Osmanlı'nın İncelikleri |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlı'nın İncelikleriOsmanlı'nın incelikleri, ehli beyte saygısı!! Sultan Abdulaziz'in, gayet dindarane ve intizamli bir hayat süren dürüst bir insandi ![]() Bir gün hasta yataginda baygin ve sararmis bir vaziyette yatarken: ''Medine-i Münevvere mücavirlerinden bir dilekce var!'' denildiginde, yaverine: ''Derhal beni ayaga kaldiriniz! Haremeyn'den gelen talepleri ayakta dinleyeyim! ALLAH Rasulu'ne (sav) komsu olanlarin talebleri, böyle ayak uzatilarak edebe aykiri bir sekilde dinlenmez! '' diyerek Hz Peygamber'e (sav) olan muhabbetini güzel bir surette ortaya koymustur![]() Abdulaziz ayrica, her Medine-i Münevvere postasi geldiginde abdest tazeleyip, mektuplari: ''Bunlarda Medine-i Münevvere'nin tozu var!'' diye öpüp alnina götürdükten sonra katibine okutmustur ![]() ******************** Yavuz Sultan Selim Han, Mısırı fethedip, hilafeti esaretten kurtarınca, alışkanlıkla kendisine de Sultanül-haremeyn diyen hatibi susturup, (Benim için, o mübarek makamların hizmetçisi olmaktan daha büyük şeref olamaz Bana Hadimül-haremeyn deyin) buyurmuştur![]() -------------- İstanbulda Sultan Ahmed Camiini yaptıran, Birinci Ahmed Han, İslamiyete ve Resulullah efendimize gönülden bağlı idi Beytullahın ve Hucre-i seadetin perdeleri Mısırda dokunurdu Ahmed han, İstanbul'da dokutup saygı ile göndermiştir![]() Bahtî mahlasıyla şiir de yazan Ahmed Han, Nakş-ı kadem-i şerîf [Peygamber efendimizin mübarek ayak izi] şeklinde murassâ bir sorguç yaptırmış, ortasına da mavi mine üzerine altınla kendisine ait şu mısraları yazdırmıştı: Nola tâcım gibi başımda götürsem dâim Kadem-i resmini ol hazret-i şâh-ı Rüsülün Göl-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sâhibidir ![]() Ahmedâ durma yüzün sür kademine o gülün ![]() Sultan Ahmed Han, Cuma ve Bayram günlerinde ve diğer mübarek günlerde başına bu sorgucu takardı ![]() ********************* Devlet-i Âliye; Fahri Kâinat Efendimiz ve Onun kutlu soyu Ehl-i Beyte hürmet ve hizmetini, müesseseler kurarak da fiilen gösterme yoluna gitmiştir Sınırları dahilindeki, Peygamber nesebine mensup Seyyid ve Şerifleri tek tek kaydederek; her türlü ihtiyaç ve hizmetlerini görmek ve şecerelerini soy kütüklerine işleyip muhafaza etmek için, özel olarak “Nakibül Eşraflık” müessesesi ihdas etmiş ve başına da Âl-i Beyte mensup “Nakibül Eşraf” isimli bir memur atamıştır Peygamber nesline bağlı olduğunu belgeleyenlere, birer berat verip kendilerini her çeşit vergiden muaf tutmuştur Bütün bu hürmet ve imtiyazlarla, topraklarımızda dağınık halde bulunan Seyyid ve Şeriflerin, huzur ve sükun içerisinde hayat sürmelerini amaçlamıştır Savaşlarda ise, padişahla beraber Nakibül Eşraf da sefere katılıyor ve Hazret-i Peygamberin sancağı dibinde yürüyordu Sancak-ı Şerifin İstanbuldan sefere çıkışından tekrar dönüşüne değin, Nakibül Eşraf ile maiyetindeki bütün Seyyid ve Şerifler, tekbir ve salevat getiriyorlardı![]()
|
|
|
|