|
|||||||
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| 1913, 1975, bedri, biyografisi, eyüboğlu, hayatı, rahmi |
Bedri Rahmi Eyüboğlu (1913 - 1975) Bedri Rahmi Eyüboğlu hayatı biyografisi |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Bedri Rahmi Eyüboğlu (1913 - 1975) Bedri Rahmi Eyüboğlu hayatı biyografisiBedri Rahmi Eyüpoğlu ERİMEK Erimek belirsizce her şeyde Karışmak sulara, yıldızlara Sinmek kokusuna mor menekşenin Yanmak damar damar nefes nefes Yaşamak tükene tükene ![]() Karadut 1913 yılında Görele'de doğdu Ailesinin beş çocuğundan ikincisidir Trabzon Lisesi'nde okurken, 1927'de bu okula resim öğretmeni atanan Zeki Kocamemi'nin öğrencisi oldu Onun derslerinin etkisi ve okul müdürünün özendirmesiyle 1929'da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'ne (şimdi Mimar Sinan Üniversitesi) girdi Burada Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı'nın öğrencisi oldu 1930'da eğitimini bitirmeden, ağabeyisi Sabahattin Eyüboğlu'nun yanına Paris'e gitti Orada André Lhote'un yanında resim çalıştı Daha sonra evleneceği Rumen asıllı eşi Eren Eyüboğlu ile de burada tanıştı Yurda döndükten sonra 1934'te D Grubu'nun dördüncü sergisine otuz resmi ile katıldı İlk kişisel sergisini de aynı yıl Bükreş'te açtı 1934'te katıldığı Akademi'nin diploma yarışmasında üçüncü oldu Bu derece ile mezun olmak istemediği için bir yandan diploma yarışmasına yeniden hazırlanırken, bir yandan da bir süre Çerkeş demiryolu yapımında çevirmenlik yaptı, Tekel Genel Müdürlüğü'nde çalıştı 1936'daki diploma yarışmasında Hamam adlı kompozisyonuyla birinci oldu Aynı yıl Moskova'da düzenlenen Çağdaş Türk Sanat Sergisi'ne katıldı 1937'de Cemal Tollu'yla birlikte Akademi'nin Resim Bölümü Şefi Léopold Lévy'nin asistanı oldular Bedri Rahmi birçok ressamın katıldığı CHP'nin kültür programı çerçevesinde resim yapmak için 1938'de Edirne'ye, 1941'de de Çorum'a gitti Bu dönem resimlerinde köy manzaraları, köy kahveleri, faytonlu yollar, iğde dalı takmış gelinler gibi Anadolu'ya özgü görünümler egemendir 1940'lardan sonra duvar resimlerine yöneldi Bedri Rahmi 1950 yılında bir kez daha Paris'e gitti ve İnsan Müzesi'nde (Musée de I'homme) ilkel kavimlerin sanatını inceledi Bu incelemeleri "güzel"in aynı zamanda "yararlı"da olabileceği, "yararlı" olmanın "güzel"in gücünü eksiltmeyeceği düşüncesine ulaşmasına yol açtı Bu düşünce ise onun bundan sonraki sanat görüşünü tümüyle etkiledi, yönlendirdi Mozaik çalışmalarına 1950'de başladı 1960 ve 1961'de iki kez ABD'ye gitti Orada birçok geziye katıldı, konferanslar verdi ve resim çalışmaları yaptı 1969'da Sao Paulo Bienali'nde (iki yıllık sergi) onur madalyası kazandı Ayrıca 1940'ta Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde resim dalında üçüncülük, 1943'te aynı serginin 4 sünde ikincilik ve 1972'de de 33 sergide birincilik ödülünü aldı Ölümünden sonra 1976'da Ankara'da "Yaşayan Bedri Rahmi" adıyla bir sergisi düzenlendi Aynı yıl İstanbul'da da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde adına düzenlenen bir sergiyle anıldı 1984'te İstanbul'da "Bedri Rahmi-Her Dönemden" adlı bir toplu sergisi açıldı Bedri Rahmi 1927'de başladığı resim öğretmenliğini ölümüne değin sürdürmüş, Akademi'deki atölyesinde sayısız öğrenci yetiştirerek, çağdaş Türk resmi için bu açıdan da etkili ve yararlı olmuştu Bedri Rahmi 1928'de daha lise öğrencisiyken şiir yazmaya başlamıştır Şiirlerine, 1933'ten sonra Yeditepe, Ses, Güney, İnsan, İnkılapçı Gençlik ve Varlık dergilerinde yer verilmiştir 1941'den başlayarak çeşitli şiir kitapları yayımlanmıştır![]() Halk edebiyatının masal, şiir, deyiş gibi her türüne karşı duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansımıştır Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri kendine özgü bir biçimde kullanarak halk diline yaklaşma çabasını sonuna dek götürmüştür Bu nitelikleriyle şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir Akıcı, rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki görüşlerini sergilemiştir Bedri Rahmi Eyüboğlu 21 Eylül 1975'te vefat etti![]() Bedri Rahmi Eyüboğlu'ya, somut, elle tutulurcasına maddi bir yaşama sevincinin şairi denebilir ![]() ![]() Dünyayı belki de ressamca algılayışının bir sonucu olarak, şiirlerinde renklerin, kokuların elle tutulurcasına, gözle görülürcesine maddi bir somutluğu var Çağdaş edebiyatımızda bu özellikleri büyük ölçüde bir de Sait Faik'te (şiirlerinde ve hikâyelerinde) görüyoruz![]() ![]() Serbest bir konuşma dili edasıyla söylenmiş şiirlerinde Orhan Veli'nin ve Nâzım Hikmet'in etkileri duyumsanıyor Fakat Nâzım Hikmet'in çok sonraları, 1950 sonrasında yakınlık duyacağı ve o dönemdeki şiirlerinde yansıtacağı türkü şiir tadını, Bedri Rahmi'de en başlardan beri buluyoruz![]() ![]() Türküler, deyimler, renkler, masal dilinden esintilerle, kendine özgü ve şiirimizde örneğine çok az rastlanan desenli bir şiir dili var Anadolucuğuyla Ceyhun Atuf’a yakın Ama acıdan çok yaşama sevincini yazmaya yatkın, masal ve bilmece dilinden öğeler taşıyan diliyle, yer yer Asaf Halet'e yaklaşıyor M Eloğlu ve C Yücel'deki şaşırtmaca ve (onlardakinden daha lirik) humor özelliklerini de buluyoruz Bedri Rahmi'nin şiirinde Doğa, maddi yaşama sevinci, bereket![]() ![]() şiirinin kendine özgü ana temalarını oluşturuyor Kendi döneminin ve kendinden sonraki dönemlerin bir çok şairini etkilemiş, genç kuşakların çok şey öğrenebilecekleri özgün bir şair![]() Bedri Rahmi Eyüpoğlu Hakkında Mehmet H Doğan [1975] " ![]() ![]() dizginlenemeyen bir coşku, bir yaşama sevinci ve renkler Bir de halk sanatının masal, şiir, deyiş, resim vb her türüne karşı aşırı bir hayranlık Bu dört öge çevresinde kurulmuş, ortalama şiir okuyucusunu hemen sarıveren, uzun süre akıldan çıkmayan, her vesileyle anımsanan bir şiirdir Bedri Rahmi'nin şiiri"Eserleri ŞİİR 1944 Yaradana Mektuplar 1948 Karadut 1952 Tuz 1953 Üçü Birden (ilk kitaplarının ikinci baskısı) 1956 Dördü birden (yeni eklemelerle yeni baskı) Karadut 69 (yeni eklemelerle bütün kitapları), 1974 Dol Karabakır Dol 1977 Yaşadım Kitap olarak yayınlanmış gezi notları da vardır ![]() Şiirlerinden ![]() ![]() OĞLUM MEHMEDE Meyvelerimizi Takdim Ederim İşte armutlarımız çırılçıplak Ne avret mahallerinde yaprak Ne de kendilerini verirken naz ederler Üç aylık sabinin gülüşü Yağmurun kendiliğinden dökülüşü gibi Herşeylerini verirler Yabana atma meyvelerin şehvetini tosunum Şehvetle nur Yalnız meyvelerin cennetinde Haşrüneşr olur Dalından ayrılan meyveye kulak ver Hâlâ içerisinde toprağın uğultusu Ve için için akan serin çeşmeler ![]() Isır meyveleri tosunum birer birer İnsanoğlu cennetlerin en güzeline Meyveleri ısırarak girer ![]() Oğlum Mehmede meyvelerimizi takdim ederim Dilerim Allahtan Meyve ağaçları sıralansın ömrün boyunca Hazzın biri tükenmeden Öteki yansın dallarda alev alev Ve rüyalarına salkımların buğusu dolsun Cürmün çağla taşlamaktan Yaran böğürtlen dikenlerinden Ölümün ağulu dutlardan olsun ![]() Yaradana Mektuplar SEVİNSİN Aldık nasibimizi hüzünden İşte geldik gidiyoruz sevinsin Halbuki ne güzel başlamıştı hikâye Şerbet gibi bir gök üstümüzde Ve bütün lezzetleriyle toprak Gözümüzde nur, dizimizde takat On parmağında on hüner vardı Biz onun sevgili kulları Dünyasını âbad eyledik Bir can verdi bize bin alır Gideriz gözümüz arkada kalır Sevinsin Açın kapıları açın Gidin haber verin meleklere Can çekişip durmasın beyhude yere Elbet bir tutam ot biter üstümüzde Mezarına göre ayağını uzatır ölülerimiz
|
|
Bedri Rahmi Eyüboğlu (1913 - 1975) Bedri Rahmi Eyüboğlu hayatı biyografisi |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Bedri Rahmi Eyüboğlu (1913 - 1975) Bedri Rahmi Eyüboğlu hayatı biyografisiBedri Rahmi Eyüboğlu (1913 - 1975) Bedri Rahmi Eyüboğlu hayatı biyografisi Görele'de doğdu Ailesinin beş çocuğundan ikincisidir Trabzon Lisesi'nde okurken, 1927'de bu okula resim öğretmeni atanan Zeki Kocamemi'nin öğrencisi oldu Onun derslerinin etkisi ve okul müdürünün özendirmesiyle 1929'da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'ne (şimdi Mimar Sinan Üniversitesi) girdi Burada Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı'nın öğrencisi oldu 1930'da eğitimini bitirmeden, ağabeyisi Sabahattin Eyüboğlu'nun yanına Paris'e gitti Orada André Lhote'un yanında resim çalıştı Daha sonra evleneceği Rumen asıllı eşi Eren Eyüboğlu ile de burada tanıştı Yurda döndükten sonra 1934'te D Grubu'nun dördüncü sergisine otuz resmi ile katıldı İlk kişisel sergisini de aynı yıl Bükreş'te açtı 1934'te katıldığı Akademi'nin diploma yarışmasında üçüncü oldu Bu derece ile mezun olmak istemediği için bir yandan diploma yarışmasına yeniden hazırlanırken, bir yandan da bir süre Çerkeş demiryolu yapımında çevirmenlik yaptı, Tekel Genel Müdürlüğü'nde çalıştı 1936'daki diploma yarışmasında Hamam adlı kompozisyonuyla birinci oldu Aynı yıl Moskova'da düzenlenen Çağdaş Türk Sanat Sergisi'ne katıldı 1937'de Cemal Tollu'yla birlikte Akademi'nin Resim Bölümü Şefi Léopold Lévy'nin asistanı oldular Bedri Rahmi birçok ressamın katıldığı CHP'nin kültür programı çerçevesinde resim yapmak için 1938'de Edirne'ye, 1941'de de Çorum'a gitti Bu dönem resimlerinde köy manzaraları, köy kahveleri, faytonlu yollar, iğde dalı takmış gelinler gibi Anadolu'ya özgü görünümler egemendir 1940'lardan sonra duvar resimlerine yöneldi İlk duvar resmini 1943'te İstanbul'da, Ortaköy'deki Lido Yüzme Havuzu için yaptı 1947'de İstanbul'da özel bir atölye ve galeri açtı 1950'de Ankara'da sanatının o güne kadarki bütün dönemlerini kapsayan bir sergisi düzenlendi Bedri Rahmi aynı yıl bir kez daha Paris'e gitti ve İnsan Müzesi'nde (Musée de I'homme) ilkel kavimlerin sanatını inceledi Bu incelemeleri "güzel"in aynı zamanda "yararlı"da olabileceği, "yararlı" olmanın "güzel"in gücünü eksiltmeyeceği düşüncesine ulaşmasına yol açtı Bu düşünce ise onun bundan sonraki sanat görüşünü tümüyle etkiledi, yönlendirdi Mozaik çalışmalarına 1950'de başladı 1958'de Uluslararası Brüksel Sergisi için 272 m²'lik bir mozaik pano gerçekleştirdi ve bu yapıtıyla serginin büyük ödülü olan altın madalyayı kazandı Bundan bir yıl sonra Paris'teki NATO yapısı için, şimdi Brüksel'de bulunan, 50 m²'lik bir mozaik pano hazırladı 1960 ve 1961'de iki kez ABD'ye gitti Orada birçok geziye katıldı, konferanslar verdi ve resim çalışmaları yaptı 1969'da Sao Paulo Bienali'nde (iki yıllık sergi) onur madalyası kazandı Ayrıca 1940'ta Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde resim dalında üçüncülük, 1943'te aynı serginin 4 sünde ikincilik ve 1972'de de 33 sergide birincilik ödülünü aldı Ölümünden sonra 1976'da Ankara'da "Yaşayan Bedri Rahmi" adıyla bir sergisi düzenlendi Aynı yıl İstanbul'da da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde adına düzenlenen bir sergiyle anıldı 1984'te İstanbul'da "Bedri Rahmi-Her Dönemden" adlı bir toplu sergisi açıldı Bedri Rahmi Akademi'deki ilk yıllarından sonra temel bilgilerini Paris'te André Lhote'un akademisinde edinmesine karşın onun kübist ve yapımcı (konstrüktif) yaklaşımını benimsememiş, Dufy ve Matisse'i kendine daha yakın bulmuştur Paris'ten döndükten sonra Anadolu ve Trakya gezilerinde yaptığı resimlerle İstanbul görünümlerinde Dufy'nin renk ve çizgi anlayışının etkileri görülür Zamanla bu etkiden sıyrılan Bedri Rahmi halk sanatını sağlam bir kaynak olarak görmeye başlamıştır Halk sanatından yola çıkarak yeni anlatım biçimleri aramıştır Minyatürlerden de esinlenmiştir Anadolu kilimlerinin geometrik, soyut biçimleri, çini, cicim, heybe, yazma ve çorapların bezeme düzeni ve renk uyumlarını kaynak olarak kullanmış, motifin ağırlık kazandığı süslemeci bir tutumla resimler yapmıştır Ancak, yalnızca motifleri resme uygulamakla yetinmemiş, renk ve malzeme araştırmalarına da girmiştir Çeşitli teknikleri deneyerek gravür, mozaik, heykel ve seramik alanlarında birçok ürün vermiştir Yine bir halk sanatı olan yazmacılığa da yönelmiş, kumaş üstüne baskılar yapmış, bu çalışmalarını öğrencileriyle birlikte de yürütmüştür İki yıl kadar süren ABD gezisinden sonra değişik malzemelerden yararlanarak soyut resimler ve renk düzenlemelerine yönelmişse de son yıllarında yeniden eski konularına dönmüştür Kemençeciler, gecekondular, hanlar, kendi portreleri, balıklar ve kahvelerle, yeni renk ve doku deneyimlerinden de yararlanarak, doğaya eğilişin ustaca ve yetkin örneklerini vermiştir Çağdaş resim öğelerini de içeren bu çalışmalarında, konu soyuta yaklaştığı oranda, resmin de bir tür "nakış"a dönüştüğü izlenir Bedri Rahmi 1927'de başladığı resim öğretmenliğini ölümüne değin sürdürmüş, Akademi'deki atölyesinde sayısız öğrenci yetiştirerek, çağdaş Türk resmi için bu açıdan da etkili ve yararlı olmuştur Bedri Rahmi 1928'de daha lise öğrencisiyken şiir yazmaya başlamıştır Şiirlerine, 1933'ten sonra Yeditepe, Ses, Güney, İnsan, İnkılapçı Gençlik ve Varlık dergilerinde yer verilmiştir 1941'den başlayarak çeşitli şiir kitapları yayımlanmıştır Halk edebiyatının masal, şiir, deyiş gibi her türüne karşı duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansımıştır Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri kendine özgü bir biçimde kullanarak halk diline yaklaşma çabasını sonuna dek götürmüştür Bu nitelikleriyle şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir Akıcı, rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki görüşlerini sergilemiştir Bedri Rahmi Eyüboğlu 21 Eylül 1975'te vefat etti
|
|
|
|