Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Sinsi Eğlence > Bir Tutam Hikaye

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
annelerimizin, büyürüz, gözünde, nezaman

Annelerimizin Gözünde Nezaman Büyürüz

Eski 07-10-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Annelerimizin Gözünde Nezaman Büyürüz



Annelerimizin Gözünde Nezaman Büyürüz Yazısı - Annelerimizin Gözünde Nezaman Büyürüz Elif Şafak - Elif Şafak Yazıları

Bundan seneler evveldi Ya Bit Palas’ı yazıyorum ya Mahrem’i Çekilmişim bir köşeye; bir yolculuğa çıkmışım kendi içime Masamın üzerinde kitaplar, sözlükler, notlar ve o zamanki bilgisayarım Yazıyorum Romanın ortalarındayım Karakterler ete kemiğe bürünmüş artık Bir hayal âleminde dolaşıyorum Derken bir ara içeriden annemin sesi geliyor Belli ki biriyle telefonda konuşuyor “Ah ne iyi yaptın Semracım aramakla” diyor Kimbilir kim bu sohbet ettiği? Ya bir akraba ya eski bir arkadaş


Anlatıyor da anlatıyor Derken bana geliyor laf “Eh Elif de iyi, bildiğin gibi Oku oku devamlı, gözleri bozulacak valla Ders çalışıyor içeride gene” Ders mi çalışıyorum?! Üniversite biteli seneler olmuş Yaptığım işin ders çalışmakla ilgisi alakası yok Roman yazmak benim işim, mesleğim, tutkum, var oluşum Ama olsun, ismini kendime soyadı yaptığım annem Şafak Hanım’ın gözünde ben hâlâ öğrenciyim, hâlâ bir hayat üniversitesine devam etmekteyim Zaman geçiyor bu hadisenin üzerinden Siyah Süt çıkmış, bir gazeteciyle söyleşi yapmaktayım Ortam ciddi, sorular haşin Cep telefonunu sessizde tutuyorum Pat diye arıyor Şafak Hanım Dayanamayıp açıyorum “Elifcim şu anda bir süpermarketteyim Buradaki kasiyer kız seni çok seviyor İsmi Nazan Tunceliliymiş Bak telefonu veriyorum Nazan’a merhaba de!” Ben daha “gak” “guk”, “ama meşgulüm” diyemeden kulağımın dibinde bir yabancının sesi yankılanıyor


Heyecandan sesi titreyen gencecik bir kadın bana, “Merhaba Elif Hanım, yazdığınız her şeyi okudum, çok seviyorum sizi” diyor O kadar candan ki, öylesine duru, halimize kızamıyorum Ben de ona içten “Merhaba” diyorum Karşımda oturan gazeteci bu arada meraklı, müstehzi gözlerle izliyor beni Kimbilir ne yazacak şimdi hakkımda? Bu vaziyette yaklaşık bir on dakika boyunca, hayatımda hiç tanışmadığım genç bir kadınla sohbet ediyorum Sonra annem alıyor telefonu “Ay ne güzel oldu tanıştınız, hadi bay bay!”


Bir ya da iki sene sonra yer TÜYAP Kitap Fuarı Art arda söyleşi ve imza günüm var Önce uzun bir konuşma vermişim, soru yağmuruna tutmuş okurlar Sorular, sorular, ardından alkışlar Derken iç salona geçmişiz Upuzun bir kuyruk, beraber fotoğraf çektirmek isteyenler, sarılanlar, kitap imzalatmak için iki saat beklemeyi göze alanlar, bir kenarda çekim yapan kameralar, gazeteciler, bir telaş, bir koşuşturma, yoğunluk


Tam o arada Şafak Hanım arıyor Daha az evvel her şeyi bilen, her konuda söyleyecek sözü olan “bilmiş yazar” havasında konuşan ben, aniden değişiveriyorum Bir kız çocuğu oluyorum Fısıldıyorum telefona “Annecim imzadayım, sonra arayayım seni” “İmzadasın biliyorum” diyor “Televizyonda gördüm Niye söylemiyorsun bana? Niye ben basından öğreniyorum etkinliklerini?” Neyse ki bu imkânsız soruya cevap vermemi beklemeden devam ediyor tam gaz, son sürat “Sen hatırlamazsın ta Ankara’dan komşumuz Münevver Hanımlar aradı, tebrik ediyorlar Çocukluğunu bilir onlar senin Bir kere evlerinde kusmuştun Dört tane yumurta yedin üst üste, dokundu tabii Kadıncağız hâlâ anlatır o günü


Ben çocukken nasıl kustuğumu dinlerken, Doğan Kitap’tan arkadaşlar geliyor yanıma Editörüm, yayıncım da orada “Elif Hanım hazırsanız imzaya başlayabiliriz; kalabalık sabırsızlanıyor, kuyruk da çok uzun” “Tamam, bir dakika içinde kapatıyorum” diyorum boncuk boncuk terleyerek Annem devam ediyor bu arada “Komşular da selam söylüyorlar, ta öğretmen okulundan arkadaşlar da aradı Ay ay ay unutmadan imzalı kitap istiyoruz Bir tanesi musluğumuzu tamir eden muslukçu Halil için Adamcağız nişanlıymış Nişanlısı seni çok seviyormuş Kızın adı Sümeyra, bak Hümeyra değil Sümeyra, ona imzala oldu mu? Düğünümüze gelsin Elif Hanım dedi muslukçu Beni de davet etti Üç tane de kuafördeki kızlara söz verdim” Bir an etrafımdan kopuyorum Şu anda ne edebiyat ne sanat, ne felsefe ne kitaplar


Şafak Hanım’ın karmaşık dilini anlamakla meşgulüm Bu dili çözecek şifre icat edilmedi daha “Ne kuaförü annecim ya?” diyorum “Manikürcü kız Firarperest istedi, saçımı boyayan Emin var, çok efendi, o da Baba ve Piç istiyor Ha bir de çay getiren çırak var O da AŞK istiyor ama ‘Aman pembe olmasın abla’ dedi Gri kapaktan yolla” Nihayet telefonu kapatınca “annesinin kızı” kimliğinden “okurlarının yazarı” kimliğine geçmem biraz zaman alıyor Bir bardak soğuk su içiyorum arada Sonra gayet ciddi bir edayla başlıyorum kitap imzalamaya Biz ne zaman büyürüz annelerimizin gözünde? Sahi ne zaman? Kaç kitap yazınca bir romancı, kaç albüm çıkarınca bir müzisyen, kaç tez yazınca bir akademisyen, kaç seçim kazanınca bir politikacı ya da kaç ameliyat yapınca bir doktor, annesinin gözünde artık “yetişkin” sayılır? Bilemiyorum Belki de hiçbir zaman


Elif Şafak

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.