Tasavvufta Anahtar Terimler |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tasavvufta Anahtar TerimlerTasavvufta Anahtar terimler MUTASAVVIF: Gafletten uzak olarak yani her an Hakk`ı zikreden, kalbini manevi kirlerden temizleyen ve Allah`dan başka her şeyi gönlünden çıkaran, ruhunu Hakk`ın zikri ile süsleyen tasavvuf ehli, veli, mürşid, ahlak-ı hasene sahibine mutasavvıf denilir Abdülhak-ı Dehlevi: `Mutasavvıfların hepsi Ehl-i sünnettir Bid`at sahiplerinden (dinin aslında olmadığı halde sonradan meydana çıkarılan işlere ve uydurulan sözlere inananlardan) hiçbiri Allah`ın marifetine (O`nu tanımaya) yaklaşamamıştır Velayet (evliyalık) nurları bunların kalplerine girmemiştir ` demiştir Abdülkadir-i Geylani şöyle buyurmuştur: `Mürşid(rehber, doğru yolu gösterici) ve mutasavvıf, Rabbi için her yönden ve her şeyden ayrılıp Allah`dan başkasına tapınmayı, ibadet etmeyi ve uymayı terk ederek, gayriye yönelmekten ve meşgul olmaktan kalplerini kurtararak, ihlasla Hakk`a ibadet eder ve şeytana uymaz `MÜRŞİD: Tasavvuf yolunda kendisinden önceki yetkili kişinin manevi izni ile insanları irşad eden, doğru yolu gösterip yetiştiren ve kemale getiren yani olgunlaştıran tasavvuf terbiyesine ehil kişiye mürşid denilir Mürşidin olgunluğuna işaret eden bir terim ise `mürşid-i kamil`dir İmam-ı Rabbani, tasavvuf yolunda nihayete varanların (yolun sonuna kavuşanların) iki türlü olduğunu beyan etmiştir Birincisi Rasulullah efendimizin izinde giderek kemale erdikten sonra, insanları irşad için (doğru yola çekmek için) halkın derecesine indirilmiş olan mürşidlerdir İkincisi, yükseldikleri derecelerde bırakılıp, insanların yetişmesi ile vazifeli olmayan velilerdir Mazhar-ı Can-ı Canan bütün kazançlarına, mürşidlerini çok sevmekle kavuştuğunu belirtmiş, irfan anahtarının, Allah`ın sevdiklerini sevmek olduğunu ifade etmiştir İmam-ı Rabbani de; `Mürid, mürşidini ne kadar çok severse, onun kalbinden feyz alması da o kadar çok olur Mürşid vesiledir, vasıtadır Maksad, Allah`dır ` demiştir![]() SİLSİLE: Tasavvufi yolların hepsinde günümüzdeki mürşidden Rasulullaha kadar ulaşan bir manevi zincir söz konusudur Bu zincirin tarihen sağlıklı oluşu tasavvufi feyz ve bereketin intikalinde çok önemlidir Bir tasavvuf yolunun sağlamlığının en büyük delili sahih bir silsileye sahip oluşudur Tasavvufta`Allah`a giden yollar mahlukatın nefesleri sayısıncadır ` anlayışı sebebiyle tarikat sayısında bir sınırlama yoktur İtikadi bakımdan kitap ve sünnete bağlı, ehl-i sünnet ve`l-cemaat anlayışını benimseyen, ibadet ve muamelatta İslam`ın temel esaslarını uygulayan ve manevi bir silsileye sahip mürşidler tarafından temsil edilen tarikatlar hak tarikatlardır Silsilenin tasavvufi önemine uygun olarak bütün tarikatlar icazetname ve silsilename ile kendi yollarındaki ruhani akışı kayıtlara bağlayarak belgelemişlerdir![]() MÜRİD: Tasavvuf yolunda bulunan, bir mürşide intisab ederek seyr u süluk ile manevi makamlarda yol almak suretiyle cemal mertebelerine ulaşmak yolunda irade izhar eden demektir Müridler Allah`a yakınlık derecelerine ulaşmak için riyazetler ve mücahedeler çekerler ; nefsin isteklerinden kaçınıp istemediklerini yapmaya çalışırlar Bir müslüman bir mürşide biat ederek iradesini izhar etttikten sonra mürşidin kendisine vereceği tasavvufi talimat olan günlük zikir, tesbihat dersini ifa etmeğe başlamak suretiyle tasavvuf yolunu adımlamağa başlar Bu yolun değişik duraklarında mürşidin göstereceği yeni vazifeleri (evrad, halvet,riyazet vs ) yerine getirmekle yoluna devam eder![]() ZİKİR: Zikir, her işte Allah`ı hatırlamak, zihinde tutmak, yad etmek, unutmamak ve anmak,kendini gafletten kurtarmak, kulun Allah`ı dille ve kalple anması anlamında Kur`an kaynaklı bir tasavvuf kavramıdır Gaflet de Allah`ı unutmak demektir Bütün tasavvuf büyükleri ve tarikat ricali, zikri yollarının temel esası saymışlardır Zikir, çeşitli türevleriyle Kur`an`da 250`den fazla yerde geçmektedir Kur`an`ın bizzat kendisi ve emirleri birer zikirdir Bu yüzden Kur`an bizzat kendisini ve namazı da zikir olarak adlandırmıştır Mutasavvıflara göre gerçek zikir, Allah`ı şiddetle sevmek, O`ndan nasıl korkulmak gerekiyorsa öyle korkmak ve gaflet meydanından müşahede semasına yükselmektir Yada Mezkur yani Allah`dan başkasını unutmaktırEVRAD: Itiyad, alışkanlık halinde nafile olarak devamlı yapılan ibadet, tesbih ve dualara vird (çoğulu evrad) denilir İmam-ı Gazali; `Dua, zikir, Kur`an-ı kerim okuma ve tefekkür (mahluklardaki ve kendi bedenindeki ince sanatları, düzenleri, birbirine bağlılıklarını düşünerek, Allah`ın büyüklüğünü anlaması, insanın günahlarını hatırlayıp, bunlara tövbe etmesi lazım geldiğini ibadetlerini ve taatlerini düşünerek bunlara şükretmesi gerektiğini hatırına getirmesi), sabah namazından sonra, ahiret yolcusu kulun virdi olmalıdır ` demiştir Yine İmam-ı Gazali; `Okunmalarında fazilet olduğu bildirilen bazı ayet-i kerimeleri vird edinip, okumak da müstehabtır Fatiha, yete`l-Kürsi ve Bekara suresinin son iki ayeti (mener-Resulü) bunlardandır Kaylule(öğleye doğru bir mikdar uyumak da) gündüz virdlerindendir ` demiştir![]() EDEB: Her konuda haddini bilip, sınırı aşmamak, insanlara iyi muamelede bulunmak, sünnet üzere yani Rasulullah efendimizin buyurduğu ve davrandığı gibi hareket etmek, hataya düşmekten sakınılacak şey, terbiye, güzel ahlaka da edeb denir ![]() Abdullah bin Mübarek, alimler, edeb hakkında çok şeyler söylediler Bize göre edeb, insanın kendini tanımasıdır demiştir![]() Ebü`l-Berekat Emevi Hakkari; `Edep, kulun, Allah`a karşı vazifelerini, vakitlerini nasıl değerlendireceğini, kendini O`ndan uzaklaştıran şeylerden nasıl korunacağını bilmesidir ` demiştir![]() İmam-ı Rabbani ise; `Edebe riayet etmeyen hiç kimse, Allah`a kavuşamaz, yani veli olamaz Din büyüklerinin yolu baştan sona edeptir Namazın sünnet ve edeplerinden birini gözetmek ve tenzihi bir mekruhtan sakınmak; zikir, fikirden (tefekkürden) üstündür ` buyurmuştur![]() Şems-i Tebrizi ise; `demoğlunun edebden nasibi yok ise, insan değildir demoğlu ile hayvan arasındaki fark budur Gözünü aç ve bütün Allah`ın kelamının manası, ayet ayet edepten ibaret olduğunu gör ` demiştir![]() |
|
|
|