|
|||||||
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| harfiosmanlıca, kelimeler, osmanlıca, sözlüğü, sözlüğüosmanlıca, sözlük, terimler |
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü... |
|
|
#16 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...RE: Osmanlıca Sözlük (D Harfi) DOĞA (Bak: Tabiat) DOĞA ÖTESİ (Bak: Metafizik) DOĞMA yun Fikir, rey * Fls: Kat'i olarak ileri sürülen fikir![]() DOĞMATİZM (Bak: Nassiye) DOK ing Gemi tamir veya inşasında kullanılan üstü örtülü havuz * Ticari eşya için rıhtımlarda yapılan büyük depo![]() DOKTRİN yun Hatt-ı hareket Hareket tarzı Düstur, tarik Re'y * Fls: Bir sistem meydana getiren fikir ve kanaatlerin hepsi Bir felsefe veya edebiyat okulunun fikirlerinin tümü![]() DOLAP (C : Devâlib) Kuyudan su çıkarıp bahçeleri sulamaya mahsus döner makine * Her çeşit döner çark, çıkrık * İçine eşya vesaire konulan raflı veya rafsız göz * Eskiden selâmlık ile harem arasında eşya alıp vermeye mahsus döner dolap ki, veren ile alan birbirlerini görmezlerdi * İşlerin idaresi * Mc: Hile, hile ile iş görme![]() DOLUNAY t Ayın yuvarlağına karşı gelen yarım küre yüzeyinin tamamıyla aydınlık görünmesi hâli Ayın 14 veya 15 nci günleri * Bedir![]() DOMANİÇ Kambur Tümsekli, fırlak![]() DOMİNYON ing Büyük Britanya İmparatorluğu'nun, anavatanla aynı hakları olan deniz aşırı parçalarından beherine verilen isim![]() DOST (C : Dostân) f Sevilen insan, muhib, yâr * Erkek veya kadın sevgili, mâşuk, mahbub, mâşuka, mahbube * Hakiki dost ve âşıkların ve âriflerin âşık oldukları Allah![]() DOSTAN (Dost C ) Dostlar![]() DOSTANE f Dostça, dostlukla![]() DOSTÎ f Dostluk![]() DOZ Kim: Bir maddenin bir karışıma girmesi gereken muayyen miktarı * Tıb: Bir hastaya bir defada veya bir günde verilecek ilâç miktarı * Ölçü, miktar![]() DÖNÜM 919 m2 lik eski bir arazi ölçüsü ![]() DÖVİZ Fr Yabancı devlet parası * Yabancı ülkelerde ecnebi paralarla ödenecek olan poliçe, çek gibi senetler![]() DRAM yun Korkunç ve kanlı tiyatro piyesi * Müthiş bir vakıa Musibet, felâket Heyecan uyandıran hâdise veya hareket![]() DRAMATİK yun Drama benzer Heyecan verici, acıklı * Temsil yapılmak üzere yazılan heyecan verici veya acıklı tiyatro eseri Acıklı olanına Trajedi, gülünç olanına da Komedi denir![]() DU' (C : Ezvâ-Zayân) Erkek baykuş![]() DUA Allah'a (C C ) karşı rağbet, niyaz, yalvarış, tazarru * Salât, namaz * Cenab-ı Hak'tan hayır ve rahmet dilemek Allah'ın rızâsını, hidayet ve istikamete muvaffakiyyeti dilemek, yalvarmak * Peygamber'e (A S M ) salavat getirmek * Birisini çağırmak * Birisini bir şeye sevketmek * Bir kimseyi bir isimle tesmiye etmek * Söz, kelâm * Okumak (![]() ![]() Duâ ubudiyyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir Çünkü, duâ eden adam duâsı ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki, en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir; en uzak maksadlarımı yapabilir; benim her halimi görür, sesimi işitir Öyle ise, bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitiyor, bütün o şeyleri O yapıyor ki en küçük işlerimi de Ondan bekliyorum, Ondan istiyorum![]() ![]() Duânın en güzel, en lâtif, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki: "Duâ eden adam bilir ki; birisi var ki, onun sesini dinler; derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder; Onun kudret eli her şeye yetişir Bu büyük dünya hanında o yalnız değil, bir Kerim Zât var; ona bakar, ünsiyet verir![]() ![]() M )(Duâ-yı kavli-i ihtiyarînin makbuliyeti, iki cihetledir Ya aynı matlubu ile makbul olur veyahud daha evlâsı verilir Meselâ: Birisi kendine bir erkek evlâd ister Cenâb-ı Hak, Hazret-i Meryem gibi bir kız evlâdını veriyor "Duâsı kabul olunmadı" denilmez "Daha evlâ bir surette kabul edildi" denilir Hem bâzan kendi dünyasının saâdeti için duâ eder Duâsı âhiret için kabul olunur "Duâsı reddedildi " denilmez Belki, "Daha enfa bir sûrette kabul edildi " denilir Ve hâkezâ![]() ![]() Mâdem Cenâb-ı Hak Hakim'dir, biz ondan isteriz, o da bize cevap verir Fakat hikmetine göre bizimle muamele der Hasta tabibin hikmetini ittiham etmemeli Hasta bal ister; tabib-i hâzık, sıtması için sulfato verir "Tabib beni dinlemedi " denilmez Belki âh ü fizârını dinledi, işitti, cevap da verdi; maksudun iyisini yerine getirdi M ) (Mü'minin mü'mine en iyi duâsı nasıl olmalıdır?Elcevap : Esbâb-ı kabul dairesinde olmalı Çünkü, bâzı şerait dahilinde duâ makbul olur, şerait-i kabulün içtimaı nisbetinde makbuliyeti ziyadeleşir Ezcümle: Duâ edileceği vakit, istiğfar ile mânevi temizlenmeli: sonra makbul bir duâ olan Salâvat-ı Şerifeyi şefaatçı gibi zikretmeli ve âhirde yine Salâvat getirmeli Çünkü, iki makbul duânın ortasında bir duâ makbul olur Hem $ yâni "Gıyaben ona duâ etmek"; hem hadiste ve Kur'an'da gelen me'sur duâlarla duâ etmek Meselâ: $ $ gibi câmi duâlarla duâ etmek, hem hulus ve huşu ve huzur-u kalb ile duâ etmek; hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra; hem mevâki-i mübârekede, hususan mescidlerde, hem cum'ada, hususan saat-i icabede, hem şuhur-u selâsede, hususan leyali-i meşhurede; hem Ramazan'da, hususan leyle-i Kadir'de duâ etmek kabule karin olması rahmet-i İlâhiye'den kaviyyen me'muldür O makbul duânın ya aynen dünyada eseri görünür; veyahut duâ olunanın âhiretine ve hayat-ı ebediyesi cihetinde makbul olur Demek aynı maksad yerine gelmezse, duâ kabul olmadı denilmez; belki daha iyi bir surette kabul edilmiş denilir M )(Dördüncü nevi ki; en meşhurudur![]() ![]() Bizim duamızdır Bu da iki kısımdır: Biri, fiilî ve hâlî; diğeri, kalbî ve kalîdir Meselâ: Esbaba teşebbüs, bir dua-yı fiilîdir Esbabın içtimaı, müsebbebi icad etmek için değil, belki lisan-ı hâl ile müsebbebi Cenab-ı Hak'tan istemek için bir vaziyet-i marziye almaktır Hattâ çift sürmek hazine-i rahmet kapısını çalmaktır Bu nevi dua-yı fiilî, Cevad-ı Mutlak'ın isim ve ünvanına müteveccih olduğundan, kabule mazhariyeti ekseriyet-i mutlakadır İkinci kısım: lisan ile, kalb ile dua etmektir Eli yetişmediği bir kısım metalibi istemektir Bunun en mühim ciheti, en güzel gayesi, en tatlı meyvesi, şudur ki: "Dua eden adam anlar ki: Birisi var; onun hatırât-ı kalbini işitir, herşey'e eli yetişir, herbir arzusunu yerine getirebilir![]() Aczine merhamet eder, fakrına medet eder "İşte ey âciz insan ve ey fakir beşer! Duâ gibi hazine-i rahmetin anahtarı ve tükenmez bir kuvvetin medarı olan bir vesileyi elden bırakma Ona yapış âlâ-yı illiyyin-i insaniyete çık, bir sultan gibi bütün kâinatın dualarını, kendi duan içine al Bir abd-i küllî ve bir vekil-i umumî gibi $ de Kâinatın güzel bir takvimi ol!![]() ![]() S )DUÂ-YI HAYR Hâyırlı dua, hayır isteyen dua ![]() DUÂ-YI FİİLÎ Fiil ile yapılan dua Yâni: İstenilen şeyin sebeplerini yerine getirmeye çalışmak![]() DUÂ-YI KAVLÎ Sözle yapılan dua ki bildiğimiz meşhur duâlardır ![]() DUÂ-YI MÜSTECAB Kabul olunan dua ![]() DUÂGÛ (Duâhân) f Duâ okuyan Duâ eden![]() DUAT (Dâî C ) Duâ edenler Allah'a yalvaranlar * Dâvet edenler![]() DUBAN Duman ![]() DUBU' Yapışmak ![]() DU'CE Gözün büyük ve siyah olması ![]() DUCRET Sıkıntı, gönül darlığı, zahmet Zaruret![]() DUCRET-VER f Sıkıntılı![]() DÛÇAR f Yakalanmış Çatmış Mübtelâ * Ulaşmış![]() DUD f Duman, sis Tütün * Elem, gam, keder, tasa![]() DUD Kurt, böcek ![]() DUD-İ HARİR İpek böceği ![]() DUD-ALUD f Dumanlı![]() DUDE f Kavim, kabile, aşiret, ocak, aile * İs'inden mürekkeb yapılan çıra![]() DUDE Kurtcağız, küçük solucan, böcek ![]() DÛD-HÂNE f Kabile, silsile, hânedan, soysop![]() DUDHAR f Kelebek * Aşçı, yemek pişiren kimse * Külhancı![]() DUDMAN f Hanedân, sülâle, akarib, aile, kabile, kavim, aşiret![]() DUDU Hanım, kadın, hatun ![]() DUDU (Tuti) Dudu kuşu, papağan ![]() DUG f Ayran![]() DUGA Akılsız kadın ![]() DUGA' Kedi miyavlaması * Tilki sesi * Zelil, hakaret görmüş kimsenin sesi![]() DUGAB Tavşan sesi ![]() DUGAGA Ahmak, akılsız kişi ![]() DUGATA Eğri bir ağaç cinsi ![]() DUGD f Gelin, yeni evlenmiş kız![]() DUGMERAN Kara, esved ![]() DUGMUS (C : Degâmis) Rengi siyaha yakın küçük bir su canavarı![]() DUGN Karanlık, zulmet ![]() DUGTA şiddet * Meşakkat, zorluk![]() DUH f Kız, kerime, duhter * Havai fişek * Hasır otu, hasır sazı![]() DUH f Çorak, otsuz ve çıplak arazi * Tüysüz, çıplak yüz ve baş Köse ve dazlak * Yapraksız ve meyvasız ağaç * Hasırotu![]() DUHA Kuşluk vakti * Güneş * Vuzuh ve beyan * Kur'ân-ı Kerim'in 93 Suresinin adı Vedduhâ da denir![]() DUHALA (Dahil C ) Yabancılar Muhacirler Sığınanlar Dahilde olanlar![]() DUHAN Duman Tütün * Kur'an-ı Kerim'in 44 suresinin adı * Mc: Gaflet ve dalâlet dumanı ki, hakikatların görünmesine mâni olur Arap lisanında galib olan şerre, duhan tesmiye ederler * Kıtlık ve kuraklık![]() DUHAN-I ATEŞ Ateşin dumanı ![]() DUHAN-I MÜBİN Aşikâre duman (Bu duhan hakkında iki tefsir rivayet olunmaktadır Birisi: İbn-i Mesud Hazretlerinden mervi olduğuna göre; şiddetli açlık ve kaht seneleridir Çünkü çok aç olan kimseye, gerek gözlerinin za'fından ve gerek çok kuraklık ve kahtlık senelerinde havanın fenalığından, semâ dumanlı görünür Bir de Arab, galib olan şerre, duhan tesmiye eder Nitekim dumanlı hava tâbirini biz de kullanırız ) (E T )DUHAS Denizlerde çok olan büyük bir canavar (Arkasıyla, boğulan kimselere yardım edip kurtarır, "dülfin" de derler )DUHH Tütün ![]() DUHL (C : Dehâhil) Ufak kuşlar![]() DUHMESAN Kara yağız, iri yapılı adam * Akılsız adam![]() DUHN Darı ![]() DUHNE Tohum tânesi, tek tâne * Darı![]() DUHRUCE (C : Dehâric) Yellengen böceğinin yuvarladığı ters * Deve kuşunun yavrusu![]() DUHSEMAN Kara yağız, iri vücutlu adam ![]() DUHT f Kız, kerime![]() DUHTE f Sağılmış * İğne ile dikilmiş![]() DUHT-ENDER f Üvey kız * Eskiden kadın esirlerinin bir cinsi![]() DUHTER f Kız![]() DUHTER-İ HİNDÎ Hindistanlı kız ![]() DUHTERE f Bekârlık, kızlık![]() DUHTERÎ f Kızlık, bekârlık![]() DUHUK Doğurduktan sonra rahmi çıkan dişi deve ![]() DUHUL İçeri girme İçeri dahil oluş![]() DUHUL-İ MUZAFFERÂNE Muzafferce giriş ![]() DUHUL Ü HURUC İçeri girip çıkma ![]() DUHULİYE Eskiden, satılmak üzere şehir ve kasabalara getirilen her cins ticaret malından alınan vergi * Bir yere girmek için verilen para![]() DUHUR Def'etme, çıkarma, kovma, uzaklaştırma ![]() DUHUR Zillet, zelillik, hakirlik, aşağılık Adilik![]() DUHUS Bâtıl olmak ![]() DUHYE Kuşluk vakti kesilen kurban ![]() DU'K Zayıf adam ![]() DUKA Eskiden Avrupa'ca pek yüksek bir asalet ünvanı idi ![]() DUKAK (C : Dekâyık) İnce nesne * Un * Zor, güç![]() DULL Helak DUM $ (Devâm) : Sâbit ve sâkin olmak![]() DU'MA Ulu yol ![]() DUMR Zayıflık * Hafiflik![]() DUMU' (Dem' C ) Göz yaşları![]() DUMUR Bir uzvun maddi veya mânevi kabiliyetinin körelmesi Gıdasızlıktan dolayı bir uzvun kuruyup kalması Helâk Körelmek * Bir yere izinsiz gitmek![]() DUMUR Büyüyüp gelişememek Zayıflıktan, hayvanların karnının içeri çökmesi![]() DU'MUS (C : Deâmis) Rengi siyaha benzer bir küçük su canavarı![]() DUMUZ Susma, sükut
|
|
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü... |
|
|
#17 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...RE: Osmanlıca Sözlük (D Harfi) DÛN Aşağı, alçak Kolay Zayıf Gölgeli Aşağılık Altta, aşağıda![]() DÛN Gayrı, diğer, maadâ ![]() DUNAK Nezle ![]() DUNE Hastalık ![]() DUNEHU HART-ÜL KATAT Elini dikenli ağaç üzerine çekmek, ondan daha kolay meâlinde bir tabirdir![]() DUN-HİMMET Gayretsizlik, himmetsizlik (Bak: Himmet )DÛN-PERVER f Kötü kimseleri koruyan, alçak kişileri muhafaza edip onların ilerlemelerine yardımcı olan![]() DURA-DUR f Uzaktan uzağa Uzak uzak Uzun uzadıya![]() DURAH Gökte melâike kâbesi olan beyt-il mâmur ![]() DURAT Yellenme ![]() DUR-BAŞ f "Uzak ol!" anlamına gelen bir emir * Değnek, sopa, âsa![]() DURBE Âdet, haslet * Cür'et * Tecrübe![]() DUR-BİN f Uzak gören Uzağı gösteren âlet![]() DUR-BİNÎ f İlerisini görürlük, uzağı görmeklik![]() DURC İçine inci ve altın konulan küçük hokka ![]() DUR-DEST f Ulaşılması zor şey, erişilmesi güç şey Uzak, uzun![]() DURE Hakir ve şânı küçük olan adam ![]() DUR-ENDİŞ f Önceden görüp düşünen Tedbirli Her şeyin ilerisini evvelden mülâhaza eden İlerisini düşünen![]() DURÎ f Uzaklık![]() DURİT Kovmak, def etmek ![]() DUR-NÜMA(Y) f Uzağı gösteren![]() DUR-NÜVİS f Uzağı yazan Telgraf![]() DURR Zayıflık Hâli yaramaz olmak![]() DURRE (C : Dür-Dürrât-Dürer) İnci![]() DURU' (Dır C ) Savaşda giyilen zırhlar, cevşenler, çelik elbiseler![]() DURU' Uzak, ırak, baid ![]() DURUB (Darb C ) Döğmeler, vurmalar, darblar![]() DURUB-U EMSAL Meşhur sözler Darb-ı meseller Ata sözleri![]() DURUS Kuyu örülen taş ![]() DUR Ü DİRAZ Uzun uzadıya ![]() DÛŞ f Omuz Ketif * Dün gece * Âlem-i menâm, rüya âlemi * Mütesadif ve mütelâki olan![]() DÛŞ AZMAK Rüyâda iken kirlenmek, ihtilâm olmak ![]() DUŞAB f Hurma ve üzüm pekmezi Pekmez![]() DUŞİZE (C : Duşizegân) f Kız, bâkire El değmemiş![]() DU'ŞUKA Bir böcek cinsidir ve sahrâlarda olur ![]() DUUD(E) Nezle olmak ![]() DUVA Baykuş sesi ![]() DUZ f Dikici, diken, dikmiş![]() DUZAH f Cehennem Tamu * Mc: Keder Külfet![]() DUZAHÎ f Cehennem'e mahsus, cehennemî, zebani![]() DUZAH-MEKÂN f Makamı Cehennem olan kâfir, münâfık![]() DUZENE f Sivrisinek, arı gibi haşeratın iğnesi![]() DÜ-ÂLEM İki dünya Dünya ve âhiret![]() DÜ-BÂLÂ f İki kat![]() DÜ-RU İki yüzlü ![]() DÜABE Lâtife etme, şaka yapmak * Oyun![]() DÜBAR Çarşamba günü ![]() DÜBAR(E) f İki kat, çift kat, kat kat, katmerleşme![]() DÜBB Ayı ![]() DÜBB-Ü ASGAR Küçük ayı denen ve Kutup yıldızı etrafında devreden yedi tanelik yıldız kümesi ![]() DÜBB-Ü EKBER Büyük ayı tâbir edilen, kutup yıldızı ile beraber etrafındaki yedi yıldız ![]() DÜBBA' Kabak ![]() DÜBBE Yol, tarik ![]() DÜBEYT f İki beyitten müteşekkil rübainin diğer ismi![]() DÜBLE Beyaz helva parçası * Büyük lokma![]() DÜBR (Dübür) Kıç, mak'ad, süfre * Bir işin nihayeti, sonu * Bir şeyin arkası, gerisi![]() DÜBSE Siyaha benzeyen kırmızılık ![]() DÜBSİYY Kumruya benzer bir kuş ![]() DÜ'BUB Zayıf nesne * Çirkin huylu, kısa boylu kimse * Kolay yol * Uzun at * Karınca nevinden bir nev * Hububattan bir cins![]() DÜBUL Su arkı ![]() DÜ'BUS Ahmak ![]() DÜCA Zulmet, karanlık ![]() DÜCAC Galebe ile çağrışmak * İnlemek * Aldatmak, kandırmak![]() DÜCACE (Bak: Decace) DÜCALE Katran ![]() DÜCCE Fazla karanlık, ziyade zulmet ![]() DÜCCE-İ LÜCCE Denizin engin karanlığı ![]() DÜCİ (Dücye C ) Karanlıklar, zulümat![]() DÜ-CİHAN İki cihan Dünya ve âhiret![]() DÜCME Karanlık, zulmet ![]() DÜCNE (C : Dücen-Dücenât) Kapalı hava, karanlık![]() DÜCUN Bulutun göğü bürüyüp örtmesi ![]() DÜCÜC (Decâc C ) Tavuklar Tavuk, horoz ve piliç cinsleri![]() DÜCÜNNE (C : Dücünnât) Bulut kat kat olma * Karanlık, zulmet * Yağmur yağma![]() DÜCYE (C : Dücâ) Bal arısının kovanı * Avcılar kümesi * Zulmet, karanlık![]() DÜDEN Coğ: Yerin altında akan suların oyup meydana getirdiği derin kuyu ![]() DÜ-DİDE f İki göz![]() DÜ-DİLÎ f Tereddüt, kararsızlık, neticeye varamamak![]() DÜELLO İtl Hakareti tamir için iki kişi arasında hususan Avrupa'da ve şâhitler önünde yapılan silâhlı çarpışma![]() DÜF (C : Düfuf) Def![]() DÜF'A (C : Difâ) Çok çabuk akan su![]() DÜFAK Bir şeyin dolu olması ![]() DÜFFA' Büyük sel ![]() DÜFN Gömülmüş kuyu ![]() DÜFUK Atılmak * Dökülmek![]() DÜ-GANE f İki adet, iki tane, ikiz Çift![]() DÜ-GİTİ f İki âlem Dünya ve âhiret![]() DÜHAT Akıllılar Akılda çok ileri olanlar Dehâ sâhibi Son derece anlayışlı ve zekâ sahibi olanlar![]() DÜHDÜN Bâtıl nesne ![]() DÜHDÜR Bâtıl nesne ![]() DÜHME Siyahlık, karalık ![]() DÜHN Ot, yemiş veya çiçekten çıkarılan yağ ![]() DÜHRİYY Yaşlı, ihtiyar, müsinn ![]() DÜHÛR Devirler, zamanlar Dünyalar![]() DÜHÜL f Davul![]() DÜKA' Deve öksürüğü ![]() DÜKAS Uyuklamak ![]() DÜKNE Siyâha benzer bir renk ![]() DÜLAKE Davar emziğinde kalan süt bakiyesi ![]() DÜLBE (C : Düleb) Çınar ağacı![]() DÜLBENT f Tülbent![]() DÜLCE (Delce) Gece vakti bir yere gitmek ![]() DÜLDÜL Fahr-i Kâinat (A S M ) Efendimize mahsus bir katır ki, sonradan Hz Ali (R A ) Efendimize bahş buyurulmuştur![]() DÜLFİN Denize düşenlere yardım edip, onları kurtaran bir balık ![]() DÜLKE Küçük bir canavar ![]() DÜLU' Huruç etmek, çıkmak ![]() DÜLUK Batma, güneş batması ![]() DÜLUK-UŞ ŞEMS Güneşin batışı ![]() DÜ'LUL (C : Dâlil) Belâ, zahmet, dâhiye![]() DÜM f Kuyruk![]() DÜMA (Dümye C ) Suretler Küçük putçuklar![]() DÜMA' Hastalık veya ihtiyarlık sebebiyle gözden akan yaş * Bahar günlerinde üzüm çubuğundan akan su![]() DÜMAC Çok sağlam nesne * Gizli örtülü olan şey![]() DÜMAN Yemişin çürüklü olması * Ekine su düşüp, kesilmek![]() DÜMASİR (Demser) İnişi yumuşak olan yer * Etli, büyük deve![]() DÜM-BÜRİDE f Kuyruğu kesik![]() DÜM-ÇE f Kısa kuyruk, kuyrukçuk![]() DÜMDAR f Askerlikte arttaki emniyeti te'minle vazifeli, geriden gelen ve askeri tâkib eden birlik Ordunun geriden emniyet kuvveti * Mc: Son zamanlarda gelen büyük evliyâullah![]() DÜMEL (DÜMMEL) Tıb: Büyük kan çıbanı ![]() DÜMLUK Yassı, yuvarlak taş ![]() DÜMLUS Berrak, yumuşak nesne ![]() DÜMLÜC Doğan kuşu * Kan alacak yer![]() DÜMME Arap oyunlarından bir oyun ismi * Yol, tarik![]() DÜMU' (Dem' C ) Gözyaşları![]() DÜMUK Ansızın duhul etmek, birdenbire girmek ![]() DÜMUR Destursuz olarak eve girmek ![]() DÜMUS Geceleyin çok karanlık olmak ![]() DÜ-MUY f Saçına sakalına kır düşmüş adam![]() DÜMYE (C : Dümâ) Oyun * Ağaçtan yapılmış nakışlı suret Sanem
|
|
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü... |
|
|
#18 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...RE: Osmanlıca Sözlük (D Harfi) DÜNB(E) f Kuyruk![]() DÜNBAL(E) f Kuyruk![]() DÜNBEK f Bekçi davulu * Dümbelek![]() DÜ-NİM(E) f İki parça, ikiye yarılmış, bölünmüş ikiye ayrılmış![]() DÜNU' Horluk, hakirlik ![]() DÜNÜVV Ulaşmak, yakın olmak ![]() DÜNYA (Müz: Ednâ) (Denâet veya dünüvv den) En yakın, en aşağı * Şimdiki âlemimiz (Ahirete veya ölüme en yakın olmasından bu isim verilmiştir ) (Dünyâ, âhiretin tarlasıdır Bir kitab-ı Samedanîdir Hem bir mezraadır Hem birbiri arkasında dâim gelen geçen âyineler mecmuasıdır Hem seyyar bir ticaretgâhtır Hem muvakkat bir seyrangâhtır Hem bir misafirhânedir )(Ehl-i dalâletin vekili der ki, ehadisinizde dünya tel'in edilmiş "Cife" ismiyle yâdedilmiş Hem bütün ehl-i velâyet ve ehl-i hakikat, dünyayı tahkir ediyorlar "Fenadır, pistir" diyorlar Halbuki: Sen bütün kemalât-ı İlâhiyyeye medar ve hüccet, onu gösteriyorsun ve âşıkane ondan bahsediyorsun?Elcevap : Dünyanın üç yüzü var: Birinci Yüzü : Cenab-ı Hakk'ın esmâsına bakar Onların nukuşunu gösterir Mâna-yı harfiyle, onlara ayinedarlık eder Dünyanın şu yüzü, hadsiz mektubât-ı Samedaniyyedir Bu yüzü gayet güzeldir Nefrete değil, aşka lâyıktır İkinci yüzü : Âhirete bakar Âhiretin tarlasıdır Cennet'in mezraasıdır Rahmetin mezheresidir Şu yüzü dahi, evvelki yüzü gibi güzeldir Tahkire değil, muhabbete lâyıktır Üçüncü yüzü: İnsanın hevesatına bakan ve gaflet perdesi olan ve ehl-i dünyanın mel'abe-i hevesâtı olan yüzdür Şu yüz çirkindir Çünkü: Fânidir; zâildir, elemlidir, aldatır İşte hadiste varid olan tahkir ve ehl-i hakikatın ettiği nefret bu yüzdedir Kur'ân-ı Hakim'in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar Sahabelerin ve sair ehlullahın mergub dünyaları, evvelki iki yüzdedir Şimdi dünyayı tahkir edenler dört sınıftır:Birincisi : Ehl-i mârifettir ki, Cenab-ı Hakk'ın mârifetine ve muhabbet ve ibadetine sed çektiği için tahkir eder İkincisi : Ehl-i âhirettir ki ya dünyanın zaruri işleri onları amel-i uhreviden men'ettiği için veyahut şuhud derecesinde imân ile Cennetin kemalât ve mehâsinine nisbeten dünyayı çirkin görür Evet Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm'a güzel bir adam nisbet edilse yine çirkin göründüğü gibi; dünyanın ne kadar kıymetdar mehâsini varsa, Cennetin mehâsinine nisbet edilse, hiç hükmündedir Üçüncüsü : Dünyayı tahkir eder Çünkü; eline geçmez Şu tahkir, dünyanın nefretinden gelmiyor; muhabbetinden ileri geliyor Dördüncüsü : Dünyayı tahkir eder Zira dünya, eline geçiyor Fakat durmuyor gidiyor O da kızıyor Teselli bulmak için tahkir eder "Pistir" der Şu tahkir ise; o da, dünyanın muhabbetinden ileri geliyor Halbuki, makbul tahkir odur ki; hubb-u âhiretten ve mârifetullah'ın muhabbetinden ileri gelir Demek makbul tahkir, evvelki iki kısımdır Cenab-ı Hak, bizi onlardan yapsın Âmin S ) (Bak: Alessevri velhut)DÜNYADÂR f Dünya işleriyle uğraşan, mal ve mülk sahibi olan Dünya hayatına fazla meyilli olan![]() DÜNYALIK t Zenginlik, para ve mal![]() DÜNYAPEREST f Dünyaya tapacak derecede ehemmiyet verip âhiretini düşünmeyen Maddiyatı çok seven![]() DÜNYEVÎ (Dünyeviye) Bu âleme mensub ve müteallik Dünyaya âit ve dünya ile alâkalı![]() DÜ-PA İki ayaklı ![]() DÜR (Bak: Dürr) DÜRAHİS Katı nesne * Gövdesi etli olan insan veya hayvan![]() DÜRAMİH Yürürken sallanan kişi ![]() DÜRB (Bak: Derb) DÜRBE Âdet Haslet * Cür'et ve mümareset Tecrübe![]() DÜRC(E) Kutu, kutucuk, küçük kutu * Mücevherat kutusu * Hokka gibi olan ağız, biçimli ağız![]() DÜRC-İ ZER Altın kutusu ![]() DÜRD(E) f Tortu, çöküntü, posa, işe yaramayan kısım![]() DÜRDAKIS Başla boyun arasında olan kemik ![]() DÜR-DANE f İnci tanesi * Mc: Çok güzel ve sevimli çocuk![]() DÜRDÎ f Çöküntü, tortu![]() DÜRDÜR Dişin kök yeri * Çocukların dişlerinin çıkıp bittiği yer![]() DÜRECE Süllem, merdiven * Bağırtlak kuşu (Kanatlarının içi siyah ve dışı boz olan bir kuş )DÜRER (Dürr C ) f Büyük inciler![]() DÜRER-İ SEMAVÎ Aslı vahiy ile gelen, parlak hakikatlı mânalar Semâvi inciler![]() DÜRER-BÂR İnciler yağdıran * Mc: Çok kıymetli ve güzel sözler söyleyen![]() DÜRHAMİN Belâ Zahmet, meşakkat![]() DÜRNUK (C : Derânik) Bir cins döşek![]() DÜRR (Dürdâne, dürre) f İnci İnci tanesi![]() DÜRRE-İ BEYZÂ f Parlak, büyük inci![]() DÜRR-İ CÂN f Canın incisi Çok sevgili![]() DÜRR-İ DIRAHŞÂN Parlak inci ![]() DÜRR-İ MEKNUN Mahfazalı parlak inci ![]() DÜRR-İ MİSÂL f Misâlin incisi İnci misâlinde, misâlin parlağı![]() DÜRR-İ NÂB Beyaz, parlak inci ![]() DÜRR-İ ŞİRAB İri, büyükçe inci ![]() DÜRR-İ YEGÂNE Eşi ve benzeri bulunmayan tek inci ![]() DÜRR-İ YEKTA f Benzeri olmayan, tek inci * Mc: Hz Peygamber (A S M )DÜRR-İ YETİM f Sadef içinde tek olan inci * Mc: Hz Peygamber Muhammed (A S M )DÜRRACE (C : Derrâc) Türac denilen kuş![]() DÜRRAE (C : Derâri) Ferâce, kaftan, elbise![]() DÜRRAT (Dürre C ) Büyük, iri inci taneleri![]() DÜRR-DANE (Bak: Dürdâne) DÜRR-EFŞAN f İnci serpen Söylediği sözler inci olan ağız![]() DÜRRÎ Dürr'e mensub, inci ile ilgili ![]() DÜRŞE Hâcet, ihtiyaç ![]() DÜRU' (Dır' C ) Zırh gömlekler![]() DÜRUC Dürmek * Geçmek * Koymak![]() DÜRUD f Dua, medih, tahiyye, selâm * Ekin biçme * Yontmuş ağaç, kereste![]() DÜRUG f Yalan, Doğru olmayan söz![]() DÜRUG-ZEN f Yalancı![]() DÜRUR İnmek * Akmak, seyelân![]() DÜRUS (Ders C ) Dersler * Müfret olarak: Bir şeyin eseri mahv ve müzmahil olmak![]() DÜRUS-İ NÂFİA Faydalı olan dersler ![]() DÜRÜST f Sıhhati yerinde, sağ, sahih, salim * Doğru, hatasız * Bütün, tam![]() DÜRÜSTÎ f Doğruluk, düzgünlük, sağlamlık![]() DÜRÜŞT f Katı, kalın, yağun * Kaba, sert![]() DÜRÜŞTÎ f Kabalık, sertlik, katılık, kalınlık, yoğunluk![]() DÜRYE Bilmek ![]() DÜRZİ (C : Düruz) Suriye'nin güneyi ile Ürdün ve İsrâil'de yaşayan ve sonradan Araplaşmış olan bir kavimdir Arapça konuşurlar Dalâlet fırkalarından en bâtıl yolda olan bir fırkadır![]() DÜSME Toz bulaşmış olan nesne * Adi, alçak kimse![]() DÜSSE Başa soğuk geçmek ![]() DÜSSE Arap çocukları arasında meşhur olan bir oyun ![]() DÜSTUR f Umumi kaide Kanun, nizam * Örnek, nümune * Üslub İzin, müsaade * Mu'teber ve mu'temed kimse * Destur![]() DÜSUM (Desem C ) Yağlar![]() DÜ'SUR (C : Deâsir) Yıkılmış havuz![]() DÜSUR Mahvolma Eseri kalmama Ortadan kalkma Nişanı belirsiz olma * Kaftan eskime * Ev köhne olma![]() DÜSÜR (Disar C ) Perçinler, halatlar, kenetler Geminin tahtalarını birbirine bağlayan rabıtalar![]() DÜSÜR (Disar C ) Üste giyilen kaftanlar, elbiseler * Yatak çarşafları
|
|
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü... |
|
|
#19 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...RE: Osmanlıca Sözlük (D Harfi) DÜŞ f (Bak: Dûş)DÜŞAB f Pekmez![]() DÜ-ŞAH(İ) f Çatal ağaç * Tomruk * Eskiden suçlunun boynuna takılan çatal ağaç![]() DÜŞENBİH f Haftanın ikinci günü, pazartesi![]() DÜŞEŞ f İki altılık Tavla zarında iki defa altı gelmesi![]() DÜŞİN(E) f Dün gece![]() DÜŞNAM f Sövme, sövüp sayma, ta'n![]() DÜŞVAR f Müşkil Güç Zor![]() DÜŞVAR-GER f Dağ![]() DÜŞVARÎ f Zorluk, güçlük, suubet![]() DÜ-TA İki kat ![]() DÜVAB İşi birbirine ulaştırmak ![]() DÜVAL f Tasma, kayış![]() DÜVAM Sabit ve sakin olmak ![]() DÜVAR Baş çevrilme ![]() DÜ-VAZDEH f Oniki![]() DÜVEL (Devlet C ) Devletler![]() DÜVEL-İ MUAZZAMA f Büyük devletler Düvel-i muazzama-i İslâmiyye gibi![]() DÜVEL-İ MÜ'TELİFE Anlaşmış devletler Birinci Cihan Harbinde: İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya![]() DÜVEL-İ MÜTTEFİKA f İttifak etmiş, birlik olmuş, birleşmiş devletler![]() DÜVELÎ (Düveliyye) Devletlerle alâkalı ![]() DÜ-VİST f İki yüz![]() DÜVUK Ahmaklık, hamâkat ![]() DÜ-VÜM(İN) f İkinci, saniyen![]() DÜVVAC Hâkimlerin giydiği bol kaftan * Yorgan * Tac![]() DÜVVAME Çocukların çevirerek oynadığı bir fırıldak ![]() DÜYUN (Deyn C ) Borçlar![]() DÜYUNAT (Düyun C ) Borçlar![]() DÜZD (C : Düzdân) f Sârık, hırsız![]() DÜZDAN (Düzd C ) f Hırsızlar, sürrak![]() DÜZDÂNE f Hırsız gibi, hırsıza yakışır şekilde, hırsızca![]() DÜZDÎ f Hırsızlık, sirkat![]() DÜ-ZEBAN f İki dilli![]() DÜZEÇ (Uydurma bir kelimedir ) (Bak: Tesviye âleti)DÜZENBAZ Hile yapan, aldatıcı ![]() DÜZİNE On iki parçadan ibaret takım ![]() DÜZLEM (Uydurma bir kelimedir ) (Bak: Müstevi)DÜZTABAN t Tıb: Ayak tabanı düz olan kimse Böyle kişiler çabuk yorulurlar ve hızlı yürüyemezler![]() DAAK Davarın ayağıyla kazılmış yer ![]() DAAR (DAÂRE) Fısk * Kapmak * Yaramazlık![]() DA'AT Horluk, zelillik ![]() DAB f şan ve şeref, haysiyet![]() DABAR (DIBÂR) (C: Debabir) Cemaat, topluluk ![]() DABB (C : Dıbâb-Edubb) Keler, kertenkele * Yaraya merhem sürmek * Akmak * Süt sağmak * Yere yapışmak * Dudakta olan bir hastalık (çatlayıp kan akar) * Hurma çiçeği![]() DABBE (C : Dıbâb) Dişi kertenkele * Kapıya koyulan yassı enli demir![]() DÂBBE Yürüyen mahluk Debelenen![]() DÂBBE-SÜVÂR f Hayvana binen, binici![]() DÂBBET-ÜL ARZ Hadis-i şerifle âhir zamanda olacağı haber verilen ve âhir zaman alâmetlerinden olan bir nevi mahluk (Cenâb-ı Hakk'a itâat etmeyenleri içlerinden kemireceği ve yiyeceği bildirilen dehşetli bir mahluk tâifesi )(Kur'ânda, gayet mücmel bir işaret ve lisân-ı hâlinden kısacık bir ifâde, bir tekellüm var Tafsili ise; ben şimdilik, başka mes'eleler gibi kat'i bir kanaatla bilemiyorum Yalnız bu kadar diyebilirim: $ Nasıl ki Kavm-i Fir'avne "Çekirge âfâtı ve bit belâsı" ve Kâbe tahribine çalışan Kavm-i Ebrehe'ye "Ebâbil kuşları" musallat olmuşlar Öyle de: Süfyan'ın ve deccalların fitneleriyle bilerek, severek isyan ve tuğyana ve "Ye'cüc ve Me'cüc"ün anarşistliği ile fesada ve canavarlığa giden ve dinsizliğe, küfür ve küfrana düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak, zir ü zeber edecek Allahu a'lem, o dâbbe bir nev'dir Çünki gayet büyük birtek şahıs olsa, her yerde herkese yetişmez Demek dehşetli bir tâife-i hayvaniye olacak Belki $ âyetinin işaretiyle, o hayvan, dâbbet-ül arz denilen ağaç kurtlarıdır ki; insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek Mü'minler iman bereketiyle ve sefâhet ve su-i istimâlâttan tecennübleriyle kurtulmasına işâreten, âyet, iman hususunda o hayvanı konuşturmuş Ş )DA'BEL Kurbağa yumurtası * Güçlü, kuvvetli deve![]() DABENTÎ Güçlü, kuvvetli kimse ![]() DABGAM Arslan, esed ![]() DABH Atların koşu esnasındaki nefeslerinin sesleridir ki, sahil denilen kişnemek değil, yemi ve sahibini gördüğü zaman yaptığı gibi hamhame denilen sesi de değil; hızlı nefes sesi olan bir harıltı ve hohlamadır Denilmiştir ki: Dabh, bir at ve bir de köpek koşarken olur (E T )DABIK Bir yerin adı ![]() DABİ' Yere yapışan, yere yapışıcı ![]() DABİ Kül, ramâd ![]() DABİB Akmak Seyelân etmek![]() DABİE Kişinin çoluk çocuğu ![]() DABİR Arka, kök, nihâyet Son, âhir * Bir nişandan geçen ok![]() DABİRE Askerin bozulması ![]() DÂBİRET-ÜL İNSAN İnsanın ökçe siniri ![]() DÂBİRET-ÜT TUYUR Kuşların, ayakları arasındaki parmak ![]() DABK Kendisiyle kuş avlanan bir nesne ![]() DABN Dar nesne ![]() DABR Cemaat * Yaban cevizi * Sıçramak![]() DABRAK şişman ve etli olmak ![]() DABS Ahlâkı kötü ve korkak olmak * Anlaması, idrâki az olmak![]() DABS Mesrur ve mütekebbir olmak Sevinçli ve kibirli olma hâli![]() DABS (C : Ezbâs) El ile tutmak![]() DABSEM Arslan, esed ![]() DABT Hıfzetmek * Cem'etmek, toplamak![]() DABUKA Pis Necis![]() DABURE Yer yüzünde gezen hayvanât ![]() DABV Pişirmek * Tağyir etmek, değiştirmek![]() DAC' $ (DUCU') Yan tarafını yere koyup yatmak ![]() DAC Çağırmak ![]() DA'CA' Gözü çok siyah ve büyük olan kadın (müz: Edac)DACC Hacıların hizmetkârı ve devecileri * Hacılar ile birlikte giden, fakat, hac maksudu olmayan bezirgân![]() DACCE Bir kere çağırmak ve inlemek ![]() DA'CELE Gitmekte ve gelmekte tereddütlü olmak ![]() DACEM Eğrilik ![]() DACİ' İşlerinde kısaltan * Yatak arkadaşı![]() DACİA Çok fazla bulut ![]() DACİC Çağırış * Sesi yükseltmek![]() DACİN (C : Devâcin) Evi öğrenmiş olan davar![]() DACİR Gamkin ve gönlü dar kimse * Bağırgan dişi deve * Kederlenmek, hüzünlenmek muztarib olmak![]() DACNAN Tehame vilâyetinde bir dağ ![]() DACR(E) Darlık, kalbin sıkıntılı olması ![]() DACUC Çağıran * İnleyen * Sağarken incinen ve inleyen dişi deve![]() DAD Osmanlı alfabesinin onyedinci harfidir * Ebced hesabında sekizyüz sayısına karşı gelir![]() DÂD f Adâlet Hak, doğruluk * İnsaf * Vergi, ihsan, atiyye * Ömür * Sızlanma (Adâletle dâd arasında fark vardır; adâlet, binefsihi adâlet edip zulmetmemektir Dâd ise, başkasının zulmünü def ve izâle eylemektir L R )DÂD-I HAK Hak vergisi, Cenab-ı Hakk'ın lütf u ihsanı ![]() DÂD-I HAK RÂ KABİLİYYET ŞART NİST Cenab-ı Hakk'ın lütf u ihsanında kabiliyyet şart değildir ![]() DÂD U SİTED Alış veriş
|
|
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü... |
|
|
#20 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...RE: Osmanlıca Sözlük (D Harfi) DAD Doldurmak ![]() DA'D Husumet, düşmanlık ![]() DAD Oyun, lehv ![]() DA'DA Aklı ve fikri olmayan kişi * Her nesnenin zayıfı![]() DADA f Halayık Çocuk bakıcı Dadı![]() DA'DA' Güzel dur mânasına gelir ve düşecek ve dayanacak yerde söylenir ![]() DA'DAA Koyunu ve keçiyi çıkarıp sürmek * Sallamak * Bir kimseye "güzel dur" demek * Miktarı çok olsun diye depretip çevirmek ve doldurmak![]() DA'DAA Yakmak Yıkmak * Hor ve zelil etmek * Perâkende etmek![]() DADAN Kesmez kılıç * Fakir, muhtaç kişi![]() DADAR f Allah (C C ) * Adaletli, âdil, doğru olan hükümdar![]() DADAŞ Delikanlı, babayiğit kimse * Erkek kardeş![]() DÂD-ÂVER f Doğru, adaletli![]() DÂD-BAHŞ f Hakkı yerine getiren, adaletli![]() DÂDE f Verilmiş, vergi![]() DÂDEN f Vermek![]() DÂDENDER f Erkek üvey kardeş![]() DÂDER f Karındaş, kardeş, birâder![]() DÂDER-ENDER f Üvey kardeş![]() DÂDGÂH Adliye Hak yeri, adâlet yeri![]() DÂD-GER f Doğru, insaflı![]() DADH Yemen baklası ![]() DAMİC Karanlık ![]() DAMİĞA Dimağa işlemiş olan baş yarığı (Bak: Amme)DAMİK (C : Devâmik) Belâ, musibet, dâhiye Meşakkat, zahmet![]() DAMİME (C : Damâyim) Sonradan yapıştırılmış şey![]() DAMİN Kefil olan, tazminat veren Ödeyen![]() DAMİNE Köyde olan hurma ![]() DAMİR (C : Damâr) Kalb * Niyyet![]() DAMİR Zayıf, ince ![]() DAMİSE Örten, setreden Defneden![]() DAMİYE Tıb: Kanı akan yara ![]() DAMM Yapıştırmak * Düşürmek![]() DAMMAD Hastalara efsun okuyan kimse ![]() DAMPİNG ing Bir pazarı elde etmek veya bir malı elden çıkartabilmek için benzerlerinden çok düşük fiyatla satma![]() DAMZ Susmak, sükut etmek ![]() DAMZER (C : Damazir) Sütü az olan deve * Sağlam ve sert yer * Şişman kadın![]() DAN Arabca, Farsça veya bazı Türkçe kelimelerin sonuna takılarak, âlet ismi veya sıfat yapılır Meselâ: Ateş-dan $ : Mangal Cüz-dan $ : Cüz kabı, çanta![]() DAN f Tane![]() DÂNÂ f Bilgili, bilen, malûmatlı, âlim![]() DÂNÂ-İ BÎ-MÜDANÎ Eşsiz âlim Zamanında emsali olmayan âlim![]() DÂNÂ-İ YUNAN Eflatun ![]() DÂNÂYÎ f Âlimlik, bilicilik![]() DANE f Tohum, çekirdek * Kurşun, gülle, tâne![]() DANE (Diyn den) "İtaat etti İtaatli oldu, boyun eğdi, aziz oldu" mânasında fiil![]() DANENDE f Bilgin, bilen, Haberli![]() DANG f Bir dirhemin altıda biri![]() DANIK (C : Devânik) Bir dirhemin altıda biri ve iki kırât ağırlığı (Her kırat beş arpa ağırlığıdır ) * Zayıf düşkün davar![]() DANIŞTAY (Bak: Şurâ-yı devlet) DANİ' Hor, zelil ![]() DANİK Bir dirhemin dörtte biri * Mangır![]() DANİK Nezle ![]() DANİSTEN f Bilmek![]() DÂNİŞ f Bilgi, ilim Biliş![]() DÂNİŞ-GEDE Üniversite ![]() DÂNİŞ-GER f Alim, bilgin![]() DANİŞÎ Alim, bilgin, bilgili ![]() DANİŞMEND (C : Dânişmendân) f Bilgili, ilimli * Tanzimattan evvel, kadıların yanında stajyer olarak çalışan kimseler için kullanılan bir tâbirdi![]() DANİYE Yakında olan ![]() DANK (Dunuk) Darlık, dıyk ![]() DANKA' Dar, sıkıntı Zararlı, zarara sebeb olan![]() DANTELA Fr Tentene Her nevi iplikle örülen, bir kumaşın kenarına işlenen türlü biçimde ince örgü, dantel![]() DANU' Evlâdı çok olmak ![]() DANV Oğul ve kız, veled ![]() DÂR Yer, mekân, konak ![]() DÂR-I BEKA f Âhiret Bâki olan yer (Mâdem dünyada hayat var, elbette insanlardan hayatın sırrını anlayanlar ve hayatını su-i istimâl etmeyenler, Dâr-ı Beka'da ve Cennet-i Bâkiye'de hayat-ı bâkiyeye mazhar olacaklardır L )DÂR-ÜL AMÂN Sığınılacak, korunulacak yer ![]() DÂR-UL BELVÂ Dünya, imtihan yeri Belâ ve musibet âlemi![]() DÂR-ÜL CİHAD İslâm sınırlarının haricindeki ülkeler ![]() DÂR-I CİNAN f Cennet yurtları Cennetler![]() DÂR-I DÜNYA f Bu dünya memleketi Dünya (Dâr-ı fenâ da denir )DÂR-I EMÂN Müslümanların zimmetini kabul eden veya müslümanlarla sulh halinde olan, gayr-i müslim bir ahalinin memleketi ![]() DÂR-I FENÂ Dünya Bu dünya![]() DÂR-ÜL HARB (Bak: Dârülharb) DÂR-ÜL HİCRE Hicret edilen yer Medine şehri![]() DÂR-ÜL HİKMET Hikmet yeri Hikmetlerin hükmettiği, hikmet beşiği dünya * Osmanlı devrinde Şeyh-ül İslâmlık makamının bir ismi![]() DÂR-ÜL HİLÂFE Hilâfet Merkezi Halifenin bulunduğu yer (Osmanlılar devrinde İstanbul idi ve bir ismi de Dersaâdet idi)DÂR-ÜL HULD Baki olan yer Cennetin bir bahçesi Cennet![]() DÂR-ÜL İKAB Cehennem Çok azab çekilen yer![]() DÂR-I İMTİHAN İmtihan yeri * Dünya * Dar-ı mihnet, meydân-ı ibtilâ gibi tâbirler de aynı mânada kullanılır (Bak: İmtihan)(Din bir imtihandır Teklif-i İlâhi bir tecrübedir Tâ, ervâh-ı âliye ile ervâh-ı sâfile, müsabaka meydanında, birbirinden ayrılsın Nasılki: Bir mâdene ateş veriliyor tâ, elmasla kömür, altınla toprak birbirinden ayrılsın Öyle de, bu dâr-ı imtihanda olan teklifat-ı İlâhiyye bir ibtilâdır ve bir müsabakaya sevktir ki; istidad-ı beşer madeninde olan cevâhir-i âliye ile mevadd-ı süfliyye, birbirinden tefrik edilsin Mâdem Kur'an, bu dâr-ı imtihanda; bir tecrübe suretinde, bir müsabaka meydanında, beşerin tekemmülü için nazil olmuştur Elbette şu dünyevi ve herkese görünecek umur-u gaybiye-i istikbâliyeye yalnız işaret edecek ve hüccetini isbat edecek derecede akla kapı açacak Eğer sarahaten zikretse; sırr-ı teklif bozulur S )DÂR-ÜL İSLÂM (Bak: Dârülislâm) DÂR-ÜL KARAR Kararlı surette kalınan, kıyametten sonraki yer Cennet Dâr-ül Beka![]() DÂR-ÜL MAARİF Sultan Mecid zamanında Valide Sultan'ın İstanbul'da Sultan Mahmud türbesi civarında yaptırmış olduğu mekteb ![]() DÂR-ÜL MESAİ Çalışma yeri Mesai yeri Atölye![]() DÂR-ÜL MÜLK Başkent, baş şehir ![]() DÂR-ÜN NEDVE Müslümanlıktan evvel, Kureyş kabilesinin münakaşalar için toplandığı bir yerin adı olup, Kusey ibn-i Kilâb tarafından kurulmuştur (Sonradan Hz Muhammed'e (A S M ) karşı bulunanların toplanmalarından dolayı fesat ve münafıkların toplandıkları yer mânâsına kullanılmaya başlanmıştır )DÂR-I RİDDE Aslında Müslim iken sonradan irtidâd eden veya bir zaman İslâmiyeti kabul etmiş iken sonradan mürted olan şahısların hâkim bulundukları yer (Darürridde, yani: Mürtedlerden müteşekkil bir taifenin istilâ ederek hakimiyetleri altına aldıkları yerler, bazı ahkâm itibariyle dar-ı harbden ayrılır Meselâ: Dar-ı harb ahalisiyle musalâha akdi caiz olduğu hâlde, darürridde ahalisiyle caiz olmaz Çünkü riddetin devamına cevaz verilemez Şu kadar var ki, bunlar bir müddet düşünmek için mütareke talebinde bulundukları takdirde bakılır Eğer müslümanların hakkında hayırlı görülürse bu mütarekeye muvafakat edilir Ve eğer harb edilmesi daha muvafık görülürse bu mütarekeye muvafakat edilmez Mütâreke kabul edildiği takdirde mukabilinde bir bedel, bir haraç alınamaz Zirâ bu hâlde mütareke, bir akd-ı zimmete müşabih olur Halbuki mürtedler, zimmete kabul edilemezler Bu mütarekenin öyle iki-üç günlük, geçici bir zaman için olması icab etmez Buna lüzumuna göre bir mühlet tayin edilir (Ist Fık K )DÂR-ÜS SAÂDE Saâdet yeri, saray ![]() DÂR-ÜS SALTANA(T) Saltanat yeri İstanbul![]() DÂR-ÜS SELÂM Cennet Selâmet ve eminlik yeri * Bağdatın eski ismi![]() DÂR-ÜS SIHHA Hastahâne ![]() DAR-ÜŞ-ŞAFAKA İstanbul'da yetim ve öksüzler için kurulmuş olan yatılı lise ![]() DÂR-ÜŞ ŞİFÂ Şifa yurdu, sağlık yurdu * Tımarhâne![]() DÂR-I ŞURA-YI ASKERÎ 1296 yılında lağvolunan bu yüksek askeri meclis 1253 yılının muharrem ayında kurulmuştu 1259 tarihinde çıkarılan kanun ile vazifesi tesbit edildi Askeri ve mülki ricâlden onbir daimi, altı tane ise geçici azası bulunan bu mecliste bir reis ve bir de müftü yer alıyordu![]() DÂR-I TEKLİF Dünya Allah'ın teklif ve emirleri ile vazifeli olduğumuz yer olan dünya (Şu dâr-ı dünyâ meydân-ı imtihandır Ve dâr-ı tekliftir Hizmet yeridir Lezzet ve ücret ve mükâfat yeri değildir S )DÂR-ÜL ULÛM İlimler yurdu Medrese Ders görülen yer![]() DÂR-I ZİMMET Müslümanların, ahid ve emânını ve himayesini kabul etmiş oldukları; gayr-i müslimlere mahsus yerler ![]() DAR' (C : Durâ-Duru) Davar emziği DAR' : Men'etmek, engel olmak * Ansızın haberli olmak * Eğrilik![]() DÂR f Sâhib, mâlik, tutan (mânasındadır ) Meselâ: Bayrakdâr $ : Bayrak tutan
|
|
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü... |
|
|
#21 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...RE: Osmanlıca Sözlük (D Harfi) DEST-MAL f Elbezi![]() DEST-MAYE f Sermaye, elde olan şey![]() DEST-MUZE f Armağan, hediye![]() DEST-PAK f Fakir, fukara * Mendil * Dindar![]() DEST-RENC f El emeği El ile yapılan iş * Ücret, kazanç, kâr![]() DEST-RES f İsteğine ulaşan, elini yetiştiren * Kudret, zenginlik, iktidar![]() DESTROYER ing Çok sür'atli giden küçük savaş gemisi, torpido muhribi![]() DEST-SUZE f Nişanlı kız![]() DESTUR (DÜSTUR) Asıl * Kanun * Vezir-i azam, baş vezir![]() DESTUR f İzin, müsaade Şerlilerden kurtulmak için söylenen söz * Allah'ın inayeti![]() DEST-VANE f Savaşta giyilen demirden yapılmış eldiven * Kadınların kollarına taktıkları süs eşyası, bilezik * Meclisin baş kısmı![]() DEST-VAR(E) f Çoban değneği Baston * El bileziği * Ele benzer, el gibi, el kadar![]() DEST-YAR f Yardımcı, muin Arka![]() DEST-YARÎ f Yardım, muavenet![]() DEST-ZEN f Tutunma * El uzatma![]() DEŞİŞE Bulgur ![]() DEŞNE f Hançer![]() DEŞNE-İ SUBH Tan yeri (Bu tabir, tan yerinin ilkönce hançer şeklinde göründüğünden kinaye olarak denmiştir )DEŞT f Bozkır, çöl, sahra Kumluk ve nebatsız geniş arazi![]() DEŞT-İ HAYAT Hayat çölü ![]() DEŞT-İ KIPÇAK Dinyester ile İrtiş arasında bulunan geniş step ![]() DETEKTİF (Bak: Dedektif) DETERMİNANT Fr Denklemlerin çözümlerini rahatlıkla bulmaya yarayan matematiksel tablo![]() DEV şeytan, ifrit, cin DE'V : Aldatmak, hud'a![]() DEVA İlâç, çare Hastalığın iyi olmasına sebeb olan gıda![]() DEVABB (Dabbe C ) Binek hayvanları Hayvanlar * Yürüyenler![]() DEVAC f Üste örtünecek şey Yorgan![]() DEVADAR f Devâlı, devâ verici, iyileştiren![]() DEVAHİ (Dâhiye C ) Büyük belâler Afetler Kazâlar * Çok üstün zekâ sahipleri![]() DEVAHİL (Dâhile C ) İçler, batınlar![]() DEVAHİN (Dâhine C ) Duman çıkaran bacalar![]() DEVAÎ (Devâiye) İlâç cinsinden İlâca âit ve müteallik Devaya dâir![]() DEVAİ (Dâiye C ) Batından, içten gelen bir duyguyu teşvik edici hâlât![]() DEVAİR (Dâire C ) Daireler Resmî işlerin görüldüğü yerler![]() DEVAİR-İ ASKERİYE Askerî daireler ![]() DEVAİR-İ DEVLET Devlet daireleri ![]() DEVAİR-İ MÜTEDAHİLE İç içe daireler ![]() DEVAİR-İ RESMİYE Resmî daireler ![]() DEVALÜASYON Fr Paranın değerinin düşürülmesi![]() DEVAM Bir halde bulunma, sürekli olma, daimîlik * Bir işe veya bir memuriyete gidip gelme * Sebat![]() DEVAN f Hızlı yürüyen, koşan, seğirten![]() DEVA NA-PEZİR Devâsı bulunmaz hastalık ![]() DEVANİK (Dânık C ) Bir dirhemin dörtde birleri![]() DEVAR Baş dönmesi hastalığı ![]() DEVARİ' (Dır C ) Zırhlar Zırhlılar Zırhlı gemiler![]() DEVA-SAZ f Çâre bulan, ilâç tertip eden![]() DEVAT (C : Devâyât) Divit![]() DEVAVİN (Divân C ) Divânlar, eski şairlerin şiirlerini topladıkları kitablar![]() DEVB Kötü hâl ![]() DEVBEL Bir karar üzere durup büyümeyen küçük eşek ![]() DEVDAT Çocukların oyun oynadığı yer ![]() DEVDERÎ Kısa boylu cariye ![]() DEVENDE f Seyyah Seyahat eden, gezen, dolaşan![]() DEVERAN Dönüş, dolaşmak Tedavül Yerinde durmamak Devretmek![]() DEVERAN-I DEM Kan dolaşımı, kan deveranı ![]() DEVERAN-I DÜNYA Dünyanın dönüp devretmesi ![]() DEVF Suda ıslamak * Irak etmek, uzaklaştırmak * Misk ezmek![]() DEVH Hor, hakir olmak Hor, hakir etmek * Kahretmek![]() DEVHA (C : Devah-Devâyih) Büyük ağaç![]() DEVİR (Devr) (C: Edvâr) Nakil Birisinin uhdesinden diğerinin uhdesine geçirmek * Bir şeyi sonuna kadar okuyup bitirmek Geçmiş dersleri hatırlama * Bir şeyin çevresinde dolaşmak Dönme * Seyahat Bir memleketi dolaşmak * Bir şeyin kendi mihveri üzerinde dönmesi * Aktarma, bir şeyin bir kaptan veya bir yerden diğerine nakli * Bir şeyin diğerine teslimi * Bir bölük veya takım askerin teftiş veya emniyeti muhafaza için dolaşması * Bazı ehl-i tarikatın dönerek ettikleri zikir, sema * Müzikte, her ölçüye verilen isim olup, umumiyetle büyük ölçüler ve peşrevler için kullanılır * Tas: Dünyaya gelme (Nüzul), geldiği yere dönme hali (Uruc) * Dairevî bir hareket Bir şeyin diğer bir şey etrafında dönmesi Dolaşmak * Müddet Zaman Çağ * Bir şeyi başkasına devretmek * Biri birisini icad etmek (Bak: Hudus)DEVR-İ ÂLEM Dünya seyahati, dünya gezisi, dünyayı gezmek ![]() DEVR-İ BÂTIL Man: Kısır devir Bir hükmü ikinci bir hüküm ile, bunu da birincisi ile isbatlamaya çalışma yolu![]() DEVR-İ EBVAB Kapı kapı gezip dolaşmak ![]() DEVR-İ FELEK (Bak: Devr-i zaman) DEVR-İ KASIR (Devre-i kasire) Fiz: Kısa devre ![]() DEVR-İ LÂLE Lâle devri, lâle mevsimi, lâle zamanı ![]() DEVR-İ MİHNET Dünya, cihan, küre-i arz ![]() DEVR-İ SÂBIK Bir önceki hükümet Geçmiş devir![]() DEVR-İ TEFRİH Kuluçka devri ![]() DEVR-İ TERAKKİ İlerleme devri ![]() DEVR-İ ZAMAN (Devr-i felek) Tali, kader şans![]() DEVİR DAİRESİ Denizde geminin çeşitli hızla ve muhtelif dümen açısı ile çizdiği dâire ![]() DEVİRLİ Fiz: Müsavi zaman aralıkları ile tekrarlanan hareket Periyodik![]() DEVİR VE TESELSÜL Davanın delile ve delilin davaya taalluk etmesiyle kaziyenin dönüp dolaşıp yine eski hâline gelerek hallolunamaması ![]() DEVİYE Otsuz sahrâ Otu olmayan çölDEVİYY Nerden geldiği anlaşılamayan sesler, gürültüler, patırtılar ![]() DEVK Döğmek * Karışmak![]() DİFL Zakkum ağacı * Katran Zift![]() DİFLA Ağu ağacı denen ve çok acı olan nesne ![]() DİFNAS Akılsız, ahmak kimse (Müe: Difnes) DİG : f Topraktan yapılmış tencere, çömlek![]() DİGER f Başka, diğer, öteki![]() DİGER-BÂR f Başka zaman, başka defa![]() DİGER-BİN f Başka kişilerin faydaları için fedakârlıkta bulunan kişi![]() DİGER-GUN f Değişmiş, başkalaşmış, bozuk![]() DİGER-KÂM f Başkalarını düşünen![]() DİGER-RUZ f Diğer gün, başka gün![]() DİH f Köy, karye * On sayısı![]() DİH f "Veren, verici" mânalarına gelir ve kelimelerle birleşir Meselâ: Ârâm-dih $ : Rahatlık veren![]() DİH (C : Diha) Hurma salkımı![]() DİHAK Dolu bardak ![]() DİHAN Kırmızı deri, sahtiyan * (Dühn C ) Vücuda sürünülecek yağlar![]() DİHAT (Dih C ) f Köyler, karyeler![]() DİHÇE f Küçük köy * Çiftçi, köylü![]() DİHDA Yuvarlamak Döndürmek![]() DİH-DAR f Köy ağası![]() DİH-GAN f Ekinci, çiftçi, köylü![]() DİH-HÜDA f Köy kâhyâsı, köy ağası![]() DİHI Köyle ilgili, köylü, köye mensub ![]() DİHİM f Taç![]() DİHİŞ f Verme, veriş, bağışlama, ihsan, atiyye![]() DİHKAN (DÜHKAN) (C: Dehâkin) Sipâhi * Köy kethüdâsı * Emirlerin tasarrufunda kuvvetli olan, sözü geçen adam * Bezirgân * Acem fellahlarının maslahatgüzarı![]() DİHLAS Arslan * Yavuz, bahâdır, kahraman, çeri kimse![]() DİHLİZ (C : Dehâliz) Ev ile kapı arası
|
|
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü... |
|
|
#22 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (D Harfi)-Osmanlıca Terimler Sözlüğü-Osmanlıca Kelimeler Sözlüğü...RE: Osmanlıca Sözlük (D Harfi) DİK Horoz ![]() DİK-ÜL EFRAF Çatal ibikli horoz ![]() DÎK Darlık, sıkıntı Gam Kalbe sıkıntı veren![]() DÎK-UL ELFAZ İfade zorluğu Gayet ince ve derin ve ruhen hissedilen bazı mânaların ifade edilemeyişi![]() DÎK-UN NEFES Nefes darlığı ![]() DİKKAT İncelik, dakik oluş Ehemmiyet ve kıymet verme![]() DİKKAT-İ NAZAR İnceden inceye düşünme ve bakma Bakış inceliği![]() DİKTA Lât Diktatörlerin davranışları * Hiç ses çıkarmadan yerine getirilecek emir![]() DİKTATÖR Fr Mevcut kanunları çiğneyerek, örf ve adalet esaslarına aykırı olarak, devleti keyfine göre idare eden devlet adamı Müstebid![]() DİKTE Fr Başkası tarafından yazılmak üzere söyleyip yazdırma * Karşı koymayacak olan birisine, aşırı arzu ve isteklerini bildirip kabul ettirme![]() DİL t Lisan, zeban * Ağızdaki tat alma duygusu ve konuşma uzvu * İnsanların konuştukları lehçelerin her birisi Lügat * Muhtelif âlât ve edevâtın uzunca ve yassı, ekseriya oynak kısımları * Coğ: Denizin içine uzanmış üstü düz mumluk, uzunca kara parçası * Mc: Gıybet, mezemmet, dedi-kodu, çekiştirme (İnsanın yüz cihazatından birtek cihazı olan lisanı; bir et parçası iken, iki büyük vazifesiyle yüzer hikmetlere, neticelere, meyvelere, fâidelere âlet oluyor![]() Taamların zevkindeki vazifesi, ayrı ayrı bütün tatları bilerek cesede, mideye haber vermek ve rahmet-i İlâhiyyenin matbahlarına dikkatli bir müfettiş olmak ve kelimeler vazifesinde kalbe ve ruha ve dimağa tam bir tercüman ve santral olmak; elbette gayet parlak ve kat'i bir surette ihatalı ilme delâlet ve şehadet eder Birtek dil, hikmetleri ve meyveleriyle böyle delâlet etse; hadsiz lisanlar ve hadsiz zihayatlar, nihayetsiz masnuat, güneş zuhurunda ve gündüz kat'iyetinde nihayetsiz bir ilme delâlet ve şehadet ve Allâm-ül Guyub'un daire-i ilminden ve hikmetinden ve meşietinden hariç hiçbirşey yoktur diye ilân ederler ş )DİL f Gönül, kalb, niyet * Cesâret, yürek * Mandıra, ağıl![]() DİL-İ ÂVÂRE Serseri gönül ![]() DİL-İ DERYA Denizin ortası ![]() DİL-İ DİVANE Divâne gönül, deli gönül ![]() DİL-İ PÜR-ÂTEŞ Ateşli gönül ![]() DİL-İ SUZAN Yanık, ateşli gönül ![]() DİL-İ ŞEB Gecenin ortası, gece yarısı ![]() DİL-İ VİRAN Harap gönül, yıkık gönül ![]() DİL-İ ZÂR Zavallı gönül ![]() DİL-ÂGÂH f Kalbi uyanık Akıllı, bilgili, görgülü Gönül anlar![]() DİLAHİS Leşker, asker Çeri başı![]() DİLALET Kılavuzluk etmek * Nazlanma İşve * Üstünlük, galebe![]() DİL-ÂRÂM f Gönül eğlendirici, kalbe rahatlık veren Gönül okşayan![]() DİL-ÂRÂ(Y) f Kalbi süsleyen, gönlü zinetlendiren![]() DİLAS (C : Düles) Hızlı, seri![]() DİLAS (DELİS) Yumuşak ve berrak olan nesne ![]() DİL-ÂSÂ f Gönlü rahatlandıran, avutan![]() DİL-ASUDE f Kalbi rahat![]() DİL-AŞUB f Kalbi sıkan, yüreğe sıkıntı veren, gönle eza veren * Kalbi meftun eden güzel![]() DİL-ÂVER f Yiğit Cesaretli Yürekli * Gönül alıcı![]() DİL-ÂVERÂN (Dil-aver C ) Dilaverler, yürekliler, yiğitler![]() DİL-AVİZ f Câzib, çekici, gönle asılan Gönlü asılı tutan, dilber![]() DİL-AZAD f Gönlü rahat, gönlü bir şeyle ilgili olmıyan![]() DIL-AZAR f Gönlü inciten, hatır kıran![]() DİL-AZURDE f İncinmiş Gönlü, kalbi kırılmış![]() DİL-BAZ f Güzel konuşan Sözü ve işi hoş olan Gönül eğlendiren![]() DİL-BEND f Gönül bağlıyan, seven![]() DİL-BER f Gönül alan, kalbi çeken Güzel, dilber![]() DİL-BESTE f Kalbi bağlı, âşık![]() DİL-CU(Y) f Gönül çeken, gönül arıyan![]() DİL-DADE f Gönül vermiş, âşık![]() DİL-DAR f Kalbi hükmü altında tutan Sevgili, mâşuk![]() DİLDİL f Iztırab, acı, elem, sıkıntı, azab İnilti![]() DERT-MEND Dertli
|
|
|
|