Aspendos Antalya Resimli Anlatım |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Aspendos Antalya Resimli AnlatımAspendos Antalya - Aspendos Antalya Resimleri - Antalya Aspendos - Türkiye'deki Antik Kentler Türkiye'deki Antik Kentlerimiz
Düzenleyen ALMİRA |
|
Aspendos Antalya Resimli Anlatım |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Aspendos Antalya Resimli AnlatımAspendos Pamphylia şehirleri gibi en parlak dönemine M S ikinci ve üçüncü yüzyıllarda ulaşmıştır Bugün hala bu bölgede görülebilen anıtsal mimarinin büyük bölümü bu altın çağda yapılmıştır Şehir kıyıda olmasa da, Eurymedon (KöGoogle Page Rankingüçay) Nehri?nin kenarında bulunması gemilerin şehre ulaşımını mümkün kılmıştır Bu ulaşım imkanı, Aspendos?un arkasında yer alan verimli ova ve sık ormanla örtülü dağlarla birlikte şehrin gelişiminde belirleyici faktörler olmuştur Şehirde dokunan altın ve gümüş işlemeli duvar halıları, limon ağacından yapılmış mobilyalar ve heykelcikler, yakındaki Kapria Gölü?nden elde edilen tuz, şarap ve özellikle Aspendos?un meşhur atları, Aspendosluların ihraç ettikleri ürünler arasında en başta gelenlerdir Üzüm yetiştirmekle ve şarap tüccarlığı ile tanınmış olsalar da dini törenlerinde tanrılarına şarap sunmayan Aspendoslular, bunun sebebini ?![]() Eğer şarap yalnızca tanrılara ait olsaydı, kuşlar üzümleri yemeye cesaret edemezlerdi? diyerek açıklamışlardır Tarihte adından söz ettiren birkaç Aspendoslu vardır Döneminde ünlü bir askeri komutan olan Andromachos, aynı zamanda Finike ve Suriye valisiydi Doğuştan filozof olan Diodorus?un eserleri hakkında bilinen azdır ancak uzun saçları, kirli giysileri ve filozof Cynic takipçilerinin simgesi çıplak ayakları, onun Pythagorus?tan etkilendiğini gösterir 13 yüzyılın başından itibaren, Aspendos, Selçuklu Türklerinin yerleşimlerinin izlerini taşımaya başlar Özellikle I Alaeddin Keykubat?ın hükümdarlığı sırasında tamamen restore edilen tiyatro, Selçuklu tarzında zarif çinilerle süslenmiş ve saray olarak kullanılmıştır Yapı, Yunan geleneğine uygun olarak bir tepedeki bayıra yapılmıştır Günümüzde ziyaretçiler yapıya epey sonra inşa edilen ön cephedeki kapıdan girerler Aslında orijinal giriş, sahne binasının iki ucundaki tonozlu paradoslardandır Caeva yarım daire şeklindedir ve geniş bir diazoma ile ikiye bölünmüştür Yukarda 21, aşağıda 20 oturma sırası vardır Seyircilerin güçlük çekmeden yerlerine oturabilmesi için dolaşım kolaylığı sağlamak amacıyla giderek yayılan merdivenler yapılmıştır, aşağı bölümde orkestra seviyesinden başlayan merdiven sayısı 10 iken bu sayı yukarıda diazomanın üst başlangıcında 21?dir Daha sonraki bir tarihte yapıldığı düşünülen 59 kemerli galeri, üst caeva?nın bir ucundan diğer ucuna uzanır Mimari açıdan bakıldığında diazomanın tonozlu galerisi üst caeva?yı destekleyen bir alt yapıdır Protokolün genel kuralı olarak caeva?nın her iki tarafındaki girişlerin üzerinde bulunan localar imparatorluk ailesine ve kendilerini Roma?nın yürek tanrısı Vesta?ya adamış kutsal bakirelere ayrılmıştır Orkestradan başlayıp yukarı çıkarak, ilk sıra senatörlere, yargıçLara ve büyükelçilere, ikinci sıra ise şehrin diğer ileri gelenlerine ayrılmıştır Diğer kısımlar tüm vatandaşlara açıktır Kadınlar genellikle galerinin altındaki üst sıralarda otururlardı Cavea?nın üst kısmındaki oturulacak belirli yerlere yontulmuş isimlerden buraların da belli kişilere ayrıldığı açıkça anlaşılmaktadır Tiyatronun oturma kapasitesini kesin olarak belirlemek imkansız olsa da 10 000 ? 12 000 kişilik oturma kapasitesine sahip olduğu söylenir Son yıllarda düzenlenen Antalya Film ve Sanat Festivali kapsamında tiyatroda verilen konserlerde tiyatroya 20 000 seyircinin alınabildiği görülmüştür Yığma taştan yapılan iki katlı bu binanın alt katında, sanatçıların sahneye çıkışlarını sağlayan beş kapı vardır Ortada porta regia olarak bilinen büyük kapı ve bunun iki yanında da porta hospitales olarak bilinen iki küçük kapı vardır Orkestranın hizasındaki küçük kapılar ise, vahşi hayvanların saklı tutulduğu yerlere açılan uzun koridorlara aittir Kalan parçalardan, duvarlardaki nişler ve bina formundaki küçük yapıların içine üçgen ve yarım daire biçimindeki küçük süs çatılar (pediment) altında heykeller yerleştirildiği anlaşılmaktadır Sütunlu üst kattın ortasındaki pediment?te şarap tanrısı, tiyatroların kurucusu ve koruyucusu olan Dionysos?un kabartması vardır Sahne binası cephesinin bazı bölümlerinde görülebilen beyaz sıvanın üzerindeki kırmızı zikzak motifler, Selçuklu dönemine aittir Sahne binasının üst kısmı oldukça süslü ahşap bir çatı ile örtülmüştür Orkestranın ortasında çıkartılan en ufak bir ses bile en üst sıradaki galerilerden rahatça duyulabilir Zengin bir kültürel mirasın ortasında yaşayan Anadolu asilzadeleri şehirlerle ve onların etrafında bulunan anıtlarla ilgili hikayeler yaratmışlardır Kuşaktan kuşağa aktarılan bu hikayelerden biri Aspendos Tiyatrosu ile ilgilidir Buna göre; Aspendos Kralı, şehre kimin en fazla hizmet sunabileceğini görmek için bir yarışma düzenleyeceğini ve kazananın kızı ile evlenebileceğini ilan eder Bunu duyan sanatkarlar son hız çalışmaya koyulurlar Nihayet karar günü geldiğinde, kral herkesin çabasını bir bir inceler ve iki aday seçer Bu adaylardan birincisi, şehre su kemerleri yolu ile çok uzak mesafelerden su getiren bir sistemi kurmayı başarmıştır İkinci aday ise tiyatroyu inşa etmiştir Kral birinci adaydan yana karar vermek üzere iken tiyatroya bir daha bakması istenir Tiyatronun en üst galerisi civarında gezinirken nereden geldiği belli olmayan bir sesin derinden ve defalarca ?Kralın kızı bana verilmeli ? dediğini duyar Büyük bir şaşkınlık yaşayan kral, sesin nereden geldiğini arar ancak kimseyi bulamaz Bu kişi, tabii ki, yarattığı şaheserin akustiği ile övünen ve sahnede çok kısık bir sesle konuşan tiyatronun mimarının ta kendisidir Sonunda güzel kızı mimar kazanır ve düğün töreni de bu tiyatroda yapılır |
|
Aspendos Antalya Resimli Anlatım |
|
|
#3 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Aspendos Antalya Resimli AnlatımGüney parados?taki bir yazıttan, tiyatronun İmparator Marcus Aurelius (M S 161-180) döneminde Theodoros isimli bir Aspendoslunun oğlu mimar Zeno tarafından yapıldığını biliyoruz Bu yazıta göre, Aspendos halkı Zeno?yu takdir etmiş ve onu stadyumun yanında geniş bir bahçe ile ödüllendirmiştir Sahne binasının her iki tarafındaki girişlerin üzerinde bulunan Yunanca ve Latince yazıtlar, bize sahne binasının Curtius Crispinus ve Curtius Auspicatus isimlerinde iki kardeş tarafından hizmete sokulduğunu ve binayı tanrılara ve İmparatorun ailesine ithaf ettiklerini anlatır ir ücret talep edilmezdi Gerekli prodüksiyon maliyetlerinin bir kısmı kamu kuruluşları tarafından karşılanırdı, ![]() Tiatroda bir gösteri sergilemek için hiçb ancak gösteri bittikten sonra elde edilen karın bir kısmı bu kuruluşlara geri dönerdi Genellikle, oyunları izlemek ya da yarışmalara girmek isteyen biri, ücret ödemek ya da bilet almak zorundaydı Biletler metalden, fildişinden, kemikten ya da çoğu zaman pişmiş kilden yapılır; bir yüzünde resim, diğer yüzünde ise oturma sırası ve numarası yazılırdı Aspendos?un başlıca diğer kalıntıları tiyatronun arkasında, acropolis?in yukarısındadır Tiyatronun yanından başlayan bir patikadan ulaşılan acropolis?te karşılaşılan ilk yapı, 27X105 metre ölçülerindeki bazilikadır Bazilika, Romalılar tarafından icat edilen mimari bir yapıdır Roma bazilikaları farklı amaçlar için kullanılırdı ancak bunların hepsi toplumla ilgili meseleler olurdu Bu binalarda mahkemeler ve alışveriş pazarları kurulurdu Bazilikanın planı, etrafı odalarla çevrili geniş bir merkezi holden oluşur Merkez hol, binanın diğer bölümlerinden yanlarındaki sütunlarla ayrılır ve çatısı daha yüksektir Bazilikanın içinde yargıç kürsüsü vardır Bizans döneminde binada büyük değişiklikler yapılmış ve bina orijinal yapısını kaybetmiştir Bazilikanın güneyinde, şehirdeki ticari, sosyal ve politik faaliyetlerin merkezi olan üç yanı evlerle çevrili Agora vardır Batıya doğru gidildiğinde, az ileride, stoanın (gezinti caddesi) arkasında hepsi bir sırada olan eşit büyüklükte on iki dükkan vardır MİNYETÜR GÖRÜNTÜSÜ Agoranın kuzeyinde, bugün sadece ön duvarı ayakta duran nymphaeum vardır Genişliği 32 5 metre ve yüksekliği 15 metre olan iki katlı bu cephenin her katında beş niş vardır Alt katta bulunan ortadaki niş diğerlerinden daha geniştir ve kapı olarak kullanılmış olduğu düşünülmektedir Duvarın dibindeki mermer zeminden, binanın orijinalinde sütunlu bir cephesi olduğu anlaşılmaktadır Nymphaeumun arkasında alışılmadık planlı, ya konsey üyelerinin toplandıkları bir bouleterion (konsey odası) ya da (müzik konserleri verilen ya da tiyatro oyunları oynanan) odeon olarak kullanılan bir bina vardır Aspendos?un gözden kaçırılmaması gereken bir diğer kalıntısı da su kemerleridir Kuzeydeki dağlardan şehre su getiren bir kilometre uzunluğundaki bu kemerler dizisi olağanüstü bir mühendislik becerisini ortaya koyar ve eski çağlardan günümüze kalan nadir örneklerdendir Su, kaynağından 15 metre yüksekliğindeki kemerlerin üzerinde, oyulmuş taş bloklardan oluşan bir kanal aracılığıyla şehre getirilirdi Su, kemerin bitim noktasının her iki tarafında bulunan 30 metre yüksekliğindeki kulelerde biriktirilir ve buralardan şehre dağıtılırdı Aspendos?ta bulunan bir yazıt, su kemerinin Tiberius Claudius Italicus tarafından yaptırıldığını ve şehrin hizmetine sunulduğunu anlatır Mimari özellikleri ve yapılış teknikleri, su kemerinin M S ikinci yüzyılın ortalarına ait olduğunu gösterir![]() ![]() ASPENDOS, Antalya'nın Belkıs köyü yakın-(Terbiyeden-Yoksunum)-larında, Roma döneminden kalan tiyatrosu ile ünlü bir eskiçağ kentidir Coğrafyacı Stra-bon kentin Mopsos öncülüğündeki Argoslular tarafından kurulduğunu söyler Ancak kentin çok daha eski dönemde kurulduğu ve 1200 yıllarında Yunanistan Yarımadası'ndan bura-(Terbiyeden-Yoksunum)-ya göçen Argoslular'ca ele geçirildiği daha güçlü bir olasılıktır Kazılarda ele geçen İÖ 5 ve 4 yüzyılda basılmış metal paralarda kentin Estvediya adını taşıdığı görülür Bu adın Yunanlılar'dan önceki yerli bir Anadolu dili-(Terbiyeden-Yoksunum)-ne ait olması bu olasılığı daha da güçlendir-(Terbiyeden-Yoksunum)-mektedir![]() ![]() |
|
|
|