Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim > Tarih / Coğrafya

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
edebiyat, tanzimat

Tanzimat Edebiyat

Eski 07-26-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tanzimat Edebiyat





Tanzimat Edebiyat


TANZİMAT EDEBİYATI İkinci Dönem (1876-1896 arası)

VE

Edebiyatçıları



1876-1896 yılları arasında ikinci dönemin tanınmış temsilcileri Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami Paşazade Sezai ve Nabizade Nazım'dır


İkinci dönem edebiyatçıların sanat anlayışları birincilerden farklıdır İkinci dönemde sanat sanat içindir anlayışıyla eserler verilmiştir Bunun sebebi bu devirde idarenin daha baskıcı davranmasıdır


Bu dönemde batı edebiyatı örnekleri daha başarılı bir şekilde ortaya konmuştur


Dönemin sanatçıları devlet işleriyle, siyasetle, toplum meseleleriyle değil sadece sanatla ilgilenmişlerdir Birinci dönem sanatçılarının toplumsal sorunlarla ilgilenmelerine karşın bu dönem sanatçıları kişisel konu ve temaları işlemişlerdir


Bu yüzden dilleri daha ağırdır


Dönemin romanlarında realizmin, şiirinde ise romantizmin etkisi vardır


Dönemin Edebiyatçıları


Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914)

Şiir, roman, hikâye, tiyatro, eleştiri, edebî bilgiler türlerinde eserler vermiştir


Şiirlerinde hüznü ve elemi işlemiştir Ölümü hatırlatan tabiat manzaraları, hüzünlü duygular, romantik güzellikler, solgun güller, kitap yaprakları arasında kurutulmuş çiçekler, küçük kuşlar onun şiirlerinin konuları arasındadır Oğlu Nejad’ın ölümü; işli, üzüntülü şiirler yazmasında etkili olmuştur


Edebiyatta yenileşmeden yanadır Muallim Naci ile aralarında bu konularda tartışmalar olmuştur


Eserleri


Nağme-i Seher: Şiir


Yadigâr-ı Şebab: Şiir


Pejmürde: Şiir


Zemzeme: Şiir Önsüzünde edebiyat hakkındaki düşünceleri ve edebî eleştirileri vardır (Bu esere Muallim Naci “Demdeme” ile karşılık vermiştir)


Muhsin Bey: Hikâye


Şemsa: Hikâye


Araba Sevdası: Roman Realizmin etkisiyle yazılmıştır ve batı hayranlığı yolunda düşülen garip durumları eleştirir


Çok Bilen Çık Yanılır: Komedi


Afife Anjelik: Tiyatro


Vuslat: Tiyatro


Atala: Tiyatro


Talim-i Edebiyat: Edebî bilgiler içerir



Samipaşazade Sezai (1860-1936)

Batılı tarzda hikâyeleri ve bir romanı vardır


Sergüzeşt adlı romanı realizme doğru atılmış bir adımdır


Küçük Şeyler adlı hikâye kitabı Fransız realistlerinin sanat anlayışlarına uygundur


Rumuzul-edeb, bazı makale, hikâye ve sohbetlerini içerir


Romantik özellikler taşıyan şiirler de yazmıştır


Şiir isimli bir de piyesi vardır


“İclâl”de, yeğeni İclâl’in ölümü üzerine yazdığı mersiye, bazı nesirleri ve hatıraları vardır



Abdülhak Hâmit Tarhan (1852-1937)

Edebiyatta batılılaşmanın asıl ihtilâlcisidir


Şair-i Azam olarak bilinir


Kurallara uymayan, batı şiirinde gördüğü her yeniliği Türk şiirine uygulayan, divan şiirini bitiren o olmuştur


Doğu ve batı şiirini işlendikleri yerlere giderek öğrenmiştir


Sanatında romantik etkiler vardır


Zengin bir lirizm bulunan şiirlerinde vezne, kafiyeye, söze, dile pek önem vermemiştir Taşkınlık ve yücelik, söyleyişteki tezat onun şiirinin önemli özellikleridir


Şiirlerinde ve tiyatrolarında tarihî konular önemli bir yer tutar Soyut kavramlar, hayat, tabiat, ölüm, insan, onun işlediği konulardır


Şiirleri: Sahra, Belde, Makber, Ölü, Bunlar O’dur, Hacle, Bâlâdan Bir Ses, Garam


Yirmiye yakın tiyatrosu vardır Sahnelenmesi imkânsız tiyatro eserleri yazmıştır Bu eserlerde insanların yanında ölüler, ruhlar, hayaletler, periler de rol alır Tiyatroda egzotik, tarihî, millî ve dinî konuları işlemiştir Bazı oyunlarında Shakespeare’in tesiri görülür Hepsi de dramdır ve bazıları mensur bazıları da manzumdur


İlk tiyatro eseri Macera-yı Aşk’tır Tarık, Finten, Eşber, Nesteren, Sardanapal, İlhan, Hakan, Liberte önemli tiyatro eserleridir


Nabizade Nazım (1862-1893)

Romanlarıyla ve hikâyeleriyle realizmin ve natüralizmin temsilcisidir


Karabibik, edebiyatımızda Anadolu konulu ilk hikâyedir Köy romanı olarak bilinir Köy hayatı tam bir realizmle yansıtılmıştır


Zehra, ilk psikolojik roman örneğidir Eserde tasvir ve tahliller geniş yer tutar


Diğer hikâyeleri: Yadigârlarım, Bir Hatıra, Sevda, Haspa


Muallim Naci (1850-1893)

Eski şiirin savunucusu ve temsilcisidir Eski-yeni konusunda Recaizade ile aralarında tartışmalar olmuştur Naci göze hitap eden kafiyeyi savunurken, Recaizade kulağa hitap eden kafiyeyi savunmuştur Tartışma konusu, “abes” ve “muktebes” kelimelerinin -eski yazıda- kafiyeli olup olmadıklarıdır


Batılı şiiri benimsememesine rağmen bu alanda başarılı şiirler yazmıştır


Şiir kitapları: Ateşpare, Şerare, Füruzan, Sünbüle


Edebî eseri: Istılahat-ı Edebiye


Sözlüğü: Lûgat-ı Naci

Alıntı Yaparak Cevapla

Tanzimat Edebiyat

Eski 07-26-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tanzimat Edebiyat





TANZİMAT EDEBİYATI Birinci Dönem (1860-1876 arası) Edebiyatçıları



Namık Kemal (1840-1888


Tanzimat edebiyatının en hareketli ve heyecanlı ismidir


Vatan şairi olarak tanınır Şiirlerinden çok nesirleri ile tanınır


Edebiyatta hürriyet kavramını ilk kullanan şairdir Şiirlerinde “hürriyet, vatan, kanun, hak, adalet” kavramlarını işlemiştir Hürriyet Kasidesi, Vatan Şarkısı ve Vatan Mersiyesi bu konuları içerir


Namık Kemal de eski kültürle yetişmiş, divan şiiri eğitimi almış, gazeller, kasideler yazmıştır


Fakat o da sonradan divan edebiyatını eleştirmiştir Ziya Paşa’nın Harabat’ına karşı Tahrib-i Harabat’ı yazarak eskiye olan tepkisini ortaya koymuştur


Şinasi’nin kurduğu Tasvir-i Efkâr’ı, Şinasi Paris’e kaçınca Namık Kemal çıkarmaya başladı Daha sonra kendisi de Ziya Paşa ile Paris’e kaçarak orada Hürriyet gazetesini çıkardı İstanbul'a döndükten sonra İbret gazetesini çıkardı


Eserlerinde romantizmin etkisi görülür


Tiyatroyu faydalı bir eğlence olarak görmüştür


Eserleri:


İntibah: İlk edebî roman


Cezmi: İlk tarihî roman


Tahrib-i Harabat, Takip: İlk edebî eleştiri Ziya Paşa’nın Harabat’ını eleştirmek için yazmıştır


Renan Müdafaanamesi: İlk eleştiri


Vatan Yahut Silistre: oyun


Celâlettin Harzemşah: oyun


Gülnihal: oyun Onun en başarılı tiyatro eseridir


Âkif Bey: oyun


Zavallı Çocuk: oyun


Kara Belâ: oyun


Osmanlı Tarihi, Kanije Muhasarası, İslâm Tarihi: tarih




Ahmet Mithat Efendi (1844-1912)


Edebiyat, tarih, coğrafya, ziraat, iktisat alanlarında eserler vermiştir


Edebiyat yapmak için değil, okuma zevki aşılamak ve halkı eğitmek gayesiyle yazmıştır


En velût yazarımız odur Yazı makinesi olarak bilinir


Asıl ilgi alanları, gazetecilik, romancılık ve hikâyeciliktir


Otuz altısı roman olmak üzere iki yüze yakın eseri vardır Romanları tür bakımından çeşitlilik gösterir: macera, aşk, polisiye, tarih


Dili sadedir, çünkü eser vermekteki amacı halkı eğitmektir Hatta romanlarında olayın akışını keserek okuyucuya bilgiler de vermiştir


Eserleri:


Romanları: Hasan Mellâh, Hüseyin Fellâh, Felâtun Bey’le Rakım Efendi, Paris’te Bir Türk, Yeniçeriler


Çıkardığı gazeteler: Bedir, Devir, Tercüman-ı Hakikat


Hikâyeleri: Letaif-i Rivayet




Şemsettin Sami (1850-1904)

Dil alanındaki eserleri ile tanınır


Kamus-ı Türkî adlı sözlüğü edebiyat ve dil alanında en önemli eserlerdendir


Kamus-ı Arabî ve Kamus-ı Fransevî: Diğer sözcükleri


Kamusul-a’lâm: Ansiklopedik sözlük


Sefiller: Hugo’dan çeviri


Robenson Cruose: çeviri roman




Ahmet Vefik Paşa (1823-1891)


Milliyetçilik ve Türkçülük akımının en önemli isimlerindendir


Tiyatro uyarlamaları ve çevirileri vardır


Bursa’da bir tiyatro yaptırmış, burada tercüme ettiği eserleri sahnelettirmiş, halkı tiyatroya gitme konusunda yönlendirmiştir


Moliere’in hemen hemen bütün eserlerini çevirmiştir


Tarih ve dil alanında da eserleri vardır Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Türk’ünü Çağataycadan çevirmiştir


Lehçe-i Osmanî: sözlük


Atalar Sözü: ata sözleri mecmuası


Hikmet-i Tarih ve Fezleke-i Tarih-i Osmanî adlı, tarihle ilgili eserleri de vardır

Alıntı Yaparak Cevapla

Tanzimat Edebiyat

Eski 07-26-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tanzimat Edebiyat





Tanzimat Dönemi Edebiyatı (1860-1896)


Tanzimat edebiyatında yenileştirilen ilk tür şiirdir Roman ve piyes gibi türler henüz denenmeden, şiir üzerinde bazı yenileştirmelere başlanmıştı Şiirde de, önce, yeni bir dil ve söyleyiş aranmakla işe girişilir bu dil ve söyleyişin yöneldiği kaynak ise konuşma dili ve üslûbudur


Namık Kemal’in etkisinde olan Recai-zâde Mahmud Ekrem ve her ikisinin izinde yürüyen Abdülhak Hâmid Tarhan, şekilce bazen eskiye bağlı kalmakla beraber Türk şiirine giren yeni söyleyişi geliştirirler İbrahim Şinasi’de konuşma diline yaklaşma çabasını gösteren dil üslûbun Namık Kemal ve Ziya Paşa’dan başlayarak romantik şiirin tesiriyle, Recai-zâde Ekrem’de ve daha çok Abdülhak Hamid’de konuşma dilinden tamamen uzaklaştığını kaydetmek gerekir Yeni şiirin ilk temaları Şinasi’de medeniyet, hak, hukuk, adâlet, kanun, devlet ve milletin karşılıklı hak ve ödevleri gibi sosyal ve siyasî unsurlardır Namık Kemal ile Ziya Paşa'da bunlara hürriyet ve vatan temaları da eklenir


Tanzimat şiirinin ikinci nesline giren Recai-zâde Mahmud Ekrem ve Abdülhak Hâmid ise sosyal konuları ikinci plana attıkları gibi metafizik düşünüşe de yönelirler Yeni şiirinin üçüncü temasını ezelî tema olan ferdin his hayatı ve bilhassa aşk teşkil eder Ve İbrahim Şinasi’den Hâmid’e doğru bunun kullanış hacmi gittikçe genişler Bu arada eski şiirin sun’î ve klişe sevgili tipinden de kurtulan yeni şiir, hayattaki normal kadın güzelliğine yönelerek yeni bir sevgili tipi yaratır


Tanzimat devrinin ikinci nesliyle birlikte şiirde yer tuttuğu görülen sonuncu ve mühim bir tabiatı kaydetmek gerekir Romantizmin tesiri ile giren ve gerçek tabiata dayanan bu tema eski şiirin soyut ve klişe tabiat anlayışından tamamıyle kurtulmuştur


Tanzimat şiirinde yeni şekillerin yanında bazen aynen ve bazen de değişik olarak divan nazmının şekilleri de yer alırlar



İbrahim Şinasi


Ziya Paşa


Namık Kemal


Sâdullah Paşa


Recai-zade Mahmud Ekrem


Abdülhak Hamid Tarhan


Muallim Naci


Mehmed Celâl

Alıntı Yaparak Cevapla

Tanzimat Edebiyat

Eski 07-26-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tanzimat Edebiyat





Tanzimat edebiyatı, Tanzimat Edebiyatı, siyasi tanzimatın ilanından yaklaşık 20 yıl sonra, 1860'ta, Şinasi'nin Tercümanı-ı Ahval Gazetesi'ni çıkarmasıyla başlar ve 1895'e kadar sürer


Tanzimat Edebiyatı, eski kuruluşlarla düşüncelerin karşısına toplumsal ve siyasal düzeltimlerle çıkar Yayınevlerinin gelişmesi, gazeteciliğin Batı'dan geniş ölçüde esinlenmesi, güçlü edebiyatçıların yetişmesi, etkili bir kamuoyu yaratır


Tanzimat Edebiyatı, Batı'ya yönelmiş bir Türk Edebiyatı'dır Toplum hayatımızın hızla değişme ve gelişme akımlarının itici fikir gücü Tanzimat'la başlar Divan Edebiyatı'nın yüzyıllar boyu süren durgunluğu, Tanzimat'la ortadan kalkmıştır


Tanzimat'tan sonra orta sınıf oluşur; bu orta sınıf, kendi edebiyatını yaratır; yeni bir edebiyat ortaya çıkar Dil, artık Divan Edebiyatı dili değil, orta tabakanın günlük konuşmaya çok yakın olan dilidir Tanzimat'tan sonra nesir, roman ve tiyatro büyük bir yer işgal eder Nesrin gelişmesinde gazeteciliğin büyük rolü vardır


Tanzimat Edebiyatı ile; topluma yeni bir duyuş, düşünüş ve anlatış tarzı, yeni bir dünya ve insan anlayışı gelmiş; bütün edebiyatımız boyunca önemsenmemiş bulunan düz söz dönemi başlamıştır Avrupa düşünüş sistemi, Tanzimat'la ülkeye yayılır Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamit, Sami Paşazade Sezai bu dönemin en önemli kişileridir


TANZİMAT EDEBİYATI Tanzimat dönemi edebiyatı (1860-1869): Türk toplumunda, 1860-1896 yılları arasındaki edebiyat etkinlikleri, Tanzimat edebiyatı adı altında toplanır Batılılaşma olgusunu gerek basın, gerek edebiyat yapıtları aracılığıyla yaygınlaştırmaya çalışan Tanzimat dönemi yazarları, Batı şiir, roman ve tiyatrosundan oldukça etkilendiler Bu etkilenmeler, özellikle çeviri yoluyla gerçekleşti Tanzimat yazarları sanat anlayışları bakımından ikiye ayrılabilir: Namık Kemal, Şinasi, Ahmet Mithat Efendi, ve Ziya Paşayı kapsayan birinci kuşak (1860-1875); Recaizade Mahmut Ekrem, Sarnipaşaza-de Sezai, Nabizade Nâzım ve AbdülhakHamiti kapsayan ikinci kuşak (1875-1896) Birinci kuşak sanat toplum içindir, ikinci kuşak ise sanat sanat içindir İlkesini benimsemiştir Tanzimat döneminde ilk olarak Batı edebiyatından bazı romanlar çevrilmiş, bu çevirileri örnek alan Tanzimat romancıları, Batılılaşma, yanlış eğitim, esirlik gibi toplumsal kavram ve kurumları bazen alaycı, bazen de gerçekçi bir biçimde işlemişler, romantizm (Namık Kemal, Ahmet Mithat Ffendi, Şemsettin Sami) ve gerçekçilik (Recaizade Mahmut Ekrem, Nabizade Nâzım, Samipaşazade Sezai) akımlarını benimsemişlerdir Ayrıca bu dönemde, Türk tiyatrosu oluşmaya başlamıştır Tanzimat dönemi Türk edebiyatı, birçok eksikliğine ve yanılgılarına karşın, Batı örneğinde Türk edebiyatının başlangıcını oluşturması bakımından önem taşır Bu dönemde Batı şiiri, romanı, tiyatrosu Türk toplumuna tanıtılmaya çalışılmış, edebiyat yapıtları aracılığıyla toplumun eğitilmesine ve bilinçlendirilmesine önem verilmiştir Söz konusu dönemde çıkan gazete ve dergilerinde, özellikle siyasal bilinçlenmede büyük katkısı olmuş, XIX yyın sonlarına doğru, yeni yetişen ve özellikle Fransız edebiyatından bazı etkiler alan genç kuşak, servet-i Fünun dergisinde toplanarak, yeni bir edebiyat dönemini başlatmıştır TANZİMAT EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ Tanzimat edebiyatı, Batı kültürüyle yetişen kimselerin Tanzimat devrinde Batı edebiyatını örnek tutarak meydana getirdikleri edebiyattır Bu edebiyat siyasî Tanzimat’ın ilânından yirmi yıl kadar sonra 1860’ta, Şinasi’nin Agâh Efendi ile birlikte Tercümân-ı Ahvâl gazetesini çıkarmalarıyla başlamış, 1895’e kadar sürmüştür Tanzimat edebiyatının başlıca özellikleri şu noktalar üzerinde toplanabilir: aTanzimat edebiyatı sanatçıları, Divan edebiyatında bulunan şiir, tarih, mektup, vb gibi edebiyat türlerini Batı anlayışına göre yenileştirmişler; ayrıca, Divan edebiyatında hiç bulunmayan makale, tiyatro, roman, hikaye, anı, eleştirme, vb gibi yeni edebiyat türleri getirmişlerdir bTanzimat edebiyatının özellikle ilk devirlerinde yetişen sanatçıların çoğu (Ziya Paşa, Namık Kemal, vb) Montesquieu, Rousseau, Voltaire, vb gibi Fransız devrimci yazarlarının etkisi altında kalarak, makale ve şiirlerinde zulme, haksızlığa, hırsızlığa geriliğe karşı şiddetli bir dille mücadeleye girişmişler; vatan, millet, hürriyet hak, adalet, kanun, meşrutiyet vb gibi kavramları memlekete yaymaya çalışmışlar, “toplum için sanat” anlayışını benimsemişlerdir Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçılar ise (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hâmit, Sami Paşa-zâde Sezai vb) toplum işlerine daha az karışmışlar, “sanat için sanat” anlayışını benimser görünmüşlerdir c Çoğu Fransız edebiyatını örnek olarak alan bu sanatçıların bir kısmı Klasisizm (Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Ali Bey, vb)bir kısmı da Realizm (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Sami Paşazâde Sezai, Nabi-zâde Nâzım, vb) akımlarının etkisi altında eserler vermişlerdir çTanzimat edebiyatı, Divan edebiyatının tersine olarak, seçkin kişiler için değil, halk için meydana getirilen bir edebiyat olmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır Bu görüşü benimseyen sanatçılar (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ali Bey, vb) özellikle makale, tiyatro, anı, kısmen de roman türlerinde bu yolda eserler vermişlerdir Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen bazı sanatçılar ise (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit, vb) bu amaçtan uzaklaşmış görünmektedirler d Bu görüşün bir sonucu olarak, dilin sadeleşmesi, konuşma dilinin yazı dili haline gelmesi düşüncesi savunulmuştur Tanzimat edebiyatının başlıca sanatçıları (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ahmet Cevdet Paşa, Şemseddin Sami, vb) dil konusunda böyle düşünmekle birlikte, hiçbiri eski alışkanlıklarından kurtulup da büsbütün konuşma diliyle yazmış değildir

Alıntı Yaparak Cevapla

Tanzimat Edebiyat

Eski 07-26-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tanzimat Edebiyat





Batı Uygarlığı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı


Türk (Osmanlı) toplumunda 18 yüzyıldan sonra batı uygarlığı çevresine girme yolunda çalışmalar yapılmıştır Askerlik ve siyaset alanındaki gelişmeler bir süre sonra edebiyat yaşamında da etkisini göstermeye başladı Özellikle batıyı gören ve yakından tanıma olanağını bulan edebiyatçılar yeni bir edebiyatın ilk habercileri oldular Batı uygarlığı etkisinde gelişen Türk edebiyatının başlangıcı olarak Tercüman-ı Ahval (1860) gazetesinin çıkışı kabul edilmektedir Çünkü bu gazete resmi ya da yarı resmi bir yayın organı değil, özel girişimle çıkartılan ilk Türk gazetesiydi Böylece başladığı kabul edilen bu yeni dönem şu alt dönemlerde incelenmektedir: Tanzimat dönemi, Servet-i Fünun dönemi, Fecr-i Âti dönemi, Milli edebiyat dönemi, Cumhuriyet ve sonrası



1- Tanzimat Edebiyatının önemli isimleri:


Namık Kemal, Şinasi, Ahmet Mithat, Ziya Paşa, Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit, Samipaşazade Sezai vb



2- Servet-i Fünun Edebiyatının önemli isimleri:

Recaizade Mahmut Ekrem, Tevfik Fikret, Cenab Şahabeddin, Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf vb



3- Fecr-i Âti Edebiyatının önemli isimleri:

Ahmed Haşim, Emin Bülent Serdaroğlu, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Fuad Köprülü, Yakup Kadri Karaosmanoğlu vb



4- Milli Edebiyatın önemli isimleri:

Ömer Seyfettin, Mehmet Akif Ersoy, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin vb




5- Cumhuriyet ve Sonrası Edebiyatın önemli isimleri:

Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır, Nazım Hikmet, Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat, Cahit Külebi, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Peyami Safa, Kemal Tahir, Aziz Nesin, Necati Cumalı, Selim İleri, Fakir Baykurt, Orhan Pamuk vb

Alıntı Yaparak Cevapla

Tanzimat Edebiyat

Eski 07-26-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tanzimat Edebiyat





TANZİMAT EDEBİYATI VE BİZDEKİ YENİLİKLER


Tanzimat Fermanı ile beraber edebiyatta da batıya yönelme başlar


Tanzimat dönemi edebiyatının kesin olmamakla birlikte başlangıç tarihi olarak 1860 gösterilebilir Bu tarih, Tercüman-ı Ahval’in yayımlanmaya başlayış tarihidir


Bu dönemde batı edebiyatlarından birçok yeni tür ve şekiller alınmış; önceleri çevirme, sonraları taklit ve telif etmek suretinde bu türlerde eserler verilmiştir


Tanzimat Edebiyatının temsilcilerinin amacı batı örneğine göre bir edebiyat yaratmak ve batı hayatını tanıtmak olduğu için, sanatçıların hepsi edebiyat türlerinin romandan şiire kadar en az bir kaçı ile örnekler yazmışlardır Bu dönemde telif eserler yanında çok sayıda tercüme ve adapte eser de Türk Edebiyatına dahil edilmiştir




Bu dönemde yapılan yenilikler ve alınan türler şunlardır




Gazete

Bir yayın organı olarak 1831’de çıkmaya başlayan Takvim-i Vakayi, resmî bir gazete idi


Daha sonra yarı resmî olarak 1840’ta İngiliz Churchill tarafından Ceride-i Havadis çıkarıldı


İlk edebî ve özel gazete ise 1860 yılında Şinasî ve Âgâh Efendiler tarafından çıkarılan Tercüman-ı Ahvaldir


Daha sonra Şinasî, 1862’de Tasvir-i Efkâr’ı çıkarmaya başlar


Bunların dışında Muhbir (1866), Hürriyet (1867), Basiret (1869), İbret (1871), Devir (1872), Bedir (1872) gazeteleri çıkar




Hikâye ve Roman

Türk edebiyatı romanla ilk defa 1859’da karşılaşır Yusuf Kâmil Paşa Fenolen’in Telemak (Telemaque) adlı romanını tercüme eder


İlk yerli roman Şemsettin Sami’nin Taşşuk-ı Talât ve Fıtnat (1872)’ıdır


İlk hikâye Ahmet Mithat Efendi’nin Letaif-i Rivayet’idir




Tiyatro

İlk tiyatro Şinasi’nin Şair Evlenmesi adlı, iki perdelik, komedi türündeki eseridir Eserde görücü usulü ile yapılan evliliklere gönderme yapılır




Şiir

Tanzimat döneminde en önemli yenilik şiirde görülür


Şekil olarak divan şiirine bağlı kalınmış, fakat konu bakımından hem eski terk edilmiş hem de oldukça yeni ve çeşitli konular işlenmiştir


Aruz ölçüsünün yanında az da olsa hece kullanılmıştır


Gazel, kaside, terkib-i bent gibi şekiller kullanılarak hak Adaler, kanun, medeniyet, eşitlik hürriyet kavramları işlenmiştir




Tanzimat yazar ve şairleri hem yaşadıkları dönem hem de -daha önemlisi- edebiyata bakış açıları ve işledikleri konular bakımından iki gruba ayrılır:


1) Birinci Dönem (1860-1876 arası)


2) İkinci Dönem (1876-1896 arası)

Alıntı Yaparak Cevapla

Tanzimat Edebiyat

Eski 07-26-2012   #7
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tanzimat Edebiyat





TANZİMAT EDEBİYATI Birinci Dönem (1860-1876 arası)



1860-1876 yılları arasında Tanzimat edebiyatının birinci dönem temsilcileri Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami ve Ahmet Vefik Paşa'dır


Bu dönemde sanat toplum içindir görüşü benimsenmiştir


Bu sebeple şiirde söyleyişe değil fikre önem verilmiştir


Dilde sadeleşme fikri savunulmuş ama uygulanamamıştır


Hece vezni ve halk edebiyatı da savunulmuş ama sözde kalmıştır


Divan edebiyatına tümden karşı çıkılmış ve ağır bir dille eleştirilmiştir


Fransız edebiyatı örnek alınarak romantizmden etkilenilmiştir


Roman, tiyatro, makale gibi batıdan alınan türler ilk defa bu dönemde kullanılmıştır


Noktalama işaretleri de ilk defa bu dönemde kullanılmıştır


Kölelik ve cariyelik, romanlarda sıkça işlenmiştir


Romanlar teknik bakımdan oldukça zayıftır Yer yer olayların akışı kesilerek okuyucuya bilgiler verilmiştir, uzun uzun tasvirler yapılmış, tesadüflere sıkça yer verilmiştir


Edebiyatçılar edebiyatın yanında devlet işleriyle, siyasetle de bilfiil ilgilenmişlerdir




Dönemin edebiyatçıları



Şinasi (1826-1871)

Türk edebiyatında yeniliklerin öncüsüdür


1860’ta Tercüman-ı Ahval’i (ilk özel gazete), 1862’de Tasvir-i Efkâr’ı çıkardı


İlk makaleyi (Tercüman-ı Ahval mukaddimesi), ilk piyesi (Şair Evlenmesi) o yazdı


Noktalama işaretlerini de ilk defa o kullandı


La Fontaine’den fabllar tercüme etti


Lamartin’den de manzum çevirileri vardır İlk şiir çevirilerini de o yaptı


Nesirlerinde dili sade; şiirlerine ise ağırdır


Tanzimat Fermanı’nı ilân eden Mustafa Reşit Paşa için yazdığı iki kasidesi ünlüdür Bu kasidelerdeki övgüleri divan şiirindekinden daha abartılıdır


O, başarılı bir şair ve yazar olmamasına rağmen batı edebiyatından alınan yeni türlerle edebiyatımızın batılılaşmasında en çok onun emeği vardır


Eserleri:


Şair Evlenmesi (Piyes; edebiyatımızdaki ilk tiyatro eseri),


Müntehabat-ı Eşar (Şiir),


Divan-ı Şinasi (Şiir),


Durub-ı Emsal-i Osmaniye (ilk ata sözleri kitabı),


Tercüme-i Manzume (çeviri şiirler)




Ziya Paşa (1829-1880)

Doğu kültürüyle yetişmiş, sonradan batı edebiyatına yönelmiştir


Fikren yenilikçi olmasına rağmen eserlerinde eskiyi, divan şiiri geleneğini devam ettirmiş, gazel ve kasideler yazmıştır


En meşhur terkib-i bent ve terci-i bent şairimizdir


Harabat adlı bir divan şiiri antolojisi vardır Daha önce “Şiir ve İnşa”da divan şiirinin bizim şiirimiz olmadığını, asıl şiirimizin halk şiiri olduğunu söyleyen şair, eski şiir geleneğini sürdürmüş, Harabat’ta âşık şiirini eleştirmiştir Bunun yanında sade dilden yanadır, ama kendisi ağır bir dil kullanır Bu onun içinde bulunduğu bir ikilemdir Hem eskiyi eleştirmekte hem de geleneği devam ettirmektedir


Eserleri:


Harabat: Divan Şiiri antolojisi


Külliyat-ı Ziya Paşa/Eş’ar-ı Ziya: Divan şiiri tarzındaki şiirleri (gazel, kaside ve şarkılar)


Terkib-i Bent, Terci-i Bent: Bugün dahi dillerden düşmeyen beyitleri vardır


Zafername: Hiciv türünde bir kasidedir Âlî Paşa’yı yermek için yazmıştır


Rüya: Mensur


Defter-i Âmal: Hatıraları

Alıntı Yaparak Cevapla

Tanzimat Edebiyat

Eski 07-26-2012   #8
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tanzimat Edebiyat





Tanzimat Edebiyatı


Prof Ahmet Hamdi Tanpınar;Tanzimat ve ondan sonra gelişen edebi cereyanları inceleyebilmek için Türk toplumunu etkilemiş bir kaç realite üzerinde durmak gerektiğini belirtir Zira Tanzimat edebiyatı bir medeniyet değişmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır Bunu gözden uzak tutmamak gerekir

Tanzimat ve sonrası dönemlerde Türk toplumunu etkileyen sosyal ve kültürel olaylar aynı zamanda edebiyatımızın da değişmesi ve yenileşmesine ortam hazırlamıştır Bu önemli olaylar şunlardır:

1- 1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı

2- 1876 ve 1908 birinci ve ikinci meşrutiyet denemeleri

3- 1918 imparatorluğun dağılışı ile 1923'te Cumhuriyet ilanı ve Ankara'nın başkent oluşu

Bu önemli siyasi olaylar ve demokrasi denemelerinin her biri genellikle bir edebi hareketin başlangıcı ve gelişme ortamı olmuşlardır

19 asır Osmanlı İmparatorluğu'nun gerileme ve çöküş devridir Büyük fetihler artık gerilerde kalmıştır Ordular yenilgilerden kurtulamaz olmuşturIII Selim devrinde ilk kez orduda yapılan ıslahat hareketleri ile Avrupa'nın teknik ve kültürel üstünlüğü anlaşılmış ve imparatorluk yönünü batıya çevirmek zorunda kalmıştır

İşte Tanzimat edebiyatına verilen isimde 3 Kasım 1839'da Reşit Paşa tarafından ilan edilen ve Gülhane Hattı Hümayunu da denilen yenileşme beratının yürürlüğe konmuş olmasından doğmuştur Bu olay daha sonraları Tanzimat Fermanı olarak adlandırılacak,gerek siyasi alanda gerek edebi ve toplumsal hayatta batıya yönelmenin resmi bir belgesi sayılacaktır Edebiyat Tarihçilerimizde 1839 yılını Tanzimat edebiyatının başlangıcı olarak kabul edeceklerdir

Tanzimat dönemiyle yeni açılan mekteplerde öğretimin Türkçe'ye dönmesi, gazeteciliğin başlaması ve garp etkisiyle beraber gelişen milli şuur sonucunda yepyeni bir ortam doğmuştur Tanzimat edebiyatı dediğimiz edebi yenileşme ister istemez toplum bünyesinde ki bu değişmelere,uyanan yeni fikir akımlarına paralel olarak ortaya çıkmış,yeni bir medeniyet değişiminin sonucu olarak gelişmiştir Tanzimat dönemiyle birlikte edebiyatımızda sosyal ve siyasal konular günlük olaylar tartışma alanına çekilmiştir

Tanzimat edebiyatının ilk nesli olan Şinasi,Ziya Paşa,Namık Kemal'in amaç bakımından gayretleri aşağı yukarı aynıdır Bu ilk nesil birbiri ardından ve birbirlerini bütünleyen çalışmalarıyla Türkiye'de siyasi Tanzimat devriyle ölçülmeyecek kadar geniş bir aydınlar sınıfı yetiştirmişlerdir Asıl yaptıkları iş ise Türkçe'nin gelişmesine gösterdikleri çaba olmuştur Bilhassa Şinasi'nin (1826-1871) çıkarmış olduğu Tasvir-i Efkar gazetesi çevresinde uyandırdığı halkçı dil hareketi ve peşinden gelenlerin getirdiği yeni edebiyat anlayışı bunda önemli bir rol oynamıştır Aynı zamanda Tanzimat edebiyatının kurucusu sayılan Şinasi şiirde ilk defa eski şekiller içinde yeni kavramları kullanmıştır Namık Kemal ise daima geniş yankılar uyandıran eserler yazmış,neslinin en gür sesli şairi ve dava adamı olarak görülmüştürZiya Paşa divan şiiri geleneğini sürdürmesine rağmen,siyasi ve sosyal düşünceler,halk dilinin yazı dili olmasını savunan fikirleriyle arkadaşlarının ortak ülkülerine katılmıştır

Tüm bu yapılmak istenenlere rağmen Tanzimatçılar beş asır devam eden divan edebiyatı geleneğinden tam olarak kurtulamamışlardır Bu ilk neslin genel sanat felsefesi “toplum için,vatan için,hürriyet ve halk için sanat” anlayışı olmuştur

Tanzimat edebiyatının birinciler kadar kavgacı olmayan ikinci nesli diyebileceğimiz Hamit,Ekrem ve Samipaşazade Sezai gibilere gelince;bunlar ustalarının izinde yürümekle beraber,siyasi ortamın ve devlet yönetimindeki baskının Tanzimat'ın ilk yıllarına oranla ağırlaşması sonucu “Toplum için sanat” felsefesini bırakıp “Sanat için sanat” görüşünü benimsemişlerdir

Tanzimat Edebiyatının bu iki nesli arasında Namık Kemal,Şinasi,Abdülhak Hamit gibi güçlü temsilcileri yetişmiş olmasına rağmen, o yıllarda son çırpınışlarını gösteren eski edebiyatla,tutunmaya çalışan yeni edebiyat boğuşma halindedirBu devirde okuyan ve yazan kitle arasında eski edebiyata bağlı olanlar hala kabarıktırBuna rağmen yeni neslin görüşleri bilhassa bizim için tamamen yeni olan gazete yazıları,roman,tiyatro,eleştiri gibi nesir çeşitlerinde daha kısa zamanda ve kolayca zafere erişir

Tanzimat Edebiyatının Genel Özellikleri

a Tanzimat edebiyatı sanatçıları, Divan edebiyatında bulunan şiir, tarih, mektup, vb gibi edebiyat türlerini Batı anlayışına göre yenileştirmişler; ayrıca, Divan edebiyatında hiç bulunmayan makale, tiyatro, roman, hikaye, anı, eleştirme, vb gibi yeni edebiyat türleri getirmişlerdir

b Tanzimat edebiyatının özellikle ilk devirlerinde yetişen sanatçıların çoğu (Ziya Paşa, Namık Kemal, vb) Montesquieu, Rousseau, Voltaire, vb gibi Fransız devrimci yazarlarının etkisi altında kalarak, makale ve şiirlerinde zulme, haksızlığa, hırsızlığa geriliğe karşı şiddetli bir dille mücadeleye girişmişler; vatan, millet, hürriyet hak, adalet, kanun, meşrutiyet vb gibi kavramları memlekete yaymaya çalışmışlar, “toplum için sanat” anlayışını benimsemişlerdir Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçılar ise (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hâmit, Sami Paşa-zâde Sezai vb) toplum işlerine daha az karışmışlar, “sanat için sanat” anlayışını benimser görünmüşlerdir

c Çoğu Fransız edebiyatını örnek olarak alan bu sanatçıların bir kısmı Klasisizm (Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Ali Bey, vb)bir kısmı da Realizm (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Sami Paşa*zâde Sezai, Nabi-zâde Nâzım, vb) akımlarının etkisi altında eserler vermişlerdir

ç Tanzimat edebiyatı, Divan edebiyatının tersine olarak, seçkin kişiler için değil, halk için meydana getirilen bir edebiyat olmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır Bu görüşü benimseyen sanatçılar (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ali Bey, vb) özellikle makale, tiyatro, anı, kısmen de roman türlerinde bu yolda eserler vermişlerdir Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen bazı sanatçılar ise (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit, vb) bu amaçtan uzaklaşmış görünmektedirler

d Bu görüşün bir sonucu olarak, dilin sadeleşmesi, konuşma dilinin yazı dili haline gelmesi düşüncesi savunulmuştur Tanzimat edebiyatının başlıca sanatçıları (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ahmet Cevdet Paşa, Şemseddin Sami, vb) dil konusunda böyle düşünmekle birlikte, hiçbiri eski alışkanlıklarından kurtulup da büsbütün konuşma diliyle yazmış değildir Sade dil, daha çok, tiyatro; anı, mektup, bir dereceye kadar da makale ve romanlarda kullanılmıştır Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçıların bir kısmı ise ( Recai-zâde Mahmut Ekrem, Sami Paşa-zâde Sezai, özellikle Abdülhak Hamit) konuşma dilinden epey uzaklaşmışlardır

e Tanzimat edebiyatında en önemli yenilik, nesirde, anlatımın kuruluşunda görülmüştür Bu edebiyatta söz hüneri göstermek değil, birtakım düşünceleri halka yaymak amacı güdüldüğünden, “seci” ler atılmış, asıl düşünce ile ilgisi bulunmayan doldurma sözlere yer verilmemiş, düşünceler sayfalarca süren uzun cümleler yerine kısa cümlelerle anlatılmaya çalışılmıştır

f Tanzimat edebiyatı nazmında şiirin konusu genişletilmiş, günlük hayatla ilgili her türlü olay, duygu ve düşünce şiir konusu olarak seçilmiştir

İlk zamanlarda Divan edebiyatı nazım biçimlerinin dışına pek çıkılmamış, yeni düşünceler eski biçimler içinde söylenmiş (Ziya Paşa, Namık Kemal vb) ise de sonraları eski biçimler büsbütün bırakılarak yeni biçimler kullanılmaya başlanmıştır (Recai-zâde Mahmut Ekrem, özellikle Abdülhak Hamit, v,b) ; yeni nazım biçimleri ilkin Fransızca'dan yapılan manzum çevirilerde görülmüş, telif şiirlerde çok sonra kullanılmıştır; beyitlerin başlı başına birer bütün olmasıyla yetinilmeyip, bütün mısralar aralarında bir anlam bağı bulunmasına, Divan şiirindeki “parça güzelliği” anlayışı yer yine şiirin baştan sona kadar belli bir düşünce etrafında gelişmesine; yani “konu birliği” ne ve “bütün güzelliği” ne önem verilmiştir: genel olarak aruz vezni kullanılmakla birlikte, Türk'lerin tabiî ve ulusal vezninin hece vezni olduğu anlaşılmış, bu vezinle yazmaya tarafçılık edilmiş (Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Cevdet Paşa vb), fakat bu istek geniş bir akım halini alamamış, sadece birkaç sanatçı (Ethem Pertev Paşa, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Vefik Paşa, Abdülhak Hâmit, Recai-zâde Mahmut Ekrem vb) tarafından girişilen birkaç deneme ile yetinilmiştir


TANZİMAT EDEBİYATI

Tanzimat dönemi edebiyatı (1860-1869): Türk toplumunda, 1860-1896 yılları arasındaki edebiyat etkinlikleri, "Tanzimat edebiyatı" adı altında toplanır "Batılılaşma" olgusunu gerek basın, gerek edebiyat yapıtları aracılığıyla yaygınlaştırmaya çalışan Tanzimat dönemi yazarları, Batı şiir, roman ve tiyatrosundan oldukça etkilendiler Bu etkilenmeler, özellikle çeviri yoluyla gerçekleşti Tanzimat yazarları sanat anlayışları bakımından ikiye ayrılabilir: Namık Kemal, Şinasi, Ahmet Mithat Efendi, ve Ziya Paşa'yı kapsayan birinci kuşak (1860-1875); Recaizade Mahmut Ekrem, Sarnipaşaza-de Sezai, Nabizade Nâzım ve AbdülhakHamit'i kapsayan ikinci kuşak (1875-1896) Birinci kuşak "sanat toplum içindir", ikinci kuşak ise "sanat sanat içindir" İlkesini benimsemiştir

Tanzimat döneminde ilk olarak Batı edebiyatından bazı romanlar çevrilmiş, bu çevirileri örnek alan Tanzimat romancıları, "Batılılaşma", "yanlış eğitim", "esirlik" gibi toplumsal kavram ve kurumları bazen alaycı, bazen de gerçekçi bir biçimde işlemişler, romantizm (Namık Kemal, Ahmet Mithat Ffendi, Şemsettin Sami) ve gerçekçilik (Recaizade Mahmut Ekrem, Nabizade Nâzım, Samipaşazade Sezai) akımlarını benimsemişlerdir Ayrıca bu dönemde, Türk tiyatrosu oluşmaya başlamıştır

Tanzimat dönemi Türk edebiyatı, birçok eksikliğine ve yanılgılarına karşın, Batı örneğinde Türk edebiyatının başlangıcını oluşturması bakımından önem taşır Bu dönemde Batı şiiri, romanı, tiyatrosu Türk toplumuna tanıtılmaya çalışılmış, edebiyat yapıtları aracılığıyla toplumun eğitilmesine ve bilinçlendirilmesine önem verilmiştir Söz konusu dönemde çıkan gazete ve dergilerinde, özellikle siyasal bilinçlenmede büyük katkısı olmuş, XIX yy'ın sonlarına doğru, yeni yetişen ve özellikle Fransız edebiyatından bazı etkiler alan genç kuşak, servet-i Fünun dergisinde toplanarak, yeni bir edebiyat dönemini başlatmıştır

Alıntı Yaparak Cevapla

Tanzimat Edebiyat

Eski 07-26-2012   #9
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tanzimat Edebiyat





TANİZMAT EDİYATI


Edebiyat-ı Cedide


1896’da Servet-i Fünun dergisini çıkaran şair ve yazarların meydana getirdiği canlı bir akımdır İmparatorluğun baskıları sonucu dağılan bu şair ve yazarlar ayrı ayrı bağlı bulundukları fikirleri yaymaya devam etmişlerdir

Edebiyat-ı Cedide şairleri, yalnız aydınlara seslenmişler, (sanat için sanat) ilkesini benimsemişlerdir Fransız romantiklerini, parnasyonleri ve sembolist şairleri örnek almışlardır

Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil, Süleyman Nazif, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın tarafından yürütülen bu akım, Serveti-i Fünun dergisini sürdüren, kendilerine Fecr-i Ati’ciler denilen Ahmet Haşim, Refik Halid, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Mithat ve Ahmet Rasim gibi yazar ve şairler tarafından aynı ilkelerle izlendi

Her iki grup da eserlerinde Arapça ve Farsça sözcükleri bol bol kullanmışlar ve bu bakımdan genç kuşaklar tarafından şiddetle eleştirilmişlerdir


Servet-i Fünun Edebiyatını Hazırlayan Siyasal ve Sosyal Sebepler


Avrupai Türk edebiyatının ikinci ve toplu hareketi 1895 yılında, Servet-i Fünûn mecmuasında toplanan genç edebiyatçılar tarafından yapıldı Abdülhamit’in saltanat dönemi edebiyatı üç bölümde incelenmektedir:

Dönem: Tanzimat edebiyatı ile, Servet-i Fünûn edebiyatı arası

Dönemi: Servet-i Fünûn edebiyatı oluşturur Bu da ancak beş altı yıl devam edebildi

Dönem:Bu dönem Servet-i Fünûn’dan sonra II Meşrutiyet’in ilanına kadar süren dönem

Servet-i Fünûn batı etkisindeki Türk edebiyatının IIönemli safhasıdırBu edebiyat, Sultan Abdülhamit zamanında doğmuş, gelişmiş ve yine bu devirde son bulmuş bir edebiyattır Türk edebiyatı aşağıda bahsedeceğimiz ideolojiler etrafındaki mücadeleleriyle mühim bir rol oynar Bazen de bizzat hazırladığı bu vakaların kuvvetli tesiri altında kalır Gelişen ideolojileri şu başlıklar halinde ele alabiliriz:

Osmanlıcılık

İslamcılık

Medeniyetçilik

Türkçülük

Her biri cemiyetin ayrı bir realitesini karşılayan bu ideolojilerin etrafındaki mücadele, belki de Modern Türk Edebiyatının asıl tarihini yapar Medeniyetçilik ideolojisiyle hareket eden şair ve yazarlardan, Hamit ve Recaizade şu fikirleri ileri sürüyorlardı:

İslam medeniyeti devrini tamamlamıştır

Batıda düşüncesiyle, sosyolojisiyle ve tekniği ile yeni bir medeniyet çıkmıştır

Osmanlı devletini bu medeniyet er-geç yıkacaktır

Bu açıklamalarla Avrupa’nın tablosunu çiziyorlardı Bu tablo karşısında bizde durum nasıldı? Bu dönem özellikle imparatorluk üzerinde kötü emeller besleyen, Avrupalı devletlerin bu emellerini gerçekleştirmek için, içte ve dışta çeşitli oyunlar sergilemeye çalıştıkları bir devredirİmparatorluk ise, kendisine ‘hasta adam’ gözüyle bakılan devleti bir müddet daha ayakta tutabilmek için birtakım sıkı tedbirler almak zorunda kalır Bu dönemin sert görünüş hürriyet anlayışını adeta bir fikri sabit hale getiren bu devir gençlerinde ruhi bir bunalım yaratmıştır Özellikle devletin içten ve dıştan maruz kaldığı bu tehlikeleri önleyebilmek için alınan tedbirler, Tanzimatçıların sahip oldukları hürriyet havasına imkan vermiyorduBu imkansızlık gençleri ruhi bunalımlara sevk ediyordu1877 Osmanlı-Rus harbinin kötü sonuçlanması üzerine,1876’da açılan Meclis-i Mebusan tekrar kapatılırDevlet Rumeli’de istiklalini kazanmaya çalışan azınlıklar karşısında bile zayıf duruma düşerDünyayı kaplayan hürriyet, milliyet ve istiklal cereyanlarının, özellikle batılı büyük devletlerin gayretleriyle hızla gelişmesi, devlet yönetimini de bunaltırBu yüzden alınan tedbirlerin dozu biraz daha artarKendi tebası olan yabancı toplulukların dıştan desteli isyan teşebbüslerini önleme imkanı daralırBüyük devletlerin her zengin coğrafyaya sahip olma istekleri gittikçe bir ihtiras halini alırKendi aydınları tarafından bile desteklenme talihini kaybeden imparatorluk yönetiminin alınan bu sıkı tedbirlerin sebebini açıklayamaması, yönetimi gençlerin gözünde tek suçlu durumuna düşürüyordu

İdealist fikirlerle ortaya çıkan Jön Türklerin dış tehlikeler karşısında tam bir milli bütünlük içerisinde bulunulmak yerine, işi Ermenilerle iş birliği yapacak kadar ileri götürmeleri, yönetimin aldığı tedbirleri daha da arttırmasına yol açarBu arada saray yönetimi içinde, hoşnutsuzluğu gittikçe nefrete dönüşen bu gençleri dış tehlikeler karşısında uyanık olmaya çağıracak tecrübeli ve bilgili kişiler bulunmamaktaydı Devletin maruz kaldığı bu tehlikeler karşısında bir kısım münevverler hadiselere kayıtsız kalırken, bir kısmı ise kendisini koyu bir Avrupa perestliğin kucağına atıyordu Babıali’nin nüfusunu Abdülhamit, tamamıyla ortadan kaldırıp, Yıldız’ı hakim vaziyete getirmiş,iktidar mevkilerine kendine uygun adamları geçirmek suretiyle, mutlak bir disiplin mekanizması kurmuştuBu hakimiyetini kontrol altında tutabilmek için bir hafiye teşkilatı kurmuştuBu öyle yaygınlaştı ki herkes padişaha yaranmak için birer hafiye kesilmişti Çizdiğimiz bu siyasi tablonun karşısına medeniyetçiler şu görüşlerini ileri sürdüler:

Batıdaki düşünceleri, yaşayışları, tekniği aynen almalıyız

Bir Avrupalı gibi olursak, onlara benzediğimiz için Avrupalılar bize saldırmazlar

Medeniyetçiler, daha önce açıkladıkları gibi ‘İslam medeniyeti devrini tamamlamıştır’ derlerken, Avrupalıların (Hıristiyan) medeniyet ve tekniğinin hızla geliştiğini ileri sürmekteydilerHalbuki şunu unutuyorlardı, hayran oldukları bu medeniyet, bir zamanlar Osmanlı devletinin himmetine muhtaç ve Osmanlı-İslam medeniyeti hayranı idiOnlar Orta çağ engizisyonunu yaşarken, bizde ilim ve fen canlı bir şekilde devam ediyordu Batı; düşüncede, sosyolojide ve teknikte bir gelişme göstermiştirAma Servet-i Fünûn gençliğine göre biz bunların hepsini aynen almalıyız Ama şunu akıl edemediler ki; her milletin düşünce, yaşayış ve sosyal yapısı farklıdır Bu bunalımlı ve buhranlarla dolu zor dönem 1908’de son bulur Devlet yönetimi İttihat ve Terakki cemiyetinin eline geçer Fakat felaketler zinciri yine de son bulmaz Devlet İttihat ve Terakkinin tecrübesiz hareketi sonucu Balkan harbinin getirdiği başarısızlıklarla sürüklenir Bu edebiyat o dönemin siyasi durumu, anlatırken d belirtildiği gibi, hürriyetsizlik anlayışının o dönem gençlerince bir bunalım olarak görüldüğü devrede kurulduBu dönem, batının sadece edebiyat kaynağı olarak görüldüğü gibi, hürriyet kaynağı olarak ta görüldüğü devredir Bu dönemde batıya olan hayranlık had safhaya ulaşmıştır Bu siyasi dönemde yetişip edebiyat yapmaya çalıştırlarBöyle bir durum bütün millette doğurduğu hastalık, melankoli, hayattan bezginlik ve kaygısızlık şüphesiz onlarında ruhunda aynı tesiri uyandıracaktı Bu cereyanın edebiyatçıları, şark kültüründen evvel ve şark edebiyatından önce batı edebiyatını tanımışlardır Hatta aralarında bunu bir iftihar vesilesi sayanlar da vardır Sosyal meselelerin serbestçe konuşulamayışı,bu hususta kendini göstermek isteyen iradelerin susturuluşu, herkeste bir neme lazımcılık hissi doğurmuştuHerkes kendi derdine ve kendi keyfine düşmüş,sosyal sorumluluk duygusu tamamen yok olmuştuMeseleleri söz söylemek olan edebiyatçılar başka mevzular aramaya başlamışlardı Şu fikirleri ileri sürdüler: a-Avrupa imparatorluk ve derebeylik dönemini aşmıştır(1789 Fransız ihtilali ile) b-Avrupa da (bilhassa Fransa’da) burjuvazi adı verdiğimiz şehirlilerle işçiler gibi iki tabaka vardır Bu iki tabakanın çekişmesiyle iki edebiyatta buna bağlıdır Bizde de benzeri yapılar gerçekleşmediği takdirde, edebiyatımızın gelişmesi mümkün değildir


Servet-i Fünün Sanat Anlayışının Başlangıcı


Tevfik Fikret ve Ahmet İhsan Recaizade Mahmut Ekrem’in talebeleri olmak dolayısıyla onunla yakından temasta idiler Halid, İzmir’de üstadı eserlerinden tanıyor, hatta görüşüp konuşuyorlardı HCahit ise daha birleşmeden önce Fikret’i tanıyordu Kısaca bu edebiyat cereyanı içindekiler birbirlerini daha önceden tanımış ve kaynaşmışlardı Servet-i Fünûncuların düzenli tahsil görmeleri, okudukları Avrupai mekteplerde, Avrupalı edipleri yakından öğrenmeleri ve hemen hemen hepsinin orta tabaka ailelerden gelmeleri, onlarda ortak bir sanat zevkinin doğmasına yol açmıştır Fakat aynı sanat zevkine sahip olmalarına rağmen bu zevki aksettirişleri farklıdır Bu edebiyatta Tanzimat’ta olduğu gibi bir siyasi ve aktif bir fonksiyon yoktur Aşırı alafrangalılık bu edebiyatın en çok kınanan özelliklerindendir Memleket meseleleri ve Anadolu insanının yaşayışı,bazı küçük denemeler dışında bu edebiyatta mevcut değildirYaşadıkları siyasi devir onları hakikatten kaçmalarına,günlük meselelerle ilgilenmemelerine sebep olmuş Hüzne düşkünlük ferdiyetçilik gibi duygularını beslemiştir Solgun çiçeklerden, düşmüş sarı yapraklardan bahseden ve kadın denince bunun bile veremlisinin makbul sayıldığı bu dönemin özelliği,onların özel hayatlarına girmiştirVerem, intihar, kimsesizlik ve inziva, aşkı ölümle neticelenmek, sarı-siyah gibi daha çok hastalığı ve ölümü temsil renkler, karanlık mevzular onların ortak sanat çizgileridir Servet-i Fünûn Edebiyatı 1895 yılında başladı Bu yılın sonlarında Recaizade’nin teşvik ve aracılığıyla, Servet-i Fünûn mecmuasının baş muharrirliği, onun en kıymetli talebesi Tevfik Fikret’e verildi Bu sanat çizgisine dahil olup başka dergilerde (Mektep, Maarif, Hazine-i Fünûn, Mirsat ve Malumat) yazan birçok şair ve yazar Servet-i Fünûnda toplandı Hep birden Servet-i Fünûn edebiyatı denilen bir edebi çığırı açtılar


Servet-i Fünun Edebiyat Anlayışı

Çağdaş Fransız edebiyatına benzer eserler vermek ve bu eserlerde sanat için sanat anlayışına bağlı kalmaktır

Servet-i Fünûncuların örnek aldıkları Fransız yazarları, realistlerle natüralistlerdir Aynı edebiyatın şiirde yaptığı yeniliklerde kısmen Parnasse, kısmen Symbolisme akımlarının izleri vardır

Bu edebiyatın bir diğer özelliği, Avrupa tipi eserler vermek yolunda Tanzimat edebiyatından daha becerikli, daha çalışkan oluşudur

Servet-i Fünûncular, kendilerinden önceki Avrupaî Türk edebiyatını hem iptidaî, hem yetersiz buluyorlardı Onlara göre, Tanzimat edebiyatı: J-J Rousseau'dan beş on sayfa, La Fontaine' den birkaç efsane, Vefik Paşa'nın Moliere adaptasyonları, sayısı onu geçmediği halde sanat bakımından hiç de başarılı sayılamayacak birkaç hikâye'den ibaretti Servet-i Fünûncular, Türkiye'ye tam anlamıyla Avrupai bir edebiyat getirdiklerine inanıyorlardı

Servet-i Fünûncular, herhangi bir halk sınıfına hitap etmekten uzak kalmışlardır Servet-i Fünûncular, yurt çoğunluğunun bedii-içtimai ihtiyaçlarını düşünmemiş: Yurdun, İstanbul dışı hayatiyle çok az ilgilenmiş, mevzularını Avrupalılaşmış aydınların hayatından almış ve yine onlar için yazılmış bir salon edebiyatı meydana getirmişlerdir

Eserlerini mübalağalı derecede aristokrat bir dille yazmaları, baskısı yüzünden hiç bir sosyal hareketin başına geçmek imkânı bulamayışları; nihayet, karakter bakımından toplumcu olmaktan çok, sanatkâr bir ruh taşımaları, onları daha çok yüksek sanat eseri oluşturma anlayışına bağlı bırakmıştır

Alıntı Yaparak Cevapla

Tanzimat Edebiyat

Eski 07-26-2012   #10
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tanzimat Edebiyat





Tanzimat Edebiyatında Öykü ve Roman


Divan edebiyatımızın Leyla ile Mecnun, Hüsrev ile Şirin, Yusuf ile Züheyla, vb mesnevilerini; halk edebiyatımızın Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kanber, vb öyküleri; meddah öykülerini; Battal Gazi, Hayber Kalesi, vb gibi dinsel ve tarihsel öyküleri bir kenara bırakırsak, Avrupa’daki anlamıyla öykü ve roman türleri Türkiye’ye Tanzimat edebiyatı ile girmiştir Çeviri ile başlayan bu süreç, taklitler ile devam ederek gelişmiş ve kimliğini kazanarak günümüze gelinmiştir


Edebiyatımızda görülen roman biçimindeki ilk eser, Yusuf Kamil Paşa’nın Fénelon’dan çevirdiği “Telemak”tır (1859) Bu eser özetlenerek çevrilmesine rağmen uzun yıllar (“ahlak kitabı” olarak görüldüğünden) okullarda okutulmuştur


Bu ilk dönemde bu tercüme eseri takip eden bir çok eser daha çevrilmişti Ancak, bu eserlerdeki en büyük sorun “dil”di Dil oldukça ağırdı Alışılagelen eski dil kullanımı Batı romanına uygun değildi İkincisi de batı kültürü ile Osmanlı kültürü arasında ki ahlak farkıydı Çevrilecek eserler Müslüman ahlakına ters düşmemeliydi


Türk edebiyatında öykü ve roman alanındaki yerli ürünler, Ahmet Mithat’ın 1870’te basılan “Kıssadan Hisse” ve “Letaif-i Rivayat” adlı öykü kitapları ile verilmeye başladı


Tanzimat döneminde çeviri eserler için söz konusu olan dil ve ahlak sorunları yerli eserlerin de başlıca sorunları oldu


Tanzimat Edebiyatı öykü ve roman özellikleri :


1 – Tanzimat edebiyatı öykü ve romanında olaylar çoğunlukla günlük yaşamdan veya tarihten alınmıştır; olayların olmuş ya da olabilir izlenimini bırakması gerektiği konusunda bütün Tanzimat romancıları birleşmişlerdir


2 – İlk öykülerde topluluk önünde anlatılan meddah öykülerinin etkisi ve tekniği görülür


3 – Daha ilk eserlerden başlayarak, Tanzimat edebiyatı öykü ve romancılarının bir kısmı halka (Ahmet Mithat, Emin Nihat, Şemsettin Sami, Nabizade Nazım), bir kısmı aydın kişilere (Namık Kemal, Sami Paşazade Sezai, Recaizade Mahmut Ekrem) seslenmeyi tercih etmişlerdir


4 – Bunun sonucu olarak da, halka seslenen yazarlar sade dille, aydın kişilere seslenen yazarlarsa yabancı sözlük ve dil kuralları ile yüklü bir dille yazmışlardır


5 – Eserler genel olarak, duygusal, acıklı konular üzerine kurulmuştur


6 – Tanzimat öykü ve romanında işlenen önemli temalar: “tutsaklık”; zorla yapılan evliliklerin doğurdu acı sonuçlar; Batı uygarlığı ile Osmanlı uygarlığı arasındaki farkların karşılaştırılması; kadın erkek arasında ki ilişkilerde değişik ortamlarda gelişen evlilik, aşık olma temaları ağırlıklı olarak işlenmiştir


7 – Tanzimat edebiyatının ilk döneminde yetişen ve romantizm akımının etkisi altında kalan yazarların eserlerinde bu akımın özelliği olarak :


a Tesadüflere çok yer verilmiştir


b Yazarların kişiliği gizlenmemiş; ikide bir okuyucuya “Ey Kaari!” (okuyucu) diye seslenilmiş; olaylar okuyucuyla konuşa konuşa yürütülmüştür


c Sırası düştükçe, olayın yürüyüşü durdurulmuş, bir takım bilgiler verilmiştir


d Roman aracılığı ile bireyi eğitme ve toplumu düzeltme amacı gözetilmiş; bunun için de siyaset, din, ahlak, felsefe vb ile ilgili düşünce ve bilgiler ya olayın yürüyüşü durdurulup ya da olayların örülüşü içinde dolaylı olarak okuyucuya aktarılmıştır


e Kahramanlar çoğu zaman yaşamdan alınmış doğal kişilerdi Ancak kimi zaman olağanüstü olaylara ve insanlara da yer verilmiştir


f Kahramanlar çoğu zaman tek yönlüdür İyiler tamamen iyi, kötüler de tamamen kötüdür


g Olayların sonunda, çoğu zaman iyiler ödüllerini, kötüler ya da suçlular cezalarını alırlar


h Kahramanlar çoğu zaman bir görüşte aşık olurlar


i Yer ve çevre tasvirleri çoğu zaman eseri süslemek için yapılmıştır


j Kişi tasvirleri de çoğu zaman olay içinde eritilmemiş; tersine, olayın yürüyüşü durdurularak, kişinin kaşı, gözü, saçı, vb özellikleri teker teker anlatılmıştır


10 – Tanzimat edebiyatının ikinci döneminde yetişen realizm (gerçekçilik) ile natüralizm (doğalcılık) akımlarının etkisi altında kalmaya başlayan yazarların eserlerinde ise, gözleme önem verilmiş, nedenlerle sonuçlar arasında bağlar aranmış, olağanüstü olaylar ve kişiler bırakılmış, anlatılan her şeyin olabilir izlenimini bırakmasına dikkat edilmiştir


Tanzimat Edebiyatının öykü ve roman yazarlarının başlıcaları :


Romantizm etkisi altındakiler :

- Ahmet Mithat

- Emin Nihat

- Şemsettin Sami

- Namık Kemal


Realizm etkisi altındakiler :


- Sami Paşazade Sezai

- Mehmet Murat

- Recaizade Mehmet Ekrem


Natüralizm etkisi altındakiler :


- Nabizade Nazım

Alıntı Yaparak Cevapla

Tanzimat Edebiyat

Eski 07-26-2012   #11
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tanzimat Edebiyat





TANZİMAT EDEBİYATININ

NİTELİKLERİ NELERDİR?


1839’dan 1896’ya kadar süren Tanzimat Edebiyatının niteliklerini şöyle özetleyebiliriz:


a- Dilde sadeleşme başlamıştır Farsça terk edilir, Osmanlıca Türkçeleşmeye doğru götürülür


b- Fransız klasisizmi ile romantizm şiiri ve edebiyatı etkilemeye başlar


c- Eski ve yeni, doğu ve batı düşüncesi savaş halindedir


d- Gelenekçilerden yavaş yavaş ayrılan edebiyat batı estetiğine yönelmiştir


e- Gazeteler ve dergiler, fikir ve politika yanlarıyla düz yazıyı tabiileştirir ve şiire nazaran düz yazı üstünlük sağlar


f- Vatan, millet, hürriyet, eşitlik, kanun vb kavramlar şiir ve edebiyat yolu ile toplum hayatına karışır


Tanzimat edebiyatının ünlü kişileri: Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ali Suavi, Abdülhak Hamid, Recaizade M Ekrem, Ahmet Vefik Paşa, Muallim Naci, Sami Paşazade Sezai, Şemseddin Sami, Ebüzziya Tevfik, Ahmet Cevdet Paşa’dır


Edebiyatı Cedide Akımının Özellikleri Nelerdir?


1896’da Servet-i Fünun dergisini çıkaran şair ve yazarların meydana getirdiği canlı bir akımdır İmparatorluğun baskıları sonucu dağılan bu şair ve yazarlar ayrı ayrı bağlı bulundukları fikirleri yaymaya devam etmişlerdir

Edebiyat-ı Cedide şairleri, yalnız aydınlara seslenmişler, (sanat için sanat) ilkesini benimsemişlerdir Fransız romantiklerini, parnasyonleri ve sembolist şairleri örnek almışlardır


Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil, Süleyman Nazif, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın tarafından yürütülen bu akım, Serveti-i Fünun dergisini sürdüren sürdüren, kendilerine Fecr-i Ati’ciler denilen Ahmet Haşim, Refik Halid, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Mithat ve Ahmet Rasim gibi yazar ve şairler tarafından aynı ilkelerle izlendi

Her iki grup da eserlerinde Arapça ve Farsça sözcükleri bol bol kullanmışlar ve bu bakımdan genç kuşaklar tarafından şiddetle eleştirilmişlerdir


Milli Edebiyat Döneminin Yenilikleri Nelerdir?


Eskilerin şiddetli eleştirilerinden yeni ve halka dönük halk diline önem veren yeni bir edebiyat akımı doğdu

1908’de İkinci Meşrutiyet ilanından sonra (Genç Kalemler) dergisi etrafında toplanan Ömer Seyfettin, Ali Canip, Ziya Gökalp tarafından başlatılan milliyetçilik, milli dil, milli edebiyat akımı sonraları bunlara katılan Hecenin Beş Şairi (Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy) grubu ile geliştirildi

Bu arada hiçbir akıma bağlı kalmayan bağımsız şair ve yazarlar içinde bu yeni akımı etkileyen ünlü isimler çıktı: Yahya Kemal Beyatlı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay, Mehmet Akif Ersoy, Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Türk dil edebiyatının Türkçeleşmesinde, yüksek şiir ve yazı diline ulaşmasında, Milli duyguların realizmin, natüralizmin güzel örneklerinin verilmesinde çok başarılı oldular


Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı Neler Getirdi?


Cumhuriyet dönemi, millileşme akımının devamı olarak, hızlı bir gelişme ve oluşma çığırı açmıştır

Devrimler, özellikle (Dil) devrimi Türkçe’yi ve Türk Edebiyatını gerçek mecrasına sokmuş milliyetçi, halkçı, devrimci, modern sanat ve edebiyat görüşlerinin benimsenmesine yol açmıştır

Cumhuriyet dönemi, sürüp gelen dil tartışmalarını bilimsel bir sonuca bağlamış, Türk Edebiyatı Batı taklitçiliğinden kurtulmuş, yeni bir atılışla kendisi kişiliğini bulmuş, halk ve aydın arasındaki uçurum kapatılmaya çalışılmıştır


Cumhuriyet döneminin çığır açan şair ve yazarlarından en önde gelenler şunlardır:

Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Necemeddin Halil Onan, Ömer Bedrettin Uşaklı, Kemaleddin Kamu, Abdülhak Şinasi Hisar, Yaşar Nabi Nayır, Ziya Osman Saba, Ahmet Muhip Dıranas, Vasfi Mahir Kocatürk, Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli Kanık, Behçet Kemal Çağlar, Sait Faik Abasıyanık ve günümüzün yaşayan bütün başarılı yazar ve şairleri

Alıntı Yaparak Cevapla

Tanzimat Edebiyat

Eski 07-26-2012   #12
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tanzimat Edebiyat



ahh ömrümüzü yedi bu edebiyat ah saol tsk emeğin için
Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.