Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim > Tarih / Coğrafya

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
alaeddin, dönemi, keykubad

İ. Alaeddin Keykubad Dönemi

Eski 11-04-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İ. Alaeddin Keykubad Dönemi



I Alaeddin Keykubad Dönemi (1220 - 1237)

Alaeddin Keykubad, Keyhüsrevin ortanca oğludur Sultanlığı zamanında, Anadolu Selçukluları, en ihtişamlı dönemini yaşamıştır Babası Keyhüsrev, İstanbuldan dönüp tahta çıktığı zaman, Keykavusu Malatya, Keykubadı ise amcası Süleymanşahın Meliklik merkezi olan Tokata yollamıştı Keykubad burada, babasının ölümüne kadar 6 yıl melik olarak kaldı
Keykavus, 1212 yılında, Ankarayı zaptedince, kardeşi Keykubadı Malatya civarındaki Masara (Minşar) ve takiben de Kezirpert kalesine hapsetti Keykavusun, ölümünden önce, kardeşi Keykubadın tahta çıkarılmasını vasiyet ettiği de rivayet edilir Çünkü kendi evladı yoktu, varsa bile herhalde yaşı taht için uygun değildi Keykavusun ölümü üzerine, çevresindeki önemli beyler bir süre sultanın ölümünü gizli tuttular Çünkü, vaktiyle, kardeşler arasındaki saltanat mücadelesinde Keykavusun tarafını tutmuşlardı ve şimdi Keykubadın şiddetinden çekiniyorlardı Taht için Keykubad yerine Erzurum Meliki Tuğrulşah veya onun küçük kardeşi Koyulhisar Meliki Keyferidunu düşünmekte idiler Sonunda aralarındaki müzakerelerde, bazı ileri gelenlerin baskısı ile, Keykubad üzerinde anlaşmak zorunda kaldılar Bu sırada hapiste bulunan Keykubad, davet üzerine Sivasa hareket etti ve tahta çıkarıldı Keykubad, takiben başkent Konyaya hareket etti ve burada da törenlerle karşılandı
Bu tarihlerde, Moğol istilası Asya ve Doğu Avrupayı alt-üst etmekteydi Ağabeyinin Haleb seferi nedeniyle, Selçukluların, zamanın diğer güçlü devleti olan Eyyubilerle de arası iyi değildi Eyyubiler Diyarbakır ve Meyyafarikini Artuklulardan, Ahlat bölgesini ise Sökmenlilerden ele geçirip, Anadolu Selçuklularının hem güney hem doğu komşusu olmuşlardı Keykubad önce Melik Eşrefe heyetler gönderip sonra da kızı ile evlenerek, Eyyubilerle arasını düzeltti
Moğol istilasından kaçmakta olan birçok insan Anadoluya göçmekteydi Bunların arasında değerli bilim adamları ve sanatçılar da vardı Yaklaşmakta olan tehlikeyi gören Keykubad, Konya, Sivas gibi önemli şehirlerin tahkimine yöneldi
Antalya su-başısı Mübarizüddin Ertokuşun tavsiyesi ile Calonoros kalesini kuşattı Şehrin hakimi Kyr Vartın aman dilemesi üzerine, Keykubad, kendisine Akşehir beyliğini vererek ve kızıyla da evlenmek koşuluyla, anlaştı ve şehre girdi (1221) Şehre Alaiye adı verildi Bundan sonra Alaiye, Konya sarayının sayfiyesi oldu Şehirde büyük bir tersane inşa edilerek Selçuklu denizciliğinde önemli bir adım atıldı
Buradan Konyaya dönen Keykubad, zamanla devlet içersine gereğinden fazla güçlenmiş ve zenginleşmiş, ayrıca Keykavus zamanında da kendisi aleyhine çalışmış olan bazı beyleri ekarte etti
Keykubad zamanında yapılan sefer ve icraatlarda ticari amaçlar ön planda tutulmuştur Bu, Selçuklular için yeni bir tarzdır Nitekim Alaiyenin fethinden sonra Keykubadın ilk önemli icraatı, Suriye ile Anadolu arasındaki kervan yollarını korumak amacıyla, Ermenilere karşı olmuştur Bu sıralarda Kilikyada önemli olaylar olmaktaydı 1219 da Ermeni Kralı II Leonun ölümü üzerine, kızı İsabel, Antakya Prensi Bohemondun oğlu Philippe ile evlendi Bundan yararlanan Haçlılar Ermenistanı işgal ve Ermenileri frenkleştirmeye çalışıyorlardı Ermeni ileri gelenleri buna karşı çıktılar Ermeni Baronlarının başı, Lampron Senyörü Konstantin, İsabeli Philippeten zorla ayırıp oğlu Hetum ile evlendirdi ve Philippe hapsedildi Bohemond, olaya müdahale etmek istediyse de Papadan izin alamayınca Keykubad ile anlaştı Buna karşın Ermeniler de, Haleb Atabeki Şahabeddin ile anlaştılar Kıbrıs Haçlıları da Ermenilerin yanında yer aldı 1225 yılında bu iki gurup arasında savaşlar başladı Keykubad bu münasebetle, Mübarizüddin Çavlı ve babasının kayınpederi Emir Komnenos Mavrozomes komutasında Selçuklu ordusunu, Kilikya üzerine gönderdi Antalya Sü-başısı Mübarizüddin Er-Tokuş ta harekata donanma ile denizden katıldı Er-Tokuş Manavgat ve Anamuru aldıktan sonra Silifkeye kadar ilerledi Kara harekatı daha şiddetli oluyordu Selçuklular bir taraftan Göksu vadisinden Silifkeye, diğer taraftan Ceyhan vadisi boyunca Kilikyaya doğru iniyorlardı Mübarizüddin Çavlı Silifke ve İasauria (İçel)i işgal etti Zor durumda kalan Ermenilerin isteği üzerine sulh yapıldı ve Selçuklular, İçel hariç diğer bölgelerden geri çekildiler Ermeniler tekrar Selçuklu tabiiyetine girdiler Keykubad İçel bölgesine yeni Türkmen gurupları yerleştirdi Bunların arasında, daha sonra tarih sahnesine çıkacak olan Karamanlılar da vardı
Bu sırada şarkta da önemli olaylar olmaktaydı Amid Artukları, öteden beri selçuk tabiiyetinde iken, bundan vazgeçip Eyyubi hükümdarı Melik Kamile tabi olmuşlardı İki kardeş olan Melik Kamil ile Melik Eşref arasında da rekabet vardı Artuklu hükümdarı, bu sırada Azerbaycana gelen ve Anadolu işlerine müdahale etmeye başlıyan Harizmşah Celaleddin Mengübirti ile de ittifak yapmıştı Melik Eşref, Keykubadı, Artuklulara karşı sefere teşvik ediyordu
Sonuç olarak, Keykubad, 1226 baharında doğu seferine çıktı Artuklu Meliki Mesud bunun üzerine Melik Eşrefin tabiiyetini kabul etti, onun yardımını istedi ve politik durum değişti Eski müttefiki Melik Eşrefin taraf değiştirmesi üzerine Keykubad çok hiddetlendi Melik Eşref Şama giderek, Keykubada karşı kardeşi Melik Kamilden yardım istedi Bazı Bizanslı komutanlar da Keykubada yardıma geldiler Çıkan savaşta Eyyubi ordusu kötü şekilde mağlup oldu (1226) Bu sefer sonunda Kahta, Adıyaman ve Çemişkezek gibi bazı merkezler Selçuklu ülkesine katıldı Artuklu Meliki Mesud tekrar Selçuklu tabiiyetine girdi Yaklaşmakta olan Moğol tehdidi nedeniyle Keykubad bununla kalmayıp Eyyubilerle de ilişkilerini süratle düzeltti Melik Eşrefin kızkardeşi Gaziye Hatun ile büyük törenlerle evlendi
Celaleddin Harizmşah Mengübirtinin Azerbaycanda bulunuşu, Doğu Anadoluda tehlike yaratıyordu Erzincan ve Erzurum hükümdarları da onun siyasetine alet olmaya başlamışlardı Erzincan Mengücük Hükümdarı Behramşah, II Kılıçarslan zamanından beri, Selçuklu tabiiyetini kabul etmek ve kız alıp vermekle, 60 yıl hüküm sürmüştü Behramşahın 1225 te ölümü üzerine yerine geçen oğlu Davudşah ve yine aynı yıl Erzurumda Tuğrulşahın yerine oğlu Cihanşah hükümdar oldu 1228 de Erzincan üzerine yürüyen Keykubad, burayı ülkesine kattı Davudşahı ise, Akşehir ve Ilgını ikta vererek kendisini buraya yolladı Böylece Anadolunun fethi sırasında kurulan Mengücük Devleti, Divriği kolu müstesna, 1228 yılında son bulmuş oldu Politik koşullar uymadığı için, Keykubad, Erzurum üzerine gitmeyip geri döndü Büyük oğlu Keyhüsrevi Erzican Meliki olarak atadı, Er-Tokuşuda yanına Atabeg olarak bıraktı Henüz bir yaşında bulunan, Eyyubi prensesi Melike Adiliyye Hatundan olma oğlu Kılıçarslanı veliahd tayin etti Bunda, büyük oğlu Keyhüsrevin, Kyr Vartın kızından doğmuş olmasının da rolü vardır
Trabzon Rumları, Keykavus zamanında olduğu gibi, Keykubad zamanında da Selçuklu tabiiyetine idiler Fakat Trabzon Hükümdarı Adronikos, Celaleddin Harizmşahtan da aldığı cesaretle, daha Keykubad Erzicanda iken, Samsun ve Sinop üzerine saldırıyordu
1223 başlarında, Moğollar, Güney Rusyadaki yayılmaları sonucunda, Kırımdaki Suğdak limanını da işgal ettiler Şehirden kaçan zenginler ve tüccarlar Selçuklulara sığındılar Keykubad bunun üzerine, Kastamonu Uç-beyi Hüsameddin Çoban komutasında bir donanmayı Suğdaka yolladı Çoban Suğdakta asayişi sağladıktan sonra geri döndü Selçukluların Suğdaktaki hakimiyeti muhtemelen, Moğolların 1239 tekrar gelişlerine kadar sürdü Takiben donanma Trabzon üzerine yollandı Erzincan da toplanan kara ordusu da, Melik Gıyaseddin Keyhüsrev ve Er-Tokuş kumandasında Gümüşhane ve Ziganalar üzerinden Trabzona yürüdü Trabzon kuşatıldı ise de başarılı olunamadı, hatta Selçuklular biraz dağınık bir şekilde geri çekildiler ve Trabzonun fethi, Fatih Sultan Mehmet zamanına kaldı Trabzon Rumları, Selçukluların 1230 daki Yassı-Çimen zaferinden sonra tekrar Selçuklu tabiiyetine girdiler Bu tabiiyet, 1243 teki Kösedağ yenilgisine kadar devam etti
Asyayı alt-üst eden Moğol istilası ile, devrin en büyük İslam devleti Harizmşahlar İmparatorluğu yıkıldı Sultan Kutbeddin Muhammed, Hazar Denizinda bir adaya sığınarak orada öldü Oğlu Celaleddin Mengübirti, Batı İran, Azerbaycan, Gürcistan ve Doğu Anadoluda bir devlet kurarak, Moğol istilasına karşı durmuştur Başlangıçta Mengübirti ile Keykubadın araları iyi idi Fakat sonradan, Mengübirtinin Ahlat muhasarası ve Erzurum Meliki Cihanşahın, Harizmşahlar tarafına geçmesi ile iki sultanın arası açıldı Mengübirtinin Ahlatta durmayıp Anadolu içlerine ilerliyeceğini anlayan Keykubad, karşı harekete girişti Melik Eşref komutasında gelen Eyyubi ordusu ile Keykubad Kızılırmak kenarında birleştiler Bu sırada Ahlat, Harizmşahlar tarafından zapt ve yağma edildi Harizmşah ve Erzurum kuvvetleri Harputta toplanıp Sivasa yöneldiler İki ordu Erzincan Akşehri Ovasında Yassı-Çimende karşılaştı Büyük bir boğuşma oldu Harizmşahlar mağlub ve Melik Cihanşah esir edildi (1330) Harput ve Ahlat üzerinden Azerbaycana dönen Mengübirti, bir daha kendini toparlıyamadı
Yassı-Çimen zaferinden sonra, Keykubad, yanında Melik Eşref olmak üzere, Erzurum üzerine yürüdü Erzurumun ileri gelen beyleri ve Cihanşah ile anlaşarak şehre girdi Cihanşahı affettikten sonra ona ve kardeşine Aksaray ve Eyüphisarı ikta olarak verdi Böylece Süleymanşah zamanında fethedilip, kardeşi Tuğrulşaha verilen Saltuk-ili Erzurum, 1230 yılında, bir daha ayrılmamak üzere Selçuklu ülkesine katıldı
Moğollar Celaleddin Harizmşahı takip ederek, Doğu Anadoludaki Artuklu ve Eyyubi topraklarını işgal ettiler ve Selçuklular ile doğrudan sınırdaş hale geldiler Takiben Sivasa kadar uzanan akın ve yağmalara başladılar Selçuklular, Moğollara yardım ettikleri gerekçesi ile, Gürcistan üzerine bir sefer düzenledi Kraliçe Rosudan, kızını, Keykubadın oğlu Keyhüsreve vererek anlaşma sağlıyabildi
Mengübirtinin işgalinden sonra, Ahlat harap olmuş ve yörede asayiş bozulmuştu Keykubad, Kemaleddin Kamyar komutasında bir orduyu Ahlata yolladı Ahlatlılar, sultanın ordusunu sevinçle karşıladılar Çevrede bulunan eski Harizm beyleri de askerleriyle birlikte, Selçuklulara katıldılar Ahlat ve çevresinin Selçuklulara katılması, Melik Eşrefi, Keykubad aleyhine çevirdi Başta Melik Kamil olmak üzere bütün Eyyubi melikleri birleşti Eyyubi ordusu Birecikte toplandı ve Kayseri üzerine yürüdü Harputta yapılan muharebelerde Eyyubiler mağlup oldular Harput zaptedilerek, Artukluların bu koluna son verildi Melik Kamil mağlup olarak ülkesine döndü Ertesi yıl, Güneydoğu Anadoluya bir sefer düzenlenerek Siverek, Harran ve Urfa fethedildi (1235) Ertesi yıl bu kez Melik Kamil, buraları Selçuklulardan geri alarak yakıp yıktı (1236) 1237 yılında, büyük bir ordu ile Diyarbakır seferine hazırlanmakta olan Keykubad, Kayseri'de vefat etti

Alıntı Yaparak Cevapla

İ. Alaeddin Keykubad Dönemi

Eski 11-04-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İ. Alaeddin Keykubad Dönemi



I Giyaseddin Keyhüsrev'in ortanca oglu olan I Alâeddin Keykubad babasinin Istanbul'dan dönüp tahta çikmasi üzerine Tokat'a melik tayin edildi ve babasinin ölümüne kadar orada kaldi I Giyaseddin Keyhüsrev'in ölümü üzerine devlet adamlari Izzeddin Keykavus'u sultan ilân edince Alâeddin Keykubad kardesine karsi taht kavgasina giristi Amcasi Tugrul Sah ve Ermeni krali Leon'dan yardim istedi Fakat agabeyi karsisinda basarili olamadi Izzeddin Keykâvus 1212 yilinda Ankara'yi ele geçirince onu esir aldi ve Malatya yakinlarindaki Minsar kalesinde hapsetti Sultan onu öldürmek istiyordu, ancak hocasi Seyh Mecdeddin Ishak buna engel oldu Izzeddin Keykâvus'un ölümü üzerine toplanan devlet adamlari ve kumandanlar onun ölümünü bir süre gizledikten sonra, hapse atilmasinda rol oynadiklari Alâeddin Keykubad'i tahta çikarmaktan çekiniyorlardi Fakat özellikle Seyfeddin Ayaba, Mübarizüddin Çavli ve Serefeddin Muhammed gibi devlet adamlari Alâeddin'in sahip oldugu yüksek nitelikleri ve yetenekleri dolayisiyla tahta çikarilmasinda israr ettikleri için Alaeddin Keykubad'in Anadolu Selçuklu sultani ilân edilmesi kararlastirildi Seyfeddin Ay-aba daha önce Alâeddin Keykubad'i hapishaneye kendisi götürdügü için müjde haberini de kendisi vermek istedi ve Sultan Izzeddin Keykâvus'un yüzügünü alip Malatya'ya gitti Alâeddin Keykubad onu daha önceki faaliyetlerinden dolayi affetti ve dogruca Sivas'a geldi Taziyeleri kabul etti ve emîrlere hil'atler verdi Bu törenlerden sonra baskent Konya'ya hareket etti Konya'da çok görkemli törenler yapildi Konya büyükleri ve zenginleri sultana hediyeler yagdirdilar Sultan Alâeddin de beylerine fermanlar gönderip payitahta gelmelerini emretti Büyük emîrlerden olup Kastamonu yöresinde faaliyette bulunan Hüsameddin Çoban ve Seyfeddin Kizil, altin, gümüs ve köle vb hediyelerle, diger emîr ve beyler de koyun, at, deve ve kölelerle gelip itaat arzettiler ve sultanin ihsan ve ikramlarina nail olup mensurlari yenileyerek yurtlarina döndüler Abbasi halifesi Nâsir Lidinillah seyh Sihabeddin Sühreverdî'yi hil'at, mensur ve diger hükümdarlik alâmetleriyle Konya'ya gönderdi Elçi Aksaray'a gelince Sultana haber verildi Sultan onu karsilamak üzere emîrlerini görevlendirdi Konya'daki kadi, âlim, mutasavvif ve ileri gelen kisiler de Seyh Sihabeddin'i karsilamaya gittiler Daha sonra bizzat Sultan da hassa askerleriyle onu karsilayip elini öptü Sehre birlikte girdiler Ertesi gün sultana hil'at, giydirildi ve saltanat tevcihiyle ilgili diger âdetler icra edildi Sultan halifenin gönderdigi murassa eyerli bir ata binip çetr, sancak ve mehter takimiyla bir gezinti apti Daha sonra elçiyi kiymetli hediyelerle Bagdad'a yolcu etti Halife Nasir Lidinillah elçisine gösterilen bu saygi ve itibardan dolayi çok memnun oldu

Mogol istilâsinin en tehlikeli bir döneminde tahta çikan Alâeddin Keykubad onlara karsi gerekli tedbirleri aldi Konya, Kayseri, Sivas ve diger bazi sehirlerin kale ve surlarini tamir ettirdi Kardesi devrinde Eyyubîlerle bozulan münasebetleri de yeniden müsbet yönde kanalize etti Eyyûbî hükümdari Melik Adil'in kiziyla evlenerek bu dostlugu daha da pekistirdi

Sultan Alâeddin Keykubad 1221 yilinda Kalonoros (Rumlar tarafindan kale bu adla aniliyordu) kalesini fethetti ve sehrin yeniden insa edilmesini istedi Kalonoros bu tarihten itibaren sultanin adina nisbetle Alâiye seklinde anilmaya baslandi ve Selçuklu sultanlarinin kislik merkezi haline geldi Cami, medrese, hamam ve konaklar yapildi Sultan Alâiye ve Sinop'ta insa ettirdigi tersanelerle güçlü bir Selçuklu donanmasi için önemli bir adim atmis oluyordu I Giyaseddin Keyhüsrev ve iki oglu I Izzeddin Keykâvus ile I Alâeddin Keykubad'in tahta çikisinda önemli rol oynayan emîrler devlet yönetiminde baslica söz sahibi haline gelmislerdi Bunlarin basinda Seyfeddin Ay-aba, Zeyneddin Basara, Mübarizeddin Behramsah ve Bahaeddin Kutlugca geliyordu Sultan Alâeddin daha önce agabeyi Izzeddin Keykâvus'u desteklemis olduklari için bu emîrlere tam anlamiyla güven duymuyordu Emîrler de sultana karsi memnuniyetsizliklerini dile getiriyorlardi Sultanin Sivas surlarinin tamirini emretmesiyle bu memnuniyetsizlik daha da netlesti Emîrler Seyfeddin Ay-aba'nin evinde bir komplo düzenleyip Celaleddin Keyferidun'u agabeyi Alâeddin Keykubad'in yerine tahta çikarmayi kararlastirdilar Sultan bunu haber alip Antalya'dan Kayseri'ye hareket etti ve 24 kisi olduklari söylenen emîrlerin bazilarini idam ettirdi, bazilarini da hapse attirarak mallarini müsadere etti

Sultan kendisine karsi bir komplo tesebbüsünde bulunan Seyfeddin Ay-aba ve arkadaslarini muhtelif cezalara çarptirdiktan ve ülke dahilinde huzuru sagladiktan sonra fetihlere basladi Önce Ermeni kralligi üzerine bir sefer tertip etti ve pek çok Ermeni kalesini ele geçirdi (1225) Selçuklu kuvvetleri daha sonra Haçlilarin elindeki bazi yerleri fethetmek üzere taarruza geçti Mübarizeddin Çavli idaresindeki ordu bütün Içel bölgesini ve Silifke'yi ele geçirdi Bu sefer sirasinda yaklasik 30 kalenin Selçuklular tarafindan zaptedildigi rivayet edilmektedir Bu zafer ve fetihlerden sonra Ermeni kralligiyla bir anlasma yapildi Buna göre kral Selçuklulara ihtiyaç halinde 1000 süvari ve 500 çarkçidan olusan yardimci birlik gönderecek, daha önce Izzeddin Keykâvus zamaninda ödenmekte olan vergi iki katina çikarilacak ve Anadolu Selçuklularini metbu taniyacakti Sultan daha sonra doguda meydana gelen olaylar nedeniyle dikkatini bu tarafa çekti Artuklu hükümdarinin Anadolu Selçuklu sultani adina okuttugu hutbeyi Eyyûbî hükümdari Melik Kâmil adina çevirmesi sebebi ile Artuklular üzerine yürüdü Onlara ait Adiyaman, Kâhta, Çemiskezek ve Malatya'daki bazi kaleleri ele geçirdi (1226)

Artuklu hükümdari Melik Mesud zor durumda kaldi ve kiymetli hediyeler gönderip baris teklif etti Sultan yaklasan Mogol tehlikesi ve Harezmsahlarin sinirlarina dayanmasi sebebiyle bu teklifi kabul ederek Eyyubîlerle de dostlugunu pekistirdi

Erzincan'daki Mengücük beyi Davud Sah Alâeddin Keykubad'a karsi dostane olmayan bazi hareketlerde bulunup bagimsizligini ilân etmek hevesine kapilinca sultan 1228 yilinda sevk ettigi ordu ile Erzincan'i kusatip teslim aldi Sultan Erzincan'dan Sivas'a dönünce oglu Giyaseddin Keyhüsrev'i Mengücük iline melik tayin etti Antalya valisi Ertokus'u da onun atabegi olarak görevlendirdi Ayrica Eyyubî melikesinden dogan küçük yastaki oglu Kiliç Arslan'i da veliahd ilan etti Böylece Mengücük beyliginin Erzincan kolu sona eriyordu

Sultan Alâeddin Keykubad 1230 yili Agustos ayinda Erzincan yakinlarindaki Yassiçimen'de Harezmsah Celâleddin'i büyük bir bozguna ugratti Sultan daha sonra Dogu Anadolu ve Suriye'de Eyyubîlere ait birçok sehri ele geçirince Melik Kâmil karsi taarruza geçti ve 4 ay zarfinda bu sehirleri geri aldi (1236) Eyyubîler'in ele geçirdikleri sehirlerde Selçuklu beylerine yaptigi zulümleri ögrenen Alâeddin Keykubad Âmid (Diyarbekir) üzerine bir ordu sevk etti Ancak sehrin surlarinin saglamligi yüzünden basari elde edemedi 1237 yilinda daha büyük bir ordu ile yeniden sefere çikmak düsüncesi ile askerlerini terhis eden Sultan Alâeddin 1 Haziran 1237'de Kayseri'de öldü Cenazesi Konya'da Kümbedsarayda topraga verildi Ölümünden önce büyük oglu Giyaseddin Keyhüsrev'i tekrar Erzincan meliki, Semseddin Altunaba'yi da ona atabeg tayin etti En küçük oglu Izzeddin Kiliç Arslan'i veliahd ilan edip ve bütün kumandan ve devlet adamlarini ona biat ettirdi

Sultan Alâeddin Keykubad Türkiye'yi ilim, kültür, san'at bakimindan oldugu kadar iktisadî ve ticarî hayat itibariyle de gelismis ve müreffeh bir ülke haline getirmisti Onun döneminde Anadolu Selçuklu devleti kudret ve nüfuzunun zirvesine ulasmis, Alâeddin Keykubad'in heybet ve ihtisamindan çekinen Mogollar ve diger unsurlar onun ölümüyle saldirgan bir tavir içine girmislerdi Ebü'l-Ferec (Ibnü'l-Ibrî) Alâeddin Keykubad'in emsalsiz bir hükümdar oldugunu, mükemmel bir kafaya ve yüksek bir siyaset anlayisina sahip bulundugunu, bütün hükümdarlarin ona boyun egdigini ve bu sebeple kendisine Sultanü'l-âlem (Dünya hükümdari)denildigini kaydeder

Ibn Bîbî de müslüman ve hristiyan hükümdarlarin ondan hükümdarlik mensûru alip adina para bastirdiklarini ve hutbe okuttuklarini belirtir

Iyi bir egitim gören ve yüksek bir kültüre sahip olan I Alâeddin Keykubad âlim, sair, edip ve din bilginlerini daima himaye etmisti Mogol istilâsi önünden kaçan Türkistanli ve Iranli bilginleri ülkesine almakla Türkiye'nin kültür seviyesini yükseltmistir Horasan'dan yola çikip birçok yeri dolasan Mevlâna Celâleddin'in ailesini de Konya'ya davet ederek Türk-Islâm kültürüne önemli bir hizmette bulunmustur Sultan âlim ve seyhleri ziyaret eder ve onlarin hayirli dualarini alirdi Arapça, Farsça ve Rumca da bilen Sultan tarih kitaplariyla siyasetnâmeleri okumaktan hoslanirdi Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk'ün siyasetnâmesi, Imam-i Gazâlî'nin Kimyây-i Saadet ve Ziyâriler'den Keykâvus b Iskender'in Kabusnâme'si Sultanin okudugu kitaplar arasinda zikredilmektedir

Sultanin kudret ve otoritesi sebebiyle ülkenin her tarafinda huzur ve emniyet hakimdi Alâeddin Keykubad hazinenin gelir ve giderleri ile ilgili hesaplar konusunda çok dikkatli davranirdi Zalimleri cezalandirmakta ve mazlumlarin haklarini almakta çok titizdi

Siir ve edebiyatla yakindan ilgilenen Sultan kendisi de Farsça siirler yazmisti Onun sair ve edipleri himaye ettigini duyan Türkistanli sair Kaniî Türkiye'ye gelmis ve rivayete göre 30 ciltlik bir Selçuklu Seh-nâmesini kaleme almistir

Sultan Alâeddin Keykubad bu kültürel faaliyetler yaninda ticarî ve iktisadî hayatin gelismesi için de yogun bir faaliyet baslatmistir Uluslararasi ticaret onun döneminde büyük bir gelisme göstermistir 1220'de Venediklilerle yaptigi anlasmayla Türk tüccarlarinin da onlarin ülkesinde ticaret yapma imkânini saglamistir

Yollarda emniyet saglanmakla beraber muhtemel soygunlara karsi tüccarlarin mallari devlet tarafindan sigorta ettirilmisti Zararlari derhal devlet tarafindan ödenirdi Sultan ticaret kervanlarinin istirahati için kervansaraylar yaptirmisti Buralarda yolculara zengin-fakir, hristiyan-müslüman ayrimi yapilmadan yemek verilirdi

Sultan büyük sehirleri surlarla çevirdigi gibi yaptirdigi cami, medrese, saray, hastahane, tersane, köprü ve kervansaraylarla Türkiye'yi imar etmisti

Kaynak: Osmanli tarihi

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.