Allah İsteyene İstediğini Verir |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Allah İsteyene İstediğini Verir“Selam Size Ey Takva Sahipleri!” “Takva sahipleri öyle kimselerdir ki; melekler canlarını hoş ve rahat olarak alırlar ‘Selam size Yapmış olduğunuz (iyi işlere) karşılık girin cennete’ derler ” (Nahl; 32) Allah-u Zülcelâl bu ayet-i kerimede, kıyamet günü salih kullarının durumunu bize beyan etmektedir Allah-u Zülcelâl'in baki ahiret hayatı için kendisine bu şekilde hitap etmesini kim istemez Allah'u Zülcelâl bu şekilde kime hitap ederse, ne mutlu ona!![]() Allah-u Zülcelâl, mümin olan kullarının ruhunu, meleklerine emrederek temiz bir şekilde, günahlardan temizlenmiş olarak, hoş ve rahat olarak alırlar Yani temiz olması; tamamı ile her şeyden kendini temizleyip, kendisini Allah-u Zülcelâl'e veren, daima sadece O'nun rızasını isteyen manasındadır Çünkü kalbin, ruhun, sırrın temizlenmesi Allah-u Zülcelâl’in yanında çok mühimdir Kalbini, ruhunu, sırrını her şeyden çözüp sadece Allah-u Zülcelâl'i isteyen şahıslara; Allah-u Zülcelâl meleklerine; “Gidin onlara müjde verin Deyin ki; sizin üzerinize selamet olsun, Allah-u Zülcelâl'e halis olarak amel yaptığınızdan dolayı cennete girin” diye emir verir Kıyamet günü herkese, Allah-u Zülcelâl yaptığı muameleye göre makam verir Bu dünyada Allah-u Zülcelâl'e karşı nasıl muamelede bulunursak, O da kıyamet günü bize o şekilde muamelede bulunacaktır Dünyada amel-i salih yapmak suretiyle, Allah-u Zülcelâl'i razı eden kimsenin yanına Allah-u Zülcelâl melekleri gönderdiği zaman, o melekten çok güzel bir koku gelir O şahıs meleğe; - Merhaba! Sen kimsin, ne için geldin? Diye sorar Melek de; - Ben senin ruhunu almaya geldim, ne şekilde istiyorsan öyle ruhunu olayım, diye cevap verir O şahsın omzunda bulunan iki tane melek, birbirlerine;- Bu ne güzel bir arkadaştı bizim için Allah-u Zülcelâl ona çok büyük hayırlı mükâfatlar versin, derler ve ona dua ederler Kurtulanlardan mı Kurtulunanlardan mısınız? İnsan dünyadan iki şekilde ayrılır Birincisi; Dünyanın işkence ve eziyetlerinden kendisini kurtarır İkincisi, diğer insanlar onun elinden aman dilerler "Keşke bu kişi dünyada olmasaydı, herkes ondan rahatsız oldu" diye beddua ederler Bir gün Hz Ali (ra)'ın yanından bir cenaze geçerken, Hz Ali (ra) dedi ki: - Acaba bu müsterih midir, yoksa müsterihi minhu mudur? Ona:- Ya emirü'l müminin! Niçin böyle dedin? Dediler Hz Ali (ra) buyurdu ki:- Eğer o, dünyada amel-i salih yapmışsa, dünyanın işkencesinden, eziyetlerinden kurtuldu, rahata kavuştu Ama herkesi rahatsız eden biriyse, insanlar ondan kurtuldular, rahata kavuştular![]() Nasıl dünyada perişan olmamak için her insana bir sermaye lazım ise ahiret için de bir sermaye lazımdır Orada perişan olmamak için insanın elinde bir sermayesi olmalıdır Bu sermaye de Allah-u Zülcelâl'i sevmektir Allah-u Zülcelâl'in sevgisi bir kimsenin yanında olursa, o kişi çok zengindir Bu sermayeyi dünyada temin etmemiz lazımdır Ahirete gittikten sonra Allah-u Zülcelâl'in aşkını, muhabbetini kazanma fırsatı insanın eline bir daha geçmez Onun için henüz bu dünyada iken bunu Allah-u Zülcelâl'den istemek lazımdır O'ndan istediğimiz zaman, cömerttir, bize isteğimizi inşallah verecektir Allah-u Zülcelâl kullarına bakıyor Kul, nasıl istiyorsa, Allah-u Zülcelâl ona nasıl istiyorsa o şekilde verir Allah’ım Bana Yardım Et, Kuvvet Ver ki… Dikkat ederseniz, rakı içmek isteyene rakı verir, kumarhaneye gitmek isteyeni, kumarhaneye gönderir Yani kul ne isterse, Allah-u Zülcelâl onun isteğini verir Onun için daima Allah-u Zülcelâl’e karşı kulluk vazifemizi yapmaya çalışalım ve: "Ya rabbi! Ben senin zayıf bir kulunum İbadetlerimi yapabilmem ve günahlardan muhafaza olmam için sen bana kuvvet ver" diye ondan talep edelim Biz kulluk vazifemizi yerine getirdiğimiz zaman, O (cc) kudret ve azamet sahibi olan Allah-u Zülcelâl de bize kuvvet verecektir Ebu Hureyre (ra) Ashab-ı Kiram’ın içinde, Peygamber Efendimiz (sav)'den en çok hadis-i şerif rivayet eden zattır Peygamber Efendimiz (sav) ile çok oturup, kalkmıştır Bir gün Ebu Hureyre (ra) çarşıda bir arkadaşını gördü ona dedi ki: - Nereye gidiyorsun? Arkadaşı: - Çocuklarıma bir şeyler satın almaya gidiyorum, dedi Böyle söyleyince Ebu Hureyre (ra) dedi ki:- Eğer ölüm satılıyorsa benim için satın al Bir kişi şiddetli bir sıcakta, çok susadığı zaman soğuk suyu nasıl sever ve isterse, ben de ölüme öyle aşığım ve onun istiyorum Çünkü ölümle Rabbimin huzuruna gideceğim Oysa biz ölümü duyunca, korkudan titriyoruz Niçin? Çünkü ölüme hazır değiliz Ölüme hazır olursak, aynı Ebu Hureyre (ra) gibi onu isteyeceğiz Çünkü ölüm, mü'min için istirahattir Ölüm ile dünyanın meşakkati müminin üzerinden kalkar Tabii onlar bunu bildikleri için bir an önce Allah-u Zülcelâl’in huzuruna gitmek istiyorlardı Onlar, Allah-u Zülcelâl'in muhabbetini kazanmışlardı Nasıl bir kişi, bir dostundan bir süre ayrı kaldığı zaman onu özlüyorsa, bu zatlar da Allah-u Zülcelâl'e âşık oldukları için O’nun huzuruna bir an önce gitmeyi öyle özlüyorlardı![]() Bu her müminin görevidir Her mü'min kendi derecesine göre, denizden bir damla da olsa bu aşkı, muhabbeti kazanmak için gayret göstermelidir Kıyamet günü Allah-u Zülcelâl bize: - Ya kulum! Sen dünyada kimi seviyordun? Diye soracaktır Korku ve hayâdan dolayı; - Ya rabbi! Sen benim halıkımsın, Rabbimsin Ben kimi sevecektim ki, Seni seviyordum, diye cevap vereceğiz O zaman Allah-u Zülcelâl: - Yalan söyledin Sen dünyada benden bahsetmiyordun Benim zikrimi, ibadetimi yapmıyordun Aşkla değil, adet olarak insanların içinde bana ibadet yapıyordun, diyecek -Neuzubillah- ve bizi tazir edecektir, azarlayacaktır Onun için şimdi Allah-u Zülcelâl ile aramızı düzeltmemiz lazımdır ki; "Seni seviyordum, Ya Rabbi" sözümüz doğru olsun İnşallah, kim ne isterse Allah-u Zülcelâl verecektir Yeter ki o isteğimizde samimi olalım Onun kapısında durup yalvararak "Yarabbi! Sen benim isteğimi verinceye kadar, ben senin kapından ayrılmam" dediğimiz zaman, Allah-u Zülcelâl öyle cömerttir ki, mutlaka bize isteğimizi verecektir Ama samimiyetimiz yoktur ve sanki ihtiyacımız yokmuş gibi hiç istemiyoruz Basralı Aşığın Münacaatı Basralı bir zat vardı Bu zat, Allah-u Zülcelâl’in aşkından ağlaya ağlaya âmâ olmuştu Eğer insan onun gibi olursa, Allah-u Zülcelâl ona nasıl vermez ki! Bu zat, Allah-u Zülcelâl'e şöyle münacatta bulunuyordu “Ya rabbi! Ben ne zaman senin yanına geleceğim? Senin izzetine ve kudretine yemin ediyorum ki; benimle Sen’in aranda dağlar gibi ateş alevleri olsa, eğer sen bena tevfik ve yardım etmeyip geri çevirmediğin müddetçe, tâ ben Sen’in yanına gelinceye kadar, o alevler beni durduramaz Ben Sen’den başka hiçbir şeyle Sen’den razı olmam Ne cenneti istiyorum, ne cehennemden muhafaza olmayı istiyorum Ben sadece seni istiyorum ” Tabi, o bu sözleri, yalnız dili ile değil kalbi, ruhu ve sırrı ile söylüyordu Peki, şimdi size soruyorum? Bir kimse böyle olursa, Allah-u Zülcelâl ona istediğini vermez mi? Allah-u Zülcelâl onun kalbine ruhuna baktığı zaman, onun samimiyetini görünce nasıl vermez ki!![]() ![]() Mutlaka verecektir O zatın, Allah-u Zülcelâl’e yapmış olduğu bu münacaat, bizim için çok büyük bir derstir Eğer biz de onun gibi olursak, Allah-u Zülcelâl bize de verecektir, inşallah![]() Fakat biz evimizden çıkıp, cemaate namaza gelmeyi, nefsimizin isteği ile değiştirmiyoruz Sabahleyin uykumuzu terk edip namaza kalkmıyoruz O ateş nerede, bunlar nerede?![]() ![]() O Basralı zat, ateşin içine girip bütün vücudu yana yana Allah-u Zülcelâl'in huzuruna gitmeyi istiyordu Bizse kendi nefisimizi rahatsız etmemek için bir uykuyu, arkadaşlarımızla konuşmayı bile terk edemiyoruz Peki, nefsimize, niçin; “Ey nefsim! Sen ne zaman Allah-u Zülcelâl'e ibadet edeceksin? Sen sıhhatli iken keyf-ü sefa yapıp ömrünü boşa geçiriyorsun Hasta olduğun zaman zaten ibadet yapamıyorsun Bana bir vakit göster ki, o vakitte Allah-u Zülcelâl'e ibadet yapayım Başka vakit yok ki! Ne zaman ibadet yapacaksın? Diye sormuyoruz Allah-u Zülcelâl hepimize kendi rahmetiyle, fazlıyla razı olacağı şekilde ameli salih nasip etsin (Âmin) İLİM MECLİSİNDEN SOHBETLER |
|
|
|