Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim > Tarih / Coğrafya

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
denemeleri, osmanlı, parlamento

Osmanlı Parlamento Denemeleri

Eski 07-16-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlı Parlamento Denemeleri



Osmanlı devleti 13 yüzyılın sonlarında bir uç beyliği olarak ortaya çıkmış olup
Osmanlı Parlamento Denemeleri yöneticilerinin kabiliyeti ve özellikle gazâ ruhunu canlı ve faal tutmaları sayesinde öteki beyliklerden daha başarılı olmuştur Oğuz boy teşkilâtının bölüklere ayrıldığı ve her bölüğün idarecisi olan şahsın adıyla anıldığı bilinmektedir Söğüt ve civarına yerleşen Oğuzların sağ kolundan Günhan kolunun Kayı boyuna mensup grubun Osman Bey’in adını alması onun babası Ertuğrul veya dedesi Gündüz Alp’ten daha meşhur olmasıyla açıklanabilir

Osman Bey’in hemen yanıbaşında bulunan Bizans’a karşı giriştiği mücadelelerde başarılı olması şöhretini arttırmış ve başında bulunduğu siyâsî oluşum bağımsız bir beylik olarak kendisinin liderliği altında tarih sahnesindeki yerini almıştır Osman Bey’in aynı statüdeki bir boy beyleri toplantısında başkan seçilmesi beyliğin başlangıçtaki siyasî niteliğine ışık tutması bakımından ilgi çekicidirBaşlangıçta dağınık ve karışık görünen beylik yapısı bir beylik ve devlet için gerekli olan düzenli teşkilâtlanma yolunda kısa sürede önemli bir mesâfe katetmiştir

Başka bir ifadeyle meşveret meclisleri Dîvân-ı Hümâyûn’un önemini kaybettiği dönem ile Tanzimat dönemi meclisleri arasındaki zaman diliminde önemli görevler üstlenmişlerdir Bu meclisler önemli ve kritik memleket meselelerini görüşmek üzere padişahın isteği ve sadrâzamın daveti ile toplanmaktaydılar Meclislerin gündemindekikonulara baktığımızda çoğunlukla diplomatik ve önemli iç meselelerle toplumungenelini ilgilendiren iktisadî ve malî konuları görüyoruz 17 yüzyılda I Mustafa’nın (1617-1618 1622-1623) tahta geçişi ve tahttan indirilişi Sultan İbrahim’in (1640-1648) tahttan indirilişi IV Mehmed’in (1648-1687) tahta çıkarılışı ve tahttan indirilişi gibi çok önemli saltanat değişiklikliklerinin meşveret meclisleri ile karara bağlandığı dikkate alınacak olursa bu meclislerin önemi daha iyi anlaşılır

Meşveret toplantılarına devlet erkânı ve ileri gelen idareciler katılıyorlardı (kazasker şeyhülislâm defterdar yeniçeri ağası yüksek seviyeli devlet adamları yüksek rütbeli askerler) (İpşirli 1999:187-189) Bu meclislerde görüşülecek olan konular uzmanları tarafından teferruatlı bir şekilde ortaya konduktan sonra tartışmaya açılmakta ve bu esnada devlet erkânı (ricâl) konuyla ilgili olarak görüşlerini beyan ederek meseleyi enine boyuna tartışmakta ve karara bağlamakta idi Alınan kararların özellikle tefrikaya sebep olabilecek nitelikte olanların ittifakla alınmasına dikkat edilmekteydi Mesela I Abdülhamid (1774-1789) döneminde Kırım’la ilgili bir konu bu mecliste uzun uzadıya tartışılmıştı Padişahın bu meclise gönderdiği hatt-ı hümâyûnda yer alan “herkes bildiğini ve düşündüğünü açıkça ve çekinmeden söylesin; meşveretten sonra arkadan konuşulmasın ona göre karara bağlansın” (İpşirli 1999:188) cümlesi dikkat çekicidir

18 yüzyılın sonlarına doğru Batıda başlayan sanayi devrimi ile hızla ilerleyen teknolojik gelişmelerin ve 1775’te Batıdaki dokuma sanayii 1800’de demir-çelik ve 1825’te ulaşım sanayii ile gerçekleşen hızlı yükselişin gerisinde kalan Osmanlı devleti 1789 Fransız İhtilali’nden sonra ortaya çıkan düşünce akımlarının da dolaylı tesiriyle yeni çâreler aramaya başlamış ve alınması gerekli tedbirler için III Selim (1789-1807) yeni bir meşveret meclisi oluşturmuştu

Bu çerçevede karşılaşılan problemlere yönelik çâre arayışları Osmanlı devletinin demokratikleşme sürecine katkıda bulunacaktır Bu dönemde bilindiği gibi Nizâm-ı Cedîd (Karal C V/1999:61-73) adıyla bir program yürürlüğe konmuştur Bu programda dikkati çeken en önemli husus askerî mâlî ve idârî alanlarda yeni arayışlara ve düzenlemelere gidilmesidir

Bundan sonra diplomasi ve dış politika alanlarında uluslararası denge siyasetine
doğru bir gidiş başlar Devletin toprak bütünlüğünün korunması amacıyla karşılıklılık
esasına dayalı bir diplomasi atağı başlatılır Londra (1793) Viyana (1797) Berlin
(1797) ve Paris gibi Avrupa başkentlerinde dâimî elçilikler açılır (Kuran 1988;Kuran
1997:11-20;Karal CV/1999:61-73) Bu elçilikler Osmanlı aydının yetişmesine
yabancı dil öğrenmelerine çağdaş Avrupa ülkelerinde hüküm süren fikirleri
tanımalarına hizmet ettiği gibi dönüşlerinde memleketleri için Avrupa’ya açılan birer
“pencere” olmalarında da önemli rol oynadılar Böylece az da olsa liberal düşüncelerin
ülkeye girmesine zemin hazırlanmış olur

Birinci Mebuslar Meclisi’nin çalışmalarının dünya umumî efkârı için bir sürpriz
olduğu Osmanılıların çok geri olduğu ve parlamenter rejime intibak edemiyecekleri
yolundaki genel kanaatin sarsıldığına dair yabancı basında haberler yer almıştır Times
gazetesinin 14 Nisan 1877 tarihli nüshasında meclis hakkında şöyle denmekte idi
(Karal CVIII/1999:237)

“Osmanlı memleketlerinde Mebuslar Meclisi kurmanın istenildiği gibi kolay
olamayacağı sanılıyordu Halbuki bunun tam aksi görüldü Mebuslar görüşülen
konularda tam bilgiye sahip görünmekte ve çok eski zamandan beri mevcut bir meclis
için iftihar vesilesi olacak surette iş görmektedirler Medenî cesarete gelince böyle genç
bir mecliste az değil belki çoktur”

Daily News’in İstanbul muhabiri olan Sir Edwin Pears tarafından meclis şöyle
tasvir edilmiştir (Lewis 1998:167):

“Bağdad Arnavudluk Ermenistan ve Suriye gibi uzak yerlerden gelen temsilciler
ilk kez bir arada toplandılar Tartışmaları müstesna derecede ilginç ve hatta şaşırtıcı idi
Üyelerinin çoğu kendi bölgelerinde düzeltilmesi gereken ciddî bozukluklardan
bahsetmekle beraber kendi seçim bölgelerinin kötü idâre alanı olarak yalnız olmadığını
öğrenmekten de hayrete düşmüşlerdi Kudüs Bağdad Erzurum ve Selânik’i temsil eden
üyeler biraraya gelince baştan başa bütün ülkede idarenin bozuk olduğunu gördüler ve
şikayet sebebi durumları ve bunlara çare bulmak için sistemdeki gerekli değişiklikleri
açık kalplilikle tartışmaya koyuldular Milletvekilleri arasında bir çok yetenekli ve
kafası işleyen adam vardı… Ülkenin bir ucundan öteki ucuna kadar devlet idaresinin
köklü reforma ihtiyacı olduğunu gösteriyorlardı Meclisin başında başkan olarak III
Napolyon’un sarayında Türkiye büyükelçiliği yapmış vaktiyle mükemmel bir Fransız
öğrencisi olan ve eğitim bakımından hemen bütün milletvekillerinden şüphesiz üstün
bulunan Ahmet Vefik vardı Fakat resmî ve özel hayatta despotlaşmıştı…”

Ancak tarihin akışının Osmanlı lehine olmadığı bütün toplum müesseselerinin
bozulmaya yüz tuttuğu bir dönemde bu yönetim şekli de maalesef bozulmayı
durdurucu bir etki yapamamıştır Ülkenin siyasî ve ekonomik durumu pek iç açıcı
değildi 93 Harbi denilen 1877-78 Osmanlı-Rus savaşındaki yenilginin ardından 13
Şubat’ta mecliste heyecanlı ve şiddetli tartışmaların yapılması gayri müslim
temsilcilerin giderek muhtariyet ve bunun gibi isteklerde bulunmaya başlaması üzerine
padişah meclisi (açılışından 10 ay 25 gün sonra) kapatıp anayasayı askıya aldı
Milletvekillerine seçim bölgelerine dönmeleri emredildi (Lewis 1998:168;Kuran
1997:265)

Bu dönemde meclisin kapatılıp anayasanın askıya alındığı basın hürriyetine
kısıtlama getirilip mutlakiyetçi idareye dönüldüğü görüşleri dikkate alınırsa yeni
başlamış olan demokrasi hareketlerinde bir geriye gidiş sözkonusudur

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.