Sabır Örnegi Meryem Hocamızı Unutmadık. |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Sabır Örnegi Meryem Hocamızı Unutmadık.Meryem Öğretmen sabrı öğretiyor ![]() EBRU NİDA BİLİCİ Onunla ilk tanışmamız üniversite yıllarına dayanıyor Ortak bir arkadaşımızla evimize yaptığı bir akşam ziyareti onu tanımamın miladıydı Psikoloji son sınıf öğrencisiydi Başarılı bir öğrenci olduğu belliydi Alanına son derece hakim, okulda verilen bilgilerle yetinmeyip bunların dışında da kendini yetiştirmeye, geliştirmeye çalışıyordu Psikolojiye merakım o akşam derin sohbetlere daldırmıştı bizi Bugün bir gazeteciyle bir psikoloğun konuşacak çok şeyi olması ne kadar normalse, o gün için de her iki mesleğin adaylarının konuşacak çok şeyi olduğu ortadaydı Bu arada hemşehri olmamızın da çok önemli bir etkisi vardı ruhen kaynaşmamızda![]() ![]() Günler günleri, yıllar yılları kovaladı Ve biz bir daha karşılaşmadık Sadece tanışmamızdan birkaç yıl sonra kendisi gibi bir öğretmenle evlendiğini, bir bebeğinin olduğunu ve ellibeş günlük bebeğiyle elim bir trafik kazası geçirdiklerini öğrendik Eşi kaza anında ölmüş, bebeği ve kendisi ciddi bir şekilde yaralanmıştı İkisinin de bitkisel hayata girdiklerini, kurtulmalarının bir mucize olduğunu, yaşasalar da beyinlerinin hasar gördüğünü dolayısıyla normal bir hayatlarının olamayacağını söylüyordu doktorlar Büyük bir dua zinciri oluşturarak arkadaşım Meryem ve bebeği için dua etmiştik Ancak uzun süre ikisinden de haber alamayınca ölmüş olabileceklerini düşünerek artık hüzünle yâd eder olmuştuk Kazanın üzerinden on yıl kadar bir süre geçmişti ki bir arkadaşı vasıtasıyla Meryem Işıkoğlu’na ait bir günlük elimize geçti İlk işyerleri olan Gebze Işık Dershanesi’nin öğretmeni Meryem Işıkoğlu olarak bahsedilen kişi benim tanıdığım Meryem olabilirdi Günlüğü biraz okuyunca gerçekten de ona ait olduğunu görmüştüm Yıllar sonra ondan bir haber almak beni çok heyecanlandırmıştı Derhal irtibat telefonlarına baktım Arkadaşı vasıtasıyla haberleşebilecektik Ondan aldığım ilk bilgiler beni bayağı hüzünlendirmişti Meryem öğretmen artık eskisi gibi değildi Kaza onda büyük hasarlar meydana getirmişti Her şeyden önce konuşma kabiliyetini kaybetmişti Daha doğrusu bir şeyler anlatmaya çalışıyordu; ancak çok yakınlarının dışında kimse ne dediğini anlayamıyordu Ayrıca hareketleri de hayli kısıtlıydı El ve ayaklarındaki kasılmalar tek başına yürümesini, birçok işini kendisinin yapmasını engelliyordu Bir süre sonra Meryem’le görüşmek için randevu aldık Giderken de hayli heyecanlıydım Beni tanıyıp tanımayacağını bile bilmiyordum Ama bundan önemlisi onu nasıl bulacağım konusu kafamı kurcalıyordu Yıllar sonraki bu ilk karşılaşmamızda Meryem birçok yönden hafızamdaki Meryem’den farklıydı Tek şey dışında: Gözleri![]() ![]() Gözleri o ışıl ışıl gözleri hâlâ sevgiyle ve inançla parlıyordu Vücudu kaskatı, eli, kolu, ayağı velhasıl her azası işlevini büyük oranda kaybetmişti; ama gözleri sevgiyle bakmaktan vazgeçmemişti Tahmin ettiğim gibi beni hatırlamadı Ama bu hatırlamayışının kazayla da alakası olabileceği için fazla zorlamak istemedim Çünkü hatırlamadığı daha önemli şeyler olduğunu öğrenmiştim Kazada kaybettiği eşi Ayhan Işıkoğlu’nu hatırlamıyordu her şeyden önce Bu ilk anda içimizi cız ettirdiyse de bize aslında onun kendi yorumuyla bir lütuf olduğunu çok geçmeden anladık, o bu lütfu çoktan öpüp başına koymuştu Eşini hatırlamayışı bir lütuftu; çünkü tanıdığı hatırladığı ve sevdiği, kısa bir süreliğine de olsa hayatını paylaştığı o insanın yokluğunu, eksikliğini yaşamak, taşımak daha büyük acı verecekti ona Ama Meryem’in kendi adına bir tesellisi daha vardı O eşini hatırlamıyor olmasını o kadar önemsemiyordu “Varsın olsun” diyordu “Ya Rabbim bana kendini unutturmuş olsaydı ne yapardım?” diyordu Ve Allah’ın bu lütfundan dolayı daha büyük mahviyet içine giriyor, daha çok hamd etmesi gerektiğini düşünüyordu Abdest alması yarım saat sürüyor![]() ![]() Biricik yavrusu Merve de kazada beyninden darbe almış ve zihinsel bazı sorunlarla hayatını devam ettirmek zorunda kalmıştı Meryem uzun süren bitkisel bir hayattan sonra kendine geldiğinde doğurduğunu bile hatırlamadığı bebeğiyle karşılaşmıştı Dört yıl öncesine kadar yürüyemiyordu bile O süre içinde bir anne için bebeğine bakabilmenin onu kucağına alıp koklamanın ne büyük bir nimet olduğunu anlamıştı; ama bundan yoksun olduğu için de Yaradan’ına isyan etmek geçmedi aklından hiçbir zaman Zaten Merve’nin durumunu da Meryem Hanım kendince ‘Yaradan’ın bir hikmeti’ şeklinde açıklıyordu Eğer Merve sağlıklı bir çocuk olsaydı kendisinden sağlıklı bir anne gibi davranmasını isteyecekti Annesinin onun ihtiyaçlarını karşılayamamasını anlayamayacaktı belki de Bu da her anne gibi onu çok üzecekti Kazanın üzerinden geçen on yıl içinde çok şey yaşadı Meryem öğretmen Allah rızası için yaptıkları yolculuğun bir kazayla sonuçlanması yolculuğun yarım kaldığı anlamına gelmiyordu elbette![]() ![]() Elinin ayağının artık ona yardım etmemesi Meryem Hocayı çok üzdü Çok sevdiği öğrencileriyle buluşamamak, onlara bildiği her şeyi anlatamamak rahatsızlığının ona en acı gelen yanı O sadece yürüyemediği için ellerini kullanamadığı için ya da konuşamadığı için değil bunları Allah yolunda kullanamadığı için muzdarip “Allah rızası için birçok şey yapmak istiyordum, irşad etmek istiyordum; ama yarım kaldı, hiç değilse konuşabilseydim yeterdi ” diyor; ama aslında haliyle, tavrıyla, içinde bulunduğu duruma gösterdiği sabır ve metanetle Allah’ı anlatıyor o her an Musibetler karşısında bir müslümanın nasıl bir duruş sergilemesi gerektiğini anlatıyor her an Meryem Hoca’nın namaz için abdest alması, hazırlanması yarım saat-kırkbeş dakika gibi çok uzun bir zaman alsa da, namazını oturarak kılmak zorunda kalsa da, ibadetlerini aksatmadan yapmaya çalışması başlı başına bir irşad Sağlıklı olduğu halde namaz kılmaya üşenen, “sular soğuk” bahanesinin arkasına saklanarak Allah’a ibadetten kaçınan herkes için bir ibret tablosu aslında Meryem Hoca Uzun yıllar annesinin ya da diğer yakınlarının yardımıyla abdest alabilen Meryem artık çok uzun sürse de, duvarlara tutunarak gidebilse de tek başına ihtiyaçlarını giderebildiği için çok mutlu Sağlıklı insanlar bile teheccüd namazını terk etmişken Meryem öğretmen, geceleri kendi kendine kalkıp teheccüd namazı kılıyor Ayrıca o, uygulayabildiği tüm sünnetleri hayatına yerleştirmeye çalışıyor O durumundan dolayı Allah’a isyan etmediği gibi durumundan o kadar memnun ki “Sağlıklı olup da isyan içinde bir ömür sürmektense bu halim bana daha güzel geliyor ” diyor sık sık Ama yine de ibadetlerinin yetersiz olduğunu düşünüyor “Rabbim’in bana verdiği nimetlere karşılık yeterince hamd edemiyorum ” diyerek üzüntüsünü dile getiriyor Dostları sevenleri onu sık sık ziyaret ediyor O gidemese de gelenlerin ziyaretinden çok memnun Sevenlerine teşekkürünü ise onlar için her namaz vakti dua ederek dile getiriyor Kazadan sonraki yıllarda sık sık eski arkadaşları tarafından ziyaret edilen Meryem Hanım şimdi eskisi kadar görüşemiyor olmalarından muzdarip Öğrencilerini de öğretmen arkadaşlarını da artık göremiyor Kendini unutulmuş hissettiği anlar oluyor; ama sevenlerine yine de toz kondurmuyor “Herbirinin farklı şehirlere tayin edilmiş olmaları ya da işlerinin yoğunluğu beni arayıp sormalarını engelliyor olabilir ” diyor Ama gözü hep kapıda, kulağı telefonda Bir hâl hatır soran olsa o gün mutluluktan uçuyor Kendini idealleri uğruna feda etmeye kodlamış bir insanın böyle dar bir alanla sınırlandırılması en büyük imtihanlardan olsa gerek Manevi hayatını her gün biraz daha canlandırmak insanlara her gün yeni bir şey anlatmak en büyük hayaliyken elinin, ayağının durması ve dilinin susması ne büyük bir ızdıraptır tahayyül bile edemeyiz Ancak şu da bir gerçek ki irşad sadece verilenlerle yapılmaz, bazen kısılmış nimetler de isteyene irşad imkanı sunar Yaşadığı onca acıya ve kedere rağmen isyanı aklının ucundan bile geçirmeden ‘nasıl daha iyi bir kul olabilirim’in sancısını çeken Meryem öğretmen ufacık sıkıntılar karşısında oflayıp puflayan, isyana hazır olan, bedeni sağlıklı; ama zihniyeti sakat insanlar için çok iyi bir örnek![]() ALLAH ONDAN EBED RAZI OLSUN RUHU ŞAD OLSUN AMİNZAMAN AİLEM Sayı:74Bölüm:Portreler |
|
|
|