Mevlana'dan Cevher Beyitler... |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mevlana'dan Cevher Beyitler...1 Hem hayvansın hem melek: Tâ be-ten hayvan be-câni ez-melek Tâ revî hem ber-zemin hem ber-felek 2/3814 Ey insan,ne tuhaf bir varlıksın sen Zıtlıklar sende birleşmiş Hayvan da melek de yerinde sabit ama sen bunları nefsinde cem etmiş ten hayvanıyla can meleğini bir araya getirmişsin![]() Bu yüzden hem göğe mensupsun hem yere Bu ikili yapını bil ve ona göre dikkatli davran![]() Ta ki tenin canına diş geçirmesin, kötülük iyiliğine baş eğdirmesin Gökler dururken bürtü böcek gibi toprağın altını vatan edinme 2 Eşek misin İsa mı: İsîye bak rağbet-i har eyleme Tab’ını akl üzre server eyleme (2/1871) Eşek de sensin, eşeğe binen de Eşek senin maddi varlığın, yontulmamış tabiatındır O eşeği sürüp götüren aklın ve ruhun ise İsaya benzer Sen İsaya değer ver, eşeğe değil Eşeğe benzeyen tabiatını akıl İsasının üzerine çıkarma Bırak bedenin ruhuna hizmet etsin, ulvi gayelerin peşinde yorulsun Yakışığı kölenin şaha hizmetidir, şahın köleye değil 3 Sen bu libas değilsin: Bil ki oldu rûha ten gûyâ libâs Bî-libâs ol lâbisi kıl iltibâs 3/1616 Sen insan bedenini insanın kendisi sanmadasın Oysa bu beden ruhun elbisesinden başka nedir ki? Hiç insanın değeri giydiği elbiseyle ölçülür mü? Değer ya da değersizlik onun ruhuyla ilgildir, bedeniyle değil O halde sen gözünü ten elbisesinden çek de o libasın içindekine dikkat et Şekle değil manaya bak Eğer şekilce benzerlik insan olmaya yetseydi iyi de kötü de bir olurdu 4-5 Sen devesin akıl deveci: Akl-ı tu hemçün şütürbân tu şütür Mîküşâned her taraf der-hükm-i mur Akl-i aklend evliyâ vü enbiyâ Ber-misâl-i üştürân tâ-intihâ 1/2597 Deve yük taşımakta güçlüdür ama kendi başına iş göremez Her devenin başında bir sahibi vardır Devenin de gözü var ama o kendi gözünü bırakır sahibinin gözünü göz edinir Deve kendi aklını ve isteğini sahibinin aklına ve isteğine kurban etmiştir Kendi istediği yere değil çekildiği tarafa gider Sen de tence deve gibisin, aklınsa deveci Akıl tenini her tarafa çeker, durur Sen tenine değil aklına uy Nebi ve kamil velilerse aklın aklıdırlar; bütün diğer akılları bir deve katarı gibi çekip götürürler Akıllılık daha üstün akla uymaktır,kendi aklına değil |
|
Mevlana'dan Cevher Beyitler... |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mevlana'dan Cevher Beyitler...6 Kamil ve hamın eli: Kâmilî ger hâk gired zer şeved Nâkıs er zer bürd hâkister şeved 1/1674 Hamla olgunun bir farkı eldeki imkanı kullanış biçimidir Olgun kişi toprağı ellese altın kesilir O kötülükten bile iyilik çıkarır, imkansızlığı imkana çevirir Leşin kokusunu duymaz da parlayan dişlerine hayran olur Güneş gibi çiği pişirir, misk gibi yaklaşanı kokular Nasipsiz hamın elindeyse altın bile küle döner Kendi yumsuzluğunu çevresine de bulaştırır,düşerken başkalarını da düşürür Değer bilmediği için altın değerindeki insanlar onun yanında geçmez mangıra döner, hor ve hakir duruma düşerler![]() 7 Şeker ekmek olur mu: Ger şekerler olsa şekl-i kurs-ı nân Nan değil ta"mı şekerdir bî-gümân 1/2980 Dış benzerliği iç benzerliği demek değil Nasıl ki şekeri ekmek şekline de soksan tadı ekmek değil yine şekerdir Yediğin şeyin şeker mi ekmek olduğunu bilmek için tatmak lazım Gözün tatmadan yana nasibi yok çünkü O halde kalıbı şekere benzeyen her adamı da şeker sanma Bu dünya elbisesiz adamlar ve adamsız elbiselerle doludur 8 Balık resmi su içer mi: Nakş-ı mâhîra çi deryâ vü çi hâk Reng-i Hindûra çi sabûn u çi zâk 1/2866 Canlı balık için deniz hayat kara ölümdür Ama kağıda bir balık resmi yapsan onun ne denizden haberi olur, ne karadan Bunların benzerliği sadece şekilden ibarettir İnsanların kimisi de yalnız kalıp insanıdır Dışardan bakınca onların gözü kulağı, dili dudağı var sanırsın Gerçekteyse kalıbın burnu yoktur ki iyilikten bir koku alsın, kulağı ve gözü yoktur ki hayırlı sözleri işitsin, güzeli görsün Yüzü kara zenciye sabun da bir kara boya da Gerçek zenci ise gönül zencisidir O gönlün terazisi kırıktır; bu yüzden iyilikle kötülüğün farkını tartamaz![]() |
|
Mevlana'dan Cevher Beyitler... |
|
|
#3 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mevlana'dan Cevher Beyitler...9-10 Gündüz mumu kim yakar: Rûz-ı Rûşen her ki o cûyed çerâğ Ayn cesten kûriyeş dâred belâğ (3/2733) Kim çerağ isterse gündüzde ayan Ol talep kör olduğun eyler beyan Güneş ortalığı aydınlatmışken mum yakmaya kalkmak ortalığa“ben körüm” diye bağırmaktan başka nedir Güneşin parlaklığından yarasaya ne fayda O körlüğü kendine değil güneşe hamletmeye kalkar Ey vahiy güneşi doğmuşken akıl mumuyla aydınlanmaya kalkan yarasa tabiatlı ! Güneşin ışığında kusur yok; kusur senin gözlerinde Hz Mevlana’nın ifadesiyle senin güneşten anladığın ısıdan ibaret:Ger şu’â-ı âfitab pür zi-nûr Gayr-ı germî mî-neyâbed çeşm-i kûr 3/4263 Güneşin par par parlayan ışığıyla bütün alem dolup taşsa körün gözün bundan bir nasibi yok Onun bütün kısmeti sırtına vuran ısıdan ibaret Güneşin bin bir nimeti var, onu bir mangal mevkiine indirmek caiz mi? Akıl ve idrak körü de böyledir O değerli bir şeyi kendi idrakine kendi seviyesine indirir de güneşi mangal, altını pul eder 11 Bu nasıl körlük: Ey dirîg ol dîde-i kûr u kebûd Mihri görmez zerreyi eyler şuhûd 3/2770 Görmek ve körlük de çeşit çeşittir Vah yazık o göze ki zerreyi görür de güneşi görmez Uzaktakini tanır da yakındakini bilmez Önemsizin farkındadır önemli olandan gafil Mahluk da halıka göre zerreden bile kemdir Yaratılmışı görüp yaratanından gafil olmak! İşte gerçek körlük budur 12 Ucuz alan ucuz verir: Her ki o erzân hared erzân dehed Gevherî tıflî be-kurs-ı nân dehed 1/1824 Her şeyin değeri ödenen bedel kadardır Atadan dededen kalan, yolda belde bulunan şeyin değeri olmaz Zira bir şeyi ucuza alan ucuza verir Cahil çocuk yolda bulduğu incinin kıymetini ne bilsin Bu yüzden bir hazine değerindeki o inciyi gider de bir somun ekmeğe değişir İncinin kıymetini denizin dibine dalan dalgıça,ya da inci satıcısına sor sen Aslında o çocuk sensin; inci de ata mirası olan dinin Sen o hazineyi beşiğinde hazır buldun, sahip olduğun şeyin farkında olmayışın bundan 13 Gerçek altın güneşi özler: Kalb pehlû mîzened bâ-zer be-şeb İntizâr-ı rûz mîdâred zeheb 1/3399 Gece kalpazanın bahtı sahihin bahtsızlığıdır Karanlıkta iyiyle kötü, kalp altınla sahici olan kucak kucağadır Kalp altın ister ki bu gece hiç bitmesin ve foyası ortaya çıkmasın Saf altınsa gündüze aşıktır Ta ki bulaşıklık töhmetinden kurtulsun, kadri kıymeti belli olsun O gece dünyadır gündüzse ahiret Bu alemde hakla haksızlık, iyilikle kötülük, zulümle adalet iç içe kucak kucağadır Ama hesap günü kurulacak terazi kimin kaç ayar olduğunu tek tek açıklayacak O gün altın gibi bir gönül götürenlerin günüdür, gönül kalpazanlarının değil 14-15 Ayna yalan söyler mi: Oldu mîzân ile âyine mehek Anları hizmette çeksen bin emek 1/3654 Ger terazide olaydı meyl-i mâl Müstakim olamazdı anda vasf-ı hâl 2/579 Bin türlü emek harcasan,diller döksen, iltifatlar etsen ne teraziyi ne de aynayı doğruyu söylemekten vazgeçiremezsin Çirkinsen ayna sana çirkinsin demekten utanmaz Terazi kaç paralık bir adam olduğunu söylemekten vaz geçmez Çünkü ne ayna ne de terazi kendisi için tartmaz Eğer terazide mal sevgisi olsaydı doğru tartamazdı Sen Peygamber ve veliler de hizmetleri karşısında ücret istemedikleri için o ayna ve o terazi bil Sana ne söylerlerse candan kabul et 16 Doğru yerde ara: Dürrü kıl cevf-i sadefden cüstücû Fenni kıl ehl-i hırefden cüstücû (5/1062) Akıllı her şeyi bulacağı yerde arar Binlerce kutular da açsan, inciyi sadef kutusundan başka yerde bulmana imkan yok O halde ilim ve bilgi incisini de sen o bilgiye sadef olmuş gerçek bilginlerden öğren Sadefin kapağını kaldırmadıkça boş mu dolu mu olduğunu bilemezsin Bilgi incisine hamile olan bilginlerin ağzı da sadef gibi mühürlüdür Sen o mührü kaldır ki inci açığa çıksın 17 Terazi tartmaz dağı: Zerre vezn-i kûha eylerse murâd Kûhdan mîzânın eyler vakf-ı bâd 4/385 Hangi terazi dağı tartabilir ki ! Bu işe kalkanın yerinde yeller eser Ey haddini bilmez akıl terazisi ! Sen kim, Hak ve hakikat dağını tartmak kim O dağın altına girmeye kalksan ne izin kalır ne tozun O halde aczini bil haddini aşma Ziya Paşanın nasihatına uy ve şöyle de:İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez Zira ki bu terazi bu kadar sıkleti çekmez |
|
|
|