İğdir'i Taniyalim |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İğdir'i TaniyalimDoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Iğdırın doğu ve güneydoğusunda Nahçıvan ve İran, güneyinde Ağrı İli, kuzey ve kuzeydoğusunda Ermenistan, batı ve kuzeybatısında Kars İli yer almaktadır Iğdırın kuzey ve kuzeydoğu sınırını Aras Nehri ve bu nehrin yatağı boyunca geçen Ermenistan sınırı oluşturmaktadır İl toprakları dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olup, küçük bir bölümü ovalıktır İlin doğu ve batı doğrultusunu Durak Dağı ve Zor Dağı, Ağrı Dağının da kuzeybatısı kesimi engebelendirir Bunlardan Ağrı Dağı il sınırları içerisinde 5 137 m ye ulaşan en yüksek doruğudur Kutsal kitaplarda ismi geçen Nuhun efsanesine konu olan bu dağ, birçok dilde farklı isimlerle anılmaktadır Bunların başında da , Ararat, Kuh-i Nuh, Cebel el Haris gibi isimler gelmektedir Volkanik bir dağ olan Ağrı, ülkemizin en yüksek dağıdır Tek bir kütleden oluşmayan Ağrı Dağının çevresi yaklaşık 130 km yi bulur; 3 000 m den sonra ikiye ayrılarak, Büyük ve Küçük Ağrı olarak adlandırılır Büyük Ağrının zirvesi ve krater kalıntısı geniş buzulların altındadır Küçük Ağrının ise buzul hareketleri ve erozyonlar sonucu krater çanağı yok olmuştur Bu nedenle de 3 896 m yüksekliğinde olan dağ oldukça sivri bir görünümdedir Büyük Ağrının zirvesi birbirine yakın iki ana zirve bloğundan oluşur Güney ve batı yüzlerinde 4 800 m den itibaren daimi buzullar dağı kaplar Diğer yüzeylerinde ise buzullar daha da aşağılara kadar ilerlemektedir Dağın Güneyinde ve kuzeyinde zirveden başlayarak yaklaşık 2 000 m kadar aşağıya uzanan iki derin vadi bulunmaktadır İldeki diğer önemli yükseltiler ise Büyük ve Küçük Ağrı, Zor, Durak ve Pamuk Dağlarıdır ![]() Erzurum-Kars platosu kapsamındaki Iğdır Ovası, denizden 850 m yüksekliğinde olup, 770 km2lik bir alanı kaplar Ovanın ortasından geçen Aras Nehri aynı zamanda Ermenistan ile doğal sınırı çizer Iğdır Ovası oluşum yönünden hem alüvyon dolgulu çöküntü ovası, hem de çöküntü havzası özelliklerini taşımaktadır İl topraklarını Bingöl Dağlarının kuzey yamaçlarından kaynaklanan ve doğuya doğru akan Aras Nehri sulamaktadır Bu nehir, kuzeyden gelen Arpaçayı da içerisine alarak Iğdır Ovasından geçer ve sınır dışına çıkar İlin bir diğer önemli akarsuyu da Karasu Nehridir Iğdırda coğrafî konumundan dolayı karasal bir iklim hüküm sürmektedir sıcaklık bölge ortalamasından daha yüksektir çok az yağmur almaktadır Yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve rutubetli bir mikroklima iklime sahiptir İlin jeolojik yönden yapısı alüvyoniktir Yüzölüçümü 3 546 km2 olup, toplam nüfusu 64 170dir ![]() İlin ekonomisi tarım, hayvancılık ve sınır ticaretine dayalıdır Tarım daha çok Iğdır Ovasında yapılmaktadır Yetiştirilen başlıca ürünler, sanayi bitkileri şeker pancarı, patates, sebzecilik ve kavun, karpuz, kavun, üzüm, erik ve şeftalidir Bunların yanı sıra buğday, arpa gibi tahıl ürünleri de yetiştirilmektedir Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmakta olup, sığır, kıl keçisi, koyun yetiştirilmektedir Kümes hayvancılığında ise tavuk, hindi, ördek ve kaz gibi çeşitli kümes hayvanları beslense de bunların en önemlisi tavukçuluktur Hayvancılığa dayalı olarak mandıracılık oldukça gelişmiş, kaşar peyniri başta olmak üzere, yağ, kaymak, deri, yapağı ve kıl üretimi de önem taşımaktadır Hayvancılık sınır ötesi ticaretin başında gelmektedir Iğdır ve yöresinde el sanatlarının ekonomiye büyük katkısı vardır Özellikle köylerde özel kök boyanın kullanıldığı yün veya pamuktan halı, kilim, halça, hurcun, heybe örülmektedir Bunların üzerinde Karabağ ve Kafkas motifleri işlenmiştir Ayrıca yün çoraplar üzerinde de bitkisel ve hayvansal motifler bulunmaktadır Bunların yanı sıra Şah Maral motiflerine sıkça yer verilmiştir ![]() Iğdır ismi, Oğuz boylarından Üç Okların başında bulunan Oğuz Hanın oğullarından olan Iğdır Beyin isminden gelmektedir Iğdırdaki ilk yerleşim MÖ 5000-4000 yıllarında Orta Asyadan geldikleri kabul edilen, bugünkü Azerbaycan, Sürmeli Çukuru ve Doğu Anadoluda yerleştikleri sanılan Hurrilerdir Hurrilerden sonra, MÖ![]() 3000-2000 yıllarında Mitanniler, Hititler, Asurlular ile başlamıştır Ardından buradaki Urartu yerleşimi MÖ 646-625 yıllarında III Sardur döneminde Kimmerlerin ve Sakaların buraya yaptıkları saldırılar sonucunda yıkılmıştır Bundan sonra bölgede Medler, Persler, Makedonyalılar, Seleukoslar, Romalılar, Arsaklar ve Sasaniler hüküm sürmüşlerdir VII yüzyılda Araplar buraya egemen olmuş, ardından yöre Araplar ile Bizanslılar arasında birkaç kez el değiştirmiştir Malazgirt Savaşından (1071) sonra Selçuklu egemenliğine girmiş, 1239da Moğollar yöreye hakim olmuş, ardından Çingizler, İlhanlılar, Celayırlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safaviler burada hakim olmuşlardır Yavuz Sultan Selimin Çaldıran Seferinden (1514) sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır ![]() Osmanlıların 1583te Revanı (Erivan)fetihlerinden sonra, bugünkü Iğdır, Tuzluca ve Aralık ilçelerinin idaresi"Aralık Kazası" adıyla Revan Eyaletine bağlanmıştır İranlılarla yapılan savaşlar sonunda imzalanan 1736 tarihli İstanbul Antlaşmasından sonra 1827ye kadar İran idaresinde kalan bölge, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda 42 yıl Rus işgalinde kalmıştır 1917 Ekim Devriminden, Bolşevik İhtilali sonra içine düştüğü siyasi bunalımdan kurtulamayan Rusyanın diğer devletlerle Brest-Litovks Antlaşmasının imzalamasıyla bölge, tekrar Osmanlıların eline geçmiştir I Dünya Savaşından sonra yapılan Mondros Mütarekesiyle (30 Ekim1918) Türk orduları bölgeden çekilince bölge Ermenilerin saldırılarına uğramıştır 14 Kasım 1920de 15 Kolordu Komutanı Kazım Karabekir komutasındaki Türk ordusu Ermenileri bozguna uğratmış ve Aras Nehrinin kuzeyine püskürtmüş, Iğdır ve çevresi de Türkiye topraklarına katılmıştır ![]() Kars iline bağlı bir ilçe iken, ekonomik,sosyal ve coğrafi özellikleri dikkate alınarak, 27 05 1992 tarihinde Türkiyenin 76 ili olmuştur Iğdırda günümüze gelebilen eserler arasında; Sürmeli Kalesi, kentin 25 km güneybatısında Selçuklu Kervansarayı (XIII yüzyıl), Iğdır Ovasının batısında Karakale Ören Yeri, Çakırtaş Köyündeki Kümbet, Melekli beldesi yakınlarında Urartu Mezarlığı, Ağrı Dağı eteklerinde Ahura Ören Yeri bulunmaktadır Garip dede Türbesi, İlde ayrıca Soy Kırım Anıtı, Hakahmet Köyü Anıtı, Oba Köyü Anıt Mezarı bulunmaktadır
|
|
İğdir'i Taniyalim |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İğdir'i TaniyalimIğdır Gezgin Gözüyle Bölgede, zengin bir turizm potansiyeli bulunmasına rağmen, bu potansiyelin iyi değerlendirilemediği ve turizm faaliyetlerinin henüz istenilen düzeyde bir gelişme göstermediği söylenebilir ![]() Bunun nedenleri olarak; Bölgenin sahip olduğu turistik değerlerin yeterince tanıtılmamış olması, az sayıdaki konaklama tesisleri hariç, bölgede bu amaca yönelik tesislerin kurulamamış olması gibi faktörler gösterilebilir ![]() ![]() Iğdır Ovası'nın güneyindeki Büyük Ağrı Dağı ülkemizin dağ turizmi yönüyle yüksek bir potansiyele sahip dağlarından birisidir Bu volkanik dağ, dağcılık sporu ile uğraşanların belki de aradığı bütün özelliklere sahiptir Gerçekten, tırmanış mesafesinin yüksek olması ve çıkışın başladığı yere kadar motorlu araçlarla gidilebilmesi önemli bir avantajdır Bir çok ülkede, dağın kaidesine varabilmek için bazen günlerce yürümek gerektiği halde, Ağrı Dağı; Doğubeyazıt, Iğdır ve Aralık gibi merkezlere gelen asfalt yollarla kolayca ulaşılabilecek bir konumda bulunmaktadır![]() Büyük Ağrı Dağı'na tırmanışlar, sadece dağcılık sporuna yönelik olmayıp, bunların çoğu bilimsel amaçlıdır Bu tür tırmanışların ilki, 1829'da F Parrot ve ekibi tarafından gerçekleştirilmiştir Bunu, 1845'te H Abich, 1848'de M Wag-ner, 1900'de A Osvvald ve 1955'te M Blumental gibi jeologların, dağın jeolojik yapısını incelemek amacıyla gerçekleştirdikleri tırmanışlar izlemiştir Dağcılık sporu amacıyla daha bir çok iniş ve çıkışlar yapılmıştır Ağrı'ya tırmanan ve zirvesine Atatürk'ün büstünü koyan, 1937'de Binbaşı Cevdet SUNAY olmuştur Ağrı Dağı'nın Hz Nuh Tufanı hadisesi dolayısıyla diğer dağlara göre daha fazla turist çekme özelliği bulunmaktadır Ağrı Dağı'nda yüksek bir turizm potansiyelinin varhğını ve değerlendirilmeyi beklediğini söyleyebiliriz Bu konuda yapılan bir araştırmada, dağın belli bir yüksekliğine Hz Nuh'un temsili gemisi yerleştirilip, Aralık KKTİ yakınlarından buraya ve tesislerden dağın doruk noktasına bir teleferik hattı döşenerek, bölgenin turist çekme cazibesi artırılabilir Bölgede, tarihi ve turistik değer taşıyan 7 adet eser bulunmaktadır Ancak, bu tarihi eserlerin yerli ve yabancı turist çekme özelliğinin zayıf olduğunu söyleyebiliriz Bu eserler:Karakale Ören (Harabe) Yeri ![]() Iğdır Ovası'nın batısında, Ermenistan sınırında, savunmaya elverişli bir konumda kurulmuş olan Karakale, Sürmeli Çukuru'nun en eski yerleşim merke/lerinden biri olup, Urartular'a belki daha da eskilere dayanır Ancak, 1664 ve 1840 yıllarında meydana gelen depremlerde, kale duvarları tahrip olmuştur Günümüzde tamamen harabe halindedirKervansaray ![]() Iğdır il merkezini Asma köyüne bağlayan yolun 25 inci km'sinde bulunan kervansaray, XII yüzyıl Selçuklu taş işlemeciliğinin en güzel örneklerinden biridir Sürmari Emiri Şerafeddin Ejder tarafından yaptırılmıştır Kervansaray, Ba-tum-Tebriz karayolu üzerindeki menzil noktalarından birisi olup, kervanlar Çilli geçidini aşmadan önce burada konakmıyorlarmış 1988 yılında koruma altına alınan eser, halen harabe halindedir![]() Iğdır Korganı (Kalesi) ![]() Kale, Büyük Ağrı Dağı'nın eteklerinde bulunmaktadır Savunmaya elverişli sarp kayalıklar üzerinde ve kervan ticaret yolunun en iyi şekilde kontrol altında tutulabileceği bir konumda yer alan Iğdır Korganı, XI yüzyılda Oğuz Türkleri tarafından kurulmuştur Dağ yamaçlarında "Kız Kalesi" ve onun 200 m kadar aşağısında "Oğlan Kalesi" adı verilen iki kale kalıntısı bulunmaktadır Sürmeliden Büyük Ağrı Dağı'na doğru giden ilk çağın kervan yolu, bu iki kale arasından geçer ve Ahura yönünde uzanarak Küçük ve Büyük Ağrı Dağları arasındaki Serdarbulak Geçidi'nden Beyazıt'a (Doğubeyazıt) doğru giderdi Iğdır Korga-nı'nda, o devirlerden kalma bir değirmen harabesi de bulunmaktadır![]() Koç Başlı Mezarlar ![]() Hemen hemen Iğdır Ovası'ndaki bütün eski mezarlıklarda bulunan koç başlı mezarlar, Karakoyunlu-lar döneminden kalmadır Bu mezar taşları yiğit ve kahraman kişiler ile genç yaşta ölen delikanlıların mezarlarına dikilirdi![]() Kümbet Iğdır'ın Çakırtaş köyünde bulunmaktadır Bu eser de Selçuklular'dan kalmadır Ancak, kümbet bakımsızlık dolayısıyla büyük ölçüde tahrip olmuştur![]() Kültepe Melekli beldesi yakınlarındadır Burada, 1913 yılında yapılan kazılarda, ölülerin yakılarak küllerinin kaplar içinde gömüldüğü bir Urar-tu mezarlığı ortaya çıkarılmıştır Mezarlıkta ayrıca süs eşyaları, silahlar ve mühürler bulunmuştur![]() Ahura Ören (Harabe) Yeri Ağrı Dağı eteklerinde bulunan Ahura (Yenidoğan), günümüzden 2200 yıl önce Artaksiyaslılaf tarafından bir dini ibadet merkezi olarak kurulmuştur Ancak; 1840'ta meydana gelen deprem nedeniyle, dağdan yuvarlanan büyük kayalar ve çamur, köyü örterek yok etmiştir Burada, halen eski köy yerleşim mezarlığı bulunmaktadır![]() Iğdır'da Konaklama Iğdır'ın il olması ve Dilucu gümrük kapısının faaliyete geçmesiyle birlikte özellikle konaklama tesislerinde kayda değer bir artış gözlenmiştir Bölgedeki konaklama tesislerinin tamamına yakını Iğdır il merkezinde toplanmıştır Ayrıca, Kars'ta bulunan Anı Şehri Harabelerini görmek üzere gelen yabancı turistler, buradan Doğubeyazıt'ta bulunan İshak Paşa Sarayını ziyaret için geçerken genellikle Iğdır'da konaklamaktadırlar![]() Ağrı Dağı ![]() Ağrı Dağı, jeolojik konumunun yanı sıra, tufandan sonra Nuh'un gemisine ev sahipliği yaptığı inanışı dolayısıyla efsanevi kimliğiyle de ön plana çıkan bir dağdır Kutsal kitaplarda da adı geçen bu dağ, birçok dilde farklı adlarla anılmaktadır Bunların başlıcaları, Ararat, Kuh-i Nuh, Cebel el Haris'tir Marco Polo'nun yazılarında, hiçbir zaman çıkılamayacak bir dağ diye sözünü ettiği bu etkileyici dağın ilk tırmanışı, kayıtlara göre 9 ekim 1829 yılında Profesör Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi Dağın ilk kış tırmanışı ise çok daha geç bir tarihte, 21 Şubat 1970'de Dağcılık Federasyonunun eski başkanlarından Dr Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirildi Bilindiği kadarıyla kalabalık bir ekip halinde denenen tırmanışta yalnızca Dr Bozkurt Ergör zirveye ulaşmayı başardı İzleyen yıllar da özelliklede 1980'li yılların ikinci yarısında başarılı kış tırmanışları gerçekleştirildi Kış koşulları çok fazla dağcının zirveye ulaşmasına izin vermese de 1980'li yılların yaz aylarında binlerle ifade edilebilecek sayıda yabancı dağcı bu dağı ziyaret etti![]() Günümüze kadar Ağrı Dağı'nın solo kış çıkışı yapılmamıştır Dağın coğrafi konumu nedeniyle çok sert fırtınalara hedef olması ve hızla değişebilen hava koşulları nedeniyle, kış aylarında yapılacak bir solo tırmanış halen dağcıların önünde başarılamamış bir hedef olarak durmaktadır ![]() İncil ve Tevrat'a göre; Nuh Peygamber zamanında yeryüzünü kötülükler kaplamıştır İnsanlara bir ders vermek amacı ile Tanrı, Nuh'a bir gemi yapmasını emretmiştir Gemiye, Nuh Peygamber, eşi, oğulları, oğullarının eşleri ile yeryüzünde bulunan bütün canlı türlerinden birer çift alarak binecektir Nuh Peygamber, Tanrının emri doğrultusunda gemiyi yapar ve canlılarla beraber gemiye girer Çıkan tufan sonucunda gemidekilerin dışında kalan tüm canlılar yok olur Suların çekilmesi ile gemi, Ağrı Dağı'na oturur ve içindeki canlılar gemiden ayrılarak yeryüzüne dağılır Bu yönüyle dini açıdan çok özel olan dağ, düz bir arazide aniden yeryüzünden göğe doğru yükselen heybetli görünümü, yazın bile karlı dorukları, bitki örtüsü ve barındırdığı hayvan türleri ile etkileyicidir ![]() Jeolojik Yapısı Volkanik bir dağ olan Ağrı Dağı bilindiği üzere ülkemizin en yüksek dağıdır Ancak sanılanın aksine tek bir kütleden oluşmaz Çevresi yaklaşık 130 kilometreyi bulan bu dağ 3000 metreden sonra ikiye ayrılır ve Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı olarak adlandırılır Büyük Ağrı'nın zirvesi ve krater kalıntısı geniş buzulların altındadır Küçük Ağrı'nın ise buzul hareketleri ve erozyonlar sonucu krater çanağı yok olmuştur Bu nedenle 3896 m yüksekliğinde olan dağ oldukça sivri bir yapıdadır Büyük Ağrı Zirvesi ise birbirine yakın iki ana zirve bloğundan oluşur Güney ve batı yüzlerinde 4800 metreden itibaren daimi buzullar dağı kaplar Dağın diğer yüzeylerinde ise buzullar daha da aşağılara kadar ilerlemektedir Dağın Güneyinde ve kuzeyinde zirveden başlayarak yaklaşık 2000 metre kadar aşağıya uzanan iki derin vadi bulunmaktadır
|
|
İğdir'i Taniyalim |
|
|
#3 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İğdir'i TaniyalimIğdır Kaleleri Iğdır Kalesi (Merkez) ![]() Iğdır, Büyük Ağrı Dağı eteklerinde, oldukça sarp, savunmaya elverişli kayalıklar üzerinde bulunan Iğdır Kalesi Sürmeliden Büyük Ağrı Dağı ve Serdarbulak Geçidinden Doğubeyazıta giden kervan yollarını kontrol altında tutabilmek amacıyla yaptırılmıştır Bu kalenin 200 m kadar aşağısında Oğlan Kalesi ve Kız Kalesi ismi ile anılan iki ayrı kale daha bulunmaktadır Bu kalelerin hepsi tamamen çevreyi kontrol altında tutabilmek ve kervan yolunun güvenliğini sağlamak amacı ile yaptırılmıştır Kaleler XI yüzyılda Anadolu Selçukluları tarafından yaptırılmıştır Karakoyunlu (Kire) Kalesi (Karakoyunlu) ![]() Iğdır Karakoyunlu ilçesinde çevreye hakim bir tepede bulunan kale kalıntısının hangi dönemde yapıldığı kesinlik kazanamamıştır Bununla beraber Akkoyunlular döneminde kullanıldığı sanılmaktadır Kaynaklarda bu kale ile ilgili herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır Günümüze ulaşabilen kalıntılar, kalenin iri blok taşlardan yapıldığını göstermektedir Burada herhangi bir kazı yapılmamış, mevcut kalıntılar da kalenin planı hakkında bilgi vermeye yeterli değildir Büyük olasılıkla bu kale daha önce yapılmış olan bir kale üzerinde, Akkoyunlular döneminde yapılan ilavelerle XV yüzyılın ilk yarısında kullanıldığı sanılmaktadır
|
|
İğdir'i Taniyalim |
|
|
#4 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İğdir'i TaniyalimIğdır Kervansarayı ![]() Iğdıra 25 km uzaklıkta Asma Köyü yakınında bulunan bu kervansaray XII -XIII yüzyılda Emir Şerafeddin Ejder tarafından yaptırılmıştır Batum-Tebriz kervan yolu üzerinde, Çilli Geçidinden önce menzil noktasında bulunan kervansaray dikdörtgen planlıdır Kervansarayın uzun kenarlarında silindir biçimli beş kule ile duvarları takviye edilmiştir Kervansarayın son derece gösterişli bir giriş kapısı bulunmaktadır Kapı baklava, sitilize edilmiş bitki motifleri ve yıldızlarla bezenmiştir Giriş kapısı üzerinde kitabesi bulunmamaktadır Bu kapıdan kare planlı bir hole geçilmektedir Bu holün üzeri pandantiflerin taşıdığı manastır tonozu ile örtülmüştür Holün iki yanında birer hücre bulunmaktadır Bunların da üzeri manastır tonozları ile örtülüdür Bu iki hücrenin kervan yolcularının yatması için yapıldığı sanılmaktadır Buradaki holden üç nefli bir bölüm halinde ahırlara geçilmektedir Bunlardan ortadaki nef, iki yanlardaki neflere göre daha yüksek ve daha büyük tutulmuştur Kervansarayın kalıntılarından anlaşıldığına göre avlusuz bir kervansaray plan tipindedir Yapı günümüze oldukça harap durumda gelmiştir Bununla beraber Kültür Bakanlığınca 1988 yılında koruma altına alınmıştır
|
|
İğdir'i Taniyalim |
|
|
#5 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İğdir'i TaniyalimIğdır Türbe ve Kümbetleri Garip Dede Türbesi (Karakoyunlu) ![]() Iğdır Karakoyunlu ilçesinde, mezarlığın kenarında Garip Dede Türbesi bulunmaktadır Bu türbenin kime ait olduğu bilinmemektedir Bununla beraber, Türbenin mimari yapısından XII -XIII yüzyıla ait Selçuklu eseri olduğu anlaşılmaktadır Türbe, kesme taştan yapılmış, sekizgen planlıdır Gövdenin her kenarında sivri kemerler içerisinde yuvarlak kemerli birer pencere bulunmaktadır Giriş kapısı oldukça yüksektir Sekizgen gövdenin üzerinde sekizgen kasnağın taşıdığı sivri bir külah ile üzeri örtülmüştür Türbe günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir Kümbet (Merkez) Iğdır Merkez ilçeye bağlı Çakırtaş Köyünde bulunan kümbetin kime ait olduğu bilinmemektedir Kaynaklarda bu konuda bilgi olmadığı gibi kitabesi de bulunmamaktadır Yapı üslubundan XII -XIII yüzyıllarda Selçuklular döneminden kaldığı sanılmaktadır Günümüze harap bir durumda gelen kümbet kesme taştan yapılmış altında da mumyalık kısmı bulunmaktadır Büyük olasılıkla da üzeri konik bir çatı ile örtülü bulunuyordu
|
|
İğdir'i Taniyalim |
|
|
#6 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İğdir'i TaniyalimIğdır Anıt ve Mezarları Soykırım Anıt ve Müzesi (Merkez) ![]() Iğdır Soykırım Anıt ve Müzesinin yapımına 1 Ağustos 1997 tarihinde başlanmış, 5 Ekim 1999da da açılışı yapılmıştır Soykırım Anıt ve Müzesi 1 3 hektarlık bir alan üzerine kurulmuştur Türkiyenin en yüksek anıtlarından biri olup, yüksekliği 43 50 m dir Anıtın altındaki 350 m2lik alan müze olup, üzerine beş kılıcın oluşturduğu bir anıt dikilmiştir Bu anıtın kılıçlarının granitleri Çinden, diğer mermer, granit, taş ve keramik gibi malzemeler de Türkiyenin çeşitli bölgelerinden getirilmiştir Anıttaki kılıçların kabzalarında tunç döküm rölyeflerle eski Türk devletlerinin kuruluşundan Cumhuriyete kadar gelen devreler anlatılmaya çalışılmıştır Anıtın altındaki müzede bölgede Ermenilerin 1915-1918 tarihleri arasında yapmış oldukları katliamlar, sonraki yıllarda bulunan toplu mezarlardan çıkarılan belge ve malzemeler ile fotoğraflar sergilenmektedir Oba Köyü Anıt Mezarı (Merkez) Iğdır Oba Köyünde Ermenlerce katledilmiş Türklere ait toplu bir mezar, Prof Dr Enver Konukçu tarafından 1986 yılında ortaya çıkarılmış, bu katliam olayı ile ilgili belgelere de arşivlerde rastlanmıştır Toplu mezar kazısında öncelikle 6 00x8 00 m ölçülerinde açılan açmalardan sonra demir kilitli bir kapı bulunmuş ve buradaki dolgu toprağın altında 90a yakın iskeletle karşılaşılmıştır Bu iskeletlerin kafatasları üzerinde delik, çatlak ve kırıklar bu insanların kafalarına vurularak öldürüldüklerini göstermiştir O dönemde yörede yaşayanlar ve tarihi belgeler Ermeni çetecilerinin Oba Köyünden topladıkları silahsız insanların çoğuna işkence yaptıkları, ardından da üzerlerine ateş açtıkları ve gazyağı dökerek de yaktıklarını doğrulamaktadır Bu insanların bulundukları oda, ahşap direğin taşıdığı toprak damlı bir yapı idi Bu olay tarihe Tandır Damı Katliamı olarak geçmiştir Burada yapılan kazılar, ahşap direğin yanmasından ötürü toprak damın çöktüğünü gösteren yanmış ahşap parçalar, cam kırıkları, demir parçaları, kurşun çekirdekleri ve yoğun bir kül tabakasını ortaya çıkarmıştır Hakmehmet Köyü Anıt Mezarı (Merkez) ![]() Iğdır Hakmehmet Köyünde 17 Eylül 1919da Ermeniler tarafından katledilmiş 51 Türkün mezarı bulunmuştur Katledilen bu insanların anısına Iğdır Valiliğince yaptırılan anıt mezar 4 Ekim 2002 yılında açılmıştır Tarihi kaynaklara Su Kuyusu katliamı olarak geçen bu olayda öldürülenlerin iskeletleri 5 Ekim 1999da bulunmuş, yurtiçi ve yurtdışında bu olay duyurulmuştur Koç Başlı Mezar Taşları (Karakoyunlu) ![]() Iğdır Karakoyunlu ilçesinde bulunan koç başlı mezar taşları Karakoyunlular döneminden günümüze gelebilen eserler arasındadır Selçuklular ve Karakoyunlular döneminde yapılmış Doğu Anadolunun bir çok yerinde hayvan şeklinde mezar taşlarına rastlanmaktadır Bu mezar taşları genellikle kahramanlıkları görülen kişiler ile genç yaşta ölen kişiler için dikilmiştir Bu taşların üzerinde kitabelere rastlanmamaktadır Karakoyunludaki koç başlı mezar taşları yöresel taşlardan yapılmışlar ve bunların büyük bir kısmı da günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir Kültepe (Merkez) Iğdır Melekli beldesi yakınındaki Kültepede 1913 yılında yapılan kazılarda bir Urartu mezarlığı ortaya çıkarılmıştır Bu mezarlıktaki ölülerin yakılarak, küllerinin küpler içerisine konulup gömüldüğü kazılar sonucunda anlaşılmıştır Ayrıca bu mezarlıkta süs eşyaları, silahlar ve mühürler bulunmuştur
|
|
İğdir'i Taniyalim |
|
|
#7 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İğdir'i TaniyalimIğdır Doğal Güzellikleri Ağrı Dağı ![]() Türkiyenin doğu ucunda Türkiye-İran ve Ermenistan sınırlarının kesiştiği noktada bulunan sönmüş bir volkanik kütle olan Ağrı Dağının kuzey ve doğu etekleri denizden 1 000 m yüksekliğindeki geniş bir alüvyon ovasının ortasında yükselmektedir Dağın çapı ortalama 40 km dir Ağrı Dağının birbirlerinden 11 km uzaklıkta iki doruğu bulunmaktadır Bunlar Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı olarak isimlendirilmiştir Büyük Ağrı Türkiyenin en yüksek dağı olup, deniz seviyesinden 5 165 m yüksekliğindedir Küçük Ağrı ise koni biçimindedir ve deniz seviyesinden 3 925 m yüksekliktedir Bunların her ikisi de volkanik patlamalar sonucunda oluşmuştur Kraterleri bulunmamakla beraber zirvesinde ve kenarlarında koniler ve çatlaklar görülmektedir Dağın 4 000 m den sonraki yükseklikleri sürekli karla kaplıdır Büyük Ağrının kuzey yanında, doruğa yakın yerde gerçek bir buzul tabakası bulunmaktadır Bu buzul tabakası 10 km lik bir alanı kaplamaktadır Ağrı Dağının 1 500-3 500 m arasındaki yükseklikleri ardıçlarla kaplı olup, burada geniş otlaklar bulunmaktadır Bununla beraber Büyük Ağrının büyük bir bölümü ağaçsızdır Buna karşılık Küçük Ağrıda az da olsa kayın ormanları ile karşılaşılır ![]() Ağrı Dağının Nuh efsanesine göre, Nuhun gemisinin tufandan sonra burada karaya oturduğuna inanılmıştır Ağrı dağının kutsal kitaplarda ismi Ararat, Kuh-i Nuh, Cebel el Haris olarak geçmektedir Gezgin Marco Polo bu dağdan hiçbir zaman çıkılamayacak bir dağ olarak Seyahatnamesinde söz etmiştir Ağrı Dağında il kez 1829da Alman Dağcısı Johann Jacob Von Parrot tırmanmıştır Onun ardından 1834 ve 1843te Antonomof başkanlığında Rus dağcıları, 1845te Wagner ile Abich ve 1856da da Monteith ile Stuart isimli Batılı dağcılar tırmanmıştır Türk dağcıları ise ilk defa Cumhuriyet döneminde Ağrıya tırmanmayı başarmışlardır Türkiye dağcılık Federasyonu eski başkanlarından Dr Bozkurt Ergör 21 Şubat 1970te Ağrıya tırmanmıştır Sonraki dönemlerde de Türk dağcıları Ağrı Dağında kış tırmanışlarını gerçekleştirmişlerdir Bununla beraber, dağın coğrafi konumundan ötürü hızla değişen hava koşulları ve sert fırtınalar kış aylarında solo tırmanışı yapamamışlardır Korhan Yaylası Ağrı Dağının 3 000 m yüksekliğinde bulunan Korhan Yaylası dağın kuzeydoğu yamaçlarındadır 1860lı yıllara kadar Korhan yaylası Iğdırın önemli bir yerleşim yeri idi Ancak 1860 yılında burada meydana gelen bir deprem sonrası yaylada yaşayan 50 bin kişi ovaya inerek Iğdır kentini kurmuşlardır Otlaklarla kaplı olan bu yayla günümüzde yöre halkının, göçerlerin hayvanlarını otlattığı bir yer olarak kullanılmaktadır Yaylada 1990lı yıllarda yasa dışı örgüt PKKnın kampı bulunduğundan ötürü yöre halkı ve göçerler bu yaylaya çıkamıyorlardı Yayladan yasa dışı örgüt kampının temizlenmesinden sonra halk yeniden hayvanlarını otlatmak üzere bu yaylaya getirmektedirler Bugün yaylada bulunan Jandarma Karakolu ile güvenlik sağlanmıştır Günümüzde Korhan Yaylası Festivali yapılmaktadır
|
|
|
|