Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Forum İslam > İslami Yazılar & Hikayeler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
bende, beyim, dert, gezemez

Dert, Bende Gezemez Beyim!

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Dert, Bende Gezemez Beyim!





Dert, bende gezemez beyim!


Ne çarşıyım, ne pazarım, ne de mesîre yeriyim Dert bende gezemez Bilakis, ben derdin sağında solunda, kenarında köşesinde gezerim Girmediğim sokağı, dolaşmadığım caddesi kalmaz Niye gelmiş, derdi neymiş araştırırım Tefekkür eder; kabiliyetim kadar, hikmet çözerim Gezmekten yorulunca, ya secdeyle, ya uykuyla dinlenirim Zaten o da genelde, gâyesine ulaşınca yollanır
Dert, bende duramaz beyim!
Ben derdi barındırmam ki Baktım inatçı çıktı Alırım elime süpürgeyi, faraşı, süpürürüm Daha olmadı, çatarım kaşlarımı, üstüne üstüne yürürüm Baktım ki, ne etsem gitmiyor, işte o vakit de boş durmam Mâdemki derim, gidesin yok, o hâlde burada kalmanın bazı şartları var:
Bir: Gülümseyeceksin İki: Beni ümitsizliğe düşürmeyeceksin Üç: Öyle fazla havalara girmeyeceksin Dört: Uykumu kaçırmayacak, kötü rüyam olmayacaksın Beş: Beni Rabbimden alıkoymayacaksın Altı: Öyle ikide bir ortalarda dolaşmayacaksın Yedi: Başımın etini yemeyeceksin!
Ben derdi şımartmam beyim!
Öyle yok, her ettiğine göz yummak! Dert de haddini bilecek Dert de kılığına kıyafetine özen gösterecek Öyle dağılmak da, dağıtmak da yok Ortalık temiz, düzenli olacak Gönlüm de, başım da huzurlu kalacak Hem, dert dediğinin, sağında solunda batan ve yakan dikenler olsa, velev ki batsa da acıtsa bile, yok, yine de huzurum kaçmayacak Madem öyle, elime zımpara kâğıdını alır, bir güzel ayar yaparım Dert de zaten çocuk gibi Özden anlayanı var, gözden anlayanı var, sözden anlayanı var Bir de hiçbirinden değil, sadece közden anlayanı Yine de Allah dertsiz komasın Zira maâzallah, dertsizlik şu başıma, dertten daha fazla dert Dertsizlik ne demek? Atâlet, rehâvet, gaflet Hem neymiş o dert yüzünden harap olmak? Yâhû en büyük dert olsa, benim Rabbim, Aziz Allah!
Ben, derdi içerim beyim!
Bazen, dilim damağım gafletten kuruduğunda yetişen şifalı bir su gibidir Bazen demli çaya benzer, gönlümü alır Bazen acı kahve olur, hatırımı çeler Nasıl içmeyeyim? Bazen mey gibidir, seri (başı) hoş kılar Bazen sırf derttendir, ulvî coşkular! Aşk şarabı olup gelmişse hele, vallahî doyulmaz öylesi derde Zaten o vakit, dert demek haramdır Onu içmek, her kimseye helâldir
Ben, derdi geçerim beyim!
Yok, yarışıp da değil, ibret alıp da geçerim Zira takılıp kalırsam, yolumdan eder Hâlbuki duracak vakit yok Ecel geldi gelecek! Lâzım olan dersi kendisinden almış isem daha o dertte niye durayım? Devam eder, başka derde konarım Seç, beğen zaten, her durakta elem Ki değişmez, yazmış vaktiyle kalem! Derdi okumuşsam, Hakk'ın adıyla, hazmetmişim demektir, hem tadıyla Sonra durmam yoluma koyulurum Böyle böyle hamlıktan soyunurum
Ben, derdi seçerim beyim!
Öyle kendine dert diyen her şeye dönüp de bakmam! Dert dediğin adam gibi olacak Eften püften meseleye "dert" dersem, yarın Allah elbet hesap soracak İşim mi yok, zaten her yanım kusur, yetmez gibi ekleyemem bir küsür! Ben, koca bir kaleyim, her yanım sur Geçirmem öyle değmeyecek derdi Dert dediğin, kâmil kılacak ferdi O vakit dert için can verilse az O vakit elemler, koca birer haz Zaten derdin hası, beyler beyinde Onun da hânesi, havâs köyünde
Ben derdi sayarım beyim!
Senelerdir sayarım, "bir" den çoğunu görmedim O mübârek nasıl şeyse, biri gelir, biri gider Ne vakit göz şaşı olur, birde ikilik seyreder, işte o zaman çekilmez olur dert Hakikatte birdir ya, sebeplere takılınca bin olur Hâlbuki ne gerek var ki! Derdin çoğu "Lokman" değil! Lokman'ın hası "Bir" derdi Para saydıkça azalır, dert, saydıkça palazlanır! Derdin "Bir"se, say kartalım! Say, güç bulsun kanatların! "İllâllâh!" de uç ve yüksel! Ne durursun, var mı engel? Yok, bunlar değil de derdin, dünyaysa, makamsa, malsa, unutma ki, en nihayet, yetecek bir gıdım arsa
Ben, derde akarım beyim!
Hem coşkulu bir nehir gibi akarım! Yıkılacak bir tarafı varsa, set met tanımam, yıkarım! Okşanacak yanı varsa hakkını tek tek sayarım Bazen yar başından yuvarlanırcasına derdin kucağına düşerim Bazen bir göl suyu olur, gamla sâkinleşirim Nasıl akmayayım ki, dertte bir câzibe var Onun her zerresinde, bir günâha kefaret; onun her kerresinde, Allâh'a yakınlık var
Ben, derdi ezerim beyim!
Ezer suyunu çıkarırım "Er"se hadi bağırsın! Posasından kurtulunca, geriye şifası kalır Hazır şifaya dönmüşken, besmeleyle yudumlarım Susuz tatsız bir şey ise, alnını (karışlamam) adımlarım! Dert dediğine de lezizlik yaraşır Hem her zaman bal değil, bazen külliyyen acıdır! Ne olursa olsun, almak gerekir tadı Bazen en yakıcı acıda gizlenir haz Bazen en büyük hazlarda gizlenir acı Kuvvetli dururum ya, bazı da pek nâçârım Bazen derdi kovalar, bazen dertten kaçarım
Ben, derdi çiğnerim beyim!
Çiğnemesem yutulmaz Yutmazsam hazım olmaz Hazım olmasa kan da, can da olmaz E ya çok yakıyorsa ne etmeli? Diyelim ki derdim, zencefil gibi? Ne olacak, sabredip azmederim Yangındaki gizli tadı sezerim Yandıkça daha da ferahlar içim Böyle olmasa ne mümkün ki geçim? Bazen ben derdi yakarım, bazen dert beni Kolay kolay yıkamaz her dert beni Çünkü her şey Hak'tan gelir, bilirim Sebepler, bahaneler, vesîleler değişir Ben derdi çiğnedikçe, dişlerime, damaklarıma, bütün varlığıma güç gelir
Ben, derdi severim beyim!
Herhalde bu sebepten, hiç ayrılmaz peşimden Ona ne vakit tebessümle baksam, dermana dönüşüverir Bakışı da, gülüşü de, yakışı da sevgilidir Yine de bazen yüzümü asarım ona Çünkü o kadar da gizlemesem, şımarıp mayışıverir Bakarım ki, ayarı kaçtı kaçacak, "Hoop derim, kendine gel!" Tamam anladık dertsin; ama öyle çok fazla da alışma Ölçüyle gel Edeple gel Her işime karışma! Derdimin huyu bir gariptir Hani, "Su içsem yarıyor" diyen insanların hâli gibi, kaş da çatsam, taş da atsam yarar ona
Derdim büyüdükçe dermanım büyür Dillerim çözülür, fermanım büyür Böyle derdi seyran etmesem olmaz Hamd ü senâ etmeyip sussam olmaz Onun kendine has bir tadı vardır Bir zaman gelir, dert demeye utanır da dil, lûtuf der, nîmet der, ikrâm der Ona dert demeye kıyamaz Adını dert koymaya utanır Sanır ki, öyle deyiverse, gücüne gidecek de ağlayacak dert Deme ki, "Dert de ağlar mı?" Ağlar O, yaratılış hikmetinin kavranmadığı yerde, şükre ve yaratanı hatırlamaya vesîle olmadığı yerde, cehennemde gibidir
Ben, derdi saklarım beyim!
Alır, kalbime koyar, kapıyı da kilitlerim Öyle her gelen göremez, her dinleyen duyamaz Hem haddini bilir de, her odama dalamaz, her tenhama dolamaz Dert ki misafirdir, umduğunu değil, bulduğunu yiyecek Öyle aman aman ikram da beklemeyecek
Zaten, derdi gereğinden fazla büyütürsem, bu sefer de kendini bir nimet sanır İşte böyle olmasın diye, derdi dönüştürürüm O bana gelince, sîmâsı da, edâsı da değişir Bir kere bana gelmişse, o derdin hem benden nasibi, hem illâ bir "işi" vardır Dolusunu pek severim, ki derdin de boşu vardır Hem çirkini hem de, mâşaallâh, hoşu vardır
* * *
Şimdi, dertleri uyuttum, bir fincan kahve içeceğim De ki; yudumlayabilmem için, kahve çekirdeğinin başına neler neler gelir? Önce yanar kavrulur Sonra keskin dişlilerin arasına girer, paramparça, darmaduman olur O mis gibi kokuyu yayabilmek için, bütün varlığını dağıtır Ardından cezvenin içinde kaynayıp köpürerek, kıvama gelir Başına bütün bunlar geldi diye, hiç acır mısın kahve çekirdeğine? Yoksa en güzel lezzeti aldığını hissederek, gamsız ve müteşekkir, yudumlar mısın?
Üstelik yanında da leblebi yiyeceğim De ki o, yiyebileceğim kıvama gelene kadar ne safhalardan geçmiştir?! Az mı ateş görmüş, az mı canı yanmıştır Az sonra, dişlerimin arasında, çok da zorlanmadan ezip çiğneyeceğim Tadını alınca şükredecek, sevineceğim Acep hiç, nohuttan leblebiye dönüşürken çektiği yangın gelecek mi aklıma?!
Dertler de beni hâlden hâle koyup, mahzun kılmışsa Canım yanmış, âh edip ağlamışsam, böylece çiğliğim gitmiş bambaşka bir lezzete kavuşmuşsam, fenâ mı olmuş? Bu vesîleyle birileri de hayra, güzele, yani Hakk'a ulaşsa, "Oh, yâ Rabbi şükür!" dese, âlâ olmaz mı?
Kıvam için elbet bazen, ateşin dozu artacak, sıkıntının cüssesi elbet bazen büyüyecek Gençlik faslı gerilerde kalıyor artık Ümmeti olduğum Habîbullâh'ın, kutlu vazifesine başladığı yaşın yakınlarına geldim Bu, ne demektir? Esas vazifenin vakti geliyor demektir Şimdiye kadarkiler birer antrenman, birer hazırlık Kemâle üç kala, olacak elbet bu kadar darlık O hâlde, derdim için de şükretmemi yadırgama! Başkasını yıkan işler, bana kuvvet olup gelir Hem kızar, hem terslerim ya, ben derde kıyamam Kendim konuşurum ya, başkasını konuşturmam! Üstelik ömrü uzasın, nicelerine hayrı dokunsun diye, çöpe de atmam, atamam E ya ne yaparım? En nihayet vakti gelir
Ben, derdi yazarım beyim!
Çünkü bana "Yâ Zâr!" derler Elem yüklü haykırışım, tâ göklere yükselir Yazmasam çatlamam; lâkin kesin infilâk ederim! Ağlayışım harflerde, iniltim cümlelerdedir Kalemlerle kâğıtları kazarım! Satırları deşmeye gücü yetenler, orada gömülmüş nice sır bulurlar Bunu sıradan kimseler yapamaz Bunu, kabuğa sarılıp, özü garip bırakanlar başaramaz! Özün kalbini kırana, hakikat kendini açmaz Bütün derdi "kim demiş, ne demiş, kim kiminle ne yapmış?!" olanlar, mânâyı kavrayamaz
Ben, derd-i sevdâyım beyim!
"Beyler beyi"nin sevdâsını bölüşmeyenler, "bir" derdinde pişmeyenler, bilir mi? Ne yazmak bedavadır, ne anlamak hâsılı Kim ki sevgiyle okur, odur mânâ vâsılı!

Neslihan Nur TÜRK


Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.