Alevli Gotik |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Alevli GotikBu üslup, XV yy boyunca ve XVI yy’ın ilk çeyreğinde Fransa’da gelişmiştir İngiltere’deki deneyimleri benimseyerek kullanan üslup, öncelikle adını da borçlu olduğu bezeme yoğunluğuyla ve aynı zamanda da kiliselerin yeni bir dönüşümüyle ayırt edilir Çoğunlukla triforyum katından vazgeçilmiş ve ana nefler, büyük kemerler ve yüksek pencerelerle iki kata indirilmiştir Yapılar; İngiliz modeline bağlı kalınarak bağlama kemerli ve yan kaburgalı tonozlarla örtülmektedir ancak mimari yapı dikkat çekecek bir biçimde sadeleştirilmiştir Yapının ve taşıyıcıların düşey sürekliliğini vurgulamak amacıyla yatay bölümlemeler azaltılmış veya tümüyle ortadan kaldırılmıştır Sütun başlığına ya hiç yer verilmemekte, ya da bu öğe basit bir bezeme halkasıyla ifade edilmektedir Üzerinde yivler de açılabilen yuvarlak ayak, çoğu kez birleşik ayağın yerini almaktadır Pencerelerin deseninde baskın bir öğe olan alevli bezeme, en yüksek gelişme noktasına cepheleri süsleyen heykellerde ulaşmakta, bezeme nervürlerinden oluşan karmaşık bir şebeke genellikle çok yoğun bitki veya hayvan motifleriyle birlikte görülmektedir İnşaatlar açısından bir canlılık gözlenmesine rağmen, az sayıda önemli yapı tümüyle bu dönemde gerçekleştirilmiştir Öyle ki, büyük yapıların çoğu XII ve XIII yy’larda yapılmaya başlanmış ve alevli gotik estetiği ancak ana yapının bitirme işleriyle sınırlı kalmıştır (Auzerre, Rouen, Toul ve Troyes katedrallerinin cephesi) Bu kısmi inşaatlar kimi zaman Jean de Beauce (Chartres Katedrali’nin kuzey oku) veya Martin ve Pierre de Chambiges (Senlis Katedrali’nin çaprazsahını) gibi büyük mimarların eseridir Vendöme’daki Trinité (l506’da tamamlanmıştır) ve Rouen’daki Saint-Maclou manastır kiliselerinin cepheleri ve tümüyle 1495-1530 arasında gerçekleştirilen Saint-Nicolaa Kilisesi (Meurthe-et Moaelle’daki Saint-Nicolas-de-Port) iyi korunmuş örneklerdir ![]() ![]() Kaynak |
|
|
|