Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim > Tarih / Coğrafya

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
kültürü, sanatlarımız, türk

Türk Kültürü Ve El Sanatlarımız

Eski 11-04-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Türk Kültürü Ve El Sanatlarımız



İç Güzelliğin Dış Dünyaya Yansıması: Çini

Türklerin sanata en büyük katkılarından biri de çinicilik olmuştur Anadoluda çininin mimarî süslemede kullanılmaya başlaması ilk defa Türklerin meydana getirdiği eserlerde görülmüştür

Türk Selçuklu devri çini üslubu

Selçuklularda büyük gelişme gösteren tuğla ve stüko süsleme, Anadoluda yerini taş süslemeye bırakmıştır Türkiye Selçuklularında mimarî eserlerin dışını süsleyen taş işçiliğinin çeşitli motifleri, eserlerin içinde süratli bir gelişme gösteren çini ile yapılarak mekânı renklendirmiştir
İlk örneklerde tuğladan taşa geçişte görülen yumuşak akış, çini süslemeden önce tuğla ve sırlı tuğla süslemenin kullanılması ile kuvvetlenir İlk eserlerde tuğla süsleme hâkim olmuş fakat kısa bir zamanda sırlı tuğlaların ve çininin katılması ile renklenmiştir
Türk Selçuklu devri çini teknikleri cami, medrese, türbe gibi dinî eserlerin yanında sarayları da süslemekte kullanılmıştır Konyada 1160 tarihli Alâeddin Köşkünde bulunan çiniler, bu döneme ait en önemli örneklerden biri olup, insan figürlerinin kullanılmış olması bakımından da özgünlük taşımaktadırlar



Sır altı ve sır üstü teknikler

Türkiye Selçuklularının levha halindeki çinileri arasında en çok rastlanan eser Kubadabad (Kûbad–Âbad) Sarayıdır Konyanın Beyşehir ilçesinde, Beyşehir Gölünün güneybatısında ünlü Selçuklu saray ve küllîyesidir Alâeddin Keykûbat tarafından (1266–1236) yaptırılmıştır Kazılarda ortaya çıkarılan zengin alçı ve çini süslemeler özellikle figürlü oluşları ile dikkati çeker Alçı süslemelerde insan ve hayvan figürleri işlenmiştir Taht eyvanının ve odaların duvarlarını kaplayan çiniler, çevredeki fırınlarda sır altı ve sır üstü teknikleri ile yapılmıştır Yıldız biçimindeki beyaz, firuze ve patlıcan moru renkli çinilerle av eğlenceleri, bağdaş kurmuş oturan sultan ve sarayın önde gelenleri, bitki motifleri ve çeşitli hayvan figürleri (kartal, tavus kuşları, av hayvanları) çok başarılı bir üslûpla işlenmiştir Çinilerin çoğunda perdah tekniği görülür
Sarayın alçı ve çini süslemeleri Konyadaki Karatay çini eserler müzesinde sergilenmektedir:

Şaheser ürünler

Konya Alâeddin Camii: (Mozaik çinili mihrabı ve kubbesi)
Konya Sırçalı Medrese: (Orta Anadoluda çiniye sırça denilirdi) Avluya açılan giriş eyvanı tamamen çini kaplıdır
Konya Karatay Medresesi: Medresenin içi tamamen firuze, lâcivert, mor renkte mozaik tekniğinde yapılmış çinilerle süslüdür
Konya İnce Minareli Medrese: Medreseye adını veren minare, taştan bir kaide üzerinde yükselir Kaidenin üstünde mavi sırlı tuğlalarla süslü küp kısmı vardır Bu kısımdan sonra tuğladan yapılmış çokgen bir bilezikte minare gövdesi yükselir Gövde dilimleri sırlı tuğla dekorludur
Sivas Gök Medrese: Sırlı tuğla ve mozaik çini dekorlu minareleri ile, taç kapısındaki taş, tuğla ve çininin cephe süslemesinde birleşmesinin başarılı örneklerinden biridir
Sivas Çifte Minareli Medrese: Giriş eyvanı ve minareleri sırlı tuğla ve mozaik çini dekorludur
Beylikler Dönemi, Anadolu Selçuklu eserlerinin teknik, renk ve süsleme açısından devamıdır
Selçuk İsa Bey Camiî: Mihrap önüne rastlayan güney kubbesinde, kasnak altındaki üçgen pandantiflerde kahverengi, firuze, koyu mavi renkli mozaik çini süslemeler vardır



Selçuklu devri mozaik çini geleneği

15 yüzyıl ortasına kadar hüküm sürmüş olan Karamanoğulları Beyliği döneminde yapılan eserler çini süslemesi bakımından daha zengindir Genellikle Selçuklu devri mozaik çini geleneğini devam ettirmekle beraber yeni teknik ve motif özellikleri de getirmişlerdir 15 yüzyıl çinilerinin en güzel örnekleri Konyadadır Renkli sır tekniği gelişmiştir Bu tekniğe özgü olan sarı ve beyaz renkler de katılmıştır Ayrıca renkli sırları ayıran siyah konturlar yanında kırmızı renk de görülür Bu teknik, Osmanlı çini sanatının geliştirdiği bir teknik olup, İstanbulda örneklerine çok rastlanır
Tüm bu örneklerden de anlaşıldığı gibi çini mimarî, süslemede önemli bir yer tutmuştur Mimarî ile en olgun şekilde bağdaşarak organik bir bütün hâlinde kubbeden eyvanlara, duvarlardan kemerlere, pencere ve mihraplara kadar çeşitli yerlerde kullanılmıştır Dış mimarîde az da olsa taş işçiliğinin üstünlüğüne rağmen çini kullanılmıştır

Çini teknikleri

Keramik–Çini yapımı:
İlk yapılan şekli: Yassı kare şeklindeki tuğlaların geniş ve dar yüzlerinin sıralanışı ile, dikey–yatay ve diyagonal bir şekilde yerleştirilerek çeşitli geometrik kaplamalar yapılmıştır Tuğlanın hamuru iri taneli bol kuvars kildir Kil su ile karıştırılarak hamur haline getirilir, kalıplara dökülerek şekil verilir Havada suyu çekinceye ve kurutuluncaya kadar bırakılır Sonra rende ile düzeltilerek, fırınlanır

Çini Mozaik:
Tuğlaların sırlanması ile çini mozaik tekniği ortaya çıkmıştır Hamurları sarımtrak kül rengidir

Sırlı Keramik–Çini:
Sırrın esası erimiş kumdur Şeffaf sır için kurşun, mat sır için çinko katılır Renkli sır elde etmek için maden oksitleri ilâve edilir ve fırınlanır Sırlar eriyince, çini hamurunun üstüne renkli, cam gibi saydam bir tabaka kaplar
Aynı işlem tek bir levha üzerinde yapılırsa, çini panolar veya levhalar elde edilir (Bugün banyo ve mutfaklarda kullanılan keramikler gibi)

Keramik (Çini kaplar):
Topraktan (killi toprak) yapılan kap kacaklara keramik denir Genelde fincan, bardak, kâse kandil vb yapılmıştır Teknik ve hamur çini ile aynıdır Kubad Âbâd kazılarında bulunan parçalar Anadolu Selçuklu keramikleri hakkında bilgi vermektedir Firuze sır altına siyah dekorludur

Sır altı tekniği:
Keramikler özel boyalarla bezendikten sonra, üzerlerine sır çekilerek fırınlanır Bezemeler koyu renkli, sır ise firuze ve yeşildir

Sır üstü tekniği:
(Perdah) Bezemelerin dış çizgileri sırsız siyah boya ile belirlendikten sonra, içi sırlı boyalarla doldurulur ve üzerine sır çekilmeden fırınlanır Siyah çizgiler renkli sırların birbirine karışmasını önler

Minai tekniği:
Sır altı ve sır üstü teniklerinin birlikte kullanıldığı minai tekniği ile çok renkli yüzeyler elde edilir

Lüster tekniği:
Sır üstü tekniğinden mat beyaz sırlı çini üzerine "Lüster" denilen gümüş ya da bakır oksitli bir bileşimle desenler işlenir ve çini alçak ısıda yeniden fırınlanır Anadoluda Kubadabad Sarayı kazılarında örnekleri bulunmuştur

Kütahya işi keramikler:
Parlak beyaz üzerine mavi dekorlu keramikler Kütahya işi keramiklerdir Rumî ve hataîler asıl dekorlardır Bu teknik 16 yüzyıl ortalarına kadar devam etmiştir 17 yüzyılda mavi–beyaz keramiklerde çok ince kıvrık dallar bunlar üzerinde hataîlere ve küçük çiçeklere rastlanır Haliç işi diye bilinirler

Şam işi keramikler:
Mavi–beyaz keramiklerden sonra geliştirilen ve ticaret nedeniyle Şam işi diye tanınan diğer keramikler çok renklidir Üslûplaşmış lâleler şematik buketler halinde gösterilmiş, güller madalyon şeklini almıştır Mor, yeşil çok kullanılmıştır

16–17 yüzyıl çinileri:
16 yüzyıl ortasında 17 yüzyıl sonlarına kadar Osmanlı çini ustaları çok renkli keramiğin en güzel örneklerini vermişlerdir Renkler parlak beyaz üzerine mavi, yeşil, firuze ve mercan kırmızıdır Motifleri karanfil, lâle, papatya, sümbül, gül, menekşe, zambak, nar, erik çiçeğidir Bu motifler arasında kaplan ve pars beneklerinin birleşmesinden meydana gelen çintamani bulut, balık pulu, kuş ve hayvan figürleri sık sık görülmektedir Osmanlı keramiklerine ait koleksiyon, Topkapı Müzesinde sergilenmektedir

Osmanlı çini sanatı

Selçuklular, çini sanatını anıtsal bir ihtişama ulaştırmışlardır Mozaik çini sanatının mimarî ile bütünlük sağlayan teknik ve dekoratif üstünlüğü, erken Osmanlı çini sanatında da devam etmiştir Ancak Osmanlı çini sanatı ana karakteri bakımından aynı olmakla beraber, yeni malzeme teknik ve dekoratif özelliklerinden dolayı, Selçuklu çini sanatından büyük farklılıklar göstermektedir Selçuklu devri kültür ve sanat merkezi Konya olmuş, beylikler döneminde de bu merkez etkisini devam ettirmiştir Osmanlı Devletinin kurulması ise siyasî ve kültürel merkez Konyadan Bursaya geçmiştirYeni çini merkezi Bursa yakınında İznik oldu Bizans İmparatorluğu zamanında da bir keramik merkezi olan İznik, Osmanlı İmparatorluğunun en önemli çini merkezi olarak 14 yüzyıldan 18 yüzyıla kadar üstünlüğün korumuştur İznik yanında Kütahya, (İznikteki teknik üstünlüğe erişmemekle beraber) 15 yüzyıldan başlayarak bir çini ve keramik merkezi olarak varlık göstermiştir

Mozaik çini tekniğinin en başarılı örneği

Osmanlı dönemi çinilerinin hamuru kırmızı renktedir (Selçuklu çinileri sarımtırak kül rengidir) Kilin içinde bulunan kuvars tanelerinin çeşitli boyutlarda oluşu nedeniyle çinilerde büyük bir genleşme olasılığı sağlanmış, bundan dolayı da kalın ve büyük ölçüde levhalar yapmak mümkün olmuştur Bu levhalar ateşe dayanıklıdır Kullanılan sırlarda kurşun vardır Renkler de zenginlenmiştir Madenlerden elde edilen renklerle, beyaz, mor, siyah, lâcivert renkler ortaya çıkmıştır Mozaik çini tekniği devam etmekle beraber, renkler ve motiflerde bir zenginleşme görülür Mozaik çini tekniğinin en başarılı örneği Bursa Yeşil Camiî ve türbesinde görülmektedir Yeşil camii, adını içindeki çinilerin zenginliğinden almıştır İç duvarları iki metre yüksekliğinde altıgen çinilerle, hünkâr mahfili duvar ve tavanları renkli sır tekniğindeki çinilerle kaplıdır Yeşil Camiî ve Türbede en zengin örnekleri bulunan bu çinilerin en önemli özelliği renkli sırları ayıran konturlarda siyah rengin yanında kırmızının da kullanılmasıdır

Osmanlı devrinde kullanılan teknikler

Erken Dönem Osmanlı çinilerinde diğer bir yenilik, sır altı tekniği ile yapılan mavi–beyaz çinilerdir Edirne Muradiye Camii yan duvarlarında değişik bezemeli altıgen çiniler en güzel örnekleridir Yeşil Camiiden sonra en büyük çinili mihrap bu camidedir
Erken Osmanlı devrinde kullanılan renkli sır tekniği, mozaik tekniğinden geçiştir Mozaik tekniğinde ayrı ayrı kesilen çini parçaları birleştirilerek dekorasyon sistemi elde edilirdi Renkli sır tekniğinde ise, aynı etki bir tek levha üzerinde sağlanmıştır Çini mozaikler arasındaki bağlayıcı alçı zemin, yerini renkli sır tekniğinde ayırıcı siyah konturlar, renkli sırların birbirne akmasını engellemiştir (Siyah kontur krom ve şeker karışımıdır)
İlk Osmanlı çinileri arasında mavi–beyaz süslü çiniler en önemli dönemini oluşturur Zemin mavi ile boyanmış, örnekler beyaz olarak yapılmıştır Motiflerde Selçuklu camilerinin geometrik yıldızlı geçmeleri, rumîler yapılmıştır Motiflerde Selçuklu camilerinin geometrik yıldızlı geçmeleri, rumîler, lotus ve palmetler devam etmekle beraber, şakayık ve rozet gibi çiçekler ve nebatî (bitkisel) motifler de katılmıştır Vazodan taşan natüralist çiçekler devrin gelişmekte olan üslûbun habercisidir 16 yüzyılda bu üslûp son gelişmesini bulmuştur

Türk çini işçiliğinde gerileme dönemi

Sultan II Murat devrinde, Anadolu ve İstanbulun tüm anıtlarında İznik çinileri kullanıldı Kanûnî Sultan Süleyman zamanında Türk sanatının birçok kolları gibi bu sanat dalı da en yüksek gelişme noktasına vardı
Mimarînin çökmeye başlamasıyla, Türk çini işçiliği de gerilemeye başladı Parlaklığı ile hayranlık uyandıran ateş kırmızısı ortadan kaybolup, yerini tuğla kırmızısına bıraktı
Sultan III Ahmet döneminde bu sanata eski önemini tekrar kazandırmak için girişimler yapılmış, İznikte tekrar atölyeler kurulmuştu Çinicilik hareketlenmişti ama, klâsik dönem çinileri gibi çini yapmak mümkün olmamıştı
Çini sanatı 18 yüzyıldan sonra önemini kaybetmeye başladı Neo–Klâsik döneminde çini unutuldu ve çininin yerini duvar resimleri aldı 19 yüzyıl sonlarına doğru, Haliçte çini ve porselenden fabrikası açıldı, uzun süre çok güzel çiniler burada yapıldı

İstanbuldaki çinili eserler

Çinili köşk (1472) (Fatih Sultan Mehmet Dönemi):
Cephesi mozaik çinilidir Yapının içindeki odaların duvarları, dolapların iç kısımları çini kaplıdır

Mahmut Paşa Türbesi (1473):
Selçuklu gelenekleri devam eder Firuze, lâcivert çini levhacıklarla kaplıdır

Yavuz Selim Camii ve Türbesi (1522-1523):
Renkli sır tekniği ile yapılmış levhalarla, caminin pencere alınlıkları kaplanmıştır

Şehzade Mehmet Türbesi:
Kubbe kasnağına kadar çini ile kaplanmıştır Sarı, mavi, yeşil ve beyaz egemendir

Süleymaniye Camii:
Kırmızı rengin ilk defa kullanıldığı eserdir

Rüstem Paşa Camii (1561):
Çininin en çok kullanıldığı yapıdır Hem İznik, hem Kütahya çinileri bir aradadır

Sokullu Camii:
Rüstem Paşa Camiinden sonra çinilerin tamamen mimarî anlayışı göre yerleştirildiği ikinci eserdir

Revan Köşkü ve Bağdat Köşkü (1639):
Dördüncü Murat yaptırmıştır Firuze ve mor renkli, kuş ve hayvan figürlü sırlı çinilerle kaplıdır

Topkapı Sarayı Harem Dairesi:
Üç servili pano Türk çiniciliğinin son örneklerinden biridir 1668 yılında yapılan bu eserden sonraki çinilerde gerileme görülür

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.