Sancaklasan Fetıh Ruhu |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Sancaklasan Fetıh RuhuSANCAKLASAN FETIH RUHU Muzaffer Tasyürek “Eger su tepenin zaptedildigini görmeden sehadet serbetini içersem, cesedimi sehit oldugum yere defnetmeyin Bu tepeyi ele geçirin ve beni o tepeye defnedin Sayet bu tepeyi ele geçiremeyecekseniz, birakin cesedim bu topraklar üzerinde kurtlara kuslara yem olsun!”1358 yiliydi Orhan Gazi’nin oglu Rumeli fatihi Süleyman Pasa, bir gün Bolayir yakinlarinda ava çikmisti Yaninda subaylardan, erlerden ve yardimcilarindan olusan bir grup insan vardi Süleyman Pasa bir ara havada bir av gördü ve omuzunda duran doganini havalandirdi Sonra da atini hizla sürerek doganini takip etti Yanindakiler yetismeye çalistilar ama Süleyman Pasa çok hizliydi Son Sözler, Büyük Vasiyetler Arkadaslari Süleyman Pasa’ya yetistiklerinde gördükleri manzara üzücüydü Süleyman Pasa atindan düsmüstü Durumu kötüydü Hareketsiz yatiyordu Bir ara kendine gelir gibi oldu ve sunlari söyledi: - Rabbim bana bir müddet daha ömür vermis olsaydi, tüm Rumeli’yi fethederdim Nasip buraya kadarmis Hakkinizi helal edin ve beni bu topraklara gömün Fakat mezarimi düsmanlara çignetmeyin! Bunlar ölürken söylenen sözlerdi Ölümle yüzlesildigi anda bile yasayanlara umut ve hedef gösteren bu sözler, yüzyillar öncesinde bu topraklarda sehit olmaya gelmis büyük sahabi Hz Eyyüb el Ensarî r a ’in sözleriyle ayni ruhu tasiyordu O da Islâm ordusuyla Istanbul muhasarasi için geldigi o kutlu seferde ölecegini hissettigi an söyle vasiyet etmisti: - Benim cesedimi Bizans önlerinde ulasabileceginiz en uzak noktaya gömünüz Öyle de yapilmisti Tarihin sahitleri o olayi akillara sigmaz bir hadise olarak nakletmislerdir Bizansli bir tarihçi söyle diyor: - Islâm ordusu garip bir saldiri baslatmisti Omuzlarinda sedye üzerinde bir ceset Bizans’a dogru saldiriyorlardi Atilan oklara, mizraklara aldirmadan ilerliyorlardi Ulasabildikleri en son noktada onu saskin bakislarimiz altinda defnettiler O güzel insan Bizanslilar tarafindan aziz olarak kabul edildi ve yattigi yerde yillarca saygi gördü Fatih Sultan Mehmed Han’in, kabr-i serifini buldurdugu güne kadar Peygamber s a v ’in övdügü asker ve kumandani bekledi O, Istanbul’un alinacaginin isaretiydi ve vasiyetini yaparken o topragi vatanlastirma sevdasi içindeydi Müslümanlarin onu yalniz birakmayacaklarini biliyordu Ölürken söylenen bu sözler, yillar sonra bir baska Osmanli pasasi Abdülezel Pasa tarafindan Rumeli’de Osmanli-Yunan savasinda (1897) Alasonya’da söylenmisti Osmanlilar için son derece stratejik Pinarhisar tepelerinin alinmasi için savasilirken Abdülezel Pasa askerlerine söyle diyordu: - Evlatlarim! Size son bir vasiyetim var Bu vasiyetimi yerine getirmenizi rica ederim Eger su tepenin zaptedildigini görmeden sehadet serbetini içersem, cesedimi sehit oldugum yere defnetmeyin Bu tepeyi ele geçirin ve beni o tepeye defnedin Sayet bu tepeyi ele geçiremeyecekseniz, birakin cesedim bu topraklar üzerinde kurtlara kuslara yem olsun! Abdülezel Pasa o savasta sehit oldu ve askerleri vasiyetini yerine getirerek onu Pinarhisar tepelerine defnettiler Fetih Ruhuyla Dirilen Rumeli Akinci gaziler Hz Eyyüb el Ensarî r a’in baslattigi ve nice Osmanli pasasinin devam ettirdigi Rumeli’yi vatanlastirma seferini, yüzyillar sürecek büyük bir akina çevirdiler Ardinda kubbeler, köprüler, çesmeler, hanlar, hamamlar, medreseler, tekkeler birakan erler ve erenler, Rumeli’ni Islâm yurdu haline getirdiler Arap Yarimadasi’ndan, Semerkand’dan, Buhara’dan baslayan sefer Estergon’a, Belgrad’a, Sofya’ya, Vardar’a, Kosova’ya, Babadag’a, Viyana’ya ulasti Sairlerin dedikleri gibi, ugrunda ölünen topraklar vatanlasti, “Evlad-i Fatihan” yurdu oldu Evlad-i Fatihan, Osmanli kaynaklarinda “fî sebilillah (Allah yolunda) gaza ve cihad niyetiyle kabail (kabileler) ve asiretleriyle Anadolu’dan Rumeli yakasina geçip, din-i mübin ugruna hizmette bulunan”, kanunnamelerde “Devlet-i Aliyye’nin güzide ve cengâver, itaatli, ferman dinleyen askerlerinden olup, seferlerde, küffâr ile yapilan muharebelerde kendilerinden büyük fedakârlik ve yüz akligi görülen Yörük Taifesi” olarak vasf edilmistir Rumeli’nin iskâna açilmasi, Islâmlastirlmasi görevini Evlad-i Fatihan ifa etmistir Selçuklu, Anadolu Yarimadasi’ni camiler, kervansaraylar, hanlar, hamamlar, medreseler, sifahaneler, yollar, köprüler, çesmeler ile Islâmlastirip vatan yapmis, Asya’dan gelen boylari hep “Bati”ya yönlendirmisti Onun devami olan Osmanli da Süleyman Pasa ile Rumeli’ne çiktiktan sonra, Asya’dan gelen Türk boylarini ve ailelerini Rum topraklarinda iskân etmis ve o topraklari vatanlastirmistir |
|
Sancaklasan Fetıh Ruhu |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Sancaklasan Fetıh RuhuRumeli’nin Pîrî Sari Saltuk k s![]() Sari Saltuk’u bilir misiniz? Ya Tuna boylarindaki Babadag’i hiç duydunuz mu? Hayir mi? Bu sorularin cevabi çogumuz için zaten hayirdir Unutmadigimiz ne kaldi ki? Babadag, Osmanli’nin Silistre ile Özi eyaletleri arasinda Tulca sancaginin bir kazasi Evliya Çelebi, “Sari Saltuk buralarda yatmakta oldugundan bu yöreye Babadag demisler Sultan Bayezid, Saltuk Baba’yi düsünde görmekle bu sehri ona vakfeylemis” der Sari Saltuk, Haci Bektas Vilayetnamesi’nden, Ibni Batuta Seyahatnamesi’ne kadar birçok kaynakta yer alan tarihi bir sahsiyettir Yildirim Bayezid, Sultan II Murat, Bayezid Veli, Fatih ve Kanuni gibi Osmanli padisahlari seferlerde mutlaka onun kabrine ugramis, ziyaret etmis, himmet istemislerdi Cem Sultan onun menkibelerini kitaplastirmak için Ebu’l Hayr-i Rumî’yi vazifelendirmisti Ebu’l Hayr, Anadolu ve Rumeli’ni dolasarak yedi yilda “Saltukname”yi hazirladi Simdi “Saltukname- ”yi kim biliyor? Sari Saltuk, Türkistan’dan, Ahmed Yesevî dergâhindan, Horasan erenlerinden bir Allah dostu idi Bizzat Pir-i Türkistan Hace Ahmed Yesevî tarafindan meshur tahta kilici kusandirilarak: - Saltuk Muhammedim! Bektasim seni Rum’a göndersin Var git, o diyarlarda namin ve sanin yürüsün, diye hizmetle görevlendirilmis ve yanina 700 mücahid gazi verilmisti Haci Bektas Veli, verilen emir dogrultusunda Sari Saltuk’u Dobruca’ya göndermis, o topraklarin Islâmlastirilmasina memur etmisti O da aldigi emir dogrultusunda Rumeli’de Evlad-i Fatihanlarin irsadi için hizmet ve irsad halkasi olusturmustu Türküleri Bile Unutuldu Tarihe 93 harbi olarak geçen 1877-78 Osmanli- Rus harbi, Evlad-i Fatihan için sonun baslangici oldu Ardindan Balkan harpleriyle topraklarimizi kaybetmeye basladik Aci ve hüzün dolu yillar birbiri ardina gelmeye basladi Evlad-i Fatihan torunlari, dedelerinin mirasini korumaya çalisirken birer birer sehit oluyorlardi Balkan harbine katilan bir asker annesine yazdigi mektupta söyle diyordu: “Sevgili anacigim! Ebediyen kaybolmus bir evlat gibi, gönüllü olarak ikinci defa cepheye geldim Fakat basim henüz omuzlarimin üzerindedir Meydan savasinda sehid olan silah arkadaslarimi düsündükçe pek mahzun oluyorum Firka ve alay ile beraber hareket ettigimiz zaman tahminen ikiyüz kisiden meydana gelen bölügümüzün, harbe girdikten sonra mevcudu ancak yirmi kisi kalabildi Saadet ve bedbahtligim bu bir avuç askere baglidir Niçin üzüleyim? Insan ancak ellialtmis sene kadar yasayabiliyor Bu kadar kisa bir hayati simdi feda etmezsem belki bir daha bu güzel firsati bulamam Madem ki hepimiz ölecegiz; biraz erken veya biraz geç ölmekten ne çikar? Saglam bir tas gibi hareketsiz kalmaktansa, mesrurâne parçalanarak ezilmeyi tercih ederim Ister sarapnel parçasi, ister bir süngü darbesi olsun Her ne suretle olursa olsun yalniz bir defa ölecegim Sagimda arkadasim sehid düstü, solumda subayimin kollari ve gövdesi parçalanip dagildi Ikisinin arasinda bana hiçbir sey olmadi Kendimi pek mahzun buluyorum Sehitlige imrendigimden sag kaldigima üzülüyorum Ecel henüz gelmedi, su anda bütün gayretimi sehid arkadaslarimin öcünü almak için sarfediyorum Bulgar, hain ve gaddar bir düsmandir Onu bogmak, mahvetmek için kalbim sabirsizliktan parçalaniyor Çünkü parlak kabiliyet ve sehidlik serefinden henüz mahrum bulunuyorum Ben bir köylü çocuguyum Sehid olduktan sonra arkamdan bana dua edilecek ve rahmet okunacaktir Bir saman yigini üstünde ve bir kulübenin saçagi altinda ölecegime, savas meydaninda kahramanca dövüserek sehid olmak daha iyi degil mi?” Kim bilir bu yigit askerin mezari hangi bilinmez yerde Belki çoktan silinip gitmistir Kimligimiz Hatiralarda Sakli Biz Evlad-i Fatihan’in degil topraklarina, hatiralarina dahi sahip çikamadik Dergâhlar, tekkeler, medreseler, hatta camiler, eglence yerleri ve alisveris mekânlari haline getirilmis Murad-i Hüdavendigarlarin, Yildirim Bayezidlarin, Gül Babalarin, Sari Saltuklarin izlerini silme çabalarina seyirci kaldik Aslinda haberimiz bile olmadi Ne diyelim, kendi yasadigimiz yerlerde, yanibasimizda yok olup giden hatiralari görmezken, Balkanlar’da, Rumeli’nde olup-bitenlere karsi ne yapacaktik ki? Oysa silinen her iz kendi kimligimizin bir unsuruydu Silinen her iz, yeryüzü sahnesinde bizi de siliklestirdi Biz her seye ragmen unutulan, unutturulan o izleri hatirlamaya, hatirlatmaya devam edecegiz Zira bu, kendimizi kesfetme, yeryüzünde varolus maksadimizi hatirlama yolculugu Duamiz ise rûz-i ezelde yazildigi gibi tekrar aziz olmak Fatihalarimiz Evlad-i Fatihanlar için ![]() ![]() ![]() |
|
|
|