Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
70li, romanını, yazdı, yaşında, yılların

90 Yaşında 70'li Yılların Romanını Yazdı...

Eski 03-27-2009   #1
yesimciwciw
Icon46

90 Yaşında 70'li Yılların Romanını Yazdı...




Vedat Türkali'nin internet sitesi (Vedat Türkali | Resmi İnternet Sitesi | wwwvedatturkalinet) yazarın kendisine ait bir fotoğrafıyla açılıyor Gülümsemesi gözlerinden başlayan, yakası görünen yün hırkası, kır saçlarıyla sade, çok sade bir adam duruyor o fotoğrafta Adeta herkesin bilmediği kimi şeyleri öğrenmiş, açılarıyla arasına bir mesafe koymuş da, derinden gelen bakışlarım ağırlaştıran tecrübeleriyle yürümüş ve şimdi bunlardan haberi olmayanlara fotoğraftan neredeyse şefkatle bakıyor

Vedat Türkali "Karanlıkta Uyananlar" ın, "Bedrana" nın senaristi, "Salkım salkım tan yelleri estiğinde" diye başlayan, devamında "Haktan bahseden namuslu insanları / Yağmurlu bir mart akşamı topladılar / Karanlık mahzenlerinde şehrin / Cellatlara gün doğdu" diye anlatan şiirlerin şairi, sinematografik gözüyle kahramanlarım Türkiye'nin tarihinden seçen bir romancı Yıllarca hapiste kalan, 1950'lerin ağır atmosferinde şiirleri elden ele dolaştırılan, Türkiye'nin yarım asırlık tarihinin şairi, sinemacısı, edebiyatçısı Vedat Türkali bugün 90 yaşında Ve Türkiye'nin 70'li yıllarının romanını yazdı: 'Yalancı Tanıklar Kahvesi"

ŞEKİL DEĞİŞTİREN MAZİ



Gözünü karartıp cüret edenler varsa da edebiyata bir tarif getirmek, sınırlar çizmek kolay değil: Edebiyat dille, kelimelerle, duyumlarla bireysel alanda üretilen, ama sonra kendiliğinden bireysel ve toplumsal düzlemde yığınla pratik işlev de üstlenen bir sanat Bu bakımdan edebiyat bir yönüyle, dün olanı, ama daha önemlisi gündelik hayatin tarihini taşıyan, kayda geçen bir araçtır Vedat Türkali de geçtiğimiz günlerde Turkuvaz Kitap'tan çıkan 'Yalancı Tanıklar Kahvesi" nde nostaljinin neredeyse "isyanların altın çağı" na dönüştürdüğü, ortak zihnimizde giderek bulanıklaşan 1970'li yılların kaydım tutuyor

Türkiye'nin bin türlü derdinin sebebi diye söylenen toplumsal hafızanın zayıflığı hasletinin, kabaca bakıldığında edebiyatta da aynen devam ettiği söylenebilir Türk edebiyatında olayların ve dönemlerin ürettiği özgün eserlerden, kendi içinde ortak noktalan olan kitapları barındıran gruplardan çok, olsa olsa bazı olaylardan ve dönemlerden bahseden şuuru sayıda yazardan bahsedilebilir

Propaganda kitapları sayılmazsa, içine binlerce insanın karıştığı toplumsal süreçler edebiyata pek girmiyor, girse bile bu da aradan uzun yıllar geçtikten sonra ancak mümkün olabiliyor; 6 -7 Eylül olayları ya da 12 Mart için olduğu gibi

12 Eylül günlerini yaşamış on binlerce insanın içinden, aradan neredeyse otuz yıl geçtikten sonra bile o günlerini anlatmadan edemeyenlerin sayısı belki iki elin parmaklan kadar Bunu söylerken, tersi olsa edebiyat için çok hayırlı olurdu, gibi bir yargıda bulunmayı meşru sayıyor değilim, öncelikle edebiyatı sınırlamak anlamına geleceği için; ikincisi edebiyatın geleceği için her neyi iyi, zenginleştirici, ufuk açıcı, teşvik edici sayıyorsak, böyle bir üretimin bunu sağlayacağından emin olunamayacağı için

Fakat dönemlerin ve yaşananların öyle ya da böyle edebiyata az yansımasının sebepleri ve sonuçları üzerine düşünmek siyasetle olan genel ilişkimizin değerlendirilmesine de bir katkı sağlayabilir

TOPLUMSAL HAFIZAMIZ

Vedat Türkali 1976'da çıkan "Bir Gün Tek Başına" dan bu yana romanlarıyla Türkiye'nin yakın tarihini yazıya geçirmeyi neredeyse görev bilmiş bir yazar Hikâyelerini "Bir Gün Tek Başına" da 1960 darbesinin, "Mavi Karanlık" ta 12 Eylül öncesinin, 'Tek Kişilik Ölüm" de 1940'ların, "Güven" de 2 Dünya Savaşı yıllarının üzerine inşa ermişti

Aynı doğrultuda 'Yalancı Tanıklar Kahvesi" nde de 70'lerin siyasi hareketlerinde yer alan kahramanlar üzerinden, kaçırılmış firsaüar ve bireylerin siyasetlerle ilişkilerindeki açmazlar ve üzerine, özellikle siyasetin aşk, cinsellik, aile bağlan gibi bireysel alanın hasletleriyle olan ilişkileri üzerine düşünüyor

YAZMAK BİR MİSYON

Romanlarının üslubu, kurgusu, akışı hakkında söylenebilecekler bir yana, Vedat Türkali bizzat içinden geçtiği dönemlerin bireylerini, anlık hikâyelerini, duyumlarını yazmayı, 'Tek Kişilik ölüm" için söylediklerinden anlaşıldığı üzere neredeyse bir misyon olarak görüyor: 'Tarihte kaçırılmış fırsatların getirdiği zarar kolay giderilemiyor Hele ders alınması bilinmemiş de kayıplar üst üste binmişse

Değerlendiremediğimiz fırsatların acısını, o günleri yaşayarak çekmiş birileri olarak bize düşen; neleri, nasıl kaçırdığımızı açık seçik ortaya koyup içtenlikle sergilemektir Geçmişi cici boyalarla süsleyip yeni kuşaklara gözbağcılık etmek devrime de, demokratik gelişmeye de zarardan başka bir şey sağlamaz Tüm çabam, uğraşım bu temel inancıma dayanır"


__________________





Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.