Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Biyografiler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
artemis

Artemis

Eski 06-24-2009   #1
Şengül Şirin
Varsayılan

Artemis



Artemis


Yunan mitolojisinde av hayvanları, toprak ve bereket tanrıçasıdır Anadolulu ana tanrıça simgesi de çeşitli evrelerden geçerek, kesin olarak saptanamayan bir dönemde Efesli Artemis biçimini almıştır Tanrıların kralı Zeus'un kızı ve tanrı Apollon'un kız kardeşi olan Artemis'ten, Homeros'un Uy ada adlı yapıtında bazen "ok taşıyan tanrıça", bazen de "hayvanlar tanrıçası" olarak söz edilmiştir

Doğaya egemen olduğu düşünülen Artemis, canlıların ölüm kalımını elinde tutan bir tanrıçaydı Ok, yay, at ve arabayla betimlenmiştir Aynı zamanda Ay tanrıçasıydı; sürekli değişen Ay'ı etkisi altında tutardı Uygarlığın koruyucusuydu Gökte ve yeryüzündeki gerçek ve gerçeküstü bütün yaratıklar onun buyruğundaydı

Doğanın içinde hayvanlarla birlikte yaşayan, ormanlarda, derelerde ağaç ve su perileriyle dolaşıp eğlenen avcı Artemis, aynı zamanda doğum yapan kadınların da koruyucusuydu Oysa kendisi evlenmeyi istemediği için ona eşlik eden periler de evlenmeyeceklerine söz vermek zorundaydı


Artemis aynı zamanda öfkesiyle de ünlüdür Bir öyküye göre, bir gün Aktaion adlı bir genç, ormanda avlanırken Artemis'in yıkandığını görünce, tanrıça çok öfkelenerek onu bir geyiğe dönüştürmüş ve tazılarını genç adama saldırtıp, onu parçalatmış
Bizans İmparatorluğu döneminde yıkılarak yağmalanan Artemis'in Efes'teki tapınağı Dünyanın Yedi Harikası'ndan biriydi Bugün Selçuk Arkeoloji Müzesi'nde bulunan Artemis heykeli ise, bir zamanlar Efes'teki tapınakta duran büyük boy heykelinin birçok kopyasından biridir


Homeros metinlerinde değinilen Artemis, Eski Roma'da Diana adını aldı Roma'da Diana'ya tapınma yaygındı Kölelerin de koruyucusu olduğu için onun festivali kölelerin tatiliydi Roma sanatında, Diana çoğunlukla yay ve ok taşıyan bir kadın avcı olarak resimlenir ve genellikle yanında bir tazı ya da geyik bulunur Diana'nın Roma'da anlatılan efsaneleri Artemis öykülerinden esinlenmiştir

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Artemis

Eski 12-05-2009   #2
Şengül Şirin
Icon7

Cevap : Artemis






Artemis, Akdeniz çevresinde bin yıllarca tutunmuş bir tanrıçaya belli bir süre içinde ve belli bir bölgede verilen addır K a y -nağı Orta Anadolu'da bulunduğu en son arkeoloji kazılarından kesinlikle anlaşılan ve genel olarak Ana Tanrıça diye tanımlanabilen bu tanrısal varlık Yunan din ve efsanelerinde Artemis adıyla anılır Bu tanrıçanın kültü Anadolu'dan Mezopotamya'ya, Suriye, Lübnan ve Filistin yoluyla Mısır'a ve Ege adalarıyla Girit'e kadar bütün Akdeniz kıyılarını kapladığı gibi, Yunanistan ve İtalya'ya da yayılmış, ayrıca kuzeyde İskandinav ülkelerine dek sokularak iz bırakmıştır Toprak ve bereketi simgeleyen bu tanrıçaya her çağ ve her bölgede başka başka adlarla ve ayrı ayrı biçimlerde tapınıldığı, bütün bu değişik ad ve biçimlerin ardında hep aynı görüş ve inanç özüne rastlandığı artık yadsınmaz bir gerçek olmuştur Ne var ki isim ve biçim bolluğu tanrıçanın geçirdiği evreyi izlemeyi güçleştirmekte, bu karmaşık varlığı bir bütün olarak görüp incelemeyi bilimin daha iyice çözümleyemediği bir sorun haline getirmektedir


Çatalhö-yük ve Hacılar kazılarında elde edilen bulgular ise Ana Tanrıçanın gelişmesinde başlangıç noktasını İsa'dan önce 6100 yıllarına kadar indirmekle bu evreye ışık tutmakta ve daha sonraki aşamaların belli bir açıdan incelenmesini kolaylaştırmaktadır Efes'te bulunan Artemis heykelleri de Anadolu'nun Yunanla ilgili çağlarında bu tanrıçanın aldığı biçimi ortaya sermekle erken taş çağında başlayıp Roma imparatorluğunun putperestlikten Hıristiyanlığa geçişine kadar olan sürede tutarlı bir gelişmeyi izlemek olanağını vermektedir

Adı ne olursa olsun toprak ve bereket tanrıçası ancak uzun ve yaygın bir gelişme süreci içindeki aşamaların sayım ve dökümünü Ana Tanrıçanın Anadolu'daki başlıca simgesi olan Kybele'ye ayırdığımız bölüme bırakarak, burada yalnız Artemis'i tanıtma çabasına girişelim Yunan kaynaklarında adına rastlanan Artemis de zaman ve mekân içinde bir gelişmenin ürünüdür

Homeros metinlerinde sözü geçen Artemis'ten Latin yazınındaki Diana'ya varmak için nice nice değişimlere uğramıştır bu tanrısal figür Bunları özetlemek için yazılı kaynaklardan, Efes'li Artemis'i tanımlamak için de Selçuk müzesinde gözümüzle görmek mutluluğuna eriştiğimiz eşsiz heykellerden faydalanacağız Ana Tanrıçanın gerek Kybele, gerekse Artemis adıyla tam anlamına varmak bugüne bugün pek az bilginin başarabildiği bir iştir Bu işte öncülük, bizim tarih ve din tarihi bilginimiz Halikarnas Balıkçısı'ndadır Aşağıdaki inceleme, onun bulgularının, tanımlarının ve şaşırtıcı bir kavrama ve bağlantı kurma gücüyle aydınlatıp canlandırdığı gerçeklerin bir derlemesi sayılabilir





( 1 ) A D I V E E K A D L A R I Artemis'in adı tıpkı Apollon'unki gibi Yunanca değildir Dokunulmamış, bozulmamış anlamına yakın gelen "artemes" sıfatından üreme olduğunu kanıtlamak güçtür Artemis'in Apollon'un olduğu gibi parlaklık gösteren bir ek adı da yoktur Adına takılan yüzlerce yersel sıfatı ise onun tapınıldığı çeşitli ülke ve bölgeleri açığa vurmaktan başka bir işe yaramaz Tek üstünde durulması gereken ve kişiliğinin özünü yansıtan sıfatları ilkin Homeros destanlarında, sonra ilkçağ yazını boyunca rastlanan okçulukla ilgili sıfatlarıdır İlyada'da bu tanrıçaya çokluk "ok taşıyan, ok saçan, okçu tanrıça" denir, kardeşi Apollön gümüş yaylı olduğu halde, Artemis için Altın sıfatının kullanılması dikkati çeker İlyada'da Artemis için "altın yaylı, altın tahtlı ve dizginleri altın kakmalı" deyimlerine rastlanır, oysa ayla ilişkili bir tannçaya altını biz daha çok yakıştırabiliri Baş ka bir sıfatı ise onun Apollon'lı lııglcinl ısını daha açıkça belirtmektedir Delos'lu Apol-lon'un bir tıpkısı olan Artemis'e övgüde şöyle deniyor:
Artemis'i övelim, Musa, okçu tanrının kız kardeşini Apollon 'la birlikte büyümüştür ok atan o kız oğlan kız, atlarına yoğun sazlı Meles ırmağından su içirir ve Smyrna'dan hızla geçerek sürer altın arabasını bağlık Klaros'a doğru, ki orada taht kurmuştur gümüş yaylı tanrı-,orada bekler hedefi vuran tanrı kardeşi okçu tanrıçanın gelmesini

Homerik denilen bu övgünün başlangıcındaki bu dizeler iki bakımdan ilgi çekicidir: Biri Artemis'in İzmir, Klaros ve Homeros'un atası sayılan İzmir'deki Meles suyuyla ilişkisini açığa vurur, burada her iki tanrının da Ege bölgesinden oldukları, oradan kaynak alıp oraya yerleştikleri anlaşılır; ikincisi Apollon için kullanılan "Hekatos" ve "Hekatebolos" ek adlarıdır ki bunları "okçu, okuyla hedefi vuran" diye çevirdiğimiz halde tam anlam ve kaynaklarını bilmemekteyiz İlerde görüleceği gibi Artemis'le Helios soyundan bir ay ve büyü tanrıçası olan Hekate arasında yakınlık, benzerlik vardır, o kadar ki bu iki tanrıça kimi yerde birbirine karışır Hekate'nin adı da He-katos gibi çözümlenmemiş bir kökendendir Bu aydınlanmamış köken Apollon, Artemis, Hekate üçlüsünün Anadolu ile daha bir ilişkisini mi dile getirir acaba?
Ilyada'nın XXI bölümünde Akhilleus'un eli atanda can veren Hektor'u savunup savunmamak konusunda tanrılar arasında tartışma vardır Apollon bezmiştir, insanları kendi kaderlerine bırakmak düşüncesindedir Derken Artemis, kardeşine sertçe ç ı k ı ş ı r ( İ l X X I , 470 vd):

Ama kız kardeşi, yabani hayvanlar tanrıçası, çıkıştı ona, konuştu avcı Artemis, küçük düşürdü onu: "Kaçıyorsun demek, okçu tanrı, Poseidon'a bırakıyorsun zaferi büsbütün, hak etmediği bir ün veriyorsun ona, Ne diye bir yayın var sentn, aptal, yaramadıktan sonra o yay İşine?"
Yabani hayvanlar tanrıçası diye çevrilen "potnia theron" Ana Tanrıça Kybele'nln w ona özgü bir sıfattır, llyada'da Artemis'in bu nitelikle adlandırılması dikkati çeker, Artemis'in Anadolu'yla ilişkisini bir daha açıklar, Efesli Artemis'le ilişkiyi kurar Hele bundan sonra Hera'nın tartışmaya karışıp Troya'dan yana olduğu için Artemis'e karşı öfkelenmesi büsbütün anlamlıdır (İl XXI, 381 vd):

Bana karşı komak mı şimdi niyetin, utanmaz köpek? istersen yay taşıyıcısı ol sen, kadınlara karşı aslan yapmışsa da seni Zeus istediğini öldürmek gücünü vermişsede sana, zor ölçersin gücünü benim gücümle Git dağlara, yaban keçilerini öldür, kendinden güçlüyle savaşmaktansa bu daha iyi

Aşağıda tanrıçanın niteliklerini ele alırken incelediğimiz bu parçalar Artemis'in adı, sanıyla bir Anadolu'lu tanrıça olarak karşımıza çıktığını belirler
(2) DOĞUŞU Delos'lu Apollon'a övgüde şöyle denir:
Selam sana, ey ulu Leto, Bu parlak çocukların anası, mutlu ana, sensin kral Apollon'u, okçu Artemis'i doğuran, kayalı Delos'ta doğurduydun oğlunu, vermiştin sırtını koca dağa, Kynthos'un sarp eteklerine, kızını Ortygie'de doğurduydun, tnopos akıntılarının orada, bir Fenike ağacı dibinde

Bu metinden açıkça anlaşılan şu ki Leto önce Apollon'u Delos'ta, sonra da Artemis'i Ortygie, ya da Ortygia denilen yerde doğurdu "Ortyks" Yunanca bıldırcın demek olduğuna göre, bu bıldırcın yeri, ya da adası neredeydi? Bu da tartışma konusu İlkçağda birçok yerler Ortygia adıyla anılmakta, hepsi de Artemis'e yurt olmak hevesini gütmekteydi Bir açıklamaya göre Ortygia Delos adasının eski adıymış, üstünde doğduktan sonra Apollon adını Delos, yani Parlak Ada olarak değiştirmiş Ne var ki bu açıklama övgüde söy1 lenene uymuyor, övgüde Delos'la Ortygia ayrı yerler olarak gösteriliyor, şu farkla ki Ino pos deresi, sözlüklerde Delos adasının bir suyudur deniyor Ortygia adlı Sicilya'da bir ada var, ama o söz konusu olamayacağına göre, kalıyor Efes yöresindeki Ortygia Bu konuda Halikamas Balıkçısı'nın tanıklığına başvurmalıyız (Hey Koca Yurt, s 219):

İmparator Tiberius zamanında Anadolu' da, her iki adımda bir, kutsal yerler ve tapınaklar varmış Katili olsun, hırsızı olsun, bu yerlerin dokunulmazlığına kolayca sığınabildiklerinden, ülkede güvenlik kalmamıştı Onun için, Anadolu'daki kutsal yerlerin temsilcileri Roma'ya senatoya çağrılmışlar ki, bu yerlerin gerçeğiyle yalancısı ayrılabilsin

Herkesten önce Efesliler huzura çıktılar ve şunları söylediler: Apollon'la Artemis genellikle sanıldığı gibi Delos'ta doğmuş değillerdir Kendi ülkelerinde Kenkreios adlı bir su varmış ve bir de Ortygia denilen bir koruluk, Leto doğum sancılarıyla kıvranınca oraya gelmiş ve bugüne bugün orada duran bir zeytin ağacına dayanarak doğurmuş bu iki tanrıyı Bunun üzerine o koru tanrı buyruğuyla kut-sallanmış, öyle ki Apollon bile Kyklop'ları öldürdükten sonra Zeus'un öfkesinden orada korunmuş, yine orada Liber baba (tanrı Bacchus) savaşta başarı kazanınca tapmak çevresine sığman Amazon'ları bağışlamış Tapmağın kutsallığı Hercules'in Lydia'ya egemen olduğu zamanda bu yiğidin izniyle daha da artmış ve bu hak Perslerin zamanında bile kaldırılmamış
Bu Kenkreios denilen su, suyun yanıbaşın-daki Kırkınca (köyün bugün adı Şirince'dir) denilen köyün suyudur Kırkınca'lılar sularını oradan alırlar (s221):

Ortygia denilen yer, Solmissos (Bülbül) dağının kuzeyinde, Arvaliya vadisindedir O yer şimdi Meryemana'nm evi olmuştur Kenkreios suyu da Meryemana'nm kutsal suyu oldu Anadolu kurak olduğundan, su başları eskiden beri kutsal sayılırdı Prof J Garstang "Hitit İmparatorluğu" adlı yapıtında, Hitit kabartmalarının su başlarında olduklarını yazar Nitekim Sipylos (Manisa) dağının kuzey eteklerindeki Hitit tanrıçası Hepa, yani Havva'nın önünde de su akar Bizans çağında, su kaynaklarının, ayazma olarak kutsal sayılması sürdürülmüştür

Bu tez her bakımdan tutarlıdır: Artemis övgüsünde tanrıçanın İzmir ve Klaros'la ilişkisi, Efes'li Artemis'e yurt olarak Efes'e çok yakın bir yerin seçilmesi, Meryem Ana efsanesinin de bu yerle ilgili bulunması Ortygia denilen yerin bu olduğu görüşünü pekiştirir Yunanistan'da birçok yerler kendilerine özgü bir Artemis kültü edindikleri ve tanrıçaya bölgesel adlar verdikleri halde, hiç biri doğum yerini değiştirmek yoluna gitmemiş, veya gitmişse de başaramamıştır Artemis'lerin çokluğu tanrıçanın asıl kaynağını unutursa bile, Efes'li Artemis'in bu adlı bütün tanrısal imgelere kaynak ve örnek olduğu apaçıktır

(3) N İ T E L İ K L E R İ VE EFSANELERİ Home-ros destanlarında Artemis'in rolü Apol-lon'unki kadar büyük değildir Anası Leto, kardeşi Apollon, Ares, Aphrodite ve ırmak tanrı Ksanthos'la birlikte Troya'lıları tutar, onları savunmada gevşeyen Apollon'u azarlar İlyada'da Artemis'e verilen sıfatlar tanrıçanın değişmez nitelikleri olarak kalır Artemis ok, yay, at ve arabayla yakından ilgilidir, ama bu araç ve silahları sonraki yazında olduğu gibi av ve avlanma amacıyla değil, çok daha önemli bir iş için kullanır: Apollon gibi Artemis de insanları oklarıyla vurup öldürür Ansızın ölüm erkekler için Apollon'un, kadınlar için Artemis'in oklarıyla olur, bu çeşit ölüm ise tatlı bir ölüm sayılır Andromakhe' nin anası, Niobe'nin kızları, daha başka kadınlar hep bu oklarla can verir, kimi zaman Artemis öldürücü okunu öç ya da ceza amacıyla atar (Niobe), ne var ki destanlarda kardeşiyle paylaştığı bu üstün güç başka hiç bir tanrıya vergi değildir Çocuk doğururken ölen kadınların ölümü de Artemis'ten gelmedir

Bu yüzdendir ki doğumla doğrudan doğruya ilgili bir tanrıça olarak Hera Artemis'e "Sen kadınlar i ç i n bir aslansın" der ( İ l X X I 483) ve Zeus babanın kızına bu yetkiyi verdiğine yakınır
İlyada'da sözü edilen başka efsanelerde de Artemis doğa güçlerini ve özellikle hayvanları elinde tutan "potnia theron" olarak gösterilir, Meleagros'un babası Oineus'a kızdığı için ülkesine korkunç bir yaban domuzu salar (Me-leagros), Agamemnon avlanırken kutsal bir geyiğini öldürüp böbürlendiği için İphigeneia kurbanını şart koşar, böylece Troya savaşının da, Akha'ların başkomutanı Agamemnon'un da kaderini dilegirice saptar (Agamemnon, İphigeneia)

Artemis'in avcı kız ve kesinlikle kiz oğlan kız olarak nitelikleri Homeros destanlarında pek belirtilmiş değildir Yalnız Odysseia'da denizden kurtulan Odysseus Phaiak'lar kralının kızı Nausikaa'yı hizmetçilerinin arasında görürken şöyle seslenir (Od VI, 149 vd):

Yalvarırım, kraliçem sana, ister tanrı ol, ister insan Y a y g ı n göklerdeki tanrılardansın ulu Zeus'un kızı Artemis olmalısın, görünüşün, b o y u n bosun,dipdiri
bedeninle tıpkı osun
Burada Odysseus'un demek istediği şu: Tanrıçaların da, kadınların da en güzelisin Nitekim birçok yerlerde Artemis "Kalliste" (en güzeli) adıyla anılır Doğada egemen, canlıların ölüm, kalımını elinde tutan güçlü tanrıça kavramından doğanın içinde hayvanlarla birlikte yaşayan, ormanlarda derelerde ağaç ve su perileriyle dolaşıp eğlenen avcı kız ve özellikle kız oğlan kız tanrıça kavramına geçiş, yani Efes'li Artemis'ten Hellenistik ve Latin şiirindeki Diana'ya geçiş kolayca anlaşılır doğal ve olağan bir geçiştir

Sürekli bir evre içinde gördüğümüz Artemis figürü böylece avcılık ve bakirelikle ilgili efsane ve masallarda rol almış (Aktaion) ve ay tanrıçası Selene, gecenin karanlık güçlerine egemen Hekate ile bir tutulmuştur Biz yalnız şunu belirtmek isteriz ki, mythos'un kaynağı sayılan Home-ros destanlarında karşımıza çıkan Artemis sonraki yazının avcı tanrıçasından çok kişiliğinde dişi yaratığın üç aşamasını, yani kızlık, kadınlık ve analık aşamalarını da birleştiren büyük Efes'li tanrıçaya benzemektedir Burdan çıkan sonuç da şu ki, Yunan din ve efsa-nesindeki Artemis kaynağını Anadolulu tanrıçadan almaktadır-, birçok mythos yazarlarının bugüne dek ileri sürdükleri tezin tersine Yunan asıllı olan Artemis sonradan Asia'lı Ana Tanrıça ile birleştirilmiş değildir Bu tanrıçanın başka önemli bir kaynağı da Girit'tir Britomartis ve Diktynna diye anılan Girit' li Artemis'ten bu adlar altında söz edilecek, Efes'li Artemis ise ayrı bir bölüme konu olacaktır

( 4 ) E F E S L İ A R T E M İ S Ephesos kazıları sında bulunan biri büyük, ikisi küçük üç Arte mis heykeli arkeolojide olduğu kadar, dünya din tarihinde de çığır açmıştır, Çünkü çok memeli Artemis figürlerinden daha önce ortaya çıkıp Avrupa müzelerinde korunan tek tük örnekler var idiyse de, bu tanrıça tipinin Efes'e özgü olduğu ve Efes'te yapıldığı kesinlikle bilinmiyor, yahut bilinse bile Ege tarih ve sanatına ışık tutmak amacıyla değerlendiril miyordu Bugün bu Artemis heykellerini canlı canlı karşımızda görmekle, yalnız bu tanrıçayı değil, onunla ilgili bütün bir tanrı dünyasını, arkasında da koca bir tarih çağım aydınlatabiliyor, gizli ya da karanlık kalmış birçok bilimsel sorunun çözümüne gidebiliyoruz Dahası var, değeri paha biçilmez, güzelliği dillere destan Artemis Ege'nin şanını dünyaya yayarak Türkiye turizmine çok önemli bir ileri adım artırmıştır Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir'in İngilizce olarak yazdığı ve İzmir Tercüman Rehber Derneğince 1971'de yayımlanan "Asia Minör" adlı broşür Efes'li Artemis üstüne bütün bilgileri toplamakta ve tanrıçanın bugüne dek yapılmamış bir tanımını yapmaktadır Aşağıdaki yazıda bu broşürden fay dalanılmıştır:

a) Kaynağı Efesli Artemis'in kaynağı hiç şüphe yok ki Anadolulu Ana Tanrıçadır Sümer'lerden önce var olduğu Çatalhöyük kazılarından anlaşılan ve Sümer'lerce Mâ ya da Marienna, Hitti'lerce Kupapa, Kubaba ya da Hepa, Suriye'den Arabistan'a kadar olan bölgede Lat, Girit'te Rhea, Phrygia'da Kybele, Lykia'da Leto olarak adlandırılan bu büyük bereket tanrıçasının Efes'e ne zaman geldiği, orada Artemis adıyla kültünün ne zaman başladığı kesinlikle saptanamazsa da, bu tanrıçanın Phrygia, Lydia ve Minoen Girit kültlerinin etkisi altında çeşitli evreler geçirerek yukarda adları sayılan tanrıçalardan ayrıldığı ve bugün Efes'li Artemis biçmine girdiği apaçıktır Bu evreyi çağı çağına izleyemezsek de, arkeolojik bulgularla yazılı metinlerin karşılaştırılmasından Efes'li Artemis'in İsa'dan önce II bin yılda Efes yöresine yerleşmiş olduğu kanısına varılabilir
b) imgesi

Ana Tanrıça'nın bütün Akdeniz çevresinde ve özellikle Orta Anadolu'da bu-
sıralunmuş çeşitli imgeleri, idol, figürin ve küçük heykelleri arasında Efes'li Artemis apayrı bir yer tutar Efes'teki Artemislon adlı tapınağın da çok memeli, başı taçlı, gövdesi birçok f i -gürlerle örtülü, ayakta duran, büyük boy heykeli herhalde çok eski, ilkel bir imgenin geliştirilmiş biçimidir Bu ilkel imge ise bir "ksoanon", yani hemen de hiç yontulmamış bir tahta heykel, ya da Pessinus'taki Kybele için olduğu gibi bir "diopetes" yani gökten düşmüş sayılan bir taştı Zamanla tanrıçanın imgesi zengileşerek, Artemis'in bütün niteliklerini dile getiren yüklü ve süslü bir heykel olmuştur

Bu haliyle Artemis heykeli tanrıçanın doğaya egemenliğini de, uygarlığın her türlüsünde yöneticiliğini de simgeler: Başının üstünde üç kat kule biçiminde üç tapınak taşır, bununla kırları olduğu kadar şehirleri de koruduğu gösterilir; derin ve ciddi bakışları sonsuzluğa dikilidir, tanrıçanın ulu gücünü yansıtır, ensesi dolunay biçiminde bir diskle çevrilidir, alnında hilâl taşır, böylece ay tanrıçası olduğu belirlenir, diskin her i k i yanında beşer g r i f -fon, yani kartal başlı aslan vardır ve boynunda zodiak işaretlerinden örülmüş kalın bir gerdanlık sarkar Onun altında da dört kat meme görülür "Polymastos" yani çok memeli diye tanımlanan heykelin meme sayısı 17 ile 40 arasında değişir Ama bu memelerin ucu olmadığından kimi bilginler bunları hurma ya da erkek arı gövdeleri diye yorumlamak yoluna gitmişlerdir Tanrıçanın An Kraliçesi unvanıyla ilgili görülen bu sarkıntılar ne olursa olsun, Artemis'in bolluk ve bereket simgeleridir Eteği altı kat dörtgen biçiminde plaklara bölünmüştür, her dörtgenin içinde kabartma aslanlar, keçiler, boğalar, g r i f -fon'lar, sfenks'ler ve arılar görülür, bunların ortada olanları üçer üçer dizilmiştir

Gövdesini saran bütün bu simgesel süsler tanrıçanın kutsal tahta yonutuna zaman zaman giydirilen birer giysi niteliğinde olsa gerek Nitekim Efes'te tanrıçanın giysilerini korumakla görevli soylu genç kızlar bulunduğu, bunların kız oğlan kız oldukları sürece hizmet gördükleri, evlenince ayrılıp yerlerini başka kızlara bıraktıkları bilinir Tanrıça heykelinin değişmez kutsal simgelerinden biri de üç sayısıdır Bu sayı ile Artemis'in üçlü karakteri dile gelmekte, hem kız, hem evli kadın, hem de ana olarak yaşam sürecinin bütününe egemenliği simgelenmektedir Tanrıça evrenseldir: Sürekli değişim halinde olan ayı etkisi altında tutar, doğum yeri çok doğurgan diye bilinen bıldırcınla ilgilidir, arıların kraliçesi, uygarlığın koruyucusudur, gökte ve yeryüzündeki gerçek ve gerçeküstü bütün yaratıklar onun buy-rugundadır İnsanların da, hayvanların da ecesi, bütün doğanın yöneticisidir

Efesli Artemis'in Ana Tanrıça ile paylaştığı bu nitelikleri İonya'ya özgü bir biçimde ve Prygia'da tapınılan Kybele'ninkilerden ayrı motif ve simgelerle dile getirrriesi, üstünde durulması gereken bir özellikti/, lonya, düşünürleri ve sanatçılarıyla uygarlık dünyasına nasıl öncülük etmişse, Ana Tanrıça imgesini yaratmakta da başka hiçbir ülke ve yörede erişilemeyen bir yetkinliğe ulaşmış, göz kamaştırıcı bir başarı ortaya çıkarmıştır Bu eşsiz sanat anıtıyla çığır açıcı eşsiz bir düşüncenin taşıyıcısı olan Efesli Herakleitos arasında ilişki kurmamak için kör olmalı Kaldı ki doğada akışı görüp evreyi ilk dile getiren büyük filozofun düşüncesini Artemis tapınağında tanrıçanın imgesine baka baka geliştirdiğini de biliyoruz

c) Tapmağı Artemis'in Efes'teki tapınağı Artemision dünyanın yedi harikalarından biriydi İlkçağ yazarları onu anlatmakla bitiremezler 190 metre boyunda, 55 metre enindeki yapı İonya üslubunda 127 sütun üstüne kurulmuştu 15 metre yükseklikteki bu sütunların 36'sı kabartmalarla süslüydü, bunların biri ünlü heykeltıraş Skopas'ın elinden çıkmıştı Sunağı Praksiteles'in eseriydi, içinde bulunan Amazon'lar anıtının heykellerinin yapılmasında Polykleitos, Pheidias, Kresilas, Kydon gibi Yunan ilkçağının en büyük sanatçıları çalışmış, resimleri Efes yurttaşı olan Apelles'in elinden çıkmıştı En parlak çağında Artemision Atina'daki Parthenon'dan dört kat büyük olup akıllara durgunluk veren bir yapıydı




Artemis'e adanmış kutsal bir alanda IÖ 652 yılında bitirilen ilk taş tapınak Kim-mer'lerin Anadolu'ya saldırısında yıkılmış ve İÖ 564-546 yıllarında, bir dünya harikası sayılan asıl Artemision kurulmuştu Büyük İskender zamanına kadar tapınak olduğu gibi kalmış ve Ege yöresini ele geçiren yabancı idarelerce de saygı görmüştü İskender'in doğduğu tÖ 356 yılında lıpınık lli'iostrı tos denilen ve bir deli olduğu iter! ıtirüten bir Efes'imin eliyle yakılmış Bu kadar koca bir yapının bir adam tarafından nasıl yok edilebileceği bir sır olarak kaldığı gibi, bu işte tapınağın paha biçilmez hazinelerini ele geçirmeyi düşünen rahiplerin parmağı olduğu sanılır 30 yıl sonra tapınağın yeniden yapılmasına başlanmış ve Lydia kralları gibi iskender de yapımına büyük bağışlarla katılmıştır Yunan ve Roma ilkçağı boyunca uygar dünyanın hayranlığını üstüne çeken Artemision barındırdığı sayısız rahip ve görevli heyetleriyle başlı başına bir idare haline gelmiş, para basımı, kredi ve bankacılık işlemlerine önayak olmuş ve bu yolda uluslararası bir alışveriş kurumu meydana getirmiştir

Bu dünya harikasının yerinde yeller esmesi, İngiliz çukuru denilen bir bataklık haline dönmesi Hıristiyanlıkla başlayan korkunç bir çapulculuk hareketinin sonucudur Aziz Pau-lus'un Efes'e gelişinde yeni dine karşı direnen Efes'tiler Bizans imparatorluğunun yağmacılığına karşı koyamamışlar, zamanla dünya harikasının taşları bir bir sökülerek Aya-sofya'nın yapımına yaramıştır Eşsiz mermer ve taşların geri kalanı da Efes'teki Sen Jan kilisesinde kullanılmıştır İki üç yüzyıl önce Bri-tLh Museum'un Efes'e yolladığı bir arkeolog grubu da ne bulduysa İngiltere'ye aktarmış, böylece Artemis'in dillere destan tapınağı boyuna taşıp şehri sular altında bırakan Kays-tros'un (Küçük Menderes) da yardımıyla kurbağaların ötüşüp oynaştığı bir batak haline gelmiştir




Artemision'da görevli bulunan çeşitli rahip heyetleri ve tapınağın Ege'nin yaşamındaki engin rolü üstüne burada daha çok ayrıntıya gidemeyeceğimizden Halikarnas Balıkçısı'nın yukarda sözü geçen "Asia Minör" adlı kitabına başvurulmasını salık veririz Bu heyetlerden Kybele bölümünde de söz edilecektir

d) Etkisi Ana Tanrıçanın bir simgesi olan Efes'li Artemis'in Phrygia'lı tanrıça Kybele kadar etkisi olduğu ve adı ortadan silindikten sonra da başka tanrısal varlıkların arkasında gizli bir yaşam sürdürdüğü bir gerçektir Arte-mis'i sürdüren en belirli tanrı kişiliği hiç şüphesiz ki Meryem Ana'dır A z i z Paulus'u Efes tiyatrosunda dinledikten sonra ilkin direçle karşılayan ve isa ya da Meryem'den bize ne, bizim tanrıçamız büyük Artemis'tir diyen Efesliler zamanla gevşemişler, denemez Onlar, kültür süreçlerinde eşi az görülen bir transposition örneği vermişler, yani inandıkları, tapındıkları büyük tanrıça kendilerine yasak edilince, inançları yüzünden akla, hayale sığmaz İşkence ve saldırılara uğrayınca Meryem diye karşılarına çıkarılan ve zorla kabul ettirilen tanrısal varlığa Artemis'in bütün niteliklerini aktarmışlar, böylece inançlarının özü korunduğu gibi Meryem Ana'yı yüceltmişler, onu da büyük bir ana, büyük bir tanrıça nitelikleriyle dünyada tutulabilen bir varlık olarak yaratmışlardır

Onun içindir ki Meryem Ana' nın Efes'e getirilmesi, Efes'te Bülbül dağındaki tapı yerinde yaşayıp ölmesi olayı bir gerçek olsun ya da olmasın, Meryem Ana imgesi Efes'le yakından ilgilidir, Meryem Ana Anadolu'nun ve özellikle Efes'in bir yaratısı, bir başarısıdır denebilir Tarihte bir kültür sürecinin kesintisizce korunmasını başarmak, insanlığa kök salmış birkaç inancın çağlar boyunca ve gelip geçen sayısız uluslar, yönetimler, değişmelere karşın sürdürülmesini sağlamak uygarlık denilen büyük kavramın bir belirtisidir Bu yüzdendir ki Efesli Artemis bugün karşımızda olanca canlılığıyla yaşamaktadır

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.