Peygamberlerimizin Risaleti |
|
|
#1 |
|
Şengül Şirin
|
Peygamberlerimizin RisaletiPeygamberlerimizin Risaleti Peygamberlerimizin Hayatı-lmam Şibli Resul-i Ekrem'in doğduğu sıralarda Mekke putperestliğin merkezi idi Kabe'de Arapların ibadet ettiği 360 put vardı Hz Muhammed'in ailesinin en belirgin özelliği, Kabe'nin koruyuculuğunu yapmaları ve buranın anahtarlarını taşıyor olmalarıydı Buna rağmen Hz Mu-hammed, bir kere bile başını putlara eğmemiş, putların şerefine yapılan törenlere katılmamıştı O zamanlarda Kureyş üstünlüğünü göstermek için hac mevsiminde Arafat'a çıkmaz, hacıların Kureyş'in giydiği elbiselere benzer elbiseler giymelerini yasaklar, buna karşı çıkanlar Kabe'nin etrafında çırıl çıplak tavafa mecbur olurlardı 22 Bu yüzden Kabe'yi çırılçıplak tavaf etmek âdet olmuştu Fakat Hz Muhammed Kureyş'in bu çirkin adetlerinden hiçbirine uymamıştı 23Arabistan'da efsane ve masal çok yaygındı Bunun için halk gündüz işlerini bitirir, sonra geceleri toplanır, bütün gece güzel masal anlatan kişileri dinlerlerdi Hz Muhammed çocukluğu sırasında böyle bir meclise katılmak istemiş, fakat yolda bir düğüne rastlayıp onu seyrederken uykuya dalmış ve uyandığında sabah olmuştu Hz Muhammed masal okumak için bir araya gelen insanlar arasında bulunmaya ikinci defa teşeb büs etmiş, fakat yine bir engel çıkmış ve oraya gidememişti Hayatında bu meclislere iki defa katılmak isteyen fakat ikisinde de başanlı olamayan Hz Muhammed'e sanki kaderin dili: "Senin yerin anlamsız eğlencelerle vakit geçiren bu meclislerden daha yüksektir" diyordu 24 Sağlam bir fikir, selim bir fıtrat bunu gerektirir Fakat yeni bir şeriatın kurucusu, mükemmel bir dinin öğreticisi ve bütün insanlığın rehberine daha fazla şeyler lazımdı Daha o zamanlarda Varaka gibi, Zeyd gibi, Osman b Huveyris gibi adamlar putperestliği çirkin buluyor, hak dini arıyorlar, fakat ümitsizlik ve üzüntü içinde bulunuyorlardı Varaka ve Osman Hıristiyanlığı kabul etmişler, fakat Zeyd hasret ve üzüntüsünü ifade eden: "Ya Rabbi! Sana nasıl ibadet edileceğini bilseydim sana öyle ibadet ederdim!" sözleriyle hayatına veda etmişti![]() Peygamberimizin o zaman yerine getireceği pek çok dünya işleri vardı Çünkü uzun seferlere çıkmasını gerektiren ticarî işler peşinde koşuyordu Çoluk çocuğu vardı Bunlardan başka görülecek vazifeleri çoktu Bununla beraber kader onu başkasının yerine getiremeyeceği bir vazife için seçmişti![]() Hz Muhammed Mekke'den üç mil uzaklıktaki Hira dağına gider, orada aylarca ibadet ve tefekküre dalardı Peygamberimiz buraya giderken azığını yanında götürür, bunlar bitince evine döner, sonra tekrar giderdi![]() Buhari Peygamberimizin Hira dağında ibadetle meşgul olduğunu beyan eder Aynî, Buhari şerhinde bu konuyu sorulacak olursa, bunun tefekkür ve ibretten ibaret olduğunu söyleyebiliriz" der Peygamberimizin büyük dedesi Hz İbrahim de peygamber olmadan önce bu şekilde ibadet ederdi Hz İbra*him, yıldızların doğduğunu gördüğü zaman biraz zihni açılmıştı Daha sonra ayın doğduğunu görünce zihninin bulanıklığı artmış, güneşin gözler kamaştıran ziyası onu biraz şaşırtmış, fakat bütün bunların doğup battıklarını görünce "Ben batıp gidenleri istemem Ben yüzümü göklerin ve yerin Yaratıcısına çevirdim" demişti![]() Cariyle, "Kahramanlar" isimli kitabında Peygamberimizin bu durumunu şu şekilde tasvir eder: "Muhammed'in zihnine her dakika, her an binlerce soru hücum ediyordu: Ben kimim? Niçin varım? Bu sınırsız kainat ne? Neye inanmalı? Fakat Hira'nın kayaları, veya Tur'un göklere uzanan zirveleri, veya harabeler, ovalar bu sorulara cevap veriyor muydu? Asla! Şu devreden kainat, birbirini takip eden gündüz ve gece, parıldayan yıldızlar ve sağnaklar getiren bulutlar ![]() ![]() Bunların hiçbiri bu sorulara cevap veremiyordu "Peygamberliğin başlangıcında Resul-i Ekrem'e sırlar, rüyasında belirmeye başladı Onun rüyada gördüğü her şey aynen gerçekleşiyordu 25Bir gün Hz Muhammed Hira mağarasında tefekküre dal*mışken, gayb aleminin meleği kendisine şu sözleri söyledi:"Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir O Rab ki kalemle yazmayı öğretti İnsana bilmediği şeyleri öğretti "26Kaynak Emine Eroğlu
__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz
En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır |
|
Cevap : Peygamberlerimizin Risaleti |
|
|
#2 |
|
Şengül Şirin
|
Cevap : Peygamberlerimizin RisaletiHz Muhammed, bu sözleri dinledikten sonra Celal sahibi yüce Allah'ın bu tecellisinden titriyordu 27Hz Muhammed gördüğünü, eşi Hz Hatice'ye anlattı Hatice, onu tbranice bilen, Eski Ahit ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil) okuyan Varaka'ya götürdü Varaka, Hz Muhammed'i dinledikten sonra "Bu tam Hz Musa'ya gönderilen melektir!" demişti Bazı rivayetler Resul-i Ekrem'in korktuğunu, Hatice'nin ona "Korkma, Cenab-ı Hak seni terk etmez" de*diğini, sonra onu Varaka'ya götürdüğünü ifade eder (![]() ![]() )Resul-i Ekrem, peygamber olduktan sonra onun müca*dele edeceği çok büyük zorluklar vardı Onun peygamberli*ği Hz İsa'nın peygamberliği gibi sadece tebliğden ibaret, ya da Hz Musa gibi kavmini tehlikeli bir yerden çıkarmak ve başka bir yere götürmek olsa bu vazife daha kolay olabili*di Hatemü'l-Enbiya'nın vazifesi daha büyük ve daha zordu Hz Muhammed'in vazifesi kendi hayatını ve bütün Arabistan'ın hayatını kurtarmaktan ibaret değildi![]() O, bütün insanlığı hakikat ve hidayete davet etmekle görevliydi Bu*nun için Resul-i Ekrem'in çok dikkatli ve tedbirli hareket etmesi ve çevresini gereğince incelemesi gerekiyordu Onun atacağı ilk adım, bu yeni fakat müthiş sırrı ilk önce kime açacağını belirlemekti Şüphesiz peygamber bunu uzun süre kendisiyle hayatın içinde beraber olan, onun huyunu ve davranışlarını bilen, onun söylediğine inanan, çevresindeki insanlardan onun doğruluk ve samimiyetinden emin olanlara söyleyebilecekti Bu özelliklere sahip olan insan lar; 1- Onun sadık eşi Hz Hatice,2- Onun yetiştirdiği Hz Ali, 3- Onun azadlı kölesi ve pek sevdiği evlatlığı Zeyd , 4-Onun çok eski ve vefalı dostu Hz Ebubekir'di Hz Muhammed, peygamberliğini ilk önce Hz Hatice'ye açtı O da ona hiç tereddüt etmeden inandı Sonra ötekile*rine söyledi Onlar da hiç tereddüt etmediler![]() Hz Ebubekir zengin bir adamdı Soybilim konusunda bilgi ve birikimi mükemmeldi Muhakemesi kuvvetliydi Ibn-i Sa'd'a göre, Hz Ebubekir'in Müslümanlığı kabul ettiği sıralarda 40 bin dirhemi vardı Hz Ebubekir serveti ve konumu bakımından kavmi içinde söz sahibi biriydi Zor durumda olanlar, sıkıntısı olanlar ona fikir danışırlardı![]() Bazı rivayetlere göre sahabelerden Hz Osman, Hz Zübeyr, Hz Abdurrahman b Avf, Sa'd b Ebi Vakkas, Hz Ebube*kir'in gayretleriyle Müslümanlığı kabul etmişlerdi 28Hz Ebubekir'in girişimleriyle daha birçokları İslam'ı ka*bul etmişler ve Müslümanların sayısı çoğalmıştı Bu ilk Müslümanlar arasında Habbab b Eret, Hz Osman, Abdurrahman b Avf, Hz Sa'd b Ebi Vakkas, Hz Talha, Erkam, Sa'd b Zeyd, Abdullah b Mes'ud, Osman b Maz'un, Sü-heyb-i Rumi, Ebu Ubeyde en meşhurlarıdır![]() Fakat bütün işler gayet gizli bir şekilde yapılıyor, güvenilir kişilerden başkalarının haberdar olmaması için olağanüstü dikkat gösteriliyordu ![]() İbadet zamanlarında Resul-i Ekrem, bir dağ geçidine gidiyor ve orada ibadet ediyordu İbnü'l-Esir'e göre Resul-i Ekrem öğle ibadetini Ha-rem'de yapıyordu; çünkü Kureyşliler buna karşı çıkmıyorlardı Bir keresinde Ebu Talip, Resul-i Ek*rem ile Hz Ali'yi bir vadide ibadet ederken görmüş, onların ibadet etme şekillerine hayret ederek hangi dine bağlı olduklarını sormuş, Resul-i Ekrem de Hz İbrahim'in dinine bağlı olduklarını söylemişti Ebu Talip: "Ben gerçi bu dine bağlı değilim fakat sizi de o dine bağlı olma konusun*da engellemem" demişti İslam tarihinde üzerinde fikir ayrılığı bulunan noktalardan biri, islam'ın ne şekilde yayıldığıdır İslam düşmanları İslamiyet'in kılıçla yayıldığını söylerler Biz bu meseleyi yerli yerinde ayrıntılı bir şekilde konu edeceğiz Burada göz önünde bulunduracağımız en büyük mesele, ilk Müslümanların kimlerden ibaret olduğudur Çünkü bunlar, tamamıyla kendi arzularıyla canlarını, mallarını, her şeylerini tehlikeye atarak Müslümanlığı kabul etmişlerdi
|
|
Cevap : Peygamberlerimizin Risaleti |
|
|
#3 |
|
Şengül Şirin
|
Cevap : Peygamberlerimizin RisaletiBiz öncelikle Müslümanlar arasındaki ortak noktaları göstermek istiyoruz: 1 - İslamiyet'i ilk kabul edenler, genellikle hakikati arayan, yüksek karakterli, yüksek ahlâklı insanlardı Mesela Hz Ebubekir, cahiliye döneminde takvasıyla, iffetiyle, doğruluğu ve dürüstlüğüyle; Osman b Maz'un, safiyetiyle, İslamiyet'ten önce içkiden kaçmmasıyla, İslamiyet'ten sonra da dünyayı terk etmesiyle meşhurdu Hatta Resul-i Ekrem onu dünyayı bu derece terk etme konusunda ikaz etmişti İslamiyet'in doğuşundan önce vefat eden, fakat cahiliye döneminde de içki kullanmayan Abdullah b Cüd'an'ın yetiştirdiği Süheyb de böyle idi İslamiyet'i ilk kabul edenlerin altıncı veya yedincisi olan Ebu Zerr İslamiyet'ten önce putperestliği terk etmiş, Ebu Zerr'in kardeşi Mekke'ye gelerek Peygamberimizi Kur'an okurken dinlemiş, sonra Ebu Zerr'e dönerek ona: "Öyle bir adam gördüm ki ona dinin*den dönmüş bir sapık diyorlar; halbuki insanları yüksek ah*lâka davet ediyor Sonra bir şey okuyordu ki ne nazım, ne nesir idi Onun fikirleri ile senin fikirlerin birbirine çok benziyor" demişti Ebu Zerr, bu sözleri yeterli görmeyerek bizzat Mekke'ye gelmiş, Hz Muhammed'i dinlemiş ve Müslü*man olmuştu Hz Ebu Zerr dünya işlerine karışmayan, temiz ve iffetli hayat yaşayan bir adamdı Servet toplamanın Müslümanlığa zıt olduğunu düşünen Hz Ebu Zerr, Hz Osman devrinde Medine'den uzaklaştırılmıştı 292-Resul-i Ekrem'in ilk sahabeleri Hanifler tarafından yetiştirilen insanlardı Bunların çoğunluğu Müslümanlıktan önce putperestliği terk etmiş ve Hz İbrahim'in dinine bağlanmışlardı Fakat bunlar İbrahim'in dini hakkında bir şey bilmiyor ve hakikati arıyorlardı Yukarıda bahsettiğimiz Zeyd, Hanif idi Zeyd, Peygamberimizin peygamberliğinden beş yıl önce vefat etmişti Fakat babasından birçok şey duymuş olan oğlu Said, Peygamberimizle görüştüğü zaman, babasının ölünceye kadar aradığı rehberi bulduğunu anlamış ve Müslümanlığı kabul etmişti![]() 3-Bütün yeni Müslümanlar, Kureyş'in hürmet ettiği lakap ve unvanlar taşıyor değillerdi Bunların içinde Ammar, Habbab, Ebu Fükeyhe ve Sahib gibi kendilerine zengin denilemeyecek insanlar vardı Resul-i Ekrem bunlarla beraber Kabe'ye doğru gittiği zaman, Kureyş bunlara bakarak: "İçimizde Allah'ın lütuf ve yardımına erişenler bunlar mı?" diyor ve bunların fakir olmalarıyla alay ediyorlardı Halbuki bunlar maddi servet yerine iman servetine sahiptiler Ötekiler ise tamamıyla servet, sosyal mevki, yüksek rütbe gibi engeller yüzünden hakikatin karşısında eğilmiyorlardı Kibir ve gurur ilk müminlerin karşılaştıkları, mücadele ettikleri en büyük düşmandı Müslümanlar, islamiyet'i kabul etmeleri yüzünden Kabe'nin hizmetlerinden uzaklaştırılmaktan korkmuyorlardı Onlann zihinleri hakikatin nurunu kabule hazırdı, ilk hamlede Peygamberlerin etrafına fakirlerin toplanmasının sebebi budur İlk Hıristiyanlar bir takım balıkçılardı Hz Nuh'un arkadaşları aşağı tabaka insanlardan oldukları için hakarete uğru-yorlardı Kur'an-ı Kerim'de Hud suresinde bundan bahsedilir: Nuh'un kavmi ona hitaben; "Biz seni bizim gibi insanlardan biri olarak görüyoruz, başka değil İlk bakışta bizim ayak takımımızdan başkasının senin arkana düştüğünü görmüyoruz Sizin bizden fazla bir meziyetinizi de görmüyoruz Aksine sizi yalancılar sanıyoruz "30 demişti Daha sonra ilk Müslümanların iman kuvvetini, saldırılara ve bütün işkencelere karşı dayanan ve direnen manevî güçlerini göstereceğiz Öyle ki bunlann imanlarındaki kuvvet, kanaatlerindeki sağlamlık, onların küçük askerî birliklerle Bizans ve İran imparatorluklarını yıkmalarını sağlamıştı![]() Resul-i Ekrem, üç yıl kadar peygamberlik vazifesini gizlilik içinde yerine getirdi Artık açıkça tebliğ dönemi gelmiş, Peygamberimize "Şimdi sen emrolunduğunu açıkça tebliğ et "31 ve "Önce en yakınlarını uyar "32 âyetleri nazil olmuştu![]() Daha sonra Resul-i Ekrem bir gün Safa tepesine çıkarak: "Ey Kureyş!" diye bağırdı Resul-i Ekrem'in sesini işitenler etrafına toplandılar Peygamberimiz onlara:"Size bu tepenin arkasından bir ordunun geldiğini söylesem bana inanır mısınız?" dedi ![]() Hepsi de: "İnanırız", dediler Çünkü sen daima sözün doğrusunu söylersin!"Birkaç gün sonra Resul-i Ekrem, Hz Ali'ye bir yemek hazırlamasını söyledi İslamiyet'in yayılması buradan başlamış oluyordu Bu mecliste Hamza, Abbas, Ebu Talip gibi Abdülmuttalip ailesinin büyükleri de bulunuyordu Yemekten sonra Hz Muhammed şu sözleri söyledi: "Size dünyanızı da, ahiretinizi de ilgilendiren bir şey gösteriyorum Bu işi benimle birlikte sürdürmeye hazır mısınız?"Herkes şaşırmıştı Ortalığa derin bir sessizlik hakimdi Fakat Hz Ali kalkmış, "Gerçi benim gözlerim iyi görmüyor, kollarım zayıf, bacaklarım ince ve yaşım burada bulunanların hepsinden küçüktür Fakat ben size yardım edeceğim" demişti Mecliste bulunan Kureyş kabile reisleri için bu manzara pek tuhaftı Biri onüç yaşında, iki adam alemin kaderine yeni bir şekil vereceklerini söylüyorlardı Kureyş liderleri buna güldüler Fakat hadiseler bu iki adamın haklı olduğunu ispat etti![]() Yavaş yavaş Müslümanların sayısı kırka ulaştı Hz Muhammed onlarla birlikte hareme giderek Allah'ın birliğini ilan etmiş, fakat müşrikler bu hareketi Kabe'ye gösterilen en büyük hakaret görerek her taraftan Resul-i Ekrem'e saldırmışlardı Hz Muhammed'in yetiştirmesi olan Haris b Ebi Hale, hadiseden haberdar olarak hemen koştu ve peygamberi kurtarmaya çalıştı Haris, her tarafından aldığı kılıç darbeleri ile hayata veda etti Kanları Harem-i Şerifin zeminini boyayan ilk Ìslam şehidi Haris'tir![]() 10- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Hayra delalet eden onu yapan gibidir "Enes radıyallahu anh Tirmizî |
|
|
|