Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Forum İslam > İslami Yazılar & Hikayeler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
hükümden, hızır, ledüne, yolculuk

Hüküm'den Ledün'e: Hızır A.S.'La Yolculuk

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Hüküm'den Ledün'e: Hızır A.S.'La Yolculuk




HÜKÜM'DEN LEDÜN'E: HIZIR AS'LA YOLCULUK

Hüseyin Okur

İlim adına çıkılan yolculuklar, çekilen zahmetler, ilâhi övgüyle karşılanır İnsanlardan araştırmaları, incelemeleri, sormaları, düşünmeleri istenir Ne var ki, ilmin bir noktasında edeble durup, Allah Tealâ'nın lütfunun beklenmesi, hükme teslim olunması gerekir Çünkü bu noktadan sonrası insan kavrayışının ötesindedir “Hızır Kıssası” diye bilinen kıssa, bu konuda açıklayıcı, yol gösterici örneklerden biridir

Kitap verilen dört büyük peygamberden biri olan Musa as bir gün Allah Tealâ'ya sorar:
- Rabbim, en bilgili kulun kim?
Buyurulur ki:
- Hidayeti gösterir ya da bir felaketten kurtarır diye bir kelimenin bile ardına düşen, bunun için insanların ilmini inceleyip kendi bilgisine katan kişidir
Hz Musa as tekrar sorar:
- Kullarından benden daha bilgilisi var mı?
- Var, buyurulur Musa as o zatla tanışmak, ilminden istifade etmek ister İki denizin birleştiği, balığı kaybedeceği kayanın orada, o kişiyi bulacağı söylenir O zat, Hızır as diye bilinen kişidir
Rasul-i Ekrem sav Efendimiz bu kıssayı sahabilere anlatırken, Hızır as'la ilgili şöyle buyurdu:
- O, kuruyup sararmış bir ot destesinin üzerine oturmuştu Deste derhal yeşerdi
İşte, dokunduğu yeri bereketlendiren bu zatı bulmak için Musa as, yanına yine bir peygamber olan Yuşa as'ı alır Yuşa as'ın elinde azıklarının bulunduğu bir sepet vardır İçinde bir balık
İki ilim ve hikmet sahibi peygamber, daha fazla ilim uğruna yola koyulurlar Uzunca bir yolculuktan sonra, iki denizin birleştiği yerde, bir kayanın dibinde dinlenmek için yatıp uyurlar Bir müddet sonra Hz Yuşa as uyanır, kayaya yaslanıp, oturur Öylece beklerken, balığın birden canlandığını görür Balık kendini sepetten dışarı atmış, yerde izler bırakarak ilerlemiş, bir kovuğun içine girmiştir
Kendilerine bildirilen buluşma yeri burasıdır
Musa as uyanır Fakat Yuşa as'a balık hadisesi unutturulmuştur Tekrar yola koyulurlar Bütün gün ve gece dahil, yürürler Sabah olur Musa as:
- İyice yorulduk, karnımız da acıktı Çıkar da balığı yiyelim, der
Yuşa as, o anda hadiseyi hatırlar Balığın canlanıp kaçtığını, ama şeytanın bunu söylemeyi kendisine unutturduğunu, söyler Musa as:
- O halde aradığımızı bulduk, haydi geri dönelim, der
Mola verdikleri yere geri dönerler Kayaya yaklaştıklarında, elbisesine bürünüp uyumakta olan birini farkederler Yanına yaklaştıklarında adam uyanır Bu, aradıkları zat, Hızır as'dır Musa as selam verir
Hızır as da üzerindeki örtüyü kaldırıp:
- Selam sizin de üzerinize olsun Bilinmeyen bu yerde, böyle bir selamı kim veriyor, diye sorar Musa as:
- Ben Musa'yım, der
- Kimin Musa'sı? İsrailoğulları'nın mı?
- Evet, İsrailoğullarının Musa'sı
Musa as:
- Ey hikmet sahibi! Rabbim bana, sende bir ilmin bulunduğunu haber verdi Bu ilimden istifade için sana tabi olabilir miyim, diye sorar Hızır as:
- Elinde Tevrat'ın olması, devamlı vahiy gelmesi sana yetmiyor mu? Ey Musa! Sende, Allah'ın sana öğrettiği bir ilim var ki, ben onu bilemem Bende de Allah'ın bana öğrettiği bir ilim var ki, sen de onu bilemezsin Zaten sen, benim yanımda bulunmaya da sabredemezsin Yaptığım işlerin sır ve hikmetini anlayamaz, itiraz edersin
Musa as, talebinde ısrar eder:
- Bana ne dersen onu yapacağım İnşallah sabredip, hiçbir işine karışmayacağım, der Hızır as:
- Eğer bana tabi olacaksan, bana hiçbir şey sormak yok, ta ki ben sana ondan söz açıncaya kadar, diye şart koşar Hz Musa as kabul eder
Böylece birlikte yola koyulurlar Bir müddet yürüdükten sonra bir limana gelirler Limanda bir gemi demirlidir Kendilerini gemiye almaları için gemicilerle konuşurlar Gemiciler onlardan şüphelenir, almak istemezler Fakat reisleri, “bunlar yüzleri temiz adamlar, bırakın binsinler” der Gemiye binerler
Bu sırada, bir serçe geminin kenarına konup, bir yudum alıp uçar Hızır as, Musa as'a der ki:
- Seninle benim ilmimiz Rabbim'in ilmine kıyasla, o serçenin aldığı bir yudum su kadar bile değil
Gemi yol alır Hızır as, gemicilerin ortalıkta görünmediği bir sırada, birkaç tahta sökerek gemiyi deler Musa as:
- Gemidekileri boğmak mı istiyorsun? Yaptığın şaşılacak bir iş, der Hızır as, şartı hatırlatır
- Benimle arkadaşlık edemez, gördüklerine sabredemezsin dememiş miydim, der Musa as unuttuğunu, mazur sayılması gerektiğini söyler
Nihayet bir sahilde gemiden inip, yürüyerek yollarına devam ederler Karşılarına oyun oynayan çocuklar çıkar Aralarında Ceysur isimli bir çocuk vardır Hızır as o çocuğu öldürür Musa as şaşırır, öfkelenir:
- Kısas hakkın yokken, suçsuz bir kimseyi öldürdün Doğrusu çok kötü bir şey yaptın, der Hızır as:
- Bu seferki karşı çıkışın öncekinden daha ağır oldu, diye karşılık verir Musa as:
- Tamam, bu seferlik affet Eğer bir daha aynı hatayı işlersem benimle arkadaşlığını kesebilirsin Seni haksız bulmam, der
Tekrar yola koyulurlar Bir beldeye varırlar Karınları açtır Ahaliden yiyecek isterler Fakat kimse onları ağırlamaz İki garip yolcuya birşey vermeyip aç bırakacak kadar alçalmışlardır Hz Musa as üzülmüş, biraz da kızmıştır Oradan uzaklaşırlarken, kimi taşları düşmüş, yıkılmak üzere olan bir duvar görürler Hızır as, taşları yerine koyar, duvarı düzeltip sağlamlaştırır
Musa as, artık sabredemez Şart aklındadır, ayrılığa sebep olacağını da bilir Fakat belde ahalisinin kötülüğüne karşılık Hızır as'ın onlara iyilik yapmasına bir anlam veremez, itiraz eder:
- İsteseydin duvarın tamirine karşılık onlardan bir ücret alırdın, der
Gerçi bu, öncekiler gibi hiddetle yapılmış bir itiraz değildir ama ayrılığın habercisidir Hızır as;
- Artık ayrılma vaktimiz geldi, der, fakat gitmeden önce sana, yaptıklarımın sebebini anlatacağım:
O deldiğim gemi yoksul gemicilerindi Her sağlam gemiye el koyan hükümdarlarının gasbından korumak için gemiyi kusurlu hale getirdim Hükümdar geminin kusurunu görüp, almadan gitti Gemiciler de daha sonra gemilerini tamir edip, işlerine koyuldular
Çocuğa gelince; onun anne babası iman etmiş kimselerdi Çocuk küfre öyle meyilliydi ki, büyüdüğü zaman küfrünün anne babasının halis imanlarına zarar vermesinden korktuk Onun çocukken ölmesi herkes için hayırlıydı Hem Allah onlara daha salih bir evlat verecektir
Duvara gelince; o duvar iki yetim çocuğa aitti ve altında bir hazine vardı Babaları da çok iyi bir insandı Allah, çocuklar ergenlik çağına yetişmeden hazinenin ortaya çıkmasını istemedi ki başkaları sahiplenmesin
Ayrıca bunları kendiliğimden yapmadım, Rabbim'in emrine uydum

Rasulullah sav, bu kıssayı, yukarıda hikâyelendirdiğimize yakın bir şekilde ashabına anlatmış ve sonra şöyle buyurmuştur:
- Allah, bize de, Musa'ya da rahmet etsin! Sabretmesini çok isterdim Sabretseydi de, görecekleri Allah tarafından bize de haber verilseydi Eğer acele etmeseydi, daha birçok şaşılacak şey görecekti (Ahmed b Hanbel, Müslim)

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.