Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim > Tarih / Coğrafya

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
süreci, tarihte, yabancı

Tarihte Yabancı Ot Süreci

Eski 07-26-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tarihte Yabancı Ot Süreci



Yabancı Ot - Yabancı Ot Nedir - Tarihte Yabancı Ot

İnsanoğlunun yabancıotlarla ilk tanışması, bazı bitkileri kültüre almasıyla başlamıştır İlk olarak, kültüre aldığı bitkilerin içinde gelişen diğer otları yok etmek istemiş ve onları elle yolarak temizlemiştir Bu tarımsal faaliyetlerin, bundan 10 bin yıl öncesinde başladığı tahmin edilmektedir Daha sonraları ise insanoğlu, bu işlemi bazı aletler kullanarak kolaylaştırmaya çalışmıştır MÖ 6000'li yıllarda ilk defa çapa benzeri bir aletin, MÖ 1000 yıllarında ise tırmığın kullanıldığı tarihi belgelerden anlaşılmaktadır- Neolitik çağdan itibaren başlayan bu gelişim ve değişim süreci, günümüze kadar aşama aşama gelmiştir (Erciş ve ark, 1993)


İlk olarak alınan bu basit mekanik mücadele yöntemlerinin yanısıra, zamanla kültürel önlemlerin de alınmaya başladığı görülmektedir Asur Kralı Hammurabi'nin, MÖ 2000 yıllarında yabancıotlara karşı kültürel önlemlerle mücadele yapılmasını öneren, kanunlar koyduğu görülmektedir Yine, MÖ 394-368 yıllarında Xenephon, yazdığı ekonomi kitabında (Oeconomicus) yabancıotları gömmeyi ve köklerinin çıkarılmalarını; MS 100 yılda ise Romalı yazarlar, yabancıotların ürünü azaltıcı etkisine dikkat çekerek, çapalama ile ortadan kaldırılmalarını önermişlerdir (Özer ve Özer, 1993) Bazı kültür bitkilerinin, 1700'lü yıllardan sonra sıraya ekilmeye başlanmasıyla, çapalama ve toprak işleme yöntemleri de devreye girmiştir İngiltere'de 1731 yılında Jenhro Tull, yazdığı "Horse Hoeıng Husbandry" isimli kitabında, ot mücadelesinde atla çekilen çapayı önermiş, bunun için bitkilerin sıraya ekilmesi gerektiğini savunmuş ve ilk olarak yabancıot (weed) kelimesini kullananlardan birisi olmuştur (Klingman ve Ashton, 1982) Ondokuzuncu yüzyıla gelinildiğinde, sanayileşme ile makinalı tarıma geçiş başlamış, bundan yabancıot mücadelesi de payına düşeni almıştır Önceleri, makinalı tarım çeki hayvanlarından gücünü alırken; sonraları, dizel motorunun icadı ile traktörden gücünü almaya başlamıştır Zamanla, traktörle çekilen saban, pulluk, tırmık, külütüvatör ve diskaro gibi aletler yabancıot mücadelesinde kullanılmıştır


Yabancıotları yok etmek amacıyla, 1900'lü yılların başlarında ilk olarak bazı kimyasal maddeler denenmiştir Bu yıllarda Fransa'da dinitrofenoller ve kresoller kullanılmıştır Yine, bitkileri öldürmek için sodyum klorür, demir sülfat, bakır sülfat, sodyum klorat, sülfirik asit, kalsiyum siyanamid, arsenikli bileşikler ve boratlar kullanılmıştır (Robbins ve ark,, 1952)


Bunlardan AMS (amonyum sülfamat) ve boratlar, son zamanlara kadar dünya üzerinde kullanılmaktaydı İnorganik yapıda olan bu ilk herbisitler, seçici özelliğe sahip olmamakla beraber bir kısmının ise toprakta kalıcılıkları oldukça uzundu, dolayısıyla çevreye ve insanlara olan olumsuz etkileri de fazlaydı


Organik kimyadaki ilerlemelerle, yeni kimyasal maddelerin arayışı sürerken, II Dünya Savaşı yıllarında bitki büyüme düzenleyicisi olarak keşfedilen 2,4-D (2,4-dichlorophenoxyaceticacid)'nin yüksek dozlarda bitkileri öldürdüğü, hatta buğdaygiller familyası üyelerine zarar vermezken, çift çenekli (geniş yapraklı) birçok bitkiye etki ettiği görülmüştür Savaş sırasında bu buluş askeri amaçla yani, düşman ülkelerinin tarım ürünlerini yok etmede kullanılmak istenmiş ve bir süre sır olarak saklanmıştır Bu kimyasal madde, savaştan sonra tarımsal amaçlı olarak kullanılmaya başlanmıştır Dolayısıyla 1947 yılı, bugünkü anlamda yabancıotlarla kimyasal savaşımın başlangıcı olarak kabul edilebilir 2,4-D'nin bulunuşu, organik yapıda ve seçici özellik taşıyan ilk herbisit olması açısından önemlidir Vietnam savaşı sırasında ABD,, benzer bir madde olan 2,4,5-T (2,4,5-trichlorophenoxyacetıcacid)'yi yaprak dökücü özelliğinden dolayı, ağaçlarda saklanan Kuzey Vietnamlıları ortaya çıkarmak amacıyla kullanmıştır Yıllar sonra, bu bileşiğin kanser yapıcı özelliğinin olduğu anlaşılmış ve üretimi yasaklanmıştır Bu buluşlardan sonra, herbisit sanayisi hızlı bir şekilde gelişmiş ve günümüzde dev bir sektör halını almıştır


Son yıllarda, kimyasal mücadelenin zararlarının çokça tartışılıyor olması, biyolojik mücadele gibi alternatif yöntemleri de gündeme getirmiştir Yüzyılımızda, biyolojik mücadele ile ilgili çok sayıda araştırma yapılmakla beraber, kimyasal mücadele araştırmalarına harcanan zaman, para ve emekle kıyaslandığında oldukça gerilerde kaldığı görülmektedir Burada, kimyasal mücadelenin ucuz, pratik ve yüksek etkili olmasının rolü büyüktür Dünya üzerinde yabancıotlarla biyolojik mücadelede, çok az örnek bulunmaktadır Avustralya'ya Amerika'dan getirilen bir kaktüs türü (Opuntia sp) mücadelesinde Cactoblasüs cactorum adlı bir böcek ve Tetramchus opımtiae isimli bir kırmızı örümceğin; Hawaii'de Lantana camara isimli bir çalı ile mücadelede Crocidosema lantana ve Agromyza lantanae isimli böceklerin; ABD'de kuzukıran (Hypericum perforatumyiâ mücadelede bazı Chrysolina türlennin; yine ABD'nin New Orleans Eyaleti'nde Misisippi deltasında yayılan bir çeşit su sümbülü (Eichhornia crassipes) ile mücadelede Neochetina eichhornide ve N brııchi isimli böceklerin ve su yabancıotlarına karşı ot sazanı (Cytenopharingodon idelhymn kullanılması bunlara en iyi örneklen oluşturmaktadır (Güncan, 1985) Yabancıotlarla biyolojik mücadelede, pas fungusları üzerinde de çalışmalar yapılmaktadır Ancak, pas funguslarının yapay ortamlarda üretilememesinden dolayı, pratikte kullanılabilecek sonuçlar henüz alınamamıştır Bunun yanında, son 10 yıl içinde ABD'de bir herbisit gibi kurulanıp satılan bir kaç organizma mevcuttur Amerika'ya özgü bazı yabancıotlarla mücadelede kullanılan bu ilaçlar, sadece söz konusu yabancıotları hastalandıran bazı fungusların sporlarından oluşmaktadır Biyoherbisit veya mıkoherbisıt olarak adlandırılan bu ilaçlara örnek olarak; Devine (Phytophytora palmivora), Collego (Çölletotrichum gloeosporioides sp aeschynomene}, Bio Mal (Colletotrichum gloeosporioides sp malvae), Casst (Alternaria cassiae) ve MYX-1200 (Fusarium latehtium) verilebilir (Thomson, 1993)


Türkiye'de yabancıot mücadelesinin gelişimi, 1914 yılında Tarımda Zararlıların ve Zarar Yapan Bitkilerin Yok Edilmesine Dair Kanun" ile başlamaktadır Ardından Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanından sonra, 1924 yılında Ziraat Vekaleti (Tarım Bakanlığı) kurulmuştur Tarım Bakanlığı zamanla, bitki koruma konusunda araştırmalar yapmak üzere İzmir, Adana, Ankara, İstanbul, Samsun, Diyarbakır ve Erzincan'da istasyonlar kurmuştur (Erciş ve ark, 1993) Günümüzde ise sadece İzmir, Adana, Ankara ve Diyarbakır'daki Zirai Mücadele Araştırma İstasyonları faaliyetlerim sürdürmektedir


Türkiye'de yabancıotlarla ilgili ilk bilimsel çalışmalar, 1940'lı yıllarda Ankara'da, Selahattin Kuntay ile başlamıştır Kimyasal mücadelenin başlangıcı ise, 1950 yılında 2,4-D'nin kullanılmasıyla olmuştur Daha sonra 1950'li yıllarda Naime Göksel tarafından yabancıot araştırmaları yapılmış ve ilk defa 1952'de Enstitülerde, Fitopatoloji Şubeleri içerisinde Yabancıot Laboratuarları kurulmuştur Enstitüler-deki yabancıot laboratuarları, önce 1963 yılında Fitopatoloji ve Entomoloji bölümlerine eşdeğer bölüm haline getirilmiş, sonra tekrar 1967 yılında Yabancıotlar ve Parazit Bitkiler Laboratuarına dönüştürülmüştür 1988 yılında ise, Herboloji Şube Şefliği, Fitopatoloji ve Entomoloji Şeflikleriyle beraber üçüncü bir birim olarak yerini almıştır Enstitülerde bu gelişmeler yaşanırken, günümüzde yabancıot bilimi, Ziraat Fakülteleri Bitki Koruma Bölümlerinde, Fitopatoloji Anabilim Dalının bir parçası olarak yer almaya devam etmektedir


Materyali bitki olan Herboloji'nin, materyalini mikroorganizmaların oluşturduğu Fitopatolojinin içinde yer alması, bilim dallarının sistematiğine uygun düşmese de, Ziraat Fakültelerinde bu bilimsel disiplinlerin birbirinden ayrılması henüz gerçekleşememiştir


Yabancıot Bilim Dalı'nın Ziraat Fakültelerinde yeni bir bilim dalı olması ve halen Fitopatoloji içinde yer alması, gelişmesini olumsuz yönde etkilemiştir 1940-1992 arasındaki 52 yıllık dönemde, Türkiye'de yabancıot araştırmacılarının toplam sayısının 55 kişi, bunlardan doktoralı olanların ise sadece 22 kişi olduğu bir gerçektir Aynı süre içinde, toplam 657 yayın yapıldığı, bunların % 80'e yakınının ise 1970'den sonrasına denk geldiği bilinmektedir

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.