Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Forum İslam > İslami Genel Konular

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
asil, düsmektir, düsün, düsüs, içine

Düsün İcine Düsmektir Asil Düsüs

Eski 07-27-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Düsün İcine Düsmektir Asil Düsüs






Düsün icine düsmektir asil düsüs
Düşün içine düşmektir asıl düşüş

"Yapraklar düşmede bilinmez nerden/ Gökkubbede uzak bahçeler bozulmuş sanki/ Yapraklar düşmede gönülsüz/Ve geceler ağır dünyamız kopmuş gibi yıldızlardan/ Kaymada yalnızlığa Hepimiz düşmedeyiz, şu gördüğün el düşüyor /Nereye baksan hep o düşüş /Ama biri var ki bu düşenleri tutuyor yumuşak ve sonsuz"


Rilke'nin düşlerimizi bir tatlı dürtüşle yırtan "Güz" şiiri son yirmi yıllık ömrümün kulağında küpe olarak yankılanır Beni bu düşüşe bırakan tutmak için düşürmektedir elbette Düştüğüm yerden beni kaldırmak O'na düşer Yeter ki düştüğümü bileyim Yeter ki düşmediğimi sandığım bir düşe düşmüş olmayayım



Görmüyor musun? "Nereye baksan o düşüş" En çok da bizi yerden kaldırması için dayandığımız el düşüyor En başta, bizi yerden kaldıracakların tutacağı elimiz yana düşüyor Düşmeyelim diye elde avuçta olanı tuttuğumuz avuçlarımız tel tel dökülüyor Aynaların gözünden düşmeme telaşıyla el üstünde tuttuğumuz gençliğimiz devriliyor Düşkünlerden olmayalım diye ellerimizle yığdığımız, üste üste koyduğumuz eşya eriyor Düşmekten korktuğumuz unutuş uçurumlarına karşı tutunduğumuz itibarımız yıkılıyor Şu biriktirdiklerimiz de elden düşüyor, ellerimiz de elden gidiyor Ne gelir elden? Düşüyoruz işte

Uyanıklık sandığımız bu hayatın bir zamanlar başkalarının düşü olacağını bile bile "gözü açık" geçiniyoruz Ayağa kalktığımızı sandığımız günün bir başka günün eşiğine ölmüş bir "dün" olarak düşeceğini bile bile yürüyoruz Bir an önce sonunu getirmeye çalıştığımız her "bugün"ün ömrün defterinden düşüleceğini bal gibi göre göre yaşıyoruz Dokunulmaz bildiğimiz bu bedenin, çizikleri yaklaştıramadığımız bu tenin gün be gün toprağa düşeyazdığını bile bile gülüyoruz Herkesten ayrı tuttuğumuz bu "ben"in bir gün nüfustan düşüleceğini şimdiden gördüğümüz halde, düşlere düşüyoruz

Unutuyoruz Düştüğümüzle kalıyoruz Dibine doğru hızla düştüğü kuyunun duvarlarındaki taşların süslemeleriyle oyalanan aymazlar gibiyiz belki her birimiz Düşüyor olduğunu en sonunda dibe çakıldığında anlayacak "uyur-düşer"lere acımayla bakılması gerekmez mi hiç?

Zamaneye sözler söyleme konusunda benden çok daha mahir sevgili dostum Yusuf Özkan Özburun, Rilke'nin haber verdiği bu düşüşe uzunca bir dipnot düşmüş: Düştüğün Yerden Kalkacaksın Yusuf'un uzun dipnotunun sadece kapağında yazıyor bu ifade Sonrası ise uzunca ama ince sızılı bir kitap Yusuf, düşenlerin kalbine sahici bir umut tutuşturuyor "Düştüğün Yerden Kalkacaksın" derken Düştüğünü bilemeyen, dünyadan nasibine aldatıcı "düş"ler düşmüş uyurların yüzüne serin bir meltem düşürüyor

Kitabın "Öndüşüşü"nden itibaren aykırıca düşündürüyor bizi Yusuf Dolaşımdaki düşük şablonların hepsini yırtarak içerden, içinden, sahiden, yürekten konuşuyor İnsanı Rabbiyle inşa edişin yükseliş ve kalkış yollarını işaretliyor Yere yığılmış umutları varlığın en sahih yağmuruyla, rahmet-i İlahî soluğuyla ayağa kaldırıyor

Meğer ki hata ile düştüğümüz dünyadan özrümüzle kalkabilirmişiz Dünyaya bir 'kalfa' olarak tayin edildiğimizi bilirsek, bu iniş bir düşüş değil bir ödül olabilirmiş Kayarak düştüğümüz sırata pişmanlığımıza tutunarak yeniden tutunabilirmişiz Ellerimizi gevşeterek düştüğümüz Allah'ın ipine yine O'nun rahmetinden ümitlenerek sımsıkı sarılabilirmişiz Pişmanlıkla düşürdüğümüz her gözyaşı, hiç şüphesiz gözünden düştüğümüz kutsilerin makamına yeniden kaldırabilirmiş bizi Söz'ü yay(z)ıldığı yerden, medeniyeti sükutun diplerinden, insanı gövdenin esaretinden, şefkati şehvetin pençelerinden tutup kaldırabilirmişiz meğer "Dua eder ve yükselir"mişiz yeniden Gözümüzün demir perdelerini aralar, merak ve hayretin verimli bahçesine uyanabilirsek eğer, "ülfeti kırıp hayreti kuşanabilirsek eğer", "varlığı tanım kaplarında donduran bir kısım 'bilimsel' tanımların katılığından uzaklaşıp hayata bir çocuğun kalbinden bakabilirsek eğer" kalkabilirmişiz yine

Düştüğünü bilmek, nereden düştüğünü bilmek, kalkabilmenin ilk hamlesi Yusuf'a (ve bana) göre: "Düşmek deyince 'internet bağlantısının kopmasını', yükselmek deyince 'dolar kurunun fırlamasını' anlıyor zamane Ben fikrimce başka türlü olabileceğini göstermek istedim bu kitabın sahifelerinde Felç olmuş bir hastanın serçe parmağını oynatması kabilinden bir çaba bu Mütevazı bir titreme İnşallah kıpırdamak, doğrulmak, emeklemek, yürümek ve hatta koşmak da nasip olur Gelin, bir ince derde düşelim, derdimiz düştüğümüz yerden kalkış olsun Şair'in dediği gibi:

Düşmek hiç ayıp değil kalkmasını bil/Ve acele et önce, şu gözyaşını sil"
Senai Demirci

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.