki her şeyinden kopanlması ve yapayalnız göçüp gitmesi, an meselesidir Gerçek budur Gerçek, bir gece yaşadıklarımız değil, her gece yaşayacaklarımızda
Gerçeği hisseden insan Yaratıcısına döner Çünkü Yaratıcı, tüm istediklerini gerçekleştirebilecek tek gerçek Kudrettir Her şey Ona muhtaçtır İnsan, hayatının hemen her anında yalnızlığını sadece Yaratıcısıyla paylaşır
Tehlikeli bir şehirde gerçek bir koruyucuya sığınmaya muh-taçsanız, ondan bir an bile ayrılmak istemezsiniz Onun huzuruna yakın durmanın gerekçelerini ararsınız Bir sultanın huzuruna gerekçesiz çıkamazsınız Ya onu takdir edeceksiniz, ya bağlılığınızı dile getireceksiniz ya da bir isteğinizi aktaracaksınız Hele eğer o Sultanın en çok önemsediği şey, kendine bağlananlardan gelen isteklerse, milyarların başvurduğu o kapıya siz de sürekli başvurmak isteyeceksiniz
"Siz Beni zikredin (anın) ki Ben de sizi anayım"93 diyen Yaratıcı, dua yoluyla kendimizi her zaman huzurunda hissetmemizi istiyor Kimse, en değerli sanatının kendisinden uzaklaşmasını istemez
Bir kitap yazmışsanız, onun çalınıp başkasının adıyla yayınlanmasına razı olamazsınız Şiirinizin sadece sizin adınızla bilinmesini kabul edebilirsiniz İnsan ile Yaratıcısı arasındaki ilişki de buna benzetilebilir
Yaratıcı, bize olan sevgisini gözlerimize, kulaklarımıza, dillerimize, burunlarımıza ve tenimize hitap eden bin bir çeşit maddî ikramıyla gösteriyor Sonra da, kalbimize içten duygular vererek, ruhumuzu da coşturuyor Bize verdiği eşler, dünyamıza eklediği anne, baba, çocuk, arkadaş sevgisi, bize sunulan İlâhî ikramların diğer boyutlarını gösteriyor
Yaratıcı bu denli sevdiği insanın kendisinden uzaklaşmasına neden razı olsun? Muhteşem evren kitabının yazarı niyetiyle doğa yasalarına tapılmasını neden hoş karşılasın? Yaratıcı, hâlimizi şöyle şikâyet ediyor: "Ben yaratıyorum, başkasına kulluk yapılıyor Ben rızıklandırıyorum, başkasına şükrediliyor" 94
Yaratıcıdan istemeyi unutmak, Yaratıcıya olan ihtiyacımızı unutmaktır; Yaratıcıdan kopmaktır İhtiyaçlarımızı doğa yasalarının karşıladığını sanmaktır
İşte o zaman Yaratıcı bizi sarsarak uyandırır; bize hastalık verir, fakirlik verir, ayrılık verir Çünkü başka türlü aklımızı başımıza toplamıyoruz İslâm Peygamberi (asm) der ki: "Allah bir kulunu severse ona musibet verir ki, dua ve dileğini işitsin"
Eğer zenginlik, refah, sağlık ve esenlik hâlinde iken de Yaratıcıya şiddetli ihtiyacımızı ve bağlılığımızı aklımızdan çıkarma-saydık, uyarıcı musibetleri davet etmeyecektik
Dünyada bedenimizi zevklendirmeye çabalamaktan başka neler yapıyoruz? Şimdi aklımız başımıza gelse de, biraz sonra yeniden çıkıyor Bu yüzden hayatımızda hep iniş çıkışlar yaşıyoruz Mutlu bir devremizi üzüntülü bir devremiz takip ediyor Hep kazandığımız günleri hep kaybettiğimiz günler izliyor Yaratıcı bize şöyle der: "Biz mutlaka sizi biraz korku ile, biraz açlık ile, yahut mala, cana veya ürünlere gelecek noksanlıkla
deneriz"
İnsanın Yaratıcısından istemesi, bir yaşama biçimi ol- / malıdır Bu yolla insan, sabah ve akşam, gece ve gündüz, sürekli Yaratıcısıyla birlikte olmayı başaracaktır
Yaratıcı ihtiyaçlarımızı periyodik yaratarak süreklıleş- tirmiş; böylece kalbimizi merhametine bağlamıştır Açlı- ğı, susuzluğu, sevme ve sevilme ihtiyacını sürekli yaratır Dünyada bir kere yemekle ve içmekle sonsuza değin doyma yacağız Bir kere sağlıklı olmamız, her zaman sağlıklı olacağımız anlamına gelmeyecek Dostlarımıza kavuşturulmamız, hiç ayrılmayacağımızı göstermeyecek
Çevremizdeki tüm güzellikler bir yandan bize sevdirilmiş, diğer yandan da güzelliklerin dengesi ihtiyacımızı hatırlatacak şekilde ayarlanmıştır Yaratıcı yaz mevsimini bize sevdirir; ama, ısıyı biraz artırarak bize serinliği arzulatır Ardından kışın serinliğini şiddetlendirerek, bize yazın sıcaklığını istetir Sonra da her şeye rağmen ruhumuzu hâlâ doymamış, tam ve kalıcı tatmine ulaşmamış bırakır
İnsan ne evlenip durmakla, ne çılgınlar gibi yeyip içmekle, ne dünyanın en eğlenceli müziklerini dinlemekle gerçek tatmine ulaşabilir İnsan ruhuna bütün dünyayı doldursanız, o ruh yine aç kalacaktır Çünkü Yaratıcı bizden bir de sonsuzluğu, Cenneti ve öteki gizli mekânları arzulamamızı istemektedir Bu yüzden istemek kesilemez; son bulamaz Ona her öğünün yemeği gibi muhtacız
Fakirlikten bunalan bir kardeşimin gerçekten dua edip etmediğini anlamak için, ona hangi cümlelerle istediğini sordum Söyleyecek cümle bulamayınca, dua ettiğini sanarak kendini kandırdığını anladım Sonra da kırılgan kalbiyle "Allah hâlimi görmüyor mu, bilmiyor mu?" dedi
Elbette Allah hâlimizi biliyor Fakat, bir kedi bile acıktığında miyavlayarak sahibinden yiyecek istiyor Yaratıcı- dan onura ve huzura ulaşmayı istemek, bizim gururumu- za mı dokunuyor?
Hastalıklar, aşağılanmalar, okul kapısından geri çevril-/ meler, büyük hayat sınavının sorularıdır "Doğduğumuzdan beri bizi eğiten hayat üniversitesinin diplomasını" her an alabilecek durumdayız Dünyanın para ve şöhret kazandıran yarışmalarına katılabilmeyi çok istiyoruz Peki, hayatta Dünya gezegeninden daha büyük saltanatı kazandırabilecek sınavlardan, yarışlardan neden kaçıyoruz? Sonsuza dek kaybolacak geçici alkışlar mı daha değerlidir; yoksa sonu gelmez güzelliklerle kuşatılmış vadilerde yaşanacak sonsuz yıllar mı?
Şu hâlde, "sıkıntı ve üzüntü anında isteklerinin kabul edilmesini isteyen, genişlik zamanında çok dua et(melidir)"97 Dualarımızı sabah, öğlen, akşam, her zaman ve her fırsatta tekrarlayabiliriz Unutmamak için, onları bir kâğıda yazabilir ve sabah akşam, hafızamıza kazıyıncaya kadar yüzlerce ve binlerce kez okuyabiliriz

93 Kur'an; 2: 152
94 Kudsi Hadis, Câmiü's-Sağîr, Hadis no: 6008
95 Age, Hadis no: 353
96 Kur'an; 2: 155
97 Age, Hadis No: 8743

DrMuhammed Bozdağ

Alıntı Yaparak Cevapla

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #8
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




7- ilâhî Adaletle Uyuşanlar

Evreni Yaratan Kudret, adaletin esas olmasına hükmetmiştir Adalete aykırı istekler de gerçekleşebilir; ancak, özel korumadan, rahmetten ve destekten mahrum bırakılır

Dünyadaki hayat sistemi, doğal (İlâhî) yasalar çerçevesinde işletilirken, zaman zaman sıra dışı müdahaleler yaşanır Hayatın normal akışına yönelen müdahaleler, adaletin ve hikmetin gereklerine uygun olarak gelmektedir
Doğal ortama teslim edilseydi, bir zalim sonuna kadar zulmetmeye devam ederdi Oysa, Yaratıcı, zalimlere karşı meleklere nefreti emretmekte; vicdanlı insanların kalplerine nefretini ilham etmekte; sonra da zalimi zulmünde boğmaktadır
Doğal ortama teslim edilseydi, belki de şiddetli yokluk içerisinde inleyen bir mazlum, kendisini kuşatan çaresizliklerden hiçbir zaman çıkamayacaktı Ancak, umulmadık vesileler gönderilmektedir İnsanlar en şiddetli yoklukların içerisinden bile, olağanüstü yollarla çekilip çıkarılabilmektedir
Böyle bir sistemin içerisinde, sonsuz hayata dair isteklerimizde genellikle adil davranabiliyoruz Kendimiz için istediğimiz kadar, başka insanlar ve canlılar için de sonsuz mutluluğu isteyebiliyoruz
Ancak dünyaya dair isteklerimiz söz konusu olduğunda, hem isteklerimizin kapsamını genişletirken ve hem de daraltırken, adalete aykırı düşme ihtimalimiz yükseliyor
Dünyaya ait makamlar, unvanlar ve kazanımlar sınırlıdır Onları birilerinin kazanması, birilerinin kazanmaması anlamına gelir 1,5 milyon gençten 950 bini, dâhi de olsalar, üniversite sınavım kazanamayacaklar Türkiye'de bir seçim olduğunda aday
olan binlerce kişiden sadece 550'si milletvekili olabilecek
Spor müsabakalarında, tuttuğunuz takımın şampiyonluğunu istersiniz Makamlar ve imkânlar dağıtıldığında, insanlar önce kendilerinden, yakın akraba çevrelerinden veya gruplarına mensup dostlarından başlamak istiyorlar Çok adayın istediği sınırlı imkânları dağıtırken, İlâhî adaleti yok sayma tehlikesiyle yüzleşiriz
Doğru olan, en lâyık olan adayların seçilmesine taraf / olmaktır Eğer özel bir kazanıma liyakatli olduğumuza inanmıyorsak, o kazanımı istemekle hata yaparız Eğer bir hedefe adaylar arasından seçilip ulaşmak istiyorsak, bunu siyasî yakınlıklarımıza dayanarak değil, gerçekten de* o hedefe lâyık olmaya çabalayarak başarabiliriz
Lâyık olmadığımız veya lâyık olmak için gerekli bedeli ödemeye adanmadığımız hedefi kolay yoldan elde etmeye girişirsek, hayatımızda onun bedeli bize mutlaka ödetilecektir Adaleti ihmal edenler, bunaltıcı bir adaletsizliğin pençesine terk edilirler Başkasına yaptıkları kendilerine de yapılır
Dualarımızın kapsamını genişletirken de adaletsizlik yapabiliriz Elbette her kimlikten herkese dua edebiliriz Ancak insanların kimlikleri değiştikçe, onlar hakkındaki dualarımızın içeriği de değişmelidir Herkese, öncelikle sonsuz hayatlarını ilgilendiren ihtiyaçlarını dikkate alarak dua edebiliriz
Adaletsiz bir kral için rahmet ve güç dilemek, adaletsizliktir; zulümdür Çünkü zalimlerin zatlarına yapılan dualar, onların ruhsal evrende güçlenmesine yol açmakta; zulümlerinin katlanarak uzun yıllar sürmesini sağlamaktadır Ya da, hayatını Evrenin Sahibini küçümseyerek geçirenler hakkında bağışlanma ve merhamet dilemek, Yaratıcının varlığıyla onurlanan sayısız varlığa zulmetmektir
Genç bir bayan, anne babasından nefret etmişti Bu nefretin de desteğiyle, erkek arkadaşlarının ailesinin paralarını gasp etmelerine yardım etti ve onlarla birlikte evden kaçtı Ertesi gün arkadaşları tarafından, ormanlık bir alanda öldürülmüş bulundu Görülüyor ki, "Kim bir zalime yardım ederse, Allah o zalimi onun başına belâ yapar" 98
Kitleleri ilgilendiren dualarımızda neyi, ne biçimde desteklediğimiz, desteklerimizin sonuçta nelere hizmet edeceği çok önemlidir Bize yakışan, kendi dinimizden, inancımızdan veya milletimizden olmayanları dışlamak; on lan sapıklıklarla suçlayarak onlardan nefret etmek değildir Yaratıcının sevgisini ve dostluğunu hedefleyen yüksek insanın yapabileceği bu değildir
İnsanlar yanlış inançların veya tutumların peşinden koşuyor olabilirler Biz de onlar gibi cahil kalsaydık veya ideolojilerin yaptırımları altında beynimiz yıkansaydı, belki de aynı şekilde düşünecektik Hatta bizim kusursuz olduğumuzu ilân eden bir vahiy de almış değiliz Hepimiz sadece doğruları öğrenmeye ve doğruları paylaşmaya çalışıyoruz Dolayısıyla, yanılanlara yardım edebilir, doğrulara kavuşmalarını dileyebiliriz
Adaletsiz bi kral için güç dilemek, adaletsizliğin güçlenmesine yardım etmektir
Zulmedenler için adil olan dua, onların zulümden uzaklaştırılmalarını, pişmanlık duymalarını, mutlak doğrulan öğrenerek Evrenin Sahibine yönelmeyi başarmalarını istemektir Zulümlerinde inat edip acımasızlaştıklarında ise, söylenecek olan açıktır: "Zalimler için yaşasın cehennem!"
Diğer yandan, yanlışlara ve kusurlara bulaştıklarına inandığımız insanlar veya toplumlar için yapabileceğimiz en büyük yardım, onların yanlışlıklarından kurtulmalarını istemektir Her inançtan herkese, yanlışlarından kurtulmaları yönünde dua etmek, hepimizin sorumluluğudur Bu sorumluluğunu ihmal eden, yeryüzünün zulümlerden ve çatışmalardan kurtulmasına yeterli katkı sağlayamayacaktır
Hepimiz aynı Sınırsız Kudretin sanat eserleriyiz Irklarımızın veya renklerimizin onurumuzla ilgisi yoktur Siyasal sistemler, sınırlı kaynakları paylaşabilmek yolunda kurulan düşmanlıklara dayanıyor Bizler her şeyin sonsuz olduğu, insanların sevdikleriyle mutluluk duyacakları sınırsız hayata yönelmiş durumdayız
O zaman adaletle isteyeceğiz Cahillerin eğitilmelerine, gençlerin akıllarını kullanarak ve iffetli yaşayabilmelerine, yanılanların doğruları öğrenmelerine, kötülük yapanların kötülüklerini terk etmelerine dua edeceğiz Bu yaklaşım, isteklerimizi evrensel adaletle uyumlulaştıracak, hakkımızdaki isteklerin de ruhsal desteklerle kuşatılmasına yol açacaktır

98 Câmiü's-Sağir, Hadis No: 8472

DrMuhammed Bozdağ


Alıntı Yaparak Cevapla

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #9
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




8- Ruhsal Önderlerle Yardımlaşanlar

Sonsuz hayattaki veya dünyadaki ruhsal önderlere dualarınızla yapacağınız destek, size destek olarak dönecek ve onların şefaatleri yardımınıza gönderilecektir

Evrendeki bazı insanlar, duaları, ahlâkları, içtenlikleri ve fedakârlıkları karşılığında Yaratıcı tarafından yüksek ruhsal makamlara çıkarılmışlardır Onların bazıları peygamberdir; bazılarına "veli" yani Allah dostu deriz Onlar ruhsal önderlerimizdir-ler
Velilerin bir kısmı bilgindirler; eserleri vardır ve insanlar onları tanır Bir kısmı da olabildiği kadar ilimleriyle; ama, derin fa-ziletleriyle kişisel köşelerinde gizli birer veli olarak yaşıyorlar Bizler isterken, böylesi sevgi ve şefkat dolu önderlerle ruhsal iletişim kurabiliriz ve onlarla yardımlaşabiliriz
Telepati dediğimiz ruhsal iletişim dünyadaki ve sonsuzluktaki insanlarla aramızda gerçekleşir Birisine dua ettiğimizde, ruhumuzun mesajı içtenliğimizle orantılı bir büyüklükle ruhumuzdan çıkar ve dua ettiğimiz kişinin ruhsal kimliğine yönelir Duanızı, gönderdiğiniz mektuplara benzetebilirsiniz Cevabı duyma-sanız da duanız yolunu şaşırmadan adresine ulaşacaktır
İsteklerimizin gerçekleşmesi yolunda ruhsal evrenin bu gizemli boyutundan destek alabiliriz Eğer birisi size dua etse, bunu duymayabilirsiniz Ancak hissedebilirsiniz ya da rüyanızda görebilirsiniz
Yıllar önce yaşadığım bir olaydan söz etmek istiyorum Değer verdiğim bir beyefendi, Bir gazetede çıkan yazıları delil göstererek, çok önemli bir insanı suçlamıştı Bu tutumdan büyük üzüntü duydum Yıllara dayalı dostluğumuzun bozulmasını göze alarak
tutumunu kınadım: "Sizin gibi büyük davaları omuzlayanlar, böylesi sorumluluğu ağır çekişmelere zaman ayıramazlar" dedim
İddiaların temelsizliğinden emin olmak için, dağıttığı gazete nüshalarından birer kopya aldım O gece, uydurulan iddiaları üzüntü içerisinde incelerken, şiddetli sarsıntılar yaşadım Kontrol edemediğim bir hüzün içerisinde, ayakta durmamıza vesile olan fedakâr insanların korunmaları, yanlışlardan uzak kalmaları, yanlış yapsalar bile, doğru tercihlere sevk edilmeleri yönünde dua ederek uyudum
Rüyamda anî bir sahne açıldı ve kendimi Kocapete Camiinde gördüm Cami tıklım tıklımdı Sayısız kanaldan bin bir çeşit müzik veya sohbet yayınlanıyor ve herkes seçtiği kanalın ritmini takip ediyordu Kalabalığın en arka sıralarında bulunuyordum Eleştirilmesine üzüldüğüm zat en ön safta ayağa kalkıp bana yöneldiğinde, sanki gözlerimin önündeydi: "Muhammed, ezan yayımlayan kanalın sesini yükselt, birlikte namaz kılalım" dedi Müezzin mahfiline çok yakın olduğum için, ezan kanalını yükselttim Ezan başladığında diğer tüm kanallar anîden susuver-mişti ve hep birlikte ayağa kalkmıştık
Bu rüya bana önemli insanlara yönelen içten duaların içten dualarla karşılık göreceğini gösteren deneyimlerimden biri olmuştur
Hayatın sonsuz tarafına geçenler, bedensel perdelerden sıyrıldıklarından, ruhunuzdan onlara yönelen mesajları aynen algılarlar Ruhsal iletişime mekân ve zaman engeli yoktur Gönderdiğiniz mesaj bir ışık olacak ve kalbinizin içtenliği ölçe- j ğinde o ışık parlayacaktır
Ruhsal önderleri hâlâ hatırlatan şeyler onların dünyada açık olan eylem defterleridir Faydalı eserler yazmışlarsa, eserlerini okuyup okutarak onlara destek olursunuz Çeşmeler yaptırmışlarsa, suyundan içerek; ağaç dikmişlerse, gölgesinde serinleyerek ruhlarına selâm gönderirsiniz Onların vesilesiyle iyilik kazanır ve onların ruhlarını coşkulu haberlerle doldurursunuz
Karşılıksız fedakârlıklarla hayatlarını yaşayan bu ruhsal önderler, kendilerine gelen bunca selâmı ve bunca 1 duayı karşılıksız mı bırakacaklar? Onlar artık dünyada ic- raat yapma imkânını kaybetseler bile, Evrenin Sahibine dua etmeyecekler mi? Dünyadan güzel haberlerini aldıkları insanlar hakkında, bağışlanma dilemeyecekler mi? Şefaatçi ol mayı içtenlikle istemeyecekler mi?
Hayatını insanlara adamış olan bir Peygamber, kendisine selâm gönderen her bir insana ayrı ayrı karşılık vermeyecek midir? Kendine her fırsatta selâm gönderen insanları, herkesin can havliyle birbirinden kaçtığı Diriliş Meydanında" kalabalıklar arasında tek tek aramayacak mıdır? Dostlarına şefaatiyle sahip çıkmayacak mıdır? O insanların bağışlanmaları için Evrenin Sahibine dua etmeyecek midir?
99 Evrenin ölümünden sonra evren yeniden yaratılır; insanlar ve diğer canlılar yeniden diriltilirler Dünyadaki tüm yapılanların hesabının görüleceği Diriliş (Haşir) Meydanı denen bir alanda bütün insanlar toplanırlar
Sonra da Yaratıcımızı düşünelim: Sizin en değerli dostlarınız size geliyor Kıramayacağınız kadar size bağlanmış, rencide edemeyeceğiniz kadar size adanmış dostlarınız Her zaman yaptıkları gibi gözyaşlarıyla, kimi dostlarının bağışlanabilir kusurlarını100 affetmenizi istiyorlar Onları ne kadar kırabilirsiniz? Onları duymazlıktan gelebilir misiniz? Evreni biçimlendiren Sınırsız Rahmet böylesi bir tutuma izin verir miydi?
Sahabelerden Hz Abdullah İbni Mes'ut, Yaratıcıyı anıp Peygambere selâm okuduktan sonra, kendisi için isteklerde bulunmuştu Bunu duyan Peygamber (asm), "İşte! İstediğin veriliyor İşte! İstediğin veriliyor" demiştir101
Diğer yandan, kimi insanlar ruhsal önderlerle yardımlaşma yerine onları tannlaştınyorlar Bu durum hem o önderlerin nefretini çekiyor, hem de İlâhî yardım ve bağışlamadan mahrum bırakıyor
Aynı vahim kusuru farklı biçimlerde işleme tehlikesiyle karşı karşıyayız: Kimileri türbelerde mum yakar, para / atar, türbelerin eşiklerini öper Türbelerin önünde Evre-/ nin Sahibini unutarak, şeyhten, veliden isterler: "Şeyhim, bana çocuk ver, bana zenginlik nasip eyle, aileme mutluluk ver" gibi sözler dile getirirler Bu denli açık dile getirmeseler de, bunları yapabilecek kudretin velinin kendisi olduğu gibi yanlış bir hisse kapılırlar: Velilerden sadece şefaat isteyebiliriz
Diğer yandan, ruhsal önderlerin fedakâr insanlara yakınlıkları ve koruyuculuktan inanılmazdır İnebolu'da yaşamış Osman Bur-gaz adında muhterem bir zat bilirim Geceleri sabahlara kadar, insanların sonsuz hayatlarının kurtarılmasına vesile olacak eserleri çoğaltıyordu Bir gecenin zifirî karanlığında, ıssız ilçenin sessiz bir sokağından evine dönerken, duyduğu sesle geriye dönüyor Karşısında asırlar öncesinin kıyafetleriyle, Ay parlaklığın- !
da bir heybetle yüzleşiyor Donup kalarak bakarken, şu cevabı i alıyor: "Korkma, ben Ömer'im Seni korumak üzere geldim"
Peygamberlerden, velilerden, Hz Hızır'dan, büyük âlimlerden ruhsal destekler bekliyor muyuz? O zaman ruhsal önderleri- i mizi sevip, onlara dua edelim Tâ ki varlıklarımız idraklerinde | iyice yerleşsin Böylece o önderler, bizimle tanışıklık ve yakınlık ■' oluştursunlar Milyarlarca insan Diriliş Meydanında toplanıp şaş- i kınca koşuşturduğunda, kalabalıklar arasında bizi tanıyıp bulsun- ! lar Bizi korkuların içerisinde dostsuz, rehbersiz ve kimsesiz terk i etmesinler |
Ruhsal önderlerle dost olmak, evrenin çarklarında söz sahibi olmak demektir Evrenin Sınırsız Sahibinin nezdinde sevilmek ve tüm göklerde tanınmak demektir

100 "Evrenjn Yaratıcısının varlığını reddetme" ile "başkalannın haklarını gasp edici, kul hakkı denen zulümler" bağışlanabilir sınırlar içerisinde değildir
101 Tirmizi, Cum'a 64 (593)

DrMuhammed Bozdağ

Alıntı Yaparak Cevapla

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #10
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




9- Güçlü Anlatımlarla isteyenler

Geçmişte yaşamış ruhsal önderlerin çok etkili duaları vardır Her söz, sahibinin yüksekliğinden ve enerjisinden pay alır

Sahilleri döven her deniz dalgası, kumsalda ayrı bir iz oluşturur Göle atılan her taşın ürettiği dalga gölün tüm sahillerine ulaşır ve her noktaya zerrecik enerjisini ve etkisini bırakır Evrende meydana gelen her olayın kaydını hassas cihazlarla evrenden okumamız en azından teorik olarak mümkündür Aynı durum evrenin ruhsal boyutuna yönelen dualar için çok daha belirgin olarak geçerlidir
Ruhsal evren için zaman ve mekân sınırı yoktur Avrupa'da yapılan bir dua ile Afrika'da yapılan bir dua arasında ruhsal evrende mesafe yoktur Şimdi yapılan dua ile asırlar önce yapılan dua arasında da mesafe yoktur
Ruhsal evrende sadece sonsuz şimdiki zaman vardır Orada madde yoktur; maddenin değişmesi, geçmişten geleceğe değişerek akıp durması gibi bir olgu yoktur Tüm nurlar bir araya toplanmış; geçmiş ve gelecekten koparak aynı zamanda birleşmiştir
Geçen yıl sonsuz hayata göçmüş bir insan, bin yıl önce ötelere ulaşmış bir insanla aynı zaman aralığında birlikte olabilir Şimdi sonsuz hayata göçmüş büyük dedelerimizi ve ninelerimizi hatırlayıp dua ettiğimizde, selâmımız onların zamanlarına ulaşacaktır
Dünyadaki hayat zamana yayılır; üzerindeki olaylar da parçalanarak zamana yayılacaktır Dolayısıyla büyük bir ışık kitlesi, zaman çizgisinde küçük ışık zerreciklerine dönüşür Oysa, ruhsal evrende, tüm zamanlar tek bir zamana dökülmektedir Tüm
eylemler tek bir ortama boşalmakta ve bir arada buluşmaktadır
Benzer şekilde, binlerce farklı istek birbirinden ayrı ayrı olduklarından, her biri dünyada küçük görüneceklerdir Oysa ruhsal evrende aynı nitelikteki istekler birbirleriyle birleşir, buluşur, büyür Dünya sevenleri ayırır; ama, sonsuz hayat sevenlerin buluşma yeridir "Eğer biri Doğuda biri Batıda iki kişi birbirini Allah için severse, Al lah Kıyamet Günü onları bir araya getirecek ve şöyle buyuracak: İşte, bu, Benim için sevdiğin kimsedir" 10z
Manevî evren, her biri birbirinden parlak istek ve yakarış yıl-dızlanyla doludur O isteklerin ışıkları geçen asırlar içerisinde milyonlarca insanın tekrarlarıyla büyüdü Biz de aynı istekleri okuduğumuzda, aynı enerjiye daha hızlı kapıldığımızı göreceğiz
Büyük isteyişlerin diğer bir yönü, ilk sahipleriyle bağlantı kurmamıza vesile olmalarıdır Birisinin ilk kez dile getirdiği bir duayı okuduğunuzda, o duanın ilk sahibine selâm göndermiş olursunuz Ruhsal önderler, eserlerinin yaşıyor olmasından doğan ışıklarla aydınlanacaklardır Bu yolla ruhsal öncülerle bağlantılar kuracaksınız; onların etrafındaki halkalardan bir kesit olacaksınız Onlarla dostluğunuz gelişecek ve sonsuz hayatınızdaki çevrenizi şimdiden geliştirmiş olacaksınız
Büyük isteyişlerin önemli bir özelliği, en içten ve en kuşatıcı sözlerden oluşmalarıdır O sözlerin sahipleri, zihinsel tefekkürün ve kalbî içtenliğin zirvesinde bulunuyorlar O sözler ya Yaratıcının büyük bir ismine dayanır; ya evrenselleşmiştir ya da duygulandırın içerikleri vesilesiyle etkilidir
Kimi insanlar ruhsal önderlerden dünya hayatında da yardım görürler Çünkü onlar bu önderlerin dualarından herhangi birinin frekansına iyice girmişlerdir Seçeceğiniz yüksek ruhlu öncü insanları dualarınızda sık sık hatırlarsanız; onlara Yaratıcının selâmınızı ve iyilik dileklerinizi ulaştırmasını dilerseniz, onlarla yakınlık kuracaksınız; böylece önünde sonunda onların desteğiyle karşılaşacaksınız 103
Ruhsal önderlerin dualarıyla isteyenler, kıyamet asrının hangi zaman aralığında ve hangi mekânında; hangi mahallenin hangi dairesinde oturduklarını iyice belli etmişlerdir Bu yüzden çevrelerinde, Yaratıcının izniyle, velilerin nuranîyetinden oluşan özel bir koruyucu ışık bulunmaktadır
Bir besteyi tek başınıza seslendirmeniz nerede; ünlülerden oluşan bir koroyla birlikte okumanız nerede Tek başına bir ağustosböceğinin gönderdiği selâm nerede Gürleyen gökle, çağlayan denizle, savrulan fırtınayla ve dönen galaksilerle bir gönülden selâm göndermek nerede
Belki biz çok bilgili birer hatip olmayabiliriz; ama, yanı başımızda evrenin sırlarını öğrenebilmiş önderlerimiz duruyor Onların dualarıyla dua etmek, onların bestelerini seslendirmektir Ya da yaptığımız, onların yazdığı harika mektupların altına imzamızı atıp göndermektir 1tM
Dualar üzerinde yapacağımız araştırmalarla bu tür çok etkili isteme biçimlerini öğrenebiliriz Kalbimize, kişiliğimize ve durumumuza en uygun dualan kendimiz için seçebiliriz Ancak bu tür dualann anadilimizdeki karşılıklarını da, en azından genel hatla-nyla, öğrenebiliriz Aksi takdirde, anlamını bilmeden dua etmiş olacağız; duanın anlam içeriğine ruhumuzdan da hisselerin eklenmesini sağlayamayacağız
İnsan dostsuzluktan şikâyet eder çoğu zaman Şu iki günlük dünyada birlikte eğlenip oynayabileceği fedakâr dostlardan mahrum kalmanın acısını hayata küserek çıkarmak ister Oysa bu fanî dünya tüm sevdiklerini ve tüm dostlarını insanın elinden alacaktır İnsanın asıl korkması gereken, yakında kapısından gireceği sonsuz boyutta, dostsuz, rehbersiz ve korumasız kalmasıdır
Dünyamızda insanlarla iletişimimiz iyi olmayabilir ve yalnızlığımız bize dostsuzluğun ne kadar acı olduğunu gösterebilir Yalnızlık acısı, belki de bize sonsuz hayatta sahip olabileceğimiz dostların önemini kavratmak için gönderilmiş bir terbiyecidir
Yaratıcının sözleriyle isteyen, Yaratıcının rahmeti tarafından karşılanacaktır Peygamberin sözleriyle söyleyen, Peygamberle aynı mekânlan paylaşabilme ayrıcalığını yaşayacaktır
islâm'da "besmele," iyi bir işe başlandığında söylenen "Esirgeyen ve bağışlayan Yaratıcımın adıyla başlanm" anlamında çok önemli bir duadır Peygambere (asm) yönelen selâmlar ve Kur'an'da Fatiha, Ayet'el-Kürsî, Felâk ve Nas gibi sureler, Müslümanların en çok okuduğu ve en büyük ışıkların bağlandığı dualardır Cevşen duası da etkisiyle dikkat çekmektedir

102 Câmiü's-Sağir, Hadis No: 7415
103 Böylesi bir seçimde, peygamberleri, Hz Hızır gibi yeryüzünde icraatlarla görevlendirilenleri ve diğer velileri dikkate alabilirsiniz

DrMuhammed Bozdağ

Alıntı Yaparak Cevapla

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #11
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




10- Değişim Zamanlarında isteyenler

Ruhanî ortamın hareket hâlinde olduğu değişim zamanlarda, özellikle gecenin ikinci yarısında istekler çok daha parlak şekilde kabul edilir

Güneş Dünya ufkundan nasıl geçerse, ruhanî iklim de Dünya etrafında öyle dolaşır Gece isteklerin kabul edildiği en parlak dakikaları sunar insana Âdeta gecenin ruhsal güneşi, gündüzün maddî Güneşini takip eder Dünyada yaşanan her ortam ve iklim değişimi, bir anlamda ruhsal orduların nöbet değişimidir
Gecenin esrarını şu sözlerden öğreniyoruz: "Gece gök kapıları açılır ve bir nida edici şöyle seslenir: 'Dua eden, isteyen yok mu; duasına cevap verilsin Bir şey dileyen yok mu; dileği verilsin Sıkıntıda olan yok mu; sıkıntısı giderilsin?" 105
Özel zamanlar ufkumuzu kuşatır Gündüzün güneşi ufku terk ettiğinde, gecenin yıldızları tebessüme başlar Gece bütün gücüyle bastırdığında, ıssız doğa sessizliğini kuşanır ve dağlara, vadilere yerleşen ruhanî iklim gönüllerden kopacak fısıltıları duymaya hazırlanır
Gecenin sabaha yaklaşan dakikalarında kimi insanlar uyumakta, kimileri de derin arayışların iniltileriyle sabahlamaktadır Birden, gök kapıları açılır ve bir ses kalpleri kuşatır: "İsteyen yok mu; isteğine cevap verilsin!"
Gözlerine uyku giremeyen bir çocuk, araladığı perdesinden bakarak sessizce dolunayı izlemektedir Ağır bir hastalığa yakalanan babasını, onun acısıyla gülmeyi günlerdir unutan annesini düşünmektedir Gözünden bir damla yaş, babası için sağlık ve ailesi için huzur dileyen kalbiyle buluşur
Bir anne uyanıveriyor gecenin bir yarısında, üzerlerini açan çocuklarının alınlarından öpüp yorganlarını üzerlerine yeniden örtüyor Sessizlik dikkatini çekiyor; pencere- i ye ve dolunaya yöneliyor En değerli isteklerini Göklerin Sahibine arz ediyor
Hayatımız bizi alıp götürür; işlerimiz zihinlerimizi ve kalplerimizi doldurur Sessiz geceden gürültülü bir sabaha taşınırız İşimize veya okulumuza koşarız Sanki gizli bir yö netim bize "Buyurun, dünyanıza açılın, koşun güneşin peşinde!" diyor; ama, gece olduğunda bizi kendimizle baş başa bırakıyor Gündüzleri nispeten duygusuz ve bulanık olan kalplerimiz, geceleri şiddetli bir içtenlikle kuşatılıyor
Geceler isteklerin kabul edildiği, gündüzlerse icra edildiği zamanlar gibi işler Gündüzler bedensel eylemlerimizin hâkimiyetinde geçiyor Gecelerimiz daha çok isteme, gündüzlerimiz ise daha çok yapmaya çalışma vakitlerimiz oluyor
Ayrıca geceleri kendimizi daha iyi dinleyebiliriz Daha içten olabiliriz Dilek ve dualarımız, gece vakitlerinde aklımızda ve kalbimizde çok derin izler bırakır
Öyle geceler ki, kalpler çoğunlukla o dakikalarda açılıyor İnsanlara en değerli ilhamlar gecenin sessizliğinde sunuluyor Pek çok kâşif buluşuna, geceleri yaşadığı tefekkürler esnasında kavuşmuştur Pek çok buluş da yine geceleri görülen rüyalarda öğretilmiştir bilim adamlarına
Çıplak bir vadide, Güneşin ezip çatlattığı toprağın üzerinde ilerleyen bir kalabalık vardı Peygamberlerden biri, halkıyla beraber yağmur duasına çıkmıştı Yolun bir yerinde "Peygamber, bir karıncanın dua eder tarzda ön ayaklarını göğe doğru kaldırdığını gördü Bunun üzerine halkına yönelerek 'Geri dönünüz; çünkü, bu karınca sebebiyle sizin istediğiniz yağmur kabul edilmiştir' dedi 106
Sonra meleklerden bazıları bunalan vadiyi serinletmek için rüzgâr oluverdi Öncü ve haberci melekler damlalar hâlinde yere inerek, gönderilen yardımın yağmur olduğunu bitkilere bildirdi Yağmur başladığında, zemindeki zerreler yerlerinden fırlıyor, yapraklar dallarla birlikte coşuyordu
Elbette her zaman isteyebiliriz Genel haberleşmelerin ve ruhsal olayların arasında, bizim özel durumumuzdan kaynaklanan özel haberleşmeler ve ruhanî yardımlar da söz konusu olabilir Gündüz güneşinin altında, ağrılı bir hastanın inleyişini düşünebilirsiniz Bizim için her zorluk veya değişim anı bir dua ve isteme fırsatıdır
Güneş doğarken ve güneş batarken Zaman gece yansının ötesine geçince Yağmur veya kar yağarken; gök gürleyip şimşek çaktığında ve rüzgâr eserken Ruhanî iklim şiddetli hareket ve değişim halindedir Bu tür ortamların ruhsal boyutlarını gö-rebilseydik, sayısız meleklerden oluşan askerlerin nöbet değiştirdiklerini algılayacaktık Bir ruhanî topluluğun teçhizatını kusanmış hâlde geldiğini, nöbetlerini tamamlayanlardan görevi devraldıklarını izleyecektik
Dünyayı saran her resmî tören ve ruhsal bayram, bizim de katılmamızı ve alkışlamamızı bekleyen güzelliklerle temsil ediliyor Gece isteyemeyen, o ruhanî geçit törenine, o ruhsal bayrama katılamamış oluyor Yağmurda balkonuna koşmak yerine televizyonuna kaçan, o müthiş coşkuyu paylaşma ayrıcalığını yitiriyor

105 Câmiü's-Sağir, Hadis No 3339 Ayrıca Peygamber (asm), "Kur'an okunurken yağmur yağdığında, zulme uğrayan dua ettiğinde ve ezan okunduğunda" da gök kapılarının açıldığını söylüyor Bkz Age, Hadis No: 3338
106 Age, Hadis no: 3906

DrMuhammed Bozdağ


Alıntı Yaparak Cevapla

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #12
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




11-Meleklerle Yardımlaşanlar

Meleklerle yakınlaşmalı; dualarımızda onlarla yardımlaşmanın yollarını aramalıyız Meleklerin desteği, içtenliğimizi artıracaktır

Evrenin görünmeyen boyutu genel olarak melek adını verdiğimiz ruhsal varlıklarla kuşatılmıştır Ruhsal ışıktan yaratılan bu varlıklar, mutlak temizdir, Evrenin Sahibine bağlıdır Yaratıcıdan aldıkları emirlere itaat hâlinde çalışırlar
Bedenli canlılardaki tür farklılıkları, ruhsal varlıklarda da gözlemlenir Hepsinin bedensiz olarak ve ruhsal ışıktan yaratıldığını bildiğimiz belki de milyonlarca türe ve ırka ayrılan ruhsal varlıkların tümüne birden melâike adını veriyoruz
Her şeyden önce, dokunduğumuz maddelerin işleyişini temsil eden yasaların ruhsal vücutları melekler tarafından temsil ediliyor Maddeye bilinçsiz deyip geçenler, ruhsal enginliğe kapatılmış zihinlerdir Oyuncaklarını canlı ve bilinçli gören çocuklar mı doğru yapıyor; yoksa yaptıklarını çocuksu sanan yetişkinler mi?
Meleklerden bir tür, Yaratıcının mesajlarını canlı varlıklara taşır Örneğin, kuşlara ne zaman ve hangi yönde göç edeceklerini bildirirler Geceleri ilim dileyen insanların gönüllerine heyecanlandım ilhamlar taşırlar Bu türden olan meleklerin en büyüğü Cebrail'dir Onu Yaratıcıdan aldığı vahiyleri peygamberlere ulaştırması özelliğiyle tanıyoruz
Diğer bir grup melek türü de, doğa yasaları şeklindeki İlâhî emirleri madde zerrelerine taşır Onların bazı türleri çekim veya itme gücü gibi doğa yasalarını cansız maddelere ulaştırır Bulutlar bir türün, yağmur bir başkasının, kar bir diğerinin, Güneş ışığının taşınması bir diğerinin temsil alanını oluşturur Bu türden meleklerin en büyüğünün doğa olaylarının düzenlenmesinde görevlendirilen Mikâil olduğunu biliyoruz
Azrail, ruhların bedenlerden ayrılmasında görevli en büyük melektir Benzer türden başka kimi melekler hayvanların, kimileri de bitkilerin ölümleriyle görevlendirilmiştir
Sonra evrenin ücra köşelerinde kıyametler kopar; yıldızlar patlar, karadelikler yıldız kümelerini yutar "Allah'ın öyle bir meleği vardır ki, ona 'yedi gök ve yeri tek bir lokmada yut' dense yutabilir"107 Böylesi bölgesel kıya metlerde görevli melekler olduğu gibi, tüm evrenin kıyametinde de görevli melekler vardır Bu türden olan meleklerin en büyüğü bize İsrafil adıyla tanıtılmıştır
Bir melek türü, ilme âşıktır Yeryüzünde ilim öğrenmeye adananlara hayrandırlar ve onları ışıklarıyla kuşatırlar; ruhlarına huzur ve mutluluk ilham ederler İlme âşık öğrencilere duydukları sevgiyle melekler ya kanatlarını onların üzerlerine gölgelik yapar ya da kanatlarını yürüdükleri yollara yayar "Melekler, yaptıkları çalışmalardan hoşlandıkları için ilim öğrencilerinin önüne kanatlarını yere indirirler" 108
Melekler temiz insanların fedakâr ve gönüllü destekçileridirler
Yüksek ruhlu bir âlim sessizce bir konferansa giderken, kimi insanlar dinlemek için heyecanlanırlar Önemli ilimler öğrenecekler, yüksek tefekkürleri paylaşacaklardır Oysa, meleklerin duyacakları heyecan daha inanılmazdır Onlar milyarlarca kilometre uzaklarda da olsalar, insanların temiz eylemlerine dualarıyla destek olmak için uçarak yetişirler
Kandil gecelerinde, Müslümanlar heyecanlı dualar yaparlar Geç saatlere kadar uyanık ve faydalı işlerle meşgul olmayı tercih ederler Oysa melekler için sabahlara değin bir saniye bile uyku yoktur Ruhsal boyuttaki hareketlilik, kafileler hâlinde gelip gidişler, takdirler ve dualar inanılmazdır
Melekler, Yaratıcının en temiz ve en sevgili canlıları arasında yer alırlar Meleklerle yakınlık, Yaratıcıyla yakınlık anlamına gelecektir İslâm Peygamberinin (asm) huzuruna çıkan sahabeler müthiş etkileniyorlar ve inanılmaz duygular yaşıyorlardı Bu hâllerini kendisine arz edenlere şöyle demiştir: "Eğer siz yanımdan çıktığınızda, yanımda ikenki hâliniz üzere olsaydınız, melekler Medine'nin sokaklarında sizinle tokalaşırdı" 109
Meleklere yakınlaşmanın yollarından birisi, ilme âşık olmak ve ilim öğrenmeye çabalamaktır Bilgisi zayıf olanların melekleri güçlü hissetmeleri zordur İnsanların atası Âdem'in (as) meleklerden üstünlüğü, öncelikle isimleri bilmesinden, yani ilim sahibi olmasından kaynaklanmıştı İlim öylesine önemlidir ki, İslâmda âlim, ölüler arasında diri gibi görünür
Kötü ahlâk, melekleri tiksindirir ve insandan uzaklaştırır İslâm Peygamberi (asm) şöyle der: "İnsan yalan söylediği zaman meydana gelen manevî (ruhsal) kokudan dolayı melekler kendisinden bir mil (ya da 1,5 kilometre) uzaklaşırlar"110
Dolayısıyla doğru sözlü olarak, gıybetten, iftiradan, söz taşımaktan, hasetten uzak durarak meleklere yakınlaşabiliriz Bu yönüyle, yardım ederek, sevgi besleyerek, adil olarak, ikiyüzlülükten uzak durarak, iffetimizi koruyarak meleklerle inanılmaz yakınlıklar kuranz
Melekler peygambere selâm gönderenler için bağışlanma dilemekte;111 başkalarına yapılan gıyabî iyilik dilekleri karşısında görevli bir melek, "Sana da bir misli verilsin" demektedir112 Bazı melekler, Yaratıcıya sürekli şöyle dua ederler: "Ey Yüce Rabbimiz! Senin ilmin ve rahmetin her şeyi kuşatmıştır Bağışlanma dileyip Senin yoluna uyan insanları bağışla ve onları Cehennem azabından koru Ey Yüce Rabbimiz! Onların atalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi kimseleri, söz verdiğin Cennetine koy"113
Kışın şiddetli soğuğunda belki bizim evlerimiz yeterince sıcaktır Türkiye'nin kuzey batısında bir deprem yaşanmıştı ve yüz binlerce insan gecenin dondurucu soğuğunda çadırlarda titreyerek sabahlıyordu Böylesi insanlarla melekler arasında müthiş sevgi bağları kurulur: "Sıkıntı çeken fakire acıdıkları için, melekler kışın bitmesine sevinirler"
Melekler temiz yaratıldı; temizliği severi Dişlerinin arasındaki yemek kırıntılarını temizlemeyip ağzını kokuşturan, bedeninin temizliğine dikkat etmeyen, oturduğu evin nezih oluşuna özen göstermeyen insanlar, melekler arasında itibar göremiyorlar
Melekleri hareketli ışıklar hâlinde görebilen, mesajlarını belirgin ilhamlar olarak kalplerinde algılayan çok sayıda insan yaşıyor yeryüzünde Güzel sözlerle konuştuğumuzda, melekler bizi destekliyor Hayırlı sonuçlar istediğimizde; isteklerimizin kabulü için Yaratıcıya dua ediyorlar
Bir masum görseniz, karşılıksız bir kalple, ihtiyaçlarının giderilmesini istersiniz Ruhunuz ne kadar yüksekse, canlıların iyilik-; lerini o denli içten hissedersiniz İşte melekler o ruhsal yüksekli-; ğin en güzel düzeyinde bulunuyor Melekler insanların gönüllü I destekçileridir İyiliğe yönelen her eylemin başarıya ulaşması için dua ederler
Çevremizin bizimle birliktelikten mutluluk duyan meleklerle kuşatılmasını sağlayıcı adımlar atabiliriz İlim öğrenebiliriz, gü-! zel bir ahlâk kuşanmak için nefsimizle savaşabiliriz, bencillikten u^ uzaklaşmaya ve tüm evrenin iyiliğini dilemeye adanabiliriz
Bir iyilik için yapayalA nız yola çıkmışsanız, ardınızda meleklerin alkış- / larını duya- / caksınız

107 Age, Hadis no: 2360
108 Age, Hadis no: 2123
109 Age, Hadis no: 7419
110 Age, Hadis no: 840
111 Age, Hadis no: 8074
112 Age, Hadis no: 599
113 Kur'an; 40: 7-8
114 Câmiü's-Sağîr, Hadis no: 2125

DrMuhammed Bozdağ


Alıntı Yaparak Cevapla

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #13
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




12- İlâhî İsimlere Dayananlar

İsteklerimizin kabulüne vesile olucu tutumlardan birisi, Yaratıcının evrende yansıttığı isimleri okumak ve isimlerine atıf yaparak isteyebilmektir

Yaratıcının isimleri, aynı zamanda Yaratıcının vasıflarını anlatır İlâhî isimlerin anlamları, bir benzetmeyle, evrenin hamurunun yoğrulma biçimini belirler İlâhî isimleri hissedeceğiz; onların tutumlarımıza yansımalarına çabalayacağız
Evreni dolduranların ortak özellikleri, onları tasarlayan Yaratıcının özelliklerini anlatacaktır115 Yaratıcı güzeldir, ikram edendir, merhamet edendir, besleyen, hayat veren, adaletli olan ve temizliği sevendir "Allah güzeldir; güzelliği sever Cömerttir, cömertliği sever Temizdir, temizliği sever" 116
Bir şairin şiirlerindeki ortak özellik, o şairin temel karakterlerine işaret eder Şairin seçtiği kelimeler, odaklandığı temalar, o şairin ana eğilimlerine dair ip uçlarıdır Bir yazıya bakarak yazarının özellikleri hakkında tahminlerde bulunabilirsiniz Her eser, sahibinin zekâsı, kalp yapısı, niyetleri, hayalleri ve bilgileri hakkında ciddî ipuçları verir Her düzen, düzenleyicisinin bilincinde olup bitenlere işaret eder
Benzer şekilde, evren de Yaratıcısının vasıflarına dair işaretler yansıtır Örneğin, evren, Yaratıcısının merhametli olduğunu ilân eder Bunu annelerle yavrular arasındaki ilişkilerden okuyabilirsiniz Yavrular ne kadar zayıfsa, kendilerine sunulan destekler de o kadar güçlüdür Vücutlardaki kalplere gizli bir merhamet okyanusundan sevgi ve şefkat damlatılmaktadır
O zaman, evrene hükmeden bu merhametten yola çıkacağız Yaratıcıya yöneldiğimizde, "Ey bütün merhametlerin kaynağı, ey merhametiyle tüm evreni kuşatan Sınırsız Kudret!" diyeceğiz Yaratıcıdan, O'nun merhametine sığınarak istediğimizde, her yanı kuşatan ilâhî merhamet rüzgârından payımızı alacağız
Aynı evrenden güzelliklerin bin bir türlüsünü okuyabilirsiniz Evrenin her bir yaratığı, kendisinin harika bir tasarım olduğunu gösterir Çocuk bir başka, erkek ve kadın - başka güzeldir Kedi bir başka, ceylan, koyun ve ördek bir başka güzellik kategorisinde tasarlanmıştır
Doğa durduğu yerde neden güzeldir? Kara topraktan her bahar fışkıran tüm bitkilerde neden ayrı güzellikler yansır? Bu akılsız, biçimsiz ve bilinçsiz maddeyi durup dururken bu denli güzelleştiren nedir?
"Güzel" bir vasıf, güzellik sıfatını yaratılışın her evresine yansıtmaktadır Renklerin en hayal edilmemiş tonları, çiçekler aracılığıyla bizlere tanıtılmıştır Sarının, kırmızının, beyazın bin bir tonu yüz binlerce farklı çiçek türünden gözlerimize yansıtılır Leylaklar, zambaklar, karanfiller, güller ve menekşeler alabildiğince farklı renkleri ve tasarımlan gözlerimize sunar
Ormanları sarartan serin sonbahar esintilerinden bile hüzünlü mutluluklar algılıyoruz Bembeyaz kış ve rengârenk yaz da uyanık ve akıllı bilinçler için aynı ölçüde güzeldir
Yaratıcının "Güzelliği" kokularda da kendini yansıtır On binlerce koku tasarlanmış; her biri bir çiçeğe, bitkiye, meyveye veya sebzeye yerleştirilmiştir Her bir sebze ve meyve, tasarımı ve kokusuyla "Ben ayrı bir kimlik olarak yaratıldım" diyecektir
Evrendeki her bir güzelliği okuduğumuzda Yaratıcının "Güzel" ismine sığınabiliriz: "Ey bütün güzelliklerin kaynağı, evreni renklerle, tasarımlarla ve kokularla güzelleştiren Yaratıcı! Güzelliğinin sınırsızlığına ve kuşatıcılığına sığınıyoruz" diyebiliriz
Aynı evren, Yaratıcının cömertliğini, zenginliğini, ikram larda bulunma ve besleme isteğini yansıtıyor Evreni Yaratan, Güneş eliyle dünyayı her gün ısıtandır Şimdiye değin trilyonlarca ton sebzeyi ve meyveyi topraktan damıtarak ı yaratmış; ağaçların ve bitkilerin eliyle canlılara ikram etmiştir Gözlerimize ayrı tasarımları, burunlarımıza farklı kokuları, dilimize bin bir çeşit tatları sunmuştur
Dünyaya serpilen farklı kokuları tanımakla, lezzetleri tatmakla tüketemezsiniz Üstelik tüm bunlar parasız yaratı lıyorlar Biz dünyayı kendi mülkümüz varsayıp parselliyoruz Sonra da Yaratıcının ağaçlarımızın dallarından sunduklarını toplayıp para karşılığı satıyoruz Buğdayı ekiyoruz; gün geliyor, başakları yaratılmış buluyoruz Dalından kopardıklarımızı yıkayıp kabuklarını soymaktan başka bir zahmete girişmemiz de gerekmiyor İşte her bir köşeyi kuşatmış olan inanılmaz besleyici-lik Müthiş cömertlik, akıl almaz ikramda bulunma isteği, sınırsız ilâhî zenginlik
Bu sınırsızlığı okuyan insan, Yaratıcısına yönelir: "Ey Sınırsız Cömert ve Rızıklandırıcı olan Ey vermenin en müthiş biçimlerini tercih eden!" diyerek dualarına başlar
Yaratıcı, ilâhî isimleri keşfetmemize imkân vermiştir Bu yolda öncelikle ruhlarımıza ilâhî isimlerine yönelen doğal bir iştiyak yüklenmiştir Kimse bize güzeli, merhameti, ikramı, şefkati, hayatı sevmeyi sonradan öğretmedi Bunlar Yaratıcının güzel isim-lerindendir ve bunları doğduğumuzda ruhumuzda bulduk Yaratıcı bizi dünyaya göndermeden önce, tüm güzellikleri sevmemizi ve çirkinliklerden nefret etmemizi ruhumuza öğretmiştir Hayatımız boyunca öğreneceğimiz her şey, bu bilgilerin oluşturduğu temel üzerine oturacaktır
Sonra da Yaratıcı, evrende yansıttığı ilâhî isimleri algılayabilmeniz için, benliğimize ölçme yeteneği olan algılayıcılar ve göstergeler yerleştirmiştir İçimize koyduğu sınırlı sevgi yoluyla, ""X evrene yansıttığı sınırsız sevgiyi anlamamıza imkân vermiştir Hücrelerimize yaydığı zerrecik hayatla, engin hayat vericiliğini kavramamızı sağlamıştır Bir avuç cömertliğimizle tükenmez cömertliğini; yardımseverliğimizle, olağanüstü yardımlarını; sanatkârlığımızla, muhteşem sanatkârlığını hissetmemizin yolunu açmıştır
Eğer ilâhî isimler evrene sınırsızlıklarıyla yansıtılsaydı, evren, isimlerin nuru (ya da enerjisi) karşısında eriyip yok olurdu 70 bin perdeyle nuru azaltılmış enerjiden oluşan Güneşe bile dayanamıyoruz da, bir gölgelendiriciyle bakabiliyoruz
Biz sınırlı canlılarız; sınırlıların sınırsızlığı algılaması imkânsızdır Sınırsız Yaratıcı, sınırsız güzelliklerini anlayabilmemiz için, dünyaya serpiştirdiği güzelliklerini sınırlandırmıştır Merhameti anlayabilmemiz için, boşluklarda merhameti sınırlandırmıştır Bizi sürekli beslediğini fark edebilmemiz için, aralara açlıklar ve susuzluklar yerleştirmiştir Bizi yaşattığını, dostlarımızın ölümleriyle öğretmektedir Bu durum gösteriyor ki, yaratılmamızın asıl amacı, hayatımızı Yaratıcıyı tanıma ve keşfetme çabasıyla geçirmemizdir
Evrenin Sahibinin "Güzel isimlerini" evrenin her noktasından çekip çıkarmaya; böylelikle, her bir noktada Yaratıcının "bilgisinin, kudretinin ve tercihinin" izlerini okumaya çalışacağız Sonra da, okuduğumuz isimlerin coşkusuna sarılarak, Yaratıcıya yöneleceğiz: "Ey cömert ve ikram edici Yaratıcımız, ey olabileceklerin en güzelini tasarlayan Sahibimiz, ey izzetli ve şerefli Koruyucumuz!" diyeceğiz Sonra da "Senden, cömertliğin ve merhametin hürmetine istiyorum Güzelliğin ve İzzetin hürmetine diliyorum" sözleriyle isteklerimize başlayacağız İlâhî isimlere dayanmak, bize Yaratıcıyla dost olmanın yolunu öğretecektir
Sınırlarımızı algılayarak, Yaratıcımızın sınırsızlığını kavrıyoruz

115 Bize bu özellikler "Esma-i Hüsna" kavramıyla tanıtılmıştır Bize "Cemil, Kerim, Rahim, Rezzak, Müzeyyin, Muhyi, Adi, Kuddüs" gibi pek çok isim öğretilmiştir
116 Câmiü's-Sağîr, Hadis no: 1722

DrMuhammed Bozdağ


Alıntı Yaparak Cevapla

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #14
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




13- İnsanları Gıyaben Destekleyenler

Beklenmedik desteklere ulaşmanın yolu, insanlara ummadıkları zamanda ve şekilde, gıyaplarında dua ederek, ruhsal destek yollamaktır

Bir ülke ekonomik krizlerden kurtulamıyorsa; trafik kazaları, cinayetler, tecavüzler, doğal felâketler birbiri ardına geliyorsa; o ülkenin insanları birbirlerine dua etmiyordur
Komşunun komşusunu çekememesi, ona beddua etmesi demektir; beddua bir insanın mutluluğundan hoşnut olmamaktır Bir insanın başarısını çekememektir Hatta beddua, insanın itibarını sarsmaya, onu inanıldığından daha küçük göstermeye çalışmaktır
Acıların boğmak üzere olduğu genç bir babayla tanıştım; fakirdi ve iş bulamıyordu Derdini dinlemek istedim: Bana bir saat boyunca, komşularının çaresizliğine duyarsızlığından, zengin anne babasının ve kardeşlerinin kendisine yardım etmemelerinden söz etti
Ona şöyle dedim: "Komşularının ve akrabalarının sana karşı bencillik ve haksızlık yaptıklarını; sen çocuklarınla aç uyurken seni düşünmediklerini anlıyorum Herkes kendi kusurunun bedelini ödeyecektir Senin işsizliğinin ve fakirliğinin nedeni onlar ol madiği gibi, çözümü de onlar olmayacak Sana düşen, ihtiyaçlarını karşılayacak mutlak iradenin Yaratıcın olduğunu asla unutmamandır Evrenin Sahibi, seni bu zor durumdan anne babanın veya komşularının yardımıyla mı kurtarır, yoksa uzaktan bir yardımcı mı gönderir ya da sana yakında bir servet mi bıraktırır, sen bilemezsin"
Genç baba, komşularının kendisine duyarsızlıklarından üzülerek onlara gizli beddualar yapıyordu Bu beddualar da yakınlarından kendisine gelebilecek yardım kapılarını kapatıyordu Üstelik yaşadığı zorluk onun için uygun görülmüş İlâhî bir eğitimdi
Yardımına başvurabileceğimiz güçlü akrabalarımız olmadığını varsayalım Varsa da bencilce kendi dünyalarına çekilmişler ve bizi kendimizle baş başa bırakmışlardır Acımız zaten bizi içimize kapatmış; insanlardan kaça kaça dostsuz ve kimsesiz kalmışız Derdimizi anlatmak istesek, dilimizin yeterince dönebileceğinden de emin değiliz
Tam da o anda bir mûcizenin gelip bizi kurtarmasını isteriz O mûcize gelecek midir? Ummadığımız yerden, tahmin edemediğimiz bir yardım imdadımıza yetişecek midir?
Neden olsun? İnsan hayatta yaptıklarının karşılığını görür Mûcize bir karşılık görebilmek için geçmişimizde hangi mûcize tutumları tercih ettik? Tanımadığımız insanlara, ummadıktan bir anda duamızı esirgemeden sunmuş muyduk? İnsanlara gıyaplarında yaptığımız her dua, kârlı bir şirketten satın aldığımız hisse senetleridir Kaderin Sahibi, komşumuzu ihtiyacımızı çözmeye niçin göndersin? Çaresiz gecelerimizde komşumuzun iyiliği için de bir şeyler dilemiş miydik?
Neden bilmediğimiz şehirdeki tanımadığımız adamın bizi yaşadığımız binanın bodrumunda keşfetmesine izin verilsin? Yürüdüğümüz yollarda gözümüze çarpan, hayata tutunma gayretindeki küçük çocuklara hangi duaları göndermiştik? Şu şehrin sokaklarında kaç tane çocuğun geleceğinin iffetli geçmesi için kaç kez dua etmiştik? Yarın o çocuklardan herhangi birinin hırsızlardan olmaması ve bileğinin gücüyle hakkımızı gasp etmemesi için ne yapıyoruz?
Evliliklerini kavgayla geçiren anne babanın akıllarına çocukları için dua etmek hiç gelmemişti Tecavüzcülerin kuşattığı karanlık sokaklarda o yavrular, avlanmaktan kurtulamadılar
Kalp uzmanı Dr Mitchell Krucoff yönetiminde yapılan bir araştırmanın sonuçları ilginçtir: Kendilerine dua edilen kalp hastalarının, dua edilmeyen hastalara göre, yüzde 50 ilâ yüzde 100 arasında değişen oranlarda daha az olumsuz yan etki yaşadıkları ortaya çıkmıştır117
Ebeveynimiz, akrabalarımız ve dostlarımız, ruhlarından kopan dualarla bedeninizin çevresine koruyucu kaleler inşa etmiyorlar mı? Korumasız kalbimiz, kanlı bakışlardan fırlayan zehirli oklara mı hedef oluyor? Bir gencin fırtınalı yeryüzünde duasız terk edilmesi, kimsesiz terk edilmesinden daha üzücüdür
Gizli yardımlara muhtacız Bizi haset saldırılarından koruyan, bize yönelen dualardır Biz dünyaya gelen çaresiz küçüklerimiz ve dünyadan ayrılmaya hazırlanan yorgun insanlar nedeniyle korunuyoruz İslâm Peygamberi (asm) der ki: "Allah'ın beli bükülmüş kulları, süt emen yavrular ve otlayan hayvanlar olmasaydı, başınıza sağnak sağnak ve kesintisiz azap yağardı" 118
Kimseye gizli yard,mlar göndermezsek, bize de gizli yardımların ulaşmasın, sağlayamayız İnsanların ellerinden tutmazsak başarıların, içten dilemezsek, aynıs, bizim için de yapılmaz "Başkalar, ,ç,n afiyet (ruhsal sağlık) dileyin ki, size de nasip olsun"119
Duayı yıllarca, sadece Müslümanların hayatlarının bir parçası olarak görürdüm, İnternette yaptığım taramalarda, içerisinde İngılızce "dua-prayer» kelimesi geçen 8 milyonu aşkın web sayfası olduğunu gördüm Hindistan'da, Amerika'da, Avrupa'da dua üzerine çok şaşırtıc, araştırmalar yapılmış Hatta ABD Başkanına toplu halde dua etmeye adanan "Başkanlık Dua Topluluğuna" 28 milyon kişinin üye olduğunu fark ettim120
Akrabalarımıza, iş arkadaşlarımıza ve insanlara faydalı olmaya çalışan kişilere duamızla destekçi olmak vicdanî borcumuzdur Tanıyorsak isimlerini zikrederek; tanımıyorsak, vasıfların, zihnimizden geçirerek insanlara dua edebiliriz
Ölçü şu satırlarda saklıdır: "Kim inanan erkekler ve kadınlar için Allah'tan bağışlanma dilerse, Allah onun için bütün inanan erkek ve kadınlar sayısınca sevap yazar' "Allah'ın en çok sevdiği kulu, diğer kullarının iyiliğini isteyendir"122
Gıyabî duaların daha etkili olmasının bazı nedenlerini özetleyebiliriz:
□ Kusursuzluk: Dualarımız kişisel kusurlarımızdan olumsuz etkilenecek ve içtenlikten mahrum kalacaktır Oysa, evimizi temiz tutmaya çalışan eşimiz için, takdirimizi kazanmaya çırpınan çocuklarımız için yapacağımız dualarımız içten olacaktır Kusurlu birisi başkası hakkında dua ederse, o dua sanki kusursuz bir kalpten çıkmış gibidir Zira komşunuz sarhoş bile olsa, sizin iyi niyetinize şahitlik edebilir
□ Yüksek hisler: Başkasına yaptığımız duanın içinde çekememezlik, bencillik, gurur, aşağılama gibi çirkin kişilik özellikleri yoktur
□ Kuşatıcı merhamet: Başkalarına gıyaplarında yapacağımız dualar, İlâhî rahmetin amacına uygun bir tutum olacaktır Birisinin gıyabında iyiliğini dileyen ruh, aslında bütün varlıkların da iyiliğini dileme yolunu kendisine açmıştır
Geçen yıllar boyunca her fırsatı, dostlarına gıyaplarında dua etmekle geçiren insanları, gıyaplarında büyük dualar
bekliyordur Tanımadığınız insanların ruhsal desteğine muhtaçsanız, tanımadığınız insanlara ruhsal desteklerinizi gönderin

117 Annual conference of 1SSSEEM (The International Association for the Study of Subtle Energies and Energy Medicine) Boulder, CO June 16, 2001
118 Câmiü's-Sağîr, Hadis no: 7523 Age, Hadis no: 1105
119 Age, Hadis no: 1105
120 Topluluğu, wwwpresidentialprayerteamorg isimli web sitesinden inceleyebilirsiniz
121 Câmiü's-Sağîr, Hadis no: 8419
122 Age, Hadis no: 217

DrMuhammed Bozdağ

Alıntı Yaparak Cevapla

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler

Eski 08-01-2012   #15
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstemenin Esrarı 3- İstekleri Kabul Edilenler




Özetleyen Sözler

♦ Eğer isteklerimizle ilişkili yeteneklerimiz yeterince gelişmişse, isteklerimizin gerçekleşmesine çok yakın duruyoruzdur
♦ Hedeflerinizi fethetmek istiyorsanız, yeteneklerinizle onları kuşatmalısınız
♦ Evrenin Sahibinin huzuruna evrensel isteklerle çıkanlar, orada evrenin temsilcisi gibi kabul edilirler
♦ Yeryüzünün susuzluğu gökyüzünü titretebiliyorsa, insanın uykusuzluğu evreni sarsacaktır
♦ Bir insanın ihtiyacını fark etmesi, Edison'un ampulü keşfetmesi gibi bir buluştur
♦ Kolay ya da zor yoktur; Yaratıcının kolaylaştırdığı veya zorlaştırdığı vardır
♦ Kastettiklerimiz, dilimizden söylediklerimize kalbimizden eşlik eder
♦ Yaratıcı, kalbinizden çıkan her içten anlamı, yeni bir ruh olarak sonsuzlaştırır
♦ Sorularını önemseyenler, verildiği anda sadece cevabı dinleyebilirler
♦ Yaratılmamızın asıl amacı, hayatımızı Yaratıcıyı tanıma ve keşfetme çabasıyla geçirmemizdir
♦ İnsanlara gıyaplarında yaptığımız her dua, kârlı bir şirketten satın aldığımız hisse senetleridir
♦ Bir gencin fırtınalı yeryüzünde duasız terk edilmesi, kimsesiz terk edilmesinden daha hazindir
♦ Merhametsizlere rahmet etmek, rahmete merhametsizlik etmektir
♦ Tanımadığınız insanların ruhsal desteğine muhtaçsanız, tanımadığınız insanlara ruhsal desteklerinizi gönderin
♦ Buğdayı ekiyoruz; gün geliyor, başakları yaratılmış buluyoruz
♦ Melekler insanların gönüllü destekçileridir İyiliğe yönelen her eylemin başarıya ulaşması için dua ederler
♦ Her eser, sahibinin zekâsı, kalp yapısı, niyetleri, hayalleri ve bilgileri hakkında ciddî ipuçları verir
♦ Dilek ve dualarımız, gece vakitlerinde aklımızda ve kalbimizde çok derin izler bırakır
♦ Belki bugün, hayatınızdaki insana tebessüm etmek veya onu sevindirmek için son fırsatınızdır
DrMuhammed Bozdağ


Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.