Bilecik Gelenek Ve Görenekleri |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Bilecik Gelenek Ve GörenekleriEdebiyat İlimizde yaşayan önemli şahsiyetler Edebalı, 1208 yılında Horasan’ın Merv şehrinde doğmuştur Osman Gazi’nin kayınpederi ve Anadolu’nun ilk Ahi Şeyhlerindendir çocukluğunu Horasan’da geçiren Edebalı, tahsilini Şam’da tamamlayarak devrin büyük bilginlerinden ders almış ve Eskişehir’in İtburnu Köyüne yerleşmiştir![]() Ertuğrul Gazi ve Osman Gazi, kuruluş döneminde ahilerden ve özellikle Ahi Şeyhi olan Edebalı’dan büyük yardım görmüşlerdir Osman Bey, Söğüt’teki tanışmasından sonra (1281) sık sık Şeyh Edebalı’nın Eskişehir’deki dergahını ziyaret ederek onun görüşlerinden faydalanmıştır Edebalı Bilecik’in fethinden sonra da Bilecik Kadılığına tayin edilmiştir![]() Şeyh Edebalı at sırtında gezen, yayla ve otlaklarda dolaşan Kayı Aşiretini bir hamur gibi yoğurmuş, onların yerleşik hayata geçmelerinde önemli rolü olmuştur Devlet yapısının kurulmasında büyük hizmetler veren ve yardım eden, bu bakımdan Osmanlı Devleti’nin “Manevi Lideri” olarak bilinen Edebalı, 1328 yılında 120 yaşında vefat etmiştir Edebalı’nın bazı uyarı ve sözleri şunlardır:“Toprağa bağlanınız Suyu israf etmeyiniz Veriniz; elleriniz yumuk kalmasın İlim sahiplerini koruyunuz Ağaç dikiniz![]() ![]() ![]() ![]() ”ŞEYH EDEBALI’NIN OSMAN BEY’E NASİHATI Oğul, İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar Akşam ezanında ölürler ![]() Avun oğlum avun, Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın, Ama, bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen Öfken ve nefsin bir olup aklını yener, Sabah rüzgarlarında savrulur gidersin ![]() Daima sabırlı, sebatlı ve iradına sahip olasın ![]() Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir ![]() Bütün fethedilemeyen gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler, Ancak senin erdemlerinle Gün ışığına çıkacaklar ![]() Ananı-atanı say Bereket büyüklerle beraberdir ![]() Bu dünya inancını kaybedersen Yeşilken çorak olur, çöllere dönersin ![]() Açık sözlü ol ![]() Her sözü üstüne alma, gördün söyleme, bildin bilme ![]() Sevildiğin yere sık gidip gelme ![]() Kalkar itibarın, muhabbet olmaz ![]() Üç kişiye acı: Cahiller arasındaki alime, Zenginken fakir düşene, Hatırlı iken itibarını kaybedene ![]() Unutma ki yüksekte yer tutanlar Aşağıdakiler kadar emniyette değildir ![]() Haklı olduğunda mücadeleden korkma ![]() Bilesin ki atın iyisine doru, Yiğidin iyisine deli derle Dursun Fakıh: Karaman’da doğmuş, Şeyh Edebalı’nın öğrencisidir Dursun Fakıh; tefsir, hadis, fıkıh bilimlerini okumuştur Osmanlı Devletinin kuruluşuna şahitlik etmiş bir Türk Bilginidir Şeyh Edebalı’nın kızını alarak damadı ve Osman Gazi ile de bacanak olmuştur 28 Eylül 1299 yılında Karacahisar fethedildikten sonra, Osman Gazi adına Cuma Hutbesini okuyup, Cuma Namazını kıldırmıştır Böylece, hem Osman Gazi’nin hür ve tam İstiklal sahibi bir Devlet Başkanı olduğunu, hem de Osmanlı Devletinin İstiklalini dünyaya ilan etmiştir Dursun Fakıh, Osmanlı Devletinin ilk imam-hatibi ve ilk kadısı olma şerefine elde etmiştir “Gazavetname” adlı bir eseri bulunmaktadır Anadolu’da milli birlik ve milli kültür birliğinin oluşmasına hizmet eden bir Türk Büyüğüdür 1327 yılında vefat etmiştir![]() Vakıf Duası Her kimse ki; vakıflarımın bekâsına özenen ve gelirlerimin arttırılmasına itina gösterirse; Bağışlayıcı olan Allahu Teâla'nın huzurunda ameli güzel ve makbul olup, mükâfatını sayılmayacak kadar çok olsun dünya üzüntülerinden korunsun ve muhafaza edilsin ![]() ![]() ![]() Kanuni Sultan Süleyman Vakfiyesinden 950 H / 1543 M Vakıf Bedduası Her Kim ki; Allah'tan korkmayıp vakıflarıma zarar vermeye niyet eder veya değiştirirse dünyada zalimler sayılan Ahirette elleri boş, Allah'ın rahmetinden mahrum ve sonsuz azablarla azab olunsun! Kanuni Sultan Süleyman Vakfiyesinden |
|
Bilecik Gelenek Ve Görenekleri |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Bilecik Gelenek Ve GörenekleriDil Mahalli olarak kullanılan sözcükler Gurlamak : Mali durumu iyi olmak ![]() Beygir : At Canavar : Kurt Kelkeli : Hindi İreçber : Çiftçi Gayma : Para Nacak : Balta Cice : Nine Döngel : Muşmula Yalak : Ağaç su kabı Sahan : Su kabı Çekel : Saban kazıyıcı Kukmiyav : Baykuş Kürde : Yaşlı kadınların giydiği içi pamuklu ceket Gade : Yenge Tosbaha : Kamlubağa Esi : Ucu yanık odun Santır : Ters iş yapan Böle : Teyze çocuğu Çıkancı : Teyze çocuğu Hayan : İstenilmeyen şeyi konuşmak Sası dağarcığı : İstenilmeyen şeyi konuşmak Meymenetsiz : Yaramaz Ozanlamak : Israrla tekrar etmek Saduna : Ukela Enki : Elindeki Cibindirik : Gelin atının üstüne örtülen al örtü Kesmik : Buğdayın ayrılmamış hali Zanır : Yersiz hareket eden Sayık : Düşünmeden hareket eden Halk Şairleri Şair Salih KORKMAZ 1941 Amasya doğumlu şair Milli Eğitim Müdürlüğünden emekliye ayrılmıştır 1987 yılında Türkiye birincisi Kadere Bak şarkı sözü Salih KORKMAZ’a Hürriyet’ten Altın Kelebek, Milliyet’ten ikincilik ödülü kazandırdı Türkiye genelinde 600’ün üzerinde eseri bulunmaktadır 42 eseri Türkiye radyo ve TV de icra edilmektedir![]() BİLMİYORUM Yıllar bitmez gide gide Vefa yoktur sevgilide Gönül kime isyan ede? Bilmiyorum bilmiyorum… Kadehimde yoktur meyim, Halime bak ne haldeyim, Aşık mıyım, bilmem neyim? Bilmiyorum, bilmiyorum ![]() Uzattım bak ellerimi, Coşturdum sevda serimi, Başımdaki aşk yelimi, Bilmiyorum bilmiyorum,, AĞLAMIŞIM GÜLMÜŞÜM Ağlamışım gülmüşüm, Kırılıp dökülmüşüm, Aşkın için ölmüşüm Senin umurunda mı? Deryalara dalmışım, El açıp yalvarmışım, Yılarca ağlamışım, Senin umurunda mı? Deli diyorlar bana, Ağlarım yana yana, Esir olmuşum sana, Senin umurunda mı? Efsaneler Osman Gazi’nin Rüyası: “Bir rüyadan doğan Devlet: Osmanlılar” Osman Bey, sık sık Şeyh Edebalı’nın ziyaretine gider, öğütlerini dinlerdi Misafir olarak kaldığı bir gecede gördüğü rüya şöyle idi: Şeyhin koynundan çıkan bir ay geldi kendi koynuna girdi Göğsünden bir ağaç bitti Öylesine büyük bir ağaç oldu ki dalları gökleri, kökleri tüm dünyayı sardı![]() Gölgesi bütün yeryüzünü tuttu İnsanlar o ağacın gölgesinde toplandılar Ulu dağlara ve dağların eteğinden çıkan çoşkun sulara hep o ağaç gölge etti![]() Osman Bey rüyasını Şeyh Edebalı’ya anlatır Edebalı rüyayı şöyle yorumlar: “Oğul Osman , Padişahlık sana ve soyuna kutlu olsun, kızım senin helalin oldu ” Halk Hikayesi Zamanın birinde padişah ile iki veziri varmış Gezerken pınarın başına gelmişler Pınarın başında da bir kızcağız oturmuş gergef işlermiş Padişah, kızı pek beğenmiş Bakalım demiş, güzel olduğu kadar akıllı mı? Kıza sormuş: -Yavrum, ne işlersin? -Gergef işliyorum efendim ![]() -Baban ne iş yapar? -Azı çok yapmağa gitti ![]() -Peki, annen? -Biri iki yapmaya gitti -Hımım ![]() ![]() Eviniz çok güzel yavrucuğum, ama, bacası yamuk?-Bacası yamuktur, ama, dumanı doğru üfler efendim ![]() -Peki kızım! Sana iki kaz yollasam yolar mısın? -Hay hay efendim ![]() ![]() Padişahı alır bir düşünce Bu kızcağız pek akıllı, ama ne demek istedi?![]() ![]() Vezirlerini çağırır ve: - “Bunların cevaplarını öğreneceksiniz Öğrenmezseniz sizin için hiç iyiolmaz!” der Vezirler başlarlar kara kara düşünmeye![]() ![]() Sonunda: - “Aman ne düşünüyoruz, kıza soralım, bir kese altını alınca bülbül gibi öter” diyerek kıza giderler - “Kızım şu soruların cevabını söyler misin bize?” - “Tabii, ama bir kese altın isterim ” Verirler bir kese altını![]() ![]() Kız konuşur:- “Babam rençberdir Azı çok yapmaktan maksat bu Annem ebedir; doğum yaptırır Biri iki yapar Padişah “eviniz güzel, ama, bacası yamuk” demekle “güzelsin, ama, gözlerin şaşı” demek istedi Ben de “gözlerim şaşıdır, fakat, iyi görürüm” dedim “İki kaz göndersem yolar mısın? diye sormuştu Ben de “hay hay” dedim İki kaz da sizsiniz; sizi yoldum Maniler Evliler: - Kiraz dalın eğmeli, Kızlar: - Bir taş attım camiye Kirazını yemeli, Yuvarladı karşıya Şu yetişen kızlara; Zamane gelinleri İç güveysi girmeli ![]() ![]() Yarım çanak turşuya!![]() ![]() Evliler- Hoca geliyor hoca, Kızlar: - Aynaya bakamadım, Ayağı koca koca Tokamı takamadım, Kızları küçük sanmayın Küçükken gelin oldum; Onlar istiyor koca ![]() ![]() Kocama bakamadım![]() ![]() Evliler: - Ocak başında fıstık, Kızlar: - Alvardan atlasana, Lambayı yavaş kıstık, Ispanak toplasana, Zamane gelinleri; Yenge sana ne dedik? Taze kavrulmuş fıstık Ağzını toplasana! ![]() ![]() Kalıplaşmış Sözler Mahalli Sözler Ve Sözcükler -Komşusunu yeren kendisini yerer ![]() -Ölümü gören hastalığa razı olur ![]() -Aç köpek fırın yakar ![]() -Domuzdan toklu doğmaz ![]() -Yörüğün pazara gittiği gibi gitmek ![]() -Büyük kapıdan ot alda kız alma ![]() -Klavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmaz ![]() -Arpacık kumrusu gibi düşünmek ![]() -Kafadarın bir, arkadaşın çok olsun ![]() -Kapıyı değiştirmek (değiştirmemek) -Hasandağı’na oduna gider gibi gitmek |
|
Bilecik Gelenek Ve Görenekleri |
|
|
#3 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Bilecik Gelenek Ve GörenekleriGelenek Ve Görenekler Gelenek ve göreneklerin birçoğu çağdaşlaşma nedeni ile terkedilmiştir Batıl inançlar yok denilecek kadar azdır Ailede baba etkindir Anne ve çocuklar ona saygı duyarlar Köylerde yaşayanlar gelenek ve göreneklere daha çok bağlıdır Köylerde erkek çocuklar evlendiklerinde genellikle baba ocağında kalırlar İlçe merkezinde ise ayrı bir ev açılır Medeni nikahın yanında dini nikahta yapılır![]() Giyim kuşamda mahalli olarak dokunan giyecekler bırakılmıştır Daha çok hazır giyime ilgi duyulmaktadır Yöreye ait giyeceklerden yeldirme, kirlik, terlik, örtme, atkı ve mahrama giyilmektedir![]() Bayramlarda, düğünlerde ve önemli günlerde bindallı, şalvar, şıtari, elmasiye, cepken ve zeybek elbisesi giyilir Poşu takılır![]() Doğum Anne adayı hamileliğinden itibaren doğacak bebeğe “çeyiz düzme”ye başlar Aynı anda gelinin annesi ve damadın annesi de, bütçelerine göre, doğacak torunlarına giyim eşyası örerler Yorgan diktirirler Dünürler karşılıklı anlaşarak birisi beşik veya karyola, diğeri çocuk arabası alır Kız annesi bebekle birlikte kızına ve damadına da kıyafet alır![]() Doğuma bir hafta kala gelin yatak odasını süsler, bebeğin karyolası hazırlanır ve süslenir Heyecanla doğum beklenmeye başlanır![]() Yöremizde doğum evde veya hastanede olur Hastaneden eve getirelen anne ve bebeğin önceden süslenip hazırlanan lohusa yatağına yatırırlar Doğumu duyan akraba, komşu ve yakınları ; süt, sütlaç, börek gibi yiyecek maddeleri ve bebek için armağanlar alarak geçmiş olsuna gelirler Gelenlere lohusa şerbeti ile pasta sunulur Doğumdan sonraki ilk cuma günü bebeğin ismi konur Sabah ile öğlen arasında ailenin yakınlarından biri ezan okuyarak çocuğun kulağına üç kez adını fısıldar ve bu suretle çocuğun adı konmuş olur![]() Bebek bir haftalık veya 10 günlük olunca “bebe mevliti” okutulur Mevlit’ten bir gün önce gelin ve damat anneleri yaptıkları bebek çeyizlerini getirerek masa üstüne sergilerler Mevlit’te konuklara gül suyu dökülür Mevlit’in bitiminden önce bebek bir battaniye içine konur; babaanne ve anneanne bebeği sallar Daha sonra diğer konuklar da bebeği sallarlar Salam işi bittikten sonra konuklara pasta ve çay ikram edilir![]() Bebek yarı kırkına gelince “kırk uçurmaya” çıkarılır Gelin, annesi başka yakınları ile birlikte ilkönce babaanneden başlayarak el öpme ziyaretine götürülür Gidilen evde bebeğin yanına yumurta ve şeker konması adettir Babaanneden sonra anneanne ve diğer yakınlar ziyaret edilir![]() Bebeğin ilk dişini gören kişi bebeğe iç çamaşırı veya oyuncak gibi armağanlar alır ![]() Sünnet Sünnet düğünleri okulların tatile girdiği, havaların güzel olduğu yaz aylarında yapılır Sünnet olma çağı genelde ilkokul çağıdır, çocuğun başka erkek kardeşi yoksa, 10 yaşına kadar sünnet ettirilir Kardeşi varsa onun büyümesi için 12 yaşına kadar da bekletilir![]() Aileler çocuğun sünnet olduğunu bilmesi için küçük yaşlarda pek sünnet yapmazlar Sünnetten bir müddet önce çocuğa özel sünnet giysileri olan: takım elbise, gömlek, şapka, pelerin gibi giysiler alınır![]() Davetiye bastırılır ve dağıtılır Sünnetten birkaç gün önce sünnet yatağı hazırlanır Duvara ve tavana halı çakılır Sünnet yatağı oyalı kreple, krepon kağıtları, balonlar, fenerlerle süslenir![]() Sünnet törenleri genelde Cumartesi ve Pazar günleri yapılır Törenden birkaç gün önce kına gecesi yapılır Kına gecesinde bayanlar kendi aralarında eğlenirler Sünnet olacak çocuğa kına yakılır Önceden karılan kınanın içine mumlar yakılır ve tepsi çocuğun eline verilir Orada bulunan davetliler çocuğa para takarlar![]() Ertesi gün çocuk giydirilir, konuklar gelir, sünnet çocuğu ve arkadaşları arabalarla gezdirilir Bazen bu gezi atla yapılı Gezi tamamlandıktan sonra çocuk, at ya da arabadan inmez Büyüklerinden armağanlar ister ve istediği armağanı alınca iner Evde mevlit okutulur, çocuğa sünnet gömleği giydirilir Mevlit’ten sonra dua yapılır; tekbirlerle sünnet işlemi tamamlanır Tek çocuk sünnet ettiriliyorsa bir adet de horoz kesilir Sünnet olayı tamamlandıktan sonra orada bulunan davetliler, sünnet olan çocuğa geçmiş olsun der para ve çeşitli armağanlar bırakırlar Davetlilere yemek veya pasta, meşrubat ikram edilir O gün akşama kadar çocuğun canının sıkılmaması için eğlenceler yapılır Kız İsteme Ve Nişan İlimizde önceleri aile baskısı ile oluşan evlilik zamanla değişerek genç kız ve erkeğin birbirin beğenip arkadaşlıkları sonucunda gerçekleşmeye başlamıştır Erkeğin ailesi oğullarının evini geçindireceğine inandıkları an beğendiği birinin olup olmadığı sorarlar Böyle biri varsa, öncelikle o kız istenir Eğer yoksa erkeğin yakınları kendisine yakın gördükleri kızı görmeye giderler Kızı beğenirlerse tekrara rahatsız edeceklerini belirtir; ikinci defa giderken ağız tadı olarak şeker veya çikolata alınıp kararlaştırılan günde kızı istemeye giderler Dünürcülerden biri “Allah’ın emri, Peygamberin kavli” şeklinde söze başlayarak kızı ister Bu istek uygun görülürse belirti olarak “nasipse olur” denir, olumsuz karşılanırsa çeşitli bahanelerle istek geri çevrilir![]() Kız istenip olumlu cevap alındıktan sonraki Perşembe veya Pazar günü akşamı kız evi tekrar ziyaret edilir “Mendil alma” denilen bu ziyarette kıza çeyizinde harcamak için bir miktar para verip söz yüzüğü takar Daha sonra nişan günü karalaştırılır Nişandan bir müddet önce iki aile birlikte alışverişe çıkarak gelin ve damat için gerekli giyim eşyaların alırlar Nişandan bir gün önce kızın evine nişan için alınan giyecek ve kuruyemişleri getirirler Aynı gün iki üç saat sonra da kız tarafı, oğlan evine bohça götürür Bu bohçada damat ve yakınları için çeşitli armağanlar bulunur Nişan , salon ya da evde yapılır![]() Davetlilerin huzurunda bir aile büyüğü tarafından nişan yüzükleri takılır Oğlan tarafı aldıkları bilezikler, küpe, altın ve saat gibi ziynetleri kıza taktıktan sonra, kız ve oğlan davetlilerin elini öperler Yeni nişanlılar ortaya çıkarak birlikte karşılama oynarlar Daha sonra erkekler düğün yerini terk ederek bayanları kendi aralarında eğlenmeye bırakırlar Nişandan bir gün önce gelen armağanlar konuklara gösterilir Armağanlarla birlikte gelen yemişler, birgün sonra kızın arkadaşları tarafından eğlence düzenlenerek yenir![]() Düğün Nişandan sonra yavaş yavaş düğün hazırlıklarına başlanır Kız çeyizindeki eksiklikleri tamamlar Oğlan tarafı maddi durumuna göre ev eşyaları alır Kız tarafı durumu iyi ise yatak odası takımı alır Her şey hazırlandıktan sonra düğün hazırlıklarına başlanır Alışverişe çıkıp kıza gelinlik manto gibi giyecekler ile oğlana damatlık elbiseler alınır Düğün davetiyeleri bastırılıp dağıtılır![]() Düğünden üç dört gün önce oğlan tarafı çeyiz almaya gider Alının çeyiz kız ve oğlan yakınlarınca gelinin evine serilir Arzu edenler düğüne kadar çeyizi görmeye gelirler Düğüne bir gün kala kız arkadaşları ile birlikte kız hamamına götürülür Burada hem eğlenip hem yıkanırlar Banyodan dönüşte kız kuaföre götürülür, saçları yaptırılır, milli kıyafetlerden bindallı ve şitari giydirilir Akşam olduğunda davetli konuklar gelir, eğlence yapılır, eğlencenin sonuna doğru kına karılır, mumlar yakılır, gelinin başına kırmızı yazma örtülür, ilahilerle gelinin avucuna kına yakılıp ağlatılır Kına yakıldıktan sonra orada bulunan davetliler geline para takarlar Bir müddet sonra topluca eğlenildikten sonra kına gecesi tamamlanır Gece saat 24 00’e doğru kızın arkadaşları ve yakınları türküler söyleyerek damadın yakınlarını haklamaya giderler Bir süre sonra kız evine dönülür![]() Gelin alma günü gelin, düğün için hazırlanır Oğlan tarafı otobüs ve taksilerle gelin almaya gelirler Gelin, anne ve babasının orada bulunan yakınlarının ellerini öper; daha önceden süslenmiş gelin arabasına bindirilerek düğün salonuna götürülür Salonda toplanan davetliler huzurunda medeni nikah kıyılır Kadınlar kendi aralarında iki üç saat eğlenirle Eğlence bitiminde gelin ve damat arabaya bindirilerek eve götürülür Akşam namazından sonra tekbirlerle eve getirilir Evin önünde dua yapılır, Damadın sırtı yumruklanarak eve sokulur![]() Düğünden birkaç gün sonra kızın ailesi, oğlan evine yemeğe gider Bu suretle iki aile arasında ilişki kuvvetlenmiş olur![]() Ölüm Durumu ciddileşen hastanın yakınlarına haber verilir Son nefesinden önce zemzem içirilir Başında Kur’an okunur Konuşabiliyorsa Kelime-i Şadet getirtilir Ölüm olayı gerçekleştikten sonra çene altından bir tülbentle baş üzerinden bağlanarak çene çekilir Gözler açıksa kapatılır Ayak baş parmakları birbirine bağlanır, yere yatak serilir, cenaze soyulduktan sonra ayakları kıbleye gelecek şekilde bu yatağa alınır Üzerine bir çarşaf örtülür Ölüm olayı gece olmuşsa, yakınları tarafından sabaha kadar beklenir Ölüm haberi camiden sela verilerek duyurulur Diğer yandan yıkama, kefen ve mezar hazırlıkları yapılır Ölü evde sabun ve ölü lifi ile yıkanır Daha sonra kefenlenerek tabuta konur tabutun baş tarafına erkekse havlu, kadınsa oyalı yazma takılır![]() Cenaze evinde yapılan dini törenden sonra, orada hazır bulunan cemaat tarafından camiye götürülür Burada musalla taşına yatırılır Cenaze namazı, vakit namazından sonra kılınacaksa cenazenin yanında birkaç kişi bekçi bırakılır Vakit namazı kılındıktan sonra cenaze namazı kılınarak mezarlığa götürülür Daha önce açılmış olan mezara yakınlarından üç kişinin yardımıyla indirilir Yüzü kıbleye döndürülerek yerleştirilir Gömme işlemi bitiminde mezarın ayak ve baş ucuna kimliğini belirleyen iki tahta çakılır Kur’an ve dua okunur Dini tören bitiminde imam mezarın başında kalarak taklan duasını okur![]() Cenaze evinde yedi gün Kur’an okunur ve bitiminde mevlit’le beraber duası yapılır Daha sonra 40 ve 52 günlerinin geceleri mevlit okutulur; konuklara şeker ve gülsuyu dağıtılır![]() Asker Uğurlama Askerlik çağı gelen gençler, silah altına alınmadan 10-15 gün önce çağrı pusulası tebliğ edildikten sonra toplanmaya başlar Her akşam gençlerden birinin veya bir gencin akrabasının evinde toplanarak toplu halde yemek yerler Askere gidecekleri sabahın akşamı her genç yemeğini kendi evinde yer ve kendi evinde yatar Hane büyüğü o gence nasihat eder Sabah erkenden meydanda toplanan gençler akrabalarıyla vedalaşırken ceplerine harçlık olarak para konur Gençlerin samimi arkadaşları onların cebine çocuk emziği gibi şeyler koyarlar Bazı köylerde meydandan otobüse kadar asker götürülürken tekbir getirilir Yine bazı köylerde uğurlama törenini davul zurna eşliğinde yapıldığı ve ‘ Hey garip yol göründü’ türküsünün çalınıp söylendiği olur Askere giden genç vedalaştıktan sonra geriye dönüp bakmaz, araba yada trene bindiğinde ne olursa olsun inmez Adımını geri atmaz Bu yiğitliğe yakışmayan bir davranış olarak kabul edilir Bayramlar Dini Bayramlar hemen hemen aynı eğlence ve adetlerle kutlanır Bayramdan önce bütün evlerde bir sevinç ve heyecan vardır Aile içindeki herkese evin büyüğü tarafından yeni elbiseler, giyecekler alınır, En güzel yemekler pişirilir Evin reisi bir gününü ayırarak bu işler için pazara iner Bayramdan bir gün önce fırınlarda yağlı, susamlı, haşhaşlı, cevizli lokumlar, külçeler yapılır Baklavalar, burmalar, kadayıflar hazırlanır Erkekler o gün işe gitmezler Arife günü hatalı gündür kaza olmasın, kan akmasın diye işe gidilmez Ramazan Bayramı arifesinde kurtların, kuşların bile oruç tuttuğuna inanılır Bayram akşamı kadınlar kına yakarlar Sabahleyin erkekler yeni elbiseleriyle bayram namazına giderler Namaz çıkışında bütün küsler, dargınlar barışsınlar diye bayramlaşma yapılır En başa köyün en yaşlısı dikilir Ondan küçükler onun elini öper Elini öptürmek için sıraya dizilirler Bu bir sıra halinde devam eder Herkes böylece birbiri ile bayramlaşmış olur Kadınlar ise erkenden kalkarak o sabah hiç suyu alınmamış çeşmeden ve kuyudan su alınır (Zemzem suyu diye) Çocuklar ise erkeklerin bayramlaşma yerine yakın bir yerde toplanır Bayramlaşan erkeklerin büyüğü çocuklara şeker dağıtmaya başlar Arkasından ise yaşlılık derecesine göre sırayla erkekler şeker dağıtır Şeker sepetleri mısır soymadığından çocukların anneleri ve babaanneleri tarafından örülür Şeker dağıtımından sonra erkekler mezarlığa giderek geçmişlerinin mezarlarını ziyaret ederler Kurban Bayramında mezarlık dönüşü kurbanlar kesilir Sabah yemeği kurban etinden yapılır Ev içi bayramlaşma dönüşü yapılır Daha sonra el öpme ziyaretleri başlar ve evlerde yemek sofraları hiç kalkmaz Her gelen misafire kurban etinden ve lokumdan tattırılır Şöyle bir söz vardır: Bayramda insan dokuz karınlıdır; her gittiği yerde yemeğini yemek zorundadır Gençler salıncaklara biner ve çeşitli oyunlar oynanır Bayram neşe, dostluk kardeşlik, birlik içinde kutlanır |
|
Bilecik Gelenek Ve Görenekleri |
|
|
#4 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Bilecik Gelenek Ve GörenekleriHalk Oyunları Bilecik, halk oyunları ve türküleri bakımından çok zengindir Fakat türkü ve oyunların çoğu derlenmemiş, araştırılmamış ve milletimizin beğenisine sunulmamıştır Yörede oyunlar ve türküler iç içedir Bütün türkülerin bir de oyunu vardır Türkülü oyunların bazıları hem erkekler hem de kadınlar tarafından oynanır Aşağıdan Gelen Hanım Oynasın, Kız Pınar Başında Yatmış Uyumuş, Et Koydum Tencereye gibi Fakat, oyun figürleri ve ritmi değişiktir Bu sebeple kadınlar ve erkekler aynı anda oynayamazlar Erkekler daha çok şu türkülü oyunları oynarlar: Aşağıdan Gelen Hanım Oynasın, Et Koydum Tencereye Yar Geldi Pencereye, Mehmet’im Türküsü, Kâzım’ın Türküsü, Bilecik’in Altından Geçtim, Söğüt’ün Erenleri Lefke’yi Kara Duman Bürüdü Zaptiyeler Kol Kol Oldu Yürüdü türküsü söylenerek seymen tutulur (Erkekler kol kola girerek iki ileri bir geri yürüyerek bu türküyü söylerler )Kadın oyunları darbuka ile oynanır Darbukanın yanında bir grup kadın türkü söyler Oyunlar eşlidir Karşılıklı oynanır Oyuncular kaşık tutan ellerini, kaşık çalarak omuz hizasından aşağıya doğru ritimli şekilde indirir ve kaldırırlar Omuz titreterek karşılıklı gidip gelme, birbirlerinin yerine geçme, daire şeklinde olma, çökme şeklinde oynanır Bu oturarak çöküm, dağlardaki kekliklerin sekişi gibidir Oyunlar genel-de ağırdır, bazı yerde hızlanır Oyunların ağırlığı ne Osmanlı kadın deyimi içindedir Erkeklerin oyunları ise daha serttir Sanki dövüşme gibidir Müzik eşliğinde düşmanla savaşmaya, mücadele etmeye benzer Düşman karşısındaki asaletini, oyunlarda gösterir efeler Kaşıkların sesi ve savaştaki kılıçların şakırtılarını, atların nal sesini andırır Mesela Et Koydum Tencereye oyununda savaş hali iyice bellidir Hele ok atışları açıkça anlaşılır; yan yana sırt sırta düşmana ok atılır![]() Oyunlar, ağırdan başlar, yavaş yavaş hızlanır Karşılıklı ve daire şeklinde oynanır Yere diz vurulur, oyuncular çökerek omuzlarını birbirine vurur O sırada kolların aldığı durum, kişinin savaşta ok atma durumu gibidir Meydan okuyuş vardır Bu sırt sırta vuruş, omuz omuza gelme birliğin-beraberliğin kardeşliğin ifadesidir sanki Güçlülüğün, mağrurluğun sembolüdür Oyunlarda çalgı olarak saz, darbuka kaval, flüt, davul vardır Oyun esnasında oyuncular türkü söylemez; saz çalanlar oyunun türküsünü söylerler Oyunlar, rast gele bir sırayla oynanmaz Usta oyuncular ilk oyundan başlayıp, sırasını bozmadan son oyuna kadar oynarlar;oyun bozanlık büyük ayıptır Oyunların sırası şöyledir: Bilecik çiftetellisi, karşılama, Bilecik zeybeği ve Söğüt’ün erenleri Kadınlar ise aşağıdan gelen hanım oynasın, ay oğlan Tatar mısın, oğlan adı İsmail, kız pınar başında, et koydum tencereye, kralın kızı, halıyım ben (Dodurga Zeybeği), cezayeri’nin harmanları savrulur, elmalar ezik olur dalında nazik olur gibi türkülü oyunları oynarlar Oyunlar kadın erkek bir arada oynanmaz Kadın ile erkek tarlada, bağda, bahçede çalışmada beraberdir Fakat eğlence oyununda ayrıdırlar Erkek ve kadın oyunları kaşık ile oynanır Kaşıkların sapları kesiktir Uçlarında püskül olan şimşir ağaçtandır Kadınlar manili oyunlarda kaşıksız oynarlar Baş parmak ile orta parmağın birleştirilip aşağı, yukarı hareketi ile müzik sesi çıkartarak oynarlar Oyun sözlerinde ise, iki elini birleştirip işaret parmakları sağ elin parmağı yukarı, sol aşağı çekilerek musiki sesi çıkartılarak oynanır![]() Müzik Kültürü Halk Müziği: Bilecik’te yörenin konumundan dolayı zeybek ve kaşık oyunu türleri yaygındı Bu nedenle, türkülerinde ve oyun ezgilerinde, bu türlerin etkileri seçilebilmektedir![]() Karşılama, ritm bakımından dokuz zamanlıdır 2+2++2+3 biçimindedir Burada 2, 4, 9 zamanlı ezgiler çoğunluktadır Zeybeklerin de dokuz zamanlı türüne çok rastlanmaktadır 2+2+2+3 düzümünün yanı sıra 3+2+2+2+ düzümleri de vardır![]() Ayrıca dokuz zamanlı olan ağır oyun havaları, iki zamanlı olan tek oyun havası ile kaşık havalar vardır Günümüze dek derlenmiş Bilecik ve yöresi türkülerinden 5, 6, ve 10 zamanlı örneklere rastlanmıştır Karma ve bileşik düzümler oldukça azdır Misket, kerem, kesik ve garip ayağından türküler çoğunluktadır Türküler, genellikle bağlam ailesi eşliğinde (çura, divan, bağlama) tef, kaşık, zil, zurna, kavallar, davul, darbuka ile çalınıp söylenmektedir Anadolu’nun birçok yöresinde olduğu gibi klarnet Bilecik yöresinde de görülmektedir![]() Halk şiirinde birçok örneği bulunan atışmalı türküler, burada da görülmektedir ![]() |
|
Bilecik Gelenek Ve Görenekleri |
|
|
#5 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Bilecik Gelenek Ve GörenekleriGiyim Mahalli Kıyafetler Bugün Bilecik’te dokunup giyilen kıyafet çok azdır Bazı köylerde ağaç el tezgâhlarında dikilip giyilmektedir Bir de beyaz dokumadan yapılan kumaş, tere otu ile kazanlarda kaynatılıp siyaha boyanır Bu dokumalardan erkek poturu pantolonu ve yeleği dikilir Kadın ve erkeklerin kıyafetleri kullanılma zamanına göre değişmektedir İş kıyafetleri yörük ve manav köylerinde hemen hemen aynıdır Manav köylerinde kadınlar don, entari, başta çember ve onun üzerinde beyaz renkte örtme, sırtta ise siyah renkte saya denilen giysi vardır Örtme ve sayanın örtünme işi özel bir marifet istemektedir Ayaklarında ise örme çorap ve lastik ayakkabı (daha eskiden çarık) giyilir Erkeklerde ise pantolon, ceket, entari, koyun yününden örme kazak, başta şapka, ayakta ise yün çorap ve ayakkabı vardır Yörük köylerinde de aynı kıyafetler giyilir Kadınlar saya giymez Yalnızca örtmenin üzerini çeki ile bağlarlar Önlerine önlük takarlar Bu kıyafetler yaz kış giyilirBayramlarda, Düğünlerde Önemli Günlerde Giyilen Kıyafetler Manav kadın ve erkekleri de yörük erkekleri de iş kıyafetlerinin yenisini yabanlık, urba veya bayramlık diye isimlendirirler Yörük kadınların kıyafetleri çok değişiktir İçte al göynek (kızlar giyer), ak göynek (evliler giyer) bunun üstünde kutlu kumaş ve onun üstünde de üç etek vardır Hakim renk al’dır Kenarları, yanları işlemeli ve uzundur Önleri ise açıktır Kırmızı renkte yünden dokunan kaba kumaş bele sarılır Uzunluğu beş metre kadardır Kenarları püsküllüdür Bu püskülleri mavi boncuk arkadan sarkan yün örmesi kuşak vardır Kaba kumaş ve püsküllü, kıyafetlerin dağılmasını sağlar Bunların üzerine bele gümüş kemer takılır Bunun kıyılarında sağından ve solundan sarkan işlemeli yağlıklar vardır Önde ise önlük vardır Kıyafetlerin korunmasını sağlar Üstte ise kadife kumaştan yapılmış ve işlenmiş sarkan (cepken) bulunur Genelde al renkte veya onun tonlarıdır Gömleğin, kutlu kumaşın, üç eteğin açık bıraktığı yerleri kapatan, boyuna takılan bir de bağır mendili vardır Başı örten başlık ise kendine has rengi, özelliği bağlaması ile dikkati çeker Saçaklı vala diye isimlendirilen başlık ortası al renkte olup, teller iç köylerde işlenir Kenarlarında ise yeşil ve mavi renk hakimdir Valanın kıyı kısımları ise oya, boncuk ve pullarla işlidir Bu kısımlar üçgen şeklinde omuzlardan aşağıya doğru sarkar Örgülü saçları başın üstünde bağlanır Bunun üzerine iğne oyalı boncuklu, pullu işlemeli çember bağlanır (Çeki şeklinde bağlanır) Valanın altında baş altınlarını tutan fes, onun üstünde çember vardır Ayakta ise beş şiş ile örülen nakışlı uzun çorap vardır Bunun rengi ise al, yeşil,beyaz, lacivert, siyah karışımıdır Her çorabın üstünde mavi boncuk bulunur Bunun üzerinde ise ayakkabı vardır Altta ise çorapları örtmeyen uçkurlu ağlı iç donu bulunur Bugün bu kıyafetler yaşamakta ve giyilmektedir Kadınlar takı olarak; baş altını, gümüş kemer, örgülü saçlara mavi boncuklu nazarlıklar, gümüş, altın bilezikler, beşi bir yerde, sarı lira altın, gümüş küpe gibi ziynet eşyaları takarlar Bu kıyafetler Bilecik’in mahalli kıyafetleridir Erkeklerin içinde yukarıdan giyilen önü kapalı ak göynek vardır Bunun üstünde yakasız göynek (entari) bunun üstünde kollu işlemeli cepken vardır Altta ise ağlı, arkadan kabarmalı işlemeli uçkurlu don diz kapaklara kadar uzanır Bele sarılan bir de kuşak vardır Püsküller yandan sarkar Bu kuşağın sabit durmasını sağlar Ayaklarda ise diz kapaklarına kadar uzanan örme yün çorap vardır |
|
Bilecik Gelenek Ve Görenekleri |
|
|
#6 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Bilecik Gelenek Ve GörenekleriYöresel Mutfak Bilecik ili geleneksel beslenme yöntemleri etkinliğini sürdürmektedir Beslenmede, tahıl türleri ilk sırayı alır İl’e özgü yemeklerin çoğunluğunu hamur işleri oluşturur Yöre halkının bir bölümü ekmeğini kendisi pişirir Pide, bükme, hodalak fırında pişirilen ekmek türleridir![]() Ayrıca yeni sönmüş ocağın kıvılcımlı küllü ateşine gömülerek yapılan kömme diye adlandırılan bir tür ekmek de yapılmaktadır ![]() Yöre halkı makarna,tarhana,kuskus,erişte gibi yiyecekleri de kendisi hazırlar Bilecik’te,kentsel beslenme biçimleri giderek etki alanını genişletmektedir Ancak,geleneksel beslenme düzeni ve özgün yemekler,ağırlığını korumaktadır Büzme,nohutlu tavuklu mantı,keşkek,ovmaç çorbası, mercimekli mantı,kesme hamur,saçta yufka böreği, yağlı yufka, su böreği,keklik kebabı güveç, kuru fasülye, kuskus pilavı, piruhi, samsı, pancar pekmezi, saç kebabı, köpük helvası, hoşmerim, kıtırcı helvası, karacaoğlu helvası, cevizli üzüm sucuğu, mantı, kavurma ;Bilecik’e özgü yemeklerin başlıcalarıdır Dağ Eriği Ekşili Kesme Çorbası Kullanılan malzemeler: 1 5 su bardağı yeşil küçük mercimek1 5 su bardağı makarna(ev yapımı)5-6 bardak et suyu 1 su bardağı dağ eriği ve kızılcık kurusu Bir miktar karabiber,kimyon,tuz Bol miktarda nane 2 baş soğan 2 diş sarımsak 1 çorba kaşığı salça Bir miktar sıvı yağ 50 gr Tereyağ Hazırlanışı: 1 kaşık sıvı yağda soğanlar incecik doğranır ve hafif sarartılır Mercimek ve et suyu ilave edilerek kaynamaya bırakılır Mercimekler pişince makarna eklenir ve 1-2 taşım daha kaynatılır Ayrı bir tavada dövülmüş sarımsak, salça, karabiber, kimyon ve nane tereyağ ile çorbanın üzerine sos olarak hazırlanır Servis yapılacağı zaman bu sos kesme çorbanın üzerine gezdirilir Dağ eriği ve kızılcık kurusu bir kapta 2 bardak su ile kaynatılarak özel lezzeti haiz ekşi hazırlanır Arzu edildiği kadarı çorbaya eklenir Sıcak servis yapılır Bıldırcın Kebabı Kullanılan malzemeler: 5 Adet Bıldırcın 50 Gr Tereyağ20 adet patates 1 adet domates 1 baş küçük soğan 1 diş sarımsak 1 adet yeşil biber Karabiber ve tuz Hazırlanışı:Bıldırcınların tüyleri yolunur ve tütsülenir Güzelce yıkanır, süzülür Sarımsak, karabiber ve tuz eklenir 25 dakika sonra pişmiştir Tencereden çıkartılarak mini fırın tepsisine alınır Halka halinde kızartılan patates, yine halka halinde kesilen domates, biber tepsiye dizilerek pembeleşinceye kadar bekletilir Bakır tabağa alınarak özenle tanzim edilir Sıcak servis yapılır Nohutlu Mantı Kullanılan Malzemeler: 1kg un1 adet yumurta 0, 5 kg nohut0,5 kg yoğurt2 bardak su 150 gr Tereyağıtavuksuyu 0,5 çay bardağı sıvıyağ 1 yemek kaşığı salça 1 demet maydanoz 1 baş sarımsak karabiber, tozbiber, tuz Hazırlanışı: Hamur elde etmek için, yukarıda belirtilen miktarlardaki yumurta, su, tuz ve un hamur kıvamına gelinceye dek yuğurulur Yumruk büyüklüğünde parçalara ayrılarak oklava ile yufka gibi açılır Açılan yufkalar 4-5 cm kare biçiminde kesilir Bir gün önceden ıslatılan nohutlar dövülüp karabiber ilave edilerek bir karışım elde edilir Bu karışımdan kesilen parçaların içine misket büyüklüğünde konur, dört köşesinden kapatılarak içine sıvıyağ sürülmüş tepsiye dizilir Tepsi kızgın fırına sürülür ve altı ve üstü iyice pişirilir Pişme işleminden sonda fırından alınarak üzerine mantıların hizasına kadar kaynatılmış tavuksuyu ilave edilerek tekrar fırına sürülür Fırında suyunu biraz çektikten sonra çıkarılarak üzerine önceden hazırlanmış sarımsaklı yoğurt karışımı dökülerek mantıların üzerine yayılır Daha sonra üzerine süsleme yapmak için salça, sıvıyağ ve yarım bardak su ateşte karıştırılarak sos elde edilir Yine mantının üzerine ilave etmek için tereyağ ateşte kızdırılarak tozbiberle renklendirilir Bu karışımlar da mantının üzerine dökülerek, maydanoz yaprakları ile süslenip, sıcak olarak servis yapılır Büzme Tatlısı Kullanılacak Malzemeler: 1,5 kg un2 adet yumurta 250 gr tereyağı1 çay bardağı sıvıyağ 1 su bardağı süt 1 yemek kaşığı sirke 1 tatlı kaşığı tozşeker 1 tutam tuz 1 kg ceviziçi1 su bardağı susam 50 gr Hindistan cevizi400 gdr nişasta6 su bardağı tozşeker (ravak için) 5 su bardağı su(ravak için) Hazırlanışı: Hamur elde etmek için, yukarıda belirtilen miktarlardaki yumurta, süt, sıvıyağ, sirke, tozşeker ve un karıştırılır ve hamur iyice yuğurulur Yumurta büyüklüğünde parçalara ayrılarak oklava ile yufka gibi açılır Hamura kıvamını verebilmek için yeterli miktarda nişasta ekilir ve açılan yufkalara çekilmiş ceviziçi serpilir Yufkalar tekrar oklavaya özenle sarılır Sarılma işleminden sonra hamurlar oklavada iken büzdürülür ve oklava içinden çıkarılır Büzülmüş parçalar isteğe göre kesilerek yağlı tepsiye dizilir Üzerine 250 gr tereyağı eretilerek dökülür Norman sıcaklıkta kızdırılan fırına sürülerek, pembeleşinceye kadar pişirilerek kızarması sağlanır Pişirme işlemi bittikten sonra soğuması beklenirken, üzerine dökmen için 6 su bardağı tozşeker 5 su bardağı su ile ravak şeklini alıncaya kadar kaynatılır Ravak 15 dakika kadar bekletildikten sonra tepsinin üzerine dökülerek soğumaya bırakılır Diğer taraftan 1 su bardağı susam ezilerek ateşte kavrulur ve tepsinin üzerine yayılır En son olarak 50 gram hindistan cevizi ile üzerine süsleme yapılır |
|
Bilecik Gelenek Ve Görenekleri |
|
|
#7 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Bilecik Gelenek Ve GörenekleriEl Sanatları ve Hediyelik Eşyalar Pazaryeri ilçesinin Kınık köyünde yaklaşık yüz yıldan beri süregelen toprak ürünleri eşya yapımcılığı "çömlekçilik” gittikçe yaygınlaşarak gelişmiştir Önceleri yalnızca su kabı, sürahi ve testi gibi ürünler yapılırken, zamanla ürün çeşitleri çoğalmış, çanak çömlek yapımıyla uğraşan atölye ve insan sayısında da önemli artışlar olmuştur Yapım sürecinde, Kınık köyü yataklarından çıkan kırmızı kil çeşitli işleme aşamalarından geçirildikten sonra karıştırılarak kalitesinin artması sağlanır ve helezondan geçirilerek vakumlanır Daha sonra şekillendirilmeye hazır hale gelen çamur el ile işlenip fırınlanır Kınık köyünde yapılan el sanatları başta İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa gibi büyük şehirlerde büyük rağbet görmektedir ![]() Pazaryeri İlçesi Kınık Köyünün Toprak Ürünleri ile Dereköy’de yapılan el sanatı ürünü ağızlıklar, alınabilecek hediyelik eşyalardır İnhisar İlçesi ve Tarpak Beldesi Marmara Bölgesi nar üretiminde 1 sıradadır![]() |
|
|
|