Kuran-İ Kerim`İ Kimler Anlayamaz |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Kuran-İ Kerim`İ Kimler AnlayamazKur’ân-ı Kerim'in; müşâhede, keşif ve melekûtun zuhûru ile olan fehmine (bâtınî-tasavvufî mânâsını anlamaya), kendinde şu hasletlerden biri bulunan kul, muvaffak olamaz O hasletler şunlardır:– Çok az da olsa bid‘atle amel etmek, – Günah işlemekte ısrar etmek, – Kalbinde kibir bulunmak, – Hevâsının (nefsanî arzularının) kalbine yerleşmesi ve ona meyilli olması, – Dünya muhabbeti içinde bulunması, – Îmân-ı hakikiye sahip olmayıp, yakîninin zayıf olması, (sûrî îmandan öte geçememesi), – Kur’an’dan okuduklarına değil, sadece harflerine vâkıf olup, kendi ihtiyârına ittiba‘ eden (kendi arzu ve düşüncelerine uyan) bir kul olması, – Sadece zâhir ilmi olan bir müfessirin kavline nâzır olup, bâtın âlimlerinin yani mâneviyat erbâbının tefsirlerine bakmaması, onlara itibar etmemesi, – Hep aklına rücu‘ eden, yani her şeyi aklıyla çözmeye çalışıp, onun ötesine geçemeyen bir kul olması, – Hitâbın bâtınında, (Kur’ân’ın tasavvufî mânâsının anlaşılması hususunda, tasavvuf ehlinin tefsir ve te’villerine göre değil de) Arap lûgat ehlinin (zâhirî ilim erbâbının) görüşlerine göre hüküm vermesi ![]() ![]() ![]() İşte bu vasıfları taşıyan insanlar, Kur’ân’ı anlamaktan yana perdelenmişlerdir, anlayamazlar Kendi bildiklerinin miktarıyla sınırlıdırlar Kafalarına yerleşen anlayışlarıyla mevkufturlar, (yani hapsolundukları o dar çerçevenin dışına çıkamazlar) En fazla ilimleri kadar ilerleyebilirler Tabiat ve seciyelerine göre bir anlayışları vardır![]() İşte bunların hepsi; o akıl ve ilimleri sebebiyle, muvahhidlere (Cenâb-ı Hakk’ın hâlis kullarına) nazaran, kapkaranlık bir gecede siyah bir taş üzerinde yürüyen bir karınca gibi belirsiz olan gizli şirke müptelâ olmuşlardır! ![]() ![]() Çünkü onların ilmi ve aklı kâmil değildir Kâmil akıl, anlayışını Allah’tan (c c ) alan akıldır; dolayısıyla onun hükmünü anlar ve kendisi sayesinde İlâhî kelâm anlaşılır![]() Nitekim Resûlüllah Efendimiz (s a v ) kâmil aklın sıfatı hakkında, "Akıllı; Allah Teâlâ’nın emir ve nehiylerini akleden (aklını, fikrini, zihnini yorup anlayan ve mûcibince hareket eden) kimsedir" buyurmuşlardır![]() |
|
|
|