Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Forum İslam > İslami Genel Konular

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
hurafe, kadın

Kadın Ve Hurafe

Eski 08-05-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kadın Ve Hurafe



Tarih incelendiğinde görülüyor ki kadın, haklar bakımından asırlar boyu ihmal edilmiş, horlanmış, en ağır zulüm, baskı ve işkencelere maruz tutulmuştur 19 yüzyılın ortalanna kadar, gerek Avrupa, gerekse Asya'da kadın, hukukundan yoksun bırakılmıştır Mesela: Yahudi kızları babalarının evlerinde hizmetçi kabul edilmiş, ÎRAN'da MEZDEK, ana ve kız kardeşle evlenmeyi meşru gören yeni bir din kurmuştu! Çin ve Hind gibi çok eski milletlerde de kadının sosyal mevkisi çok düşüktü Hind'de kadın, zavallı bir yaratık olarak kabul ediliyor, her türlü aşağılık arzulara alet ediliyordu Vedaları okumaktan uzak tutuluyor, ayin ve merasimlere kabul edilmiyordu Kadının dini efendisine hizmet etmekti Görevi ve değeri, eğer kocası ölmüş ise onun cesedi üzerinde kendisini yakmasıydı
Eski Yunanlılarda da kadın, medeni haklar adına hiçbir şeye malik değildi Kadın kocasının, kocası yoksa babasının, o da olmazsa akrabasından diğer erkeklerin vasiliği altında yaşardı Kocası onu istediği zaman boşar ya da başkasına devredebilirdi
Eski Roma'da da kadının durumu çok feciydi Hatta Roma'da bazı toplantılarda, kadının ruhsuz ve edebi hayattan nasibi olmayan bir hayvandan ve şeytanın iğrenç işinden ibaret bulunduğuna dair kararlar alındığı bile vakidir<49>
Ortaçağda Bizans'ın en şaşaalı zamanlannda bile kadının sosyal mevkisi çok düşüktü Bizans'ta kadının durumu kısaca şöyleydi:
Kadın erkeğin malı idi Onda istediği gibi tasarruf hakkı vardı Hayat ve ölümü eşinin elindeydi Köle olarak kabul edilirdi Kadının önce babasının, evlendikten sonra kocasının, kocası ölünce de oğlunun esiri idi Kadın bir şehvet metaı addolunurdu En medeni olan Atinalılar arasında bile kadın çarşılarda satılır, başkalarına ihale olunurdu O sadece evin düzeni, çocuklara bakmak için lâzımdı<50>
1788 yıllarına kadar kadın ingiltere'de de kocasına mutlak itaata mecbur olup hemen hemen hiçbir hakka sahip değildi
1888 yılında İngiliz piskoposlarından "Dour", Vestminister kilisesinde yaptığı bir konuşmasında şöyle diyordu "Bundan 100 sene evveline gelinceye kadar kadın, erkeğin sofrasına oturmak hakkına sahip olmadığı gibi sorulmadan söze başlaması da caiz değildi
Kocası da başının ucuna kocaman bir sopa asardı ki karısı ne zaman bir emrini tutmazsa, onu kullanırdı Kadının sözü kızlarına geçmezdi Erkek çocukları ise analarına ev içinde bir hizmetçi kadından fazla paye vermezlerdi(51)
İslâmiyetten önce Arap Yarımadası'nda da kadının durumu yürekler acısı idi Araplar kızlara karşı olan nefrette o kadar ileri gidiyorlardı ki, yaşama hakkını dahi onlara çok görüyorlardı Kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeyi kendilerine göre fazilet kabul ediyorlardı Herhangi birisinin bir kız çocuğu dünyaya geldiği zaman öfkesinden ne yapacağını bilemezdi
Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim onların bu insanlık dışı davranışlarını şöyle anlatır:
"Onlardan birine kız doğumu müjdesi verilince öfkeli olarak yüzü simsiyah kesilir Kendisine verilen kötü müjde yüzünden halktan gizlenmeye çalışır Onu utana utana tutsun mu? Toprağa mı gömsün?" (Nahl Suresi, Âyet, 58,59)
İslama kadar bütün dünyada kadın değersiz bir yaratık olarak kabul edilmiş, yüzyıllar boyu ona hiçbir sosyal hak tanınmamıştır
İslâmdan önce Hz İsa kadınlar hakkında iyi düşünceliydi, onların hukukunu korumak istedi Ama kilise Hıristiyanlığın kadınlar hakkında şefkat ve merhamete dayanan ilkelerini istediği biçimde değiştirdi Hatta Hıristiyan azizlerinin katlettirdiği binlerce kadının acıklı öyküleri tarihte yazılıdır
İlk âyetinden itibaren dünyada yeni bir çığır açan, dünyaya kurtuluş yollarını gösteren İslâm, o zamana kadar kadınlara verilmeyen haklar getirmiş, kadını özgürlüğüne kavuşturmuştur İslâm'a göre kadın erkeğinin eşi, yardımcısı ve danışmanı olarak kabul edilmiştir Ona, aile içerisinde söz hakkı tanınmış ve birtakım görevlerle yükümlü kılınmıştır Hz Muhammed (SAS): "Kadın da kocasının evinde bir çobandır ve yönetimi altında olanlardan sorumludur"(52) buyurmuş, onun aile içinde sözsahibi olduğunu cihana ilan etmiştir
İslâmda kadına işkence etmek, onu horlamak, küçük görmek, mal varlığına tecavüz etmek yoktur Kadına aile içinde ve toplumda saygı esastır Peygamberimiz: "En hayırlınız kadınlarına karşı en iyi davrananınızdır"(53) buyuruyorlar
İslâm esaslarına göre kadın da erkek gibi inanç, amel ve ahlâk hükümleriyle yükümlüdür İyilik ve doğruluk üzere davranmada, kötülüklerden sakınmada aynen erkek gibidir
Kadın hukuk açısından ve haklarını kullanması bakımından o zamana kadar dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayan ve hiçbir dinde görülmeyen geniş yetkilere kavuşmuştur Şöyle ki:
"İslâmda kadın malı, nefsi ve zimmeti üzerine istediği gibi tasarruf hakkına maliktir Kimsenin iznine ve hakimin müdahalesine ihtiyacı yoktur Evlenme, alım-satım, kiraya verip alma, bağış yapma, kefil alma, ödünç para verme, şirket kurma, vekalet, sulh ve ibra, dava ve ikrar gibi bilcümle hususlarda erkek gibidir Erkek gibi gayrimeşru fiil ve hareketlerinden mal ve vicdan bakımından sorumludur"'54'
Tanıklık ve diyet gibi bir kaç mesele de erkekle eşit tutulmamıştır Ancak bu insan hakları bakımından değil, kadınların özelliklerinden ötürüdür
İslâm kadınlara siyasal tercihlerini kullanma hakkını da tanımıştır Hz Peygamber kadınların oylarını kabul etmiştir
İslâm tarihinde hadis, fıkıh, tarih, siyaset ve tıp gibi bilim dallarında yetişmiş pek çok ünlü kadın vardır
Mesela Hz Peygamberimizin muhterem eşi Hz Aişe Kur'an, hadis, edebiyat ve tarih ilminde kaynak kabul edilen bir bilgin hanımdır Ayrıca fetva veren meselelerin hukuki hükmünü bildiren 7 büyük sahabiden biri olarak kabul edilir
Üçüncü Abbasi Halifesi Mehdi'nin kızı Hayzüran, siyasal bilimlerde ünlüdür Yine Hicri 5 asrın bilgin hanımlarından ŞEHDE, Bağdat Camii'nde devrin en büyük edip ve bilginlerine tarih ve edebiyat konferansları vermiştir İslâm tarihinde böyle daha pek çok bilgin hanımefendiler vardır(55)
Dünyanın her yerinde insan haklarının çiğnendiği, insan ve kadın ticaretinin yapıldığı, kadına hiçbir hakkın tanınmadığı, her türlü zulüm ve hareketin reva görüldüğü, bir gibi elden ele satıldığı, hatta uzun süre "Kadının ruhu var mıdır, yok mudur?" diye tartışmasının yapıldığı bir çağda, İslâm'ın ve sevgili Peygamberimizin kadın haklarına karşı gösterdiği titizlik, hiç şüphesiz yüce dinimiz İslâm'ın getirdiği yeniliklerdir Tarih budur, gerçek budur
1789 Fransız Büyük îhtilali'nin, kan akıtarak yazdığı "Hukuku Beşer Beyannamesi" ve ondan çok yıllar sonra, Birleşmiş Milletlerin "İnsan Hakları Beyannamesinden", insanlığın çok uzak olduğu bir dönemde ta 15 asır önce, İslâm'ın kadına tanıdığı haklar hiç de küçümsenecek ölçüde değildir
İslâm'da kadına saygı bir anlamda Peygamberin buyruklarına saygıdır Çünkü kadın varlığımızın devamlılığının kaynağıdır
Sevgili Peygamberimiz Veda hutbesinde:
"Ey insanlar! Sizin kadınlarınız üzerinde birtakım haklarınız vardır Onlar sizin haklarınıza riayet etmelidirlerOnların da sizin üzerinizde hakları vardır Onlara karşı iyi davranınız Eşlerinize şefkatle muamele edin Siz onları 'ın ahdi ile aldınız Onlar size 'ın ahdi ile helâl olmuştur" buyurmuşlardır
İslâm kadını bu şekilde değerlendirmesine rağmen, maalesef bazı cahil kişilerin gözünde o, hâlâ "saçı uzun, aklı kısa" kabul edilerek ezilmeye, horlanmaya mahkûm bir varlık gibi muamele görmektedir
Ancak kadın hakkında söylenen bir sürü hurafenin mevcudiyeti de bir gerçektir İşte kız, kadın ve gelinler hakkında söylenen hurafelerden bazı örnekler
—Evden çıkan erkek işine giderken önünü kadın keserse işi ters gider
—Kısa boylu kadın uğursuzdur
—Hayızlı (aybaşılı) kadın sebze bahçesinden geçerse sebzeleri kurutur
—Hayızlı kadın akşam ezanından sonra küpten turşu çıkarırsa turşu bozulur
—Gelin eve ilk geldiğinde kaynanasının iki bacağı arasından içeri girerse saygılı olur
—Bir kız akşam ezanı okunurken merdiven altından geçerse kısır kalır
—Cuma günü ezan okuyan müezzine kızın başörtüsü veya mendili sallattırılırsa nasibi çıkar
—Çocuğu yaşamayan bir kadın bir yatıra "Bunu sana sattım" der ve kurban kestirir Çocuk dünyaya gelince eğer kız ise adını satı, oğlan olursa Satılmış koyar Aksi halde çocuğu yaşamaz
—Çocuğu ölen kadın Cuma günü iş yapmaz
—Gelin olanın duvağı evde kalmış kızın başında çözülürse bahtı açılır
—Evde kilitlenen kilit, bayram sabahı veya Cuma günü, namazdan önce imam tarafından camide açılırsa kızın bahtı açılır
—Çocuğu yaşamayan kadın yeniden doğum yaptığında 40 evden topladığı parçalarla gömlek dikip çocuğuna giydirirse çocuğu yaşar ve ömrü uzun olur
—Aş yeren bir kadın çirkin bir yere bakarsa çocuğu çirkin olur
—Doğum yapan kadın yedigün çocuğunun yanından dışarı çıkmaz Çıkarsa cinniler gelir çocuğu götürür Başka bir çocukla değiştirir
—Doğuran kadının (lohusanın) bulunduğu yere süpürge, Kur'ân, soğan, sanmsak aşılırsa "alkansı" lohusa ve çocuğa zarar vermez
—Lohusa kadının ve çocuğun yastığı altına iğne, çuvaldız, kama, bıçak konursa albasmaz
—Bir hamile kadın ölü yıkanırken suyundan atlarsa çocuğu baygın doğar (Kıbrıs)
—Evli birinin yüzüğünü bekar kız takarsa kısmeti kesilir (Kıbrıs Halk İnanışları)
—Bekar kız, evli birinin gelinliğini giyerse kısmeti kesilir (Kıbrıs)
—Hamileyken yumurta yiyen kadının çocuğu haylaz olur (Kıbrıs)
—Hamileyken anında anahtar açanın doğumu kolay olur (Kıbrıs)

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.