İslam Tarihi (Mekke Dönemi) |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İslam Tarihi (Mekke Dönemi)DAYANAKLAR Kuran-ı Kerim: Adiyat Ahzap - Al-i-İmran Ahkaf Ankebut - Araf Bakara Casiye - Cin - Cuma - Duhan Hicr - Enam - Enbiya - Enfal - Fatır - Fecr - Fetih - Furkan - Fussilet - İbrahim - İsra - Hac - Hadid - Hakka - Haşr - Hicr - Hucurat - Hud - İsra - Kalem - Kamer - Kehf - Kasas - Lokman - Maide - Mearic - Meryem Müddesir - Mûminûn - Mumin- Mürselat Mümtehine - Nahl - Naziat - Necm - Neml - Nisa - Nuh - Nur - Rahman Rum - Sad - Saff Saffat - Sebe - Secde - Şuara - Tahrim - Tevbe - Tur - Taha - Yasin - Yunus - Yusuf Zariyat - Zuhruf Kuran-ı Kerim Meal ve Tefsirleri Sahih Hadisler Dört İncil = = = FAYDALANDIĞIMIZ ESERLER Abdullah Aydemir=İslami kaynaklara göre peygamberler Ahmet b Hanbel=Müsned Ahmet Cevdet Paşa= Kısas-ı Enbiya Belâzuri=Ensabul Eşraf Beyhaki=Delailin Nübüvve Beyhaki=Sünen Bünyamin Ateş= Peygamberler tarihi Buhari=Sahih Büyük İslam Tarihi (Kurul) Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Ebul Ferec ibn Cevzi=El Vefa Ebul Fida=Elbidaye vennihaye Ebu Nuaym=Delailün Nübüvve Diyarbekri=Hamis Halebi=İnsanüluyun İbn Abdulberr=İstiab İbn Esir=Kâmil İbn Haldun=Tarih İbn İshak-İbn Hişam= Sîre İbn Kayyım=Zadülmead İbn Kesir= Kuran tefsiri İbn Sad=Tabakatİbn Seyyid=Uyûnul Eserİmam-ı Gazali= İhya Kastalani=Mevahibülledüniyye Maurice Bucaille=Müsbet ilim yönünden Tevrat, İnciller ve Kuran Muhammet Hamdi Yazır=Hak dini, Kuran dili M Asım Köksal=İslam Tarihi M Asım Köksal=Peygamberler tarihi Müslim=Sahih Taberi=Tarih Yakubi=Tarih Zehebi=Tarih-ül İslam = = = Gönlünün Allah ve Peygamber sevgisiyle dolu, dolu olduğunu iyi bildiğim ve bu konu da pek çok kişiyle birlikte şahadette bulunabileceğim dünyalar güzeli, Cennetmekan pek sevgili anneciğime ithaf olunur ![]() Lütfen onun ve ahrete intikal etmiş diğer Müslüman kardeşlerimizin ruhlarına bir FATİHA okuyunuz
|
|
İslam Tarihi (Mekke Dönemi) |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İslam Tarihi (Mekke Dönemi)NİÇİN SİYER İLMİ? Bismillahirrahmanirrahim Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla! O Allah ki eşi ve şeriki yoktur Din gününün sahibidir Yerdekilerin, göktekilerin ve ikisi arasındakilerin sahibi Odur Onun her şeye gücü yeter Yalnız Ona ibadet eder, yalnız Ondan yardım dileriz![]() Şanı yüce Allah (cc) insanı yarattı Doğru yolu bilsinler diye peygamberler gönderdi Yüz yirmi dört bin peygamberin yalnız yüz otuz beşine kitaplar verdi Peygamberlerden kimini bize bildirdi, kimini bildirmedi![]() Siyer ilmi peygamberlerin hayatını anlatan ilim demektir ![]() İnsanlar inandıkları, rehber edindikleri peygamberlerini yüceltmek istemişler, her kavim peygamberini ululamaya çalışmış; onlara olmadık sıfatlar yakıştırarak hayatlarına israiliyat dediğimiz hurafeler karıştırmışlardır Fakat bir peygamber vardır ki onun hayatı bir Güneş gibi apaçıktır O ahirzaman peygamberi Hz Muhammed(a s)tir Onun hayatı Kuran-ı Azimüşşanın en doğru tefsir edilerek yaşanmış şeklidir O yaşam ki Allahın sevgilisi olduğu halde dünya nimetlerini bir kenara itivermesi; inananlar kolayca örnek alıp, taklit edebilsinler diye son derece sade ve gösterişsiz bir hayatı tercih etmesinin sonucudur ![]() Düşününüz ki dünya nimetlerinin en iyilerini, en güzellerini sahip olma şansı olduğu halde O bunlara itibar etmemiş, hayatı boyunca üç gün üst üste karnı tok olduğu halde yatıp uyumamıştır Karnını taş bağlayıp, açlığını yatıştırmaya çalışanlardan biri de Odur Henüz anne karnındayken babasını kaybedip yetim kaldı ![]() Beş yaşındayken annesini kaybetti Hem yetim hem öksüz kaldı Hz Fatıma dışındaki evlatlarıyla iki hanımını kendi elleriyle kabre koydu En büyük acı olan evlat acısını defalarca tattı![]() O Allah'ın Resulü ve Habibi olduğu halde acılarla terbiye edildi O hayatını maddiyatla değil de manevi güzelliklerle bezemiş; gelmiş, geçmiş en büyük insan, Allah'ın kulu ve resulüdür Hayatının bir güneş gibi apaçık olması, israiliyet türü hiç bir hurafenin karışmaması biz Müslümanlar için bulunmaz bir nimettir Bulunmaz bir nimettir çünkü Onun yaşayışını taklit ederek ulaştığı yüksek makamların şeref ve mükâfatlarından bir nebzecikte olsa pay alabiliriz En zengininden en fakirine kadar hiç bir Müslüman'ın onu taklit etmekten alıkoyan haklı bir gerekçesi olamaz![]() Biz Onun hayatında sevgi, şefkat, merhamet, alçak gönüllük, sabır, af, cesaret, yiğitlik gibi insani meziyetlerin en güzel örneklerini görürüz Bir bakıma onun hayatının öğrenirken asr-ı saadet dönemini birlikte yaşarız Onun ashabından, kapı dibi komşularından biri oluruz Onunla birlikte dertlenip kederlenir, onunla birlikte acılar çeker, onunla birlikte seviniriz Güzel yüzünü görür, tatlı sesini dinleriz Bedir'de, Uhut'ta onunla birlikte savaşırız Onunla birlikte gazalara çıkarız Bir bakıma bizzat kendisi tarafından müjdelenmiş olan Onu görmeden sevenlere vaat edilen en yüksek, en üstün makamlara ulaşma şansımız olur Onu öğrenelim ve Onun gibi yaşamaya çalışalım![]() Hüdai ÇAKMAK |
|
İslam Tarihi (Mekke Dönemi) |
|
|
#3 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İslam Tarihi (Mekke Dönemi)HZ MUHAMMED’İN (a s v) BEKLENİŞİİsa (a s) yüce Allah (c c) tarafından göğe çekildikten sonra havariler dünyanın dört yanına dağıldılar Bu, İsa’nın (a s ) kendilerine olan vasiyetiydi İsa (a s) onlara:-Yeryüzüne dağılınız İnsanların akına karasına Rabbimin Nurunu götürünüz diye emretmişti İsa (a s) sağlığında havarilerini gidecekleri yerleri belirtmişti Buna göre:1-Petros’a yanında müminlerden Bulus olduğu halde Rumiyye’ye, 2-Andrea ve Matta’ya insan yiyen zencilerin yurduna, 3-Tomas’a Babil ülkesine, 4-Yuhanna’ya Ashab-ı keyfin yurdu olan Efsus’a, 5-Yakub’a Oraşalım’a, 6-Simon’a Kuzey Afrika’daki Berberîler ülkesine gitmelerini emretmişti ![]() Havariler görevlerini layıkıyla yaptılar Önlerine çıkan hiç bir zorluk onları yıldırmadı İsa’nın (a s) getirdiği Nuru yaymak için hiç bir fedakârlıktan kaçınmadılar İşkencelere uğradılar, sürgün edildiler İçlerinde bu uğurda canlarını verenler oldu Müşriklerin, özellikle Yahudilerin bütün engel olma çabalarına rağmen Hıristiyanlık bütün dünyaya süratle yayılmaya başladı Bu ara İnciller kaleme alındı Pek çok İnciller yazıldı İncillerin sayısı yüzleri buldu İncillerin pek çoğu bazı konularda birbirleriyle çelişiyordu Bu; yeni dini, önce kendi dinlerine benzetmeye, daha sonrada zayıflatmaya, içlerinde eritmeye çalışan Yahudilerin Hıristiyanları bölüp parçalamaya yönelik bir oyunuydu İlk Hıristiyanlardan yakalananlar çeşitli işkencelere maruz kalırlardı Fakat onlar gerçek mümin kişilerdi Aç aslanlara atılma; diri, diri yakılma gibi tüyler ürpertici işkencelere maruz kalmalarına rağmen dinlerinden dönmezlerdi Bu durum İsa’nın (a s) doğumundan üç yüz on sene sonrasına kadar devam etti Nihayet Roma imparatoru Konstantin Hıristiyanlılığı serbest bıraktı, İsevîlerin inançlarını rahatça yaşamalarına izin verdi![]() İmparator Konstantin Roma’yı bırakarak bu gün İstanbul ismiyle anılan Konstantiniyye şehrini geldi, başşehrini buraya taşıdı Etrafına pek çok Hıristiyan toplandı Konstantin’in kendisi de Hıristiyan oldu Hıristiyanlığı imparatorluğunun resmi dini yaptı![]() İmparator Konstantin’in Hıristiyan olması Hıristiyanlara pek büyük bir güç verdi Süratle yayılıp, çoğaldılar Fakat İncil-i Şerif İsa’nın (a s ) ağzından çıktığı şekliyle kaleme alınmamış, doğru bir şekilde zapt edilememişti İlk dönemlerde İncil insanların zihinlerindeydi Yahudiler bundan çok kötü bir şekilde istifade ettiler Yeni dini zayıflatmak, bölüp parçalamak için birbirlerinden farklı pek çok İncil’in yazılmasına ön ayak oldular Birbirleriyle çelişen pek çok İncil’in bulunması Hıristiyanlar arasında uyuşmazlıkların, çözülmesi mümkün olmayan çetin ihtilafların ortaya çıkmasına neden oldu İnciller halktan gizlendi Okumaları, öğrenmeleri engel olundu Bunun sonucunda İncili okuyup yorumlayan halktan ayrı bir ruhban sınıfı oluştu İncil, ruhban sınıfların elinde kaldı Geniş halk kitleleri haftadan haftaya yapılan ayinlerde papazların okuduğu belirli bölümler dışında İncil konusunda her hangi bir bilgiye sahip değildiler İnciller piskopos diye anılan bazı kişilerin yorumlarına bırakıldı Çeşitli İnciller olması nedeniyle İncilleri yorumlayan bu kişiler arasında kıskançlıklardan kaynaklanan amansız bir rekabet başladı Bu kıskançlıkların doğurduğu rekabetse aralarındaki ihtilafları, anlaşmazlıkları çoğalttı Bu anlaşmazlıkların siyasi bir etkisi oldu Sonunda Roma imparatorluğu doğu ve batı olmak üzere ikiye bölündü Roma imparatorluğunun bölünmesi Hıristiyanlığında ikiye bölünmesi demekti Bu, aynı zamanda Hıristiyanlığın iki başlı olmasına neden oldu Aynı peygambere inanmalarına rağmen birbirlerine rakip hatta düşman iki parçaya ayrıldılar ![]() Hıristiyanlardan bir kısmı Roma’da bulunan papaya tabi oldu Onlara Katolik denildi Diğer kısmı ise İstanbul’da bulunan patriğe bağlıydılar, onlara da Ortodoks adı verildi Bunlarda aralarında pek çok mezheplere ayrıldılar Bu aralarda bir tevhit dini olan Hıristiyanlığa teslis akidesi sokuldu Allah’ın babasız yarattığı bir kulu ve onun tertemiz bir bakire olan annesi birer ilah haline getirildi Böylece İsa’nın (a s) getirdiği tevhit dini bozuldu; duruluğunu, güzelliğini kaybetti![]() Bütün tevhit dinlerinde olduğu gibi İsa’da (a s) şanı yüce Allah’a (c c) şirk koşmayı en büyük günah saymakta, buna şiddetle karşı çıkmakta idi Fakat Hıristiyanlar kiliselerine Allah’a (c c ) şirk olan tasvirler asmakta, bunlara tazimde bulunmakta bir sakınca görmediler Böylece şanı yüce Allah’ın (c c ) anılması, yalnız O’na ibadet edilmesi gereken kiliseler müşriklerin mabetlerine benzetildi![]() Zamanla İsa’nın (a s ) getirdiği bu güzel tevhit dini ağır, ağır yozlaştırıldı, bir kısım insanların menfaatlerine, siyasi çıkarlarına alet edildi Koyu bir taassup ve zulmet bir kere daha bütün dünyayı sardı, insanların ufuklarını kararttı Sevgiyi, merhameti, fedakârlığı, ana babaya, hısım akrabaya ve bütün insanlara saygıyı, onların haklarını korumayı öğreten ve emreden bu tevhit dini; insanlara zulmeden, onları diri, diri yakan, kalın urganlarla ayaklarından ve ellerinden bağlayıp, atlara çektirerek parçalatan, türlü işkencelerle inim, inim inleten, insanları hapishanelerde çürüten bir zulüm aracı hâline getirildi Engizisyon mahkemeleri kuruldu Nice yüzyıllar bu mahkemeler koyu bir taassupla nice masum insanların kanına girdi Bu mahkemeler İsa (a s ) adına insanları zulmediyor, onlara olmadık cezalar veriyor, işkenceler ediyor, öldürüyordu Ne gariptir ki bütün bunlar; yanağınızı vurana diğer yanağınızı çevirin güzel öğretisini getiren, henüz annesinin kucağında meme emen bir bebekken; Ben cebbar ve şaki bir kişi değilim diyen İsa (a s ) adına yapılıyordu Zamanla kiliseler insanlara para karşılığı günahlarını affetmeye, cennetlerden bağlar, bahçeler satmaya başladılar Bu yollarla inanılmaz servetler edindiler Halbuki o cennetler Allah’ın (c c) muttakî kullarına bir ödülüydü Tâat sahiplerinin, Allah’ın (c c) emirlerine uyan, yasaklarından kaçınanların yeri ve hakkıydı Onu başkalarına vaat etmeye, satmaya hiç kimsenin hakkı ve yetkisi yoktu![]() Kiliseler dini bırakıp doğrudan siyasetin içine girdi İnsanları olduğu gibi devletleri kontrol eden, onları yıkan ya da yeniden kuran bir güç oldu Böyle bir güç kiliselerin başında bulunanların başlarını döndürdü Bu aynı zamanda kiliseler arasında da amansız bir rekabetin doğması demekti İnsanlar aynı dine inandıkları halde birbirleriyle amansızca savaştılar, İsa (a s) adına birbirlerini öldürdüler Allah (c c) ve İsa (a s); papaların, patriklerin, papazların siyasi çıkarları için kullandıkları bir haline geldi![]() Devamı var
|
|
|
|