Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim > Tarih / Coğrafya

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
efsanesi, ezo, gelin

Ezo Gelin Efsanesi

Eski 07-26-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ezo Gelin Efsanesi



Ezo Gelin Kimdir?



Asıl adı "Zöhre" olan Ezo Gelin, 1909´da Oğuzeli ilçesinin Uruş köyünde doğdu Babası, Bozgeyikli oymağından Emir Dede, anası Elif´tir Nüfus kaydında halen bekar görünen Ezo´nun, üçü erkek, üçü kız altı kardeşi daha vardır Ezo, erken gençliğinden itibaren, güzelliğiyle dikkatleri üzerinde topluyordu O kadar ki; düğünlerde gözler, gelinden çok onun üzerinde gezinirdi Ezo´yu, birçok zenginin yanı sıra, o zamanki Halep ilimizin Carablus ilçesinin Kozbaş köyünde oturan teyzeoğlu Memey (Memet) istiyordu Taktirde yazılan tedbirde bozulmamış; Ezo´nun ilk evliliği ne bu ağalardan biriyle oldu, ne de teyzeoğluyla…

Ezo´nun Güzelliği

Anlatanlar, Ezo´nun güzelliğini nereye koyacaklarını bilemiyorlar Öykümüze geçmeden, Ezo´nun güzelliği üstüne dillerde dolaşanları özetlemeye çalışalım:

- Öylesine güzelmiş ki Ezo; görenler, iki yanağına birer elma oturtulmuş sanırlarmış

- Öyle güzelmiş ki Ezo; bakanlar bakmaya doymazlarmış

- Öyle güzelmiş ki, bir yaz günü kapısını çalıp bir kap ayran isteyen gurbetçi bir çerçi, Ezo´nun güzelliği karşısında şaşalayıp, Ezo´nun uzattığı ayran tasını yere düşürüp kırmış

- Öyle güzelmiş ki Ezo; gülümseyerek bakmasıyla, düşmanları barıştırırmış,

- Öylesine güzelmiş ki Ezo; olursa o kadar olurmuş…

Öykümüz Başlıyor…

Ezo´nun güzelliği söyleyen dillere söylence olurken, Barak ovasında bir genç adamın adı dillerde dolaşır olmuştu Bu komşu Beledin köyünden, "Şitto" Hanefi Açıkgöz´dü Şitto´nun bağlaması, akarsulara "Siz şırıldamayın, ben şırıldayım"; seside bülbüllere, "Siz şakımayın, ben şakıyayım" diyen cinstendi O sıralar Hanefi 30; ay´a "Sen doğma ben doğayım" diyen güzeller güzeli Ezo da 20 yaşlarındaydı

Gün o idi ki; Uruş köyünde Hacı Mamuş´un düğünü vardı Düğüne Ezo da Şitto da çağrılıydılar elbet Düğünde tüm gözler gelini de güveyi de unutup, Ezo ile Şitto´yu izledi Şitto, Ezo´ya gönlünü kaptırdı Şitto Hanefi´nin gönlüyle kafası aynı telden çalıyordu Bu nedenle, Ezo´ya dünür yolladı Hanefi, ala ala "düşünelim" cevabı aldı

Araya acımasız zaman girdi Bu ara Şitto, kendi köyü Beledinden Mehmet Örtürk´le yörenin töresi olan "değişik"i uygulamaya karar verdi( Bu töreye göre, bir erkek, hısımlarından bir kızı bir arkadaşına verir, arkadaşının hısımı bir kızı alır Böylece iki tarafta çevrede "kalın" diye anılan başlıktan kurtulmuş olur) Şitto halası Hazik´i Mehmet´e verecek; buna karşılık Mehmet´in kızkardeşi Selvi´yi alacaktı Araya girenler girdi; bu "değişik" gerçekleşemedi Öyle ki; Şitto Hanefi, eş-dostla acı-yüz (yani onların yüzüne bakamaz) oldu

Ezo Şitto İle Evleniyor

Derler ya; "İnsan sarayda olmamalı Sareay insanda olmalı…" Şitto´nun doğru dürüst evi bile yoktu ama, yüreğinde Ezo geziniyordu Eşin dostun araya girmesiyle, Ezo Şitto´ya çatıldı "Ele gelin gelir, bize kalın gelir" demişler Bu evlenmede Şitto´ya kalın (başlık) da gelmeyecekti Çünkü Şitto Ezo´yu almasına karşılık, Ezo´nun ağabeyi Zeynel´e halası Hazik´i verecekti Alan razı veren razı…

Güzün ortanca ayında iki düğün birden kuruldu Şitto´yla Ezo´nun düğünü Beledin köyünde; Zeynel´le Hazik´in düğünü Uruş´ta kuruldu Zurna öttü davul vuruldu… Alındı, verildi; iki köyde, gerdeğe girildi Sen sağ ben selamet Bu demektir ki iki köyde iki mutlu yuva kuruldu

Şitto ile Ezo, sizlere layık mutlu bir yaşamı sürdürüyordu Ağızlarının tadı yerindeydi yani Gelgelelim, mutlulukları göze geldi

Daha doğrusu aralarına arabozucular girdi Yemediler-içmediler, dedikodu yaptılar Atalarımız "Söz taşıma taş taşı" demiş ama, bazı kendini bilmezler söz taşıdılar Hatta kendileri söz uydurup getirdiler, götürdüler…

Bir harman sonu evlenmişlerdi; ikinci harman sonuna dek birlikte yaşayamadı Şitto ile Ezo, Şitto öykülerini bir cümlede özetler

"Kötü talih geç buldum; tez yitirdim…"

Şitto Ezo´yu boşayınca "değişik" töresince halası Hazik de geri döndü

Ezo´nun İkinci Evliliği

Efsanesel güzel Ezo, Şitto Hanefi´den ayrıldıktan sonra altı yıl dul kaldı Yörenin ağızbirliği etmişçesine anlattıklarına göre Ezo, bu süre boyunca daha bir serpildi, daha bir güzelleşti Öyle ki görenin gözü kalırdı Nasıl anlatmalı: O bir ışıktı da, tüm erkekler, onun çevresinde pervane kesilmişlerdi

Genç-yaşlı, zengin-fakir, nice talibi çıktı Ezo´nun Her talibi, tek tüy isteyen Hz Süleyman´ın önünde tüm tüylerini döküverdiği söylenen yarasa örneği, neyi var-neyi yoksa önüne seriyorlardı Ezo´nun Ezo tam altı yıl, evlenme önerilerini geri çevirdi Sonunda, ailesinin de ısrarı üzerine, kendisine genç kızlığından beri talip olan Teyzeoğlu Memey´le evlenmeye razı lodu Türkmen oymağından olan Memey Suriye´nin, Calabrus ilçesinin Türkiye sınırına yakın Kozbaş köyünde oturuyordu Ezo 1936 yılının güzünde Uruş´tan Kozbaş´a gelin gitti Bu evliliğide değişik töresine göre olmuş; onu alan Memey, bacısı Selvi´yi, Ezo´nun ağabeyi Zeynel Bozgedik´e vermişti

Öykünün Sonu

Ezo´yla Memey´in iki kızları oldu İlki fazla yaşamadan öldü "Celile" adlı ikinci kızları halen sağdır ve Suriye´de yaşamaktadır

Ezo´nun ikinci kocasıyla geçimi yerindeydi Ne var ki "gurbet" denilen bir ateş yüreğini yakıyordu da Türk köylüsü "çalının ardı gurbet" der Ezo da, Kozbaş´tan Türkiye´yi, Uruş´u görüyorduHatta ara sıra doğduğu köye gidip geliyordu ama, bunlar özlemini azaltmıyor, pekiştiriyor, dayanılmaz hale getiriyordu Yakınları onun "Vara öleyim, tek yurdumda kalayım" dediğini anlatırlar

Ezo bir de "göreceksiniz bu gurbetlik beni öldürecek" der ve öldüğünde, hiç olmazsa Türkiye´yi görecek bir yere gömülmesini dilerdi

Dediği de oldu Suriye´ye gidişinin yirminci yılında, 1956 güzünde Ezo yatağa düştü Hastalığının ince hastalık (verem) olduğunu, herkes gibi kendisi de biliyordu Ezo, kızı Celile´yi yatağının başından ayırmak istemiyordu Ecelle kavil gününün gelip çattığını anlıyor, tek avuntuyu güzel kızı Celile´de buluyordu

Ve Ezo Gelin güz yağmurlarının düştüğü bir Cuma, yatsı vakti son soluğunu soludu

Eşi ve yakınları, casiyetini dikkate alarak, onu; arasıra tepesine çıkıp yaşlı gözlerle Türkiye´yi seyrettiği Bozhöyük´ün en yüksek noktasına gömdüler "Mezarı oradadır şimdi-o kum ülkesinde…"

EZOGELİN TÜRKÜSÜ

Ezo gelin benim olsan seni vermem feleğe,

Güzel yosmam başın için salma beni dileğe,

Anası huridir de, kendi benzer meleğe

Nenneyle de ah bahtı karam nenneyle, neneyle

Çık Suriye dağlarına bizim ele eleyle,

Gel bahtı karam gel sıladan ayrı yazılalım gel…

Ezo Gelin çık Suriye dağlarının başına,

Güneş vursun da kemerin kaşına kaşına,

Bizi kınayanın bu ayrılık gelsin başına başına

Nenneyle de ah bahtı karam nenneyle, neneyle

Çık Suriye dağlarına bizim ele eleyle,

Gel bahtı karam gel sıladan ayrı yazılalım gel…

Alıntı Yaparak Cevapla

Ezo Gelin Efsanesi

Eski 07-26-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ezo Gelin Efsanesi



Emeqinize saqLık ismimin ezqi oLmasından doLayı arkadaşLarım bana ezo derLer
hep meraq ederdim ezo kimdir diye tşkkLer payLaşım içn(:

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.