Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Kültür - San'at & Eğitim > Ülke & Şehirler > Türkiye

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
granit, kestanbol, ocakları

Kestanbol Granit Ocakları

Eski 07-17-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kestanbol Granit Ocakları



Kestanbol’un granit ocakları



















Kestanbol’un granit ocakları

Çanakkale’nin kuzeyindeki Çığır Dağı’nın zirvesindeki Neandrea antik kentinden Kestanbol’a yürürken en kadim yol arkadaşınız, binlerce yıllık antik taş ocaklarından çıkarılmış granit sütunlar


Güneş batmak üzere Ege’den esen rüzgâr, Çığrı Dağı’nın zirvesini çevreleyen Neandrea antik kentinin granit blokları arasına girerek yaklaşık 2800 yıldır süren uğraşına devam ediyor Rüzgârın kaldırdığı toz zerrecikleri, surları aşarak antik kentin zamana direnemeyerek harabe haline gelmiş yapılarının üzerini biraz daha örtüyor Antik kente sessizlik ve sakinlik hakim, zaman sanki 2800 yıl önce durmuş gibi Surlar da olmasa buralarda bir vakit yaşam olduğuna inanmak zor Her şey zaman değirmeni içinde nasıl da öğütülmüş Geriye kalan, antik kentin su kaynakları Çeşmeler az da olsa su akıtmaya devam ediyorlar Böylesine büyük bir kentin burada kurulmasının en büyük sebebi de bu olsa gerek

ANTİK ÇAĞIN HEYBETLİ SÜTUNLARI
Surların üzerine oturmuş aşağıdaki düzlüklere bakıyorum Güneş Bozcaada’nın üzerinde son ışık oyunlarını oynuyor Oturduğum granit blok aşağıdaki düzlükte bulunan antik taş ocaklarından getirilmiş olmalı Çığrı Dağı da tamamen granit ama burada herhangi bir ocak ksı yok Kent, MÖ 8 yüzyıla tarihlendiğine göre taşların alındığı ocaklar bir hayli eski olmalı Granitlerin öyküsü arkaik döneme kadar uzanıyor Aynı granitler Helenistik dönemde Alexandreia Troas’ın inşaatında da bol bol kullanılmış Geç Roma döneminde bu ocaklardan sütun elde etme yöntemleri geliştirilince ocakların önemi artmış

Granit mineralojik bileşiminden dolayı çok sert bir kayaç Bu nedenle de ocaktan çıkarılması mermerden çok daha zor Bu zorluğa rağmen çok dayanıklı olması nedeniyle her zaman tercih edilen bir kayaç türü Öyle ki bazı sütunların başları, köylüler tarafından koparılarak değirmen taşı yapılmış Ne yazık ki bu sütunlardan bazıları kırılarak parke taşı olarak da kullanılmış Ocakların önemi anlaşıldıktan sonra bölge korumaya alınmış olmasa, belki de geriye bir tane bile sütun kalmayacaktı

Kestanbol bölgesindeki bilinen üç granit ocağı da Koçali köyü civarında Bu ocaklardan en büyüğünün içinde, çapları 160 cm, uzunlukları ise 10 metre civarında olan yedi adet sütün yatıyor Sütunlar o kadar kusursuz ki sanki dün topraktan çıkarılmış ve modern makinelerle parlatılmış izlenimi veriyorlar Ocak aynasında granitlerin nasıl çıkarıldığının izleri hâlâ duruyor Keski izleri o kadar taze ki sanki işçiler yemek molası vermişler de biraz sonra geri dönecekler gibi hissediyor insan Taş ustaları bu kadar büyük boyutta graniti tek parça çıkarmak için oldukça uğraşmış olmalılar Günümüz teknolojisinde bile böylesine kusursuz mühendislik çalışması yapmak o kadar kolay değil

KESTANBOL’DAN DÜNYAYA
İlk bakışta ana kayadan koparılan büyük blokların ocağın bir köşesinde işlenerek sütun haline getirildiği sanılabilir Ancak ocak incelendiğinde ustaların, kayaları tıpkı bir heykeltıraş gibi oyarak sütun elde ettikleri anlaşılıyor Böylece ana kayadan koparıldığı anda sütun bitmiş oluyor ve sipariş verene gönderilmek üzere ocağın kenarında bir yere yerleştiriliyordu Granit ocaklarından çıkarılan sütunlar tomruklar üzerinde kaydırılarak kıyıdaki antik limana taşınıyor, oradan da Kuzey Afrika’ya dek uzanan bir coğrafyaya ihraç ediliyordu Örneğin başta Efes olmak üzere birçok Anadolu kentinde, Suriye’deki Palmira antik kentinde, Roma da dahil pek çok İtalyan kentinde bu sütunlar kullanılmış Sütunlardan sekiz tanesi ise Vatikan Müzesi’nde bulunuyor

Peki ne oldu da bazı sütunlar ocaklarda kalakaldılar? Ya da neden taşınırken yolda bırakıldılar? Bu denli kusursuz işlenen sütunlar elde mi kaldı, yoksa başlarına başka bir şey mi geldi? Akla farklı seçenekler geliyor Sütunların siparişe uygun yapılmaması veya siparişi verenlerin ekonomik durumlarının bozulması mantıklı bir açıklama olabilir Ancak sütunların yolda veya antik limanda gelişigüzel bırakılmış olması ani bir baskını veya bir deprem olasılığını akla getiriyor Belki de panik anında insanlar bölgeyi terk ettiler ve bir daha da geri dönemediler

Ben tüm bunları düşünürken güneş yerine ay etrafı aydınlatmaya başlamıştı Bozcaada, Ege Denizi içinde karanlık bir siluet olarak görünüyordu Ege’den gelen rüzgâr iyice serinlemiş ve şiddetini artırmıştı Üşüdüğümü fark ettim Surları arkamda bırakarak yürümeye başladım Antik kent bin yıllardır sabırla kendisine eşlik eden dostuyla, rüzgârla baş başa kalmıştı yine Önce mezarları geçtim, sonra da incir ağaçlarını Ustaların bağırışları, keski sesleri, devasa sütunların gemilere yüklenişleri yol boyunca bir film gibi gözümde canlandı

Her ne vesile ile olursa olsun, Çanakkale’ye yolunuz düşerse bu antik doğal anıtları görmeden dönmeyin Çanakkale-Geyikli yolu üzerinde Alexandreia Troas tabelasına sapın Uluköy’de veya Koçali’de kime sorsanız ocakları gösterir Eğer kulak verirseniz bazen rüzgârın uğultusu arasında çekiç seslerini duyar gibi olursunuz Bu kusursuz sütunları yapan maharetli ustaların ruhları sanki oralarda bir yerlerde görkemli anıtlarını hiç bıkmadan özlemle işlemeye devam ediyor

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.