Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim > Tarih / Coğrafya

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
cervantesin, hayranlığı, osmanlıya

Cervantes'in Osmanlıya Hayranlığı.

Eski 11-25-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Cervantes'in Osmanlıya Hayranlığı.



Avrupa tiyatrosu, opera ve balesinde 16 yüzyıldan 19 yüzyıla kadar Türkler üzerine yüzlerce eser yazıldı, bunların çoğu sahneye de konuldu Bu akıma edebiyatının Altın Çağ döneminde (16-17 yüzyıl) İspanya da katıldı Örneğin Altın Çağ İspanyası'nın en verimli oyun yazarı Lope de Vega 300'ü aşkın oyunundan otuzunu Türklere ayırmıştır Altın Çağ İspanyol yazarlarından Cervantes (1547-1616), tam adıyla Miquel Cervantes Saavedra da Türkler üstüne oyunlar yazmıştır Daha çok ölümsüz eseri 'Don Kişot' ile özdeşleşen Cervantes'in öteki roman ve öyküleri pek az bilinir Oyun yazarlığını ise kimse bilmez Şimdiye kadar tanıdığım tiyatrocuların hiçbiri onun yazarlığını bilmiyor, hele on sekiz oyun yazdığını söylediğim zaman şaşırıyor, inanmak istemiyorlardı Cervantes'in Türkler üzerine kaleme aldığı oyunlar şunlardır: 'Los banos de Argel' (Cezayir'in Zindanları), 'La Gran Sultana Dona Catalina de Oviedo' (Yüce Sultan, Oviedolu Dona Catalina), 'El Gallardo Espanol' (Yiğit İspanyol), 'Los Tratos de Argel' (Cezayir'de Yaşam),

'La Batallo Naval' (Deniz Savaşı) ve 'El Trato de Constantinople y Muerta de Selim' (İstanbul'da Yaşam ve Sultan Selim'in Ölümü) Bu saydıklarımızdan son iki oyunun metni yitiktir Araştırmacılar bunlardan 'La Batallo Naval'ın 1571'de Türklerin yenilgiye uğradığı İnebahtı Savaşı üzerine olduğunu saptadı İnebahtı Savaşı'na katılan, yaralanan ve sol eli sakat kalan Cervantes de, bunu birkaç kez belirtmiştir Cervantes'in ikinci yitik oyunu 'El Trato de Constantinople y Muerta de Selim' üzerine bilgimiz daha az Ancak adından İstanbul'da geçtiğini, Sultan II Selim'in ölümüyle ilgili olduğunu söyleyebiliriz Türkiye ve Türkler üzerine eser veren öteki yazarlar okudukları ve duydukları bilgilerle eserlerini kurarken, Cervantes, Türk ve Müslüman dünyasıyla ilgili doğrudan, kişisel deneyimlerini aktarır Cervantes edebiyata ve tiyatroya olan yakınlığına karşın 1564-70 yıllarında asker olmayı seçip İtalya'ya gider Bütün İtalya'yı gezer, Sultan II Selim'in Kıbrıs kuşatmasına ve Lefkoşa'nin düşüşüne tanık olur Bu deneyimleri 'El Amante Liberal' (Yüce Gönüllü Aşık) adlı uzun öyküsünün konusunu oluşturur

1571 yılının ekim ayında Türklere karşı İnebahtı Savaşı'na katılan Cervantes, Marquesa gemisinin bordasındadır İkisi göğsünden, biri de sol kolundan olmak üzere üç kez yaralanır 1572'de Türklere karşı Navarin ve Modon'da savaşır 1575'te ordudan ayrılıp kardeşleriyle bindiği El Sol adlı gemi, Türklerin saldırısına uğrayınca esir düşen Cervantes, Cezayir'e getirilir Kurtulmak için gereken fidye parasının gelmesini beş yıl bekler Başka tutsaklarla birlikte İstanbul'a gönderilirken İspanya'dan beklenen fidye parası gelir Böylece, özgürlüğüne kavuşur ve vatanına döner Eğer fidye parası gecikseydi, Cervantes İstanbul'da olacaktı Böylece, hem Cervantes görmeden çok iyi bildiği İstanbulla ilgili eserler yazacak, hem de onun gibi bir dev yazarın İstanbul'da bulunuşu bizim için büyük bir kazanç olacaktı Cervantes'in Türkler üzerine kaleme aldığı 'La Gran Sultana' (Yüce Sultan), İspanya'da EXPO '92 çerçevesinde önce Sevilla'da, sonra Madrid'de Adolfo Marsillach tarafından sahneye konuldu Nacional Teatro Clasico Topluluğu tarafından oynanan 'Yüce Sultan',

Sultan III Murad çağında Topkapı Sarayı'nda geçtiği için dekor tasarımcısı İstanbul'a gelerek, Topkapı Sarayı'nda incelemeler yaptı ve III Ahmed'in Has Odası'nı oyunun dekoru için temel aldı Odanın dört duvarı vazo içinde çiçekler, sepet içinde yemiş resimleriyle dolu olduğu için odaya 'Yemiş Odası' adı verilmiştir Bu resimler oyun boyunca dekor değişse de sürekli kalırlar 'Yüce Sultan' 1995'te İspanyol edebiyatı profesörü Yıldız Canpolat tarafından Türkçe'ye çevrilip yayımlanmıştır Oyunda birbiriyle kesişen üç hikâye vardır Bunlardan en önemlisi oyunun baş kahramanları Sultan III Murad ile Yüce Sultan Oviedolu Catalina arasındaki aşktır Cervantes, 1575'te Cezayir'de esir düştüğünde III Murad bir yıldır tahtta idi Esirliği boyunca efendisinden Sultan Murad'ı çok dinlemişti Eserde Murad, Murates diye geçmektedir Oviedolu Catalina ise İspanya'dan Asturyalı bir kadındır On yaşında esire olarak İstanbul'a getirilmiştir Sultan Murad onu görür görmez âşık olur Evlenmek istese de Catalina, Müslüman olmak istemediği için Murad'ı reddeder

Fakat, Sultan Catalina'ya öyle âşıktır ki, sonunda kızın isteğine boyun eğer Catalina, baş kadın sultan olur Bu arada Catalina kendisi gibi tutsak olan babasına da kavuşur İkinci hikâye ise Lamberto ile Clara'nın hikâyesidir Lamberto, Clara'yı sever, evlenemediği için kızı kaçırır Ancak, ikisi Türklerle karşılaşırlar Lamberto kaçar, kız ise İstanbul'a tutsak olarak götürülür Lamberto ise Clara'nın Zaide adıyla İstanbul'da olduğunu öğrenince, o da kadın kılığına girip Zelinda adıyla saraya girer Ancak, işler umdukları gibi gitmez Çünkü, Clara gebe kalmıştır Lamberto'nun erkek olduğu anlaşılır, araya Catalina'nın girmesiyle kurtulup evlenirler Lamberto'ya Rodos'ta paşalık verilir Üçüncü hikâyede ise tutsak Madrigal, Müslüman bir kızı sever, ikisi yakalanınca Kadı Madrigal'e ölüm cezası verir Ancak Madrigal yaptığı şaklabanlıklarla cezadan kurtulur, casus Andrea'nın yardımıyla İspanya'ya döner Cervantes'in İstanbul üzerine bilgisi şaşırtıcıdır Buraya aldığımız bir resimde Madrigal, pencereden içeriye bakan file Türkçe öğretmeye çalışmaktadır

Bilmeyenler 'Filin İstanbul'da ne işi var?' diye düşünebilir Oysa, Cervantes haklıdır, şöyle ki padişahın armağan olarak gelen yaban hayvanlarından oluşan zengin bir koleksiyonu vardır: Gergedanlar, aslanlar, filler, zürafalar, kaplanlar Bunlardan filler ve zürafalar halk da görsün diye sokaklarda gezdirilirdi Şenliklerde de çoğu eğitilmiş olduğundan gösteriler yaparlardı İstanbul'daki semtleri de Cervantes iyi bilmektedir Madrigal İstanbul'dan ayrılırken İstanbul'daki isimleri Türkçe söyleyerek her birine veda eder: Galata, Yedikule, Çıfıt (Yahudi) Mahallesi Yalnız Tersane'ye veda ederken "Şeytan görsün yüzünü!" der Çünkü, Cervantes'in yıllarca savaştığı Türk kalyonları burada yapılıyor ve onarılıyordu

* Prof Dr Metin And, Türkiye Bilimler Akademisi üyesi

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.